Köşe Yazıları

İspanya’da kargaşa

1 Kasım 2017 referandumunda Katalan hükümeti vatandaşlarına tek bir soru soruyor: Katalonya’nın bir cumhuriyet olarak  bağımsız bir ülke haline gelmesini istiyor musunuz? Sandıktan “evet” çıkması halinde hükümet 48 saat içinde bağımsızlık ilan edileceğini açıkladı.

İspanyol Hükümetinin bu kararı Katalanların tek başına veremeyeceği, konunun tüm İspanyolları ilgilendirdiği yönündeki açıklamaları Katalanları oldukça kızdırdı. Madrid’in hata üstüne hata yaparak oylamayı yasadışı ilan etmesi, yasaklamaya çalışması, çevik kuvvetin oy sandıklarına ve vatandaşlara saldırması ise Katalanların giderek artan bir bölümünün bağımsızlık talebini ve/ya referandumu desteklemesine sebep oluyor.

“Direniş yoksa bağımsızlık da yok”

Katalan hükümeti bağımsızlığı (yeniden) referanduma sundu

Bundan yaklaşık iki sene önce, Kasım 2015’te Özyönetim Talebinden Ayrılıkçı Siyasete başlıklı yazımda Katalan Parlementosunun İspanya’dan ayrılma sürecini başlatmak üzerine aldığı kararı aktarmış, Katalanların özyönetim talebinin karmaşık İspanyol siyasetinde ne anlama geldiğini, tarafları, tepkileri, tartışmaları ve muhtemel sonuçları tartışmıştım (dolayısıyla bu yazıda tarihi sebeplerden ziyade yeni gelişmelere değineceğim). O sıralarda Katalanlar özyönetim taleplerini İspanya’dan ayrılık talebine çevirmenin yollarını arıyordu. Katalonya Başkanı Artur Mas anayasaya aykırı olacağı uyarılarına aldırmadan tasarıyı Kasım 2014’te oylamaya sunmuştu. Oy verenlerin %80’i bağımsızlığa evet dese de, referanduma katılım %50’nin altında kalmıştı.

Artur Mas 2015’teki seçimlerin sonucunu da Katalan bağımsızlığına giden yolu bir programa çevirmek üzere kendilerine verilen bir misyon olarak değerlendirmişti.  9 Kasım 2015’te Katalan Meclisi “katılımcı, açık, birleştirici, ve vatandaşların aktif olarak söz haklarını kullandıkları bir bağımsızlık sürecini” başlatmak ve bir Katalan Anayasası yazılması için çalışmalara başlamak konusunda karar alınmıştı. Bağımsızlık yeni bir referandumla tekrar gündeme gelirken ortada böyle bir program olmadığı gibi Katalan bağımsızlığı için Avrupa Birliğinin desteği de sağlanmış değil. Geçtiğimiz günlerde Barelona’da konuyu tartıştığım her siyaset bilimci ve vatandaş, bağımsızlık taraftarı olsun ya da olmasın, artık bu konudan sıkıldığını, bağımsızlık sürecinin daha ciddi sorunların çözümlenmesini ertelediğini ya da engellediğini ifade etti.

Barselona’da her cadde ve meydan bir miting ve panayır alanına döndü.

Gerek parlamentoda gerekse sokaklarda bu sabırsızlık haricinde ortaklaştıkları fazla bir konu olmayan birkaç siyasi duruş mevcut. Ayrılıkçılar, bağımsızlık konusunda fikri ne olursa olsun Ayrılıkçıların sebeplerini ya da süreçlerini haklı ve meşru bulmayanlar (örneğin Katalan Sosyalist Partisi), ve İspanya’nın içinde otonom bir bölge olarak kalınması gerektiğini düşünenler. Carles Puigdemont liderliğindeki hükümetin hazırladığı programının yetersizliği, ve hazırlıklarını iyi yapmamış olması referandum öncesinde büyük bir destek bloğu oluşturamamasına sebep oldu. Spekülatif ve ikna edici olmayan argümanlardan kurulu olan söylemi hem İspanyol hem de Katalan medyasında açıkça eleştirildi. Örneğin Avrupa Birliğine üyelik konusunda fazlasıyla iyimser varsayımlar yapılması ve bağımsızlığın hemen kabul edileceği varsayımları ikna edici görülmüyor. Yine de bağımsız bir Katalan Cumhuriyeti fikri özellikle büyük şehirlerin dışında destek görüyor. 1,6 milyonluk Barselona’da da referandum öncesi her yer demokrasi ve cumhuriyet sloganları, Katalan bayrakları ve sembolleriyle rengarenkti.

“Bağımsızlık talebini en çok etkileyen Rajoy’un aptalca kararları”

Bağımsızlık talebi elbette Katalan kültürünün, dilinin, isimlerinin ve sembollerinin Franco diktatörlüğü zamanında bastırılması üzerinden tarihi bir meşruiyete sahip. Şu anda ise İspanyol ekonomisinin %20’sine tekabül eden ekonomilerinin sağladığı vergilerle kendi bölgelerine daha fazla yatırım yapılması gerektiğini düşünenler çoğunlukta. Tam da bu yüzden geçtiğimiz ay Katalan hükümeti yeni bir vergi ofisi kurmak suretiyle Katalanların vergilerini İspanyaya değil Katalonyaya vermesi yönünde bir adım attı. Buna karşılık İspanyol hükümeti de Katalonya’ya göndermesi gereken finansal kaynakları dondurdu ve Katalonya’da çalışan kamu memurlarının maaşlarını merkezden ödemeye başladı.

Bir dükkan vitrini: “Özgür olmak için oy veriyoruz” / Altta: “Kendi bağımsız devletimizi istiyoruz”

Bunun akabinde Rajoy hükümeti geçtiğimiz senelerde yaptığının aynısını yaparak Anayasa Mahkemesini harekete geçirdi. Onyedi otonom bölgeden oluşan İspanya’da her bölge farklı derecelerde bağımsızlığa sahip. Anayasanın 155 sayılı maddesine göre otonom bölgelerin temsilcileri ve/ya kurumları hukuka aykırı davrandığı takdirde merkez hükümet gerekli önlemleri alma yetkisine sahip. Rajoy hükümeti bunun otonom bölgenin özerkliğini elinden alma ve merkezi yönetime dahil edilme şeklinde yorumlayacağına dair işaretler verse de madde bugüne kadar hiç kullanılmadığı gibi bahsi geçen gerekli önemlerin ne olduğunu da netleştirmemiş. Rajoy’un sürekli olarak referandumun yasadışı olduğunu ifade etmesinin nedeni işte tam da bu. 155. maddeyi sürekli olarak gündeme getirmek suretiyle Katalanlara göz dağı verdikten sonra Katalan polisi Mossos’a referandumu engelleme görevi verdi –ancak Mossos bu konuda herhangi bir aktivitede bulunmadı.

20 Eylül’de Katalan hükümetinden ondört üst düzey yönetici tutuklandı. Üstüne üstlük matbaalara yapılan baskınlarda oy pusulalarına ve diğer yazılı materyallere el konuldu. Katalan siyasetçiler serbest bırakıldıktan sonra dahi Madrid yediyüzden fazla belediye başkanının hapis cezası alabileceğine, isyana teşvik suçundan yargılanarak onbeş seneye varan hapis cezası alabileceklerine dair açıklamalar yaptı. Son olarak geçtiğimiz günlerde Rajoy hükümeti sanki Franco faşizmini hatırlatmak istercesine Katalonyaya diğer bölgelerden çevik kuvvet ekipleri göndererek şimdiye kadar konuya ilgi göstermeyen Katalanları dahi kızdırdı. Katalan bayrağından yapılmış pelerinleriyle Barselona sokaklarında dolaşanların sayısı neredeyse her gün arttı ve özellikle gençlerin radikalleşmekte olduğunun görsel bir kanıtı haline geldi.

Katalanların tepkisi: Pasifist ve demokratik

Katalan solunda bağımsızlığı desteklemeyen partilerin olması aslında çok da şaşırtıcı değil. Barselona çevresindeki küçük kasabalarda yaşayan, Franco diktatörlüğünü gayet net hatırlayan sendikacı ve sol siyasetçilerin yaptığı analiz şöyle: “Konuyu milliyet üzerinden değil de sınıf üzerinden düşünecek olursak Katalanların karşısında İspanyolların olmadığını görebiliriz. İspanya’nın bizi soyup soğana çevirdiğinini anlatıp duruyorlar ve bağımsızlık istiyorlar. Mariano Rajoy gibi bir başbakan varken hükümet karşıtı olmaktan kolay birşey yok. Mas ve Puigdemont gibi siyasetçiler genç Katalanlara gerçekle hiçbir ilgisi olmayan bir tarih anlatmak suretiyle onları bağımsızlık talebi çevresinde biraraya getirip radikalleştiriyor. Halbuki İspanyol hükümetiyle İspanyollar aynı şey değil. Sorun olan yanımızda duranlar değil, üstümüzdekiler.”[1]

Bu sol söylemin karşısında ise halkçı bir demokrasi talebiyle ayrılıkçı duyguları birleştirmeye çalışan Puigdemont duruyor: Oylamadan önceki akşam yaptığı bir açıklamada “referendumları mahkemeler ve polis değil insanlar gerçekleştirir. Katalonya evet ya da hayır demek suretiyle kendi kararını vermek istiyor. Sonuç ne olursa olsun oylamaya destek büyük” diyerek Katalanların duygularına tercüman olan Puigdemont şiddet kullanılmaması için çağrıda bulundu [2]. Verdiği bir başka demeçte ise geriye tek bir adım atmayacaklarını, ancak oy kullanamayanların bunun pasifist bir hareket olduğunu unutmaması gerektiğini söyleyerek Rajoy’a tam ters bir duruş sergiledi [3]. Bağımsızlık konusundaki seçimlerinden bağımsız olarak Katalanların %70’inin referandum haklarını kullanmaktan yana olduğunu araştırmalar Puigdemont’un haklı olduğunu ortaya koyuyor. Geçtiğimiz haftalarda Barselona’nın küçük meydanlarında neredeyse hergün bağımsızlık yanlısı konserler, ve aktiviteler düzenlendi. Cuma akşamı Placa d’Espanya’da 10.000 kişi toplanarak referanduma destek verdi. Bu haftasonu da gençler okullarda kamp kurarak oylama günü binalara alınmama riskini ortadan kaldırmak için çalıştı.

Bugün gelen haberlere göre polis Katalonya’nın bazı yerlerinde referandum binalarına girişi engellemeye çalıştı ve “hayır” sloganları atan Katalanlara saldırdı. Orantısız güç kullanıldığı yönünde gelen haberler plastik mermilerle yaralanan 38 kişinin değişik hastanelerde tedavi altına alındığı bilgileriyle örtüşüyor. Barselonanın popüler belediye başkanı Ada Colau’nun akşamüstü yaptığı açıklamada ise ikisi ağır 460 kişinin yaralandığı belirtildi. Bu yazı yayına girerken sayının 465’e çıktığına dair haberler geliyor.

Rajoy bu akşam yaptığı basın toplantısında polisin yalnızca görevini yerine getirdiğini Katalanların hukukun üstünlüğüne karşı yaptıkları saldırıyı savuşturduklarını söyledi. Referandumun bağımsızlık yanlısı sonuç verme ihtimali oldukça düşük. Ancak sandıktan çıkan sonuç ne olursa olsun, kısa vadede İspanyol siyasetinin bu gelişmelerden derin bir şekilde etkileneceği kesin.

[1] https://www.theguardian.com/world/2017/sep/30/red-belt-catalonia-labour-movement-referendum

[2] http://www.aljazeera.com/programmes/talktojazeera/2017/09/catalans-vote-unstoppable-carles-puigdemont-170930191238484.html

[3] http://www.express.co.uk/news/world/860823/Catalonia-independence-referendum-Carles-Puigdemont-no-violence

 

Ayşem Mert