‘Arabama Aşığım’: Otomotiv sektörünün insan algısı ile bitmek bilmez imtihanı!

Otomobil icat edilmeden önce, Henry Ford dört teker üzerindeki motorlu icadı ile insanbeşeri o zamana kadar hiç ulaşamadığı hızlara çıkarmadan önceki zamanlarda nasıl bir hayatımız vardı. Hayal etmeye çalışalım. Motorlu hiçbir taşıt yok. Şimdi tarihi filmlerde gördüğümüze benzer ulaşım olanakları ile sınırlıyız sadece. Size de böylesi bir dünyayı tasavvur etmek bana geldiği kadar zor geliyor mu?

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin (BIFED) Panorama bölümünde gösterilen “Arabama Aşığım” (I’m in Love With My Car) otomobilsiz bir dünyayı tasavvur etmenin tam tersinden işletiyor hikayeyi. Film şu soruyu yöneltiyor içten içe seyirciye, “Sizce arabaların işgali altındaki dünya insan olan bizlerin de çehresini değiştirdi mi? 5 duyumuzun 5’ini de artık arabaların dünyası üzerinden mi algılar olduk?

Benim şansım, “Arabama Aşığım” belgeselinin İtalyan yönetmenleri Michelle Mellara ve Alessandro Rossi ile filmin gösteriminden bir gün önce festival süresi boyunca BIFED merkez ofisi olarak hizmet veren Dantela Cafe önündeki masalardan birinde filme dair görüşmek oldu.

Röportaj Ergi (İşbilen) ve Burcu (Halaç) tarafından, “Alper bak, “Arabama Aşığım” filminin yönetmenleri burada, Röportaj yapmak ister misin?” şeklinde önerildiğinde ilk tepkim, “Arabama Aşığım mı. Yeşil Gazete için mi!!!” şeklinde olsa da gerek röportaj sonrası ama asıl olarak filmi izlememin ardından o ilk tepkimin beyhude olduğu da ortaya çıktı.

Açık Radyo’dan Ömer Madra’nın filmin ardından yönetmenlere yönelttiği, “Filminizin adı “Arabama Aşığım”, ironik olarak Türk romanı da “Araba Sevdası” ile başlamıştı. Şimdi gelinen durum ise dizi film adlarından alır isek, “Kara Sevda”dır.” yorumunun altına bir imza attığımı belirttikten sonra sizleri Michelle Mellara ve Alessandro Rossi ile başbaşa bırakmak isterim.

***

Arabama Aşığım: Bir üçlemenin son filmi

Röportajı filmin yönetmenleri Michelle Mellara ve Alessandro Rossi (ortada) ile BIFED merkez ofisi Dantela Cafe önünde gerçekleştirdik. (Fotoğraf: Burcu Halaç)

-Bozcaada’ya hoşgeldiniz. Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım isterim?

Michelle Mellara: 2 İtalyan yönetmeniz. 20 yıldan bu yana da birlikte çalışıyoruz. Belgesel film çekiyoruz ama bunun yanında beraber çektiğimiz kısa ya da uzun metraj kurmaca filmler de oldu bugüne değin.Çektiğimiz belgeseller dünyanın pek çok yerinde gösterilme şansına sahip oldu, birçok festivale de katıldı. Onun dışında 50’ye yakın televizyon kanalına da satıldılar.

Bir yapım şirketimiz de var, adı Mammut Film. Şirketimizin merkezi İtalya’nın Bologna şehri. Çalışmalarımıza orada da devam ediyoruz.

Alessandro Rossi: Bozcaada’da gösterilen “Arabama Aşığım” bir üçlemenin son halkası aslında.

İlk iki filmden söz etmem gerekirse. İlki sağlık daha doğru ifade etmek gerekirse ilaç sektörüne dair bir filmdi. 3. Dünya ülkelerine ilaç tedarikine yakından bakmak istedik. İlk filmin adı “Health for Sale” (“Satılık Sağlık” olarak çevrilebilir).

İkinci filmde ise şehir alanlarında bahçecilik, ya da bir nev-i “earthyculture”  üzerinde durduk. Hobi bahçeleri olsun, şehir içi bostanlar olsun… kent içinde doğayı minik minik de olsa kurma çabalarına dairdi film ve adı da “God Save the Green” (“Tanrı Yeşili Korusun” olarak çevirebiliriz).

Ve üçüncü filmimiz de işte Bozcaada’ya getirdiğimiz, “I’m in Love With My Car” (Arabama Aşığım).

Arabalar ile 5 duyu organımızın ilişkisi

-Ben Yeşil Gazete adına festivale geldim. Sizinle röportaj yapmam önerilip filmin adının da “Arabama Aşığım” olduğunu öğrendiğimde önce bir irkildim. “Biz ekoloji üzerine, fosil yakıtların gezegeni getirdiği cehennemi hali vurgulamak üzerine bir gazeteyiz. Bu film otomotiv endüstrisini mi övüyor yoksa” dedim içimden. Arkadaşlar da tam tersi bir konusu olduğunu ifade ettiler ama ben size de sormuş olayım. Nasıl bir film “Arabama Aşığım?”

Michelle Mellara: İnsanlar ile arabalar arasındaki ilişkinin önemli olduğunu düşünüyoruz. O yüzden bu filmi çekmek istedik ve bize kalırsa konuya özgün bir bakış açısı da getirdiğimizi düşünüyorum. Film 5 bölümden oluşuyor ve her bir bölüm de bizim bir duyu organımıza hitap ediyor belgeselde. Görme, dokunma, işitme, koku alma ve tat alma hislerimize dair tesirlerine bakmak istedik arabalar ile olan ilişkimizin.

İlk bölüm ile başlayayım. Film az önce ifade ettiğim gibi arabalar ile insanların duyu organları arasındaki ilişki hakkında. Bir bakıma “Ayın karanlık yüzü”ne dair bir belgesel de diyebiliriz “Arabama Aşığım” için. Sizin sorunuza yanıt vermemiz gerekirse ilk düşünceniz doğru değil elbette, biz konuya eleştirel açıdan bakmaya çalıştık.

Fakat diğer açıdan bakacak olursak arabalar olan ilişkimizin çok sembolik yanları da var. Bir evliliği düşünelim ve o sahneyi gözümüzün önüne getirmeye çalışalım. Evli çiftin ilk isteği bir araba sahibi olmaktır ve evlenir evlenmez de arabaları ise uzaklaştıkları bir sahne canlanır gözümüzde. Bunun dışında Holywood sinemasında “Yol Filmleri” başlıklı kendine has bir janr vardır hepimizin bildiği gibi ve bu tarz filmlerde araba ile film kahramanının hikayesine odaklanmamız beklenir. Bunları da göz önüne aldığımızda bir yandan da böyle bir, tırnak içinde söylememiz gerekirse, “aydınlık, bize ferahlık getiren” bir yönü de var bu ilişkinin.

Çocukların zihnindeki araba imgesi: Özgürlük!

-Filmi yarın (12 Ekim 2018 Cuma) izleme imkanımız olacak. Röportajı ise hemen öncesinde gerçekleştiriyoruz. BIFED kitapçığından filmin konusunu okurken dikkatimi çeken bir şey oldu. “Bir grup ilkokul öğrencisi izleyiciyi hayali olana yapılan bir yolculuğa yönlendirir.” denmiş. Bu kısmın filmdeki yeri nedir?

Alessandro Rossi: Filmin çekim aşamasında bir senelik zaman zarfında da ilkokul öğrencileri ile “arabalar ve hayal dünyaları” temalı bir çalışmanın içerisine dahil olduk.

İlkokul öğrencileri ile uzun zamana yayılan ve konusu “çevre, trafik ve arabaların buna etkisi” olan bir atölye gerçekleştirildi. Atölyeyi gerçekleşen kişi bizim de arkadaşımız olan bir aktivist ve oyuncu idi. Ancak biz de süreç içinde çalışmayı gözlemleme ve zaman zaman çekim yapma şansına sahip olduk.

Workshop sırasında da filmde bizim konu aldığımıza benzer şekilde çocukların arabaları nasıl algıladığına dair düşüncelerini öğrenme imkanımız oldu. “Arabaları nasıl duyuyorlar?”, “Arabaları nasıl görüyorlar?” benzer şekilde arabalar ile koku-tat alma ve dokunma hisleri arasında nasıl bir ilişki halindeler soruları yöneltildi kendilerine.

Onlara araba imgeleri gösterildi ve araba sesleri dinletildi çalışma boyunca. Bir taraftan da çocukların arabaya yükledikleri anlam sorgulandı. Çizimleri, anlatımları vsr yolu ile “Araba sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna yanıtlar bulmaya çalışıldı. Bazı çocuklar araba ile özgürlük duygusunu bağdaştırdıklarını ifade ettiler mesela.

Zamanımızın can alıcı sorunları

-Filmi izledikten sonra başka sorularım da olacaktır ama şimdilik kaydı ile son sorumu yönelteyim. Bozcaada’yı nası buldunuz ve BIFED hakkındaki düşüncenizi öğrenebilir miyim?

Alessandro Rossi:Benim bu ikinci ziyaretim hem Bozcaada hem de BIFED’e. 2 sene önce jüri üyesiolarak yer almıştım festivalde. Adada olmak çok güzel. 2 sene önceki duygularıma benzer hisler taşıyorum. Yeni filmimizle burada olmak da çok güzel ve keyifli. Özellikle adanın bu mevsiminde burada olmanın da daha avantajlı olduğunu düşünüyorum.

Michelle Mellara: Ben ilk defa Bozcaada’da geliyorum. Adada olmaktan, festivali burada yerinde takip etmekten çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Film izlemek için çok güzel bir ortam sağlıyor Bozcaada. Tanıştığım insanlar çok çık fikirli ve büyüleyici idiler gerçekten.

BIFED’in misyonunu da çok önemli buluyorum. Festivali takip etmek de dünyadaki ekoloji sorunlarını 5 gün içinde de olsa takip etme şansı sunması açısından önemli. İklim değişikliği olsun, zamanımızın can alıcı sorunları olsun çok büyük ve önemli konuları ele alıyor festival.

Bugün Alessandro ile motosiklet kiralayarak adanın hemen her tarafını da dolaşma imkanı bulduk. Ada için söyleyecek olumsuz hiçbir yön yok. Bu mevsimde geldiğimiz için şanslıyız aslında. Bu gibi yerler için tek olumsuzluk ünlü olduklarında, cazibe merkezi olduklarında gelen yoğun turist akını sonucu değişime uğramaları. Ki öğrendiğimiz kadarıyla yaz sezonunda Bozcaada için de aynı olumsuz durum geçerli imiş.

Röportaj sırasındaki çeviri desteği için BIFED ekibinden Burcu Halaç’a çok teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)