Ana Sayfa Blog Sayfa 4792

Yeni Zelanda’da dev penguen fosili bulundu

Yeni Zelanda’nın güneyinde boyu 1 metre 30 santimetreye ve ağırlığı 60 kiloya ulaşan dev bir penguen fosili bulundu.

Yeni Zelandalı ve Amerikalı paleontologlar tarafından parçaları birleştirilen ve 27 ila 24 milyon yıl önce yaşayan dev penguen, İmparator penguenden iki kat daha büyük ve uzun.

Maori dilinde “avıyla dönen dalgıç” anlamına gelen “kairuku” adı verilen bu perde ayaklının ilk fosil parçaları, 1977’de Yeni Zelanda’nın güneyindeki Waimate adasında paleontolog Ewen Fordyce tarafından bulunmuştu.

O günden bugüne çalışmalarını tamamlayan Otago üniversitesinden Profesör Fordyce, Kuzey Carolina üniversitesinden Amerikalı uzman Dan Ksepka’yı penguen fosilini tamamlamaya davet etti.

Kairuku’nun büyük gövdesi ve uzun yüzgeçleriyle diğer penguenlere oranla alımlı bir kuş olduğunu söyleyen Dan Ksepka, ancak bu dev penguenin ayakları ile bacaklarının kısa ve geniş olduğunu belirtti.

Bu dev penguenin fizyonomisinin, modern türdeşlerinden daha uzağa yüzmesini ve daha derine dalmasını sağladığını belirten iki paleontolog, bu türün ortadan kalkmasının iklim değişikliği ya da yunuslar ile foklar tarafından daha fazla avlanmalarına bağlı olabileceğini kaydettiler.

Çalışma Journal of Vertebrate Paleontology dergisinin son sayısında yayınlandı.

Bilimadamları, 2010’da 36 milyon yıl önce yaşamış ve boyu 1 metre 50 santimetreye ulaşan tarihin en büyük pengueninin varlığını açıklamışlardı.

(Ajanslar)

Adnan Polat için 7 yıla kadar hapis istendi

Galatasaray’ın, Denizlispor’a 1.5 milyon dolar teşvik primi verdiği iddiası üzerine eski başkan Adnan Polat hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Galatasaray Kulübü Eski Başkanı Adnan Polat’ın, 7 yıla kadar hapsi istendi.

Galatasaray Kulübü Eski Başkanı Adnan Polat’ın, 7 yıla kadar hapsi istendi.

Galatasaray’ın, Denizlispor’a 1.5 milyon dolar teşvik primi verdiği iddiası üzerine eski başkan Adnan Polat hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Savcılık, Polat’ın Kamerunlu futbolcu Rigobert Song’a ödendiği ileri sürülen 1 milyon doların hangi amaçla ve nereye harcanmış olduğunun ikna edici bir makbuz ve belgeyle tespit edilemediği gerekçesiyle dava açtı.

Adnan Polat’ın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan 7 yıla kadar hapsi istendi.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.Bülent Tulun’un, Adnan Polat’a hitaben yazdığı mektup da yer aldı. Polat’ın İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

(Ntvspor)

Fenerbahçe Ülker’in kader maçı

0

Turkish Airlines Euroleague’deki temsilcilerimizden Fenerbahçe Ülker, Top 16’daki son maçında İtalya’nın EA7 Emporio Armani takımı ile deplasmanda karşılaşacak.

Turkish Airlines Euroleague’deki temsilcilerimizden Fenerbahçe Ülker, Top 16’daki son maçında İtalya’nın EA7 Emporio Armani takımı ile deplasmanda karşılaşacak.Yarın akşam TSİ 19:30’da Mediolanum Forum’da oynanacak bu kritik mücadele NTV Spor’dan canlı olarak ekranlara gelecek.

Sarı Lacivertli ekip G Grubu’nda 2 galibiyet, 3 mağlubiyet ile averajla son sırada bulunuyor. Temsilcimizin turu geçip ilk sekiz takım arasına kalması için karşılaşmadan galibiyetle ayrılması ve aynı zamanda Panathinaikos’un da, Unics Kazan’ı mağlup etmesi gerekiyor. Fenerbahçe Ülker ilk maçta sahasında ağırladığı İtalyan ekibini 65-63 mağlup etmişti.

Takım istatistiklerinde temsilcimiz %75.53 ortalama ile oynarken iki sayıda %49.1, üç sayıda %32.9, faul atışlarında da %76,8 ortalama ile oynuyor. Takımın en skorer ismi ise 12,9 ortalama ile Bojan Bogdanovic. James Gits de 4,2 ribaund ortalaması ile oynarken Emir Preldzic ise 2,9 asist ortalaması ile mücadele ediyor.

İtalyan ekibi ise şuanda puan cetvelinde 2 galibiyet 3 mağlubiyet ile averajla üçüncü sırada yer almasına rağmen son sekize kalmak için şansı bulunmuyor. Armani’nin hücumda en etkili ismi ise 12,7 ortalama ile Malik Hairston. Bu oyuncu 3 sayı bölgesinden ise %55 ortalama ile mücadele ediyor. ribaundlarda Ioannis 6,5 ribaund, Omar Cook da 5,5 asist ile takımı adına bu kategoride ilk sırada bulunuyor.

(Ntvspor)

21. Yüzyıl’ın dayattığı yanıt: Sol bir ekoloji!

2012 yılında Dünya’ya baktığımızda insanların hayatlarına dokunan iki büyük sorun görüyoruz. Bir tanesi, tüm diğerlerinin önüne geçen ve Dünya’nın varlık ya da yokluk mücadelesi haline gelen ekolojik kriz! İkincisi ise, yüzyıllardır devam eden ekonomik paylaşım ve adalet mücadelesi! Yani bir tanesi yaşamak ya da yok olmak sorunu; bir tanesi ise nasıl yaşanacağını sorunu.

Dünya’nın kaynaklarının sonsuz olduğunun, doğanın kendini yenileme kapasitesinin ise sınırsız olduğunun düşünüldüğü bir Dünya’da ekolojik krizden söz etmek mümkün değildi. O zaman tüm dikkatler nasıl yaşanacağı mücadelesine çevrilebilirdi, yıllarca da çevrildi zaten. Fakat artık bu mümkün değil. Sadece bir noktaya odaklanmak ve ayağımızın altındaki yaşamın kayıp gittiğini görmemek 2012’de bize siyasal ve daha da önemlisi yaşamsal olarak doğru yanıtlar vermiyor. Gelinen nokta bize şunu gösterdi ki; nasıl yaşanacağımızı tartışmaktan önce Dünya’da hayatın bitmesi ile karşı karşıyayız. Buna çözüm ararken de, ekonomik paylaşım ve adalet mücadelesini gözardı edemeyiz.

Artık, yeni bir arayış içerisinde olan herkes, Dünya’nın canlı ve cansız varlıklarıyla girdiği bu yaşam mücadelesini kazanmasına ve bu kazanımın da adaletli bir şekilde olmasına, yanıt aramak zorunda. Çünkü milyonların, belki de milyarların hoşnutsuz olduğu sistem, alternatif aradığı sistem Dünya’yı ekolojik yıkımla yaşanmaz bir hale sokarken, ekonomik adaletsizlik başta olmak üzere diğer adaletsizliklerle de Dünya’yı katlanılmaz bir hale sokuyor. Zaten çoğu örnekte de görebileceğimiz gibi endüstriyalizmin kara trenine binmiş kapitalizm bir hareketiyle, iki sorunu birden ortaya çıkartıyor. Zehirlik maddelerle üretim yapan bir fabrika, hem doğayı, hem işçiyi, hem de tüm insanlığı zehirlerken; patronunun cebine para doldurmayı ihmal etmiyor.

O halde, 21. Yüzyıl için ortaya koymamız gereken alternatifin ne ve nasıl olması gerektiğini aslında bize yaşadığımız olgular sunuyor. Hayat bize ne yapmamız gerektiğini gösteriyor. Endüstriyalizmin kara trenine binmiş olan kapitalizme karşı, sol bir ekoloji!

Ne adalet anlayışından uzak kalmış, kapitalizmi yeşile boyamaya çalışan ya da onunla yeteri kadar hesaplaşmayan bir çevre hareketi; ne de endüstriyalizmin kara treninin lokomotifine geçilen, endüstriyalizmi kızıla boyamaya çalışan, bir endüstriyalist sol! İkisi de artık arayışlara yanıt olamayacak düşünceler. Yeterli olmayacak düşünceler.

Bizim yapmamız gereken, ekolojinin ve solun getirdiği fikirleri, çağdaş anlamda birleştirerek oluşturacağımız yeni bir düşünce. Küreselden, en yerele kadar ekonomik adaletsizlik başta olmak üzere tüm adaletsizliklerle mücadele ederken, bunu ekolojik değerlerle gerçekleşirecek bir düşünce. Suda, besinde, enerjide ve bunlara benzer insanın günlük yaşamını sürdürmesi için gerekli her türlü kalemde adaleti arayan ve bunu Dünya ile, doğa ile mücadele ederek değil (savaşarak hiç değil) onun bir parçası olup, onun içerisinde yaşamayı sürdürebilecek şekli ortaya koyacak bir düşünce.

Kişisel olarak ben Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi arasındaki birlikteliğe işte bu düşüncenin peşinden gidilebilir gözüyle bakıyorum. Dünya’nın ve sistemin dayattığı sorunlara ortak ve net bir yanıt ortaya çıkabilir umuduyla bakıyorum. Eğer bu gerçekleşirse zaten devamı kendiliğinden gelecektir.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Ankara’da “Nükleer Karşıtı Aktivist Okulu”

Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi 3-4 Mart tarihlerinde Ankara’da Nükleer Karşıtı Aktivist Okulu düzenliyor. Eşitlik ve Demokrasi Partisi Ankara İl Binası’nda düzenlenecek olan okulun katılımı 50 kişiyle sınırlı olduğu için önceden kayıt yaptırılması gerekiyor.

Program şu şekilde:

CUMARTESİ

11.00 – 12.00 Nükleer Enerji Nedir? – Ali Serdar Gültekin (Yeşiller Partisi)
12.00 – 13.00 Nükleer ve Küresel İklim Değişimi – Önder Algedik (350)
13.00 – 14.00 Ara
14.00 – 15.30 Nükleere Kürt Meselesi Ekseninden Bakış – Fevzi Özlüer (Ekoloji Kolektifi)
15.30 – 16.00 Belgesel Gösterimi: “Umut İklimi”
16.00 – 17.00 Değerlendirme

PAZAR

11.00 – 13.00 Yeşil Enerji ve Alternatif Enerji Politikaları – Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar ( Eşitlik ve Demokrasi Partisi)
13.00 – 14.00 Ara
14.00 – 15.00 Nükleer Karşıtı Hareketin Tarihçesi – Gülnur Öztaş (Yeşiller Partisi)
Belgesel Gösterimi: “Güneş Akkuyu’dan Yükseliyor”
15.00 – 16.00 Nükleer Karşıtı Aktivizm – Greenpeace
16.00 – 16.30 Film Gösterimi
16.00 – 17.00 Değerlendirme

Katılım 50 kişiyle sınırlı olup telefon veya e-mail üzerinden kayıt yaptırılması gerekmektedir.

İrtibat için;

Barış Dirik: 05445840978
[email protected]

Okan Akkın: 05554918854
[email protected]

Taksim’in “yeni hali” Taksim’e uygulandı

Taksim ‘yayalaştırılınca’ nasıl olacak? Bir grup mimar ve mimar adayı karton kutularla gösterdi. Dönüp “Bu nedir” diye soran olmadı!

Kayıtdışı grubu altında toplanan mimarlık öğrencileri ve mimarlar, Taksim Meydanı’na çıkacak yollar yeraltına alınırsa kaldırımların ne kadar daralacağını anlatabilmek için yaratıcı bir eylem yaptı. Kartondan 1 metre genişliğinde bir ‘kapı’ yaparak Sıraselviler Caddesi’ne yerleştiren mimarlar, caddeden geçen yayaların dikkatini çekmeye çalıştı.

Mimarlar: “Artık kimse el ilanı, bildiri okumak istemiyor. Biz de derdimizi sokaktan geçen vatandaşa anlatabilmek için daha yaratıcı bir eylem düşündük. Herkes projenin adına bakıyor, ‘Ne güzel, Taksim yayalara açılacakmış’ diyor. Ama projeyi inceleyince, yayaların meydana çıkabilmek için 80 metre boyunca 1 metre genişliğinde bir kaldırımdan, yanlarından vızır vızır arabalar geçerken yürümek zorunda kalacağını görüyorsunuz. Bunun adı ‘yayalaştırmama’ projesi olmalı” diyor.

Kapıdan geçtiler ama nedir demediler

Kayıtdışı grubu, 4 yıl önce Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde okurken bir araya gelmiş, kendi deyimleriyle ‘formel eğitime alternatif’ çeşitli atölyeler düzenleyen ‘kentsel aktivistler’. Zamanla bir kısmı mezun olmuş, okuldan kopmuşlar. Artık işin uygulamasına geçmeye karar vermişler: Taksim’deki ilk eylemleri.

Eylem sırasında aldıkları tepkilerse daha çok ‘tepkisizlik’ olarak değerlendirilecek türden. Kapıdan geçenlerden neredeyse hiç kimse durup ‘nedir bu’ diye sormamış: “Kimi yazıları okuyup devam etti, kimi eliyle itip geçti. Lemings oyunundaki gibiydi insanlar, önüne ne koyarsan yürümeye devam ediyorlar.’’

Google çivileri yayalarla sohbette

Kapıdan geçenler nedir diye sormayınca üzerine bir ikinci plan geliştirmişler: Dev Google ‘harita çivileriyle’ meydanda dolaşarak dikkat çekip, yoldan geçenleri durdurup projeyi anlatmaya çalışmışlar. “İnsanları bir partiden olmadığımıza ikna etmek oldukça zor oldu. Herkes üzerimizde bayrak arıyordu’’ diyorlar.

Ama dertleri, iktidarı destekleyene de desteklemeyene de ulaşmak: “Burada bir şey yapılacak. Meydana müdahale edilecek ama size sorulmuyor” demek. Kamuya ait bir mekânın tasarlanırken kendilerine sorulması gerektiğinin bilincini oluşturmak.

Dikkat eylem çıkabilir!

Kayıtdışı grubu Londra’daki Trafalgar Meydanı’nı örnek gösteriyorlar. Halkın katılımıyla, gerçek kullanıcılarının fikirleri alınarak tasarlanan bir meydan burası.

Taksim için de benzer bir müzakere süreci talep ediyorlar. ‘Meydan iktidarın oyun alanı olmasın!’ diyorlar. Grup, eylemleri kameraya çekmiş, internete yüklemiş. (http://vimeo.com/37101230) Şimdiden binlerce kişi izlemiş. “Eylem gücünü yüzde 50 sokaktan, yüzde 50 de sosyal medya üzerinden alıyor’’ diyorlar. Her an karşınıza çıkabilirler!

(Elif İnce – Radikal)

RedHack Emniyet belgelerini sızdırdı

Kendilerine Kızıl Hacker adını veren sanal aktivistler,  Emniyet sitelerine girerek çok sayıda belge yayınladı. Bunlar arasında BDP ve sivil toplum örgütlerini ihbar eden maillerin yanı sıra, kaçakçılıktan korsan CD’lere kadar çeşitli istihbarat bilgileri, raporlar ve yazışmalar yer alıyor.

Kızıl Hackerlar (RedHack) AKP hükümeti ve onun “kolluk kuvvetlerine dönüşen üniformalı yeşil faşizme” karşı düzenledikleri eylemler sonucunda Emniyet sitelerine girmeyi başardı. Sızma gerçekleştirdikleri siteler arasında “ankara.pol.tr” ve “kirikkale.pol.tr” adreslerinin olduğunu belirten sanal aktivistler, “Eylemimiz coğrafyamızı son dönemde bir cezaevine çeviren emperyalizme ve onun ‘yeşil’ ordusuna karşı bir misilleme eylemidir ve meşrudur” dedi.

Yaklaşık 3 haftadır Ankara merkezli Polnet (polis ağı) ve Ankara Emniyet Müdürlüğü sunucularında çalışma yaptıklarını ifade eden hackerlar, Ankara ve çevre ilçeleri dahil, genel istihbarat bilgileri, ihbar, şikayet dilekçeleri, yazışmalar ve raporları ele geçirdiklerini bildirdi.

“Yine çalışmalarımızda Ankara polisine ait sitelerin çoğunun erişimi elimize geçmiş, fakat ‘index değiştirmek’ yerine oldukça büyük olan Network’a bilgi toplanmaya devam edilmiştir” diyen RedHack, eylem anlaşılınca Ankara’ya ait ne kadar sistem varsa “korkudan” kapatıldığını belirtti.

Saldırı ardından kapatılan www.ankara.pol.tr, www.ankaraemniyet.gov.tr ve www.kirikkale.pol.tr daha sonra yeniden erişime açıldı.

Hackerlar, “Fakat bilinmeli ki erişimimiz olan serverlar sadece Ankara değildi. Belgeler yayınlandığında nerelere kadar ulaştığımız görülünce polisin hayrete düşeceğini tahmin ediyoruz” dedi.

GİZLİ POLİS BİLGİSAYARLARINDAN ÇIKARILDI

RedHack, saldırıda girdikleri sunucunun görüntüsünü de yayınladı. Ellerinde çok sayıda belge olduğu için ayrıştırarak yayınlamaya devam edeceklerini belirten RedHacker, belgelerin tümünün “özel” ve gizli polis bilgisayarlarından alındığını kaydetti. Bilgilerin çoğunda isim ve soy isimlerin olduğunu, bu nedenle bazılarını gizlediklerini ifade eden hackerlar, hepsinde bu işlemi yapmanın zaman alması nedeniyle “maalesef yapamadıklarını” belirtti.

İlk olarak yayınlanan bilgiler daha çok ihbar maillerinden oluşuyor. RedHacker, daha sonraki güncellemelerde polisin yazdığı cevapları ve dokümanları da “zip”leyerek yayınlayacaklarını bildirdi.

Belgeler http://www.kizilhack.org/ adresinde yayınlanıyor ve hergün güncelleniyor.

2010’da silahlanmaya 411 milyar dolar

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (Sipri)nin silah ticaretiyle ilgili 2010 yılı verilerine göre 100 büyük silah üreticisinin toplam satışı 411 milyar doları ulaştı. Bu rakam on yılda silah ticaret hacminin yüzde 60 büyüdüğünü gösteriyor.

Sipri’nin silah üreticisi şirketler bazındaki sıralamasına göre, satış rakamlarında geçmiş yıllarda olduğu gibi Amerikan Lockheed şirketi 35 milyar 700 milyon dolarlık cirosuyla gene birinci sırada yer alıyor.

İkinci sırada ise 32 milyar 900 milyon dolarlık cirosuyla, İsveç’ten Bofors ve Hagglund şirketlerinin de içinde yer aldığı İngiliz BAE Systems geliyor. Üçüncü sıradaki şirket ise 31 milyer 400 milyon dolarlık cirosuyla Amerikan Boeing şirketi.

Satışın yüzde 60’ı ABD’den

Küresel finans krizinin etkisiyle bütün sektörlerde daralma yaşanmasına rağmen silah ticaretindeki sürekli büyümeyi Sipri uzmanlarından Susan Jackson, ”2010 rakamları da bu sektördeki büyük aktörlerin silah satışında yetenekli olduklarını gösteriyor” sözleriyle açıkladı.

Dünya silah pazarında en büyük paya sahip olan şirketler de Amerikan. Sipri’nin listesine göre silah ticaretini elinde tutan 100 şirketten 44’ü üretici Amerikan ve bunlar toplam silah ticaretinin yüzde 60’nı elinde tutuyor.

30 Avrupalı şirketin silah ticaret hacmindeki payı ise yüzde 29. Avrupa’dan Havacılık ve Uzay Ajansı EADS 16 milyar 400 milyon dolarlık cirosuyla kıtada birinci, 100 şirket arasında ise yedinci sırada.

Silah dışsatımını elinde tutan 100 büyük şirket içinde Rusya’dan da sekiz şirket bulunuyor.

Avrupalı şirketler arasında yavaş da olsa satışını sürekli artıran şirketlerden biri de İsveç’ten Saab. 2009’da 2,6 milyar dolarlık sayışla 31. sırada yer alan Saab 2010’da 2,8 milyar dolarlık cirosuyla 28. sıraya yükseldi.

Bu arada ülke nüfusuna göre silah satışında İsveç’in birinci olması da dikkat çekti.

Suriye’de yeni anayasaya “evet”

Suriye’de dün yapılan yeni anayasa referandumunun sonuçları açıklandı. Devlet televizyonu yüzde 89,4 oy oranıyla anyasanın kabul edildiğini söyledi.

Devlet Başkanı Beşar Esad, yaşanan isyan ve dış baskılara yanıt olarak anayasanın onaylanması halinde 90 gün içinde seçimlere gidileceğini açıklamıştı.

YENİ ANAYASA NE GETİRİYOR?
Halk oyuna sunulan anayasada “Baas Partisi’nin ülke ve halkın önderi olduğu” yönündeki madde kalkıyor ve muhalif partilerin önünü açılıyor.

DEVLET BAŞKANLIĞINA SINIRLAMA
Yeni anayasada ayrıca devlet başkanlığı da 7 yıllık iki dönemle sınırlandırılıyor. Ancak bu hüküm geçmişe yönelik uygulanmayacağı için 11 yıldır başta olan Esad’ın 14 yıl daha işbaşında kalmasını engellemiyor.

MUHALİFLERDEN BOYKOT ÇAĞRISI
Muhalifler yeni bir şey getirmediği gerekçesiyle referandumun boykot edilmesi çağrısında bulunmuşlardı.

Zarakolu AİHM’e başvurdu

İstanbul’da yürütülen “KCK” operasyonlarında 120 gündür tutuklu bulunan yayıncı Ragıp Zarakolu, avukatları aracılığıyla AİHM’e başvurdu.

Yapılan başvuruda gözaltı ve tutuklama süreçlerinde yaşanan hak ihlallerine değinilirken, 120 gündür “gizlilik” gerekçesiyle avukatlara dosya ile ilgili belgelerin verilmemesinin de uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna dikkat çekildi.

İstanbul’da 28 Ekim 2011 tarihinde “KCK” adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında yayıncı-yazar Ragıp Zarakolu ve Prof. Büşra Ersanlı’nın bulunduğu 23 kişi tutuklanmıştı. 4 ayı aşkın bir süredir Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Zarakolu adına avukatları Özcan Kılıç ve Azize Deniz Taşdemir, yaşanan hak ihlallerine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Yapılan başvuruda, Zarakolu’nun gözaltına alınışı ve uzun süreli gözaltı süresinde yaşanan hak ihlallerinin uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtildi. Tutuklamanın ardından 120 gün geçmesine rağmen dosyada hala “gizlilik” gerekçesiyle hiçbir belgenin Zarakolu ve avukatlarına verilmemesinin de uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunun kaydedildiği dilekçede, BDP gibi siyasi bir partinin tüzüğünde yer alan bir Siyaset Akademisi’nde ders verdiği için Zarakolu’nun tutuklanmasına yapılan itirazların da 13 gün sonra ret edildiğini hatırlatıldı.

‘Tutuklama temelsiz’
Hukuki ve yasal açıdan Zarakolu’nun tutuklanmasının temelsiz olduğuna dikkat çekilen dilekçede, iç hukukta yer alan kefaletle serbest bırakma, güvenlik tedbirleri, adli kontrol altında tutma, yurtdışına çıkış yasağı gibi önlemlerin uygulanmamasının AİHM sözleşmesine aykırı olduğuna vurgu yapıldı. Zarakolu’nun cezaevi girişlerinde “ince arama” gerekçesiyle onur kırıcı uygulamalara maruz kaldığının da dilekçede altı çizilerek, “Yasal bir toplantıya katılarak burada yaptığı konuşma ve açıklamaların uygulamaların gerekçesi olarak gösterilmiş olmasının, ifade özgürlüğünü kısıtlanması ve ortadan kaldırılması. Bu uygulamalara karşı, iç hukukta etkili, elverişli ve yeterli başvuru yollarının bulunmaması nedeniyle Sözleşmenin 13. Maddesinin ihlaline neden olduğunu ileri sürmekte ve mahkemeye başvuru yapmayı gerekli görmektedir” denildi.

Dilekçede, Zarakolu’nun KCK’nin hiçbir alanında yer almamasına rağmen örgütün almış olduğu kararlar ve yaptığı çalışmalardan sorumlu tutulması, örgüt eylem, işlem ve kararları gerekçe gösterilerek suçlanmasının “suçların kişiselliği” ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekildi.