Manşet

Ve Obama Keystone XL Boru hattını veto etti

Kanada’nın katran kumullarından elde edilen petrolü ABD’ye taşımak amacıyla inşa edilmek istenen Keystone XL boru hattı, 6 Kasım Cuma günü ABD Başkanı Obama tarafından nihayet veto edildi.

Keystone XL boru hattına karşı mücadele ilk olarak hattın güzergahı üzerinde toprakları bulunan yerli halklar ve çiftlik sahipleri tarafından başlatılmıştı. Ancak, 2011 yılına gelindiğinde ve büyük şehirlerde örgütlenen iklim hareketi projeyi odağına aldığında, proje enerji sektörü temsilcileri ve birçok gözlemci tarafından artık neredeyse bitmiş kabul ediliyordu.

ABD ve Kanada’daki iklim hareketinin ise Keystone XL boru hattı projesini kaybedilmiş bir mücadele olarak görme lüksü bulunmuyordu zira tamamlanması halinde toplam uzunluğu 2740 kilometreyi bulacak hattın her gün 800.000 varil petrol taşıyacağı ve 51 kömürlü termik santrale eşit sera gazı salımına yol açacağı öngörülüyordu.

Hareket projeye karşı iki ayaklı amansız bir mücadeleye girişti. Mücadelenin ilk ayağı, projenin geçmesi öngörülen hattın üzerindeki toprak sahiplerinin seslerini yükseltmekti. Bu aşamada epey ciddi başarılar elde edildi. Pek çok açıdan muhafazakar kampta yer alan beyaz çiftlik sahipleriyle yerli halklar bir araya geldi. Tarihsel imgeler yıkıldı. En çarpıcı sloganlardan biri ‘Kovboylar ve Kızılderililer birlikte Keystone’a karşı’ idi.

140422-keystone-xl-protest-dc-02_d49de866ab842d59a9a6caaa150cc7d7

Kovboylar ve Kızılderililer Keystone’a karşı

İkinci ayak ise doğrudan Başkan Obama üzerinde kurulacak baskıydı. Projenin iklim açısından teşkil ettiği tehlike uzun soluklu bir kampanya ihtimalini ortadan kaldırıyordu. Kamuoyunun bir an önce sesini yükseltmesi gerekiyordu. Bu nedenle aktivist gruplar binlerce kişiyle Beyaz Saray’ın önünde oturma eylemleri yaparak kendilerini tutuklattılar. Seçilen taktik bedenlerin doğrudan siper edilmesiydi. Tutuklananlar arasında bilim insanları, dini liderler ve ‘normalde bu tür eylemlere bulaşmayacak’ sıradan insanların çokluğu hareketin saygınlığını artırdı.

hansen

NASA Goddard Enstitüsü eski başkanı Profesör James Hansen

Ek olarak, aralarında Neil Young ve Willie Nelson gibi isimlerin de bulunduğu yüksek profilli sanatçılar, doğrudan eylemlere katılarak veya konserler, konuşmalar, vb. yoluyla harekete destek verdiler (Willie Nelson’un oğlu Micah Nelson’un benzetmesi ilginçti: Keystone XL şirketlerin açgözlülükle uzanan elinin orta parmağıdır).

2014-09-30-StageShot-thumb

Willie Nelson ve Neil Young, Keystone XL karşıtı “Umut Hasadı” konserinde.

2010 yılında Meksika Körfezi’nde yaşanan ve dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri olan BP Deepwater Horizon faciası gibi gelişmeler de genel olarak kamuoyunun kaçak ve kazalarıyla ünlü boru hatlarına olan yaklaşımını etkilemişti.

Keystone XL’e karşı girişilen mücadele ABD ve Kanada’daki iklim hareketi için bir sembol haline geldi. Hareketin odaklanmasını ve ortak bir hedefe yönlenmesini sağladı. Keystone mücadelesi sayesinde büyüyen iklim hareketinin 2014 yılı Eylül ayında New York’ta gerekleştirdiği 400.000 kişilik Halkların İklim Yürüyüşü, aslında Keystone gibi fosil yakıt projelerinin en azından dünyanın belli bölgelerinde bir daha asla kolaylıkla yapılamayacağını da gösteriyordu.

Tüm bunlara rağmen, proje yeniden gözden geçirmeye alındı ama bir türlü kesin olarak reddedilmiyordu. Dile kolay, arkasında milyarlarca dolarlık petrol lobisinin bulunduğu projenin maliyeti 7 milyar dolardı. Hattın Güney bölümü tamamlanmış ve petrol taşımaya hazırdı.

Ancak, geçtiğimiz Cuma günü iklim hareketinin Obama yönetimi üzerinde kurduğu baskı nihayet sonuç verdi ve Obama, 8 Kasım 2016’da yapılacak ABD seçimlerinden tam olarak bir yıl önce, tabiri caizse 90+3’te, projeyi reddettiğini açıkladı.

Böylece, Keystone XL’in tabutuna son çivi de çakıldı. Ne yazık ki fosil yakıt lobisi, aynı karanlık büyücüler gibi, ölen projeleri diriltmekte çok mahir. Bu nedenle yarın öbür gün Keystone projesinin de bir şekilde dirilmeyeceğinden emin olamıyoruz. Ancak bugün bu iyi haberi hem kutlamalı hem de bu mücadeleyi yürütenlere şükran duymalıyız. Kutlamalıyız çünkü iklim meselesi söz konusu olduğunda sınırlar yok. Engellenen her fosil yakıt projesi hepimiz için bir zaferdir.

Keystone’a karşı mücadele edenlere şükran duymalıyız çünkü kabullenmediler, harekete geçtiler. 350.org’dan Jamie Henn’in sözleriyle bitirelim:

Eyleme geçmemek. Bana göre vatandaşlar olarak karşı karşıya olduğumuz en büyük risk budur. Toplumumuzda bize küçük olduğumuzu, önemsiz olduğumuzu ve sıradan insanların asla fark yaratamayacağını söyleyen çok şey var. Medya toplumsal hareketlerin etkisini görmezden geliyor. Yorumcular bizleri ‘radikal’ ve hatta daha da kötüsü ‘siyaseten naif’ olarak görüyorlar. Bizler de kendi kendimize ket vuruyoruz. Umuda yönelmek yerine kendimizi sinizmin rahatlığına sarmalamayı tercih ediyoruz. Yıllardır beni en fazla rahatsız eden şey iklim değişikliğinin reddedilmesi değil; bu konuda yapabileceğimiz bir şeyler olduğunun reddedilmesi.

Kategori: Manşet