LGBTİ+ManşetTürkiye

Faruk Bildirici’den RTÜK’ün Fox Life’a verdiği cezaya şerh: Ayrımcılıktır, suçtur

İki kadının öpüşme sahnesi yüzünden para ve yayın durdurma cezası kararına şerh koyan Bildirici, “Uzman raporunda ihlalin konusu olarak eşcinsel ilişkinin konu edinmesi yazılmış. Bu ayrımcılıktır, suçtur. Çoğunluğun ahlak anlayışını dayatamazsınız’ dedi.

Medya Obmudsmanı ve CHP kontenjanından RTÜK üyesi Faruk Bildirici, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu‘nun (RTÜK) dijital platformlarda yayın yapan Fox Life kanalına, “9-1-1” adlı dizide iki kadının öpüşme sahnesinin “milli ve manevi değerlere, genel ahlaka ve ailenin korunması” ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle idari para cezası ve beş kez yayın durdurma cezası vermesine muhalefet şerhi düştü. “Amerikalı insanlardan Türk aile yapısına uygunluğu nasıl beklersiniz?” diye soran Bildirici, “Uzman raporunda ‘İhlalin konusu’ olarak ‘Eşcinsel ilişkinin konu edilmesi’ yazılmış, bu ayrımcılıktır, suçtur” dedi.

RTÜK, dijital platformlarda yayın yapan Fox Life kanalına, 9-1-1 adlı dizide iki kadının saniyelik öpüşme sahnesinin “milli ve manevi değerlere, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle idari para cezası ve beş kez yayın durdurma cezası verdi. Karara karşı oy kullanan Bildirici, RTÜK’ün “Yayıncılık Etik İlkeleri” nin de ayrımcılığa karşı çıktığını vurguladı.

Bildirici, yaptırım kararına ilişkin itirazlarını şu noktalarda topladı:

  • Şifreli kanalda gece yayınlanmış: Rapordaki değerlendirmeler bu yayının çocuk ve gençlerin cinsel eğitimine zarar vereceği gerekçesine dayandırılmış.Dizinin yayınlandığı saat ve mecra çocukların ekran başında olacağı bir zaman dilimi ve mecra değildir. Sözü edilen dizi saat 22.21’de izleyicilerin para ödeyerek abone olduğu dijital platformlardan servis edilen şifreli Fox Life kanalında yayınlanıyor. Yayın ihlali olduğu öne sürülen sahne ise saat 22.30’dan sonra yayınlanmış. Üstelik de programda koruyucu sembol olarak “7 yaş ve üzeri” ile “Şiddet ve korku” sembolleri kullanılmıştır.
  • Seks değil dayanışma görüntüsü: Öyle bile olsa, 9-1-1 adlı dizideki saniyelik bir sahnenin çocukları ve gençleri neden ve nasıl olumsuz etkileyeceği sorusuna da yanıt verilmesi gerekir. Zaten bu yayından çocuk ve yetişkinlerin zarar göreceğinin mantığını anlamak mümkün değil. Zira her ne kadar raporda ‘eşcinsel çiftin öpüşmesi’ denilmiş olsa da bu sahnede iki kadının erotik olarak tanımlanabilecek ya da seksi çağrışımlara neden olacağı söylenebilecek bir öpüşmesinden söz edilemez.
  • Eşcinsellik tercih değil yönelimdir: Çocuk ve gençlerin böyle bir sahneden olumsuz etkileneceği önyargısı, eşcinselliğin böyle örneklerin görülmesiyle tercih edildiği, yayıldığı, örnek alındığı gibi ilkel bir anlayışa dayanıyor. Oysa çağımızda artık bütün bilimsel yaklaşımlarda eşcinselliğin bir yönelim olduğu, eşcinselleri görerek tanıyarak eşcinsel olunmayacağı kabul görmektedir. Eşcinsellik, bir tercih değil bireyin doğasından kaynaklanan bir yönelimdir.

  • Eşcinsellerin görünürlüğü örnek oluşturmaz: Kaldı ki, 9-1-1 adlı bu dizi ve benzer unsurların yer aldığı dizi ve filmler, ABD ve batı ülkelerinde de yayınlanıyor ve böyle sonuçlara yol açtığını söylemek bilimsel ve gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Üstelik Türkiye’de de sanatçı, edebiyatçı ve değişik alanlardan eşcinsel ünlüler sürekli olarak medya ve toplumun gözü önünde. Öyle olsaydı, RTÜK’ün eşcinsel ünlülerin yer aldığı bütün radyo ve televizyon programlarına yaptırım uygulaması gerekirdi.
  • Amerika’da Türk aile yapısı olmaz: ABD kaynaklı bu dizide Türk aile yapısına uygunluk aramak zorlayıcı bir yorumdur. Ama illa Türk aile yapısına uygun olsun diye başka ülkelerin yapımlarının izlenmemesini istemek de akli bir yaklaşım olamaz.
  • RTÜK’teki çoğunluğun ahlak anlayışı dayatılamaz: ‘Toplumun milli ve manevi değerleri, genel ahlak ve ailenin korunması’ diye bir toplumu oluşturan bütün bireylerin üzerinde uzlaştığı bir anlayış olamaz. Hiçbir toplumda ‘genel ahlak’ ve her bireyin aynen kabul ettiği ‘milli ve manevi değer’ olamaz. Türkiye’deki bugünkü milli ve manevi değer ile genel ahlak anlayışının 15-20 yıl öncekiyle bile aynı olduğu söylenemez. Durum böyleyken, ‘toplumun milli ve manevi değerleri ile genel ahlak ve ailenin korunması’ ilkesine aykırı diye bir diziye yaptırım uygulamak, RTÜK’teki çoğunluğun ahlak anlayışının tüm topluma dayatılmasından başka anlama gelmez.
  • RTÜK şiddeti görmezden geliyor: RTÜK’teki çoğunluk, rd-tv’lerdeki şiddet ile kadına şiddet konusuna bu dizi örneğindeki kadar önem vermiyor; önlem almaya çalışmıyor.Oysa televizyonlardaki dizilerdeki kadına şiddet görüntüleri, kadına şiddeti sıradanlaştırıyor; katil ruhlu bazı erkeklere kadına şiddetin ve hatta cinayetin olabilirliğini gösteriyor.
  • Uluslararası protokollere aykırı: Hem de Üst Kurul, böyle bir yaptırım uygulayarak üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarda kabul edilen yayıncılık ilke ve protokollerine de aykırı davranıyor. Nitekim Türkiye-AB Yenilikçilik Alt Komitesi’nin 26 Mart 2015’te yapılan 5 numaralı hazırlık toplantısında ‘Üst Kurul mevzuatında cinsiyete dayalı ayrımcılık ve bireylerin cinsel yönelimine değinen bir düzenlemeye yer verilmediği’ eleştirisi dile getirilmiştir.

Kategori: LGBTİ+