Ana Sayfa Blog Sayfa 5059

Maccabi Tel Aviv İstanbul’da

0

Beşiktaş‘ın UEFA Avrupa Ligi E Grubu’ndaki rakibi İsrail’in Maccabi Tel Aviv takımı İstanbul’a geldi.

THY’ye ait tarifeli uçakla İstanbul’a gelen Maccabi Tel Aviv’in Teknik Direktörü Mordehay Iwanir, Atatürk Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, daha önce de Türkiye’ye geldiklerini belirterek, ”Politika ile futbol birbirine karıştırılmamalı. Buraya gelmemizle ilgili bir endişemiz yok. Hiçbir şeyden korkumuz yok. Futbol futboldur, politika da politika. Sahada bazı tezahüratlar olabilir ama biz buraya futbol oynamaya geldik” diye konuştu.

Bu arada, Maccabi Tel Aviv kafilesi gelmeden önce Atatürk Havalimanı’nda geniş güvenlik önlemleri alındı. Çok sayıda sivil polis havalimanında görev yaptı. Havalimanının dışında da çevik kuvvet ekipleri bulunduruldu.

Güvenlik çemberi içinde otobüse binen İsrail kafilesi, polis eskortu ile havalimanından ayrıldı. Takımın ayrılışı sırasında kısa süreli yol trafiğe kapatıldı.

EuroBasket’te çeyrek finaller..

0

Türkiye’nin ikinci turda veda ettiği Avrupa Basketbol Şampiyonası‘nda heyecan tüm hızıyla devam ediyor. Bugün başlayacak olan çeyrek finallerde İspanya, Slovenya ile mücadele edecek. Ev sahibi Litvanya ise günün kapanış maçında Makedonya karşısına çıkacak.

Litvanya’da düzenlenen şampiyonada çeyrek final mücadeleleri saat 18.00’de İspanya – Slovenya maçıyla başlayacak. İkinci tur gruplarındaki son maçında Fransa’yı ezici bir üstünlükle 96-69 mağlup eden İspanya, turnuva başlangıcından bu yana istediği oyunu oynayamayan fakat Finlandiya’yı yenerek çeyrek finale kalma başarısı gösteren Slovenya’nın rakibi olacak.

İspanya, Slovenya ile Avrupa Basketbol Şampiyonaları tarihinde oynadığı dört maçın üçünden galip ayrıldı. İki takım, 2009’da Polonya’da düzenlenen turnuvada karşı karşıya gelmiş, İspanyollar zorlu mücadeleden uzatmalar sonucunda 90-84 galip ayrılmıştı. Geçen sene İstanbul’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda gruplarda yapılan mücadelede ise yine İspanya gülen taraf olmuştu.

Barcelona forması giyen ve 11 sayı ortalamayla Slovenya’nın turnuvadaki en skorer ismi olan Erazem Lorbek, karşılaşma öncesi yaptığı açıklamada “Burdaki en güçlü takımla oynayacağız. İspanya oldukça derin bir kadroya sahip ve formda olduklarında sizi yenmeleri işten bile değil” dedi. Yeni sezonda Galatasaray forması giyecek olan Jaka Lakovic ise “İspanya, süper bir takım. Biz ise sadece bir takımız” şeklinde konuştu ve kaybedecek bir şeyleri olmadığını belirtti.

Karşılaşma öncesi favori olarak gösterilen İspanya’da ise koç Sergio Scariolo, “Slovenya, dişli bir rakip. Hızlı hücumlara izin vermiyorlar. Onlara karşı ritm bulmak zor olacak” dedi ve maçın beklenenden daha zorlu geçebileceğini ifade etti.

Çeyrek finallerde günün ikinci ve son maçında ise Litvanya, Makedonya karşısına çıkacak. F Grubu’nu sürpriz bir şekilde ikinci bitiren ve şampiyonanın en önemli hikayelerinden birine imza atan Makedonya, saat 21.00’da başlayacak mücadelede ev sahibi rakibi karşısında bir sürpriz daha arayacak.

Maç başına 85 sayı atan ve şampiyonanın en skorer takımı olan Litvanya, maç başına 69,5 sayı ortalamasıyla oynayan Makedonya karşısında ağır favori olarak gösteriliyor. Makedonya’da sakatlığı bulunan Todor Gechevski’nin durumu belirsiz. Takımın en büyük skoreri olan Bo Mccalebb’in ve Predrag Samradziski’nin ise hafif sakatlıkları var fakat iki isim de bugün forma giyebilecek.

Makedonya’da koç Marin Dokuzovski, “Rusya’ya karşı oynadığımız oyunla çeyrek finallere katılmayı hak ettiğimizi gösterdik” dedi ve son ana kadar mücadele etmeyi sürdüreceklerini belirtti.

“HES karşıtlarıyla konuşma!”

Erzurum’un Tortum İlçesi’ne bağlı Bağbaşı Beldesi’nde yaptırılacak HES’e tepki için 6 eylül günü düzenlenen oturma eylemine katılarak ’görevi yaptırmamakta direnme’ suçu işledikleri ileri sürülen 14 kişiye 250’şer lira para cezası ile birlikte adli kontrol kararı verildi. Tortum Sulh Ceza Mahkemesi ayrıca, eylemcilerden 17 yaşındaki Leyla Y.’nin CMK109/ 3- b maddesi gereğince HES’in çalışma alanlarına girmesini ve HES’lere karşı eylemlerde bulunan kişilerle ilişki kurmasını yasakladı. Mahkemenin genç kız hakkında vermiş olduğu karara tepki gösteren eylemcilerin avukatı Ercüment Şenol, hakimin yasada olmayan bir karar vererek suç işlediğini öne sürdü.

Köylerine düzenlenen HES protestosuna katıldığını, ancak taş atmadığını söyleyen Leyla Y., kendisine iftira edildiğini ileri sürdü. Yaşı küçük olduğu için kendisine para cezası verilmeyip adli kontrol da getirilmeyen Leyla Y. hakimin verdiği ’HES çalışma alanlarına girmemesi ve HES’lere karşı eylemlerde bulunan kişilerle ilişki kurmasını” yasağına uymak zorunda olduğunu söyledi.

Ortaokul mezunu ve 4 kardeşin en büyüğü olan Leyla Y., “Kimseye taş atmadım. Mahkemede yaşım küçük olduğu için diğerleri gibi ceza almadım. Bundan sonra eylemlere katılırsam tutuklanma ihtimalim var. Ben de verilen cezaya saygı gösterip, eylemlere katılmayacağım. Benim tek üzüntüm jandarmanın bana taş attığım yönünde iftirada bulunması oldu” dedi.

MSF’de ekoloji çadırı

Mezopotamya Sosyal Forumu‘nun ( MSF) 21-25 Eylül 2011 tarihleri arasında “İnsanlık için, kapitalizme ve sömürüye karşı, özgürlük kazanacak” sloganıyla Diyarbakır’da düzenleyeceği forumda “Ekoloji Çadırı” kurulacak. Mezopotamya Ekoloji Hareketi Girişim Grubu Üyesi Talat Çetinkaya, insan dahil bütün canlı-cansız varlıkları ve bunlar arasındaki yaşamsal ilişkileri tehdit eden iktidar anlayışından kaygı duyan herkesi çadıra davet etti.

Çadırda “Ekolojik Yaklaşım Bağlamında Enerjiye Bakış”, “ Su Hakkı”, “Ortadoğu’da Sulama Politikaları ve Alternatif Yaklaşımlar”, “Özerk Topluluklar ve Ekolojik Kent, “Ekolojik Soykırım”, “ Ortadoğu’da Ekoloji,” “Doğal Kaynakların Sömürülmesi ve Korunma Perspektifleri”, ,”Karadeniz ve Mezopotamya Buluşuyor” forumları ie “Gıda Güvenliği, Ekolojik Soykırım ve Filistin’de Çatışma” adı altında atölye çalışması gerçekleştirilecek.

İtalya, İran, Filistin, Federal Kürdistan Bölgesi, Lübnan ve Ürdün’den aktivistlerin de sunum yapacağı çadırda ayrıca “Herkese Açık Ekoloji Kürsü”sü de bulunuyor. Kürsüde “Bölgede ve Ortadoğu’da Ekolojik-Sosyal Yıkıma Karşı Alternatiflerin Tartışılması” başlığı ile isteyen herkes görüş ve önerilerini sunabilecek. Yaklaşık 200 kişilik kapasiteli çadır, etkinliklerin yapılacağı Sümerpark Kampüsü’nde kurulacak. Çadırda yürütülecek tartışmalar 29-30 Ocak 2011 tarihlerinde yapılan “Ekoloji Formu”nda kurulması karar altına alınan Mezopotamya Ekoloji Hareketi’ne katkıda bulunacak.

(Anf)

Yeşiller BDP’yi Meclis’e çağırıyor

Yeşiller Partisi, sekizinci Parti Meclisi toplantısının kararlarını yayınladı. Parti’nin ve önümüzdeki dönemin güncel konularının tartışıldığı toplantının sonuç metni şu şekilde:

“Yeşiller Partisi Parti Meclisi 11 Eylül Pazar günü Kürt Sorunu, Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun Kongre Girişimi’ne dönüşmesi, İsrail konusundaki son gelişmeler, ekolojik anayasa ve Yeşiller’in bölgesel özerklik politikası gündemlerini görüşmek üzere toplanmıştır. Toplantı sonucunda bu bildirinin yayınlanmasına karar verilmiştir.

1-    Temmuz ayında PKK’nin Silvan saldırısının ardından artan şiddet olayları Türkiye’nin yeniden bir savaş ortamına girmesine neden oldu.

AKP hükümetinin açılım siyasetini ve demokratik çözüm arayışlarını rafa kaldırması, özellikle de binlerce Kürt siyasetçisini hapislere tıkması şiddete dayalı politikaların önünü açtı. Başbakan Erdoğan, Kürtlerin sadece kendi bahşettiği haklarla yetinmelerini istiyor. Öcalan’la görüşmelerin durdurulması ve her türlü diyalog kapısı kapatılarak kara savaşından bahsedilmesi sivil siyasetin yolunu tıkıyor.

Her zaman olduğu gibi şiddet, daha fazla şiddeti körüklüyor. Bugün devlet şiddeti PKK’nin, PKK şiddeti devletin şiddetini besliyor. Oysa şiddet ancak şiddet dışı yollarla bitirilebilir. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Şiddet karşıtlığını yaşamın her alanında ana ilke olarak kabul eden Yeşiller Partisi olarak biz, en ağır haksızlıkların hesabının şiddetsiz yöntemlerle sorulabileceğine inanıyoruz.

Kürt sorununda diyalogun muhatapları bellidir ve müzakereler mutlaka sürdürülmelidir. Çözümün yeri ise parlamentodur. Yeşiller Partisi olarak bir parçası olduğumuz Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun milletvekilleri büyük bir halk desteğiyle seçildiler. Blok milletvekillerinin Ekim başında Meclis’e girerek yemin etmeleri, AKP’nin çözümsüzlük politikalarını boşa çıkarmaları, savaş yanlılarının seslerini susturmaları, şiddetsiz çözümün mümkün olduğunu Meclis’te göstermelerini bekliyoruz.

Blok milletvekillerinin Meclis’teki sesimiz olarak demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve ekolojik bir anayasa yapımına katkı sunmalarını bekliyoruz.

2-    Yeşiller Partisi olarak Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun Kongre Girişimi olarak sürmesi kararını destekliyoruz ve girişimin içinde yer alacağımızı duyuruyoruz. Kongre Girişimi’nin Kürt sorununda barışçı ve şiddetsiz çözümü destekleyecek ortak bir mücadele zemini olacağını umuyoruz.

11 Eylül 2011

Yeşiller Partisi Parti Meclisi

Gümüşlük’te taşocağı tepkisi

Muğla‘nın Bodrum İlçesi‘ne bağlı Gümüşlük Beldesi‘ndeki Myndos Antik Kenti‘ne ve yerleşim yeri yakınındaki, Hazine’ye ait toplam 1060 dönümlük araziye, taş ocağı kurmak için ruhsat alınıp, çalışmalara başlanmasına, tepkilere neden oldu.

Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne bağlı Gümüşlük Beldesi’ndeki Myndos Antik Kenti’ne ve yerleşim yeri yakınındaki, Hazine’ye ait toplam 1060 dönümlük araziye, taş ocağı kurmak için ruhsat alınıp, çalışmalara başlanmasına, tepkilere neden oldu. Düzenledikleri toplantının ardından taşocağına yürüyen yaklaşık 50 kişi, ruhsatın iptal edilmesini istedi.

İşadamı İlker Akalan, Gümüşlük Beldesi Karakaya Mahallesi’ndeki, Hazine’ye ait iki araziden 70 dönümlük olanını 10 yıllığına, 990 dönümlük olanını da 49 yıllığına kiralayıp, taş ocağı kurmak için ruhsat aldı. Akalan, geçen hafta çalışmalara başladı. Myndos Antik Kenti’ne yaklaşık 200 metre mesafedeki araziye taşocağı kurulacak olması belde halkı ve çevrecileri kızdırdı. Taşocağının ruhsatının iptal edilmesi için toplanan 1200 imza valiliğe teslim edilirken, Gümüşlük Çevre Doğa Kültür Sanat ve Eğitim Derneği tarafından, Belediye Çay Bahçesi’nde, ‘Taşocağına Hayır- Gümüşlüğü Dinametlemeyin’ adı altında toplantı düzenlendi. Toplantıya aralarında beldede yaşayan yabancı uyrukluların da bulunduğu yaklaşık 400 kişi katıldı.

Gümüşlük Çevre Doğa Kültür Sanat ve Eğitim Derneği Başkanı Yüksel Güner, taşocağına ruhsat verilirken belde halkının bilgilendirilmediğini, Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu alınmasınım ise muamma olduğunu ileri sürüp, “Birileri rant uğruna belediyenin dahi işletmek için olumsuz rapor verdiği eski taşocağı yerini tüm nüfuzunu kullanarak İl Özel İdare Müdürlüğü’nden kimsenin haberi olmadan kiralamayı başarmış. Yerleşim yerine 100 metre ve Myndos Antik Kenti yakınındaki bir yere taşocağı için İl Özel İdaresi tarafından ruhsat verilmesi, çevre, doğa, tarih ve turizmin altına dinamit konulması demek. 800 yıllık Korsan Köyü Karakaya’nın yanında taşocağının ne işi var? Buraya izin verenler hiç yerinde inceleme yapmadılar mı? Taşocağından çıkan kamyonlar beldedeki okulun önünden geçecek” dedi.

Ruhsatın iptali için ayrıca İdare Mahkemesi’nde dava açacaklarını da kaydetti.

Taşocağının yapıldığı yere 200 metre mesafede, iki yıl önce villa satın alarak yereleşen ABD vatandaşı Robert Chasewill (49) toplantıyı, endişeyle izlediğini söyledi. Villayı satın alırken kendisine eski taşoacağının bir daha açılmayacağının söylediğini anlatan Chasewill, “Çünkü, taşocağı yerleşim merkezinin ortasında kalıyor. Burada dinamit patlattıklarında tepemize taş yağacak” dedi.

Toplantının ardından yaklaşık 50 kişilik çevreci grup, ellerinde ‘Taş ocağına hayır’ ‘Gümüşlüğü taşa çevirmeyin’, ‘Biz elimizi taşın üstüne koyuyoruz’ ve ‘Taş kalplilere hayır’ yazılı dövizlerle taşocağına yürüdü. Çevreciler, taşocağı işletmecisi İlker Akalan ve yardımcısı Yasemin Irşi ile tartıştı, ‘Bu ocak çalışmayacak’ sloganı attı.

10 gün önce gerekli ruhsat ve izinleri aldığını, yasal yollardan çalışmalar başladığını belirten İlker Akalan, “Eyleminizin bir anlamı yok. Çünkü, doğaya ve çevreye zarar vermeyeceğim. Bu izinler alınırken neredeydiniz? Neden zamanında tepki göstermediniz? Faaliyetimizi sürdüreceğiz, gidin şikayetinizi istediğiniz makama yapın. Çünkü, ekmeğimizi taştan kazanıyoruz” diye konuştu.

Yaklaşık yarım saat süren eylemin ardından çevreciler, taş ocağından ayrıldı.

(sondakika.com)

BDP’den önemli karar: PKK’nın şiddetine karşı ses yükselteceğiz

2. Olağan genel kurulu sonrasında toplanan BDP PM’sinde önemli bir karar alındı. BDP’nin 10-11 Eylül 2011 tarihlerinde yapılan Genel Kurul sonrasındaki ilk PM ve MYK toplantısından PKK’nın silahlı eylemlerine karşı barışın sesini yükseltme kararı çıktı.
AKP’nin seçimlerden önce Genelkurmay’la anlaşarak; “Kürt kazanımlarını yok etme ve yeni kazanımlar için kullanılmasını önleme” amaçlı savaş kararı aldığının özellikle vurgulandığı PM kararında şöyle denildi:
Tüm bu gelişme ve değerlendirmelerden sonra Parti Meclisimiz;
İmralı’da sürdürülen tecridin kaldırması, PKK lideri Öcalan’ın yeniden müzakereleri sürdürebileceği koşulların yaratılması için,
Kandil’in bombalanmasına, askeri operasyonlara ve PKK’nin askeri eylemlerine, sokağın gazlanmasına ve kurşunlanmasına, tutuklamalara karşı barış sesini yükseltmek için,
AKP ve devlet vesayetini geriletecek, ezilenlerden yana bir odak oluşturacak, Türkiye demokrasi güçlerinin birliği için,
AKP’nin savcısıyla, medyasıyla, icraatlarıyla partimize karşı geliştirdiği topyekûn savaşa karşı topyekûn karşı durmak için,
Her alanda halkımızla birlikte, bedeli ne olursa olsun mücadelede kararlılığını ilan etmiştir.
(Turnusol)

Trans bireylere yönelik şiddet durmuyor

E.Ö.'ye "Senden para istiyoruz" diyerek saldırdılar

İstanbul’un Bahçelievler semtinde, trans seks işçisi E. Ö. iki kişinin saldırısına uğradı.

Kişiler, “Biz senden para istiyoruz” diyerek trans seks işçisine saldırıp, direnen E. Ö.’ü sırtından bıçakladılar. Daha sonra boş bir araziye götürdükleri E. Ö. gaspa karşı direnmeye devam edince saldırganlar E. Ö.’nün boğazını kesip, cep telefonunu, kredi kartını ve parasını alarak kaçtılar.

E. Ö., aldığı bıçak yaralarına rağmen yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki helikopter pistinin içinde bulunan güvenlik kulübesine kadar yürüyerek yardım istedi. Güvenlik görevlilerinin haber vermesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. E. Ö., Şişli Etfal ve Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin acil servislerinin tadilatta, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de acil servisinin dolu olmasının bildirilmesi üzerine Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan E. Ö.’nün hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi.

Şevval Kılıç

Kılıç:  Suçların arkasında translara yönelmiş sistematik ve politik nefret var

Olay ile ilgili olarak İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Şevval Kılıç Yeşil Gazete’ye bir açıklama yaptı. Kılıç, “Trans bireyler yasal ve kültürel olarak son derece dezavantajlı kılınan insanlar. Seks işçiliği dışında bir meslek icra etmelerine izin verilmiyor. Kamu görevlileri trans yurttaşların durumlarını iyileştireceğine tam tersine davranıyor. Emniyet güçlerince ücra bölgelere itiliyorlar. Trans kadınlar kayıtsız seks işçiliği yaptıklarında suça eğilimli kişilerin kolay hedefi haline geliyorlar. Bu olay gasp gibi görülebilir, ama ben yine yapısal olarak böylesine suçların arkasında translara yönelmiş sistematik politik nefretin olduğunu düşünüyorum. Hükümet, trans yurttaşlara karşı sorumluluk ve görevlerini çok acil yerine getirmeli.” dedi.

(Yeşil Gazete, Kaos GL)

 

 

“Görüşmeler başlasın”

Aydın, bilim insanı ve sanatçılar yükselen çatışma ortamının son bulması için silahların hemen susturulması ve barış için görüşmelerin başlamasını talep eden bir çağrı yayınladı.
Aralarında Ahmet İnsel, Nuray Mert, Ahmet Ümit, Balçiçek İlter, Murathan Mungan, Ayşe Buğra‘nın da olduğu yaklaşık 180 aydın, iktidar ve muhalefet partilerinin sorumluluk alarak Meclis’te barış için adım atmasını, Blok milletvekillerinin ise toplumsal ve siyasal taleplerin sözcüleri olarak Meclis’te mücadele etmelerini istedi.
Çağrıda, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile PKK arasında son dönem artan çatışmaların, Kürt sorunu çerçevesinde devam eden hak mücadelesinin gereken toplumsal ve hukuki çözüme kavuşturulmamasından kaynaklandığı belirtildi.
“Hükümetin özel eğitilmiş polisleri kullanma ve toplumsal gösterilere şiddet kullanarak müdahale etme politikası ve bunu kamuoyuna bir çözüm olarak sunmasıyla PKK’nin güvenlik güçlerine saldırılarını sivil faaliyetlerin olduğu yerlere de sıçratması barışçıl çözümü daha da zorlaştıran vahim gelişmelerdir.”
Kalıcı bir barışı sağlayacak hakların hangileri olduğunun ve hak sahiplerine güven verecek yasal/anayasal biçimlerin oluşmasının müzakere edilebileceği belirtilen çağrıda, çoktan tanınması gerektiği halde hâlâ açıkça baskılarla karşılaşan meşru talepler şöyle sıralandı:
* Seçim yasasındaki yüzde 10’luk barajın kaldırılması.
* Kusursuz bir fikir özgürlüğünün sağlanması. Hatip Dicle başta olmak üzere tüm suçlularının serbest kalmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin derhal yapılması.
* Eğitim dahil, hayatın her alanında anadillerine ve tüm kültürlere yer açılması.
Çağrıda başta iktidar ve muhalef partileri olmak üzere, Blok vekilleri ve toplumun tüm kesimi “Hak ve hukuk temeline dayalı bir barış toplumu istiyoruz!” söylemiyle sorumluluk almaya davet edildi.
“Meclis’in tarihi görevi barış sürecinin başlatılması ve bu doğrultuda yeni bir anayasa hazırlıklarıdır. Başta iktidarı ve tüm muhalefet partilerini bir an önce sorumluluklarını üstlenmeye ve Meclis’te barış ve uzlaşma ortamının sağlanması için adım atmaya davet ediyoruz.
Blok milletvekillerini bu toplumsal ve siyasal taleplerin sözcüleri olarak Meclis’te mücadeleye, toplumumuzun en geniş kesimlerini barış ve demokratik anayasa hedeflerine destek olmaya çağırıyoruz.
Savaş çözüm değildir! Silahlarınızı hemen susturunuz!

Tayfanın seyir defteri

Bu Cumartesi. 17 Eylül 2011 saat 10:30‘da Kabataş iskelesinden ismi ile müsemma, adı ile maruf “Şiir Hatları Vapuru” 4. seferi için iskele alıp yola koyulacak. Vapurun ismi bile şiirli olunca insan içinde olmanın ne menem bir hissiyat olduğunu anlatmaya kalemi yeter mi artar mı emin olamıyor.

Bundan önceki 3 seferde de hasbel kader yolculuğa eşlik etme imkanı bulmuştuk. Aklımızda kaldığı, dilimiz döndüğü kadarı ile seyir defterimizde olanları paylaşmaya çalışalım.

Seyirdi, kaptandı, seferdi ve şiirdi derken aklımıza Nazım abimizin, Cem emmimizin ve onların emsalsiz sözleri ile seslerinin gelmemesi kaçınılmaz.

Mavi Liman

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

Nazım Hikmet RAN

Çok Yorgunum - Cem KARACA

2008

Nasıl oldu da duydum hiç bilmiyorum. Şiir Festivali İstanbul’da haberini öğrendiğimde elim ayağım heyecandan boşalmıştır kuvvetle muhtemel. Hele bir de “Şiir Hatları Vapuru“nu öğrendiğimde adetim olduğu üzere kanapeye çıkıp gerdan da kırmışımdır kesin.

İlk sefer için Kabataş’a geliş maceram, otobüs yakala, vapuru kaçırma, saati dengele koşturmacamı anımsayamasam da vapuru gördüğüm ve üzerindeki “Uluslararası İstanbul Şiir Festivali” flamasını farkettiğim andaki sevincim dün gibi aklımda.

Yanımda da en çok sevdiğim şairin, bende olduğuna hala akıl sır erdiremediğim ilk şiir kitabı “Gezgin” bulunuyor. Metin abimin (Altıok) bu kitabını ilk sayfasında yazdığım nota göre şu an yerinde umumi tuvalet bulunan Kadıköy Akyüz Kitabevinden edinmişim.

10 – 15 dk rötarla ayrıldık iskeleden. Ayran budalası gibi kesmekteyim etrafımı. Arada da yandan yandan vapura yasaklı yayın sokmuşum gibi bir şaşkın tereddütü ile “Gezgin”den mısralar mırıldanmaktayım. Yanımda oturan teyzenin kızı geldi bi ara yanımıza, fotoğraf çekecekmiş ama pili bitmiş, “Şimdi nereden buluruz, aksiliğe bak” isyanında iken onlar Müfettiş Gadget donanımında vapura binmiş olan ben yedek pillerimi uzatıyorum. Pek seviniyorlar, pillerin bedelini ödemek beyhude çabasına giriyorlar filan. Bu vesile tek tabanca seyahatime henüz tanıdık dostlar da eklemleniyor.

Şiir Hatları Vapuru Anadolu Kavağı‘na doğru seyrine devam ederken tüm vapura kurulmuş ses düzeneği sayesinde vapurun çatısındaki sahneden okunan şiirleri duyabiliyoruz. Arada çatıya çıkıyor 4 iklim 7 bucak şairin şiirlerini hem kendi hem bizim lisanlarda gözümüzle şahit olarak dinleyebiliyoruz.

O ilk seferden bana Anais Teyze ile Melissa’nın dostluğu kalıyor. O seneki BarışaRock festivalinde onlara Mgirdiç amca da ekleniyor üstelik. Hep birlikte son BarışaRock’ı şereflendiyoruz. (Hatta bu yazıya oturmadan evvel Melissa’ya mesaj gönderdim. Büyük ihtimalle bu sene de vapurda olacaklarmış, anvrz)

İlk sene hatırasına Metin (Altıok) abimin “Gezgin” kitabından üstelik vapurda okurken altını çizerek, “geciktiler be abi” notunu düştüğüm 2 mısrası da bulunan bir şiirini paylaşayım. Tarih ve Saat notunu da düşmüşüm hatta, “17.05.2008 – 13:52 – Şiir Hatları Vapuru

ACI

Acı gittiğini geri dönen yavaş at,
Gizli ve tekinsiz öksesi yaşamanın,
Umulmadık sevinçleri tattıran bize,
Renklendiren bir kuşun kanadını.
Ve gece söküp gündüz örerek,
Var gibi gösteren hiç olmayanı.

Gelirler tüyden adımlarıyla
Ve aşk ve mut ve başkaları.
Duyulur içten içe değişmez acı.
Komaz ansımaya yanıltıcı yanlarını.
Ve bizim o insancıl yaramız,
Açılır bir gülün yapraklarını.
Yüreğimizin kanayan gergefinde,
Delerek acının gerilmiş kumaşını.

Metin ALTIOK

2009

Bir sene öncenin gazı ile duyduk duymayın diye ne kadar eşim dostum varsa haber ettim 2. festival öncesinde. Gele gele 3 arkadaşım geldi hocam. Bu aslında çok hayr-a alamet bir gösterge olmasa da çok üzerinde durmadım. Vapurdaydım, Kabataş’tan iskelemizi almış ve seyr-ü sefere başlamıştık ne de olsa. Bu vesile o seyahatime eşlik eden İhsan, Derya ve Bahar’a buradan bir kez daha teşekkürlerimi ileteyim.

Bu seferde başka bir güzellik daha yaptım üstelik. Şu an bu satırları yazarken, “hay aptal kafam ilk seferinde niye düşünemedim ki” dediğim bir güzellik. Yanımda götürdüğüm Metin abimin (gene metin abim yanımdaydı) tüm şiirlerini içeren “Bir Acıya Kiracı“sından hem arkadaşlarıma okuttum hem kendim okudum, yetmedi dandik fotoğraf makinamın ondan daha dandik video özelliğini kullanıp bu okumaları kameraya çektim, yetmedi geldim evde kendinden menkul bloguma yükleyip altına şiirleri ve okuyanları da belirtip yayınladım. O an pek matah bir şey yapmışım gibi görünmese de şimdi üzerinden 2 yıl geçtikten sonra, “ulan ben neymişim be abi” modlarında dolandığımı da itiraf etmeden geçemeyeceğim.

Haa, sen şimdi bu kadar davullu zurnalı ilan yeter, malı görelim diyorsan, buradan izleyebilir ve dinleyebilirsin.

Bak elimizde 2009’un şiir festivalinden birkaç kayıt daha varmış üstelik. Onları da eklemezsek gücenirler şimdi. Cemal Süreya abimizin o şiirindeki gibi, “ikinin hatrı kalmasın, üçün de boynu bükülmesin

Ataol Behramoğlu kendi şiirlerini Galata Kulesinin önünde okuyor

Müşfik Kenter, Orhan Veli şiirlerini Muammer Karaca Tiyatrosu‘nda seslendiriyor

Benim yeğen Bitingen‘e ben Şiir Festivali zamanı Metin abiden bir şiir okuyorum. Bito o zamanlar daha 9 aylık.

Adetimiz olduğu üzere 2009’u da bir şiirle uğurlayalım. O zaman da yanımızda Metin abimiz varmış, gene Metin abimizden olsun.

Gerçeğin Öteyakası
II
Sevda Üzre

I
Yıldızlı bir gece, ay da vardı;
Sen gülümseyince,
Yüreğimde bir balık oynadı.

Metin ALTIOK

2010

2010’dan hatırımda kalan ilk görüntü vapuru kaçırdım hazanı ile otobüste küskün oturma halim. Son bir umut İhsan’ı da aramıştım halbuki (2010’da sadece İhsan geldi lan). Telefonda, “ben bir şey yapamam abi, saati gelince kalkar, erken çıksaydın lan sende evden” dediğinde o film şeridi dediklerinin nasıl bir şey olduğu da gözlerimin önünde belirir gibi oldu.

Kabataş‘ta otobüsten bir indim. Aaa vapur daha kalkmamış lan. Ama benim karşıdan karşıya öyle bir geçişim, iskeleye doğru kendi şazkaloz yürümemle (bilenler bilir) öyle bir hareketlenişim varki sanırsın yeşilçam’da bir melodram çekiliyor, aşıklar da Belgrad Ormanı‘na gitmiş sahte kovalamacılık oynuyorlar, öyle bir hal.

En son, daha iskeleye 200 metre filan kalmışken, bir görevlinin, “beyefendi, beyefendi, acele etmeyin, daha kalkmayacak vapur” dediğini duydumda ancak kendime gelebildim. Huseyin Bolt o halimi görse yeminle söylüyorum beni kendi antrenman partneri yapardı lan. Öyle hız yapmışım ki valla kronometre yetişmez.

2010 seferinde 1 sene önceki eş dosta şiir okut, kameraya al, bloga ekle denklemine bu sefer vapur sakinlerini de ekledim. Önce bir çekindim tabi. insanlar ne der nasıl karşılar diye ama 3 kişiye sordum 3ünden de olumlu yanıt aldım. Hatta bu çekincemi paylaştığım ve kendisine şiir okuttuğum bir teyze, “aaa, niye çekiniyorsun evladım, ne kadar güzel bir şey düşünmüşsün, hiç çekinme” filan diye hafiften payladı bile beni.

Aynı teyze şiir okumasını kayda aldıktan sonra, “Peki biz bunları nasıl görebiliriz?” diye de sordu. Ben de mailiniz var mı dedim, yokmuş ama ikisinin de bilgisayar kullanan yeğenleri varmış, isim ve soyadlarını verdiler bana. Ben de kayıtları bloga yükledikten sonra bana verilen isim soyada sahip ne kadar hatun kişi varsa hepsine tek tek facebook’tan mesaj gönderdim. Yurdum erkeğinin sapık özgeçmişini de mateessüf bildiğimden kızlara destan gibi bir önyazı da döşendim. Böyle böyle oldu da ondan ben size bunu yazdım, eğer bu teyzelerin yeğeni iseniz kendilerine iletiniz, değilseniz de kusuruma bakmayınız, diye. Bir kişi, “keşke bu tatlı insanların yeğeni ben olsaymışım” diye yanıt döndü bana. Bir hafta kadar sonra da gerçek yeğenden teşekkür mesajı aldım.

İşte teyzeler, saim abi, ihsan ve bendenizden 2010 Şiir Hatları Vapuru okuması.

2010’da yanımda Metin abi yoktu. Pekçok şair abimden ebatta küçük maneviyatta büyük şiir kitapları götümüştüm yanımda. Onlardan bir şiir paylaşayım öyleyse.

ANI

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Nerdeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken o dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil, unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma

Melih Cevdet ANDAY

******

İşte böyle hocam. 2011’e hepin(m)izi bekleriz. Bizden söylemesi

anavarza