Ana Sayfa Blog Sayfa 4264

Haydarpaşa’da ‘son tren’ eylemi

Son Haydarpaşa-Pendik banliyö treni seferi saat 00.20’de gerçekleşti. Seferlere ara verilmesi garda toplanan binlerce kişi tarafından protesto edildi.
İstanbul’da Haydarpaşa-Pendik hattında çalışan banliyö treni son seferini yaptı.Seferlere, Marmaray Projesi kapsamında yürütülen Haydarpaşa-Gebze, Sirkeci-Halkalı banliyö hatlarının iyileştirilmesi çalışmaları için ara verildi.

Hattaki çalışmaların iki yıl sürmesi planlanırken, saat 00:20’deki son terene binen yolculardan bazıları seferlerin bitmesini protesto etti.

Bin kişilik bir grup akşam saat 21.00 sırlarında garın önünde toplandı. Grup burada şarkılar söyledi ve sloganlar attı. Eylem sırasında temsili gar anonsları yapıldı.

Eyleme katılanlardan bazıları garın tabelalarını hatıra olarak aldı, hareket amiri ile fotoğraf çektirdi. Trenin hareketinden önce ise bazı eylemcilerin raylarda bir süre beklediği görüldü.

Öte yandan Haydarpaşa Garı’nın içerisinde bulunan bir grup da ‘duran adam’ eylemine destek verdi.

(Cumhuriyet)

BDP de Meclis’te durdu!

BDP’li milletvekilleri Genel Kurul’da görüşmelersürerken, 5 dakika süreyle hareketsiz durarak GeziParkı eylemlerine yönelik müdahaleyi protesto etti.
TBMM Genel Kurulu’nda BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ayağa kalkarak, Gezi Parkı’ndaki olaylara yönelik söz aldı. 

Buldan, BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve diğer BDP Milletvekilleri ayağa kalkarak, 5 dakika süreyle “duran adam eylemi” gerçekleştirdi.

(Cumhuriyet)

Gezi Parkı (1) – Mesele sadece ne?

Mesele tabii ki sadece Gezi Parkı. Ve mesele tabii ki sadece Gezi Parkı değil.

Mesele Gezi Parkı. Çünkü insanlar şehrin merkezinde yeşil alan olarak kalmış son toprak parçasının kendilerine sorulmadan bir alışveriş merkezine ve rezidansa (ya da tepkilerden çekinildikten sonra ortaya atıldığı gibi bir müze vb.) çevrilmesini istemiyorlar. Kararların bir yerlerden alındığı, o yerlere kimselerin ulaşamadığı ve o yerlerde alınan kararların da kimseler tarafından sorgulanmadığı bir silsilenin sonucunda önlerine konan Topçu Kışlası projesini kabul etmiyorlar. Bunu da dozerlerin önüne geçerek, ağaçlara sarılarak ve bu karara direnerek yapıyorlar.

Mesele sadece Gezi Parkı değil. Çünkü bu karar alma, uygulama ve sorgulatmama silsilesi hayatın her noktasında kendini buluyor. Deniyor ki; hostessen kırmızı ruj süremezsin, kadınsan kürtaj olamazsın, sezaryen yaptıramazsın, aileysen üç çocuğun olmalı, şehirde yaşıyorsan metroda öpüşemezsin, alkol kullanıyorsan 22.00’den sonra alamazsın… Bu liste ekmeğin renginden, insanların nerede ibadet edip edemeyeceğine kadar uzayıp gidiyor. Yani en gündelik şeylerden, öteki dünyaya kadar…

İktidar, en ince noktaya kadar hakimiyet kurmaya, kafasındaki dünyayı dayatmaya otoritesini kılcallaştırmaya çalışıyor. Durum böyle olunca da, mesele sadece Gezi Parkı olmuyor.

Henüz yaşananların daha ilk günlerinde hükümetin “iyi polislerinden” bir tanesi çıkıp “İsteseydik Twitter’ı da keserdik.” benzeri bir açıklama yapıyor. Yüzbinlerce insan, hükümet her kafasına eseni, kafasına estiği an, kimseye danışmadan yapmasın diye sokaktayken edilen bu laf ve aslında meselenin ne olduğunu Siyah-Beyaz kadar net şekilde ortaya çıkartıyor.

Meselenin ne olduğunu ortaya çıkartan bir durum daha yaşanıyor. Onun da altını çizmek gerekir. O da şiddet. Korkunç boyutta ve herhangi bir oranlama kabul etmeyecek kadar büyük bir polis şiddeti. Gezi Parkı’nda çadırların yakılıp, insanlara sokak ortasında işkence edilmesi (ki bu daha sonra toplumsal bir işkenceye dönecek) meselenin sadece Gezi Parkı olmadığını yine ortaya çıkartıyor. Halk hayatının belirlenmesinin zorla yapılmasına karşı çıkıyor.

Düşünün. Hükümet bir karar alıyor. O karara karşı çıkanlar var. Onların üzerine savaş araçları ve kimyasal maddelerle gidiliyor. Yerde oturan ve elinde bir pankart tutan bir kişiye, kimyasal madde sıkılıyor. Parkta oturanlara bomba atılıyor. Hem de bir iki tane değil. Binlerce, onbinlerce biber gazı kapsülü kullanılıyor. Neden? Çünkü o insanlar, ortada olan bir kararı sorguluyorlar ve o karara karşı çıkıyorlar.

Sokaklarda olan ve günden güne, hatta saatten saate artan kalabalık işte buna karşı çıkıyor. İnsanların yaşamlarına karışma! İnsanlara bir şeyler dayatma! Bunu şiddetle yapma. Demokratik mekanizmalar kuralım, toplumsal yaşamı etkileyecek kararları orada alalım. Fakat ne giydiğime, dudağına ne sürdüğüme, dudağımın dokunduğu dudağın cinsiyetine ya da dudağımın nerede başka bir dudağa dokunduğuna karışma mesela. Her bulduğun alanı ranta dönüştürmeye çalışma mesela. Bir şehrin merkezinde altında para harcamadan dinlenilebilecek bir ağaç gölgesi olsun. Senin kafandaki gibi yaşamak, senin istediğin şekilde zaman geçirmek, senin istediğin gibi para harcamak zorunda olmayayım.

Kısacası,Gezi Parkı ve çevresinde olan olaylar bir hükümet etme tarzına karşı ortaya çıkan olaylar. Arkasında komplolar arayanlar, küçültmeye çalışanlar, olduğundan farklı göstermeye çalışanlar çok önemli bir hata yaparlar. Son yirmi günde otoriter ve totaliter bir yönetim altında yaşamak istemediklerini anlatıyor insanlar. Bu halk arkasında bir komplo teorisi ya da bir lobi olmadan da bunu yapabilir.

Not: Son yazımı 7 Mayıs’ta yazmıştım. İsmi “Taksim çukuruna gömülen demokrasi“ydi. 1 Mayıs’ta Taksim’e gömülen demokrasi, 31 Mayıs’ta Taksim Gezi Parkı’ndan çok gür bir biçimde boy verdi.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

https://twitter.com/#!/Urbarli

 

İMC TV’de Terzi Fikri’nin oğlu ve torunu Gezi Parkı’nı tartışacak

İMC TV’de bu akşam yayınlanacak “Gündemin Rengi” programında üç kuşak buluşarak Taksim olaylarının öncesini ve sonrasını tartışacak.

Gezi Parkı'nda yaşayan ve gören herkesi masal diyarlarına götüren komün hayatını on yıllar önce Terzi Fikri de Fatsa'da gerçeğe çevirmişti

21 45’te canlı olarak yayınlanacak ve Erol Katırcıoğlu ve Ufuk Uras’ın sunacağı programda konuşmacılar Fatsa’dan başlayarak kent- insan-siyaset ilişiklerini ele alacaklar.

12 Eylül 1980 öncesi Fatsa deneyiminin bugüne yansımalarının ele alınması beklenen tartışma programında Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi İstanbul eş sözcüsü Naci Sönmez ve MYK üyesi Fikri Sönmez sadece temsilcisi oldukları partinin olaylara bakışını yansıtmakla kalmayacak, aynı zamanda baba-oğul olarak kuşaklararası bakış farklılığını da konuşacaklar.

(Yeşil Gazete)

Gül, “Topçu Kışlası projesi askıya alındı”

Gezi Parkı protestolarını değerlendiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,”Proje askıya alınmış oldu. Mesajların dikkate alındığı gözüküyor”dedi.

Büyük Selçuklu Mirası projesinin tanıtım töreni’nden gazetecilerin sorularını yanıtlayan Abdullah Gül, Taksim Gezi Parkı’na yapılacak Topçu Kışlası projesi için “Daha suhuletle devam ettirmek gerekir, bütün bu konudaki çalışmaları. Karşılıklı düşünceleri. Bunun da yolu belli. Önemli olan parkla ilgili oradaki başlayan itirazların dinlenmesi çok önemliydi. Bir diyaloğun kurulması çok önemliydi. Çok geniş bir şekilde de gördünüz. Toplandı, yapıldı, dinlendi. Ondan sonra nihayette oradaki bütün bu çalışmalar, yapılacak, yapılması düşünülen projeler bu noktada askıya alınmış oldu. Mesajların dikkate alındığı gözüküyor. Bununla ilgili önümüzde belli ki, uzun bir süre var. Dolayısıyla şimdi artık bununla ilgili herkes düşüncesini meşru bir şekilde söylemesi gerekir. O noktaya işler girdi” dedi.

(Ajanslar)

Avrupa Yeşil hareketinden ortak “Gezi’de polis şiddetini durdurun!” açıklaması

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Genç Yeşiller, Avrupa Yeşilleri ve FYEG (Avrupa Genç Yeşilleri Federasyonu) bugün yayınladıkları ortak bir basın açıklamasıyla Gezi Park Direnişi sebebiyle Türkiye’de devam etmekte olan şiddetin sona erdirilmesini talep ettiklerini duyurdu.

Barışçıl gösterilere ve direnişçilere uygulanan orantısız polis şiddetin acilen durdurulmasını talep ettiklerinin metin tam hali ise şöyle:

“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi eş sözcüsü Sevil Turan; direnişçiler Taksim Meydanından gaz bombaları ve tomalarla püskürtüldü. Polis her yaştan barışçıl direnişçilere orantısız güç ve şiddet uyguladı. İstanbul sokakları tehlikeli hale geldi. 4 yurttaşımız hayatını kaybederken çok sayıda yaralı var. Başbakan Erdoğan’ın bu şiddeti durdurmasını istiyoruz.

Türkiye’deki yeşil arkadaşlarımızın yanındayız””

Avrupa Yeşil Partisi eş başkanı Reinhard Bütikofer, ” Başbakan Erdoğan’dan direnişçilerin ifade ve gösteri özgürlüğü haklarını garanti altına alınması, gösteriler sebebiyle haksız yere gözaltına alınanları serbest bırakılmasını ve barışçıl direnişçilere uygulanan orantısız polis şiddetini durdurmasını talep ediyoruz. Türkiye’de son günlerde yaşanan bu şiddet antidemokratiktir. Avrupa Yeşilleri, Türkiyeli Yeşillerin yanındadır.”

Genç Yeşiller’den Onur Fidangül: ” Türkiye’nin de altında imzası olduğu nerdeyse bütün uluslararası insan hakları anlaşmaları ihlal edilmiştir. Gezi Parkı direnişine katılan herkes Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış tarafından terörist ilan edilmiştir. Sadece direnişçiler değil, haksız yere gözaltına alınanlara yardım etmeye çalışan avukatlar, yaralı kişileri tedavi etmeye çalışan gönüllü doktorlar ve olayları çekmeye aktarmaya çalışan gazeteciler, muhabirler gözaltına alınmıştır. Bu emsali görülmemiş şiddeti durdurmak için ve uluslararası desteğe ihtiyacımız var.

FYEG eş sözcüsü Ingridd Nyman: “Gezi Park direnişinin ana talepleri unutulmamalı. Gezi Parkı İstanbul merkezinde şehrin sahip olduğu tek yeşil alan ve kamu yararı için çok önemli olan bu alanın ticari çıkarlar için kullanılmaması gerekir.”

FYEG eş sözcüsü Michael Bloss, ekliyor: “Türkiye’deki kardeş organizasyonumuzu destekliyor ve direnişçilerin 4 ana talebinin- Polis şiddetinin durdurulması, basın üzerindeki baskının sona erdirilmesi, doktorların yaralılara yardım etmesi önündeki engellerin kalkması ve şiddet olaylarını doğuran, ölüm ve yaralanmalara sebep olan tüm sorumlular hakkında yasal işlem başlatılması- dikkate alınması için yetkililere sesleniyoruz.

Açıklamaların orjinal metinleri için

europeangreens.eu/

younggreensofturkey.wordpress.com/

Haber: Gizem Hasırcıoğlu

(Yeşil Gazete / Türkiye)

Ve korkulan oldu! Egemen Bağış yine espri yaptı

AB Bakanı ve Başmüzekereci Egemen Bağış: Duran adam arıyorsanız gidin CHP genel merkezine. Çok var onlardan. Onlar duradursun biz çalışmaya devam edeceğiz.

Egemen Bağış, “Son 24 saatte Türkiye’de yeni bir fenomen başladı, yeni bir popülarite çıktı; duran adam. Şimdi duran adam arıyorsanız gidin CHP genel merkezine. Çok var onlardan. Ama madem ki bu duran adamı bu kadar tuttular, ben buradan anamuhalefet partimize bir çağrıda bulunuyorum. Bu 3 haftada yaşananlar gösterdi ki, bu millet sizin muhalefet etme becerinize güvenmiyor. Çünkü muhalefet yapmak isteyenler muhalefet partisi aracılığıyla fikirlerini ifade edemeyeceklerini anladıkları için bizzat kendileri sokağa döküldüler. Ama madem ki bu kadar popüler bir duran adam var, sizdeki duranlardan hepsinden daha popüler, gelin bu duran adamı CHP’ nin başına geçirin siz de kurtulun memleket de kurtulsun” dedi.

(Ajanslar)

Tutuklu piyano!

Taksim Meydanı’nda iki gün iki gece ‘barış için’ çalınan piyano otoparkta tutuluyor.

Gezi Parkı’nda iki gün iki gece ‘barış için’ çalınan piyano otoparkta tutuluyor.

Gezgin Alman piyanist Davide Martello’nun eylemcilere destek amacıyla iki gün iki gece boyunca Taksim Meydanı’nda çaldığı piyanosu, Kasımpaşa’da bir otoparkta tutuluyor.

Martello, otomobiline bağlı römorkun içindeki piyanosunu almak için girişimde bulundu. Ancak karakoldan izin yazısı gelmeden  ve 160 lira ceza ödemeden piyanonun verilmeyeceği söylendi.

Diren Brezilya!

Brezilya’da halk polis şiddetine ve yolsuzluğa karşı sokaklara döküldü. Yalnızca Rio de Janerio’da 100 bin kişi eylem yaparken, Kongre binasının da işgal edildiği belirtiliyor.

Brezilya’da halk enflasyon, kötü ekonomi, polis şiddeti ve hükümetin yolsuzluklarına karşı meydanları doldurdu. Rio de Janeiro, Sao Paolo, Belo Horizonte ve Brasilia gibi kentlerde yüz binlerce kişi sokağa çıktı.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=XUcRSOiYyow

Perşembe günü Sao Paolo’da küçük bir eylem olarak başlayan olaylar, polisin sert müdahalesi sonucu 100 kişinin yaralanmasıyla alevlendi. Aslında eylemler, hükümetin toplu taşıma ücretlerine 20 sent zam yaptığını açıklamasıyla başlamıştı. Önümüzdeki sene Brezilya’da yapılacak Dünya Kupası’nın provası niteliğindeki Konfederasyon Kupası’nın açılışında da polisle halk arasında çatışmalar yaşandı. Reuters‘e konuşan bir gösterici, “Paramızı stadyum yapımlarına harcamamalıyız. Biz kupayı istemiyoruz; biz çocuklarımız için eğitim, hastane ve daha iyi bir yaşam istiyoruz” dedi. Brezilya hükümeti, Dünya Kupası’nı Brezilya açısından “dünyaya gücünü gösterme” vesilesi olarak görüyor.

(Haber Sol)

 

“Durmak sureti ile polise direndiniz, suçlusunuz!”

Taksim Meydanı’nda durarak yaptıkları eylem sonucunda gözaltına alınan 16 kişi hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na göre “durmak suretiyle polise şiddet ve hareket kullanmadan direnme” suçundan bir tutanak düzenlendiği belirtiliyor.

Radikal Gazetesi’nden İsmail Saymaz’ın haberine göre, Polisin Gezi Parkı’na müdahalesinin sonrasında performans sanatçısı Erdem Gündüz, dün akşam Taksim’deki metro çıkışında hareket etmeden ve konuşmadan ayakta durma eylemi başlatmıştı.

Gösteri saatlerce sürerken, Gündüz’e de çok sayıda duran adam eklendi. Polis en sonunda Gündüz ve 15 kişiyi gözaltına aldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki kampüsünde yer kalmadığından eylemciler Karaköy Polis Merkezi’ne götürüldü. Duran adamlardan avukat olan ikisi bırakılırken, 14’ü hakkında gözaltı işlemi yapıldı.

Duran adam Erdem Gündüz

Eylemcilerin avukatlığını üstlenen Volkan Gültekin, polislerin bile ne yapacaklarının şaşırdığını vurguluyor. Hazırlanan tutanakta duranadamlar için 2911 sayılı yasaya göre “durmak suretiyle polise şiddet ve hareket kullanmadan direnme” suçlamasıyla işlem yapıldığını ifade ediyor. Gültekin, bu eylemin 2911 sayılı yasa kapsamında girmediğini, çünkü durma türü eylemler, basın açıklaması ve gösteri için izin gerekmediğini ifade ediyor. Toplantı ve mitingler için bildiri yükümlülüğü bulunduğunu kaydeden Gültekin “Yasada, gün doğumu ve gün batımından bir saat öncesine kadar toplantı ve yürüyüş yapılamaz’ diyor. Belki o maddeye göre işlem yapabilirler. Fakat şu çok karışık: Bu bir toplanma mıdır? Toplanma için iştirak gerekir. Buraya insanlar kendiliğinden gelmiş. Orada duruyorlar. Nasıl bir yorum yapılacağını ben de merak ediyorum” diyor. Gültekin, bu eylemin belki Kabahatler Kanunu’na girebileceğini ve para cezası kesilebileceğini fakat onun da çok orantısız olacağını vurguluyor.

(Radikal)