İfade ÖzgürlüğüManşetTürkiye

Osman Kavala 1000 gündür Silivri’de: Tutukluluk süreci işkence halini aldı

Hak savunucusu ve iş insanı Osman Kavala’nın tutuklu olarak Silivri Cezaevi’nde bulunduğu süre 1000 günü geçti. Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra ve avukatları haftasonu bu vesileyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Buğra toplantıda, Osman Kavala’nın tutukluluk sürecinin “işkence sözü kullanılarak tarif edilebilecek bir hal aldığını” söyledi.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Şubat ayında Gezi Parkı Davası‘nda tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermişti. Davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala’nın tahliyesi beklenirken 15 Temmuz darbe girişimi ile alakalı bir başka dosyadan hakkında yeniden tutukluluk kararı verilmiş ve bu nedenle tahliye gerçekleşmemişti.

1000 gün içerisinde eşinin dört kez tutuklandığını, üç kez tahliye ve bir kez beraat ettiğini hatırlatan Prof. Buğra, “Beraat ettiği gün onu karşılamayı beklerken cezaevinden adliyeye götürüldü ve tutuklandı. Bu bizim için korkunç bir deneyimdi” diyerek şunları söyledi: 

Ben bütün bu yaşananları ne hukuki mülahazalarla ne de akıl ve mantık çerçevesinde anlamlandırabiliyorum. Osman Kavala’nın yaşadıkları, yaşadıklarımız bana Türkiye’de gerçeklik algısının kaybolmuş olduğunu düşündürüyor. Gerçek olanla gerçek olmayan arasındaki farkla fazla ilgilenilmiyor. Gördüğümüz şey aslında bunun yargıdaki yansımaları.”

“Bu ortamda makul şüphe, kanıt gibi kavramlar anlamını kaybetti” diyen  Buğra sözlerini şöyle sürdürdü:

Bin gündür özgürlüğünden yoksun olan Osman Kavala ne yapmış diye somut fiillere dayanan bir cevap yok. Bununla birlikte bu soruyu önemli bulmayan, ‘mutlaka bir şey yapmıştır da tutuklanmıştır’ diye düşünen bir kesim de var. Tutuklamalar sürecinde yaşanan acayipler böyle bir ortamda oluyor.”

Tutukluluk sürecinde bazı medya organlarında “asılsız ve kişiliğe saldırı niteliğinde haber ve yorumlarla” karşılaştıklarını söyleyen Buğra, bu konuda yaptıkları hukuki girişimlerin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

‘Tutukluluk süreci işkence halini aldı’

“Bizim hayatımızdan çalınan 1000 gün telafisi imkansız bir kayıp oluşturuyor” diyen Buğra şöyle konuştu:

“Eşimin annesi 90 yaşını geçmiş bir insan ve oğlunu bir daha görüp göremeyeceğini düşünüyor. Yargı sürecindeki acayipliklerinden rahatsız olmayanlar bunlardan vicdani bir rahatsızlık duyabilirler mi bilmiyorum. Ama bu 1000 günlük tutukluluk süreci artık işkence sözü kullanılarak tarif edilecek bir hal almış durumda.”

Avukatlar: Hukuki değil, siyasi bir süreç

Kavala’nın avukatları ise  bu tutukluluk sürecinin hukuki olarak yorumlanamayacağını, Kavala’nın siyasi gerekçelerle mahkûm edildiğini iddia etti. Avukatları, Kavala’nın mahkûm edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce (AİHM) hak ihlali olarak tanımlandığını ve hakkında derhal tahliye edilmesi kararı verdiğini, bu anlamda Kavala’nın tahliyesinin durdurulmasının suç teşkil ettiğini söyledi.

Casusluk suçlamasıyla ilgili olarak da bu anlamda somut bir delil olmadığını, bu suçun AİHM’in tahliye talebini aşmak için ortaya atıldığını ifade edildi. 

Osman Kavala’nın tutukluluğun 1000 gününde arkadaşları, sevenleri, sayanları onu bir sözcükle tarif etti. En çok kullanılan sözcükler; “Vicdan ve Vicdanlı” (48), “Mütevazı ve Tevazu” (44), İyilik ve İyi (30), İnsan (28), Nezaket (19), Umut (17), Diğerkâm (14), Dayanışma (13), Zarafet (11) ve Özgürlük (11) oldu.

İnsan hakları örgütlerinden çağrı

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Direktörü Kenneth Roth da Osman Kavala’nın 1000’inci günü sebebiyle bir mesaj yayımladı.

Roth açıklamasında, “Osman Kavala’nın tutukluluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gitgide otokratikleşen yönetiminin arkasındaki kurguları özetler nitelikte. Erdoğan Gezi Parkı protestolarında insanların kendiliğinden ona karşı ayaklanmış olabileceği gerçeğini kabul edemiyor. Dolayısıyla gülünç bir şekilde elebaşı Kavala’ymış gibi davranıyor” ifadelerini kullandı.