Ana Sayfa Blog Sayfa 5058

Doğan Yurdakul eşini kaybetti

Ergenekon davası tutuklusu Odatv Genel Koordinatörü Doğan Yurdakul‘un kanser hastası eşi Güngör Yurdakul dün gece 02.50’de hayatını kaybetti.

Gazeteci Doğan Yurdakul’un rahim kanseri olan eşi Güngör Yurdakul, Ankara’da İncek Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi görüyordu. Bir süre önce durumu kötüye giden Yurdakul için doktorları artık son noktaya gelindiğini ve yapılacak bir şeyin olmadığını söylemişti. Güngör Yurdakul, gece 02.50’de yaşama veda etti.

Güngör Yurdakul’un eşi Odatv Genel Koordinatörü Doğan Yurdakul ise 3 Mart tarihinden bu yana Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu. Soner Yalçın geçtiğimiz günlerde Doğan Yurdakul’a, kanser hastası olan eşini ziyaret etmesi için izin verilmesini istemişti. Yalçın cezaevinden kaleme aldığı yazıda, Yurdakul’un “ölmeden önce eşinin gözlerinin içine birkez daha bakabilmek” istediğini söylemişti.

Bunun ardından avukatı aracılığıyla bir açıklama yapan Doğan Yurdakul, eşiyle 5 Eylül’de telefonla görüştüğünü ve vedalaştığını söylemişti. Yurdakul açıklamasında, “Polisler benim kapıma geldiğinde eşimin ölümünü cezaevinde öğreneceğimi anlamıştım. Buna zaten hazırlıklıydım. Sadece yasal hakkım olan eşimin cenazesine katılma isteğimi eşim vefat ettikten sonra mahkemeden talep edeceğim. Herkese iyi niyeti için teşekkür ediyorum’’ demişti.

Öte yandan Doğan Yurdakul, geçen hafta ziyaretine gelenlere anlattığı eşiyle telefon vedalaşmasını gazeteci Murat Sabuncu aktardı. Buna göre, Güngör Yurdakul eşine, “Beni hep iyi günlerimizdeki gibi hatırla” demişti. Murat Sabuncu, vedalaşmalarını şöyle aktardı:

“Doğan Yurdakul eşine sordu: Hastaydın, zor günler geçiriyordun.Cezaevindeydim, yanında olamadım kırgın mısın? Eşi yanıt verdi: Hayır Doğan. Benim bu en zor hallerimi görmeni istemezdim. Sana kırgın değilim. Beni hep iyi günlerimizdeki gibi hatırla.”

Doğan Yurdakul, ziyaretine gelenlere eşine ilk kanser teşhisinin 2001 yılında konulduğunu ve o gün, “Ne olur 10 yıl daha beraber yaşayalım” diye dua ettiğini anlatarak, “Yıl 2011. 10 yıl doldu. Keşke 20 yıl diye dua etseydim” dedi.

(CnnTurk)

Yılda 65.000 kere telefonlu taciz

Sevdiği adamı geçen yıl içinde 65.000 kere, yani günde ortalama 178 kez telefonla arayan Hollandalı kadın taciz suçlamasıyla mahkemeye çıkarılıyor.

Şikayette bulunan adam, adı açıklanmayan kadının kendisini her gün telefon, kısa mesaj ve elektronik posta bombardımanına tuttuğunu söyledi.

Avukatları, 42 yaşındaki kadının, adamla ilişkisi olduğunu söyleyerek hareketlerinin aşırıya kaçtığını kabul etmediğini bildiriyorlar.

62 yaşındaki adam ise kadının sevgilisi olduğunu reddediyor.

Polis, kadının Rotterdam’daki evine baskın düzenleyip çok sayıda cep telefonu ve bilgisayara el koydu.

Ancak Lahey’deki BBC muhabiri Anna Holligan, ön duruşmada kefaletle ve “adamı rahat bırakmak” koşuluyla serbest bırakılan kadının, bir kaç saat sonra söz konusu erkeği tekrar aramakla suçlandığını kaydetti.

Hollandalı kadın, o zamandan bu yana göz altında tutuluyor ve yakında tekrar Lahey’de mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

(BBC)

Demokratlar 90 yıl sonra kaybetti

0

ABD‘de yapılan özel ara seçimde, Başkan Barack Obama liderliğindeki Demokrat Parti iki önemli sandalyeyi Cumhuriyetçi Parti‘ye kaptırdı.

Bunlardan özellikle biri için yapılan kampanya, Obama’nın ekonomik politikası için referandum niteliğine dönüştürülmüştü.

New York’ta Cumhuriyetçi Parti adayı Bob Turner, bir seks skandalından dolayı Haziran ayında istifa eden Anthony Weiner‘ın yerine seçildi.

Turner böylece, yaklaşık 90 yıldır Demokrat Parti’nin elinde olan sandalyeyi ele geçirmiş oldu.

Nevada’nın kuzeyindeki bir seçim bölgesinde de Mark Amodei, Demokrat rakibi Kate Marshall’ı yenilgiye uğrattı.

Bu sandalye de Cumhuriyetçi John Ensign’ın bir seks skandalı sonucu istifa etmesiyle boşalmıştı.

Gözlemciler, sonuçların yeniden seçilmek için kampanya hazırlığına girişen Obama açısından sembolik bir kayıp olduğunu söylüyorlar.

Temsilciler Meclisi’nde yedi dönem görev yapan Anthony Weiner, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden bazı kadınlara müstehcen resimler gönderdiği ortaya çıkınca Haziran ayında istifa etmişti.

Weiner’ın sandalyesini kazanan emekli medya yöneticisi Bob Turner, 1920’lerden bu yana New York’un 9. bölgesinde seçimi kazanan ilk Cumhuriyetçi Parti adayı oldu.

Turner, kazandıktan sonra seçmenlerin Obama’nın “sorumsuz mali politikasına” karşı oy kullandıklarını söyledi.

Seçim zaferini kutlayan Turner, “bu seçimlerin referandum niteliğinde olduğu söylenmişti. Sayın Başkan yanlış yoldayız ve bu yola tüm ekonomiyi tehdit eden sorumsuz mali politikalardan dolayı girdik” dedi.

Brooklyn’in güneyi ile Queens semtinin güneyi ve merkezini kapsayan New York’un dokuzuncu bölgesi, şimdiye kadar Demokratların kaleleri arasında sayılıyordu.

Kayıtlı Cumhuriyetçi seçmenlerin azınlıkta kaldığı bölgenin temsilciliği için yürütülen kampanyada Demokratların adayı David Weprin kadar Başkan Obama da hedef alınmış, buna karşılık Demokratlar da yüklü paralar harcadıkları televizyon kampanyalarıyla mücadele vermişti.

(BBC)

“Orası bayan yanı”

0

Radikal Gazetesi’nin haberine göre Ankara-Eskişehir hattında sefer yapan hızlı trende tek başına yolculuk eden kadınların yanına erkekler oturtulmuyor. Durum, bir grup genç erkeğin boş yer olmasına rağmen, bu koltuklar “bayan yanı” olduğu için bilet alamamasıyla ortaya çıktı. TCDD bunun kadınların talebi olduğunu söylüyor.

Hızlı trenle Ankara’ya gitmek isteyen dört genç TCDD’nin müşteri hattı numarasını arayarak bilet ayırtmak istedi ancak telefona çıkan operatör, trendeki oturma düzenine baktıktan sonra 4 arkadaşın trene binemeyeceğine karar verdi.

Gençlerden birisi şunları aktardı: “Operatör, sadece tek oturan kadın yolcuların yan koltuklarında yer olduğunu, buraların da yine kadınlar için ayrıldığını söyledi. Bunun üzerine başka tren de olmayınca Ankara’ya otobüsle gitmek zorunda kaldık.”

Ankara Garı’nda benzer bir uygulamadan mağdur olan yolcuların konuyu ilettiği danışma görevlileri ise her hızlı trende, tek başına yolculuk edebilmeleri için kadınlara kontenjan ayrıldığını, yanlarına erkeklerin oturtulmadığını anlattı. Görevliler, tek başına yolculuk etmek isteyen kadınların “yanımıza erkek oturunca rahat edemiyoruz” şikayetinde bulunduğunu, bunun üzerine belli sayıda koltuğun kadınlara ayrıldığını savundu.

TCDD yetkilileri ise, uygulama ile ilgili resmi talimat bulunup bulunmadığı sorusu üzerine, “Talimatı Genel Müdür vermedi. Bayanların yeri ayrı. Bir beyin yanında boşluk varsa, bilet almak isteyen bayana sorulur, isterse o yer verilir. Aynı şey erkekler için de geçerli. Ama bir yer için mutlaka satış yapılır” dedi.

Türkiye’nin ilk hızlı treni olan Eskişehir-Ankara hızlı treni, iki kent arasını 1 saat 25 dakikada alıyor. Tren, 6 setten oluşan vagonlar, business ve ekonomi vagonları olarak ayrı ayrı dizayn edildi. Hızlı tren tek seferde 419 yolcu taşıyabiliyor.

Petrol-İş’te “kadın eylem planı”

0

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu‘na (Türk-İş) bağlı Türkiye Petrol, Kimya, Lastik İşçileri Sendikası (Petrol-İş) 17-18 Eylül’de yapacağı 26. Olağan Genel Kurul’da ana tüzükte yapılan değişiklikleri ve “dört yıllık kadın eylem planı”nı oylayacak. Böylece “kadınlara yönelik şikayetlerde, kadının beyanı esastır” ibaresinin ana tüzüğüne alınması hedefleniyor.

Sekiz yıldır Petrol-İş Kadın Dergisi çatısı altında kadın çalışmaları yürüten sendika, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ortadan kaldırılmasını yeni sendikacılık anlayışının temel taşlarından biri olarak gördüğünü, bu nedenle de ana tüzüğünü cinsiyetçi maddelerden ve dilden arındırılarak, tüzüğe kadın erkek eşitliğini gözeten yeni maddeler eklediğini açıkladı.

Tüzükte yapılan en önemli değişikliklerden biri, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfedesrayonu’nda (KESK) yaşanan cinsel taciz iddiasından sonra sendikaların gündemine giren “Kadınlara yönelik şikayetlerde, kadının beyanı esastır” ibaresinin “Disiplin Cezalarının Sayıldığı 123.Madde”ye eklenmesi oldu. Tüzükte, “Merkez ile şube disiplin kurulları, sendika ana tüzüğüne uymayan, sendika tüzelkişiliği aleyhinde faaliyet gösteren, sendikanın ilkelerine, amaçlarına ve hedeflerine aykırı davrananlar ile kadına yönelik cinsel taciz, mobbing ve şiddet uygulayanlar hakkında aşağıdaki disiplin cezalarını vermeye yetkilidir. Kadınlara yönelik şikayetlerde, kadının beyanı esastır, karşı taraf aksini ispatla yükümlüdür.” ifadesine yer verildi.

Tüzük’te sendikanın görev ve yetkilerinin tanımlandığı 4. Madde’ye eklenen “r” fıkrası ile “Kadın-erkek eşitliğini savunmak, bu eşitliğin inşası için evde, işyerinde ve sendikada gereken her türlü önlemin alınması ve uygulanması için çaba sarf etmek, bu amaçla kadın büroları ve komisyonları kurmak, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele etmek” sendikanın görev ve yetkileri arasına sokuldu. Merkez Yönetim Kurulunun Görev ve Yetkileri’nin tanımlandığı 23 maddeye de “kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla toplumsal cinsiyet eğitimleri vermek, kadın büroları ve komisyonları kurmak” şeklinde bir bölüm eklendi.

Dört yıllık eylem planı ise şöyle:

* Sendika kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığa karşıdır, toplumsal cinsiyet eşitliğine kararlılıkla bağlı.
* Kadın politikası, kadın işçilerin hem evde hem işte kadınlık durumlarından kaynaklanan farklı bir ezilme pratikleri olduğunun bilinciyle şekillenir.
* Kadın ve eşitlik çalışmaları bağlamında sendika üyesi kadınlara yönelik güçlendirici özerk kadın eğitimleri yapacağız.
* “Toplumsal Cinsiyet” eğitimi derslerine kadın üyelerin daha fazla yer alması sağlanacak.
* Toplumsal cinsiyet esaslı istatistiklerin oluşturulması için çalışmalar sürecek.
* Yönetimlerde ve karar organlıklarında kadın katılımını artırmak için gerekli önlemlerin alınmasını destekliyor.
* “Eşdeğerde işe eşit ücret prensibini” ile kadın erkek arasındaki ücret ayrımcılığının kalkması için mücadele.
* Sendika işyerinde kadınlara yönelik cinsel tacizle mücadele etmeyi hedefleri arasında görüyor. Ve toplu iş sözleşmelerde İş Kanunu’nun 24b ve 25c maddelerinin yer almasını teyit ediyor.
* Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününde, dost sendikalarla birlikte ülke çapında bir kampanya başlatmayı hedefliyoruz.

(Uçan Süpürge)

Adaletin 200’ü

Ahmet Şık ve Nedim Şener’in gazeteci arkadaşları iki gazetecinin tutuklanışının 200’üncü gününde, iddianamenin açıklanmasının hemen ardından “Adaletin 200’ü” sloganıyla bir yürüyüş düzenliyor

Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutukluluklarının 200’üncü gününde gazetecilere özgürlük isteyen basın emekçileri, demokratik kurum temsilcileri 8 Eylül Pazar günü saat 13.30’da Galatasaray’dan Taksim’e yürüyecek. Ahmet ve Nedim’in gazeteci arkadaşları imzasıyla yapılan çağrıda ODA TV iddianamesinin dava nedeniyle hapishanede olanların bir hiç için tutuklu bulunduğunu gösterdiğini belirterek “Nedim ve Ahmet’in bu iddianame karşısında hiç olmadığı kadar büyük bir desteğe ihtiyaçları var. Çünkü artık net biçimde ortaya çıktı ki Ahmet ve Nedim’i tutuklatan güç hukukun gücü değil. Dolayısıyla bu tutukluluğu sona erdirecek gücü de salt hukukla bulmak mümkün olmayacak” denildi.

Adaletin 200’ü sloganıyla gerçekleşecek olan eylemin çağrı metni şöyle:

“Ahmet ve Nedim’in gazeteci arkadaşları” sezonun ilk eylemini başlatıyor…

18 Eylül Pazar Saat 13.30’da Galatasaray’dan Taksim’e yürüyüş yapılacak…

Ana slogan “adaletin 200’ü”. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanışının 200’üncü gününde, iddianamenin açıklanmasının hemen ardından basın açıklaması yapılacak.

Açıklanan iddianamenin yetersizliği, sadece Ahmet ve Nedim’in değil, Odatv davasından tutuklu bulunan tüm sanıkların aylardır bir hiç için tutuklu bulunduğunu gösteriyor. Ancak Ahmet ve Nedim özelinde durum daha da vahim. İddianamede her ikisinin de gıyabında yapılan, bir iki cümlelik sözde konuşma dışında onları bu davaya bağlayan hiçbir olay bulunmuyor.

Nedim ve Ahmet’in bu iddianame karşısında hiç olmadığı kadar büyük bir desteğe ihtiyaçları var. Çünkü artık net biçimde ortaya çıktı ki Ahmet ve Nedim’i tutuklatan güç hukukun gücü değil. Dolayısıyla bu tutukluluğu sona erdirecek gücü de salt hukukla bulmak mümkün olmayacak.

Ahmet ve Nedim bizim sembolümüz. Onların özgürlüğüne kavuşması, önce tutukluluklarının bitmesi, ardından beraat etmeleri, Türkiye’de basını çevreleyen görünmez duvarlardan iki tuğla indirmek anlamına gelecek. Gazetecilik etiğine sahip çıkan bir grup gazeteci, bu tuğlaları kırma çabasıyla aylardır faaliyet gösteriyor. 18 Eylül’de vereceğiniz destek, Ahmet ve Nedim’in yanı sıra gazetecilerin bu çabasını da bir adım öteye taşıyacak..

Özetle,
Basın açıklamasına gelin.
Sadece gelmekle kalmayın, arkadaşlarınızı da getirin.
Sadece Ahmet ve Nedim için değil tüm tutuklu/yargılanan gazeteciler için de slogan atın.
Sadece tutuklu gazeteciler için değil ‘medya’yı değiştirmek için de yürüyün.

sevgiler…

Ahmet ve Nedim’in gazeteci arkadaşları

Hrant’ın katilleri kim, Sayın Başbakan?

Bugün Hrant Dink’in doğum günü. Hrant’ın doğum günleri de, ölüm yıldönümleri de adalet arayışının sembolü yıllardır.

Önümüzdeki Pazartesi günü (19 Eylül’de) bir kez daha Beşiktaş’ta olacağız ve adalet isteyeceğiz. Artık sayısını unuttuk Beşiktaş nöbetlerimizin… Bundan 5 yıla yakın bir zaman önce, 2007’nin 19 Ocak günü öldürülen Hrant Dink’i vuranların, güya yargılandığı duruşmalardan birinde daha, asıl katiller yine yargılanmayacaklar.

Çünkü asıl katilleri yargılamak için, devleti yargılamaya cesaret etmek gerekiyor.

Biz de Hrant’ın arkadaşları olarak Başbakan Erdoğan’a katilleri sormaya devam ediyoruz.

Sormaya devam edeceğiz:

“Sayın Başbakan,

Arkadaşımız Hrant Dink’i öldürdüler.

Beşinci yılına yaklaşan adalet arayışımız kadük kalmıştır.

Dilekçe verdiğimiz topyekun devlet,  kendini katile yakın gördü.

Zaten;  katil, polis, bayrak ve muzaffer gülümseme kahramanlık posterinde poz vermişti.

Bir türlü ilamını malum edemediğiniz o kalabalık güruh, elbirliği ile kıstırmışlar, hain pusuda kurşun sıkmışlar, kaçmışlar, saklanmışlardı

Şikayetçiyiz.

“Namus Sözümdür Adalet” diye ölü evinde ant içtiğiniz halde, Hrant Dink’i işaret parmağıyla gösterip “bunu” diyen yardımcınızı “Meclis Başkanı”, resmi makamda, adamları resmen “yakarız canını bak” diyen valinizi “Vekil”, emanet edilen canı kollamayan, kötülerin işini kolaylaştıran Emniyet Müdürü’nüzü “Vali”, 17 yaşındaki O.S.’yi kocaman “Ogün Samast” ettiniz.

Kan adaletle susar, şikayetçiyiz.

İsim verdik soruşturun diye, İçişleri Bakanı’nız olmaz onlar bizim çocuklar dedi.

Dışişleri Bakanı’nız AİHM savunmasında bu toprakların yiğit evladına “Nazi” dedi.

Çevik kuvvetleriniz Rakel Dink önlerinden geçerken katillere yazılan methiye türkülerini mırıldanarak Beşiktaş Adliyesi’nde koro yapıverdiler .

Katillerimizi adalet evine getiren Jandarma, cezaevi aracına “Ya sev ya terk et” diye yapıştırma asmıştı.

Sayın Başbakan, nedir daha derine inmeyi engelleyen o büyük kasabanın sırrı”? Nedir sözünüzü tutmanıza mani olan?

Azınlıklardan gasp edilenin birazını geri vermeniz sebebiyle seslendirdiğiniz nutukta “Bu ülkede hiç kimse ruh tedirginliğiyle yaşamayacak artık.” diyordunuz Hrant’ın veda mektubuna atfen.

İnanın tedirginliğimiz her zamankinden büyüktür.

Sayın Başbakan, mala gelenin telafisi bulunur

Cana gelene de davranınız.

O  Anadolu Toprağı’ndan Hrant Dink’in payına bir metrekare toprak düştü; mezarıdır!

Kamera denilen vaka-ü nüvis silinmiş, bize kalan azıcık 19 Ocak 2007 seyirliğinde 5 kişi saydık Hrant’a pusu kuranlardan.

Kim bunlar Sayın Başbakan?

Görüneni, görünmeyeni, katillerimizi istiyoruz, adalet olsun, hak hakim olsun diye.

Bizim hakkımız bizde saklı duruyor, helalleşmekten başka çarenin kalmadığı savaş yorgunu memleketimizde.

Suallerimiz cevapsız… Adalet nöbetçisi “Hepimiz Hrant’ız” diyen yüzbinlerin eli hâlâ vicdanında… Cevaplarımızı almadan susmayacağız, sormaya devam edeceğiz.

Hrant için, Adalet için.

Hrant’ın Arkadaşları”

Trabzonspor’dan tarihi başarı

Trabzonspor ilk defa grup maçlarına kaldığı Şampiyonlar Ligi’nde ilk maçını galibiyetle bitirdi. Bordo Mavili ekip, İtalya’nın İnter takımını deplasmanda 1-0 yenerek Şampiyonlar Ligi’ne iyi bir başlangıç yapıp, gecenin süprizine de imza attı.

56.000 kişinin izlediği maçta Trabzonspor’un golü 76. dakikada, Celustka’dan geldi. Maçın yıldızı ise bir çok gol pozisyonunu kurtaran Trabzonspor kalecisi Tolga Zengin oldu.

Bu 14 Eylül’de bu takımın yaptığı ikinci karşılaşma. 28 yıl önce de bu skorla yine Trabzonspor kazanmıştı.

 

“İstanbul’a Salacak’tan bakın”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, Zeytinburnu sahilinde özel bir firmaya ait inşaatı devam eden binaların İstanbul’un Salacak’tan bakılan şeklini etkilemediğini, başka noktalardan bakıldığında ise silüete giren noktaları bulunduğunu söyledi.

Bir gazetecinin ”Bir gazetede, Zeytinburnu’nda özel bir firmaya ait inşaatı devam eden binaların İstanbul’un silüetini bozduğu yönünde bir haber ve fotoğraf var. Bu bina ile ilgili bir girişimde bulunuldu mu?” diye sorduğu Topbaş, binanın maalesef hoş olmayan bir görüntü oluşturduğunu ve konuyu takip ettiklerini söyledi.

İnşaatı devam eden binanın İstanbul’un gravürü denilen Salacak’tan bakılan şeklini etkilemediğini, başka noktalardan bakıldığında ise silüete giren noktaları olduğunu belirten Topbaş, şöyle konuştu:

”Özellikle İmar Daire Başkanlığımız var, ilgili birimdeki arkadaşlarımıza yeni bir çalışma verdik. İstanbul’un bütün topografik alanlarında yeni bir kodlama, mevcut topografik yapı genelinde kodlarla yeniden belirlemeler yapacağız. Bundan sonra asla böyle bir olumsuzluğun ortaya çıkmaması için gerekli çalışmalar yapılacak. Bu, bundan sonrası için. Bununla ilgili de farklı girişimlerimiz var. Bunu da daha sonra açıklarız. Bu çalışma yapılıyor. Bizim arzu ettiğimiz, özellikle İstanbul’da yüksek yapılar yapılabilecek alanlar var ama Tarihi Yarımada’yı etkileyen ve özellikle bizim miras yapılarına baktığımız alanları etkileyen yapılar olmaması gerekiyor. Bütün bu silüetler, doğal silüetin dışındaki yapılar insanlar tarafından yapılan yapılardır. Doğu Roma’dan, Bizans’tan, Osmanlı’dan, ecdattan kalan gravüre giren bu hattın bozulmaması lazım. Bu konuda hassasiyetimiz var.”

Bir gazetecinin ”Binaya ruhsat verilirken öngörülememiş mi?” diye sorduğu Topbaş, ”Öngörülememiş demek ki… Maalesef orada bir şeylik var. Orada bir çalışma yapılıyor. Bundan sonra bir daha böyle bir şey olmaması açısından da İstanbul’un topografik kodları, yükseklikleri ile o yükseklik noktalarındaki yapıların yeniden gözden geçirilmesi için bir çalışma yapılmakta” dedi.

Topbaş, ”Zeytinburnu’nda inşaatı devam eden bina ile ilgili ne yapılacak?” sorusuna ”Bir çalışma yapılıyor, sonra açıklayacağız. Burada maalesef bir eksiklik oluşmuş, bunu görmekteyiz” yanıtını verdi.

(Ajanslar)

Cihan Kırmızıgül 2 ay daha yalnız ve tutuklu

Beklediği otobüs durağından puşi taktığı gerekçesiyle alınan ve 20 aydır tutuklu bulunan Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül İstanbul 14. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde 5. kez hakim karşısına çıktı.

Bugün duruşması görülen Cihan Kırmızıgül’ün beraat isteği kabul edilmedi. 16 Kasım 2011’e ertelenen davanın bugün görülen duruşmasına hiçbir izleyici alınmadı. Sadece ailesinin girebildiği duruşmada savcının beraat istemesine rağmen, Kırmızıgül’ün beraatine karar verilmedi. Savcının beraat istemini ret eden mahkeme heyeti gerekçe olarak “delillerin karartılabileceğini” gösterdi.

(Yeşil Gazete)