[Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] Ben Bir Gürgen Dalıyım

Amerikalı doğabilimci John Burroughs, “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Fakat sevgi önce gelirse bilgi kesinlikle arkasından gelecektir,” diyor. Çocuklarımızı üzerinde yaşadığımız gezegene saygı duyan bireyler olarak yetiştirebilmek için biz ebeveynlerin öncelikli görevi, erken dönemde doğa sevgisi verebilmek. Onların minik omuzlarına taşıyabileceklerinden fazla yük ve korku bindirmeden, doğayla oyun arkadaşı olmalarını sağlamak, bu yolda atacağımız ilk adım. İkinci adım ise doğayla ve yaşadığımız çevreyle uyumlu, sürdürülebilir yaşam tarzı benimsemeleri için doğru rol modelleri sunan çocuk kitapları seçmek.

Yeşil Gazete, “Çocuklar için Yeşil Kitaplar” yazı dizisi illüstrasyonu için Gonca Mine Çelik’e teşekkür ederiz

Bu amaçla biz [Çocuklar İçin Yeşil Kitaplar] adını verdiğimiz bir diziye başladık. Çocuklara çevre bilinci aşılayan, farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösteren kitapları derlemeye karar verdik. Bildiğimiz kitapları anımsamaya, bilmediklerimizle tanışmaya, tanıtmaya niyet ettik.

***

BEN BİR GÜRGEN DALIYIM

ÖYLEYSE YAN GÜRGEN

Hümanist, doğadan, yeşilden, canlılardan yana savaş karşıtı bir kitap

Ben Bir Gürgen Dalıyım.

Kısa cümlelerine ve basit anlatımına rağmen

anlattıkları itibariyle ağır bir metin.

İlk kez 1997’de yayımlanan, 2016 yılı içinde Everest Yayınları tarafından farklı bir edisyonla okurun beğenisine sunulan bir Hasan Ali Toptaş kitabı, Ben Bir Gürgen Dalıyım. Kitabın boyutundan kâğıt seçimine, sayfa dizaynından kulaklı kapak tasarımına varıncaya değin özel bir çalışma olduğu ortada. Oğuz Demir’in ağaca can veren illüstrasyonlarıysa yalın ve sert çizgileriyle çocuklardan ziyade gençlere yönelik bir kitap olduğu konusunda sayfaları karıştıran ebeveynleri uyarıyor. Uzun hikâye formunda yazılmış olan Ben Bir Gürgen Dalıyım özellikle ikinci yarısı ve sonu itibariyle 14 yaş üzeri genç okurlara yönelik bir kitap.

Hasan Ali Toptaş

“Ege toprağında gencecik bir gürgendim ben. Beşparmak Dağları’nın ardında, küçük bir düzlükte yaşardım.” sözleriyle açılan hikâyeyi gürgenin ağzından dinliyoruz.

“Bir çiçek kokusundan nasıl taşar, diyeceksiniz belki. Taşmaz olur mu, taşıyordu işte; görüp kokladığımız çiçeğin ötesinde düşsel bir çiçek daha gördünüz mü, taşıyordu… Hep birlikte aşka gelip şarkı söylerken, biz yalnızca bir çiçek değil, binlerce, milyonlarca çiçek görürdük o düzlükte. Bulundukları yerde nazlı nazlı sallanan dağsümbüllerinin, lalelerde yankılandığını görürdük sözgelimi; işlerini güçlerini bırakıp lalelerin kayakekiklerine, kayakekiklerinin çiğdemlere, çiğdemlerin de sağda solda çınlayan börtü böcek sesleriyle birlikte, gelinciklere doğru aktığını görürdük. Bu yüzden, hangi kokunun kimden yayıldığını bilemezdik bir an.”

Ama Beşparmak Dağları’nın ardındaki düzlükte hayat hep böyle neşeli geçmez. Büyük korkuları, ağaçları acımadan kesen cellat yüzlü baltalı adamlardır. Genç gürgen bu katillerden öyle çok korkar ki, ne gecesi ne de gündüzü kalır; rüyalarında bile huzursuzdur. Rüyalarında kendini kuş olarak görür, dallarını çırparak uçar ve öyle kaçar baltacıların elinden. “Herhalde beni tuhaf bir kuşa benzetmişlerdi. Belki de onların gözünde, masallardan çıkıp gelmiştim ben, ne yapacağımı kestiremeden, köyün üstünde öylece, kendi hızımın içinde kaybolmuşçasına uçup duruyordum. Ola ki başka bir masala gidecektim ama, henüz o masal yaratılmamıştı. Bu yüzden, oralarda oyalanıp vakit geçiriyordum. Hiç kuşkusuz, beni anlatacak olan masal söylenir söylenmez uçup gidecektim.” Fakat rüyalarında da çocuklar sapanlarıyla avlarlar gürgeni.

Gürgen, kuş olsa bile insanın cana kıyıcılığından kaçamayacak olmasının derin endişesiyle kendi kendini yerken komşusu köknardan, ağaçlar kesildikten sonra yapıldıkları eşyalarda yaşamaya devam ettikleri duyunca hayata tutunur. Bundan sonra gürgenin tek bir yaşama ve direnme amacı vardır: Gökyüzüne dimdik uzanan çok güzel bir ağaç olmak. Ama ona bu aklı veren köknar ne yazık ki, onun kadar şanslı değildir. Çünkü kamburdur ve eğri büğrü ağaçların odun olup yanıp yok olmaktan başka seçenekleri neredeyse yoktur.

Gerçi insan ne yapacağı belli olmayan bir varlıktır: “Çünkü, insanların büyük bölümü, birçok güzelliği göremezdi. Büyük bölümü, birçok güzelliğe dokunamazdı. Onlar, birer uyurgezer gibi, geçip giderlerdi güzelliklerin yanından. Ya da, kafalarına taktıkları başka bir güzelliğin peşinden koşarken, onun uğruna, birçok güzelliği de ayaklarının altına alıp hiç farkına varmadan acımasızca ezerlerdi.” Buna rağmen gürgen direnişini sürdürür.

Buna rağmen gürgen direnişini sürdürür

Gün gelir, köknarı keserler. Uzun zaman sonra rüzgâr vasıtasıyla sesini arkadaşlarına ulaştırır. Yaşıyordur ama çok üzgündür. Keşke odun olup yanıp yok olsaydım diyecek kadar mutsuzdur. Maalesef bir mahpushanenin kapısı olmuştur.

Baharın yüzünü göstermeye başladığı bir gün eli baltalı adamlar gelirler ve güzelim gürgeni hiç acımadan keserler. Adamlar açtır ve hasta çocuklarını doktora götüremeyecek kadar yoksuldurlar. Ormancılara yakalanırlarsa hapis ve yüksek para cezasına çarptırılmayı göze alarak güzelliklere kıyarlar. Yani bir bakıma eli baltalı adam olmak seçim değil mecburiyettir. (Gerçi yazar buna ilişkin tek kelime etmez ama bunu sadece sezdirir.)

Gürgen, kesilen diğer arkadaşlarıyla birlikte marangoza satılır. Ağaçlar burada kapı ama özelikle de gökyüzüne bakan bir pencere olmanın hayaliyle geleceklerinin şekillenmesini beklerler. Ancak marangozun askerde olan oğlu çatışmada ölür, büyük kaybının ardından ihtiyar adam kendini bir türlü toparlayamaz ve yüreği duruverir. Marangozun alacaklıları kapıya dayanınca önce iş malzemeleri yok fiyatına satılır sonra da ağaçlar.

Gürgenin ve diğer ağaçların nereye gittiğini, sonunda gürgene ne olduğunu söylemek bütün büyüyü kaçıracağından, meraklı okurları kitaba buyur ediyorum.

Hümanist, doğadan, yeşilden, canlılardan yana savaş karşıtı bir kitap Ben Bir Gürgen Dalıyım. Kısa cümlelerine ve basit anlatımına rağmen anlattıkları itibariyle ağır bir metin.

Not: Ortak bir kitap için telif sözleşmesi beklerken kargonun içinden çıkan bu güzel kitapla sürpriz yapan sevgili Hande Kuşuluoğlu’na çok teşekkür ederim.

 

Ben Bir Gürgen Dalıyım

Yazan: Hasan Ali Toptaş

İllüstrasyonlar: Oğuz Demir

Yaş Grubu: 14+             

Everest Yayınları

111 sayfa karton kapak

 

Mehmet Fırat Pürselim

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page