Köşe Yazıları

Demokrasi kültürü ve sivil itaatsizlik

0


Anayasa deli gömleği, yasalar ayak bağı. Siyasi partiler yasası, seçim yasası, terörle mücadele, basın yasası ve diğerleri,  demokrasimizin gelişmesi önünde birer barikat gibiler.Topluca zorlanıyoruz elimizi ayağımızı kurtaralım, nefes alalım,  adım atalım diye. Yeni yollar deniyoruz. Bu kez sivil itaatsizliğe sarıldık. Sanal alemde, sokaklarda, meydanlarda taleplerimizi dile getirmenin en barışçıl, en pasif ancak, en etkili yollarından biriyle direniyoruz, yasakçı yasalara, devlete ve siyasi iktidara.

Otuz yıldır silahla, savaşla çözüm arayan devlet ve PKK da artık barışçı, demokratik çözümün önünü açmış görünüyorlar. Ne var ki, bu son otuz yılda ruhlara işlemiş şiddet kültürünün aşılması kolay görünmüyor.

Kürt hareketinin liderleri sivil itaatsizlik eylemini başlattıktan hemen sonra, birkaç merkezde, polisin gereksiz müdahalesi sonucunda eyleme şiddetin gölgesi düştü. Güvenlik güçleri koşullandıkları devlet refleksiyle ve kuşkusuz amirlerinin emirlerine uyarak copa, gaz bombasına, tazyikli suya başvurdular. Bunu hep yapıyorlar.

Bugüne kadar kaçmaktan, taştan, pankart sopalarından başka savunma aracına sahip olmayan sivilin hafızasına polisin şiddeti nakşedilmiş durumda. Gözünü şiddetin coğrafyasında açmış; dayakla, işkenceyle, ölümle, yoksullukla terbiye edilmek istenmiş bir halk için, korunma refleksi geliştirmekten  doğal ne olabilir.

Ama hayır, sivil itaatsizlikte refleksler bile kontrol altına alınmak zorundadır. Hem kendimizi hem polisi eğiteceğiz ve bir barış kültürünü, demokrasi kültürünü geliştireceğiz. Gerçek anlamda sivil olmayı, sivil itaatsizlik yapmayı öğrendikçe, bizim de devletin de alışkanlıkları değişecek.

Bu iletişim çağında, özellikle de internet üzerinden, en kapalı rejimlerde bile artık siviller, özellikle de genç nüfus, demokrasiyi sosyal medyalarda öğreniyor. Başkasını dinlemeyi, diyalog kurmayı, dayanışmayı ve birlikte hareket etmeyi, direnmeyi öğreniyor. Ortadoğu ülkeleri peş peşe ‘genç sivillerin’ demokratik, barışçı yollarla ayaklanışına sahne oluyor. Sivil halklar 40 yıllık totaliter, otoriter rejimleri sarsıyorlar, değişime zorluyorlar.

Biz de öğreneceğiz pasif direnişi, sivil itaatsizliği. Devleti yönetenler de öğrenecekler, demokratik haklarını kullanan insanlara şiddet kullanılmayacağını. Halkların, demokratik haklarını eninde sonunda yasalara, anayasalara yazdıracaklarını bilecekler…

Dünya artık birleşik kaplar gibi. Özgürlük, dolu olandan boş olana doğru akıyor, eşitleniyor, dengeleniyor. Özgürlük rüzgarları tüm halkları dalgalandırarak esiyor…

Demokratik çözüm için sivil olmak…

Kürt halkı barış için, demokratik çözüm için meydanlara çıkıyor. Bu ülkede eşit haklı yurttaşlar olarak, barış içinde birlikte yaşama iradesini, bu kez de sivil itaatsizlik yoluyla ifade etmek için meydanlara çıkıyor.

Çünkü, sivil itaatsizlik, kamu vicdanında haklı olmanın verdiği özgüvenle ve cesaretle mevcut yasalara meydan okumaktır. Hak yerini bulsun, diye… Meşru olan hak, yasal da olsun, diye… Hak’sızlığı cümle alem duysun, görsün diye, meydanlara çıkmaktır…

Sivil itaatsizlik aleni, açık açık, ilan ederek yasayı ihlal etmektir.  İhlal ederken de, bedelini  ödemeyi göze almak, demektir.

Ancak, bu bedeli benden (gönüllü olanlardan) başkasına ödetmeyeceğim, başkalarına zarar vermeyeceğim, demektir.

Şiddet kullanmayacağım, silah kullanmayacağım, taş atmayacağım, sopa kullanmayacağım, demektir. Bana şiddet kullanılsa bile, ben karşılık vermeyeceğim, şiddete baş vurmadan eylemimi sürdürmeye devam edeceğim, demektir.

Çünkü taleplerim haklıdır, direnişim meşrudur!

Sivil itaatsizlik aynı zamanda pasif direniş demektir. Bu elbette kolay bir yol değil, çelik gibi bir irade gerektirir. İnsan bu irade gücünü ancak haklılığından alır.

Pasif direniş halindeki insana şiddet uygulayan güç ise, arkasında ister devlet olsun, ister ordular, halkın gözünde de vicdanında da adaletsizdir, haksızdır; eninde sonunda silahını bırakmaya, yasasını değiştirmeye yazgılıdır…

Mahatma Gandhi, pasif direnişle milyonlarca silahsız insanı arkasına alarak İngiliz sömürgecilerini mağlup etmiş, bağımsız Hindistan’ı böyle kurmuştu. Güney Afrika’daki beyaz ırkçı rejime karşı siyahlar uzun yıllar boyu sivil itaatsizlikle, pasif direnişle aphartheit’a son verdiler. Eşit vatandaşlık haklarını kazanıp Anayasalarına yazdılar. Direnişin lideri Nelson Mandela devlet başkanı oldu. Amerika’da “Sivil Haklar Hareketi” sivil itaatsizlik eylemleriyle, pasif direnişle ‘siyah beyaz ayrımcılığı’nı yasaklayan yeni bir medeni hukuk yarattılar.

Sivil itaatsizlik, ahlaki ve vicdani bir eylem olarak hak ve özgürlüklerin alanını genişletir ve hukuk yaratır. Örneğin, Kürtlerin sivil itaatsizlik eylemi taleplerinden olan anadilde eğitim hakkı ülkemizde konuşulmakta olan tüm anadillere eğitim hakkını da kapsayan yeni bir hukuk yaratacaktır.

Düzeni korumak amacıyla yapılan yasalar statik metinlerdir; donuk, cansız, zamandan, değişimden bihaber metinler. O yasaları, anayasaları yapan koşullar çoktan değişmiş, o yasakları koyanlar iktidardan gitmişlerdir, ama yeni gelenler, işlerine geldiği sürece dokunmak istemezler onlara, hatta onların arkasına sığınarak yönetmeyi tercih ederler.

Egemenlerin kendi iradeleriyle iktidarlarını sınırlandırdıkları nerede görülmüştür? Hangi hak yukarıdan bahşedilmiş, hangi özgürlük bedeli ödenmeden elde edilmiştir!

Yukardan yapılan reformlar da, iktidarların alicenaplığı sonucu değil, mutlaka yakın ya da uzak tarihlerde insanların ödedikleri bedellerin karşılığıdır.

Bu toprakların insanları da, 100 yıldır çok bedel ödediler ve artık eşit, özgür vatandaşlar olarak huzur içinde, insanca bir yaşamı çoktan hak ettiler!

 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.