Korsan morsan ne ayak? – 1

Geçen hafta uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşımla rastlaştık. Hoş beşten sonra bana şöyle bir baktı, ceketimdeki Korsan Cephe rozetini gördü ve şöyle dedi: “Hacı yazılarını okuyoruz ediyoruz da korsan morsan ne ayak bu işler?” İşte bu yazıyı o arkadaşım gibi kafasında sorular olanlar için yazıyorum.

İnternet ve politika

Üç beş sene önce sorsaydınız internet görgüsü fazla gelişmemiş gazete köşe kadılarının çoğu internetin insanları, özellikle de gençleri, apolitize ettiğinden bahsederdi. O zaman için de doğru olmayan bu kabul günümüzde tamamen bir hayal ürünü haline geldi. İnternet günümüzde tamamen politik bir ortam.

Politik örgütler ve politikacılar interneti görüşlerini yaymak ve eğer yeterince demokratiklerse insanların görüşlerini almak için kullanıyorlar. Aktivistler internet üzerinden örgütleniyor, seçim kampanyaları internet üzerinden yürütülüyor.

Kısacası politik mücadelelerin giderek artan bir kısmı internet üzerinden yürütülüyor. Ancak bir şey daha oluyor; internet siyasetin ana konularından biri haline geliyor. İnternet temelli işler arttıkça, internet üzerinden yürütülen ticaret hacmi arttıkça, internet geleneksel medyayı yerinden ettikçe siyaset sahnesindeki temel konulardan biri haline geliyor.

Büyük birader

Devletin ve büyük şirketlerin bireylerin mahremiyetine tecavüz etmeleri hiç de yeni bir olgu değildir. Ancak internet çağında yepyeni teknolojiler ve yöntemlerle durum iyice karmaşıklaştı.

Türkiye eline GSM dinleme cihazı geçiren her kurumun geri kalan herkesi dinlemeye çalıştığı, devletin vatandaşını fişleyip durduğu en taze ve populer ismiyle bir telekulak diyarı adeta.

Sosyal ağlar üzerindeki her hareketimizin, haberlerin altına yazdığımız her yorumun ve en mahrem kişisel yazışmalarımızın bile kaydının tutulduğu ve bir gün aleyhimizde kullanılabilir olduğu gerçeği vahameti yüzle çarpıyor.

Devlettir ne yapsa yeridir

Dünyanın pek çok ülkesinde hükümetler ve hükümetleri arkasına alan şirketler vatandaşlar ve diğer şirketler karşısında her türlü mücadeleye 3-0 önde başlıyorlar. Bunun en önemli nedenlerinden biri de bilgiye erişimdeki asimetri.

Özellikle devlet kurumlarının kamuyla paylaşmadıkları bilgiler ve kurumların sorgulanabilirliği teraziyi dengeye kavuşturmak için hayati. Şeffaflıktan anlaşılan loş bir koridordaki panoya ihale ilanı asmak, hesap verebilirlikten anlaşılanınsa gelecek seçimde seçilememek olduğu bir ülkede daha çok yol katetmemiz gerektiği aşikar.

Korsanlar

İnternet’ten önce de yasal olmayan paylaşım yöntemleri vardı ve yoğun olarak kullanılırlardı. Benim ortaokul hayatım karışık kasetler kopyalayarak geçti. Daha sonra Türkiye genelinde bir korsan kitap patlaması yaşanmıştı. KorsanVCD, DVD derken bugünlere geldik. Ancak bu paylaşımların hepsini toplasanız bile internette gerçekleşen dosya paylaşımlarının yanında, telif hakkı sahiplerini kızdırma potansiyeli açısından, solda sıfır kaldığı söylenebilir.

Geniş bant bağlantılarla Türkiye’den 3-4 sene daha erken tanışan ülkelerde dijital dosya paylaşımı hakkında davalar açılır, cezalar kesilir, konuya ilişkin kanunlar değişir ve mevzu politize olurken; bizler Türkiye’de sıcak, huzurlu ve yavaş internetimizle idare ediyorduk. Dolayısıyla konunun politize olması bizde daha geç (bugünlerde) gerçekleşiyor.

Telif haklarının ve fikri mülkiyet tanımlarının yeniden düzenlenmesi, Büyük Birader’in zaptedilmesi ve gücü elinde tutanların hesap verebilir olmaları talepleri ile İsveç’te 2006 senesinde ilk Korsan parti kuruldu. Onlarca ülkede bu örneği takip eden başka Korsan partiler de kuruldu. Şu anda İsveç Korsan partisi İsveç’te en çok üyeye sahi 3. parti ve Avrupa parlamentosunda iki vekille temsil ediliyorlar.

Fikri Mülkiyet

Buraya kadar sıraladığım bireysel mahremiyet’in korunması ve şeffaflık/hesap verebilirlik konularında kimsenin itiraz ettiğine şahit olmadım. Ancak gerek yapılmış negatif propaganda sayesinde, gerekse alternatiflerin yeterince tanıtılmamış olmasından dolayı fikri eserlerin serbest paylaşımı gibi bir fikri yasadışı ve hatta ahlak dışı buluyor olabilirsiniz.

Ancak bize dayatılan ve neredeyse her zaman büyük şirketlerin işine yarayan telif yasalarının ve fikri mülkiyet anlayışının değişmesi mümkün ve zorunludur. Açık kaynaklı ve ücretsiz yazılımlar bu değişimin gerçekleşmekte olduğunun en canlı örneğidir.

Özel ve kamusal mülkiyet, fikri üretim ile reel üretim, teknoloji transferi ve taklitçilik gibi konuların ne kadar çetrefilli olduğunu belirtip sadece fikri mülkiyete Korsan Cephe’den bakışı ele alan bir yazı hazırlamakta olduğumu söylemek istiyorum. Az sabredin…

Korsan Cephe

Avrupa’da Korsanlar örgütlenip seçimlerde başarı kazanırken Türkiye’deki camia da boş durmadı. Serdar Kuzuoğlu’nun girişimiyle bir Korsan Partisi hareketi başladı. Ne yazık ki henüz bu oluşum partileşme yolunun çok başında ve pek mesafe de katedemiyor.

Yeşiller Partisi olarak biz de kurulurken hazırladığımız parti programımızda da yer alan ilgili maddelerle konu hakkındaki hassasiyetimizi ortaya koymuştuk. Ancak bu sene içinde kurmuş olduğumuz Korsan Cephe isimli çalışma grubumuzla birlikte Korsan politikalar hakkında çalışmak ve örgütlenmek isteyenlere Yeşiller’in adresini göstermiş olduk.

Korsan Cephe ile başlattığımız girişimi zamanla bir adım ileri götürüp şu anda Akdeniz Yeşilleri‘nin yapmaya çalıştığı gibi farklı bir örgütlenme modeline evrilmesi de bir olasılıktır. Lafı eğip bükmeden söylüyorum: Korsan Cephe, Korsan Politikaları dışında kalan alanlara bulaşmadan Yeşiller’e üye olmanın ya da üye olmadan harekete dahil olmanın bir yolu olabilir. Korsan Cephe’nin Türkiye’nin Korsan hareketi mi, Yeşiller’in Korsan hareketi mi olacağının tartışmasına başlamak lazımdır.

Bu yazıyı bir türlü bitiremediğimi ancak farkettim ve bu konu bir yazı dizisi halinde ele alınmayı hakediyor. Bir sonraki Korsan Politika yazısını Efe’den ısrarla isteyiniz!

Efe Göktoğan

*Mini-sözlük

Türkçe’de birbirine karışmakta olan bazı terimleri İngilizce’deki orjinalleri ile kıyaslayarak küçük bir sözlük oluşturmakta fayda görüyorum.

Pirate: Korsan. İzinsiz yayın veya paylaşım yapan.

Hacker: Bilgisayar sistemlerine izinsiz giren ve bu sistemleri dağıtan ancak geri toplarken orjinalinden daha iyi hale getirmeyi seven teknik erbab. Bir şeyi bozup, nasıl çalıştığını anlayıp, daha iyisini yapmayı düstur edinmişlerdir. İnterneti ve içindeki pek çok şeyi bu erbaba borçluyuz. Türkçe’de yanlış bir şekilde “bilgisayar korsanı” olarak da adlandırılırlar.

Cracker: Bilgisayar sistemlerine izinsiz giren ve bununla övünen, genellikle ergen tayfa. Genellikle eğilimleri sadece bir şeyleri bozmaya yöneliktir.  Bunlar da Türkçe’de  “bilgisayar korsanı” olarak da adlandırılırlar.