Ana Sayfa Blog Sayfa 4791

Yeşil Hareket seçimi boykot ediyor

İranda’daki Yeşil Hareket, cuma günü yapılacak parlamento seçimlerini boykot ediyor. Siyasî uzmanlar ve sürgünde yaşayan İranlılar, Tahran’daki rejimin baskı altında olduğu görüşünde.

İran’da rejimin 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından Yeşil Hareket’e karşı yoğun önlem alması sonucunda muhalefet hareketi sessizliğe boğulur gibi oldu. Ancak geçen haftalarda protestolar yeniden alevlendi. Yeşil Hareket Koordinasyon Konseyi, kitleleri protesto gösterileri yapmaya çağırdı. Bu yeni protesto hareketinin çıkış nedeni, Yeşil Hareket’in yönetici kadrolarındaki iki kişinin, Mehdi Kerrubi ile Mir Hüseyin Musavi’nin göz altına alınmalarının yıldönümü olmasıydı.

Bu iki rejim muhalifi, 2011 yılının Şubat ayında Mısır’da direnişçilerle dayanışmak üzere İran halkına çağrıda bulunmuşlardı. Ancak gösteriler yasaklanmış, iki lider ev hapsine alınmıştı.

İran’da insan hakları ve basın özgürlüğü için mücadele veren Berlin’deki “Transparency for Iran” adlı kuruluştan Ferhad Payar, o dönemden bu yana muhalefet için durumun kötüleştiğini belirtiyor: “Özgür gazete kalmadı, gazeteciler tutuklanıyor. Yabancı medya, sürekli engelleniyor. Yabancı gazetecilerin İran ile ilgili haber yapmasına izin verilmiyor. Düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesi hemen hemen hiç mümkün değil.”

Yeşil Hareket aktif

Payar, rejimin yoğun baskılarına rağmen Yeşil Hareket’in hiç olmadığı kadar canlı ve aktif olduğu görüşünde: “İnsanlar sistem değişikliği talep ettikleri müddetçe bu hareket de varlığını koruyacaktır. İnsanların isteklerini polis gücüyle kafalarından atamazsınız. Böyle bir şey insanlık tarihinde hiçbir zaman başarılı olamadı.”

Denver Üniversitesi’nde doçent olan, aynı zamanda İran’daki Yeşil Hareketi inceleyen Nadir Haşemi, İran’a düzenlenecek olası bir askerî operasyonun Tahran Yönetimi’nin işine yaracağı görüşünde:“Yaptırımlar, müdahaleler, İran’a askerî operasyon olasılığı, Yeşil Hareket’in hareket serbestisini çok yoğun biçimde daralttı. Bir ülke dışarıdan tehdit altındaysa, bu, ulusal kenetlenmeyi destekliyor. Ondan dolayı şu an İran’daki çeşitli siyasi fraksiyonların farklılıkları üzerine tartışmak zor. Batının ve ABD’nin sert politikaları İran’daki rejimi güçlendiriyor ve muhalefeti zaafa uğratıyor.”

Doçent Nadir Haşemi, İran’daki rejimin meşruiyetini kaybettiğinin farkında olduğunu ve halkın kendisinden koptuğunu bir biçimde hissettiğini de sözlerine ekliyor.

Mevcut siyasî sistemde değişiklik beklenmiyor

Çok sayıda siyasi uzman bu durumdan dolayı sistem içinden bir değişim beklenilmeyeceğini, 2009 yılındaki protesto hareketinin bastırılmasından sonra rejimin her türlü siyasi açılımı ağır şiddet kullanarak bastırmaya hazır olduğunun ve cinayet işlemekten de çekinmediğinin belli olduğunu söylüyor. Bu yüzden de muhalefetin önemli bir bölümünün ya sürgünde, ya tutuklu, ya da öldürülmüş olduğu anımsatılıyor. Kısacası siyasî gözlemciler İran’da mevcut siyasî süreçler çerçevesinde ve anayasa temelinde bir iktidar değişikliği olmayacağı yününde hemfikirler.

‘Rejimin miadı doldu’

Denver Üniversitesi doçentlerinden Nadir Haşemi, İran’da rejimin miadının dolduğu görüşünde: “Böyle bir rejimi, önemli sosyolojik, demografik ve tarihi güçlere karşı ayakta tutmanız mümkün değildir. İran demokrasi yönünde ilerliyor.”

Kar Ankara’yı esir aldı. Bazı üniversiteler tatil!

Başkent Ankara’da sabah saatlerinde başlayan yoğun kar yağışı hayatı olumsuz etkiliyor. Şehri beyazar bürüyen kar, iş çıkışında yurttaşlara zor anlar yaşattı.

Türkiye genelinde etkili olan soğuk ve karlı hava, Ankara’da da etkisini göstermeye devam ediyor. Sabah saatlerinde başlayan kar etkisini giderek arttırırken trafiği de olumsuz etkiledi. Kısa süre içinde şehri beyaza bürüyen kar iş çıkışında yurttaşlara eve dönüş yolunda zor anlar yaşattı.

Özellikle kar lastiği ve zincir kullanmayan araçlar trafiğin sıkışmasına sebep olurken, toplu taşıma araçları yolda kaldı. Karla kaplı yollarda sürücüler zor anlar yaşarken, kontrolden çıkan bazı araçlar kazalara sebep oldu.

Yokuşlardan çıkamayıp kayan sürücüler yurttaşlar yardımıyla ilerlemeye çalışıyor.
Buzlanma uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, kar yağışının gece saatlerine kadar devam etmesinin beklendiğini bildirdi. Meteoroloji tarafından gece sıcaklığının Ankara il merkezinde eksi 8 dereceye kadar düşmesi ve kar yağışının gece aralıklarla devam etmesi beklendiğinden, özellikle bu gece ve yarın sabah saatlerinde sürücülerin ve ilgililerin buzlanmaya karşı dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiği uyarısı yapıldı.

Karın gece boyunca da durmayacak olması sebebiyle bazı üniversiteler 29 Şubat 2012 günü tatil edildi.

Demokrasi ve Ekoloji Forumları 9 ilde gerçekleşti

11 Şubatta Hopa’dan başlayan ve bugüne kadar 9 yerde tamamlanan  ‘Demokrasi ve Ekoloji Forumlarında’ konuşmacılar, AKP politikalarından Kürt sorununa, HES karşıtı mücadelelerden özgürlükçü, sosyal ve ekolojik bir anayasaya, nükleer santraller ve iklim değişikliğinden tarihiyle yüzleşme ve barışçıl bir dış politikaya kadar forumların içeriğini oluşturan. güncel sorunları ve gelişmeleri değerlendirdi.

ORDU

26 Şubat’ta Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu salonunda yapılan ‘Demokrasi ve Ekoloji Forumu’na konuşmacı olarak Yeşiller Partisi MYK üyeleri Süleyman Yılmaz ile Kemal Tuncaelli ile EDP PM Üyesi Naci Sönmez katıldılar.

Katılımcıların da yer yer söz alıp, görüş belirttiği, soru sorduğu forum üç saat sürdü. EDP Ordu İl Başkanı Vedat Şensoy’un açılış konuşmasını yaptığı forumu, Yusuf Kır yönetti.

Foruma Fındık Sen Genel Başkanı Kudsi Yaşar, HDK Ordu İl Meclisi üyeleri ve il sözcüsü Mehmet Şensoy, EMEK Partisi Ordu İl Yönetim Kurulu üyeleri, Ordu Doğa ve Yaşam Alanlarını Koruma Platformu üyeleri, Ordu Temiz Enerji Platformu üyeleri, EDP’liler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

SAMSUN, ÇANAKKALE VE AYVALIK

Aynı hafta sonu Samsun, Çanakkale ve Ayvalık toplantıları da gerçekleştirildi. Çanakkale ve Ayvalık toplantılarına Yeşiller Partisi MYK üyesi Mahmut Boynudelik ile EDP MYK üyesi İbrahim Akın katıldılar.

Her iki kentte de değişik çevrelerden kişilerin katıldığı verimli tartışmaların yapıldığı toplantılar gerçekleşti.

TRABZON, HOPA, SÖKE, UŞAK

Önceki haftalarda da Trabzon, Hopa, Aydın-Söke, Uşak ve Denizli’de ‘Demokrasi ve Ekoloji Forumları’ gerçekleştirildi.

Trabzon’daki forumda Yeşiller Partisi Eşsözcüsü Ümit Şahin, siyasete yeşil bakışı değerlendirirken, çevresel sorunları ele aldı. EDP temsilcisi, Saruhan Oluç ise AKP politikaları karşısında toplumsal muhalefetin nasıl şekillenmesi gerektiğini değerlendirdi. İnşaat Müh. Sami Koç da Karadeniz Bölgesi’nde yapılmak istenen HES projelerini ve bunlara karşı halk muhalefetini değerlendirdi. Forumda, köylerinde HES yapılmak istendiğini belirten bir vatandaşın bu konudaki açıklamaları dikkat çekiciydi.

Aydın-Söke’de düzenlenen forumda, Yeşiller Partisi İzmir temsilcisi Efe Göktoğan ve EDP MYK üyesi İbrahim Akın sunum yaptılar. Akın, toplumun farklı muhalefet kesimlerini örgütlemek adımlarını ele alırken, Gökdoğan, Yeşiller Partisi’nin neoliberal politikalar karşısındaki duruşunu ve yaşamın sürdürülebilirliğini önceleyen tespitlerini anlattı. Göktoğan, Türkiye’de çevre duyarlılığının az olmadığını, halkta duyarlılık olmasına karşılık, iktidarların kapitalist büyüme adına yaşamın sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını, ekolojiyi görmezden gelen politikaları halka dayattığını belirtti.

DENİZLİ

Denizli’de gerçekleştirilen toplantıya ise EDP Genel Başkanı Ferdan Ergut ile Yeşiller Partisi MYk üyesi Mahmut Boynudelik katıldılar. Oldukça verimli geçen tartışmalara çevre kuruluşlarından, kamu çalışanlarından, sendika yöneticilerinden, demokratik kitle örgütlerinden, oda yöneticilerinden, öğrencilerden, Pamukkale Üniversitesi akademisyenlerinden, ev kadınlarından katılım vardı.

EDP Genel Başkanı Ferdan Ergut konuşmasında AKP ile mücadelenin boyutlarını, yöntemlerini aktardı. Eğitimden sağlığa, örgütlülükten sendikal haklara ve özgürlük alanlarına kadar hükümet tarafından uygulanan baskıcı ve hegemonik uygulamaları vurguladı. Siyasal perspektifimizi, eşitlik, adalet ve vicdani niyetlerimizi dar alanda değil, geniş yığınlara, hatta AKP’lilere anlatmamız gerektiğinin altını çizdi. AKP ile mücadelenin tüm mağduriyetler üzerinden olması gerektiğini, hiçbir mağduriyet alanının diğerinden önceliği olmadığını belirtti. Kapitalizme karşı küresel mücadele yapmamız gerektiğini söyledi.

Yeşiller Partisi MYK üyesi Mahmut Boynudelik konuşmasında Yeşiller Partisi hakkında bilgi verdi. Doğanın sonsuz olmadığını ve dünya kaynaklarının kapitalist kar hırsı sonucu hızlı bir şekilde tükendiğini, oysa insanlığın doğaya dost çalışmalar içerisinde olması gerektiğini söyledi. Denizli’de sol ile Yeşillerin ilk buluşması olduğunu belirterek, sol davranışın aynı zamanda doğayı, çevreyi, dünyayı korumak ve savunmakla da mümkün olduğunu belirtti. Tüketme alışkanlıklarımızın dünyayı tahrip noktasına hızla götürdüğünü, o nedenle konforlu değil doğa ile dost bir yaşam tarzını benimsememiz gerektiğinin altını çizdi. Solun özellikle emek-sermaye çelişkisi üzerinden politika yaptığını,Yeşillerin de buna sermaye-doğa çelişkisini eklediğini söyledi. Özellikle nükleer ve termik santrallere karşı olduklarını, bunun yerine yenilenebilir enerji üretimine öncelik verilmesi gerektiğini, ayrıca “küçük, yerel ve sürdürülebilir bir enerji” seçeneğini önemsediklerini belirtti.

(Turnusol)

Hackerlar iş başına!

Bilişim devi Google, internet tarayıcısı Chrome’u çökertebilene 1 milyon dolara kadar ödül vereceğini açıkladı.

“Pwn2Own” siber korsanlık yarışması kapsamında yarışmacılar, Windows 7 ile çalışan bilgisayarları kullanarak Chrome’a verebilecekleri zararın derecesine göre 20 bin, 40 bin veya 60 bin dolarla ödüllendirilecek. 7 Mart’ta başlayacak yarışma, dağıtılan toplam ödül bir milyon doları bulana kadar devam edecek.

Ödüller 3 kategoride 3 farklı kişiye verilecek ve her kategoride kazanan ilk yarışmacı para ile ödüllendirilecek. Ayrıca kazanan her yarışmacıya Chromebook verilecek.

‘Kızıl hackerlar’a erişim engeli

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün internet sitesine sızarak çok sayıda belgeyi ele geçiren ve ihbar postalarını kamuoyuyla paylaşan Kızıl Hackerların sitesi engellendi. Kızıl Hackerlar, zaten halka ait olan bir bilgiyi paylaştıklarını belirterek “100 yıl önce şeytan icadı diyerek ‘taşladıkları’ ampulu simge edinenlerin bizi hemen anlayışla karşılayacaklarını zaten beklemiyorduk” dedi 

Kendilerine ‘Kızıl Hackerlar’ adını veren sanal aktivistlerin dün Ankara ve Kırıkkale emniyet müdürlüklerinin internet sitelerine girerek çok sayıda belgeyi ele geçirdiklerini açıklaması ve ihbar postalarını yayımlamaya başlaması üzerine emniyet harekete geçti. Kızıl hackerların internet sitesi www.kizilhack.org Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından erişime engellendi.

Erişim engellenmesinin ardından Kızıl Hackerlar tarafından zorunlu bir açıklama ve bilgilendirme yapıldı. Eylemlerinin, ülkede bir gelenek halini alan ‘ihbarcılık’ kültürüne karşı yaptıklarını belirten Kızıl Hackerlar, “Amacımız zaten bize ait olan bilgiyi kamuoyuya paylaşmaktı” dedi.

‘Madem gizli değil neden sansürlüyorsunuz?’
Emniyetin yayımlanan bilgilerin ‘gizli olmadığı’ yönündeki ifadelerini değerlendiren hackerlar, “Biz de Emniyet Müdürü’ne katılıyoruz. Masum insanların ‘örgüt paketlerine’ alınarak ‘her eve bir mahkum kampanyası’nın düzenlendiği ülkemizde yayınladıklarımız nasıl gizli olabilir ki?” yanıtını verdi.

Yapılan açıklamada Emniyet Müdürü’ne “Eğer tarafımızca ele geçirilen belgeler gizli değilse, neden suç unsuru kabul edilerek sitemiz kapatılmaya çalışılıyor ve bizleri kriminalize ediyorsunuz? Sansüre başvurmanızdaki mantık nedir o vakit?” soruları soruldu.

Emniyet bilgisayarlarının ve sisteminin korsan yazılımlarla dolu olduğu bilgisini de veren Kızıl Hackerlar, gerçek adaletin emniyetin savcılık tarafından yargılanmasında olduğunu ifade etti. Hackerlar, emniyetin toplumun farklı muhaliflerine yönelik asılsız ihbarları bu kadar ciddiye almasını da sert bir dille eleştirdi.

‘Kavganız kabulümüzdür’
Kızıl Hackerlar, engelleme kararına ise şu sözlerle yanıt verdi:
“Burjuvazi tarafından yapılan her kavga daveti kabulümüzdür. Yakalanabiliriz ama bu onurlu insanlık savaşında ödeyeceğimiz bedellerden sadece biridir. Kim bedel ödemeden zafer kazandı ki! 100 yıl önce şeytan icadı diyerek ‘taşladıkları’ ampulu simge edinenlerin bizi hemen anlayışla karşılayacaklarını zaten beklemiyorduk!”

Engellemelere karşın yeni siteler ve sosyal paylaşım siteleri aracılığıla bilgileri kamuoyuyla paylaşacaklarını açıklayan Kızıl Hackerlar, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı:
“Sivas katliamı mahkemesini yıllardır sonuçlandıramayanlar, sitemizi 1 gün içinde jet hızıyla kapattılar”

Sendika.Org

Tarihe not – Serdar Akinan

Artık ekranlarda göremediğimiz isimleri içinizden bir sayar mısınız?

Nuray, Ece, Banu, Can… Liste uzayıp gidiyor.

Bu listede tahmin edebileceğiniz isimler kadar tanımadığınız muhabirler, kameramanlar, editörler, teknik elemanlar kısacası onlarca işsiz basın emekçisi yer alıyor. Takdir edersiniz ki bu insanlar, bugün çok rahatlıkla son derece etkili bir TV kanalı kuracak güçte.

Medya sermayesinin sorunlu yapısından ötürü bu isimlerin özgür ve bağımsız bir yayınla yığınlara ulaşması ise artık imkansız.

Öte tarafta toplumun neredeyse yarısı mevcut ekranların oto sansürünün farkında. Muhalif seslere de yer açan özgür ve bağımsız bir kanalın ne kadar izleneceği de ortada…

Geçtiğimiz haftalarda bu resme baktım ve bir kanalın nasıl kurulduğunu ve işletildiğini çok iyi bilen biri olarak kolları sıvadım.
Önce reklam dünyasındaki eski dostlara gittim. Böylesi bir ekiple kurulacak ve tüm platformlarda olacak bir kanala ne kadar reklam ve sponsorluk alabileceğimizi araştırdım.

İnanması güç ama hepsi aynı şeyi söyledi, ‘Serdar, normal şartlarda bu ekibe ve böylesi bir kanala her yıl artan oranda en az 10 milyon dolar toplarsın… Ama reklam dünyasına doğrudan müdahale var. En ufak muhalefet yapan bir internet sitesine bile yanlışlıkla kampanya kaydırsak telefonlarımız çalıyor…’

‘Peki en kötü, ölsün ölsün ne toplarız?’ sorusuna aldığım yanıt beni umutlandırdı.

İlk yıl beş milyon TL civarı bir para gelebiliyordu.

Sonra oturup fizibilitemi yaptım. Ekran yüzlerinin para almaması durumunda. Yaklaşık 70 kişiyle ayda 400 bin liraya kanalı döndürüyorduk.

Ve Habertürk’ü kurarken rahmetli Ufuk Güldemir’i bir türlü razı edemediğim bir modeli kaleme aldım.

Açık Radyo benzer bir modeli, dinleyici destek programlarının da sayesinde yıllardır başarıyla sürdürüyordu.

Kurucularının, çalışanlarının ve destekçilerinin emek değerleri oranında paydaşı olacakları bir hisse yapısı tasarladım. İki tip hisse tanımladım. Başlangıçta can suyunu koyacak gazeteci olmayan destekçilere B tipi hisse verdim. Bu hisse sahipleri tüzel kişiliğin etkisiz paydaşı olacaktı. Editoryal, idari ve teknik hiçbir karar üzerinde söz veya etki sahibi olamayacaklardı.

Gazetecilerin de (devir şartları tanımlı) A tipi hisselere sahip olduğu ve yüzde 51 ile yönettiği bir yapı tasarladım.

Son kertede ise bu konuyu gazeteci dostlarıma açmaya başladım… Konuştuklarımın hemen hepsi bu projeye destek verdiler.

İsimleri elbette bende saklı kalacak.

Ardından bizi yayına çıkartacak ekipman, frekans ve lisansı buldum. Uzun pazarlıklar sonucu tüm bu hayati bileşkeyi de bir milyon liraya indirdim.

Bu ekiple ve bu ekipmanla artık sadece bir ay içinde yayına çıkabilecek imkanlara sahiptik…

Habertürk’ü kurarken yaptığımız gibi işadamlarına gittim.

Bunun romantik bir girişim olmadığını, verdikleri paranın en geç iki yıl içinde geri döneceğini. Ötesinde bunun onlar açısından karlı bir iş olduğunu da anlattım.

Sonra ne mi oldu? Elbette çekindiler… ‘Maliye bizi mahveder… Hükümet ipimizi çeker… Valla iki çocuğum var onları düşünmek zorundayım… Silivri’de yatmak istemiyorum… vs.’

Yanıtlar bu minvalde oldu.

Ve ben bu projeyi rafa kaldırdım. Konuştuğum gazeteci dostlarımın çoğu haftalar süren uğraşımın sonucunu da bu yazıyla öğrenmiş oldu.

Diyeceksiniz ki peki neden bu girişimini köşende paylaştın?

Sadece tarihe not düşmek için.

Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin konuşabileceği, dinleyebileceği, tartışabileceği böylesi bir mecraya her şeyden çok ihtiyacı olacaktı.

Olmadı…

Diyarbakır’da bulunan kemikler ile ilgili rapor açıklandı

Diyarbakır İçkale’de yapılan kazılarda ortaya çıkan ve faili meçhul cinayetlerle katledilenlere ait olduğu düşünülen kemiklerle ilgili adli tıp raporu açıklandı. Kimi Kemiklerin en az 100 yıllık olduğu, bazılarınınsa hayvanlara ait olduğu belirtildi.

Diyarbakır İçkale’de, eski JİTEM merkezinde yapılan kazılarda kafatası ve kemiklere ulaşılmış, kemiklerin bölgede işlenen faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenlere ait olduğu düşünülmüştü.

Olaya Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı olaya el koymuş, 90’ların faili meçhul kurbanlarına ait olduğu düşünülen kemikler toprak örnekleri ile birlikte Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti.

Adli Tıp Kurumu’nda yapılan inceleme sonucunda; kemiklerde ölüm sebebini açıklayabilecek herhangi bir bulgu saptanmadığı, bazı kemiklerin en az 100 yıllık olduğu, kemik parçaları içinde farklı hayvanlara ait çok sayıda kemik ve diş örneği de bulunduğu tespit edildi.

Adli Tıp raporunda, “Kemiklerde ölüm sebebini açıklayabilecek herhangi bir bulgu saptanmadığı, bütünlüğü bozulmamış kemik dokuları üzerinde herhangi bir ateşli silah, kesici delici/kesici ezici alet veya herhangi bir patlayıcı ile oluşması muhtemel lezyon görülmediği,

Mevcut kemiklerde en az 100 yıl toprak altında gömülü kalmaya bağlı morfolojik değişimler tespit edildiği, Kemikler çok uzun süre gömülü kalmaya bağlı olarak bütünlüğünü kaybetmiş, küçük kemik parçaları halinde olduklarından, kaç kişiye ait oldukları ve ölenlerin cinsiyeti, yaşı vb. kimlik özelliklerinin morfolojik olarak tespit edilemediği,

Gönderilen kemik parçaları içinde farklı hayvanlara ait çok sayıda kemik ve diş örneği de bulunduğu, alınan diş örnekleri üzerinde moleküler genetik incelemenin devam ettiği, yapılan incelemenin tamamlanmasının ardından ek rapor şeklinde gönderileceği, kanaati raporlanarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Başbakan Taksim’deki Hocalı mitingine sahip çıktı

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, pankart ve sloganlarda kullanılan nefret söylemi ile tepki çeken Taksim’deki Hocalı mitingine sahip çıkarak, “Birkaç münferit pankart anmayı gölgeleyemez” dedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, 10 Şubat’taki ikinci ameliyatın ardından katıldığı ilk grup toplantısında konuştu. Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz haftasonu gerçekleşen Hocalı Mitingi ile ilgili şunları söyledi:

“26 Şubat 1992’de Hocalı’da 613 masum insan Ermeni saldırganlar tarafından katledildi. Kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yadediyoruz. Azerbaycan’ı bir kez daha dayanışma mesajlarını iletiyoruz. İstanbul’daki mitingde marjinal ve münferit birkaç pankartın olması Hocalı katliamına dair acımızı ve dayanışmamızı gölgelemeye yetmez. Etnik kökenine, inancına bakılmaksızın her bir vatandaş birinci sınıf vatandaştır. Biz Hocalı katliamını unutmayacağız, unutturmayacağız.”

Afrika da karbon vergisi ile tanışıyor

Güney Afrika, daha sürdürülebilir ve düşük karbonlu bir ekonomi modeli oturtmak için karbon vergisi getireceğini duyurdu. Karbon vergisi, sera gazı emisyon kaynaklarına birim karbondioksit başına ek bir maliyet anlamına geliyor ve karbon yoğun ürün ve hizmetleri kapsıyor. Güney Afrika’nın gelişmekte olan ve Türkiye ile büyüklük itibariyle benzerliklere sahip bir ülke olması sebebiyle Türkiye’nin bu gelişmeden çıkarması gereken bazı dersler olabilir.

İklim değişikliği için zararlı sera gazlarını azaltmak için Güney Afrika hükümeti karbon vergisi getireceğini duyurdu. Sanayiinin daha kolay adapte olması için ise emisyonların yüzde altmışı 2020’ye kadar vergiden düşülebilecek. Tüm sektörler vergi kapsamına alınırken özellikle elektrik üretimi, petrol, demir-çelik ve aluminyum sektörlerinin bu ek vergiden etkilenmesi bekleniyor. Firmalar ise bu verginin rekabet avantajlarını azaltmasından endişeliler.

Karbon vergisinin toplanmasına 2013-2014 yıllarında başlanacağı ve miktarının ton karbondioksit başına 120 Rand (yaklaşık 28 TL) olarak belirlendiği gelen haberler arasında. Bu vergi oranı 2020’ye kadar her yıl %10 oranında artırılacak. Güney Afrika, Afrika kıtasının en büyük ekonomisi ve sera gazı açısından en büyük kirleticisi konumunda. Elektrik üretimi çoğunlukla yerli bir kaynak olan kömürle yapıldığı için elektrik üretiminin karbon ayak izi oldukça yüksek bulunuyor.

Eylemcilere gece baskını

İngiltere’de polis, St. Paul Katedrali avlusundaki eylemcileri bölgeden çıkardı.

4 aydır gelir dağılımındaki adaletsizliği protesto ediyorlardı.

Ama İngiltere adaleti, ünlü St Paul katedralinin avlusunda kurdukları kampın dağılmasına karar verdi.

Mahkeme kararı üzerine İngiliz polisi harekete geçti.

Gece yarısı baskın düzenleyen güvenlik güçleri avludaki 50 kadar çadırı söktü.

Ama işgal et eylemcileri protestolarını sürdürmede kararlı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde uluslararası finans sisteminin kalbi Wall Street’i işgal et eylemleri ile başlayıp kısa sürede dünyaya yayılan kapitalizm karşıtı eylemlerde dünyadaki gelir dağılımı adaletsizliği protesto ediliyor.