Hafta SonuHaftasonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Vatandaş poşet kullanımı konusunda ne düşünüyor? -2

Tek başına poşeti ücretlendirmek, plastik atık sorununu ortadan kaldıramayacağı gibi vatandaşın tüketim alışkanlıkları değiştirilmeden bu tür önlemler başarılı olamayacaktır.

Geçen hafta, Eksen Research ile yaptığımız araştırmanın plastik poşet tüketiminde meydana gelen azalma ile ilgili sonuçlarını ve vatandaşın bu uygulamaya yaklaşımını tartışmıştık. Uygulamaya önemli bir kitlenin destek verdiğini belirtmiş, bunun da plastik tüketiminde azalmaya neden olduğunu ortaya koymuştuk. Bu hafta da vatandaşın plastik kirliliği ile ilgili farkındalığını, yine aynı araştırmada sorduğumuz sorulardan elde ettiğimiz yanıtlar üzerinden tartışmaya çalışalım.

Katılımcıların tek kullanımlık yaşam tarzından ne derece kaçındıklarını belirlemek için onlara, çok kullanımlık çanta, çok kullanımlık su matarası ve çok kullanımlık bardak gibi eşyalardan hangisini yanlarında bulundurduklarını sorduk. Sonuçlar ilginçti. Uygulamayı olumlu bulanların sadece %18’i yanlarında çok kullanımlık çanta, yine aynı kitlenin %15’i çok kullanımlık bardak ve aynı kitlenin yine %34’ü çok kullanımlık su şişesi taşıdıklarını belirtti. Bu durum bir anlamda bir alışkanlığın olmadığının da göstergesi. Her ne kadar uygulamayı olumsuz bulanlarda, bu eşyaları yanlarında bulundurma oranları çok daha düşük olsa da, uygulamayı faydasız bulanlar da neredeyse olumlu bulanlar düzeyinde. Yani uygulamayı olumlu bulanların çoğunluğu bunun çevre için yapıldığını söylese de yaşam tarzları pek de bu söylemi destekler nitelikte değil. Her ne kadar bu saydıklarımız çevre farkındalığının varlığının tam olarak göstergesi değilse de önemli bilgiler taşıdığını söylemem gerekiyor.

Bir diğer soru da vatandaşın evlerinde çöplerini ayrıştırıp ayrıştırmadığıyla ilgili. Bu soru ile belediyenin ayrıştırma pratiğini destekleyip desteklemediğinden bağımsız olarak, vatandaş böyle bir alışkanlığa bireysel olarak sahip mi değil mi sorusunun cevabını anlamaya çalıştık. Bu soruya verilen cevaplar da ilginç bir durumu ortaya koyuyordu. Uygulamayı destekleyen kitle ile olumsuz bulan kitle neredeyse aynı düzeyde evlerinde çöpleri ayrıştırıyor. Yani çöpleri ayrıştırma konusunda pek de bir farklılık söz konusu değil. Bu da parayla plastik poşet uygulamasını desteklemekle çöpleri ayrıştırma pratiği arasında anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçlarından hareketle var olan bir iki efsaneyi de sınama fırsatı bulduk. Bunlardan ilki eğitim düzeyi arttıkça çevre duyarlılığının da arttığı efsanesiydi. Araştırmamızda ne uygulamanın desteklenmesinde, ne çöplerin ayrıştırılmasında ne de diğer çok kullanımlık alışkanlıklar açısından eğitim durumunun belirleyici olduğu bir sonuca rastlayamadık. Yani eğitim çevre sorunlarına olan farkındalıkta herhangi bir etken değil. En azından bu araştırmada durum bu. Denilebilir ki “eğitimli kesim, bu tarz uygulamalar yerine daha sert uygulamalar talep ettiği için bu uygulamayı desteklemiyor olabilir”, ancak aynı kesimin diğer davranışları, çevre sorunları konusunda pek de kaygılı olmadıklarını gösteriyor. Nitekim görece eğitimli ve üst sınıfın ikamet ettiği bölgelerde tek kullanımlık kültürün yaygınlığı göze çarpacaktır. Bu konuda, zengin ve yoksul bölgelerin çöplerini kıyaslayan Umut Yiğit ve Ali Mendillioğlu’nun çalışmalarına göz atmak yararlı olacaktır. Diğer bir efsane ise genç neslin çevre konularına olan kaygısının azlığı iddiası. Araştırmamızda buna dair herhangi bir sonuca da rastlayamadık. Çünkü gençler ile yaşlılar arasında çevre sorunlarına karşı yaklaşım neredeyse eşit ve problemli. Her ne kadar Greta’nın çağrısı dünyanın birçok yerinde gençler tarafından sahiplenilmiş olsa da ülkemizde bu tür kaygılarla hareket edenlerin sayısı oldukça düşük.

Tüm bunların yanında, henüz iki yıldır ülke gündeminde olan ve zaman zaman basında yer bulma şansı bulan mikroplastik problemi, katılımcıların yarısının aşina olduğu bir problem haline gelmiş. Bu durumun da, mikroplastik sorununun medyada yer alması ve Mikroplastik Araştırma Grubu’nun çabalarıyla ilişkili olduğu aşikâr.

Sonuç olarak, tek başına poşeti ücretlendirmenin, plastik atık sorununu ortadan kaldıramayacağını ve vatandaşın tüketim alışkanlıklarının değiştirilmeden bu tür önlemlerin başarısız olacağını tekrar belirtelim. Bunun yanında plastik üreticilerinin ve ambalajlı ürün satıcılarının, plastik kirliliğinin birincil sorumlusu olduğu bilinciyle bir eylem planı geliştirmenin zaruretini de unutmayalım.

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu