‘Ben bir iklim bilimciyim ve tepeden aşağıya sızan cehaletin kazanmasına izin vermeyeceğim’

Ben Santer tarafından Washington Postta yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete yazarı Ali Serdar Gültekin‘in çevirisiyle paylaşıyoruz.

***

Ben Santer bir iklim bilimci ve Ulusal Bilimler Akademisi’nin üyesidir

Ömrümün büyük kısmında dağcıydım. Dağlar benim kanımda var. 20’lerimin başlarında Fransa’da tırmanırken, Aiguille d’Argentiére üstünde normal rotanın başında Milieu Buzulunda bir çatlağa düştüm. Yaralanmamıştım. Damarlı buzulun sonunda 120 fit yukarıda ince bir şerit olarak mavi gökyüzünü gördüm. Matematik basitti: 120 fit tırmanmak. Eğer mavi gökyüzünün göründüğü ince yarığa ulaşabilirsem yaşardım. Eğer başaramazsam karanlık ve soğuk içinde donarak ölürdüm.

40 yıl sonra şu an başka bir çeşit karanlığın içindeymişim gibi hissediyorum. Trump yönetiminin bilimsel cehaletinin karanlığı. Bu Milieu Buzulu’nun içindeki karanlık kadar gerçek ve yaşamı tehdit ediyor. Bu sefer tek başıma değilim. Bu cehaletin sonuçları gezegendeki herkesi tehdit ediyor.

Yeteneklerinize en çok uyan bir şeyi yapabilmek için tüm profesyonel hayatınızı harcadığınızı hayal edin. Bu tek şey benim için doğayı ve iklim değişikliğinin etkilerini çalışmak. Uzun bir çıraklık dönemi geçiriyorsunuz. İklim sistemini, iklim değişikliğinin bilgisayar modellerini ve iklim gözlemlerini öğrenmeye yıllarınızı harcıyorsunuz. Kompleks veri setlerinin analiz edebilmek için istatistik ve matematik metotlarla bir alet çantası dolduruyorsunuz. Gürültülü veri içerisinde elektrik mühendislerinin sinyalleri nasıl tespit ettikleri öğretilmiş size. Bu mühendislik kavrayışını Dünya’nın ikliminin doğal gürültüsünde gömülmüş insan kaynaklı ısınma sinyallerinin tespit etmek için uyguluyorsunuz. Sonunda insan faaliyetlerinin Dünya yüzeyini ısıttığını öğreniyorsunuz ve bunu uzman diğer araştırmacıların değerlendirmesinde yayınlıyorsunuz.

İklim biliminin ulusal ve uluslararası titiz değerlendirmelerine katılıyorsunuz. Tüm kişisel filtreleri, nesnel olabilmek için, diğer uzmanların, endüstri paydaşlarının ve hükümetlerin çeşitli bilimsel fikirlerini bağdaştırmak için bir kenara bırakmışsınız. Bu değerlendirmeler daha önce yaptığınız hiçbir şey gibi değil: bunlar yıllarınızı yiyen, streoid üzerine uzman değerlendirmeleri.

Bu değerlendirmelerin ilk sonuçları temkinli olur. 1995 yılında sonuç şöyledir: “Kanıtların dengesi görülebilir bir şekilde küresel iklim üzerinde insan etkisi olduğunu önermektedir.” Bu 12 kelimelik bölüm sizin birinci yazarı olduğunuz bir kısmın parçasıdır. Bu 12 kelime sizin hayatınızı değiştirir. Yıllarınızı “görülebilir insan etkisi” sonucunu tartışırken harcarsınız. Haklı bilimsel eleştirilerle karşılaşırsınız. Aynı zamanda size karşı hiçbir kişisel kin gütmeyen ancak öğrendiğiniz ve yayınladığınızı sevmeyen, akılsızlığın güçlü kaynaklarından bilimsel olmayan eleştiriler de alırsınız çünkü bu onların işi için kötüdür.

[EPA’nın iklim değişikliği internet sitesi üzerine çalışmıştım. Onun kaldırılması savaş ilanıdır.]

Çizim tahtasına geri dönersiniz. Eğer insan etkisiyle oluşmuş bir sinyal gerçekten varsa bunu iklim sisteminde sadece yüzey sıcaklıklarında değil birçok yerde görmeliyiz eleştirisini ele alırsınız. Atmosferin tepelerinden okyanusların derinlerine sıcaklıklara bakarsınız. Su buharı ve atmosferin en alçak tabakasının yüksekliğini incelersiniz. Çalışma arkadaşlarınız yağmurlarda, bulutlarda, deniz seviyesinde, nehir akış rejimlerinde, kar ve buzullarda, atmosferik devridaim modelleri ve aşırı doğa olaylarının davranışlarında insan etkisini araştırırlar. Baktığınız her yerde insan kaynaklı parmak izi bulursunuz.

Sizin uzman değerlendirmeleriniz en acımasız eleştirilerdir. Sürekli iyice incelemektedirler. Bize bu “görülebilir insan etkisinin” sonuçlarının Güneş’teki bir değişiklik ya da volkanik bir faaliyet ya da iklim sisteminin kendi iç döngüsü olmadığını göster. Sonuçlarının bu doğal etkenlerin bir kombinasyonlarından kaynaklanmadığını göster. Bizi insan etkisinin araç setindeki model, veri ya da istatistiksel metotlardaki belirsizliklere karşı hassas olmadığına ikna et. Sıcaklık kayıtlarındaki her bir hareketi açıkla. Bulgularında çelişen her bir iddiaya cevap ver.

Böylece engelleri aşarsınız. Özen gösterirsiniz. Her çıkmaz sokağa, her tavşan deliğine girersiniz. Zaman içinde küresel iklim değişikliği üzerinde görülebilir insan etkisi baskın hale gelir. Kanıtlar dâhili ve fiziksel olarak tutarlıdır. Zeminden, hava balonlarından ve uzaydan yapılan, dünya genelinde yüzlerce farklı araştırma ekibinin düzinelerce farklı iklim değişken ölçümleri içindedir. Daha çok makale yazar, daha çok belirsizliği araştırır ve daha çok bilimsel değerlendirme içinde yer alırsınız. Diğerlerine yaptıklarınızı, neler öğrendiğinizi, eğer salınımları azaltmazsak için hiçbir şey yapmazsak gelecek iklimsel şeylerin nasıl olacağını anlatırsınız. Sadece uzmanlar ile değil, bazılarının sizin ve yaptığınız her şey hakkında şüpheci olduğu çeşitli dinleyici kitleleriyle de konuşursunuz. Kamusal alana girer ve tekeffül edersiniz.

On yıllarca süren bilimsel kavrayışı arayışınız ardından gerçeklik değişir ve kendinizi yeniden cahilliğin soğuk karanlığında bulursunuz. Cahillik Başkan Trump ile başlar. Yalanlar ve alternatif hakikatler ile başlar. İklim değişikliğinin Çinliler tarafından üretilen bir aldatmaca olduğu yalanı gibi. “Aslında kimsenin” iklim değişikliği hakkında bir şey bilmediği alternatif hakikati gibi. Bunlar, idaredeki diğer üyeler için konuşma konusu hizmeti görür. Kariyerini iklim değişikliği bilimine karşı savaşarak geçirmiş Çevre Koruma Ajansı yöneticisinden, uydu verilerinin gösterdiğine göre geçen 20 yılda ısınmanın düzeldiğini öğreniriz. Enerji sekreteri iklim değişikliğinin “deniz suları ve içinde yaşadığımız çevreden” ötürü olduğu peri masalını anlatır. Cehalet başkandan idaresindeki üyelere yavaş yavaş akar, zamanla kamuoyuna filtrelenir.

[Trump göreve gelmeden önce neden federal iklim verisini korumaya çalışıyordum]

Bu metaforik karanlıktan çıkmamız zor olacak. Yönetim güçlü. Medya megafonlarına ve ahkâm kesilen kürsülere erişimi var. Uluslararası iklim antlaşmalarını iptal edebiliyor. Havamızı ve suyumuzu korumak için tasarlanmış yasaları zayıflatabiliyor. İklim bilimine meydan okuyabiliyor ve bizlere 30 yıllık bilimsel kavrayışın ve titiz değerlendirmelerin değersiz olduğunu söyleyebiliyor. İklim bilimcilerin bütünlüğünü ve motivasyonunu sorgulayabiliyor. Uydu görevlerini iptal edebiliyor ve uzaydan Dünya’nın iklimini takip etme kabiliyetimize zarar verebiliyor. İklim değişikliği hakkında gerçeklerin yer aldığı internet sayfalarını kapatabiliyor. Reddedebiliyor, erteleyebiliyor, bütçesizleştirebiliyor, saptırabiliyor, parçalayabiliyor. Gezegen yanarken vaktini boşa harcayabiliyor.

Karanlıkta bile ince bir şerit gibi mavi gökyüzünün olduğuna inanıyorum. İyimserliğim, bu ülkenin insanlarının itidal ve zekalarına çok içten inancımdan geliyor. Çoğu Amerikalının geleceğe yatırımı vardır, çocuğumuz ve torunumuzda, ve tek yuvamız olan gezegende. Çoğu Amerikalı gelecekte bu yatırımları önemseyecek; onların zarar görmesini önlemek istiyoruz. Bu bizim temel direktifimiz. Birçoğumuz bu direktifi yerine getirmek için küresel ısınmayı, yükselen deniz seviyelerini, geri çekilen buzullar ve karı, kuralık ve sellerin değişen yıkıcılığı ve sıkılığını göz ardı etmememiz gerektiğini anlıyoruz. İnsan davranışlarının iklim değişikliği probleminin bir parçası olduğunu göz ardı edemeyiz. Ve insan davranışları bu problemin çözümünün bir parçası olmak zorundadır. Gerçekliği inkar etmek hayatta kalmak için uygun bir strateji değildir.

Trump kendi yönetiminin üzerinde gezinen kara bulutlardan bahsetti. Benim gördüğüm en temel kara bulut, kendi yarattığı iklim değişikliği bilimini gönüllü yok saymak. Bu bulut çok açık ve hayatlarımıza tehdit oluşturuyor. Bu bulut başkanın kendisi tarafından kolaylıkla kaldırılabilir.

Benim tarafımdaysa, tüm hayatımı karanlık ya da aşağıya doğru sızarak yayılan bu cehaleti sessizlikle kabul ederek geçirmeye meraklı değilim. Milieu Buzulundaki yarıktan dışarıya bunun için tırmanmadım.

***

Haberin İngilizce orijinali

Yazı: Ben Santer

Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil Gazete, Washington Post)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn5Email this to someonePrint this page