Ana Sayfa Blog Sayfa 4536

ABD seçti: Wisconsin’de çifte “ilk”

0

Türkiye saatiyle Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece yarısı sonuçları netleşen ve Demokratlar’ın adayı Barack Obama’nın zaferiyle sonuçlanan Amerika Birleşik Devletleri Senatör seçimlerinde iki de ilk yaşandı.

Kamuoyunca eşcinsel olduğu bilinen bir senatör adayı, Tammy Baldwin, ABD tarihinde bir ilki başararak seçildi. Wisconsin Eyaleti’nden seçilen Wisconsin, “Tarih yazmak için değil, değişim yar

atmak için aday oldum. Hayatta kalmaya çalışan, borçlarını ödemeye çalışan ailelerin sorunlarına çözüm bulmak için aday oldum” dedi.

1998’de Kongre’ye de seçilen Baldwin, Wisconsin’in ilk kadın senatörü olmayı da başardı.

Baldwin’in cinsel yöneliminin kampanya boyunca hiç bir zaman ön plana çıkmadığı belirtilirken, eşcinsel hakları örgütü GLAAD’ın Başkanı Herndon Graddick “Bu başarı, aslında ABD vatandaşlarının çoğunun inandığı bir şeyi de kanıtlıyor: Politikacılar cinsel yönelimlerine göre değil, vaatleri ve yetkinliklerine göre seçilmeli” şeklinde konuştu.

Seçim konuşmalarında altyapı çalışmalarına yatırım, eğitim ve araştırmaya bütçe ayırarak istihdam yaratacağının vaadini veren Baldwin’in Kongre’deki koltuğuna da bir başka kamuoyunca eşcinsel olduğu bilinen demokrat Mark Pocan’ın geçmesi bekleniyor.

Demokrat Tammy Baldwin ile Cumhuriyetçi aday ve önceki eyalet valisi Tommy Thompson arasındaki yarış, Wisconsin Eyalet tarihinin de en pahalı seçim yarışına sahne oldu. İki adayın seçim kampanyaları boyunca topladığı ve harcadığı bağış miktarı 65 milyon doları buldu.

(Reuters, Yeşil Gazete)

Washington ve Colorado’da marijuana artık serbest

ABD’nin Washington ve Colorado eyaletlerinde yapılan halk oylaması sonucu marijuana kullanımına evet kararı alındı. Bu sonuç, “Yasallaştır” (legalize it!) hareketinin en büyük zaferi olarak görülmekte.

Norml adlı yasallaştırma yanlısı hareket yaptığı basın açıklamasında “Bu olaylar fazla abartılmamalı. Ama dün tarihte ilk defa iki eyaletin birden, yetişkinlerin Kanabis kullanmasının ve satın almasındaki engellerin kaldırılmasına şahit olduk” demekte.

CNN.com sitesinde yapılan habere göre kavga daha yeni başlamakta. Zira marijuana Federal hükümet nezdinde halen illegal.

Colorado Valisi John Hickenlooper ise yaptığı açıklamasında “ Oy verenler taleplerini dile getirdiler ve biz de buna saygı göstereceğiz. Ama Federal Hükümet gözünde marijuana halen illegal. O yüzden acele davranılmasın” dedi.

Harvard Universitesinde uyuşturucunun legalizasyon sürecine ekonomik açıdan odaklandığı çalışmaları ile bilenen Jeffrey Miron bu durumun yüksek mahkeme ve Federal Mahkeme arasında yeni bir sürtüşmeye yol açabileceğinden bahsetmekte.

Ülke genelinde bir çok eyalette Marijuana ile alakalı halk oylamaları yapıldı. Bunlardan bir kısmında keyfi kullanım için sandık başına gidilirken, bir kısmında da tıbbi amaçlarla kullanım oylandı. Massachusetts seçmenleri tıbbi kullanım için referandum yoluna gidilmesi kararı alırken, Arkansas’ta aynı karar sandıktan çıkamadı. Montana’da ise varolan tıbbi amaçlarla marijuana kullanımını tekrar oylamak için referandum yoluna gidilmesi kararı alındı

(Yeşil Gazete, CNN)

 

Ekim ayında 78 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından hazırlanan Ekim ayı iş kazaları raporunda, en az 78 işçinin gerçekleşen iş kazaları sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.

İşçi ölümleri Ekim ayında da devam etti. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin yazılı, görsel, dijital basından ve emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ışığında hazırladığı Ekim ayı iş kazaları raporuna göre en az 78 işçi gerçekleşen kazalarda hayatını kaybetti.

İnşaatlarda 27 ölüm

İnşaat sektöründe gerçekleşen kazalarda toplam 27 işçi hayatını kaybederken, madenlerde gerçekleşen ölümlü kaza sayısı 10 olarak tespit edildi. Yine 6 mevsimlik tarım işçisi, 5 enerji işçisi ve 5 belediye işçisi çeşitli kazalarda can verdi.

En çok ölüm Ankara’da

“Çalışma yaşamının güvencesizleştirilmesi ölümlerin her sektöre hızla yayılmasına neden oluyor ve bu süreç derinleşerek devam ediyor” denilen İİSİG açıklamasında ölümlerin coğrafi dağılımı da verilmiş. Buna göre, en çok ölüm 9 kişiyle Ankara’da yaşanırken, onu 8 ölümle İstanbul, 6 ölümle Sivas takip ediyor. Sırasıyla 5 ölüm Bursa’da; 4’er ölüm Muğla ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Eskişehir, Gaziantep, Konya, Sakarya, Samsun ve Trabzon’da; 2’şer ölüm Kocaeli, Mersin, Rize, Siirt ve Tekirdağ’da; 1’er ölüm ise Adana, Adıyaman, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Denizli, Erzurum, Gümüşhane, Hatay, Isparta, İzmir, Karaman, Kırıkkale ve Ordu’da yaşanmış.

GEMİSANDER Başkanı Adem Şimşek’in geçtiğimiz hafta verdiği röportajda Avrupa ülkelerinin bayrağını taşıyan tüm donanma ve ticaret gemilerinin sökümüne talip olduklarını söylediğini hatırlatan İİSİGM, Şimşek’in “Son 5 yılda yapılan yatırımlarla sektörün çevre ve işçi güvenliği gibi konularda önemli mesafeler kat ettiğini, sökülmesi için gelen gemi sayısında önemli artış yaşandığını” iddia etmesine rağmen Tuzla’da bulunan Çiçek Tersanesi’nde 152. iş cinayetinin yaşandığı hatırlattı. 53 yaşındaki Bekir Seven, başına düşen iskele demiri nedeniyle kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Raporda inşaat sektöründe gerçekleşen kimi kazaların da ayrıntıları veriliyor. Buna göre İstanbul Sarıyer’de Hale Eğitim Hizmetleri ve Pazarlama San. Tic. AŞ’nin tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü arazisinde yapılmakta olan sosyal tesis inşaatında 3 işçi, Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi bahçesinde altyapı çalışması sırasında 2 işçi ve geçtiğimiz Cuma günü İstanbul Ümraniye’de 4 işçi hayatını kaybetmiş.

İİSİGM açıklaması şu sözlerle devam ediyor: Bu olayların gösterdiği sonuç şudur: İnşaatlardaki iş cinayetleri sadece iş güvenliği önlemleri alınarak değil, inşaatların teknik şartnamelere, standartlara ve en temel mühendislik ilkelerine uygun şekilde yapılması halinde önlenebilir. Oysa sektörde en temel mühendislik ilkeleri hiçe sayılmakta, en temel iş güvenliği önlemleri maliyet unsuru olarak görülmektedir. Patronlar inşaat işçilerinin yaşamına değer vermemektedir”

(Emek Dünyası.net)

 

Teniste dünya turu finalleri 2015’e kadar Londra’da

0

Dünyanın en iyi sekiz erkek tenisçinin buluştuğu Dünya Turu Finalleri, 2009 yılından beri Londra’da O2 Arena’da düzenleniyordu. ATP, son yaptığı açıklamaya göre turnuvanın 2015 yılına kadar Londra’da devam edeceğini açıkladı.

Yapılan açıklama şu şekilde, “Barclays ATP Dünya Turu Finalleri’nin üç yıl da Londra’da düzenleneceğini açıklamanın memnuniyeti içindeyiz. Erkekler tenisinin en üst turnuvası olan Dünya Turu Finalleri’nde Londra seyircisiyle, oyuncularla, medyayla, sponsorlarla bir bütün oldu. Londra’da devam edeceğimiz için çok mutluyuz.”

WTA’de Sezon Sonu Turnuvası organizasyonunu yapan Türkiye, yapılan açıklamalara göre ATP Dünya Turu Finalleri’ni düzenlemeye de adaydı.

(Eurosport)

PwC’nin son raporu: “İş dünyası iklim değişikliğine hazır değil”

Uluslararası Denetim Firması Pricewaterhouse Coopers’ın (PwC) Pazartesi günü yayınladığı raporda, dünya genelinde iş çevrelerinin önümüzdeki yıllarda küresel iklim değişikliği sonucu ortaya çıkacak olan kayıplara hiç de hazırlıklı olmadığı ortaya çıktı. Raporda 2100 yılı itibariyle 6 derece yükselmesi öngörülen hava sıcaklığının dünya üzerindeki yaşamın sonunu getirebileceği belirtiliyor.

Düşük Karbon Ekonomisi Endeksi raporu sonuçlarına göre, dünyada hemen tüm şirketlerin iklim değişikliği felaketine karşı hazırlıksız yakalandığı ilan edilmekte.

Dünya’nın başlıca ekonomilerde yaşanan karbon emisyonlarındaki azalmanın, küresel ısınmanın en kötü etkilerinin önlenmesi için gerekli yıllık yüzde 5.1’lik düşüşün altında kaldığı da ortaya koyulmakta. Raporda İngiltere, Fransa ve Almanya’da sera gazı salınımının azaltılması konusunda ki çabalarının, Çin, Brezilya, Hindistan, Rusya , Meksika , Endonezya ve Türkiye’den oluşan yükselen E7 ekonomilerinden ötürü ortaya çıkan büyük artışlar tarafından bastırıldığı belirtilmekte.

Pricewaterhouse Cooper (PwC) sözcülerinden Leo Johnson, özel sektörün bu hazırlıksızlığı  ile ilgili olarak, “Senaryomuz ya da cevabımız ne olursa olsun, ‘işler böyle gelmiş böyle gider’ yaklaşımı diye bir seçenek kalmadı artık.” diyerek itiraz mekanizmalarının artık geçerli olmadığını söylüyor ve ekliyor “Daha sıcak bir dünya için plan yapma zamanı geldi… Kritik eşiği aşmış bulunuyoruz.”

(Yeşil Gazete, Commondreams, The Guardian)

 

Yvo de Boer, “BM İklim Değişikliği raporu uykularınızı kaçıracak”

Kopenhag iklim görüşmeleri sırasında BM delegasyonun başkanlığını yapan Yvo de Boer , IPCC tarafından yapılan açıklamada 2013’ün sonu ya da 2014’ün başında yayınlanacak olan BM iklim değişikliği raporunun şok etkisi yaratabileceği konusunda uyarılarda bulundu.

Halihazırda denetim firması KPMG’nin iklim değişikliği danışmanlığı görevini sürdüren Yvo de Boer“Bu rapor yayınlandığında herkesin uykusu kaçacak” uyarısında bulunuyor ve yayınlanacak raporun hükümetleri İklim ve Dünya hakkında yeni bir siyaset yaratmak zorunda bırakabileceğini belirtiyor.

De Boer, “Kopenhag sırasında ellerinin arasından kayıp giden muhteşem fırsatın” kendisinin yaşadığı en büyük hayal kırıklığı olduğunu belirttikten sonra, BM son raporu yayınlandıktan sonra politikacıların iklim değişikliği konusunda iki kez düşünmek zorunda kalacağını söylüyor.

(Yeşil Gazete, Smh.com)

Sanatseverler için 30 gün boyunca İkametgah Kadıköy

Kadıköylü galeriler, sanat inisiyatifleri ve tasarım mekânlarını biraraya getiren İkametgah Kadıköy etkinliklerinin ikincisi bu yıl 7 Kasım-9 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

İkmatgah Kadıköy etkinlikleri hakkında ayrıntılı bilgi almak için  ikametgahkadikoy.tumblr.com/

Karga bar’da Açılış Partisi

İkametgah Kadıköy sergilerinin açıldığı gün kadıköylülerin uğrak mekanı Karga’da da açılış partisi var. Kabinde Tai-Fu ve Murat Mrt Seçkin görev başında olacağı açılış partisi 21:30’da başlıyor.

İkametgah Kadıköy Nedir?

Yukarıdan aşağıya bir örgütlenme modeli yerine, katılan her mekanın ve her sanatçının kendi özgünlüğü ve bağımsızlığını koruyarak birlikte hareket etme ve paylaşma modelini benimseyen İkametgah Kadıköy, kavramsal ve biçimsel bir çerçevenin içine girmeden resim, heykel, video, illüstrasyon, fotoğraf, yerleştirme, tasarım, karikatür  gibi farklı disiplinlerdeki çalışmalarla 12 farklı mekana yayılacak.

İkametgâh Kadıköy-Birlikte ve Bağımsız-II” başlığıyla düzenlenecek etkinliklerin bu seneki mekanları ise Asfalt Art Gallery, Barış Manço Kültür Merkezi (Hush), İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi, KargART , Halka Sanat Projesi, Kabine Nadire, Sanat Bahane, Zelazo, Tasarım Parkı, Dunia, GİT ve Burg Giebichenstein University of Art & Design…

İkametgâh Kadıköy 2 Etkinliklerine kısaca göz atalım

Sergiler

ASFALT ART GALLERY :

Ayşe Yaltırım, Beyza Boynudelik, Ergin Asyalı, Fulya Çetin, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Lebriz Rona, Melike Kılıç, Murat Germen, Nazan Azeri, Nevhiz Tanyeli, Nur Koçak, Serkan Yüksel, Tomur Atagök.

BURG GIEBICHENSTEIN UNIVERSITY OF ART & DESIGN :

İSTANBUL APARTMANIAPARTMENT ISTANBUL: Anne Knödler, Georg Lisek, Jenny Eichler, Karl Pompe, Lukas Wronski, Marianne Nagel, Martin Buhlig, Olga Griegorjewa

Yogurtcu Park Caddesi 84 / Sali – Pazar saat 12:00-18:00

GÖRSEL İLETİŞİM TEKNESİ (GİT) :

“On My Way / Yoldayım”: Yılmaz Başar Babür (Fotoğraf Sergisi)

HALKA SANAT :

“Mutluluk ve Rahatlama”: (7 – 18 Kasım) Elena Ballarin

“Cinnet”: (23 Kasım – 9 Aralık) Abdulkadir Avcı, Sadık Arı, Serkan Çatar, Toprak Bayram Bek.

HUSH :

(Barış Manço Kültür Merkezi / 30 Kasım’a kadar sürecektir.)

Ahmet Özcan, Aleksandra Kostovska Tütüncü, Antonia Breme, Arda Yalkın, Ayşecan Kurtay, Baysan Yüksel, Bora Başkan, Billur Melis Koç, Çağdaş Şahin, Çağlar Atambay, Çetin Keçeci, Elif Çiftçioğlu, Emine Begüm Güvenç, Ezgi Akşar, Gaye Su Akyol, Georgie Flood, Güneş Bulut, Güneş Oktay, İlke Yılmaz, İlker Aydemir, Josephine Hempel, Lara Ögel, Levent Kopuz, Marja Marlene Lechner, Mark Hale, Melisa King, Meriç Akay, Merve Akyel,Nikola Breme, Okan Dirim, Onur Çiftçi, Ozan Türkkan, Özgür Atlagan, Reyhan Özdilek, Serkan Çalışkan, Sibel Çağlayan, Simin Yıldız, Solweig de Barry, Süyümbike Güvenç, Steven Daly, Tarık Töre Elgay,Yaşar K. Canpolat

İSTANBUL HATIRASI FOTOĞRAF MERKEZİ :

“Bülent Arabacıoğlu’nun Çizgi Dünyasından”: Bülent Arabacıoğlu,

KABİNE NADİRE :

Abdülaziz,Can Özal,Dilay Koçoğulları, Eda Taşlı, Enis Malik Duran, Gülen Eren, İskender Giray, Kayde Anobile, Melis Sevinçli,Selma Hekim,Şafak Kemancı,Şinasi Göktürkler, Zeynep Roj Soref.

KARGART :

(Sergileme 6 Aralık’a kadar sürecektir)

Ali Mete Sancaktaroğlu, Alper T. İnce, Ayça Telgeren, Ayhan Mutlu, Cins, Çağrı Saray, Eda Gecikmez, Elif Yıldız, Emine Çorduk, Emrah Bekdikli, Ersin Tavukçu, Tuğçe Şenoğul, Gözde Can Köroğlu, Harun Töle, Merve Şendil, Niyazi Selçuk, Onston, Peri Demirbaş, Rafet Arslan, Sevgi Arı, Sevil Tunaboylu.

SANAT BAHANE :

Fırat Dövencioğlu,Serkan Çatar.

TASARIM PARKI

Tssarım Kadıköy’de : Güngör Taner, Nursema Öztürk, Dani Benreytan, Erdeniz Kurt, Demet Bilici, Zeynep Kaytancı, Sevin Coşkun, Omlet İstanbul, Murat Akçay, Mete Mordağ, Özgür Uşaklıgil

ZELAZO :

John Dew, Kerem Soyöz, Lynn J. Hunter, Mustafa Karasu, Osman Turbo, Pelin Turgut, Iuliia Skyrigina

Yan Etkinlikler

Söyleşi, Sanatçı Konuşması, Panel, Seminer

  • Cafe Antarsia Ensemble (Sanatçı Konuşması) – 12 Kasım, Ptesi, 19:00 / Halka Sanat
  • Elena Ballarin (Sanatçı Konuşması) – 17 Kasım, Ctesi, 18:00 / Halka Sanat
  • Tea & İnk Slobodan Dan Paich (Sanatçı Konuşması) – 21 Kasım Çarşamba 16:00 / Halka Sanat
  • Bir Aralık Bul GİT – Yılmaz Başar Babür (Söyleşi, Workshop) – 1 Aralık, Ctesi, 19:00 – 21:00 / GİT
  • Ilhan Mimaroğlu Karşı Kıyıda – Alper Maral (Seminer) – 9 Aralık, Pazar, 18.00 / Dunia
  • Kadıköy Karşı Mıdır? – Ayşegül Sönmez (Söyleşi) – 10 Kasım, Cuma 14:30 / Asfalt Art Gallery
  • “Fotoğraf seçmek” – Murat Pulat (Panel) – 23 Kasım saat 18.00 / İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi

Performans

  • Fümeli Balık Anne Knödler Performans – 7 Kasım, Çarşamba – 20:00 / Burg Gıebıchensteın
  • Cafe Antarsia Ensemble / Ruth Margraff ve Nicos Brisco (Teatral Konser) – 9 Kasım, Cuma, 20:00 / Sanat Bahane
  • Kasap 34 Street Art – Graffiti Performansı – 11 Kasım, Pazar, 14:00 – 19:00 / GİT
  • Sonderskooler – Kaligrafi Performansı – 17 Kasım, Cumartesi, 13:00 – 19:00 / Hush Hostel Moda
  • Hombre SUK – Graffiti Performansı – 17 Kasım, Cumartesi, 13:00 – 19:00 / Hush Hostel Lounge
  • Yoğutçu Parkı’nda Yarn Bombing – 18 Kasım, Pazar, 12:00-18:00 / Zelazo etkinliğidir.
  • Yolcu Yolunda Gerek – Serap Babür (Şiir Dinletisi, Söyleşi) – 24 Kasım, Ctesi, 19:00 – 21:00 / GİT

Gösterim

  • ALALA – A. Baturay Tavkul (Kısa Film Gösterimi, Söyleşi) – 17 Kasım, Ctesi, 19:00 – 21:00 / GİT
  • Otobüs / The Bus – Tuğba Yüksel (Fotoğraf Gösterimi, Söyleşi) – 8 Aralık, Ctesi, 19:00 – 21:00 / GİT

Atölyeler

Zelazo’da Sanat ve Tasarım Atölyeleri

  • MON Zelazo’da Partisi – 16 Kasım, Cuma , 19:30 – 22:30
  • Giacometti Etkisi / Giacometti Effect – John Dew – 17 Kasım, Ctesi, 18:30 – 20:30
  • Deneysel Heykel Portre Atölyesi / Experimental Sculpture Portrait Course – John Dew – 1 Aralık, Ctesi, 18:30 – 20:30
  • Deneysel Yumuşak Oyuncak Heykel Atölyesi / Experimental Soft Toy Sculpture – John Dew – 25 Kasım,

Pazar, 16:00 – 18:30

  • Temel Dikiş 1 ve 2 Atölyeleri – Mandalinarossa – Her Ctesi 12:00 – 14:00 ve Her Çarş. 18:30 – 20:30
  • Mandalinarossa ile Dikiş Zamanı – Mandalinarossa – Her Ctesi 16:00 – 18:00
  • Ses Oyuncakları Atölyesi – Mehmetcan Serinkaya – 24 Kasım, Ctesi, 18:30 – 20:30
  • MON ile T-Shirt Boyama Atölyesi – 25 Kasım, Pazar – 13:00 – 15:00

Fiyat bilgisi için: www.zelazolab.com

Kabine Nadire’de Kendin Yap Atölyeleri

Atölye malzemeleri Kabine Nadire tarafından temin edilecektir ve ücrete dahildir. Atölye ücretleri İkametgâh Kadıköy’e özel 80 TL’dir.

  • Kendi Defterini Yap – Elif Gürbüz (Muk Design) – 17 Kasım, Ctesi, 13:00 – 15:00
  • Deri Çanta ve Aksesuar Atölyesi – Gusef Şen ve Ömer Yavuz (GUSH) – 17 Kasım Ctesi, 16:00 – 18:00
  • Kağıt Takı Atölyesi – Selen Özus ve Burcu Büyükünal (Maden Çağdaş Mücevher Atölyesi) – 24 Kasım Ctesi, 16:00 – 18:00
  • Kişisel Tarih Kitabı Atölyesi – Selma Hekim – 1 Aralık, Ctesi, 16:00 – 18:00
  • Tasarladığınız Karakterin Oyuncağını Yapalım – Zeynep Roj Soref – 1 Aralık, Ctesi, 13:00 – 15:00
  • Soğuk Porselen İle Aksesuarını Yap – Şafak Kemancı – 8 – 9 Aralık, Ctesi-Pazar, 13:00 – 15:00

İkametgâh Kadıköy Müzik Festivali 02

7 Aralık, Cuma

(Karga)

  • biz 21:00
  • Yüzyüzeyken Konuşuruz 22:00
  • Eskiz 23:00

(Dunia)

  • Olcay Saral 21:00 (Müzik Hayvanı etkinliğidir)

8 Aralık, Ctesi

(Karga)

  • Peygamber Vitesi 21:00
  • Hedonutopia 22:00
  • Barıştık Mı Göstembil Project 23:00

(Dunia)

  • WEED 21:00

9 Aralık, Pazar

(Karga)

  • Hayvansaray 21:00
  • Esas Çocuk 22:00
  • Toro 23:00

(Dunia)

  • Alper Maral – Zehirli Flüt 21:00

 

(Yeşil Gazete)

 

Konvansiyonel Siyaset-Konvansiyonel Tarım

Ana haber bülteninin seyrettim!

Bilmiyorum hangi kanaldı? Ya da saat kaçtı? Birden mekan ve zaman duygum tamamen değişti.

Televizyon denilen o kutudan, önce anlaşılmaz ses titreşimleri çıkaran bir adam bağırmaya başladı. Yavaş yavaş sesler kelimelere dönüştü. Dönüştü dönüşmesine de kelimeler birbirinden bağımsızdı ve bir araya gelerek anlamlı bir tümce oluşturmak konusunda epey acemiydiler.

Zannederim, televizyondaki kişi, şu an iktidarda bulunanlara karşı bazı eleştiriler getirmeye çalışıyordu. Ve yine zannımca bir önceki başka bir haberde de, şimdi eleştirilen kişi şu an seyretmekte olduğum kişiyi benzer şekilde eleştirmişti.

Eleştirmişti diyorum, söylenen lafların içeriğinden ziyade kullanılan ses tonu ve jest ve mimiklerden anlıyordum ya da belki daha doğru deyimle, seziyordum da diyebilirim.

Bu uzun süredir devam eden bir tartışmanın bana rast gelen bir bölümü olsa gerek diye düşündüm. Bir sınama yapmak niyetiyle bir sonraki haber bültenini de dinlemeye karar verdim. (Alışkanlık yapmaması için kendime bununla yetineceğime dair söz verdim). Ne de olsa bir taraf suçlanıyor ise karar vermeden önce diğer tarafı da dinlememiz gerekir, değil mi?

Bununla birlikte arabasına bindiğim taksi şoförleri, kendi arkadaşlarım, komşularımız, ailem, köydeki arkadaşlarımız, bakkal, süpermarket kasiyeri, pazarcılardan dinlediğim“hep aynı terane, herkes birbirine laf atıyor, ne dedikleri belli değil…” tadındaki yorumları da hafızamda bir kenara yazıyordum.

Televizyon ekranındaki adamla(larla) hafızam canlandı ve eskilerin deyimiyle fasit bir daire içinde olduğumuzu anladım. Şimdi “eh günaydın!” diyeceksiniz bana. Bazılarınızın “televizyon seyretmiyorum, gazete okumuyorum demek kolay, al işte…” dediğini de duyabiliyorum.

Lakin benim zihnimde oluşan fasit dairede bir benzetme hasıl oldu. Siyaset dedikleri hadise, neredeyse sadece yapılmayanın konuşulduğu, yapılmadığı için karşıdakine hakaret edildiği, ya da yapılmasının nasıl imkansız olduğunu savunma şeklinde gelişiyordu. İçerik ise tam bir boşluk…

Verimsiz, kısır bir döngü.

Tıpkı konvansiyonel tarım gibi.

Şu an geçerli olan siyaseti konvansiyonel tarıma benzetelim mesela. Siyasetçiler çiftçilerimiz olsunlar, söyledikleri sözler tohumları ve tarla da kamuoyu, toplum yani bizler olsun. Ağızlarından çıkan her söz birer tohum gibi dağılmakta ve bizlerde bir düşünce, bir duygu hasadı oluşturmakta.  Peki oluşan bu hasadın niteliği nedir?  Sevgi mi öfke mi?, netlik mi karmaşa mı?, üretim mi tüketim mi?, bağımsızlık mı, bağımlılık mı? Çözüm mü sorun mu?

Cevabı siz verin.

Hasat nasıl verimli olur? Bunun koşullarına bakalım bir de. Hasat günü geldiğinde, elinizin tersiyle alnınızın terini şöyle bir silip, bir adım geriden hasadınıza baktığınızda tohumu atan olarak kendinize yetecek ürünü kenara koydunuz mu? Gelecek sefer ekmek için tohumluğunuzu bir yana ayırdınız mı? Eşle dostla paylaşacak bereketi elde ettiniz mi? Bütün bu sürecin sonunda tarlanız memnun mu? Suyu, tuzu, minerali, besin maddesi tam mı, tamam mı? O da yetmedi, bütün bu ürünü kaldırırken, hangi başka canlıların canına kıydınız (ya da kıymadınız?), daha da ilerisi, yarattığınız artı ürünü nasıl paylaşmayı planlıyorsunuz? Üretim sırasında ne kadar öz kaynaklarınızdan faydalandınız, ne kadar dışarıdan “yardım” aldınız?

Bütün bunlar her çiftçinin sorularıdır. Bizi birbirimizden ayıran, bunları cevaplama şeklimizdir. Konvansiyonel çiftçi ile ekolojik çiftçi arasındaki temel fark, ekolojik çiftçinin ezberden uzak, anın gereklerini, bütünle işbirliği halinde geliştirmesidir. Öyle olmak zorundadır, zira öz kaynaklarıyla, hatta çoğunlukla doğadan destek alır. Doğanın işbirliğine, yani doğaya ihtiyaç duyar. Ekolojik bir çiftçi sırf en kolay çözümü sunuyor diye bir paket sentetik gübreye sarılmaz, bahçesindeki her bir bitkiyi, böceği izler, birbirleriyle olan ilişkileri gözler ve kendisinin de ne yapabileceğini o an anlar… Problem olarak gördüğü konulara sakinlikle yaklaşır, onları bir fırsat olarak görür ve problemi tek başına, ona saldırarak değil, var olan düzen içinde çözüm yaratarak bulmaya çalışır. Amacı sorunu kendisi için değil, herkes için çözmektir zira. Tohum için, tarla için, ürünleri yiyecek olanlar için, hava için,su için, toprak için….

Bu şu anda fiilen böyle olmasa da doğrultusu bu olmalı diye düşünüyorum. Bu konuda tek başıma olmadığımı da ifade etmeden geçemeyeceğim.

Aslında böyle bakıldığında muhalefetteki partiler de bir şekilde iktidardalar gibi görünüyor. Zira muhalefet düzenini konvansiyonel bir tarzda, iktidarın beğenmedikleri tarzıyla yürütmeye çalışıyorlar. Böyle bir ortamda parlak fikirlerin, yeni yaklaşımların yeşerebilmesi mümkün değil. Zira yenilik ve parlaklık, en çok ihtiyacımız olan nitelikler olarak, ancak ekolojik bir düzende kendini gösterebilir, kabul görebilir.

Payıma düşeni almış kabul ettim, televizyonu seyretmeyi bıraktım. Kapattım diyemiyorum, zira o an bulunduğum odada bu dalaşı seyretmeye meraklı insanlar bulunmaktaydı. Aslında bir başka soru, bu insanların neden böyle bir ilgi ile aynı şeyleri tekrar tekrar dinlemekte israr ettikleriydi. Demek ki bu konvansiyonel ürünün alıcısı da mevcuttu.

Bırakalım mevcut ürünü almaya niyetli kolaycı tüketiciyi. Şu sorunun cevabı bizi heyecanlandırsın: mis gibi kokan, görünüşünden dahi lezzet ve sağlık fışkıran bir elmayı kim istemez ki? Bence, o elmayı sunan üretici, bütün ürünlerini satacak müşteriler bulacak… Gerisi çok mühim değil.

Dışarı çıktım. Derin bir nefes aldım. Ilık hava yumuşak bir yağmuru haber veriyordu. Usul usul yağacak bir yağmurdu gelen. Ufak zeytinliğimin üzerine damla damla düşecek ve bugünlerde her gün biraz daha yağlanan zeytinlerimi lezzetlendirecekti. O zeytinlerden yapacağım enfes zeytinyağlarını tadacak eşim dostum için yağacaktı bu yağmur … Gelecek olan yağmuru, onun gelişini haber veren hafif rüzgarı, bunları bana bahşeden muazzam ekolojik düzeni selamladım….

Sözüm bitti vesselam…

Güneşin Aydemir

 

 

Güneşin Aydemir

 

Yeni Sakin Şehirler: Vize, Yalvaç ve Perşembe

Ordu'nun Perşembe ilçesi de Vize (Kırklareli) ve Yalvaç (Isparta) gibi sakin şehirler arasına katıldı.

İtalya’nın Novellara Kenti’nde düzenlenen Cittaslow Genel Kurulu’nda Türkiye’den 3 kent daha Sakin Şehir logosu aldı…

Türkiye’nin Cittaslow (Sakin Şehir) Başkenti Seferihisar’ın birliğe önererek, dosyalarını götürdüğü Vize (Kırklareli), Perşembe (Ordu) ve Yalvaç (Isparta) İtalya’da gerçekleşen Genel Kurul’da Cittaslow ilan edildi. Şehirleri adına Genel Kurula katılan Vize Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz, Perşembe Belediye Başkanı Selami Çarkçı ve Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram sertifikalarını Cittaslow Başkanı Gian Luca Marconi ve Genel Direktör Pier Giorgio Marconi‘nin ellerinden aldı.

Seferihisar, Akyaka, Gökçeada, Taraklı ve Yenipazar’ın ardından birliğe katılan Vize, Perşembe ve Yalvaç ile Türkiye’deki Sakin Şehirlerin sayısı sekize yükseldi.

Dünyadaki tüm sakin şehirlerin temsilcilerinin katıldığı Cittaslow Genel Kurulu’nda, önümüzdeki yıl ev sahipliği yapacak Türkiye’nin ilk Sakin Şehri Seferihisar’ın Belediye Başkanı Tunç Soyer, 2013 Cittaslow Genel Kurulu’yla ilgili bir sunum yaparak, tüm Sakinleri Türkiye’ye ve Seferihisar’a davet etti.

Tanıtım filmiyle başlayan sunumun ardından konuşan Başkan Soyer; “Türkiye’deki diğer Cittaslow’larla birlikte, dünyanın tüm Sakin Şehirlerine iyi bir ev sahipliği yapmak istiyoruz. Ayrıca bu genel kurulun bir farkı olacak. Daha önceki toplantıda gündeme getirdiğimiz ve birlik tarafından kabul edilen Cittaslow Expo’su dediğimiz Slow Park’ı da yerinde görmüş olacağız. Burasının Cittaslow fuarı, aynı zamanda çiftçi okulu, Slow Food akademisi ve doğa bilimleri merkezi olmasını hedefliyoruz. Her sene 3 hafta boyunca dünyadan bütün Cittaslow’lar bu alanda yerel yemeklerini, iyi uygulamalarını ve kültürlerini tanıtabilecekleri ve birbirleriyle bağlarını güçlendirebilecekleri bir platform olacak. Sizleri, Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi İzmir’de ve Seferihisar’da ağırlamak için sabırsızlanıyoruz” dedi.

İtalya’da gerçekleşen toplantının ardından Genel Kurul’da yaşananlarla ilgili bilgiler de veren Başkan Soyer;  “Öncelikle aramıza katılan 3 şehrimize hoş geldiniz diyorum. Hep birlikte uyumlu bir çalışma gerçekleştireceğiz. Bu genel kurulda Japonya ulusal birliğe katıldı. Ayrıca Fransa, İtalya, Hollanda, Polonya ve Kore’den de şehirler Cittaslow’a katıldı. Kolombiya da birliğe katılmak için uğraşıyor; o da önümüzdeki sene Seferihisar’da birliğe katılabilir. Genel Kurulda birliğin kriterleri üzerine düzenlemelere gidildi. Cittaslow olmak biraz daha zorlaşıyor, kriterler eskisine göre daha zorlaştırıldı. Biz önümüzdeki yıl Türkiye adına çok büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacağız. Genel Kurul yılda bir kez düzenleniyor ve birliğin en büyük toplantısı. Bizde bu toplantıyı Seferihisar’a almayı başardık. 26 ülkeden 161 şehrin temsilcilerini ağırlayacağız. Bu hem Türkiye hem İzmir hem de Seferihisar için büyük bir tanıtım şansı olacak. Çalışmalara şimdiden başlıyoruz ve herkesin desteğini bekliyoruz” dedi.

Cittaslow 2013 Genel Kurulu Haziran ayında Seferihisar’da gerçekleşecek.

(Ntvmsnbc)

Mr. President -bir kez daha- Barack Obama

Amerika Birleşik Devletleri’nin 45’inci Başkanı belli oldu. Resmi olmayan sonuçlara göre yeterli seçici delegeyi kazanan Obama, 4 yıl daha ABD’yi yönetecek. Stratejisi, Obama’yı zafere taşıdı.

Demokrat Parti adayı Barack Obama ikinci kez ABD başkanı seçildi.

ABD başkanlık seçiminde kritik eyaletlerden Iowa ve Ohio’yu da kazanan Demokrat Parti’nin adayı Barack Obama, ikinci kez ABD başkanı seçildi.

Virginia, Colorado, Iowa, Ohio, Nevada, California, Hawaii, Washington, New Mexico, Minnesota, New Hampshire, Wisconsin, Pennsylvania, Michigan, New York, Connecticut, Delawere, Illinois, Maine, Maryland, New Jersey, Massachusetts, Rhode Island ve Vermont eyaletlerinde zafer kazanan Obama aynı zamanda, eyaletlerden farklı bir statüye sahip başkent Washington DC’de de galip geldi.

Cumhuriyetçi aday Romney ise Kuzey Carolina, Güney Carolina, Idaho, Arizona, Missouri, Montana, Utah, Kansas, Texas, Louisiana, Wyoming, Kuzey Dakota, Güney Dakota, Nebraska, Oklahoma, Oregon, Arkansas, Mississipi, Alabama, Indiana, Georgia, Kentucky, Batı Virginia, Tennessee’yi kazandı. Romney’nin delege sayısı 203’te kaldı.

7 kritik eyalet

Obama’nın zaferinde, seçime damgasını vuran 7 kritik eyaletten 4’ünü elde etmesi belirleyici oldu.

Başkan seçilebilmek için 270 delegenin desteği gerekiyordu.

(Deutsche Welle Türkçe)