İklim KriziManşetTürkiye

Deniz salyasının temel nedeni küresel ısınma

The Guardian‘dan Selin Uğurtaş‘ın haberi Yeşil Gazete tarafından çevirilmiştir. 

*

Yukarıdan bakıldığında, Marmara Denizi‘nin koyu mavi sularında dönen bej bir fırçaya benziyor. Yakından bakıldığında ise kremsi, jelatinimsi bir bataklık kum örtüsünü andırıyor. Bilim insanları, deniz salyası olarak bilinen maddenin (müsilaj) küresel ısınmanın bir sonucu olarak arttığı konusunda uyarıyor.

Bu sümüksü, mukus benzeri madde 2007’den önce Türkiye sularında kaydedilmemişti.

Müsilaj, uzun süreli, ılık sıcaklıklar ve sakin havanın bir sonucu olarak, suda bol miktarda besin bulunan bölgelerde meydana gelir. Fitoplankton, nitrojen ve fosfor gibi besinler deniz suyunda yaygın olarak bulunduğunda ise kontrolden çıkar. Bu besinler, yaklaşık 20 milyon insanın atık suyunun akıtıldığı ve doğrudan Karadeniz’den beslenen Marmara Denizi’nde uzun süredir bol miktarda bulunuyor.

Sıradan miktarlarda, bu küçük, yüzen deniz bitkileri okyanuslara oksijen sağlamaktan sorumludur, ancak aşırı çoğalmış halleri, tam tersi bir etki yaratır. Stres koşulları altında, doğru koşullarda denizde kilometrekarelerce alanı kaplayacak şekilde büyüyebilen mukus benzeri bir madde salgılarlar.

Çoğu durumda, maddenin kendisi zararlı değildir. İstanbul Üniversitesi‘nden deniz biyoloğu Dr. Neslihan Özdelice, “Gördüğümüz şey temelde protein, karbonhidrat ve yağın bir kombinasyonudur” diyor.  Ancak yapışkan madde, E coli dahil olmak üzere virüsleri ve bakterileri çeker ve aşağıdaki deniz yaşamını boğan bir örtüye dönüşebilir.

Şimdiye kadar görülen en büyük deniz salyası yayılımı olan bu yılki olay, aralık ayı sonlarında derin sularda başlamıştı ve başlangıçta, sadece ağlarını atamayan balıkçılar için bir baş belasıydı.

Mercanları da öldürüyor

Ancak aynı dönemde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde deniz biyoloğu olan Dr. Barış Özalp, Ege ile Marmara denizlerini birbirine bağlayan dar bir geçit olan Çanakkale Boğazı‘nda müsilajın yayıldığını gördü.

Özalp, asıl araştırma odağı olan mercanları izlemek için yaptığı düzenli dalış sırasında karşılaştığı durum karşısında şaşırdığını anlatıyor. Deniz salyası, mercanlar gibi hareketsiz organizmaların etrafını sararak beslenme veya nefes alma yeteneklerini engelleyip çoğu zaman onları öldürüyor.

Özalp, “Mart ayında ölçümler için daldığımda ve mercanlarda ciddi ölümler keşfettiğimde ortaya çıkan durumun vahametini anladım” diye konuşuyor ve en çok etkilenen türler olarak altın mercan (Savalia savaglia) ve çalkantılı deniz kamçıyı (Paramuricea clavata) gösteriyor. Özalp’a göre, deniz salyası bu hızla yayılmaya devam ederse, Marmara Denizi’nin dibindeki omurgasız yaşamın çok ciddi tehdit altında kalacak.

Su ve atmosfer arasındaki bağı koparıyor

Sonraki aylarda derin sulardan kıyı şeridine ulaştığında, balıkların üreme alanını da tehdit etmeye başlayan deniz salyasının ekonomik etkileri üzerine bir araştırma sürdüren  Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Dr. Mustafa Sarı da  “Müsilaj kıyıları kapladığında, su ve atmosfer arasındaki etkileşimi sınırlıyor” diyor.

Sarıya’ya göre, su ve atmosfer arasındaki ayrışma sırasında denizdeki oksijin giderek azaldı ve müsilaj easen bölgedeki havayı emdi. Sarı Bandırma’da birkaç hafta önce binlerce balığın ölmeye başladığını da ifade ediyor.

Bilim insanları, Marmara Denizi’ndeki atık su baskılarını azaltmak için acil eylem çağrısında bulunuyor. “Ana tetikleyici, fitoplankton daha yüksek sıcaklıklarda büyüdüğü için iklim değişikliğiyle ilgili ısınmadır” diye konuşan Özdelice, deniz suyunun sanayi öncesi dönemlerden beri 2-3 derece daha sıcak olduğuna dikkat çekiyor. İklim değişikliğiyle mücadele küresel ve uyumlu bir çaba gerektirdiğinden, şu an için Türkiye’nin kontrol edebileceği faktörlerin aşırı avlanmayı ve atık su boşaltımını önlemek olduğunu kaydeden Özdelice, “Bu aynı zamanda aşırı avlanmanın bir sonucudur, çünkü fitoplankton tüketen filtre besleyiciler aşırı derecede avlandıklarından, [fitoplankton ve deniz sümüğünün] üremesi için yer açıyor” diyor.

İklim değişikliğinin gözle görülür etkisi

İklim değişikliğinin ek baskısından önce bile, yarı kapalı Marmara Denizi’nin yoğun nüfuslu ve sanayileşmiş Marmara havzasının yükünü zar zor omuzlayabildiğini kaydeden Sarı da sıcaklıklar yükseldikçe denizin tamamen farklı şekillerde tepki verdiğine dikkat çekiyor:

“İklim değişikliğinin gözle görülür etkilerini yaşıyoruz ve uyum, alışılmış uygulamalarımızın elden geçirilmesini gerektiriyor. Bunun için geniş kapsamlı bir çalışma başlatmalıyız. ”

Kategori: İklim Krizi