[Hayvan Deneyleri] ‘En yakın akrabalarımız’ laboratuvarlarda – Yağmur Özgür Güven

İnsanlık tarihi boyunca, insan menfaatine küçük ya da büyük her bilimsel gelişme için mutlaka bir bedel ödenmesi gerekti. Peki bu bedeli kim ödeyecek? [Hayvan Deneyleri] yazı dizisinde bu sorunun cevabını hep birlikte bulmaya çalışacağız

***

Günümüzde halen popüler bir laboratuvar hayvanı olan insan dışı primatlar, tarih boyunca insanlar tarafından farklı amaçlar için kullanıldılar; Mezopotamyalılarda ilaç yapımı, Mısırlılarda incir toplama, Fransa monarşisinde moda objesi, çeşitli Asya ülkelerinde hırsızlık-dilencilik-tarım işçiliği, Osmanlı donanmasında gözcülük… Zogby International’ın 2001’de yaptığı ankete göre, Amerikalıların %54’ü insan yararı için şempanzelere acı çektirmenin kabul edilemez olduğunu, %65’i araştırmalar için öldürülmelerinin kabul edilemez olduğunu düşünüyor.

Darwin’in evrim teorisi ve insanla arasında var olduğunu öne sürdüğü yakınlık, 19. Yüzyıldan itibaren insan dışı primatların deneylerde daha sık kullanılmasına sebep olmuştu. 1950’li yıllarda, her yıl Endonezya, Hindistan, Afganistan gibi ülkelerden ABD’ye yüzbinlerce doğadan koparılmış primat gönderiliyordu. Bu da yakalama esnasında dahi bu türlerinin sayılarının hayli azalması demekti çünkü yerel kaynaklara göre dört hayvandan biri ölüyordu. Sayıları ciddi oranda azalınca, 1973 yılında Hindistan yıllık ithal kotasını 30 binden 20 bine indirdi. Hemen ardından, her yıl ABD’ye on bin civarı uzun kuyruklu makak ithal eden Malezya da ihracatla ilgili ciddi kısıtlamalara başladı. Ve ardından Bangladeş de benzer uygulamaya geçti.

1920’lerden itibaren ABD’deki laboratuvarların en gözde türü haline gelen insan-dışı primatlar üzerinde yapılan çalışmaların “altın standart” olarak nitelendirilmesinin sebebi aramızdaki benzerliklerdi ve araştırmacılar sürekli olarak aramızdaki genetik benzerliğe vurgu yapıyorlardı. İnsan dışı primatların laboratuvarlarda en çok tercih edilen türü olan şempanzelerin genomunun insanla uyuşmasına dair oranlar yıllar içinde pek çok kez değişmekle birlikte, 2005 yılında %98,77 olarak tespit edilirken, Wildman ve arkadaşları ise insan ve şempanze arasında %99,4 uyum tespit etti ve %4-5 oranında fark olabileceği sonraki çalışmalarda da kabul edildi. İnsan dışı primatların; sıtma, Hepatit, HIV gibi enfeksiyöz hastalıklar ve solunum virüsleri dışında kullanıldıkları diğer alanlar ise bilişsel ve davranışsal çalışmalar, gen terapisi, ilaç-aşı testleri ve bağımlılık yaratan maddelerle ilgili araştırmalardı.

İnsanlarda yapılan kokain araştırmalarında daha önce bu maddeyi kullanmış ya da hala kullanan kişiler seçilirken, insan dışı primatların (özellikle de rhesus maymunları) kullanıldığı kokain araştırmalarında ise öncellikle hayvanlar bağımlı hale getiriliyor ve eğitiliyordu. “Öz-idare” yönteminin kullanıldığı bu deneylerde hayvan kokain ihtiyacı olduğunda daha önceden bunun için eğitildiği düğmeye basıyor ve damar yolu açılarak yerleştirilmiş kateterden kokain alımı başlıyordu. Gerald Deneau’nun yönetimindeki Downstate Tıp Merkezi’nde yapılan bu deneylerde kullanılan bağımlı hayvanlar hiç uyumadan, zayıflayarak öldüler.

1926 yılında Rus biyolog Ilya Ivanov, uzman olduğu yapay dölleme ve hibrid hayvanlar konusunda çalışmalar yapmak için Batı Afrika’ya gitti. Öncesinde Paris’e uğrayarak Pasteur Enstitüsü’nde yapmak istediği yeni çalışmayı anlatarak Gine’de yeni kurulan araştırma merkezindeki primatları kullanmak için izin almıştı. 1927’de 3 dişi şempanzeyi insan spermiyle yapay olarak döllemeyi denediyse de hamilelik oluşmamıştı. Bunun üzerine, tam tersini deneyerek bir insan-maymun hibridi yaratma fikri belirdi ve 1929’da Materyalist Biyologlar Derneği’nin desteğiyle 5 gönüllü kadında denemeyi planladıysa da Kazakistan’a sürüldü ve bu gerçekleşmedi. Ertesi yıl serbest bırakıldığında da hayatını kaybetti.

1950’lerden itibaren ABD Hava Kuvvetleri, Alamogordo’daki Holloman Hava Kuvvetleri Üssü’nde Afrika’dan getirilen 65 genç ve yavru şempanze ile havacılık ve uzay araştırmaları yapmak için kendi kolonisini oluşturmaya başladı. 1970 yılında araştırmalarını sonlandırınca, şempanzeleri biyomedikal araştırmalar yapan laboratuvarlara kiralamaya başladı ve özellikle kozmetik ve böcek ilacı üzerine çalışmalar yapan toksikolog Frederick Coulston ile sözleşme yaptılar. Coulston 1981 yılında Alamogordo’da kendi laboratuvarını açınca (The White Sands Araştırma Merkezi) Holloman Primat Araştırma Merkezi’nin  yönetimi New Mexico Eyalet Üniversitesi’ne geçti. 1993’te merkez ve şempanzeler yeniden Coulston’ın yönetimindeydi ve Coulston Vakfı (TCF) da kurulmuştu. Holloman’dan alınan 140 şempanzeyle birlikte toplam sayı 650 olmuştu, yani dünyadaki en büyük koloni buradaydı. 1993 Ekim ayında, Robert, James ve Raymond adlı 3 şempanze ısıtma sisteminin bozulup sıcaklığın 60c’ye çıkmasından dolayı öldüler. 1994 Aralık ayında çalışanlardan biri 4 şempanzeyi can çekişirken buldu ve otopside, en az 3 gündür yemek ve sudan mahrum oldukları anlaşıldı.

Mayıs 1995’te Kongre, konuyla ilgili uzmanlarla görüşmesinin ardından -bu uzmanlar arasından Jane Goodall da vardı- Holloman’ın 140 şempanzeyi TCF’ye verme girişimini ve $10,5 milyonluk fonu durdurdu. Aynı yıl, New York Üniversitesi Laboratory for Experimental Medicine and Surgery in Primates (LEMSIP) laboratuvarındaki 200 şempanzeyi TCF’ye verme niyetini açıklasa da anlaşma bozuldu. Ancak anlaşmanın feshinden önce 99 şempanze çoktan gönderilmişti. Onca şikâyet ve denetimlerin ardından kesilen cezalara rağmen TCF işine halen hızla devam ediyordu fakat hiç operasyon tecrübesi olmayan veteriner hekimi çalıştırmak, uygun büyüklükte kafesler sağlamamak gibi sebeplerden ötürü kötü şöhreti yayılmaya başlamıştı. 1997’de, LEMSIP’ten transfer edilen 11 yaşındaki şempanze Jello ameliyat esnasında öldü ve otopside ameliyat öncesi yemek yedirildiği ve anestezi sonrasında kusarak baygınken boğulduğu anlaşıldı ve haberi, iki hafta sonra New York Times’ın baş sayfasındaydı. Onlarca şempanze ölümü, denetim ve cezanın sonucunda bir şey çıkmadı ama 2002’de Coulston iflas etti ve tesis, Save the Chimps, Arcus Foundation ve NEAVS gibi örgütlerin ortak çabasıyla içindeki 266 hayvanla birlikte satın alındı.

1986’da kendilerini ‘True Friends’ olarak tanıtan bir grup, HIV araştırmaları yapan SEMA Inc. adlı şirketin Maryland’deki laboratuvarına girerek çekim yaptılar ve çekimler, PeTA, basın kuruluşlarının yanı sıra Jane Goodall’a da gönderilmişti. Goodall, yakın arkadaşı Roger Fouts’tan birlikte SEMA’ya giderek inceleme yapmalarını rica etti. Goodall, Fouts ve Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden üst düzey bir yönetici Maryland’e gittiler. Kafesteki şempanzelere Goodall’dan çok daha fazla alışkın olan Fouts dahi gördüğü manzaradan dolayı şaşkındı; hayvanlar kafalarını çevirip bakmıyorlardı bile, etrafa boş gözlerle bakıyorlardı ve sanki orada değillerdi. Fakat laboratuvar, NIH standartlarına uygun bulunmuştu.

1975’te yaban hayattan yakalanan (‘wild-caught’) şempanzenlerin ithalatının yasaklanmasıyla birlikte ABD’de yurt içindeki üretim devlet destekli fonların da sayesinde 1980’lerde muazzam seviyeye ulaşmıştı, artık ABD Halk Sağlığı Dairesi şempanzelerin kullanıldığı AIDS araştırmalarına 25 yıla kadar uzayan ödenekler sağlıyordu, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü araştırmalardaki ihtiyacı karşılamak amacıyla 1986’de yetiştirme programına başlamıştı  ve zaten şempanzelerde davranış çalışmalarına en çok fon sağlayan ülke olan ABD, laboratuvardaki şempanze nüfusunda da dünyada birinci sıraya yükseldi. 1980 yılında şempanzelerin kullanıldığı ve devletin fon sağladığı proje sayısı 3 iken, bu sayı 1984’te 5, 1988’de 17, 1992’de 18 ve 2000’de 23 olmuştu. Her bir proje, onlarca-hatta yüzlerce hayvan demekti. Bazı çalışmalar da “yerinde” yapılmaya başlanmıştı; Doğu ve Batı Afrika’daki şempanzelerin kan örnekleri üzerinde incelemeler yapıldı.

1992’de Washington Üniversitesi Primat Araştırma Merkezi, HIV araştırmaları içim şempanzeye bir alternatif olduğunu duyurdu ve merkezde yapılan ön testler neticesinde kısa kuyruklu makakların enfekte olabileceği görülmüştü. Aynı yıl, ABD’ye ithal edilen makak sayısı 1198’e çıksa da kısa süre sonra test sonuçlarının yanlış olduğu anlaşıldı.

Humane Society of United States (HSUS)’in Haziran 1993’te yaptığı görüşmelere göre biyomedikal araştırmalar için Avrupa’da sadece iki laboratuvarda 165 şempanze, ABD’de ise 11 laboratuvarda 1800 şempanze bulunmaktaydı ve davranış-bilişsel çalışmalar için laboratuvarlardaki şempanze ve bonobo sayısı ise 18 idi.

Birleşik Krallık 1997’de büyük insansı maymunlar üzerinde yapılan araştırmaların lisanslarını yenilemeyeceğini açıkladı. 2000 yılında Yeni Zelanda bu hayvanların kullanımına kısıtlamalar getirirken, ABD de araştırmalarda ihtiyaç duyulmayan şempanzelerin ulusal bakım sistemine gönderilmesine karar verdi. 2002’den itibaren de Hollanda, İsveç ve Japonya büyük insansı maymunların biyomedikal araştırmalarda kullanılmasını yasakladı.

2002’de, Viyana yakınındaki Baxter Healthcare Corporation’ın araştırma merkezinde yıllar boyunca hepatit-B, hepatit-C ve HIV için aşı geliştirmek üzere kullanılan 40 şempanze ve 80 maymun, ülkedeki bir parka gönderildi. Aynı yıl Hollanda ve 2007’de Japonya’da da benzer çalışmalar yapıldı.

17 Nisan 2008’de ABD’de, partilerden karışık bir grup, The Great Ape Protection Act’i kongreye sundu. Tasarının konusu, bazıları 40 yılı aşkın süredir laboratuvarlarda kullanılan büyük insansı maymunların girişimsel araştırmalardaki durumuna son vermek ve bu hayvanları kalan hayatlarını geçireceği bakımevlerine göndermekti. Tasarıyı sunanlardan biri olan ABD Kongre Üyesi Roscoe Bartlett, araştırmalarda şempanzeler üzerinde çalışmış bir bilim adamı olarak artık alternatif yöntemlerin kullanılıp buna bir son verilmesi gerektiğini savunuyordu.

Çoğu ülke, büyük insansı maymunların deneylerde kullanımını yasakladı ya da sadece non-invaziv davranış çalışmalarına izin vererek zaman içinde birtakım kısıtlamalar getirdi: Almanya 1992’de, Birleşik Krallık 1997’de, Avustralya ve Yeni Zelanda 1999’da, Belçika 2002’de, İsveç 2003’te, Hollanda 2004’te, Avusturya Japonya 2006’da. Avrupa’nın 5 mikrodevletinden biri olan San Marino Cumhuriyeti ise, “zalimlik içermeyen ülke” hedefiyle, 2007’de insan ve insandışı hayvanlar üzerinde yapılan her türlü deneyi yasakladı.

2007 sonunda 433 Avrupa Parlamentosu üyesinin imzasının bulunduğu 40/2007 sayılı Deklarasyon, büyük insansı maymunlar ve yaban hayattan yakalanan hayvanlar üzerinde deneyin yasaklanmasını öngörüyordu ve bu Deklarasyon, hayvan koruma konusunda en yüksek imzaya sahip yazılı Deklarasyon oldu. Aynı yıl ABD’de kabul edilen “Chimp Haven Is Home Act” yasası da şempanzelerin non-invaziv davranış araştırmaları dışında yeni deneylerde kullanılmasını yasaklıyor ve emekli edilen hayvanların bakımevlerine gönderilmelerini düzenliyordu.

 

KAYNAKLAR:

  1. Conlee & S.T. Boysen: Chimpanzees in Research: Past, Present and Future, 2005
  2. Knight: The Beginning of the End for Chimpanzee Experiment?, 2008

R.H. Bettauer: Use of Non-Human Primates in Cocaine Research, 2016

  1. Bettauer: Systematic Review of Chimpanzee Use in Monoclonal Antibody Research and Drug Development: 1981-2010, 2011
  2. Singer: Hayvan Özgürleşmesi, 2005

Harriet Roller, The Lethal Kinship: A report on the chimpanzees of The Coulston Foundation

  1. Blum, The Monkey Wars, 1994

 

 

Yağmur Özgür Güven