Doğa MücadelesiManşet

Hewsel bahçelerinden Millet Bahçesi’ne bir ekoloji yıkımı

Haber: Elif Ünal

UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilen Hewsel Bahçeleri’nin Millet Bahçesi’ne dönüştürülmesinin alanın ekolojik varlığını tehdit ettiğini söyleyen ekolojistler bölgenin statüsünün verilerek Kıyı Koruma Muhafaza Kanunu içerisine dahil edilmesini talep ediyor.

Dicle Nehri kıyısında, Diyarbakır Kalesi ile nehir vadisi arasında yer alan yaklaşık yedi yüz hektarlık verimli arazinin 2015 yılında özel proje alanı ilan edilmesiyle birlikte ekolojik dönüşümü de başlamıştı.

Etaplar halinde planlanan projenin 1’inci etabının iptali için İdare Mahkemesi’ne yapılan başvuru ise, proje tamamlandıktan sonra sonuçlanmış böylece mahkemenin verdiği durdurma kararı alanı kurtarmak için yeterli olmamıştı.

Işıklı: Doğal park yerine yapay parkı tercih ettiler

Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Vahap Işıklı Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada bölgenin herhangi bir statüsünün bulunmamasının, yapılmak istenen proje için hukuksal bir boşluk sağlayarak bir hareket alanı sağladığını söyledi.

Bu süreçte bölgedeki değişimi anlatan Işıklı, “Doğal bir park yerine yapay bir parkı tercih ettiler. Bu sırada yollar yapıldı, 3-4 katlı kafeler yapıldı. Bu kafelerin de ilk iki katı ruhsatlı ama üst katları ruhsatsız. İleriki aşamalarda bölgeye bir şelale yapılacağı söyleniyor. Dicle’den Hantepe Şehitliği’ne uzanan 22 metrelik kanal yaptılar ancak onun yapımı şimdilik durdu” dedi.

‘Hasankeyf’e dönmesini istemiyoruz’

Verilen zarardan bir an önce geri dönülmesi gerektiğini söyleyen Işıklı “İleride oraya külliye tarzında bir şey yapılacağı da söyleniyor. Nehir üzerinde kurulan barajlar da mevcut. Biz ileride oranın sular altında kalan Hasankeyf’e dönmesini istemiyoruz” dedi.

‘UNESCO bizimle de görüşmeli’

Işıklı, ilerleyen aylarda UNESCO’nun bölgeye bir ziyaret gerçekleştireceğini, bunun için de bölgedeki örgütlerin ve sivil toplum kuruluşlarının birleşerek bölgedeki yıkımı gösterecek bilimsel bir rapor hazırlamaya başladıklarını söyledi.  UNESCO ekibinin yalnızca Türkiye hükümeti yetkilileriyle görüştüğünü belirten Işıklı, ekibin kendileriyle görüşmesini ve bu raporu dikkate almalarını talep ettiklerini sözlerine ekledi.

Ekoloji Birliği: Bir çivi bile çakılmaması gerekiyor

Ekoloji Birliği tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada ise “Hewsel bahçeleri UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilmiş olmasına rağmen hala işgal, istila ve kirletilme devam etmektedir. Hewsel Bahçeleri bu yönüyle bir çivi bile çakılmaması gereken bir dünya mirasıdır. Yaklaşım da bu yönlü olmalıdır. Merkezi iktidar tarafından Hewsel Bahçeleri gibi bir dünya mirası sermayeye devredilirken orada yaşayanların yaşam hakları da gasp edilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

‘Kanal nedeniyle sazlıklar yok edildi’

Açıklamada bölgede yapılan kanal projesine de değinen Ekoloji Birliği “Suyun kanala hapsedilmesi nedeniyle sazlıklar yok edilmiş, nehir yatağına kurulmuş olan gölet kanalla beraber sermayeye resmen devredilmiştir. Meyve bahçesi adıyla da nehir yatağının işgali yeşil gösterilmeye çalışılmıştır” dedi. Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:

Sazlıklar yok edilerek su kanala hapsedilmiş; sucul yaşamın kendisi olan bu alan hafriyatlar ile doldurulmuş, flora ve fauna bitirilmiştir. Önümüzdeki uzun vadede Hewsel  ekosisteminin tahribatıyla nedeniyle bir ekolojik krize sürüklenmektedir.

Sonuç olarak bugün Hewsel’e yapılmak istenen kanaldan,  Kanal İstanbul’a kadar hepsi aynı çevrelerin pratiğidir. Bu sebeple yer fark etmeksizin, doğamıza karşı talan ve yok etme politikasına karşı ortak amaç doğa etrafında birleşip mücadele edilmelidir.

UNESCO’ya da şu sorunun sorulması gerekmektedir; “dünya miras listesine aldığınız Diyarbakır Surları ve Hewsel Bahçeleri neden korunmamakta, hiçbir önlem alınmamaktadır?