Kırsal yaşam tecrübeleri için Kır-Ağı’nın dergisi ‘Kırağı’ ile tanışın!

Şehirden kırsala göçen, kırsalda/yabanda yaşayan, hayatını kırsalda/yabanda sürdürmeye niyetli bir grup insanın tecrübelerini paylaşabilmek amacı ile oluşturduğu Kır-Ağı grubu 3 ayda bir yayınlanmasını planladıkları Kırağı dergisi ile deneyimlerini çok daha geniş bir kesim ile de paylaşıyor.

Haziran ayı başında yayınlanan ve dağıtım kanallarını kullanmadan eş, dost, tanıdık sistemi ile Türkiye içinde pek çok yere ulaşan Kırağı dergisi ekibinden Hira Doğrul ile Yeşil Kamp’ta karşılaşınca fırsat bu fırsattır dedik ve kendisinden hem “Kır-Ağı” hem de “Kırağı” macerasını başından bugüne Yeşil Gazete okurları ile paylaşmasını rica ettik.

Kır-Ağı grubundan Hira Doğrul ile Kırağı dergisi macerasını Yeşil Kamp’ın son günü konuştuk

Alper Tolga Akkuş: Hira merhaba. Kır-ağı grubunu ve Kırağı dergisini konuşmadan önce seni tanıyalım mı biraz.

Hira Doğrul: 10 yıl kadar önce kırsala yerleştim. En son çok kısa bir İstanbul deneyimim oldu, öncesinde Ankara’da yaşadım. İstanbul’a da Açık Radyo’da çalışmak için gitmiştim. Önce Fethiye, sonra İzmir’in, şimdi de Bayramiç’in bir köyündeyim. Esas para kazandığım iş çeviri. 7 yıldır yoğun bir şekilde permakültür ile ilgileniyorum. Permakültür Platformu isminde bir bilgi paylaşım sitesi açtım.

Alper Tolga Akkuş: Kırağı dergisinden ve Kır-Ağı oluşumunda önce buluşmalar oluyor muydu?

Hira Doğrul: Yakın çevrelerde kırsalda yaşayanlar arasında oluyordu genellikle. Bayramiç geniş bir coğrafya. Ben 5 yıl önce ilk geldiğimde burada sadece 6 ya da 7 hane vardı bilfiil yaşayan. Bugün ise, özellikle Gezi’den sonraki dönemde yoğun olarak gelenleri de sayarsak, belki 80 hane vardır 12 ay kırsalda yaşayan. Çok geniş bir coğrafya sık sık bir araya gelemiyoruz ama arada piknikler yapıyoruz. Ama farklı coğrafyalarda yaşayanların bir araya geldiği buluşmalar olmuyor.

Alper Tolga Akkuş: Kırağı dergisi nasıl başladı?

Hira Doğrul: Şöyle başladı; 2017 Aralık ayında Dersim’de yaşayan Miraz Ruspi, kırsalda yaşayan, tanıdığı çeşitli kişilere Facebook’ta bir grup kurmak üzere davet gönderdi. Niyeti belli bir süredir kırsalda/yabanda yaşayan insanların birbirleri ile deneyimlerini paylaşmasıydı.

Grubun adı Kır-ağı olarak Miraz tarafından belirlenmişti ilk halinde. Facebook sayfası da bu isimle açıldı. Yavaş yavaş büyüdü ve gelişti o facebook grubu. Kır-ağı açıldıktan 1 ay kadar sonra da, İzmir’in kırsalında yaşayan Barış bir dergi önerisi getirdi. Daha önceden de kendisinin dergicilik deneyimi olmuş.

Alper Tolga Akkuş: Kır-ağı’nda an itibarı ile kimler var?

Hira Doğrul: Kır-ağı’nın üye sayısı otuzun üstünde, üyelik bekleyenler de var.

Barış’ın önerisine hemen 7-8 kişiden olumlu tepki geldi, “hadi yapalım” dedik. Ocak ayında fikir çıkmıştı, dergi de 8 Haziran’da çıktı.

İlk sayının kadrosundan Miraz Dersim’de, Esra Silifke’de, Barış ve Senem İzmir’e 40-50 km mesafede bir vadide, ben, Ada ve Emel Bayramiç’te, Mayıs biraz gezgindi o dönemde, Yosun Kaş’ta.

Çok ilginç bir deneyim idi gerçekten. Birbirini çoğunlukla yüz yüze tanımayan bir grup insan olarak başladık maceraya. Nasıl bir dergi olsun, içeriği nasıl olsun diye çeşitli yazışmalar döndü. Derken Esra ve Barış’ın yazıları geldi, bunlar bayağı bir fikir verdi bize.

O dönem yazışmalarla geçti, bazı arkadaşlarımız gruptan ayrılmayı seçti. Mesela vegan yaşam tarzını seçen bir arkadaşımız, bal üreten ve bu deneyimi üzerinden fikirlerini paylaşan başka bir arkadaşımızın ifadeleri üzerine ayrıldı. Ardından kalan çekirdek ekip olarak şunu farkettik ki biz tahakküm, hiyerarşi ve insanın insan dışı canlılara karşı uyguladığı zulüme karşı son derece hassasız, hayatlarımızı bu hassasiyete uygun şekilde yaşamaya çabalıyoruz ama kendimizi mesela vegan olarak tanımlamıyoruz. Bu hassas konuda daha net bir dil, tavır oturtana kadar bu meseleyi ele almamaya karar verdik.

Sonra yazılar gelmeye başladı ve “yazıları değerlendirme” sorunu gündeme geldi. O noktada da ismine “derin demokrasi” de diyebiliriz, herkes ikna olana kadar ya da itirazı giderilene kadar yazışmayı ve tartışmayı seçtik. Şöyle bir esneklik yoluna gittik: İkna olman gerekmiyor ama içinde şiddetli bir itiraz yok ise, “Tamam, ben bu görüşte değilim, buna katılmıyorum ama yazının dergide yer almasına da itiraz etmem,” diyebiliyorsun. Bu şekilde yolumuzu bulmaya çalıştık.

Bir iki yazı için 100’e yakın mail döndüğü de oldu grupta. Özellikle de hayvanlarla ilgili konularda. Derken yavaş yavaş birbirimizle hemhal olduktan sonra daha rahatladık ve  birbirimizin yazılarına girmeye de başladık. Ve bir noktadan sonra iş şuna döndü: Biz aslında dergi ve yazılarla değil de birbirimiz ile ilgiliyiz, birbirimizi tanımaya, görmeye, arkadaki hikâyeleri öğrenmeye, kaynaşmaya çalışıyoruz. Bu olunca da ekip olarak çok rahatlamış hissettik. Zaten o aşamadan sonra da işler su gibi aktı diyebilirim.

Alper Tolga Akkuş: Nasıl gidiyor derginin şu ana kadar ki macerası?

Hira Doğrul: Dergi ekibi Kır-ağı Facebook grubundan gelen 10 kadar kişiden oluşuyor. Dergiyi basma aşamasına geldiğimizde matbaalardan 1.000 adet için bir fiyat aldık. Bu miktarın yarısını dergi ekibi olarak aramızda topladık, kalan kısım için Kır-ağı ekibinin diğer üyeleri ile tanıdıklarımız katkıda bulundu. Dergi o şekilde bir dayanışma ile çıktı.

Dağıtım firmalarına girmeme konusunda ise daha baştan anlaşmıştık. Her anlamda derginin bir alternatif duruşu olsun istiyorduk. O anlamda mekanlar üzerinden dağıtılsın Kırağı dedik. Bu aynı zamanda başka oluşumlara da belki bir örnek olur diye düşündük. Kırağı’nın bulunduğu yerler arasında pek çok kafe var, el emeği ürün satan yerler var, gıda toplulukları, sahaflar var.

KırAğı Dergi facebook sayfasından bir fotoğraf. Fotoğraf altında ise, “Kırağı dergi ODTÜ’de bostana doğru ilerlerken.” mesajı var

Ve farklı şehirlerde dergiyi dağıtmaya gönüllü insanlar bulur muyuz dedik, bulduk da. İşte İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Adana, Çanakkale, Antalya, Diyarbakır şu an il olarak Kırağı’yı bulabileceğiniz yerler. İlçe olarak ise güneyin bayağı bir ilçesinde Kaş, Fethiye, Dalyan, Ayvalık gibi yerlerde varız. Yakınlarda Mardin’e ulaştı. Karadeniz’e de Hopa ile giriş yaptık.

Alper Tolga Akkuş: Şimdiye kadar kaç Kırağı dergisi okura ulaştı 8 Haziran’dan 5 Ağustos’a geçen süre zarfında?

Hira Doğrul: En son baktığımda 400 civarıydı.

Alper Tolga Akkuş: Dergi bizim yaşadığımız yere de gelsin diyenler ne yapabilirler?

Hira Doğrul: Facebook sayfamızda (Kırağı dergi) derginin hangi mekanlarda bulunduğunu açıklıyoruz. Oradan görebilirler. Aynı şekilde o sayfa üzerinden bizimle de iletişime geçebilirler.

Alper Tolga Akkuş: Bir de dergide fark ettiğim kadarı ile her sayıda “O sayının hayvanı” gibi bir seçim yapmışsınız. İlki de yaban domuzu olmuş.

Hira Doğrul: Yaban Domuzu oldu, evet. Yaban domuzu aslında özellikle kırsalda ve yabanda en çok karşımıza çıkan yaban hayvanlarından biri. Köylünün “belalısı” olarak nitelenen bir canlı. Sürekli öldürülen, sürekli ürünlere “zarar veren” bir hayvan. Lanetler savurulan, nefret edilen bu hayvanı biraz daha farklı tanıtabilmek üzere Esra (Güven) bu yönde bir öneride bulununca dergiye ekleyelim dedik.

Alper Tolga Akkuş: Kırağı çıktı, bu kadar zamandır da yayında. Şimdi ne hissediyorsun dergiye dair?

Hira Doğrul: İlk yazı Esra’dan gelmişti dergi için. “Açılan yaramı sara bir çiçek” başlıklı yazı. O yazıyı okuduğumda ben içimden “tamam” demiştim. Barış’ın akabinde gelen yazısı da bunu perçinlemişti.

Facebook sayfasından başka bir paylaşım. Bu sefer altına, “Menemen Taşhan’dan geçti ve Foça’ya uzandı kolları. Bir dalga şimdi… Menemen – Taşhan. Foça – Gramofon Kafe” ibaresi düşülmüş

Benim yaklaşımım şu aslında, “Bir şey diyor mu bu dergi?” Yaşanmışlıklar, deneyimler üzerinden çok samimi ve yoğun içeriklere sahip bence. Kişilerin kırsala dair dolanan kavramlardaki, yaklaşımlardaki kendi yansımaları bulunsun istemiştik. Sağlam bir kuramsal altyapı var ama yazılar kendine has evrenlerde dolaşabilmeyi başarıyor. Yeni anlatım tarzları ve görsel ifadeler çıkıyor gibi. Ada’nın suluboyaları tam bir nefaset zaten. Bu açılardan dergi benim içime sindi. Genel olarak dergiye geri dönüşler çok olumlu. Romantik bulanlar da var ama genel itibarı ile beğenildi, yeni bir ses getirdi diyenler var. Özellikle tasarım ve çizimler çok beğenildi anladığım kadarıyla.

Alper Tolga Akkuş: Kırağı’nın periyodu nasıl olacak?

Hira Doğrul: Mevsimlere uyalım dedik, 3 ayda bir olsun dedik ama asıl niyetimiz ne zaman hazır ise o zaman çıkması şeklinde.

2..sayı için yeni katılımlar bekliyoruz. Kırda yaşayanlardan yazı gelmesi tercih sebebi ama Kır – Şehir ayrımı biraz yapay ayrımlar belki de. Barış’ın vurguladığı gibi “yaban”ın tanımı da çok geniş aslında; uzayan saçlarımız, tırnaklarımız da, damarlarımızda dolaşan sıvı da “yaban” aslında. O anlamda söyleyecek yeni sözü olan ve bunu gerçekten içten, yargılamadan, dışlamadan söyleyen herkese açık olacak.

Henüz duyurusunu yapmadık ama yakın zamanda buna dair bir çağrımız da olacak.

Alper Tolga Akkuş: Bize zaman ayırdığın için teşekkür ederiz.

Hira Doğrul: Asıl bize mikrofon uzattığı için Yeşil Gazete’ye teşekkürler!

 

Röportaj: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)