Ana Sayfa Blog Sayfa 4247

Bogdanovic Brooklyn Nets’de

0

Fenerbahçe Ülker’in forvet oyuncusu Bojan Bogdanovic, NBA’den Brooklyn Nets ile 3 yıllık sözleşmeye imza attı.

Hafta içi takımın başına Zeljko Obradovic‘i getiren Fenerbahçe Ülker‘in başarılı Hırvat oyuncusu Bojan BogdanovicNBA‘in yolunu tuttu.

2011-2012 sezonunda NBA’deki lokavt sırasında kısa bir süre de olsa Beşiktaş‘ın formasını giyen Derron Williams‘ın takımı Brooklyn Nets‘e giden Bogdanovic, Boston Celtics‘den alınan Paul Pierce‘ın yedeği olarak kadroda kendine yer bulacak.

Geçen sezon maç başına 15.9 sayı ortalaması ile oynayan 24 yaşındaki oyuncu imza attığı 3 yıllık sözleşmeye göre yıllık 2.5 milyon dolar ücret alacak.

(Eurosport)

Engelli düşmanı araçlar şikayet bekliyor

Engelli vatandaşların kullanımına uygn olmayan otobüs, minibüs ve dolmuşlar için son gün yarın.. 336 bin toplu taşıma aracı trafikten çekilecek. Ancak tek bir şartla, o da şikayet olması halinde.. Bu durum şu an için sadece şehir içi otobüs ve dolmuşlar için geçerli…

Belediyelerin şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin engellilerin erişebilirliğine uygun olarak dizayn etmeleri için tanınan süre yarın doluyor. Tarihte erteleme yok, yarın son gün…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca hazırlanarak uygulamaya konulan 5378 sayılı Özürlüler Kanunu’nun Geçici 3’ncü maddesinde yer alan “Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişebilirliğine uygun olması için gereken tedbirler alır. Mevcut ve özel toplu taşıma araçları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir” hükmü gereği, kanunun yürürlüğe giriş tarihi olan 07 Temmuz 2005’den itibaren 07 Temmuz 2012 tarihine kadar mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçlarının engelliler için erişebilir olması gerekmekteydi.

Daha sonra Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararnamede yer alan hükümle “yedi yıl” ibaresi “sekiz yıl” olarak değiştirildi.Yani  otobüs ve minibüslerin 07 Temmuz 2013’e kadar engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi gerektiği kanunla hükme bağlandı.

336 BİN ULAŞIM ARACI UYGUN DEĞİL

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) elde edilen bilgilere göre; 2011 yılı sonu itibariyle trafiğe kayıtlı 159 bin 355 adet ticari minibüs ile 175 bin 945 adet ticari otobüs var. Şikayetvar adlı internet sitesinin İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü ve Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’ndan elde ettiği güncel veriler ise şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkardı. Hali hazırda trafikte seyretmekte olan ve tadilatı araç güvenliği açısından mümkün olmayacak araçların sayısı yaklaşık 336 bin. Bu araçların 160 bini (yüzde 48) minibüs ve dolmuşlardan oluşurken 176 binini (yüzde 52) ise otobüsler oluşturuyor.

Yasaya göre; Temmuz ayında toplu taşıma araçlarının engellilerin kullanımına uygun olacak şekilde engelli rampası ile hizmete sunulması gerekiyor. Yarından tarihinden itibaren şikayet olması halinde engelli rampası bulunmayan toplu ulaşım araçlarının çalışma ruhsatları iptal edilecek ve bu tarihte esnafın tekrar ruhsat alması gerekecek.

Yasa şu an için sadece şehir için ulaşımı sağlayan otobüs, dolmuş ve minibüsleri ilgilendiriyor. Şehirler arası otobüsler bu kapsama girmiyor.

 

Mısır’da çatışmalar

Mısır’da askeri darbeyle görevden uzaklaştırılan cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin destekçileri ile karşıtları arasında çatışma çıktı.

Çatışmaların Mursi için düzenlenen destek gösterisinde askerin açtığı ateşle 3 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından başladığı bildiriliyor.

Mısır’ın seçimle başa gelen ilk lideri Mursi ev hapsinde tutulurken, bazı üst düzey Müslüman Kardeşler yetkilileri de gözaltına alındı.

Mısır devlet medyası, Müslüman Kardeşler Başkan Yardımcısı Hayrat el Şater’in ‘kışkırtıcılık yaptığı’ gerekçesiyle gözaltına alındığını duyurdu.

Mısır’da gerilimi, Mursi’nin yeniden cumhurbaşkanlığı görevine getirilmesi talebiyle Müslüman Kardeşler’in düzenlediği gösterilere ordunun müdahale etmesiyle tırmandı.

Görgü tanıkları bir aracın ateşe verildiğini, Kahire’de Tahrir meydanı yakınlarındaki 6 Ekim Köprüsü civarında tarafların birbirlerine taş ve molotof kokteylleri attıklarını aktarıyor.

Gündüz saatlerinde askerlerin devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin destekçilerine ateş açması sonucu üç kişi hayatını kaybetti.

Yetkililer, 12’si İskenderiye’de olmak üzere, ülke çapında en az 26 kişinin hayatını kaybettiğini, 300’den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.

Kahire’de ateş açıldı

Kahire’de ateş açma olayının protestocuların Mursi’nin ev hapsinde tutulduğuna inandıkları Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın Subay Orduevi’nin dışında düzenlenen gösteri sırasında meydana geldiği bildirildi.

Müslüman Kardeşler destekçileri, Mursi’nin görevine iade edilmesini istiyor.

Ordu ise, protestoculara gerçek mermilerle ateş açıldığını reddediyor.

Mısır’daki BBC muhabiri Jeremy Bowen ise askerlerin göstericilere ateş açtığını bildiriyor.

Cuma namazının ardından düzenlenen ve coşkulu bir kalabalığın katıldığı gösterinin ardından bir grubun Orduevi’ne yöneldiği, daha sonra burada toplananların sayısının arttığı bildiriliyor.

Muhabirimiz, kalabalıkların sayılarının artmasıyla birlikte giderek daha da öfkeli hale geldiklerini ve ilerlemek istemeleri sırasında askerlerin ateş açtığını aktarıyor.

Elbiseleri kanlı bir kişinin yere düştüğünü ve kısa süre içinde öldüğünü gördüğünü aktaran muhabirimiz, öfkeli kalabalıkların ateş açılmasının ardından dahi olay yerine gelmeye devam ettiklerini söylüyor.

Müslüman Kardeşler: Mursi dönene kadar sokaktayız

Gösteriyi izleyen muhabirimiz Bowen’ın kendisi de askerlerin ateşi sonucu saçma ile yaralandı.

Çatışmalar sürerken, bir süre önce gözaltına alınan Müslüman Kardeşler hareketinin lideri Muhammed Bedii Kahire’deki bir mitinge katıldı.

Bedii, Mursi göreve iade edilene kadar sokakta kalacaklarını söyledi.

Kina kentindeki bir BBC muhabiri, askerlerin güvenlik güçlerine ait bir binaya girmeye çalışan Mursi yanlısı göstericilere ateş açtığını en az iki kişinin yaralandığını duyuruyor.

Mısır’ın ikinci en büyük kenti İskenderiye’de de gösterilere ateş açıldığı bildiriliyor.

Mursi karşıtları ise, “devrimi korumak için” sokağa çağrısında bulunup, destekçilerini gösteri yapmaya çağırdı.

Ordu herhangi bir gruba karşı özel önlemler almayacağını açıklamasına rağmen, Müslüman Kardeşler’in birçok lideri gözaltına alındı.

Mısır ordusu, Facebook’tan yaptığı açıklamada, gösteriler ulusal güvenliği tehdit etmediği sürece “protesto hakkını güvence altında tuttuklarını” duyurmuştu.

Müslüman Kardeşler sözcüsü Gehad al-Haddad hareketinin, Mursi’nin görevden indirilmesiyle iktidara getirilen ülkenin yeni yöneticileriyle işbirliği yapmayı reddettiğini söyledi.

Müslüman Kardeşler yöneticileri gözaltında

Diğer yandan ordu, yönetime el koymasının ardından Müslüman Kardeşlerin yöneticilerinin gözaltına almaya başladı.

Mursi ev hapsinde tutulurken, Müslüman Kardeşler’den en az 300 yönetici de gözaltına alındı.

Müslüman Kardeşler’in dini lideri Muhammed Bedii’nin de ülkenin batısındaki, Mersa Matruh’da gözaltına alınanlar arasında olduğu belirtiliyor.

Fransız haber ajansı AFP, 35 yöneticiye de seyahat yasağı getirildiğini aktarıyor.

Yeni rejimle işbirliği yapmayı reddettiklerini belirten Müslüman Kardeşler sözcüsü Cihad el Haddad, “Mursi’nin ve diğer yöneticilerin derhal serbest bırakılması” çağrısında bulundu.

Muhammed Mursi’nin yerine geçici Cumhurbaşkanı olarak görev alan Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur da, “halkın samimi talepleri temelinde seçim düzenleyeceği” sözünü verdi.

Yüksek mahkemede düzenlenen törenle yemin eden Mansur “hukuk düzenini korumak için çaba harcayacağını” vurguladı.

‘Bir asker öldü’

Sina Yarımadası’nda, İslamcı militanların ordu ve polise ait güvenlik noktalarına havan topu ve füzelerle düzenledikleri saldırıda bir askerin öldüğü bildirildi.

Yetkililer, saldırının hedefinde İsrail ve Gazze Şeridi yakınlarındaki El Eriş Havaalanı ve Refah’taki polis merkezi olduğunu duyurdu.

Son iki yılda, Sina Yarımadası’ndaki petrol boru hatlarının korunması için yerleştirilen güvenlik noktaları bir dizi saldırıya uğramıştı. Son saldırının Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrilmesiyle bağlantılı olup olmadığı henüz teyit edilemedi.

Af Örgütü’nden uyarı

Uluslararası Af Örgütü Amnesty İnternational, darbe sonrası Mısır’da Mursi destekçilerine yönelik baskı ve yıldırma politikalarına karşı uyarıda bulundu.

Örgütün Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı Başkan Yardımcısı Hassiba Hadj Sahraoui, Son bir kaç günün şiddet olaylarının yeni bir insan hakları ihlalleri dalgasına dönüşmesinden kaygılıyız” dedi.

Af Örgütü yetkilisi, son saldırının ordunun berbat insan hakları siciline ilişkin korkuları da canlandırdığını vurguladı.

(BBC)

 

 

Kuzey ormanları ölüme mahkum edilirken

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Mayıs ayı içinde doğa hakları ile ilgili bir kampanyaya hazırlanıyordu. Talihin garip bir cilvesiyle kampanyaya hazırlık olarak İstanbul’da yapacağımız atölye çalışmasının tarihini de 1 Haziran olarak belirlemiştik. Tabii 31 Mayıs günü hepimiz sokaklardaydık. Aynı hafta Gezi Parkı’nı savunan eylemcilere polis saldırmış, parkı ve Taksim meydanını kuşatmış, ayın 31’inde yüz binler sokağa dökülmüştü. Bizim Yeşil Ev’de oturup atölye çalışması yapmaya niyetlendiğimiz gün ise herkesin bildiği gibi Taksim’i “geri aldık”. Tabii ki atölye çalışması falan yapılamadı ama, toplantıya katılmak üzere İstanbul dışından gelen arkadaşlarımız da devrimin içinde yer almış oldular. Şanslı bir tarih seçmişiz.

Ama bu tarih seçimiyle ilgili tesadüfler bununla da sınırlı değildi. Herhalde Gezi direnişinin başlamasına neden olan “ruh” tepemizde dolanıyordu. Çünkü bizim o gün doğa hakları ihlalleriyle ilgili örnek vaka olarak işlemeyi düşündüğümüz konu İstanbul’un Kuzey ormanlarıydı. Yani İstanbul kentinin Kuzey kuşağını oluşturan, milyonlarca ağacı, börtüsü, böceği, geyiği ve kuşuyla Belgrad ormanlarından Istrancalara kadar uzanan ve şimdi ölüme mahkum edilen orman kuşağı. İstanbul’un son kalan doğal ekosisteminin nasıl bir mantık yoksunluğu içinde yok edildiğini bugün Cengiz Aktar’ın Taraf’ta yayınlanan yazısından lütfen okuyunuz. Üçüncü havaalanı projesi için “Dünyanın “ennn” projesi her şeyden önce dünya çapında bir ağaç katliamı. Havaalanına ayrılan 9200 hektarın 7800’ü çam, ladin, meşe, kayın, ardıç, erguvan, söğüt ve kavak ağaçlarından oluşan ormanlık alan ve içinde yaşayan çeşit çeşit canlı demek. Betonlamayla yok olacaklar” diyen Cengiz hoca durumu mükemmel tarif etmiş.

Doğa katliamı lafının retorikten ibaret olduğunu düşünenler de lütfen inşaatı başlayan 3. köprü için 2 milyon ağacın kesilmeye başlamasının yarattığı manzaraya bir göz atsınlar. Bir de bunun Kanal İstanbul’u var, Karadeniz kıyısına kurulması planlanan yeni kentleri var, köprü otoyolu boyunca inşa edilecek siteleri var, kimbilir daha ne sürprizler var… AKP hükümetinin gözü dönmüş kalkınmacılığı yakında İstanbul’da orman bırakmadığında bakalım 15 milyonluk İstanbul ahalisi nasıl nefes alacak?

Bütün bunlar doğanın da hakları olduğunu yedi düvele duyurmanın giderek daha elzem hale geldiğini gösteriyor. Tabii Gezi direnişi de…

Direnişin sebeplerini analiz ederken (haklı olarak da olsa) “mesele 3-5 ağaçtan ibaret değil” diyenler, yavaş yavaş isyanın nasıl olup da 3-5 ağaçtan çıktığını düşünmeye de başlamalılar. Ekoloji mücadelesiyle demokrasi mücadelesinin birbirinden ayrı görülemeyeceğini, artık iki meselenin birbirinden ayrılamayacak kadar iç içe geçtiğini de… Çünkü sadece demokrasi eksiği, ya da otoriterleşme tepeden alınan, tek adamın iki dudağından çıkan yanlış kararlarla ekolojik yıkımı artırmakla kalmıyor, aynı zamanda ekolojik yıkım da demokrasiyi tahrip ediyor. Çevre, ekoloji, doğa, ağaç, dere, kuş, ekosistem, yaşam dinlemeden yıkıp geçerek kalkınmaya çalışan anlayış bu uğurda (yani sadece tek adamlık özlemiyle değil) demokrasiyi de ezip geçmeye hazır olduğunu Gezi’de gösterdi. Sanıyor musunuz ki Topçu Kışlası uğruna halka saldırıp protestocuların çadırlarını yakan, İstanbul’u günlerce biber gazı solumaya mahkum eden, insanları öldürüp kör bırakan zihniyet, aynı direniş 3. köprü için kesilen ağaçlar için başlasaydı aynı gaddarlığı göstermeyecekti?

Evet, elbette kitlesel halk hareketlerinin nereden, nasıl çıkacağını önceden tahmin edemezsiniz. Ama (daha sınırlı çapta da olsa) benzerleri genellikle ekonomik kriz ve kemer sıkma politikaları yüzünden başlayan halk hareketlerinin son yıllarda görülmüş en görkemli örneği olan Türkiye’deki hareket neden kalkınma karşıtı bir direniş şekilinde doğdu, bunu ciddiye alıp düşünmeye başlamayacak mıyız? Soluyacağı bir metreküp temiz hava bırakılmayan insanların parkına sahip çıkmak için bu kadar büyük bir halk hareketi yaratması da, ekonomik büyüme rakamlarıyla gözü dönmüş bir hükümetin buna karşı direnen insanlara acımasızca saldırması da doğal değil mi?

Doğanın haklarını siyasetin dışındaki bir etik alan olarak göremeyiz. Tıpkı ekoloji mücadelesini demokrasi mücadelesinin dışında göremeyeceğimiz gibi. Eğer kendi geleceğimize sahip çıkmak ve özgürlükleri savunmak istiyorsak, bunun yolunun doğayı ve yaşamı savunmaktan geçtiğini farketmemiz gerekiyor artık. Gezi direnişi bize pek çok başka şeyle birlikte, bunu da öğretti.

Abdullah Cömert’in otopsi raporu: Ateşli silah…

Haziran Direnişi’nde polis saldırısı sonucu Hatay’da hayatını kaybeden Abdullah Cömert’in ateşli silahla öldürüldüğü otopsi raporuyla belgelendi.

Haziran Direnişi sırasında katledilen Abdullah Cömert’in de ateşli silahla öldürüldüğü belgelendi.

Yurt gazetesinden Ömer Ödemiş‘in haberine göre, Cömert’in hastanede yapılan ön otopsi raporunda şu bilgiler yer aldı:

Ateşli silah girişi
”Alın ortada 5×4 cm’lik, alın sağ kaş üstünde birbirinin üstünde 2.5×1.5 ve 1.5×1 cm’lik 2 adet ekimoz, sağ kaş dış yanda 4×1.5 cm’lik sürtünme tarzı sıyrıklı ekimoz, burun kökünde 1×1 cm’lik alt kısmında yanık ile uyumlu görünüm bulunan ateşli silahla oluşması muhtemel sıyrık…”

Antakya Devlet Hastanesi’nde yapılan ön otopsinin sonuç kısmında ise şunlar belirtilmiş: “burun kökünde muhtemelen ateşli silaha ait giriş sağ temporoksipitalde çıkış olduğu eks duhul halde geldiği”, kesin ölüm nedeni ise şu cümlelerle yer almış: ”Mevcut harici muayene bulgularına göre kesin ölüm sebebini tespit edemedim. Klasik otopsiye gerek vardır.”

Bunun üzerine Abdullah Cömert’in kesin ölüm nedeninin araştırılması için klasik otopsi yapıldı. Adli tıp uzmanı bilirkişi ise ölüm nedeni konusunda kesin düşüncesi olmadığını, ateşli silah girişinin deri altında kaldığını, çıkış bölümünde kırıklara yol açmadığını belirterek, ölüm nedeninin ateşli silah ile yaralanma olup olmadığı konusunda kesinleştirilmesi için detaylı analiz talep ederek topu İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun attı.

Cömert’in kesin ölüm nedeni konusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun raporu beklenirken, kesin olan bir başka şey ortaya çıktı. O gece gösteri yapan kitlenin üzerine ateş açıldığı… Polis, barışçıl, silahsız gösteri yapan gruba müdahale ederken, ateş açtı. Görgü tanıkları da Abdullah Cömert’in otopsi raporu da bu durumu belgeliyor.

(sol)

3. Köprü için katliam başladı

İstanbul Boğazı’na yapılacak, doğrudan ve dolaylı olarak 2 milyon ağacın kesilmesine yoldan kesilmesine yol açacak olan 3. Köprü inşaatı başladı. İnşaatla birlikte de İstanbul’un kuzey ormanları büyük bir hızla yok ediliyor.

http://www.koprufotograflari.com adlı sitede yayınlanan fotoğraflar da katliamın boyutunu gösteriyor.

Mısır’da geçici Cumhurbaşkanı göreve başladı

Mısır’ın yeni geçici cumhurbaşkanı yemin ederek göreve başlarken güvenlik güçleri devrik cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin yandaşlarını tutuklamaya başladı.

Mursi  gözaltına alınmadan önce orduyu eleştirdi, eylemlerinin ” darbe” boyutuna ulaştığını söyledi ve Mısır halkını askeri müdaheleyi reddetmeye çağırdı.

Savcılık liderleri  Muhammed Badie ve Hayrat el-Şatir dahil Müslüman Kardeşler’in 300 üyesi hakkında tutuklama emri çıkarttı. Badie ve el-Şatir grubun Kahire’deki genel merkezi önünde çıkan çatışmalarda sekiz göstericinin ölümünden sorumlu tutuluyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur televizyondan yayınlanan yemin töreninde cumhurbaşkanlığı görevini üstlenirken  devrimin değerlerine bağlı kalacağını söyledi.

Genelkurmay başkanı General Abdül Fettah el-Sisi  Çarşamba gecesi televizyonda yaptığı açıklamada  Mısır anayasasının askıya alındığını, parlamentonun feshedildiğini belirtirken  Cumhurbaşkanı  Mursi’nin Mısır halkının beklentilerini yerine getirmediği için görevinden alındığını söylemişti

Cumhurbaşkanlığı görevini Anayasa Mahkemesi başkanının geçici olarak üstleneceğini de belirten  el-Sisi yeni anayasa hazırlanacağını ve teknokratlardan  kurulacak bir hükümetin ülkeyi yeni seçimlere götüreceğini açıklamıştı.

Açıklama Tahrir meydanında bekleyen büyük kalabalık tarafından sevinç gösterileri ve havai fişeklerle karşılanmıştı.

Taksim Dayanışması’ndan Gezi Parkı’na girme kararı

Taksim Dayanışması, uzun süredir Gezi Parkı’nın yayalara kapalı tutulmasına tepki göstererek cumartesi günü saat 19.00’da park önünde buluşma çağrısı yaptı.
Taksim Dayanışması, girişi engellenen Gezi Parkı’na girme kararı aldı. Dayanışmayı oluşturan bileşenler, bu akşam yaptığı toplantıda “Keyfi bir tutumla parka girmemiz yasaklanıyor” dedi.

Taksim Dayanışması’nı oluşturan meslek örgütü ve sendikaların, cumartesi günü saat 19.00’da Gezi parkı önünde buluşacakları öğrenildi.

Taksim Dayanışması’nın işte o açıklaması;

Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmeye, parkı yeniden gerçek sahiplerine yani herkese açmaya gidiyoruz.

Bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda hala bir aradayız.

Taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz.

Kayıplarımızı anmak, taleplerimizi tekrar hatırlatmak ve hala tüm Türkiye’de yaşanan şiddeti kınamak üzere 6 Temmuz Cumartesi günü saat 19.00’da mahkemenin gerekçeli kararıyla Taksim’de buluşuyoruz.

Yaşasın dayanışmamız…

Her yer Taksim her yer direniş…

TAKSİM DAYANIŞMASI”

Mısır: 2 yılda 2 darbe

Mısır ordusunun ülkedeki krizin çözüm için siyasilere verdiği 48 saatlik ültimatomun dolmasının ardından bir açıklama yapan Mısır Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi, Cumhurbaşkanı Mursi’nin iktidarının sona erdiğini duyurdu.

Mursi karşıtı göstericilerin toplandığı Tahrir Meydanı’nda ordunun açıklamasıyla havai fişekler atılmaya başlandı.

Mısır’ın yeni geçici lideri 68 yaşındaki Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur oldu.

Açıklama sonrası ülkede yaşanan şiddet olaylarında en az 10 kişi öldü.

General Abdülfettah el Sisi, ordunun halkın kendisinden destek istediğini gördüğünü belirterek, ”İktidara gelmek ya da saltanat sürmek için değil, halkın çıkarlarına hizmet etmek ve devrimi korumak için. Bu mesaj, orduya Mısır’ın her tarafından ulaştı” dedi.

Cumhurbaşkanı Mursi’nin salı gecesi yaptığı konuşmanın halkın hevesleri ve taleplerine karşı olduğunu kaydeden General Sisi, ”Bu da, silahlı kuvvetlerin önde gelen siyasetçileri, din adamları ve gençlik liderleriyle danışmalarda bulunmasını gerektirmiştir. Bu danışmalara katılanlar de, birleşik ve güçlü bir Mısır toplumu inşa etmek için bir yol haritası üzerinde uzlaşmışlardır” dedi.

General Sisi, yol haritasının anayasanın geçici olarak askıya alındığını ve yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar hükümetin başına geçici bir ismin getirildiğini söyledi.

Sisi, bir teknokrat hükümetinin kurulacağını, Anayasa Mahkemesi’nin de yeni cumhurbaşkanlığı seçimleri için hazırlık yapacağını da vurguladı.

Mısır ordusu 2011 yılında da yine bir darbe ile Devlet Başkanı Mübarek’i devirmiş ve bir süre yönetimde kaldıktan sonra görevi Mursi’ye devretmişti.

 

 

Mısır Cumhurbaşkanı Mursi gözaltına alındı

Mısır’da dün darbeyle yönetime el koyan askerlerin Cumhurbaşkanı Mursi’yi bilinmeyen bir yerde gözaltına aldıkları doğrulandı.

Mısır ’da ilk kez demokratik bir seçimle başa gelen Cumhurbaşkanı Mursi göreve gelişinden tam bir yıl sonra askerin müdahalesiyle devrildi. Ordunun yönetime el koymasının ardından devrik lider gözaltına alındı.
Müslüman Kardeşler sözcüsünün yaptığı açıklamada tutuklandığı bildirilen Mursi’nin, ev hapsinde tutulmak üzere bilinmeyen bir yere götürüldüğü bildirildi.
Mısır ordusundan sabah saatlerinde yapılan açıklamayla da Mursi’nin gözaltına alındığı doğrulandı. AFP ajansının haberine göre bir ordu yetkilisi “Mursi son hazırlıklardan önce ‘önlem amaçlı’ olarak tutuluyor” dedi ve Mursi’ye yasal suçlamada bulunulabileceğini açıkladı. Savunma Bakanı General Abdulfettah el-Sisi’nin açıklamasının ardından gözaltına alınanların sayısının 400’e çıktığı iddia ediliyor.
GEÇİCİ CUMHURBAŞKANI ADLİ MANSUR OLDU Cumhurbaşkanı Mursi’yi deviren ordu geçici cumhurbaşkanlığına Anayasa Mahkemesi Başkanı Muhammed Adli Mansur’u atadı. Mansur, ülke tarihinde bu göreve getirilen ikinci kişi oldu.
Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah es-Sisi, ordunun ülke yönetimine el koyduğunu, anayasanın askıya alındığını ve erken seçimler yapılıncaya kadar Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur’u geçici cumhurbaşkanı atandığını açıkladı.
Adli Mansur, eski cumhurbaşkanlarından Enver Sedat’ın, suikasta uğramasının ardından dönemin Meclis Başkanı Sufi Ebu Talib’ten sonra geçici cumhurbaşkanlığına getirilen ikinci isim oldu.