İklim KriziManşetSağlıkUncategorized

Güneşten kaçarken kansere yakalanmak

0

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Madem yaza girdik o halde yeni yazımız yaz ve tatil ile ilgili olsun.

Her ne kadar yaz ayları diyince akla güneş deniz kumsal gibi metaforlar gelse de yeni dünyada bu metaforlar yerini bunaltıcı sıcaklar, orman yangınları ve kirlilik gibi olaylara bırakmış durumda. Çünkü artık bildiğimiz yazların sonuna geldik. Bu son hem bireysel olarak maruz kaldıklarımızla hem de çevrenin tahribatı açısından bir son.

Güneşten korunmanın çevre ve sağlık maliyeti

Bundan 20-30 yıl önce güneş kremi kullanmak yaz ayları için sadece “zenginlerin” bir aktivitesi olarak görülüyordu. Hoş bu durum tatil yapabilen ve güneşlenen mutlu insan sayısının azınlıkta olması ve tatil yapmanın bir zenginlik alameti zannedilmesiyle de doğrudan ilgisi var. Ancak tabii ki o zamanlar güneş kremlerinin erişilebilirliği de oldukça düşüktü. Sadece imkanı olanın eriştiği bir malzeme idi.

Ancak zamanla kentli nüfusun artması, alım gücündeki değişim ve tatil yapmanın artık toplumun birçoğunun yaptığı bir etkinlik haline gelmesi ve beraberinde de yoğun “güneşten korunun” temalı UV korunma reklamlarının yapılması güneş kremlerini de hayatımızın içine soktu.

Artık yerli yabancı birçok markanın çok farklı fiyat skalasına sahip kremleri kolayca erişilebilir halde. Üstelik artık güneş kremleri sadece tatilde güneşlenenler tarafından değil yaz kış açık havada dolaşan herkesi kullandığı bir kimyasal.

Bu durumun birçok avantajı ve dezavantajı söz konusu. En önemli avantajı UV ışınları kaynaklı güneş lekelerinden ve kanser olasılığından koruması. Fakat bu avantajlar aynı zamanda bir dezavantaj. Nasıl mı? Danimarka Tüketici Konseyi THINK Chemicals tarafından yapılan yeni bir araştırma bunun nasılını ortaya koyuyor. THINK’in araştırması, güneş kremlerindeki endokrin bozucu kimyasallarla ilgili.

52 kremin 20’si şüpheli kimyasal içeriyor

Araştırma kapsamında THINK Chemicals Danimarka pazarında satılan 52 güneş kreminin içerik listesini incelemiş ve ürünleri kimyasal içeriklerine göre sıralamış. Güneş kremlerinin 22’sinin istenmeyen herhangi bir kimyasal içermediği, bununla birlikte, 20 güneş kreminin ise şüpheli endokrin bozucular veya diğer sorunlu kimyasallardan içerdiği ortaya konulmuş.

Zararlı kimyasallar içeren kremler arasında Nivea, Bondi Sands ve Clarins gibi popüler markaların güneş kremleri de bulunuyor. Hemen Danimarka’dan bize ne demeyin. Çünkü benzer kremler benzer içeriklerle Türkiye‘de de satılıyor.

Türkiye’de denetim mekanizması yok

Tüketici sağlığının şirketler tarafından önemsenmediğini söylemeye artık gerek yok. Her türlü kişisel bakım ürünü ciddi kimyasallar içeriyor. Bazı firmalar da bu krizi fırsata çevirmiş ve bazı bilinen kimyasalların içeriklerinde olmadığını “X Free” etiketiyle satıyorlar. Ancak içeriğinde X olmayan markaların Y içermediğine dair ise herhangi bir bilgi yok. Bu tür olayları denetleyecek bir denetleme mekanizması da olmadığı yada olanın da işe yaramadığını söylemek mümkün.

Ayrıca bu bilgileri ortaya koyacak sivil toplum kuruluşu (STK) da ne yazık ki Türkiye’de mevcut değil. Çünkü Türkiye’deki çevre STK’larının ekserisi herhangi bir faydası olmayan komşular pazarda görsün aktiviteleriyle günü kurtarma derdine düşmüş. Çoğu da zaten bu kirletici ve kanser yapıcı firmalarla işbirliği yapma peşinde.

İnsan sağlığına ve çevreye olumsuz etkisi olmayan kozmetik ürünler nasıl seçilir?
UV ışınları hakkında her şey: Zararları ne, D vitamini için gerekli mi?

Peki, siz nasıl kendinizi koruyacaksınız? Bunun için de bazı kimyasallardan uzak durmakta fayda var. Öncelikle kendinizi korumak için etiket okumayı öğrenmeniz gerekiyor. İçerisinde aşağıdakilerden bulunan ürünlerden uzak durun:

  • Paraben
  • Triklosan
  • Florlu bileşikler ve PTFE
  • Benzofenon-3 (aynı zamanda Oksibenzon olarak da bilinir)
  • Avobenzon
  • Butiloktil Salisilat
  • Siklopentasiloksan / Siklometikon
  • Formaldehit, Diazolidinil üre, Kuaterniyum-15, DMDM ​​Hidantoin ve Hidroksimetilglisinat
  • Homosalat
  • Metilizotiyazolinon
  • Mikroplastik
    • Dimethicone, Carbomer, Acrylates Copolymer, Nylon-12, Polyquaternium-7, PEG-100, PEG-100 Stearate, PEG200 Hydrogenated Glyceryl Palmate, PEG7, Glyceryl Cocoate, PEG-90M, PEG-23M, PEG-90, Stearate, Amodimethicone, Ammonium Polyacryloydimethyl Taurate, Ceteth-2, Trideceth-6, Polyquaternium-6, Acrylates/C10-30, Alkyl Acrylate Crosspolymer, PPG-5-Ceteth-20, Trideceth-10, Poly C10-30 Alkyl Acrylate, Sodium Acrylates/C10-30, Alkyl Acrylate Crosspolymer, Sodium Carbomer, VP/Hexadecene Copolymer, Laureth-23
  • Nanopartiküller
  • Oktokrilen
  • Oktinoksat / Oktil metoksisinnamar
  • Ftalatlar
  • Kuaterniyum-15
  • Retinil Palmitat
  • Sodyum lauril ve lauret sülfat (SLS/SLES)
  • Çinko oksit

Bu ürünler sizin sağlığınızı bozmakla kalmaz. Aynı zamanda çevre açısından da ciddi riskler taşır. Yani bir bakıma bu kremler aracılığıyla güneşten kaçarken kansere ve çevre sorunlarına tutuluyorsunuz.

Sahillerde mikroplastik istilası

Güneşlenirken tabii sağlıklı içerik bulsanız da o içeriklerin içine konuldukları ambalajlar çoğunlukla plastik olduğu için bir şekilde etkileceksiniz. Üstelik sadece siz de değil çevre de bundan ciddi biçimde etkilenecek.

Yakın zamanda PlastChem isimli grup, yayınladıkları bir raporda plastiklerin içinde 16 binden fazla kimyasal olduğunu ortaya koydu. Üstelik bu kimyasalların ekserisi kanserojen ya da hormon bozucu.

Risk sadece bu kimyasallarla da sınırlı değil. Çünkü bu ambalajlar çoğunlukla geri dönüşmüyor ya da tekrar kullanıma hiç uygun değil. Dolayısıyla bu ambalajları gittiğiniz uzak sahillerde çöp olarak ya da plajlarda yakından baktığınızda mikroplastik olarak görmeniz mümkün.

Bu yaz tatile gittiğiniz sahilde şezlonga uzanırken şöyle kumsalda 10 cmx10 cm’lik bir alan belirleyerek bu alanın ilk 5 cm derinliğindeki yüzey kumunu sıyırıp bir kovanın içine aktarın ve üzerine de deniz suyu dökün. İşte o zaman ne demek istediğimi anlarsınız.

Çünkü en temiz sahil bile mikroplastik açısından inanılmaz derecede kirli çıkacaktır. Hatta bunu bir görev edinmek isterseniz marketten mutfakta kullandığınız metal süzgeçlerden alıp yanınızda sahile giderken bulundurursanız herhangi bir sahildeki kumu bu elekten geçirdiğinizde ne kadar çok fazla miktarda mikroplastik olduğuna siz de şaşıracaksınız.

Herkese plastiksiz ve kimyasalsız tatiller!

Yeşil ipuçları: Mikroplastik maruziyetini azaltmanın 7 yolu

More in İklim Krizi

You may also like

Comments

Comments are closed.