TUSİAD, “İklim değişikliği tehdidi kitlesel imha silahlarından daha büyük”

TÜSİAD, iklim değişikliğinin, kitlesel imha silahlarından daha da önemli bir tehdit olduğu uyarısında bulundu.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı’nın (COP 21) ve Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin ardından, 2020 yılı sonrasına yönelik “yeni rejim”in çerçevesini çizen bir anlaşma metni üzerinde uzlaşılmıştı.

5

Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği Refah Fonu İşbirliği, REC Türkiye Bölgesel Çevre Merkezi ve Amerikan Büyükelçiliği desteği ile yapılan toplantıda, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes, düşük karbonlu ve iklim değişikliğine dirençli bir ekonomiye geçişin gerekliliğini vurguladı.

Symes açılış konuşmasında, “Büyüme, yaşam kalitesi ve iklimin korunması hedeflerinde dengeyi sağlayamadık. Maalesef küresel ısınma yaşam alanımızı ve temel yaşam kaynaklarımızı tehdit eder boyutlarda” diye uyardı.

Symes, “Tükenen doğal kaynaklar, sayısı giderek artan doğal afetler, farkındalık artmış olsa da ürkütücü boyutlara ulaşan yoksulluk, ekonomik faaliyetlerin çevresel ve sosyal açıdan artık mevcut biçimiyle sürdürülemez olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

Symes, son 50 yılda ortalama sıcaklık artışının 1 santigrat dereceye yaklaştığını, 2.7 milyar insanın su sıkıntısı yaşadığını ifade etti ve ekledi: “Son 20 yılda çoğunluğu iklim değişikliği nedeniyle gerçekleşen doğal afetlerin yol açtığı zarar 2.3 trilyon doları buldu, bir yılda göç eden insan sayısı 22 milyonu aştı.”

Symes, “Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan küresel risk araştırmasında iklim değişikliği, önümüzdeki 10 yıl için, kitlesel imha silahlarından daha da önemli bir tehdit olarak birinci sırada konumlandırıldı” diye vurguladı.

İngiltere Başkonsolos Yardımcısı Rafe Courage da bir konuşma yaparak “Fosil yakıtlara bağımlı olmayan ekonomik sisteme geçiş, bir fırsat” diye konuştu.

Courage, düşük karbon ekonomisine geçişin, ulaştırma, finans, enerji ve teknolojide, istihdam ve yatırım fırsatları sunacağını belirtti. Birleşik Krallık’ta düşük karbon ekonomisine dönüşüm kapsamında 1 milyon kişiye iş olanağı sağlandığı, GSYH’nın yüzde 7 oranında arttığı ve 11 milyar pound ithalat yapıldığını vurguladı.

Fransa Büyükelçisi H.E. Charles Fries da, “2015’te Fransa ve Türkiye’de gerçekleşen saldırılarla sarsılmış olsak da, COP21 bize umut verdi” dedi. Fries, 2016’nın, ekonomik dönüşümde momentumun devamı için eylem ve uygulama yılı olması gerektiğini söyledi.

İlk adımın ise 22 Nisan’da New York’ta COP21’de uzlaşılan anlaşmayı imzalamak ve siyasi iradeyi sürdürmek olacağını ekleyen Fries, Türkiye Dışişleri Bakanlığı ile, çevre hedefleri kapsamında finansal ve teknolojik dönüşüm için yakın temasta olduklarını açıkladı.

 

İklim Değişikliğiyle Mücadeleden Sorumlu Eski Avrupa Komisyonu Üyesi, Danimarka Eski Çevre Bakanı Connie Hedegaard, sorunun küresel olduğunu söyleyerek, çabaların da küresel olması gerektiği çağrısı yaptı.

Hedegaard’a göre, “uygulamaya geçilmesi” anahtar önemde ve iklim değişikliği karşısında sürdürülebilir bir ekonomik büyüme modeli, kolay olmasa da “gerekli ve hayata geçirilebilir” bir hedef. Hedegaard, “önce büyüyelim sonra temizleyelim” anlayışının büyüme açısından çok maliyetli olduğunun fark edildiğini belirtti.

Bu açıdan, “COP21 sadece hükümetlere değil, iş dünyası ve belediyelere de yükümlülükler getiriyor” dedi.

 

ABD Büyükelçisi John Bass’ın, iş dünyasından isimlerin ve STK’ların da katıldığı toplantıda, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, T.C. Dışişleri Bakanlığı Hukuk Danışmanı Dr. Nilüfer Oral, Massachusetts Institute of Technology (MIT) Enerji ve Çevre politikaları Araştırmaları Merkezi İcra Direktörü Michael A. Mehling gibi isimler, konuk konuşmacı olarak yer aldı.

 

(Dünya)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn4Email this to someonePrint this page