Ana Sayfa Blog Sayfa 826

İspanya Eşitlik Bakanlığı’ndan kampanya: Bütün vücutlar ‘plaj vücudu’dur!

İspanya Eşitlik Bakanlığı dış görünüşleriyle ilgili endişeleri olan kadınları plaja giderek yazı tadını çıkarmasını teşvik etmek için kampanya başlattı.

‘Yaz da bizim” sloganıyla kadınları gönül rahatlığıyla plajlarda boy göstermeye teşvik eden kampanyada kapsamında hazırlanan görsellerde, çeşitli boy, yaş, etnik grup ve bedendeki kadının sahilin keyfini çıkarırken çekilmiş fotoğrafları yer aldı.

Posterde, “Yazlar da bizim. İstediğin şekilde, istediğin yerde, istediğin kişiyle yazın tadını çıkar” denildi.

Görselde, mastektomi operasyonu geçirerek memelerinden birini aldırmış bir kadın da yer alıyor, koltukaltını toplumun beklediği şekilde sergilemeyen de…

Sosyalist Podemos partisinin lideri ve aynı zamanda Sosyal Haklar Bakanı Ione Belarra, kampanyayı destekleyerek, Tüm vücutlar plaj vücududur! Tüm vücutlar geçerlidir ve hiçbir suçluluk yada utanç olmadan hayatın tadını olduğumuz gibi çıkarmaya hakkımız var. Yaz herkes içindir!” diyerek kampanyayı destekledi.

İspanya Kadın Enstitüsü lideri Antonia Morillas ise fiziksel özelliklere dair beklentilerin, kadınların özgüvenlerini etkileyip pek çok haktan mahrum bıraktığını kaydetti “Cinsiyet kalıplarından arınmış, her alanda yer alan farklı bedenler. Yaz da bize ait. Özgür, eşit ve çeşitli” . 
Enstitüden yapılan açıklamada da Bugün, bedenlerimize dair klişelerin olmadığı ve estetik şiddet barındırmayan bir yaz için kadeh kaldırıyoruz” denildi.

Komünist Parti: Absürt, var olmayan sorunu yaratıyorlar

Kampanyaya gelen en şaşırtıcı eleştiri ise İspanya Komünist Partisi‘nden. Komünist Parti lideri Cayo Lara, kampanyanın ‘absürt’ olduğunu ve ‘var olmayan bir sorunu yaratmaya çalıştığını’ ileri sürdü.
Podemos ise bu eleştirilere, “Eğer farklı vücutlar seni rahatsız ediyorsa, evden kalıp oradan tweet atmaya devam edebilirsin” diye yanıt verdi.

Buz ve besin eksikliği yüzünden yerleşimlere yönelen kutup ayısı-insan teması artıyor

Örneğin 2019’da Rusya’da yırtıcı ayılar iki köydeki çöplükleri adeta işgal etti.  Belushya Guba kasabası (yaklaşık 2.000 nüfuslu) yetkilileri, kasabanın açık depolama sahasının yakınında, 52 kutup ayısının bir “kitlesel istilası” olduğunu ve bazı ayıların daha sonra kasabanın içine doğru ilerlediğini ve binalara erişmeye çalıştığını bildirdi. Ryrkaypiy köyünde (nüfus 600) de 60 kutup ayısı birkaç hafta boyunca kasabanın çöplüğünden ayrılmadan beslendi.

Çalışmada, Kanada’nın kutup bölgesinde, biri 2015’te, diğeri 2016’da olmak üzere iki kutup ayısının insan yerleşimlerine çok yaklaştığı için vurularak öldürüldüğü belirtildi. Yazarlara göre insan kaynaklı iklim değişikliği, insan-vahşi hayvan etkileşimindeki artıştan büyük ölçüde sorumlu.

Pillerden kirli bebek bezlerine kadar her şeyi yiyorlar

Vaka çalışması yapılan topluluklar, sonbaharın sonlarına doğru deniz buzunun oluştuğu kıyıların yakınında yer alıyor. Bu da araştırmaya göre kutup ayılarına fok ve morsları avlayabilecekleri bir platform sunuyor. Araştırmacılar, artan sıcaklıklar her yıl mevcut deniz buzunu azalttığı için ayıları iç bölgelere girmeye ve kasabalardan ve çöplüklerden alternatif gıda kaynakları aramaya zorlayabileceğini söylüyor.

York, insan çöpünün besin değerinin idealden düşük olması veya çöp tenekesine atlayan ayıların pillerden kirli bebek bezlerine ve gıda kaplı seramik kaplara kadar her şeyi yuttuğunu söyledi: “Kutup ayıları yemek kokusunu alabiliyorlarsa uzun bir mesafe kat ederler. Güvenilir bir yiyecek kaynağı buldukları takdirde, bunu daha sık yapacaklardır.”

Uzmanlara göre, sorunun çözümlerinden biri, organik atıkları bertaraf etmek için açık depolama alanlarını kompost veya yakma fırınları ile değiştirmek ve böylece kutup ayılarının insanlarla temas etme olasılığını en aza indirmek.  Ancak çöplükler kapalı olsa bile, kutup ayıları, deniz buzu azaldığı sürece yiyecek aramak için Arktik kasabalarına girmeye devam edecek. Bu durum, iklim değişikliğinin öngörülemeyen sonuçlarından sadece biri ve anlamlı küresel eylemde bulunmanın öneminin altını çiziyor.

‘Gezi’de cami yaktılar’ diyen Erdoğan’a bir yalanlama da Diyanet’ten: Öyle bir belge ve rapor yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Gezi Parkı eylemcilerini hedef alarak öne sürdüğü ‘camileri yaktılar’ iddiasını Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi‘ne (CİMER) soran CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, söz konusu iddianın Diyanet İşleri Başkanlığı‘na bağlı Cami Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından doğrulanmadığını açıkladı.

Kendisine gelen yanıtta “Bahse konu olaylarla ilgili illerden gelen herhangi bir belge ve rapor bulunmamakta olup, konu hakkında İstanbul Valiliği’nden gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz” bilgisinin verildiğini söyleyen Bayır şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanına bağlı bir kurum, cumhurbaşkanının söylediği ‘Camiler yakıldı, yıkıldı’ ifadesini yalanlıyor. Sayın cumhurbaşkanımızın yalancı olduğunu kendileri tescil ediyorlar.”

CHP’li vekil, 4 Haziran 2022’de Ankara Kızılcahamam‘da partisinin değerlendirme toplantısında konuşan Erdoğan’ın sözleriyle ilgili 6 Haziran 2012’de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı‘na soru önergesi vermiş; aynı gün CİMER’e de başvurarak “Gezi Olayları’nda yakılan camiler hangi ilimizde veya illerimizdedir? Yakılan camilerimizin isimlerini ve bağlı bulundukları il veya illeri açıklamasını arz ederim” sorularını sormuştu.

Bakanlık’tan Diyanet’e sevk

Bayır’ın TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesi yanıtsız kaldı, ancak CİMER’den26 Temmuz Salı günü yanıt geldi. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Cami Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından, CİMER üzerinden verilen yanıtta, “Bahse konu olaylarla ilgili illerden gelen herhangi bir belge ve rapor bulunmamakta olup, konu hakkında İstanbul Valiliği, il müftülüğünden de gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz” denildi.

Bayır’ın sorusunun aynı gün, önce İçişleri Bakanlığı’na oradan da 23 gün sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na sevk edildiği belirlendi.

Tacettin Bayır,  CİMER’in yanıtına ilişkin şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanına bağlı bir kurum, onun söylediği ‘Camiler yakıldı, yıkıldı’ ifadesini yalanlıyor. Kurum birim adı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Cami Hizmetleri Daire Başkanlığı’ndan verilen bilgi. Sözün kısası sayın cumhurbaşkanımızın yalancı olduğunu kendileri tescil ediyorlar.

… Gelinen bu noktada koltuğunu koruyabilmek için toplumun en hassas olduğu din üzerinden iftira atmaktan, yalan söylemekten çekinmeyen birisi var. Gerçek şu ki Gezi Olayları sırasında ne camilerimiz yakılmış, ne de camilerde alkol alınmıştır. Kabataş‘ta başörtülü kardeşlerimize karşı aşağılıkça bir saldırı yapılmamıştır. Gezi Olayları’nın iktidarda yaratmış olduğu travma haksız olduklarını kabul etmeyerek ters bir tutum ve davranış göstermelerine, bunu da din üzerinden yapmalarına neden olmuştur.”

İstanbul İtfaiyesi de ‘yanan cami yok’ demişti

Liberal Demokrat Parti (LDP) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Kulaksız’ın ‘Gezi Parkı eylemleri sırasında cami yakıldı mı?’ sorusuna  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İtfaiye Dairesi Başkanlığı da cevap vermiş; protestolar sırasında yanan cami ihbarı olmadığını bildirmişti.

 

 

 

Boğaziçi Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi Dekanı istifa etti: Dekanlığa da Naci İnci atandı

Boğaziçi Üniversitesi’nde Cumhurbaşkanlığınca alınan kararla açılan Hukuk Fakültesi’nin Dekanı Prof. Dr. Selami Kuran sağlık sorunlarını gerekçe göstererek istifa etti.

İstifanın ardından Hukuk Fakültesi Dekanlığına Kayyum Rektör Prof. Dr. Mehmet Naci İnci vekil olarak atandı. Konuyla ilgili rektörlük tarafından maille yapılan açıklamada “Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı Prof. Dr. Selami Kuran fakülte kuruluş çalışmalarının tamamlanması ardından sağlık sorunları nedeniyle kendi isteğiyle görevinden ayrılmıştır. Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesine, asaleten yeni dekan ataması yapılana kadar Rektör Prof. Dr. Mehmet Naci İnci vekalet edecektir” denildi.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Cem Say, Twitter hesabından karara tepki gösterdi:

2015 genel seçimlerinde AKP milletvekili aday adayı olan Selami Kuran, Marmara Üniversitesi‘nde Barış İçin Akademisyenler metnine imza atan akademisyenler hakkında soruşturma başlatan komisyonda yer alıyordu.

Kuran, Marmara Üniversitesi Milletlerarası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanlığı yapıyordu. Kuran aynı zamanda AKP’ye yakınlığıyla bilinen 24 TV, A Haber, Ülke TV gibi kanalların düzenli konukları arasında yer alıyordu.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri Kuran’ın istifa etmesini talep etmişti.

Lisans eğitimine 2022 yılı sonbahar döneminde başlayacak öğrenci adayları için Boğaziçi’nde düzenlenen tanıtım günleri sürerken Hukuk Fakültesi’nin üniversitenin web sitesinde reklamı yapılmıştı.

Elektrikli otomobillere ek vergi: Yüzde 20’ye yükseltildi

Elektrikli otomobil ithalatında ilave gümrük vergisi yüzde 10’dan yüzde 20’ye yükseltildi.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, İthalatta İlave Gümrük Vergisi Uygulanmasına İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile ithalatında ilave gümrük vergisi alınacak ürünleri gösteren listeye elektrikli otomobiller de eklendi.

8703.80.10.00.00 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlu (GTİP), “Sadece elektrik motorundan tahrikli olanlar” başlığı altındaki elektrikli araçların ithalatında yüzde 10 olan ilave gümrük vergisi oranı yüzde 20’ye çıkarıldı.

Karar, 15 gün sonra yürürlüğe girecek.

İklim Eylem Planı’na göre ‘alternatif yakıtlı araçlar desteklenmeli

Elektrikli otomobiller, iklim değişikliğine karşı alınacak önlemler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye’nin 2011-2023 yıllarını kapsayan “İklim Eylem Planı’nda, “Amaç U3: Ulaşım sektöründe alternatif yakıt ve temiz araç teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması” başlıklı, “2023 yılına kadar alternatif yakıt ve temiz araç kullanımını arttırmaya yönelik yasal düzenlemelerin yapılması ve kapasitenin geliştirilmesi “ hedefleri arasında, “Motorlu araçlarda sera gazı emisyonunun azaltılması amacıyla vergilendirme sisteminde yapılacak düzenlemelere ilişkin çalışmaların başlatılması” bulunuyor.

Ekonomik Güven Endeksi son bir yılın en düşük seviyesinde

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Temmuz 2022 Ekonomik Güven Endeksi yüzde 93,4’e geriledi. 

Verilere göre; ekonomik güven endeksi Haziran 2022’de 93,6 iken, Temmuz’da 93,4’e düştü. Ekonomik Güven Endeksi’ndeki söz konusu rakam son bir yılda görülen en düşük seviyeye işaret ediyor:

Bir önceki aya göre Temmuz’da reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 2,0 oranında azalarak 102,5’e, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,5 oranında azalarak 117,8’e geriledi. Perakende ticaret sektöründeki güven endeksi ise yüzde 4,5 oranında azaldı. 

‣Dibi gören tüketici güven endeksi TÜİK’e göre arttı: Mayıs rakamlarına döndü

TÜİK verilerine göre Haziran’da Tüketici Güven Endeksi’nde tarihi bir gerileme (yüzde 63,4’e gerilemişti) yaşanmıştı. TÜİK Temmuz’daki verilerini Tüketici Güven Endeksi’nde yüzde 7,4 artış gerçekleştiği (yüzde 68’e dönmüştü) şeklinde duyurmuştu.   

Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Güney Afrika iklim değişikliği yetkilisi: Kömür endüstrisi hayal görüyor

Elektriğinin çoğunu kömürle çalışan santrallerden sağlayan Güney Afrika kesintilerle boğuşurken kömür madencileri ise yüksek fiyatlardan yararlanmak için ürünlerinin daha fazlasını ihraç ediyor.

İklim Değişikliği Komisyonu’nun yönetici direktörü Crispian Olver, dün Johannesburg‘da gerçekleşen kömür ve enerji geçişi konulu bir konferansta yaptığı konuşmada, “Sektör hayal görüyor ve sektörle ciddi bir konuşma yapmak için gerçekten mücadele ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kömür madencilik şirketleri Seriti Resources ve Menar Resources‘tan yöneticilerle bir araya gelinen panelde Olver “Bizim görüşümüz, kömür piyasasının 2030’larda ve özellikle 2035’ten sonra radikal bir şekilde düşeceği yönünde” dedi:

“Enerji geçişi yakın, ancak temel inkarcılığı aşamazsak sektörle konuşmamız imkansız olacak.”

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa da Pazartesi günü ülkenin şimdiye kadarki en kötü enerji kriziyle başa çıkmak için yeni sözler vermiş; elektrik üretimini genişletme, bürokrasiyi azaltma ve yenilenebilir enerji tedarikini artırma sözü vermişti.

Reuters‘ın aktardığına göre, Seriti Resources CEO’su Mike Teke, “iklim inkarcısı değiliz” dedi ve Güney Afrika’nın kamu elektrik kuruluşu Eskom‘un en büyük kömür tedarikçilerinden biri olan Seriti’nin şu anda “çok” kömür ihraç ettiğini söyledi.

Menar Resources genel müdürü Vuslat Bayoğlu, yenilenebilir enerjinin ‘sihirli bir çözüm’ olmadığını ve karbon emisyonlarını en aza indirmenin kömür madencilerinden ziyade Eskom‘a bağlı olduğunu söyledi. Menar şirketi, Avrupa’dan gelen artan kömür talebini  de karşılamaya çalışıyor.

Olver, komisyonun, madencilik merkezi Mpumalanga gibi kömüre bağımlı alanlarda alternatif istihdam yaratılmasını sağlayacak bir “adil geçiş“i yönetmek için kömür endüstrisiyle birlikte çalışmak istediğini belirtti.

Uluslararası Enerji Ajansı‘na (IEA) göre, artan kömür kullanımı 2021’de enerjiyle ilgili karbondioksit emisyonlarını 2 milyar tonun üzerinde artıran ana faktör oldu.

Klima kullanımındaki patlama küresel ısınmayı besliyor

Dünya, iklim değişikliği sebebiyle yükselen hava sıcaklıklarının klimaya olan talebi hızla artırması ve bunun da küresel ısınmayı şiddetlendirmesiyle bir kısır döngü içine girdi.

Klima için kullanılan elektrik, dünyadaki binalarda kullanılan toplam elektriğin yaklaşık beşte birini oluşturuyor.

Bu elektriğin çoğu, sera gazı salan, fosil yakt bazlı elektrik santrallerinden geliyor ve hidroflorokarbon soğutucuları, 20 yıllık bir süre içinde karbondioksitten binlerce kat daha güçlü sera gazları salabilir.

Örneğin şu an Birleşik Krallık‘ta etkili olan sıcak dalgası daha uzun ve daha yoğun hale gelir ve artan klima talebi bu şekilde devam ederse yüzyılın sonuna gelindiğinde güç tüketimini yaz aylarında yüzde 15’e kadar artacağı öngörülüyor.

The Guardian‘ın aktardığına göre Cambridge Üniversitesi‘nin bir yan şirketi olan Barocal, geleneksel soğutucu akışkanları ortadan kaldıran ve hacim değiştirirken farklı basınçlarda ısıyı serbest bırakmak veya emmek için katı malzemeler kullanan bir ısı pompası, yani daha verimli bir klima geliştiriyor.

‣ Düşük karbonlu dev ısı pompaları kombileri yerinden edebilir mi?
‣ Hollanda 2026’da fosil yakıtla ısınmayı yasaklayacak: Isı pompaları zorunlu olacak

Bu malzemeler, sıvı soğutuculardan daha verimli ve ucuz olmanın yanı sıra; toksik de değil. 

Ayrıca ısı pompaları, tek seferde iki ihtiyacın çözülmesine yardımcı olarak hem soğutma hem de ısıtma için kullanılabiliyor.

Aile hekimlerinden Erdoğan’a mektup: Yoksulluk hatta açlık sınırındayız

Sağlık Bakanlığı tarafından sorunlarına çözüm bulunmadığını söyleyen aile hekimliği çalışanları, bir açık mektup yayımlayarak sorunlarını anlattı.

Sözcü‘den Cem Yıldırım‘ın aktardığına göre, mektupta hekimler, “Aile sağlığı merkezi kiralarını ödeyemez, temel masraflarını bile karşılayamaz hale geldik. Aile Hekimleri yoksulluk, hatta açlık sınırındadır” dedi.

Yıldırım’ın haberine göre hekimlerin mektubunda şu ifadeler yer alıyor:

 “84 milyon vatandaş ile direk temas eden 55 bin aile hekimliği çalışanı olarak, Sağlık Bakanlığı tarafından sorunlarımıza yönelik bir çözüm anlayışı göremedik. 

Ülkemizde koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik hiçbir faydası olmayan ve hekimlerin sözleşmelerinin feshini de kolaylaştıran, aile hekimleri kadar, motivasyon kaybı nedeniyle 84 milyon vatandaşı da olumsuz etkileyen sözleşme ve ödeme yönetmeliği için düzenleme yapılmamıştır.

Özellikle pandemi döneminde yoğun bakımlar hariç sağlık hizmetinin devamını sağlayan aile sağlığı merkezleri, kiralarını ödeyemez, temel masrafları karşılayamaz hale gelmiştir. Aile Hekimleri yoksulluk hatta açlık sınırının altında hakediş almaktadır.

Önerilerimiz dikkate alınmadığı için son bir yılda, 10 gün iş bırakma, 3 büyük miting ve sayısız basın açıklaması yaptık, haklarımız için mücadele ettik.

Birçok aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı asli kadrolarından ayrılarak norm kadrolarına geçmeye başlamış, ASM kirasını ödeyemediği için sağlık merkezini kapatma arifesine gelmiştir.

Buradaki yanlış yönetim, 84 milyon vatandaşın moralini ve sağlık durumunu etkilemektedir.

Eminönü’nde tarihi meydan motosiklet parkına döndü

İstanbul Eminönü Meydanı‘nda tarihi Rüştem Paşa Camii‘nin çevresi motosiklet parkı haline geldi.

Hem yolları daraltan hem de görüntü kirliliğine neden olan motosikletler, tarihi meydanı ziyarete gelenlerin tepkisine neden oldu.

Çevredeki esnafa ait olduğu öğrenilen ve  iş amaçlı kullanılan motosikletler, yayaların kullandığı kaldırıma park ediliyor. Esnaf, etrafta motosikletleri için park yeri bulamadıklarını, belediyenin çözüm bulması gerektiğini belirtiyor.

Esnaflardan Erdinç İnanç, “Keşke güvenliği olan bir park yeri olsa, çalınma riskleri de ortadan kalkar” diyor: Hem görüntü kirliliği sona erer hem de belediyeye gelir olur. Eskiden Mısır Çarşısı‘na daha yakın park ediyorduk. Restore edildiği için buraya park ediyoruz.”

İnanç, “Zabıta burayı yasaklayınca yolun karşısına koyacağız” dedi.