EkolojiManşet

Greenpeace’den ‘Okyanuslarımızı Koru’ kampanyası

A whale shark in Cenderawasih Bay National Park. Greenpeace is in Indonesia to document one of the world’s most biodiverse – and threatened – environments and to call for urgent action to ensure that the country's oceans and forests are protected.

8 Haziran Okyanus Günü vesilesiyle bir kampanya başlatan Greenpeace, BM Küresel Okyanus Anlaşması’nın, okyanusların üçte birinin koruma altına alınması için güçlendirilmesini istedi

Svalbard’ın doğu kıyısındaki Barents denizinde faaliyet gösteren balıkçı teknelerinin çoğu dip trolünü kullanıyor, balıkları toplamak için büyük ağlar çekiyor. Bu, deniz tabanına ve burada yaşayan tüm canlılara zarar veren bir uygulama.

Bugün ‘8 Haziran Dünya Okyanus Günü’. Greenpeace, BM’de güçlü bir Küresel Okyanus Anlaşması oluşturulması için “Okyanuslarımızı Koru” kampanyası başlattı. Kampanya’ya ilişkin açıklada, “Aldığımız her iki nefesten birini borçlu olduğumuz okyanuslar, iklim değişikliği, aşırı avlanma, derin deniz madenciliği, petrol çalışmaları ve plastik kirliliği nedeniyle tarihte hiç olmadığı kadar büyük bir tehlike altında” olduğunu vurgulayan Greenpeace, okyanusların en az üçte birinin koruma altına alınmasını istedi. : “Bunu sağlamak için önümüzde büyük bir fırsat var: Birleşmiş Milletler Küresel Okyanus Anlaşması. 2020 yılında tamamlanması beklenen anlaşma okyanusların üçte birinin koruma altına alınması için kapı açabilir.”

Endonezya’daki Cenderawasih Körfezi Milli Parkı’nda bir balina köpekbalığı.

Okyanuslar dünyada bugüne kadar var olmuş, bilinen en büyük beyinlere (İspermeçet Balinası), gözlere (Dev Kalamar) ve kalplere (Mavi Balina) ev sahipliği yapıyor.

Akdeniz Deniz Memelileri için Pelagos Koruma Alanı’nda bir deniz yunusu,  Korsika’nın kuzey kıyısından 20 mil uzaktaki Greenpeace gemisi Arctic Sunrise’a yakın bir yerde yüzerken.

Okyanuslarımıza yönelik 5 tehdit

Açıklamada okyanuslara yönelik tehditler şöyle sıralandı:

1- İklim değişikliği

Sağlıklı ve yaşam dolu okyanuslar iklim değişikliğinin etkilerini sınırlayıp üstesinden gelmek konusunda en önemli savunma mekanizmalarından biri. Krillden balinaya, yosun ormanlarından deniz çayırlarına ve mangrovlara kadar neredeyse tüm okyanus canlıları karbonu soğurup saklayarak atmosferden uzaklaştırmaya ve deniz tabanında depolamaya yardımcı oluyor. Okyanustaki canlılar olmasaydı atmosferde yaklaşık yüzde 50 daha fazla karbondioksit bulunurdu ve Dünya çok daha sıcak olurdu. Ancak maalesef iklim değişikliği nedeniyle Kuzey Kutbu’nda ve Antarktika Okyanusu’ndaki buzullar hızla eriyor.

2- Plastik kirliliği

Dünya artık denizlerimizin yaşadığı plastik krizinin boyutlarını biliyor. Her dakika bir kamyon dolusu plastik denizlere karışıyor. Çoğu plastik, çevre koşulları ne olursa olsun biyolojik olarak ayrışmıyor. Maalesef bugüne kadar üretilen plastiğin yüzde 90’ı geri dönüştürülmedi. Büyük plastik parçaları balinalar, kaplumbağalar ve deniz kuşları gibi türlerin boğulmasına neden oluyor; küçük plastik parçaları ise deniz hayvanları tarafından yiyecek sanılıp yeniyor. Heybetli balinalardan balıklara ve hatta deniz tuzuna kadar her şeyde mikroplastikler bulundu ve bu plastikler binlerce yıl orada kalmaya devam edecek.

Sri Lanka kıyılarında, ispermeçet balinaları Orca’lara karşı.

3- Petrol kirliliği

Deniz yaşamını zehirleyen petrol sızıntısı ve kirliliği nedeniyle deniz kuşu gibi canlılar ölüyor. Okyanustaki petrol sızıntıları, haritalardaki ulusal sınırları takip etmiyor ve tüm yaban hayatını etkiliyor. Bunun yanı sıra petrol ve doğalgaz arama çalışmalarında derin deniz balinalarını sağır eden ölümcül sismik patlamalar kullanılıyor. Bugüne kadar var olmuş, bilinen en büyük beyne sahip ispermeçet balinası vb. türler “sesle” görüyor, yollarını bulmak ve hayatta kalmak için gelişmiş işitme duyularına güveniyorlar. Su altında kullanılan patlatma faaliyeti bu hayvanları sağır edebiliyor veya bölgeden hızlıca kaçmalarına yol açarak şaşırmalarına ve kaybolmalarına neden olabiliyor.

Svalbard’daki Sjettebreen buzulunun yakınındaki bir buz kütlesinin üzerinde bir deniz aygırı. Derin deniz madenciliği ve petrol sondajları Arktik’ten Antarktika’ya bütün okyanusları ve buralarda yaşayan canlıları tehdit ediyor.

4- Yıkıcı balıkçılık faaliyetleri

Denetimin olmadığı açık denizler, büyük gemiler tarafından talan ediliyor. Bu endüstriyel av gemileri, denizlerde trol ağı gibi yıkıcı yöntemler kullanarak sanki tarla sürer gibi deniz yatağını tarıyor, kompleks habitatlar deniz tabanıyla birlikte yok oluyor. Hepimizin yakından bildiği kaplumbağa, albatros, yunus ve denizatı gibi okyanus canlıları yıkıcı balıkçılık faaliyetleri tehlikesiyle karşı karşıya. Kaza sonrası başka balıkların da avlanması anlamına gelen “yan avlanma” sonucunda her yıl 300.000 balina ve yunus, av ağlarıyla “kaza sonucu” öldürülüyor.

Dampier Straight’deki bir mercan kayalığı. Papua, Endonezya.

5- Derin deniz madenciliği

Ay’ın yüzeyinden daha az keşfedilen derin denizler hakkında çok az bilgi var. Uzun yıllar boyunca insanlık derin denizlere ulaşamıyordu ancak teknolojinin gelişmesiyle artık gezegenin çok daha fazla bölümü sömürüye açık hale geliyor. Maden şirketleri derin deniz tabanındaki değerli mineralleri akıllı telefon ve bilgisayarlar için kullanılıyor ancak çok uzaklardaki nefes kesici yerlere zarar veriyor. Bilim insanları, yavaş büyüyen hayvanlar ve narin yapılar için zararın geri dönülemez hale gelebileceğini öngörüyor.

 

Kategori: Ekoloji