Kültür-SanatManşet

Kulaklarınızın pasını silecek bir deneyim: Elektronik atıklarla müzik

Ei Wada_Braun Tube Jazz Band, Fotoğraf: Tamami Iinuma, 2010

Suzanne Jacobs tarafından Grist‘te yayımlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Elif Naz Çokal‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Ne derler bilirsiniz: Hayat size elektronik atık veriyorsa onlarla bir müzik grubu kurun ve kendinizi heyecan verici melodilerin kucağına bırakın.

Japon programcı ve müzisyen Ei Wada, grubu Open Reel Ensemble ile birlikte eski projektörleri, tüplü televizyonları, kasetçalarları, havalandırma fanlarını, bir kenara atılmış bilgisayarları ve acayip sesler çıkarma potansiyeline sahip her tür vintage teknoloji ürününü siberpunk* hazzı yaşatacak bir tür elektronik müzik yapmak için kullanıyor.

Ei Wada_Braun Tube Jazz Band, Fotoğraf: Tamami Iinuma, 2010

Ei Wada_Braun Tube Jazz Band, Fotoğraf: Tamami Iinuma, 2010

Motherboard’a göre, Wada’nın müziğe olan ilgisi dört yaşında ailesiyle birlikte gittiği bir gamelan konserinde başlamış. (Gamelan Endonezya’ya özgü geleneksel bir müzik türü ve elektronikaya olan etkileriyle ilgili pek çok bilgi mevcut.) Hikâyenin devamını yine Motherboard’dan alıntılıyoruz:

Birkaç yıl sonra Wada eski teyp kasetlerini kurcalarken, kasetlerden çıkan gelişigüzel seslerin Endonezya’da yıllar önce duyduğu ve aklında yer eden o müziği anımsattığını fark etti. “O zamanlar anlamadığım garip uzaylı seslerinin aynısıydı.” diyor Wada.

O andan itibaren, kimsenin istemediği teknolojik aletlerden başka dünyalara aitmiş hissi veren sesler çıkarmakla ilgilenmeye başladı. Örneğin ergenliğinde, 70’li yıllarda yapılmış, banttan banda kayıt yapan bir yığın teyp sistemi babasının radyoda çalışan bir arkadaşı tarafından kendisine verildi.

“Bu aletler oynamakta olduğum kasetlerin büyük akrabaları gibiydi. Teypleri el yordamıyla hareket ettirdiğimde cidden uçuk sesler çıkarıyorlardı. Bu aletin beni, varlığından bihaber olduğum bir dünyaya bağladığını hissetmeye başladım.” diye anlatıyor.

Open Reel Ensemble’ın yalnızca eski ıvır zıvırlarla haşır neşir olduğunu zannetmeyin. Mesela Wada’nın ayaklarına gitar amfileri bağlıyken eski bir televizyon ekranına dokunarak oluşacak o eşsiz titreşimi yakalamak gibi numaraları var. Bu yeterli gelmediyse bir de şöylesi var:

Grup, havalandırma fanlarını tepedeki projektörlerin üstüne yerleştirmiş ve bu ikiliye hoparlörlere bağlı küçük güneş panelleri eklemiş. Devreyi de fanlar açıldığı zaman projektörlere elektrik gidecek ve projektörlerin oluşturduğu ışıkla beslenen güneş panellerinden çıkan sesler hoparlörlere verilecek şekilde ayarlamışlar.

Grubun bu çabası, aşağıdaki TEDxTokyo performansında da görebildiğimiz gibi ortaya müthiş bir müzik çıkartıyor. Ancak Open Reel Ensemble ne kadar havalı olursa olsun, hiçbir zaman yakamızdan düşmeyecek olan elektronik atık problemiyle savaşmak adına pek çoğumuzun yapabileceği en iyi şey geri dönüşüme devam etmek. Daha az yetkin ellerin elektronik atıklarla yapacağı müziğin, ses spektrumunun “güzel müzik” kısmından çok “kulak kanatan sesler” kısmında yer alması kuvvetle muhtemel.

*Siberpunk, “yüksek teknoloji, düşük yaşam” şeklinde özetlenen bir dünya şekli çizen bilim kurgu alt türü. Siberpunk, bilim ve teknolojinin çok ilerlediği ancak insanların büyük kısmının yaşam kalitesinin çok düşük olduğu bir dünya tasavvurudur. Bu tür postmodern edebiyat dahilinde değerlendirilir.

 

Haberin İngilizce Orijinali

Haber: Suzanne Jacobs

Yeşil Gazete için Çeviri: Elif Naz Çokal

(Yeşil Gazete, Grist)

Kategori: Kültür-Sanat