Ana Sayfa Blog Sayfa 4386

Barış adımlarına destek çağrısı

Barışa Omuz Veriyoruz kampanyası gazetelere ilan verecek kamuoyuna destek çağrısında bulundu.

Bugün içinde BirGün, Evrensel, Milliyet, Özgür Gündem, Radikal ve Star gazetelerini eline alanların da farketmiş olacağı gibi aralarında çok sayıda akademisyen, aydın, sanatçı, sendikacı, STK temsilcisi ve yazarın imzasının bulunduğu bir ilan yer aldı adı anılan gazetelerde.

İlanda dile getirilen konu TBMM’den başlayarak çözüme katkı sunabilecek bütün taraf ve kesimlerin barış sürecinin parçası haline getirilmesi için bir çağrıda bulunmak. İlanda ayrıca bu sürecin şeffaf bir şekilde işletilmesinin önemine de vurgu yapılıyor.

Aynı ilanın yarın da Taraf gazetesinde yer alacağı ifade edildi.

Barışa Omuz Veriyoruz kampanyasına katılmak ya da detaylı bilgi sahibi olmak için www.barisaomuzveriyoruz.net sitesinden ve [email protected] adresi üzerinden bilgi edinmek mümkün.

Barışa Omuz Veriyoruz kampanyasının çağrı metni ile şu ana kadar metin altında imzası bulunan akademisyen, aydın, sanatçı, sendikacı, STK temsilcisi ve yazardan bir kısmının isimleri ise şu şekilde:

BARIŞA OMUZ VERİYORUZ

Bizler, toplumumuzun demokratik bir yönde gelişmesi için çaba gösteren yurttaşlar olarak, son gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapma gereğini duyuyoruz.

İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler, özlemini çektiğimiz barışın kapısını ciddi bir biçimde aralamıştır. Toplumun neredeyse bütün kesimlerinde farklı ölçülerde var olan güvensizliği, korkuyu, tedirginliği ve kaygıyı gidererek süreci ilerletmek, huzur ve güveni artıracaktır.

Sürecin mümkün olduğu kadar şeffaf hale getirilmesi büyük bir ihtiyaçtır. TBMM’den başlayarak, çözüme katkı sunabilecek bütün taraf ve kesimleri sürecin parçası haline getirmek demokratik, adil ve kalıcı çözümü kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır.

Bizler bu doğrultuda atılacak demokratik adımları, adresine bakmadan sahipleneceğiz. Hiç kuşku yok ki, bu büyük sorunun çözümü istisnasız herkese büyük sorumluluk ve görevler yüklemektedir. Bunun bilincinde olan ve yıllardır bu doğrultuda çaba gösteren insanlar olarak, geçmişten çıkarılan dersler ışığında herkesi bu zorlu büyük yürüyüşe katılmaya, destek olmaya, sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Bu yoldan yürünerek barış ve refah içinde, demokratik ve yeni bir Türkiye’ye ulaşabiliriz.

İmzacılardan bazıları:

A. Hicri İzgören (Yazar)

Dr. A. Selçuk Mızkasklı (Sarmasık Dernegi)

Abdulbaki Erdoğmuş (21. Dönem Mvk.)

Abdulhakim Daş (DGD Platformu Bsk.)

Abdullah Yılmaz (Ayrıntı Y. Editörü)

Abdurrahman Kurt (23. Dönem Mvk.)

Adnan İnanç (Hilal TV GYY)

Adnan Serdaroğlu (Birlesik Metal Is Bsk.)

Ahmet Abakay (ÇGD Genel Bsk.)

Prof. Ahmet Ağırakça (İstanbul Üniv.)

Ahmet Faruk Ünsal (Mazlum Der. Gn. Bsk.)

Ahmet Hakan Coşkun (Hürriyet Yazarı, CNN Türk TV)

Prof. Ahmet İnsel (Galatasaray Ünv.)

Ahmet Kardam (Yazar)

Prof. Ahmet Özer (Toros Ünv. Rektör Yrd.)

Ahmet Sık (BirGün Yazarı)

Ahmet Telli (Ankara Aydınlar Yazarlar Girişimi)

Ahmet Ümit (Yazar)

Ali Akel (Gazeteci)

Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak Yazarı)

Ali İbrahim Tutu (19. Dönem Mvk.)

Ali Köylüce (Demokratik Alevi Fed. Bsk.)

Prof. Ali Nesin (Bilgi Ünv.)

Alper Görmüş (Taraf Yazarı)

Altan Ertürk (TÜSES Bsk.)

Altan Öymen (Radikal Yazarı)

Amberin Zaman (HaberTürk Yazarı)

Arzu Başaran (Ressam)

Asuman Susam (PEN İzmir Temsilcisi)

Yrd. Doç. Ata Soyer (Dokuz Eylül Ünv.)

Ayça Damgacı (Oyuncu)

Aydın Cıngı (Yazar)

Aydın Çubukçu (Evrensel Kültür)

Aydın Engin (T24 Yazarı)

Aydın Yıldırım (Yönetmen)

Ayhan Bilgen (Demokratik Anayasa Hrk.)

Av. Ayhan Çabuk (Van Barosu Eski Bsk.)

Av. Ayhan Erdoğan (ÇHD Eski Bsk.)

Ayhan Ogan (Sivil Dayanışma Pltf.)

Prof. Ayhan Sol (ODTÜ)

Aynur Doğan (Sanatçı)

Dr. Aysun Akan (Dokuz Eylül Ünv.)

Ayşe Ayben Altunç (Sinemacı)

Prof. Ayşe Berkman (Mimar Sinan Ünv.)

Ayşe Böhürler (Yeni Şafak Yazarı)

Prof. Ayşe Gözen (İst. Aydın Ünv.)

Prof. Ayşe Gül Yılgör (Mersin Ünv.)

Prof. Ayşe Kadıoğlu (Sabancı Ünv.)

Dr. Ayşe Nur Doksat (Bodrum Kadın Dyns. Der.)

Ayşegül Devecioğlu (Yazar)

Yrd. Doç. Aysegül Yakar Önal (İstanbul Ünv.)

Doç. Aysen Candaş (BOUN)

Doç. Aysen Uysal (Dokuz Eylül Ünv.)

Balçiçek İlter (Gazeteci, HaberTürk)

Prof. Baskın Oran (Ankara Ünv.)

Bejan Matur (Yazar, Sair)

Bekir Ağırdır (KONDA Genel Müdürü )

Bekir Berat Özipek (Liberal Düşünce Topluluğu)

Beral Madra (Küratör)

Berat Günçıkan (Gazeteci, Yazar)

Berrin Sönmez (Başkent Kadın Pltf.)

Bingöl Elmas (Yönetmen)

Bora Şahinkara (Sanatçı, Izmir Yenikapı Tiyatrosu)

Bülent Aydın (Küresel BAK)

Bülent Usta (BirGün Yazarı )

Prof. Büşra Ersanlı (Marmara Ünv. )

Cafer Çelik (Divriği Kültür Der. Bsk.)

Cafer Solgun (Yüzleşme Der.)

Canan Aydın Bıçak (Başkent Kadın Pltf.)

Celal Başlangıç (Gazeteci)

Dr. Celal Korkut Yıldırım

Celalettin Can (78’liler Grs. Sözcüsü)

Cemal Uşak (Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Bsk. Yrd.)

Prof. Cengiz Aktar (Bahçeşehir Ünv.)

Cengiz Bozkurt (Oyuncu)

Cengiz Çandar (Radikal Yazarı)

Prof. Cengiz Yılmaz (ODTÜ)

Cevat Öneş (MİT Eski Müstesar Yrd.)

Cevat Özkaya (Araştırma ve Kültür Vakfı Bsk.)

Cihan Aktaş (Taraf, Dünya Bülteni Yazarı)

Coşkun Üsterci (IHV Izmir Temsilcisi)

Cüneyt Yalaz (Tiyatrocu)

Çigdem Aydın (KA.DER)

Prof. Çigdem Özkara (I.Ü., Cerrahpasa Tıp)

Davut Güler (AK-DAV)

Defne Asal (Gazeteci)

Dengir Mir Mehmet Fırat (23. Dönem Mvk.)

Deniz Türkali (Sanatçı)

Derya Sazak (Milliyet Gazetesi GYY)

Dilaver Demirağ (Arastırmacı)

Dilek Budak (Heykeltıraş)

Emin Alper (Yönetmen)

Engin Güngük (Alevi Kültür Der. Bsk.)

Enver Sezgin (Yazar)

Ercan Geçmez (Hacı Bektaş Veli Vakfı Bsk.)

Ercan İpekçi (TGS Bsk.)

Ercan Jan Aktaş (Barıs Için Vicdani Ret Pltf.)

Ercan Karakaş (Kültür Eski Bakanı)

Erdoğan Aydın (Yazar)

Av. Eren Keskin (Özgür Gündem GYY)

Ergin Doğru (Dersim Gzt. Yazarı)

Prof. Erol Katırcıoğlu (Marmara Ünv.)

Erol Kızılelma (SODEV Bsk.)

Yrd. Doç. Erol Köroğlu (BOUN)

Ersin Salman (İletişimci)

Esfer Solmaz (Batman Der. Fed. Bsk.)

Yrd. Doç. Esra Mungan (BOUN)

Av. Eşber Yağmurdereli

Eşref Erdem (23. Dönem Mvk.)

Ethem Sancak (Hedef Holding)

Etyen Mahçupyan (TESEV Genel Koord.)

Eyüp Can Sağlık (Radikal Gzt. GYY)

Ezgi Başaran (Radikal Yazarı)

F. Serkan Acar (Yönetmen)

Fadime Özkan (Star Gzt. Yazarı)

Faruk Uysal (Yönetmen)

Fatih Polat (Evrensel Gzt. GYY)

Fatma Bostan Ünsal (Başkent Kadın Pltf.)

Prof. Fazıl Hüsnü Erdem (Dicle Ünv.)

Mustafa Kara (Hayat TV. GYY)

Fehim Işık (Yazar)

Feryal Öney (Sanatçı, Kardeş Türküler)

Doç. Ferdan Ergut (ODTÜ)

Prof. Ferhat Kentel (İst. Sehir Ünv.)

Ferhat Tunç (Sanatçı)

Ferihan Karasu (İst. Tekel ve Gazete Bayileri Odası Bsk.)

Av. Feridun Çelik (Diyarbakır Belediyesi Eski Bsk.)

Av. Fethiye Çetin

Prof. Fikret Adaman (BOUN)

Prof. Fuat Keyman (Sabancı Ünv. )

Gaye Boralıoglu (Gazeteci, Senarist)

Prof. Gençay Gürsoy

Dr. Gökçen Başaran (Ege Ünv.)

Gökhan Kaya (Turnusol Yazarı)

Prof. Göksel N. Demirer (ODTÜ)

Gülden Sönmez (IHH)

Prof. Gülser Öztunalı Kayır (Akdeniz Ünv.)

Gülsüm Soydan (Sanatçı)

Gülten Kaya (Müzik Yapımcısı)

Gürbüz Çapan (Esenyurt Belediye Eski Bsk.)

Prof. Hacer Ansal (Isık Ünv.)

Hakan Gündüz (TOHAV Bsk.)

Hakan Tahmaz (T. Barıs Meclisi Dönem Sözcüsü)

Haldun Açıksözlü (Tiyatro Sanatçısı)

Prof. Hale Bolak Boratav (Bilgi Ünv.)

Hale Sözmen (Yönetmen)

Prof. Halil Berktay (Sabancı Ünv.)

Halil Savda (Vicdani Retçi)

Halime Güner (Uçan Süpürge)

Haluk Ünal (Senarist, Yönetmen)

Yrd. Doç. Hanife Aliefendioğlu (Doğu Akdeniz Ünv.)

Hasan Öztoprak (Yazar)

Hasan Postacı (Yazar)

Hatice Altınışık (Program Yapımcısı)

Hidayet Şefkatli Tuksal (Taraf Yazarı)

Hilal Kaplan (Yeni Şafak Yazarı)

Yrd. Doç. Hilmi Maktav (Ege Ünv.)

Himmet Sahin (Ankara ODTÜ Mezunları Der. Bsk.)

Hüda Kaya (Yazar)

Hülya Gülbahar (Özgürlükçü Anayasa Pltf.)

Hüseyin Demirdizen (TTB Merkez Konseyi)

Hüseyin Karabey (Yönetmen)

Av. Hüsnü Okçuoğlu (18. Dönem Mvk.)

Hüsnü Öndül (Yazar)

Hüsnü Pervane (Ortadogu Sanayici ve Genç İsadamları Der.)

İbrahim Aydın (BirGün)

İbrahim Betil (Sivil Toplum Gönüllüsü)

İbrahim Karagül (Yeni Şafak Gzt. GYY)

İbrahim Ünal (Yasam Ağacı Der. Bsk.)

Prof. İlhan Tekeli (ODTÜ)

İlkay Akkaya (Müzisyen)

İlyas Erdem (GÖÇDER Bsk.)

İnan Temelkuran (Sinemacı)

Prof. İrfan Açıkgöz (Dicle Ünv.)

İrfan Babaoğlu (Kürt Yazarlar Der.)

İsmail Ayaz (Van Der. Fed. Bsk. Vekili)

İsmet Demiröğen (Yurt Gzt. Ankara Temsilcisi)

Jülide Kural (Sanatçı)

Kamil Ateşoğlu (18. Dönem Mvk.)

Dr. Kamiran Yıldırım (Mardin TTB Bsk.)

Kasım Ergün (Kürt KAV Bsk.)

Kemal Bülbül (PSAKD Bsk.)

Prof. Kemal Güven (Dicle Üniversitesi)

Dr. Kemal Kardaş (Diyarbakır TTB Bsk.)

Koray Çalışkan (Radikal Yazarı)

Prof. Kuvvet Lordoğlu (Kocaeli Ünv. )

Lale Mansur (Sanatçı)

Lami Özgen (KESK Bsk.)

Leman Sam (Sanatçı)

Leyla İpekçi (Taraf Yazarı)

Prof. M. Cengiz Güleç

Mahir Günşiray (Oyuncu)

Mahmut Eşitmez (Yurtsuz Editörü)

Mahmut Övür (Sabah Yazarı)

Markar Esayan (Taraf Gzt Yayın Koord.)

Masis Kürkçügil (Yazar)

Doç. Maya Arakon (Starsbourg Ünv.)

Mebuse Tekay (Barıs Girisimi)

Prof. Mehmet Altan (İstanbul Ünv.)

Prof. Mehmet Bekaroğlu

Dr. Mehmet Demir (Batman TTB)

Prof. Mehmet Elbistan (Ondokuz Mayıs Ünv. Tıp)

Av. Mehmet Emin Aktar (Diyarbakır Barosu Eski Bsk.)

Mehmet Rasgelener (Ist. ODTÜ Mezunları Der. Bsk.)

Mehmet Simsek (Din Alimleri Der.)

Mehmet Uçum (Yeni Anayasa Pltf.)

Mehveş Evin (Milliyet Yazarı)

Prof. Melek Göregenli (Ege Ünv. )

Melek Ulagay Taylan (Film Yapımcısı)

Prof. Meryem Koray (Istanbul Ünv.)

Prof. Mesut Yeğen (Ist. Sehir Ünv.)

Mete Çubukçu (NTV Haber Müdürü)

Mete Gönültaş (Gazeteci)

Metin Aktan (Ankara Divriği Kültür Der. Bsk.)

Metin Bakkalcı (IHV Genel Skr.)

Metin Boran (Kocaeli Ünv.)

Metin Ebetürk (DİSK Genel Bsk. Yardımcısı)

Metin Kahraman (Müzisyen)

Metin Uzunöz (Ankara 78’liler Girişimi)

Prof. Mithat Sancar (Ankara Ünv.)

Murat Aksoy (Yeni Şafak Yazarı)

Murat Çelikkan (Gazeteci)

Murat Düzgünoğlu (Yönetmen)

Murat Gökhan (Diyarbakır Der. Fed. Bsk.)

Yrd. Doç. Murat Özbank (Bilgi Ünv.)

Yrd. Doç. Murat Paker (Bilgi Ünv.)

Murathan Mungan (Sair, Yazar)

Mustafa Kul (Çalışma Eski Bakanı)

Mustafa Akdeniz (Ege Ağrılılar Der. Fed. Bsk.)

Mustafa Öztaşkın (Petrol-Is Bsk.)

Mustafa Paçal (Hak-Is Genel Skr. Yrd.)

Müge Sökmen (Yayıncı)

Müjde Ar (Sanatçı)

Prof. Münevver K. Türkmen (Adnan Menderes Ünv. Tıp)

Prof. Mümtaz’Er Türköne (Fatih Ünv.)

Nabi Yağcı (Yazar)

Nadir Öperli (Yapımıcı)

Nadire Mater (Bianet Yazarı)

Nagehan Alçı (Milliyet Yazarı)

Nalan Barbarosoğlu (Yazar)

Yrd. Doç. Nazan Üstündağ (BOUN)

Prof. Nazım Ekinci (Urfa Ünv.)

Nazlı Ilıcak (Sabah Yazarı)

Necdet İpekyüz (DİSA Bsk.)

Necdet Saraç (Yurt Gzt. Yazarı)

Necmiye Alpay (Yazar)

Nejat Kangal (Devrimci 78’liler Fed. )

Neşe Erdilek (Bilgi Ünv., Göç Ars. Mrk. Direktörü)

Neşe Siyamoğlu (Heykeltıras)

Neşe Yasin (Sair, Yazar)

Nevzat Çiçek (Time Türk GYY)

Nihal Bengisu Karaca (HaberTürk Yazarı)

Prof. Nihal Saban (Marmara Ünv.)

Dr. Nil Mutluer (Fatih Ünv.)

Prof. Nilgün Toker (Ege Ünv.)

Nilüfer Akbal (Sanatçı)

Nur Sürer (Sanatçı)

Doç. Nuray Mert (İstanbul Ünv.)

Prof. Nurhan Yentürk (Bilgi Ünv.)

Nursel Doğan (Sinemacı)

Av. Nuşirevan Elçi (Sırnak Barosu Bsk.)

Prof. Nükhet Sirman (BOUN)

Prof. Okan Akhan (Hacettepe Ünv.)

Dr. Oktay Özel (Bilkent Ünv.)

Onur Saylak (Oyuncu)

Oral Çalışlar (Taraf Gzt. GYY)

Orhan Alkaya (Sanatçı, Yazar)

Orhan Dink

Orhan Eskiköy (Senarist, Yönetmen)

Orhan Koçak (Yazar)

Osman Kavala (Anadolu Kültür Der.)

Osman Özcan (Sinemacı, Heykeltıras)

Osman Özçelik (23. Dönem Mvk.)

Oya Baydar (Yazar)

Özcan Alper (Yönetmen)

Ömer Faruk Gergerlioğlu (Yazar)

Ömer Türkeş (Edebiyat Elestirmeni)

Prof. Özgür Sarıoğlu (ODTÜ)

Özlem Buğday Yağmur (Havadis 16 Yazarı)

Öztürk Türkdoğan (IHD Genel Baskanı)

Pelin Cengiz (Taraf Yazarı)

Pelin Esmer (Yönetmen)

Pınar Öğünç (Radikal Yazarı)

Prof. Ahmet Öncü (Sabancı Ünv.)

Rasim Ozan Kütahyalı (Takvim Yazarı)

Rauf Kösemen (Tasarımcı)

Remzi Çalışkan (Genel-Is Merkez Yöneticisi)

Rober Koçtaş (Agos Gazetesi GYY)

Sabri Kuşkonmaz (PEN Yazarlar Der. Genel Skr.)

Salih Yıldız (Batman Ticaret ve Sanayi Odası)

Sami Tan (Araştırmacı, Yazar)

Av. Sedat Yurtdaş (DITAM)

Doç. Sefa Feza Arslan (MSGSÜ)

Şehbal Şenyurt (Yönetmen)

Selahattin Özel (ABF Bsk.)

Selami İnce (BirGün Yazarı)

Prof. Semih Bilgen (ODTÜ)

Semih Kaptanoğlu (Yönetmen)

Doç. Semra Somersan (Bilgi Ünv.)

Seren Yüce (Senarist, Yönetmen)

Serkan Acar (Senarist, Yönetmen)

Prof. Serpil Sancar (Ankara Ünv.)

Yrd. Doç. Serra Müderrisoğlu (BOUN)

Prof. Sevda Alankuş (Ege Ekonomi Ünv.)

Sevgi Mutlu (Yeşil Düşünce Der. Bsk.)

Sevil Demirci (Sinemacı, Yapımcı)

Sevilay Demirci (Yapımcı)

Sevim Korkmaz Dinç (Kadın Yazarlar Der. Bsk.)

Yrd. Doç. Sezai Temelli (İstanbul Ünv.)

Sezin Öney (Gazeteci)

Sinan Dülger (Oyuncu, Yönetmen)

Saban Demiral (Mardin Der. Fed. Bsk. Yrd.)

Sah İsmail Bedirhanoğlu (GÜNSAD Bsk.)

Prof. Şahika Yüksel (İstanbul Ünv. Tıp)

Şanar Yurdatapan (Düşünce Suçu(!?)na Karsı Grs.)

Prof. Şebnem Korur Fincancı (IHV Genel Bsk.)

Şevval Sam (Müzisyen, Oyuncu)

Şeyhmus Diken (PEN Diyarbakır Temsilcisi)

Şirin Payzın (CNN Türk)

Av. Tahir Elçi (Diyarbakır Barosu Bsk.)

Prof. Tahsin Söğüt (Dicle Ünv.)

Prof. Tahsin Yeşildere (Öğretim Üyeleri Der. Bsk.)

Prof. Taner Yücel (Türk Diş Hekimleri Brl. Bsk.)

Tarhan Erdem (Yazar)

Tarık Tufan (Gazeteci, Sinemacı)

Tarık Ziya Ekinci (Yazar)

Tatyos Bebek (Dişhekimi)

Tayfun Görgün (DİSK, Dev Maden-İş)

Tayfun Mater (Maden Mühendisleri Odası)

Doç. Teoman Pamukçu (ODTÜ)

Tilbe Saran (Oyuncu)

Tuba Çandar (Yazar)

Doç. Tuğrul İlter (Dogu Akdeniz Ünv.)

Turan Eser (Yazar)

Turan Sarıtemur (Denge Demokrat Oluşumu Sözcüsü)

Prof. Turgut Tarhanlı (Bilgi Ünv. )

Ufuk Uras (23. Dönem Mvk.)

Uğraş Salman (Sinemacı)

Prof. Uğur Eser (Izzet Baysal Ünv.)

Umur Yenilmez (Müzisyen)

Dr. Uygar Özesmi (Çevre Bilimci)

Ümit Kıvanç (Belgesel Sinemacı, Yazar)

Dr. Ümit Sahin (Yeşil Gazete Yazarı)

Yrd. Doç. Vahap Coşkun (Dicle Ünv.)

Vecih Aydoğan (Diyarbakır Göç-Der Bsk.)

Vedat Çuhadır (Ankara Sanat Tiyatrosu Mdr.)

Vedat Türkali (Yazar)

Vedat Yıldırım (Müzisyen, Kardeş Türküler)

Velat Demir (YAKAYDER Bsk.)

Veli Beysülen (Emekli-Sen Bsk.)

Veli Büyükşahin (Yayıncı, Editör)

Doç. Veysel Tolan (Dicle Ünv.)

Vural Tantekin (Sanatçı, Diyarbakır BB Şehir Tiyatrosu)

Yasemin Çongar (Milliyet Yazarı)

Yasemin Göksu (Sanatçı)

Yasemin Güney Ağırdır (Arastırmacı)

Prof. Yasemin İnceoğlu (Galatasaray Ünv. )

Yasar Kemal (Yazar)

Yasar Kılavuz (Ankara Dersimliler Der. Bsk.)

Yavuz Bingöl (Sanatçı)

Yavuz Delal (Yazar)

Yeşim Dorman (Yazar)

Dr. Yeşim Kaptan (Dokuz Eylül Ünv.)

Yeşim Ustaoğlu (Senarist, Yönetmen)

Yıldız Ramazanoğlu (Time Türk Yazarı)

Yiğit Ekmekçi (Is Adamı)

Yusuf Cengiz (Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Bsk.)

Yusuf Çetin (Oyuncu, Yönetmen)

Yusuf Sahin (Kızılırmak Der. Fed. Bsk.)

Av. Yusuf Tanrıseven (Batman Barosu Eski Bsk.)

Yusuf Tanrıverdi (Özgür Eğitim-Sen Bsk.)

Yar. Doç. Yücel Demirer (Kocaeli Ünv.)

Zakarya Mildanoğlu (Mimar, Yazar)

Zana Fargini (Kürt Enstitüsü Bsk.)

Prof. Zehra F. Kabasakal Arat (New York Ünv.)

Dr. Zeki Gül (TTB İzmir Eski Bsk.)

Prof. Zeki Kılıçarslan

Doç. Zerrin Kurtoğlu (Ege Ünv.)

Zeynep Çulfaz Ecemen (ODTÜ)

Zeynep Oral (Yazar)

Zeynep Tanbay (Sanatçı)

Zeynep Tozduman (Izmir Süryani Dostluk Pltf.)

Ziya Halis (Çalışma Eski Bakanı)”

(Yeşil Gazete)

 

İki devlet, tek millet, ikiz ırkçılık – Cengiz Algan

Gündem delisi ülkemizde üzerinden epey zaman geçti sayılır ama ırkçılığı tartışmak açısından yine de değinmekte zarar yok. Azeri yazar Ekrem Eylisli vakasından söz ediyorum. Bizde şimdiye kadar tanınmamış olabilir ama ülkesinde epey itibarlı bir edebiyatçı Eylisli. ‘Halk Yazarı’ unvanı verilmiş (bizdeki ‘devlet sanatçısı’ gibi bir şey) biri.

Olayı özetle hatırlatayım. Yazarımız bir kitabında, hayali bir kahramanına, ezcümle “Ermeniler benim düşmanım değil” dedirttiği için gözü dönmüş bir saldırganlığa maruz kaldı. Evinin önünde kalabalıklar gösteriler yaptı. Alnına haç çizdikleri resimlerini yaktılar. Bir Ermeni subayı uykusunda baltayla öldüren ve Azerbaycan’a döndüğü gün affedilip şimdilerde panellerde, söyleşilerde anılarını (herhalde baltalı olanları) anlatan Azeri subaya atfen “Baltanı al da gel!” pankartları açtılar. Önce kulağına, sonra başına ödül kondu. Devlet verdiği unvanı geri aldı. Maaşı kesildi. Karısı ve çocuğu işlerinden atıldı. Hayati tehlike sürüyor.

Azerbaycan’da yaşanan bu ırkçılık vakasında ülkeyi, kişileri ve unvanları değiştirin, bize tıpatıp uyar. Düşmanı değiştirmenize bile gerek yok.

Türkiyeli Orhan Pamuk “1 milyon Ermeni öldürüldü” dediği zaman Türkiye’de yürütülen linç kampanyasının tıpkısı, Azerbaycanlı Ekrem Eylisli “Ermeniler benim düşmanım değil” dediğinde Azerbaycan’da yürütülüyor. Nobel ödüllü Orhan Pamuk’a “Akıllı ol!” diye bağıranından, kitaplarını kütüphanelerden toplatıp sokakta yakan kaymakama kadar, bizde de benzer şeyler oldu.

Diyebilirsiniz ki “Biz zaten tek milletiz. Irkçılıklarımızın da tek yumurta ikizi olması doğal”. Kesinlikle haklısınız derim.

Orada “Baltalar elimizde” diye sokaklara dökülenlerin, Eylisli’nin kulağını kesip getirene ödül vaat edenlerin, evinin önünde linç çığlıkları atanların, burada “Orhan Pamuk akıllı olsun!” diye bağıran Yasin Hayal’lerden, Hrant’ı sırtından vuran Ogün Samast’lardan zerre farkı yok. Eylisli’nin ‘halk yazarı’ unvanını elinden alan diktatör devlet başkanının, burada “Hepiniz piçsiniz!” mitingi düzenleyen eski İçişleri Bakanı’ndan zerre farkı yok.

Hepsi aynı ırkçılığın yılmaz savunucuları. Bunun nedeni gerçeklerden ve 100 yıllık ezberlerinin bozulmasından korkmaları aslında. İki ülkenin ırkçılarının da hedefi muhtemel bir kardeşliğin önünde kaya gibi bir set oluşturmak. Her ikisinin ırkçılarının da tek bildiği yöntem hakaret, tehdit, linç, ölüm. Her ikisi de ‘Ermeni’ye ezelden ebede düşman. O yüzden birbirlerine bu kadar benziyorlar.

Asırlık ezberlerinin bozulmasına en ufak tahammülleri yok. Bu yüzden Ermeni Soykırımı meselesinde birbirlerine sımsıkı sarılıyorlar. Türk şehitliğindeki bayrağının Azerbaycan tarafından indirmesine ses çıkarmayan milliyetçilerimiz, bir yazar “Şu kadar Ermeni öldürüldü” deyiverince ‘soydaşlarıyla’ birebir aynı tepkiyi verebiliyor. Azerbaycan’ın kışın ortasında –zaten pahalıya sattığı- doğalgazımızı kesmesi, uluslararası camiada bizi sık sık zor durumda bırakması filan önemsiz ayrıntılar. KKTC’yi tanımamaları ve ‘tek millet’in Türkiye kısmında kalan 75 milyon kişiye vize uygulamaları mı? Geçiniz. Söz konusu Ermeniyse bunlar teferruat.

***

Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı yaklaşıyor (2015). Bu gibi olayları daha çok yaşayacağa benzeriz. Evet, barışseverler artık gerçekleri daha yüksek sesle dile getiriyor. Ama sırtlarını devletlerine yaslayan bu linç güruhları da kardeşlik çabalarını yıkmak için ‘baltalarını bileyliyor’. İki tarafın ırkçılarına da karşı durmak bütün barışseverlerin boynunun borcudur.

Cengiz Algan – www.mühimhadiseler.org

Yakamıza barış rozetleri takalım!

Bugünkü gazetelerde yayınlanan “Barışa omuz vermeye çağırıyoruz!” başlıklı ilan metninde Kürt sorununun çözümü için sürdürülen müzakerelere destek veriliyor. Şu adreste imzaya açılan metni ilk imzalayanlardan biri olarak önce yaptığımız çağrıyı aktarayım:

“Bizler, toplumumuzun demokratik bir yönde gelişmesi için çaba gösteren yurttaşlar olarak, son gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapma gereğini duyuyoruz.

İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen görüşmeler, özlemini çektiğimiz barışın kapısını ciddi bir biçimde aralamıştır. Toplumun neredeyse bütün kesimlerinde farklı ölçülerde var olan güvensizliği, korkuyu, tedirginliği ve kaygıyı gidererek süreci ilerletmek, huzur ve güveni artıracaktır.

Sürecin mümkün olduğu kadar şeffaf hale getirilmesi büyük bir ihtiyaçtır. TBMM’den başlayarak, çözüme katkı sunabilecek bütün taraf ve kesimleri sürecin parçası haline getirmek demokratik, adil ve kalıcı çözümü kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır.

Bizler bu doğrultuda atılacak demokratik adımları, adresine bakmadan sahipleneceğiz. Hiç kuşku yok ki, bu büyük sorunun çözümü istisnasız herkese büyük sorumluluk ve görevler yüklemektedir. Bunun bilincinde olan ve yıllardır bu doğrultuda çaba gösteren insanlar olarak, geçmişten çıkarılan dersler ışığında herkesi bu zorlu büyük yürüyüşe katılmaya, destek olmaya, sorumlu davranmaya çağırıyoruz.

Bu yoldan yürünerek barış ve refah içinde, demokratik ve yeni bir Türkiye’ye ulaşabiliriz.”

***

İlk akla gelen soru böyle bir metnin gerekli olup olmadığı olabilir. Zaten “çözüm süreci” adı verilen müzakerelerin gayet iyi sürdüğünü, bizim gibi “barış istiyoruz bildirilerini imzalamaktan yorgun düşmüş aydınların” kendi kendilerine gelin güvey olduğunu düşünen köşe yazarı arkadaşlarımız var. Onlara göre devletin önce bizi barışa ikna etmesi gerekiyormuş! Kimse ne düşündüğümüzü merak etmediği halde habire bir şeyler imzalayıp duruyoruz sanırım.

Aslında durum oldukça açık. Ak Parti hükümeti, devletin ilgili kurumlarıyla (başta MİT olmak üzere) birlikte Türkiye devletinin 30 yıldır savaşmakta olduğu silahlı Kürt hareketi PKK ile müzakere ediyor, Kürt hareketinin sivil kanadı (BDP, DTK) da süreçte kolaylaştırıcı rol oynuyor ve taban desteği sağlıyor. “Dördüncü kuvvet” medyanın ana akımı ise bu kez “barış gazeteciliği” deyimini bile kullanacak kadar olumlu bir tavır sergiliyor. Yani barış için şartlar her zamankinden daha olgun. Bütün bu sürecin nasıl geliştiği hakkında bir de benim bilgiç değerlendirmeler yapmama ihtiyacınız olduğunu sanmıyorum. Sonuçta silahların susması, Kürt halkının haklı taleplerinin hiç olmazsa bir kısmının karşılanması ve her zaman Kaf dağının ardında olduğunu düşündüğümüz barışın bu ülkenin dağlarına da gelmesi imkanı doğmuş bulunuyor. Bize de hem bu süreci, hem de süreci yürütenleri, eyvah Ak Parti’yi destekliyoruz, eyvah PKK’yi destekliyoruz, kaygısına kapılmadan desteklemek düşüyor.

Sürece destek vermenin önemsiz ve hele ki dalga geçilecek bir çaba olduğunu düşünmüyorum. Toplumda barış isteği hiç olmadığı kadar görünür halde, ama ortada sarsılmaz bir toplumsal mutabakat falan yok. Parlamentodaki dört partinin ikisi sürecin içinde, ikisi (CHP ve MHP) karşısında. (CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ilk başta açıkladığı sessiz desteği sürdürmeyi yanlış muhalefet anlayışı yüzünden  maalesef başaramadı.) Milliyetçilik bu ülkenin iliklerine işlemiş ve hakim ideoloji olmayı sürdürüyor. Irkçılık ve ayrımcılık hiç yokmuş sanılacak kadar yaygın. Savaş, silah, kahramanlık, şehitlik, hala olumlu değerler olarak görülüyor. Şiddet toplumsal yaşamın bir parçası. Üstelik 30 yıllık savaşın yarattığı travma asıl evlerin içinde sürüyor.

Bu toplumsal yapı elbette pasifist bir barış arayışı doğuramadı, barış sürecinin çok daha pragmatik bir noktadan başlaması kaçınılmazdı. Üstelik Türkiye’de “yaşayan” insanların “hiçbiri” Türkiye sınırları içinde yaygın olarak süren topyekun bir savaşı yaşamadı. Türkiye (çok şükür!) İkinci Dünya Savaşı’na girmedi, mevcut cumhuriyet döneminde hiçbir yeri işgal edilmedi (tam tersine kendisi işgalci oldu), herhangi bir kenti havadan bombalanmadı (Dersim hariç, o da kendi kendine!), yeni devletin büyük bir soykırımın üzerine kurulduğu bile son yıllarda bilinç düzeyine çıkmaya başladı. Evet, iç çatışmaların bedelini çok ağır ödedik, ama İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki topyekun savaşların hiçbirini yaşamadık. Bu da bugün Türkiye’de “yaşayan” insanların savaş hafızasının büyük ölçüde Kürt meselesiyle sınırlı olması anlamına geliyor. Bu şansımız, yani topyekun bir savaş yaşamamış oluşumuz, ironik bir şekilde toplumdaki barış özleminin pek çok faktör tarafından kolaylıkla etki altında bırakılabilir ve kararsız bir hal almasına neden oluyor.

Bu nedenle süreci yüksek sesle desteklemek, toplumda her zamankinden daha güçlü hale gelen barış talebini canlı tutmak zorundayız. Bunun için destek bildirileri yayınlayalım, imzalar atalım, arabaların camlarına, evlerin kapılarına barış çıkartmaları yapıştıralım, yakamıza barış rozetleri takalım, sokakları, otobüs duraklarını, kamusal alanın (tabii internet dahil) her yerini barış afişleri, barış sözleri, barış işaretleriyle donatalım. Her şeyi devletten beklemeyelim yani!

Gelinen noktada en büyük kazançlardan biri Abdullah Öcalan’ın tartışmasız öncülüğünün sadece devlet değil, toplum tarafından da kabul edilmesi, sivil Kürt hareketinin rolünün de çok daha iyi anlaşılması oldu. Tayyip Erdoğan’ın barış sürecinin liderliği rolünü sürdürmesini sağlamak için de elimizden geleni yapmalıyız.

Ben bu sürecin barışla sonuçlanacağına inanıyorum. Eğer barışı kazanabilirsek, işte asıl o zaman yıllardır barış istemiş ve barış bildirileri imzalamaktan yorgun düşmüş olmakla övünebiliriz.

Zimbabwe halkı yeni anayasa için sandığa gidiyor

Zimbabveliler Cumartesi günü yeni anayasayı oylamak üzere sandık başına gidiyor. Siyasal rakipler Cumhurbaşkanı Robert Mugabe ve Başbakan Morgan Tsvangirai arasında 2008’de kurulan koalisyonun şartlarından biri de yeni bir anayasa hazırlanmasıydı.

Taslak anayasa, ülkedeki üç siyasal partinin de temsil edildiği 25 üyeli bir komitenin ürünü. Hem Mugabe, hem de Tsvangirai’nin desteklemesi nedeniyle Cumartesi günü yapılacak olan halkoylamasında anayasanın kabul edilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Taslak anayasa, 1980’den bu yana yürürlükte olan mevcut anayasadan büyük ölçüde farklı. İşte farklılıklardan bir kaçı:

Cumhurbaşkanı’nın görev süresi: Taslak anayasa Cumhurbaşkanı’nın her biri 5 yıl olacak şekilde en fazla 2 defa seçilebileceğini belirtiyor. Mevcut anayasada Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 6 yıl ve tekrar seçilmesi konusunda herhangi bir sınır yok.

Yargı atamaları: Taslak anayasa Cumhurbaşkanı’na tüm yargıçları atama yetkisi veriyor ancak yargıçların Adalet Hizmetleri Komisyonu’nun hazırlayacağı listeden seçilmesi gerekiyor. Mevcut anayasaya göre ise Cumhurbaşkanı Adalet Hizmetleri Komisyonu’na sadece danışmak zorunda ve Komisyon’un düşüncesinin aksine hareket edebiliyor.unda herhangi bir sınır yok.

Yargısal yorum: Taslak anayasa, Güney Afrika Anayasası’nın 39. Bölüm’üyle benzer bir düzenleme içeriyor. Taslak anayasa, yargı organları ve diğer kurumların temel özgürlükleri ve insan haklarını yorumlarken “uluslararası hukuku dikkate alması” ve “ilgili yabancı hukuku göz önünde bulundurması” gerektiğini belirtiyor. Mevcut anayasa ise yargı organları ve diğer kurumlarla ilgili böyle bir düzenleme içermiyor

Uluslararası hukuk: Taslak anayasa, Zimbabve’nin tarafı olduğu tüm uluslararası sözleşmelerin, antlaşmaların ve anlaşmaların iç hukuka aktarılmasını gerektiriyor. Mevcut anayasa ise, aksine, Zimbabve’ye bunları iç hukuka aktarmak konusunda serbestlik tanımakta.

Diğer düzenlemeler:Bunun dışında taslak anayasa eşcinsel evliliği yasaklıyor, seçim bölgelerini yeniden düzenliyor, kamu borçlanmasını sınırlıyor. Taslak anayasa ayrıca, seçimler, insan hakları, cinsiyetler ve medya ile ilgili bağımsız kurumlar kuruyor. Bunun yanında taslak anayasa Yolsuzluk Karşıtı Komisyon’un yanı sıra bir de Ulusal Barış ve Uzlaşma Komisyonu kuruyor.

Anayasa oylamasına uluslararası ilgi büyük olsa da Zimbabve, Cumartesi günü yapılacak oylamaya Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin gözlemci göndermesini reddetti. Zimbabve Dışişleri Bakanı Simbarashe Mumbengegwi yabancı gözlemcilerin nesnelliğiyle ilgili şüphelerini dile getirdi: “Gözlemci olabilmek için nesnel olmanız gerekir ve bir kez taraflardan birine ceza verdiğinizde nesnelliğiniz yanıp kül oluyor.” Mumbengegwi sözlerini şöyle sürdürdü: “Onların seçimlerine bizi hiçbir zaman davet etmeyenleri neden davet etmek zorunda olduğumuzu anlayamıyorum.”

Buna karşın, Afrika Birliği oylamayı gözlemek üzere davet edildi.

 

(I-CONnect, Anayasa Gündemi)

 

 

Galatasaray’a İspanya’dan Real Madrid, Fenerbahçe’ye İtalya’dan Lazio

UEFA İsviçre’deki Nyon kentindeki merkezinde Şampiyonlar Ligi ile Avrupa Ligi Çeyrek Finalleri için eşleşmeleri belirledi. Galatasaray, İspanya’nın Real Madrid takımı ile karşılaşırken Fenerbahçe İtalyan Lazio ile çeyrek finalde kozlarını paylaşacak.

Türk futbolunun iki ezeli rakibi farklı kupalarda avrupada da rekabeti sürdürüyor

Sarı Kırmızılı ekip Nisan ayının ilk haftası Real Madrid deplasmanına gidecek, Sarı Lacivertliler ise iki maçlık suskun tribünlerin ardından Lazio’yu tıklım tıklım dolacağı şimdiden kesin olan Şükrü Saraçoğlu’nda ağırlayacak. 3. ve 4. tur müsabakalarında cezası nedeni ile rakiplerine karşı seyircisinin desteğinden yoksun oynayan Fenerbahçe’yi çeyrek finalde de bir sürpriz bekliyor. Bu turda da Lazio seyircisiz oynama cezası aldı. Böylece Fenerbahçeli futbolcular üst üste üç kez avrupa kupalarında rövanş maçlarını sessiz tribünler önünde oynayarak muhtemelen kırılması güç bir rekorun da sahibi olacaklar.

Galatasaray ile Real Madrid gene Çeyrek Finalde karşı karşıya

Aslan’ın çeyrek finaldeki rakibi Real Madrid bundan 12 sene önce de aynı turdaki rakibi idi. 2000 yılında UEFA kupasını kazanan Galatasaray, 2000 – 2001 sezonunda Mircea Lucescu yönetiminde çeyrek finale kalma başarısını göstermiş, Ali Sami Yen’de ilk yarısını 2 – 0 yenik kapadığı maçın ikinci yarısında tarihi bir geri dönüş ile maçı 3 – 2 kazanmayı bilmişti. Barnabeu’daki randevudan 3 – 0 galip ayrılan Real Madrid ise yarı final biletini kapan ekip olmuştu.

Ronaldo mu Burak mı?

Burak Yılmaz'ın gol sevinçlerinde zaman zaman Ronaldo'dan esinlendiği dile getiriliyor

Bu eşleşme Şampiyonlar Liginin bu seneki gol krallarının da kapışmasına sahne olacak. Christiano Ronaldo ile Burak Yılmaz bu sezon attıkları 8’er gol ile gol krallığında zirvede bulunuyor. Galatasarayın gol makinası Burak Yılmaz, Schalke maçında attığı golle peşpeşe altı maçta gol atma başarısını göstererek bu alandaki rekoru egale etmişti. Burak, Barnabeu’daki randevudan da gol sesi çıkartırsa kırılması güç bir rekorun yeni sahibi olacak.

Mourinho’nun eski öğrencileri Jose’ye karşı

Bu kez rakipler

Eşleşmede bir başka ilginç karşılaşma ise Real Madrid teknik direktörü Jose Mourinho ile eski öğrencileri Drogba, Sneijder ve Hamit Altıntop arasında olacak. 3 yıldız Portekizli teknik adamın üç ayrı takımında (Chelsea, İnter ve Real Madrid) en büyük silahları konumunda idiler.

Özerllikle de Drogba ile Jose Mourinho’nun sürekli gündeme getirilen dostluğu düşünüldüğünde çeyrek final maçlarının çok ilginç manzaralara gebe olacağını şimdiden öngörmek olası.

Şampiyonlar Ligi’nde Çeyrek Final eşleşmeleri şu şekilde gerçekleşti

Bayern Münih – Juventus
Malaga – Dortmund
Paris Saint-Germain – Barcelona
ve
Real Madrid – Galatasaray

Fener’in rakibi Lazio

Fenerbahçe talihin garip bir cilvesi olarak Lazio maçının rövanşını da boş tribünlere karşı oynamak zorunda

UEFA Avrupa Ligi çeyrek finalinde Fenerbahçe’nin rakibi Lazio oldu.

UEFA Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe, Borussia Mönchengladbach, Marsilya ve AEL Limassol’un yer aldığı grubu 13 puanla lider tamamlayan Fenerbahçe bir sonraki turda Belarus temsilcisi BATE Borisov’u elemişti. Son 16 turunda ise Viktoria Plzen ile eşleşen sarı-lacivertli takım 1-0 ve 1-1’lik skorlarla turu atlamıştı.

UEFA Avrupa Ligi Çeyrek Final eşleşmeleri

Chelsea – Rubin Kazan
Tottenham – Basel
Benfica – Newcastle United
ve
Fenerbahçe – Lazio

(Yeşil Gazete)

Dinçdağ uluslararası bir maçta düdük çalıyor

Kaos GL tarafından düzenlenen Bölgesel Ağ Buluşması’nın son günü olan bugün Bölgesel Ağ Buluşması için 18 ülkeden Ankara’ya gelen homofobi karşıtları ve Ankara’daki çeşitli elçiliklerin çalışanları homofobiye karşı ses çıkarmak için eşcinsel olduğu gerekçesi ile hakemlik görevinden el çektirilen Halil İbrahim Dinçdağ’ın yöneteceği maçta yeşil sahaya çıkacak.

Türkiye Futbol Federasyonu tarafından eşcinsel olduğu için görevden alınan hakem Halil İbrahim Dinçdağ ise maçın hakemi olacak. TED Koleji Kapalı Halı Saha’da oynanacak maç saat 14:00’da başlayacak.

Futbol maçına Almanya Büyükelçiliği çalışanları da katılacak

Alman Hükümeti İnsan Hakları Sorumlusu Markus Löning, cinsel kimliğe dayalı ayrımcılıkla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Dünya çapında milyonlarca insan cinsel kimliklerinden dolayı takip edilmekte ve dışlanmaktadır. Bu durum kabul edilemezdir. Herkes hayatını ve cinsel tercihini özgürce yaşayabilmelidir.”

Maçın ardından Ayrımcılıklara Karşı Futbol Forumu

Maçın ardından yapılacak Ayrımcılıklara Karşı Futbol Forumu futbolda ayrımcılık, özellikle de homofobi üzerine önemli çalışmalar yapan örgütlerin katılacağı bir tartışma ortamı sunacak. İngiltere’den FARE (Avrupa’da Irkçılığa Karşı Futbol) Yönetim Kurulu Başkanı Piara Powar ve “Football vs. Homophobia” örgütünden Lou Englefiled ile Hırvatistan’dan qSPORT’tan Zeljko Blace’in konuşmacı olacağı forumda Hakem Dinçdağ da çalışma hayatında yaşadığı ayrımcılığı anlatacak.

Bölgesel Ağ Futbol Maçı

14:00 – 15:00
Yer: TED Koleji Kapalı Halı Saha, Yenişehir
19 ülke, hakem Halil İbrahim Dinçdağ ile dayanışma maçı yapıyor…
Ankara’daki büyükelçilik çalışanları da homofobiye karşı bu etkinlikte yer alıyor!

Ayrımcılıklara Karşı Futbol Forumu

15:30 – 17:30

Yer: Ankara Üniversitesi, Cebeci Kampüsü, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Küçük Amfi

Moderatör: Betül Yarar, Ankara Üniversitesi
Halil İbrahim Dinçdağ
Piara Powar, FARE Yönetim Kurulu Başkanı, İngiltere
Lou Englefiled, Football v Homophobia, İngiltere
Zeljko Blace, qSPORT, Hırvatistan

(Kaos GL)

 

 

6284 Sayılı Kanun, Kadına Yönelik Şiddeti önlemeye yeterli mi?

Marmara Hukuk Fakültesi’nde “Hukukta Kadın” etkinlikleri devam ediyor, Ar.Gör. Gözde

Atasayan ve Kadın Hakları Savunucusu Av. Hülya Gülbahar’ın konuşmacı olarak katıldığı eğitimde,6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun tartışıldı. Dil konusuna özel vurgu yapılırken, kanunların uygulanmasındaki sorunlar ele alındı.

“Ulusal Kadın Erkek Eşitliği Platformu kurulsun”

Kadın hakları konusunda Türkiye’nin karnesini oluşturmak için, iktisadi, siyasi, sosyal, eğitim ve iş hayatında kadının konumu hakkında bilgi veren Kadir Has Üniversitesi Ar. Gör. Gözde Atasayan, son raporların verilerini paylaştı. Yeni anayasada kadın haklarının nasıl yer alabileceğini konusunda, eşitlik maddesinin anayasada belirtildiği üzere uygulanmasının önemini vurguladı.

Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerin esas alındığı bir anlayışla, devletin anayasada pozitif yükümlülükle kadın erkek eşitliğini sağlamasına dikkat çeken Atasayan, ulusal eylem planı yapan, kendi bütçesi olan özerk bir kuruluşun var olması gerekliliğini dile getirdi.

“İlk önce psikolojik şiddeti durdurun”

Yeni ve eski anayasa bağlamında süreç hakkında bilgi veren Kadın Hakları Savunucusu Av. Hülya Gülbahar ise, kadının konumunun hizmet ve itaat üzerinden tarif eden bir bakış açısını sorguladı, meselenin özünün burada yattığını ifade etti. Gülbahar, kavramların önemine, uluslararası sözleşmelerin ve çevirilerinin yerindeliğine değindi:

“Örneğin, dayak yemek-atmak hiyerarşisi olan bir kavram. Bunun yerine “şiddete maruz kalma”yı kullanıyoruz. Kadına yönelik şiddet dayakla ilişkili olarak algılanması hatalı. Şiddetin kapsamı, dayak değildir; psikolojik , ekonomik, cinsel şiddet biçimleri vardır. Özellikle psikolojik şiddet travmatiktir, çok derindir,kalıcı hasar bırakır. Ve aslında çok basit bir şekilde cinsiyetçi bir şakayı durdurduğunuzda, şiddetin diğer boyutlarını engelleyebilirsiniz. İlk olarak psikolojik şiddeti durdurun, tepki gösterin.

“Kadın, aile kavramı içine kapatılıyor”

Hukuk uygulamaları hakkında görüşlerin katılımcılarla soru cevaba açılarak tartışıldığı toplantıda, yaratılan toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında kadının aile kavramının içine kapatılmak istenmesi eleştirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi(CEDAW)’ın uygulanmasına yoğunlaşılırken, Av. Hülya Gülbahar bu süreçte eşitlik maddesine eleştiri getirerek, eşitliğin nasıl uygulanacağının değil neden eşitlik olduğu noktasına gerilendiğini söyledi. Ar. Gör. Gözde Atasayan ise, mevcut durumdan sıyrılmak adına, eşitlik maddesinin uygulamaya dönük neler yapılabileceğini aktardı, devletin cinsiyetler arası eşit katılım vurgusu konusundaki pozitif yükümlülüğüne dikkat çekti.

Etkinlikler kapsamında bugün ise “Kadın Olmak” paneli düzenleniyor. Üç oturumdan oluşan panelin başlıkları: Kadına Karşı Şiddet, Kadın Emeği ve Kadın Cinayetleri.

Haber ve Fotoğraflar: Büşra Akman

(Yeşil Gazete)

Samsung, Galaxy S4 modelini Times Square’de tanıttı

Samsung‘un akıllı telefon pazarındaki en güçlü silahlarından biri olan Samsung Galaxy S4, New York Times Square’de düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. Donanımsal özellikler bakımdan üst segment akıllı telefon standartlarını bir üst seviyeye taşıyan yeni Samsung Galaxy S cihazında, işlemciden tasarıma kadar hemen hemen her noktada önemli değişikler bulunuyor.

Söylentilerde olduğu gibi 5 inçlik 441 PPI Full HD ekran ile pazara çıkan Samsung Galaxy S4′te dört çekirdekli 1.9 Ghz işlemci, 13 megapiksel kamera ve 2 GB ram gibi özellikler bulunuyor. Galaxy S4′te PHOLED tabanlı Super AMOLED ekran kullanılması cihazın ekran kalitesini bir adım daha öne taşıyor. Bu ekran ile Samsung Galaxy S4 yüzde 25 daha az enerji tüketen bir panele sahip oldu.

Samsung Galaxy S4′te öne çıkanlar arasında kamera özellikleri bulunuyor. Cihazda bulunan iki kamera da aynı anda çekim yapabilmesinin yanı sıra fotoğraflara ses eklentileri yapılabiliyor. Öte yandan çoklu çekimler yapılarak istenmeyen fotoğraflar silinebiliyor.

Bir diğer yeni özellik ise S Translator. Kullanıcıların sesli çeviri yapmasını gerçekleştiren bu özellik sayesinde kullanıcıların yurtdışında iletişim kurmasının kolaylaştırılması amaçlanıyor. S Translator şu anda 9 dili  destekliyor.

Görkemli törende sokak gösterileri de eksik olmadı

Samsung Galaxy S4, Note II ile benzer özellikleri de içinde barındırıyor. Bunun ilk örneği olarak Note II’de yer alan Air View. S Pen’in ekrana dokunmasına gerek kalmadan kullanılan özelliğin benzeri Samsung Galaxy S4′te de bulunuyor. Ekrana 1 veya 2 cm arası uzaklıktan ekrana dokunmaksızın bazı işlemleri yapmak mümkün.

Fiyatı belirlenmedi

Samsung yeni cihazı ile ilgili herhangi bir fiyat açıklamış durumda değil. Bu durum Samsung Galaxy s4’ün Türkiye tüketicisine kaç tl’ye patlayacağı tahminini yapmayı da imkansız kılıyor.

Samsung Galaxy S4, Nisan sonu itibariyle 155 ülkede satışa sunulmuş olacak. Cihazın Türkiye’de satışa çıkacağı net tarih ise şu ana kadar açıklanmadı.

(T24)

 

Adana’da Gazi Mahallesi Katliamının yıldönümü protestosu

Gazi Mahallesi Katliamı’nda yaşamını yitirenler, Adana’da çeşitli sivil toplum örgütü, sendika ve siyasi parti üyeleri tarafından anıldı.

5 Ocak Meydanı’ndan İnönü Parkı’na kadar düzenlenen yürüyüşün ardından açıklama yapan HDK Adana Sözcüsü Güven Boğa, “Tarihi darbeler, tertipler, katliam ve provokasyonlar tarihi olan Türkiye’de darbe karşıtı ve mağduru görünümüne rağmen, kanlı Pazar, 16 Mart, Gazi, Sivas, Maraş, Çorum, Roboski katliamlarını araştırmayı bile akıllarından geçirmeyen, siyasi cinayetleri ‘faili meçhul’ cinayetleri ve toplu mezarların akıbetini soruşturmayan AKP hükümeti, sözde Ergenekon’u ve derin devleti açığa çıkaracağını iddia etmektedir. Gerçekleşen onca karanlık tertibin üzerini kapatan AKP yaşananların destekçisi halindedir” diye konuştu.

(Ötekilerin Postası)

Yeşilev veda ediyor

Yeşil hareketin İstanbul’daki merkezlerinden Yeşilev, bu cumartesi düzenlediği bir geceyle veda ediyor.

Yeşilev koordinatörlerinden yapılan açıklamada “Hepimizin türlü vesilelerle anılar biriktirdiği muhabbet durağımız, toplantı mekanımız, kutlama denilince akla ilk gelen yerimiz, göz bebeğimiz Yeşil Ev’e veda ediyoruz…” dendi.

Bu “veda”, cumartesi akşamı başlanıp pazar sabahına kadar devam edecek bir geceyle taçlandırılacak. Gecenin facebook sayfasında verilen bilgilere göre, 16 Mart Cumartesi akşamı 20:00’de başlayacak olan gece, sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek.

İstiklal Caddesi Balo Sokağında (Nevizade bitişiği) bulunan Yeşil Ev, kendini mutlu hissetmek isteyen herkesin nefes alabildiğ ender İstanbul mekanlarından birisi idi

Yeşilev koordinatörleri yolu Yeşilev’den geçen herkesi “burada yaşadığımız anılar, biriktirdiğimiz dostluklar hatırına sizleri hep birlikte son bir kez dans etmeye, birlikte sarhoş olmaya, muhabbet etmeye” bekliyor.

Beyoğlu Balo Sokak’taki mekanından çıkmak zorunda kalan Yeşilev’in yeni bir mekan arayışında olduğu, ancak uygun bir yerin henüz bulunamadığı da gelen haberler arasında.

Yeşil hareketin sembol mekanlarından olan Yeşilev, Yeşiller Partisi’nin ve ardından kurulan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin de İstanbul Beyoğlu civarındaki merkezi işlevi görüyordu.

Türkiye Yeşillerinin Onursal eşsözcüsü Feride kendinden emin bakışları ile tüm yeşillere umut tazelerken

Yeşilev aynı zamanda LGBT aktivistlerinden savaş karşıtlarına, feministlerden permakültürcülere kadar çok geniş toplumsal kesimlerin İstanbul’daki toplantı, etkinlik ve buluşma mekanıydı.

(Yeşil Gazete)