Ana Sayfa Blog Sayfa 5171

Ölümünün 25. yılında Edip Cansever

Türk şiirinin ölümsüz isimlerinden Edip Cansever’i 25 yıl önce bugün kaybetmiştik.

8 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğan şair, İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi ve 30 yıl boyunca Kapalıçarşı’da işlettiği dükkanda halı ve antika eşya ticareti yaparak geçimini sağladı. İlk şiirlerini 1944 yılında yayınlayan, 1947’de yayınlanan ilk kitabı “İkindi Üstü”nü ise daha sonra reddederek toplu eserlerine almayan Edip Cansever asıl ününü ikinci kitabı “Dirlik Düzenlik”te yer alan “Masa da Masaymış Ha” başlıklı şiiriyle ve 1957’de yayınlanan “Yerçekimli Karanfil” kitabıyla yaptı. Cansever daha sonraki yıllarda kendisiyle ilgili bütün derlemelerde yer alan “Masa da Masaymış Ha” şiirinden yaşamı boyunca kurtulamadığını söylemiştir.

Özellikle uzun soluklu şiirleriyle ve dramatik yapıdaki eserleriyle tanınan şairin bu türden en ünlü şiiri olan “Ben Ruhi Bey Nasılım” tiyatroya da uyarlanmış ve uzun yıllar boyunca İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiştir. Şairin “Ben Ruhi Bey Nasılım” dışında “Tragedyalar”, “Oteller Kenti” ve “Bezik Oynayan Kadınlar” gibi uzun soluklu dramatik yapıda başka şiirleri de vardır.

Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya ile birlikte İkinci Yeni şiirinin en büyük üç şairi arasında sayılıyordu. Şair hakkında bir tez yazan Devrim Dirlikyapan, Cansever’in şiirini şöyle tanımlamıştır:

“Cansever, sözdiziminde ve özellikle sıfat ve isim tamlamalarında yaptığı değişiklerle, şiirde düzyazının olanaklarından yararlanarak “dize”ye farklı işlevler yüklemesiyle, diyalog ve iç monolog gibi teknikleri kullanarak kendine özgü bir ses, imge ve anlam düzenine ulaşmasıyla yeni bir şiir kurmuştur. Bu yenilikte insanı “toplum içinde bir birim” olarak almasının, kentleşmenin ve makineleşmenin getirdiği bunalımı yaşayan, bu nedenle de çoğunlukla yalnız, sıkıntılı, yabancılaşmış ve çaresiz olan bireyi öne çıkarmasının payı büyüktür. Bir şiirinde “yapılan bir şeydir şiir” diyen Edip Cansever’in “toplumla ilgiler kurma” ve “çağının şairi” olma çabasına kullandığı teknikler de katkıda bulunmuştur. Bu tekniklerden biri olan “nesnel bağlılaşık”, onun poetikasını belirleyen önemli kavramlardan biridir. Şiirde düzyazının olanaklarından ve nesnel bağlılaşıktan yararlanarak “çok sesli” bir şiire ulaşan Cansever, aynı zamanda bakmanın ve görmenin de olanaklarını kullanarak “çok gözlü” bir “görme biçimi” edinmiştir.”

Eserleri

Şiir dışında bir ürün vermeyen Edip Cansever’in 17 şiir kitabı vardır:

İkindi Üstü (1947), Dirlik Düzenlik (1954), Yerçekimli Karanfil (1957), Umutsuzlar Parkı (1958), Petrol (1959), Nerde Antigone (1961), Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1966), Kirli Ağustos (1970), Sonrası Kalır (1974), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976), Sevda ile Sevgi (1977), Şairin Seyif Defteri (1980), Yeniden (1981),  Bezik Oynayan Kadınlar (1982), İlkyaz Şikayetçileri (1984), Oteller Kenti (1985)

Ayrıca ölümünden sonra 1987’de yaşamı ve şiir anlayışıyla ilgili yazıların ve kitaplarına girmemiş son şiirlerinin yayınlandığı “Gül Dönüyor Avcumda” başlıklı bir derleme kitabı yayınlanmıştır. Devrim Dirlikyapan’ın derlediği 2009 tarihli “Şiiri Şiirle Ölçmek”te de şiir üzerine yazıları ve söyleşileri yer alır.

Şairin aldığı ödüller ise şunlardı: “Yerçekimli Karanfil” ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanı, “Ben Ruhi Bey Nasılım” ile 1977 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü ve “Yeniden” ile 1982 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü.

Edip Cansever Bodrum’da tatildeyken beyin kanaması geçirmiş ve tedavi için getirildiği İstanbul’da 28 Mayıs 1986’da yaşamını yitirmişti.

Yeşil Gazete olarak ölümünün 25. yılında şairi bir hafta boyunca şiirleri ve hakkında yazılan yazılarla anacağız.

(Yeşil Gazete)

“Benim Edip Canseverim” yazısını okumak için TIKLAYIN

Ölümünün 25. yılında Edip Cansever DOSYASI’nın tamamını okumak için TIKLAYIN

Gölbaşı direnişi bir haftayı devirdi

Büyük Anadolu YürüyüşüGölbaşı Direnişi, Gölbaşı’ndaki direnişte bir haftayı geçtiler. Bugün direnişin sekizinci günü. Her geçen gün artan destek ve ilgi ile devam eden Direniş’te bugün de ziyaretler ve imece ile yaşama devam ediyor.

Geçen hafta bugün, polis tarafından engellenen Büyük Anadolu Yürüyüşü, katılımcılarının Gölbaşı’nda direnmeyi seçmesi ile Gölbaşı Direnişi’ne dönüştü. Bugün, fırtına dışında bir sorun yaşamayan direnişçilerin bekleyişi sürüyor. Direnişçiler gelecek günler için yoğun bir çalışma da sürüyor.

Dün itibariyle Gölbaşı’nı ziyaret eden Ankara Tabip Odası ise bir açıklamada bulundu. Açıklamada şunlara yer verildi:

* Aralarında kadın ve çocuklar bulunmakta, en temel barınma, korunma, ısınma, temizlik, su, besin, tuvalet ve atık gereksinimlerini karşılayamamaktadırlar. Özellikle kadın ve çocuklar en temel temizlik-hijyen koşullarının yoksunluğunu çekiyor.

* Çankaya Belediyesi’nin gönderdiği seyyar tuvaletlerin burada bekleyen polis tarafından kendilerine verilmediği öğrenildi.

* Bulaşıcı solunum yolları hastalıkları, ishaller, paraziter hastalıklar, idrar yolu enfeksiyonları ve zehirli hayvan ısırıkları ilk akla gelen tehditler. Uzun süreli hastalık ve sağlık sorunu olanlar, ilaç tedavisi altında bulunanlar herhangi bir bakımdan yoksun. Nitekim bazı katılımcıların geçtiğimiz bir hafta içerisinde hastalandıkları görüldü. Yaşanan ve yaşanması muhtemel olan bu olumsuzluklarda yetkililerin sorumluluğu olduğu açıktır.

* Sayılan nedenlerle, söz konusu ortam sağlıksız olup, uzun süre bu ortamda kalmaları katılımcılar için önemli riskler taşıyor.

Ayrıca bir grup da Gölbaşı Direnişçileri’ne destek vererek ODTÜ Vişnelik Tesisleri’nde kamp yapıyor.

Almanya’da yüzbinlerce nükleer karşıtı sokakta

Başta Berlin olmak üzere Almanya’nın an az 20 kentinde on binlerce kişi nükleer enerji kullanımına biran önce son verilmesi için sokaklara döküldü.

Organizatörler ülke çapında yapılan gösteri ve yürüyüşlere en az 160 bin kişinin katıldığını bildirdi. Berlin polisi sadece Berlin’deki protestolara en az 20 bin kişinin katıldığını duyurdu. Bonn kentinde en az 7 bin 500, Münih’te ise en az 8 bin protestocu Almanya’daki nükleer santrallerin biran önce kapatılmasını talep etti.

Protestocular nükleer santrallerin biran önce kapatılmasını talep etti. Alman hükümetinin nükleer enerjiyle ilgili görevlendirdiği Etik Komisyonu ise Berlin’de bugün bir araya geldi. Komisyonun, nükleer enerjiden en geç 2021 yılına kadar tamamıyla vazgeçilmesinin ve bu süre içerisinde gerekli olan elektrik açığını karşılayacak başka kaynaklar bulunmasının mümkün olduğu yönünde görüş bildirmesi bekleniyor.

Bilim ve ekonomi dünyasından ve kilise çevrelerinden temsilcilerinin oluşturduğu 17 kişilik komisyon pazartesi günü tavsiyelerini Almanya Başbakanı Angela Merkel’e sunacak. (Deutsche Welle Türkçe)

Cumartesi Yeşiller’den Büyük Anadolu Yürüyüşü’ne ziyaret

Yeşiller Partisi’nin Ankara’da yaşayan üyeleri yarın (28 Mayıs 2011 Cumartesi) Büyük Anadolu Yürüyüşü Gölbaşı Direnişi’ne destek amaçlı bir ziyaret gerçekleştirecek. Yapılan açıklama şu şekilde:

“Yarın, 28 Mayıs Cumartesi günü, Büyük Anadolu Yürüyüşü Gölbaşı Direnişçileri’ne dördüncü destek ziyaretimizi gerçekleştiriyoruz. Cumartesi olması nedeniyle herkesi bekliyoruz. Saat 11.00’de Yeşil Ev’de buluşacağız. Arabası olanların arabayla gelmesi, daha fazla kişinin bizimle olması için ve destek malzemeleri götürmemiz için önemli. Herkesi bekliyoruz.

Yeşiller Partisi-Çankaya İlçe Örgütü
Ataç Sokak No: 23/8
Kızılay/Ankara”

Avrupa Yeşilleri: “Türkiye’de yasal kurallar saldırı altında”

Avrupa Yeşiller Partisi delegasyonu, bu hafta Türkiye’yi ziyaret etti. Delegasyon açıklamasında, “Büyük altyapı ve nükleer santral projelerine dayanan ulusal kalkınma modeli tamamen sürdürülemez” olduğunu vurguladı.

Açıklama şu şekilde; “Şu anda, insanların ve çevrenin pahasına inşa edilen ülkenin ekonomik büyümesi ve hızlı gelişimiyle birlikte tamamen sürdürülemez ve uygunsuz model benimseyen Türkiye’nin gerçekten bir kalkınma reformu modeline ihtiyacı var.”

Avrupa Yeşiller’i rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerjiler açısından zengin olan ülkede farklı ve uygun bir kalkınma için mücadele veriyor.

Türk Yeşiller’i (Yeşiller) adına konuşan Uluslararası İlişkiler Sekreteri Ahmet Atıl Aşıcı ise şunları söyledi: “Şu çok açık ki mevcut hükümet Türkiye’nin sürdürülebilirliğine inanmaktansa, karbon açı, limitsiz ülkere inanıyor. Üçüncü Köprü İnşaası, her birinde 1 milyon nüfuslu iki yeni şehir ve İstanbul Kanalı, üç nükleer santral, HES’ler, elli kömürle çalışan santral ve küçük HES’lerden oluşan megaloman hükümet programı Türkiye’nin gelecek ekonomik gelişiminde çok ciddi bir açık yaratacak. Ve kirliliği arttıracak, ülkenin doğasının ve doğal kaynaklarını yok edecek.

Doğayı korumak şu anda varolan ve ne yazık ki yetersiz kurallar da hükümet tarafından sistematik saldırılara maruz kalıyor. Hükümet, doğayı yok eden bu projeleri gerçekleştirmek için sürdürülebilirliğe ve ekolojiye hiçbir saygı göstermeden boşluklar üzerinden kuralları deliyor.”

Türkiye Yeşiller Partisi, ekolojik bir anayasa için kampanyalar yürütüyor. Çeşitli politikacılar, avukatlar ve akademisyenler tarafından desteklenen Ekolojik Anayasa İnisiyatifi’nde de başı çekiyorlar. Yeşiller, yeni anayasanın ekolojik bir yaklaşımla en azından bir değişiklikle birleştirmesi gerektiğini söylüyorlar.

Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı, Monica Franssoni, “Doğanın kendi haklarına sahiptir ve bunlar ihmal edilemez. Bu açıdan, Yeşiller tarafından başı çekilen Ekolojik Anayasa İnisiyatifi’ni memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz.” dedi.

“Aynı zamanda Türkiye’deki, yasal kuralların saldırı altında olduğu gerçeği için de endişeleniyoruz.” diye ekledi. “Biz, kendi davranışlarımıza ve Avrupalılar olarak kendimize bakmadan, Türkiye’nin zayıflıklerını kınamamalıyız. Yeşiller, üyelik müzakereleri düşünüldüğünde, olası bir tutum değişikliğinin hem Avrupa, hem de Türkiye için çok olumsuz sonuçları olduğuna ikna oldu.”

 

Katalonya’da sivil direniş “kanlı” devam ediyor

İspanyol ve Katalan gençleri sokağa döken 15-M demokrasi hareketinde direniş devam ediyor. Katalan şehri Barcelona’nun “Plaça Catalunya” meydanında oturma eylemine devam eden gençlerin tamamiyle şiddetsiz ve demokratik hak arayışlarına polisin verdiği tepki ise Türkiye’den aşina olduğumuz görüntüleri hatırlatıyor. Bugün (27 Mayıs) itibariyle çekilen ve internete düşen görüntülerde (izlemek için tıklayınız) polis oturma eylemine devam eden gençlere dakikalar boyunca coplarla saldırıyor. Gençlerin hiçbir tepki vermemesine ve şiddetsiz direniş sergilemesine rağmen saldırılarına devam eden polislerin kimliklerini saptamaya yarayan ve görünür olması yasayla zorunlu kılınan “kask numaralarını” saklamış olması da dikkat çekiyor.

15 Mayıs’ta başlayan ve kendisini “Öfkeliler”, “M-15”, “İspanyol Devrimi” ve “Gerçek Demokrasi” hareketi olarak da tanımlayan protestolarda bugün (27 Mayıs) belediye temizlik çalışanları Plaça Catalunya meydanında bulunan eylemci çadırlarını sökmesinin ardından protestocular meydan girişinde oturma eylemi başlatarak çadırlarının sökülmesini protesto etti. Ardından görüntülerde görülen saldırıya maruz kalan eylemcilere karşı polis plastik mermi de kullandı. Saldırıda birçok eylemci hafif yaralanmasına rağmen şiddetsiz eylemlerine devam etti. Polis şiddetinin artarak devam etmesini takiben oturma eylemi sona erdirildi.

İspanya’da demokrasi hareketi ise direnişe devam ediyor. Ülkedeki ekonomik kriz, anti-demokratik siyasal sistem ve neo-liberal politikaları protesto eden hareketin önümüzdeki günlerde giderek güçlenmesi ve yayılması bekleniyor.

 

(Yeşil Gazete, Focus News)

 

Öğrencilere polisten sert müdahale

İstanbul’da düzenlenen Yükseköğrenim Kongresi’ne alınmayan temsil edilmediklerini ileri süren öğrenciler, kongreyi protesto edince polisin şiddetli müdahalesi ile karşılaştı. Öğrencilere su ve gaz bombalarıyla müdahale eden polis, gözaltına aldıklarına kelepçe taktı.

Beşiktaş ve Dolmabahçe’de toplanan öğrenciler, ”Uluslararası Yükseköğretim Kongresi: Yeni Yönelişler ve Sorunlar” konulu kongrenin yapıldığı Swissotel’e doğru iki koldan yürüyüşe geçti.

Öğrenciler otelle çıkan cadde üzerine geldiğinde barikat kuran polis tarafından ilerleyişleri engellendi.

Yaklaşık 250 kişilik grup, basın açıklamasının ardından oturma eylemine başladı.

Görüşmeler sonucunda grubun otele kadar yürümesine izin verilmemesi üzerine Eğitim-Sen İstanbul 6 Nolu Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. İsmet Akça tarafından bir açıklama yapıldı.

Üniversiteler için özgür ve demokratik bir süreç istediklerini belirten Akça, şunları söyledi:

”Bu süreç, tüm üniversite çalışanlarının, öğrencilerin karar mekanizmalarına katıldığı bir yönetsel özerkliği ve kamu kaynaklarıyla finanse edilen ve bu kaynakların kullanımının üniversite bileşenlerinin katılım ve denetimine açık olduğu bir yapıyı gerektiriyor. Biz kamusal, demokratik, özgür, bilimsel üniversite talebini savunmak ve üniversiteyi üniversite olmaktan çıkaracak saldırılara karşı koymak üzere önümüzdeki dönemde başta tüm üniversite bileşenleri olmak üzere tüm emek ve demokrasi güçlerini ortak mücadeleye davet ediyoruz.”

Eyleme katılan öğrenciler adına açıklama yapan Aysima Karçaaltıncaba da üniversitelerde muhalif gücü bastırmak için akademinin üzerinde büyük bir baskı oluşturulduğunu, yüzlerce akademisyenin YÖK tarafından soruşturulduğunu söyledi.

Açıklamaların ardından grup, ”YÖK kalkacak, polis gidecek”, ”Sermaye defol, üniversiteler bizimdir” şeklinde slogan atmaya başladı.

Polis, grubu dağıtmak için tazyikli su ve gaz bombası kullandı. Bazı protestocuları gözaltına aldı. Olaylar sırasında yola atılan gaz bombaları, yurttaşlara zor anlar yaşattı.

Brezilyalı Amazon aktivisti ve eşi pusuya düşürülüp öldürüldü

0

Brezilya’nın önde gelen doğa korumacısı ve eşi Amazonlar’da öldürüldü.

Polis Joao Claudio Ribeiro da Silva ve Maria do Espirito Santo’nun Para eyaletindeki Maraba şehri yakınlarında pusuya düşürüldüğünü belirtti.

Ünlü çevreci, ağaç kesicilerden ve sığır otlakçılarından defalarca ölüm tehdidi almıştı.

Ölüm haberi Brezilya Temsilciler Meclisi’nin ağaç kesimi kurallarını yumuşatan kanunu kabul etmesinden bir kaç saat önce geldi.

 

Hükümet derhal soruşturma açılması talimatı verdi ve Da Silva ve eşinin katillerinin bulunacağına söz verdi.

Çiftin cansız bedenleri, 24 seneden bu yana çalışma yürüttükleri Praialta-Piranheira doğa rezervi bölgesinde bulundu.

Aileleri ve dostları, çiftin çevreci aktivizmleri nedeniyle iki seneden beri çok sayıda tehdide maruz kaldığını ifade etti.

Da Silva ve eşi doğa dostu tarım yöntemleriyle ürettikleri fındık, meyve ve kauçukla geçiniyordu.

Çevresel af

Ölüm haberi Brezilya Temsilciler Meclisi’nin Orman Kanunu’nda yaptığı değişikliklerden bir kaç saat önce ulaştı.

1934’te yapılan ve 1965’te değişikliğe uğrayan kanun çiftçilerin ne kadar ağaç kesebileceğini düzenliyor.

Bugünkü düzenlemeye göre Amazon bölgesindeki arazi sahipleri arazilerinin %80’ini orman olarak bırakmak zorunda. %20’lik alanı ise diledikleri gibi kullanabiliyor.

Yürürlüğe girmek için Senato ve Devlet Başkanı Dilma Rousseff tarafından da onaylanması gereken yeni tasarı arazi sahiplerinin orman olarak korumak zorunda olduğu alanı küçültüyor.

Diğer değişiklikler ise geçmişte kaçak orman kesimi yapmış kişilere af getiriyor.

Tasarının taraftarları mevcut kanunun ekonomik büyümeyi engellediğini ve Brezilya’nın daha fazla tarım arazisi açmak zorunda olduğunu savunuyor.

Muhalifler ise düzenlemeyi “felaket” olarak niteliyor.

Uluslararası-Brezilya Koruma’dan Paulo Gustavo Prado’ya göre “yeni düzenleme ormansızlaşma, su kaynaklarının tükenmesi ve erozyon riskini artırıyor.”

Kaynak: BBC

BAY Gölbaşı Direnişi’nde bir akşamüstü

Büyük Anadolu Yürüyüşü kervanlarının durdurulduğu Gölbaşı’nda Cumartesi’den beri devam eden Büyük Anadolu Yürüyüşü Gölbaşı Direnişi’ni bu akşamüstü ziyaret ettik. Biz oradayken, gelenler gidenler, destek verenler, ellerinden geldiğince yardım edenler hiç eksik olmadı. Gölbaşı Direnişçileri yalnız değil, direnişçiler yorgun değil. Ankara’ya girecekleri günü bekliyorlar.