Ana Sayfa Blog Sayfa 4248

Can Yücel’in mezarını parçalayanlara beraat

Türk Edebiyatıın usta şairlerinden Can Yücel’in Muğla’nın Datça İlçesi’ndeki anıt mezarını balyozla parçaladıkları iddiasıyla 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan 72 yaşındaki T.K. ile yeğeni 22 yaşındaki Ş.K., beraat etti.
Şair Can Yücel’in Datça Belediye Mezarlığı’ndaki anıt mezarı 19 Ağustos 2011 tarihinde, balyozla parçalanmasının ardından polis, Ş.K.’yı gözaltına aldı. Ş.K., ifadesinde, olay günü babası İdris Keleş ve kuzeni Erdi Temel’in mezarları yanındaki Can Yücel’in anıt mezarında içki içilmesini sinirlenip, bu nedenle kırmaya gittiğini belirtip, uzaktan amcasını T.K.’yı mezarı kırarken gördüğünü söyledi. Bunun üzerine T.K. da gözaltına alındı.
Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan amca-yeğen hakkında ’İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme’ suçundan dava açıldı. Serbest bırakılması ardından askere giden Ş.K., talimatla alınan ifadesinde, polisteki ifadesini baskı altında verdiğini ileri sürdü.

Datça Asliye Ceza Mahkemesi’nde, bugün görülen karar duruşmasına tutuksuz sanıklar T.K. ve Ş.K. katılmazken, savunma ve müdahil avukatları son beyanlarında bulundu. Sanık T.K.’nin avukatı Çetin Sargın, Can Yücel’in mezarına yapılan saldırı olayı ardından polisin dosyayı kapatmak üzere kötü bir senaryo yazarak müvekkilinden suçlu yaratma yoluna gittiğini ileri sürdü. Avukat Sargın, şöyle dedi:

“Telefon kayıtları ve keşif sonuçlarından mezarlığın yoldan görülmediği anlaşılmaktadır. Sanık Ş.K., olaydan bir hafta sonra baskı altında suçu amcasının işlediğini söylemiştir. Daha sonra mahkemedeki özgür iradesi ile verdiği ifadesinde amcasına iftira attığını beyan etmiştir. Mahkemelerde, ’Atatürk’ü ben öldürdüm’ şeklinde baskı altında ifade veren kişilere de rastlanılmıştır. Müvekkilimin beraatını talep ediyordum.”

Müdahil avukatı Cihat Uzar ise, sanıklardan Ş.K.’nin baskı altında ifade verdiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını öne sürerken, “Sanık, özgür iradesi ile ifade vermiştir. Olay birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmiştir. Datça’ya bir haftalığına gelen ’Muhammet’ isimli bir kişinin, ifadesinde mezarı kırmak için gittiğini söyleyen sanık Ş.K.’ye aracını vermesi, hayatın doğal akışına aykırıdır. Kanaatimizce, araçtan mezarlığın görülmemesi çok önemli değildir. Olayı birden fazla kişinin gerçekleştirdiği gözönüne alındığında, ’Muhammet’ isimli kişinin bile aynı araçta olduğunu düşünüyoruz. Sanıkların cezalandırılmalarını talep ediyoruz” dedi.

Avukatların savunmalarının ardından mahkeme, mahkemedeki ifadelerinde suçlamaları kabul etmeyen sanıklar Ş.K. ve amcası T.K.’nin kanıt yetersizliğinden beraatine karar verdi. Duruşma çıkışında müdahil avukatı Cihat Uzar, temyize gideceklerini belirterek, kararın temyizden dönmesini umut ettiklerini söyledi.

(Cumhuriyet)

Esad’dan Mısır açıklaması

0

Devlet gazetesi Thawra’ya konuşan Esad, “Mısır’da olan şey, siyasal İslam denen şeyin çöküşüdür. Dünyanın her yerinde dini siyasal emellerine alet eden herkesin akıbeti de bu olacaktır” dedi.

Darbe sonrası Başbakan Kandil’e hapis cezası!

0
Mısır Temyiz Mahkemesinin, Başbakan Hişam Kandil’in, 1 yıl hapsine ve görevinden alınmasına hükmettiği bildirildi.
Mısır Temyiz Mahkemesi, Başbakan Kandil’i, “devlete ait Nil Pamuk Çırçır Şirketi (NCGC) çalışanları hakkında verilmiş kanuni hükmü uygulamadığı gerekçesiyle 1 yıl hapis ve görevden men cezasına” çarptırdı.

İdari Mahkeme, Başbakan Kandil hakkında geçen nisan ayında da aynı kararı vermiş ancak hüküm uygulamaya konulmamıştı.

Topçu Kışlası ve tüm Taksim projeleri iptal edilmiş, hem de 1 ay önce!

Bianet’in haberine göre Taksim Dayanışması’nın sözcülerinden ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Topçu Kışlası’nın yeniden yapılması ile ilgili projenin dayanağı olan planların 1. İdare Mahkemesi tarafından 6 Haziran’da iptal edildiği bilgisini teyid etti.

Ancak kararın gerekçesinin çok önemli olduğunu, fakat henüz gerekçeyi bilmediklerini belirtti.

Ama genel olarak, planın iptal edilmesini “temyiz sürecinin işletilmesinden sonra kararın nihaileşmesiyle birlikte bu projenin burada gerçekleştirilmesine yargı tarafından izin verilmediği ortaya çıkacaktır” diye değerlendirdi.

Zaman gazetesinde bugün Kadir Kökten imzasıyla yayınlanan haberde, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin, 6 Haziran 2013 tarihli kararıyla ‘Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’ni iptal ettiğinin ortaya çıktığı yazıldı.

“İptal kararı, Topçu Kışlası’nın yeniden inşası ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın itirazını reddeden İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin kararında yer aldı.

“Kararda, Topçu Kışlası’nın yeniden yapılması ile ilgili projenin dayanağı olan planların 1. İdare Mahkemesi tarafından 6 Haziran’da iptal edildiği belirtildi.

“Karar, Taksim’de çalışmaları devam eden yayalaştırma, battı-çıktı, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası gibi bütün projeleri kapsıyor.”

Bianet’ten Yüce Yöney’in haberine göre Tayfun Kahraman bu yöndeki kararı bildiklerini, ama karar metnini ve gerekçelerini görmeden kamuoyuyla paylaşmak istemedikleri anlattı.

Mahkeme kararını tebliğ edilmediği için hala gerekçeleri görmediklerini söyleyen Kahraman, kararın ne şekilde verildiğinin ve ne gerekçeyle bu şekilde düzenlendiğinin önemli olduğunu vurguladı.

“Burada alınmış olan lehimize bir bilirkişi raporu var. Daha önce açıklamıştık. Hem dalış tünellerinin hem de topçu kışlasının yapımının uygun olmadığını, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olacağına ilişkin bir rapordu bu.

“Şimdi karar bu rapora istinaden mi verildi, yoksa başka gerekçeyle mi verildi bunu görmemiz lazım.

“Ama planın iptal edilmesi ve temyiz sürecinin işletilmesinden sonra kararın nihaileşmesiyle birlikte bu projenin burada gerçekleştirilmesine yargı tarafından izin verilmediği ortaya çıkacaktır.”

Kahraman Taksim’deki dalış tünellerinden birinin ilerlemiş durumda olmasını da şu ifadelerle değerlendirdi.

“Dalış tüneline dair inşaat büyük oranda bitmiş durumda. Büyük ihtimalle hep yapıldığı gibi, şimdi dava açanlara karşı da ‘kamu kaynaklarının israfına neden oldular’ suçlaması gelecek.

“Burada şunu sormak lazım: Kim kamu kaynaklarının israfına neden oldu? Mahkeme kararlarını beklemeden alelacele bu projeye başlayanlar mı, yoksa bu projelerin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırı olduğunu görerek kamu yararı için dava açan meslek odaları mı? Bunu da kamu vicdanının sorgulaması gerekiyor.”

Kahraman yargı kararlarını değerlendirirken Başbakan Erdoğan’ın yargı iptal kararı verirse buna saygı duyulacağı yönündeki açıklamasını da hatırlattı ve ekledi: “Ama artık olayı sadece Gezi parkı etrafında konuşmak süreci baltalıyor.”

(Bianet)

[Son Dakika] Mısır’da resmen askeri darbe

Mısır’da günlerdir süren gösterilerin ardından Tahrir meydanı en kalabalık gecesini yaşarken Mısır resmi haber ajansı, kurulacak geçiş hükümetinin ardından parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağını açıkladı. El Ahram gazetesinin iddiasına göre Mısır ordusu Mursi’nin artık Cumhurbaşkanı olmadığını açıkladı. Bu gün boyu tartışma konusu olan darbenin gerçekleştiği anlamına geliyor.

Gün boyunca tanklar Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Devlet Televizyonu, Tahrir ve Nahda meydanları olmak üzere gösteri yapılan alanların çevresinde bulunuyordu.

Gelişmelerin ardından Cumhurbaşkanı Mursi’nin ordu tarafından güvenli bir yere nakledildiği ve Mısır Devlet Televizyonu da, marşlar eşliğinde askeri filmler yayınlandığı haberleri geliyor.

(Yeşil Gazete)

Amerikalıların yeni iklim politikası – Levent Kurnaz

Amerikan Başkanı Barack Obama geçen hafta Georgetown Üniversitesi’nde yaptığı konuşmayla yeni iklim politikasının ana hatlarını açıkladı. Öncelikle, “Amerikalılar bir şey yapıyorlarsa bunun altında bir hinlik vardır, neden şimdi?” diyenler için basit bir açıklamanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bildiğiniz gibi, Amerikan başkanları en fazla iki dönem için seçilirler; ikinci dönemi biten başkan, Rusya’da olduğu gibi, tekrar ısıtılıp başbakan olarak servis edilemeyeceği için kamusal alandan çekilerek kendisini devletin ve dünyanın iyiliğine adar. Obama da ikinci dönemi içinde olduğu için artık tekrar seçilme stresi olmadığından üzerindeki politik baskı azaldı, bu sebeple de çevresindeki politikacılar açısından fazla popüler olmayan bazı adımları atmaya başlamakta bir sakınca görmüyor. Bu sebepten de Amerikalıların yeni iklim politikası üretmelerinin aslında tam da zamanıdır.

Politikacılarımız genelde iklim değişikliği konusunda bir adım atmak istemediklerinde suçu Amerikalıların ve diğer batılı ülkelerin de bir şey yapmamasına atarlar genelde. 1990-2010 yılları arasında (Uluslararası, kabul edilen verilerin toplandığı en son aralık) Türkiye sera gazı salımını %114.9 arttırırken sera gazı azaltımı konusundaki uluslar arası anlaşmaları imzalamayı kabul etmeyen ABD için bu artış %10.4’tür. İngiltere’nin aynı dönemdeki azaltım miktarı %22.6, Almanya’nın ise %24.8’dir. Yani, hiçbir ülke bizim gibi doğayı hiçe sayan bir tarzda çevreyi kirleterek “kalkınmayı” tercih etmiyor.

Başkan Obama’nın açıkladığı plana gelecek olursak, öncelikle önemli olan, sorunun görülerek bir planın ortaya konmuş olmasıdır. Her ne kadar ABD dünyayı en çok kirleten ve dünyanın kaynaklarını en fazla kullanan ülkelerin başında gelse de, dürüstçe, iklim değişikliğinin önemli bir problem olduğunu ortaya koyması ve çözüm için -yeterli olmasa da- önerilerde bulunması çok önemli bir gelişmedir. Benzer bir gelişme ülkemizde yaşanacak olsa, mesela Sayın Başbakan çıkıp “iklim değişikliği önemli bir problemdir, bizim bunu durdurmak için elimizden gelen her şeyi yapmamız gereklidir; ancak gelişmekte olan bir ülke olarak elimizden fazla bir şey gelmiyor, gene de şunları yapmayı taahhüt ediyoruz” dese, bu konuda ciddi bir ilerleme sağlamış oluruz. Önemli olan ne kadar büyük şeylerin taahhüt edildiği değil, problemin görülüp ufak da olsa harekete geçme sözünün verilmiş olmasıdır. Amerika’nın da bugün yaptığı budur.

Konuşmanın ve ertesinde yayınlanan raporun temelinde; şu ana kadar yapılanlar, bu yapılanların ne kadar güzel olduğu, ancak bunların yeterli olmadığı, sözü edilen gelişmeler sağlandığında her şeyin ne kadar güzel olacağı yatmaktadır. Ben konuşmayı dinlerken konuşanın Barack Obama olduğunu bilmesem kesinlikle Al Gore konuşuyor derdim, söylemler o derece benzerlik taşıyordu.

Konuşmanın ana başlıklarına baktığımızda Başkan Obama’nın dedikleri kısaca şöyle;

·   Atmosferdeki artan karbondioksit miktarı dünyayı felakete sürüklemektedir, bunu durdurmak için hepimiz çalışmalıyız.
·   Ne kadar çalışsak da etkilerini görmekte olduğumuz iklim değişikliği artan bir dizi felakete sebep olacaktır. ABD’yi bu felaketlerin etkilerine karşı korumak ve eyaletlerin kendi önlemlerini alabilmeleri için bilgi akışını sağlamak öncelikli hedefimizdir.
·  İklim değişikliği bireysel ya da ülkesel çabalarla değil küresel çabalarla engellenebileceği için ABD bu küresel çabaya önderlik etmelidir.

Başkan Obama’nın ortaya koyduğu önlemler paketinin küresel iklim değişikliği karşısında yapılması gerekenlerin yanında çok zayıf kaldığını, gene de doğru yolda atılmış bir adım olduğu için desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz otuz yıl içerisinde “iklim değişikliği yoktur, bunlar bizi zayıf düşürmek istiyorlar” diyen resmi bir Amerikan politikasından “iklim değişikliği vardır, hem engellemek hem de etkilerini azaltmak için elimizden geleni yapmalıyız” diyen bir politikaya geçilmiş olması bile dünya ulusları için umut vericidir.

 

Levent Kurnaz – www.t24.com.tr

GEZİ: Muazzam bir sosyal inovasyon – Zülfü Dicleli

Oyun değişti. Tunus’tan Kahire’ye İstanbul’dan Sao Paulo’ya Gezi, oyunu değiştirdi. Kafalarının “fabrika ayarlarını” reset etme­yenler gelecekte ya oyun dışı kalacak, ya yenilgiye mahkûm olacak.


Oyunun yeni yönelimi şunu gösteriyor: Yatay dikeyi, yu­muşak serti, bilgi dezenformasyonu er geç yenecek.

Tanık olduğumuz olaylar direniş, protesto, isyan, kitle­sel eylem, eleştiri, pasif direniş; bunların hiçbiri değil, ya da bunların hepsi ve daha fazlası; yeni bir kalite: Gezi!

Gezi, yatay bir küresel ağ. Zamanda ve mekânda mobil bir ağ. Yatay iletişim, açık kaynak ve eşit haklı katılım üze­rinde yükseliyor. Etkin düğüm noktası, node olarak dün Tahrir belirdiyse, bugün Taksim ya da Sao Paolo öne
çıkı­yor, yarın bir başka yer çıkacak
.

Gezi insanlarının sadece meydanlarda boy gösterdikle­rini sanmayın. Gezi insanları her yerdeler; onlar alışılmış muhalefet tarzlarına yabancı, onlar her gün yaptıkları faa­liyetlerle dünyayı bugünden değiştiren, daha yaşanılabilir kılmaya çalışan, her gün politika yapan insanlar. Mikro-kredi girişimlerinden, perma kültür denemelerine, yeşil enerjiden katılımcı kentleşme projelerine, yeni tür koope­ratiflerden sosyal şirketlere, yeni tür bağışçılıktan sosyal fayda üreten girişimlere, Viki’cilerden duran adamlara ve Assange ya da Snowden’lara kadar…

Gezi, küreselleşen dünyada hayatı değiştirmenin yeni tarzı. Sosyal ağlar bugün başlıca değişim aktörü.
Merkezs­iz, emir-komutasız, kendi kendine örgütlenen karmaşık sosyal ağların sayısız düğüm noktasında çok kesimli, çok fikirli, çok renkli eylemler, değişimler, sosyal inovasyonlar çağlayanı.

Yeni çağın yatay varoluşunu geleneksel dikey yapılar -iktidarlar, devletler, partiler, merkezi medyalar ve şirketler-hiçbir şekilde anlamıyor; onlar hayatın gelişimine dikey paradigmayla bakıyor. Hayatı hiyerarşiler, emir ve komuta zincirleri, yukarıdan aşağı iletişimler ve ayırıcı sınırlar, ka­palı sistemler olarak algılamaya çalışıyorlar. Yatay olarak gelişen açık sistemlerin davranışını ve dolaysız iletişimini, hele yaratıcılığını hiç anlamıyorlar. Onun için tepkileri de dikey oluyor: Dikey müdahaleler, emirler, tebliğler, bölme çabaları…

Görüyoruz, boşuna! Çünkü yatay ağlardakiler ve alan­lardakiler kendi içlerinde ve bütün çevreleriyle sürekli iletişim halinde olan, fikir değiş tokuşu yapan, birbirlerini “bilinçlendiren”, bir tür “organik” kalabalık; o yüzden kolay kolay geri püskürtülemiyor, dağılıp dağılıp yeniden topar­lanabiliyor ve de sonuç alıcı olabiliyor.

Evet, yatay er geç dikeyi yenecek!

Gezi yumuşak güce dayanıyor. Onun değerleri var. De­ğer odaklı. Özgürlükçü, katılımcı, doğa ve insan merkezli. Gezi insanları bireysel taleplerini dile getirirken tüm toplu­mun özlemlerinin ifadesi oluyorlar. Gezi süreç içinde ken­di sanatını, kendi sözünü, kendi sesini yaratıyor. Gezinin bu yumuşak gücü sosyal medyada anında küreselleşiyor.

Gezi’yi, kolluk kuvvetlerinin yaptığı gibi sert güçle, şid­detle, baskı ve yasaklarla sindirmek mümkün değil; var­lıkları polisle çatışma performasına bağlı küçük maceracı grupların denediği gibi onu şiddete çekmek de mümkün değil. Duran adam, tek başına ve sadece durarak gezi kar­şıtlarının zafer çığlıklarını ağızlarına tıktı.

Ekonomide kol kuvvetinin yerini bilgi ve fikre bırakma­ya başladığı bir çağda bunda şaşıracak ne olabilir ki!

Evet, yumuşak güç sert gücü yenecek!

Gezi, bir açık sistem olarak hem kendi içinde hem çev­resiyle sürekli iletişim halinde, düzenli geribildirim alıyor. Gezi insanları hem eğitimliler hem de sürekli bilgileniyor­lar. Yatay iletişimle çok sayıda insan, çok sayıda başka in­sana, çok sayıda merkez, çok sayıda başka merkeze kendi mesajlarını, ürünlerini, fikirlerini, örgütlenme önerilerini, tekliflerini veya eleştirilerini iletebiliyor. Gezi insanları, ay­dınlanmış insanlar.

Gezi karşıtlarının tarihsel deneyimi geleneksel örgüt­lenmelerle, geleneksel kitle eylemleriyle sınırlı. Eski
çağ­ların kalıntısı: Eğitimli insanların küçük bir azınlık oluş­turduğu, insanlara herhangi bir şey –üretim, savaş, miting-yaptırabilmek için onları hiyerarşik şekilde örgütleyip, yukarıdan aşağı emirlerle yönetmenin zorunlu olduğu bir çağın. Onlara yaptırtmak istediğiniz şeyin kendi yararla­rına olduğuna ikna etmek için de onları sürekli dezenfor­masyon, yalan, propagandayla beslemek zorunda olduğu­nuz bir çağ.

Bugün ise bunların etkisi çok kısa ömürlü. Bugün eği­timli insanlar giderek toplumun çoğunluğunu oluşturuyor, ömür boyu öğrenim yaygınlaşıyor.

Bir bilgi işçisi, bir dijital ağ zanaatkârı insani değerleri çiğneyen dev bir çokuluslu şirketin itibarını bir anda yerle bir edebiliyor.

Evet, bilgi toplumunda bilgi, dezenformasyonun, ceha­letin mezarını kazıyor.

Gezi insanları yatayı, yumuşak gücü ve bilgiyi tem­sil ediyor. Onun için geleceğin yollarına işaret ediyorlar. Gezi, yeni sosyal çağın kapısını açan muazzam bir sosyal inovasyon!

Gezi, iş dünyasına, şirketlerimize, yöneticilerimize, rek­lamcılarımıza ve kurumsal iletişimcilerimize de şimdiye kadar olduğu gibi devam etmenin artık mümkün olmadı­ğını göstermiş olsa gerek. Gezi insanları yarının (hatta ço­ğu bugünün) çalışanları, müşterileri, tedarikçileri, yönetici adayları. Yarın işletmelerimizin ağır basan kısmı gezi in­sanlarından oluşacak, gezi insanlarının kurduğu girişimler tedarikçimiz olacak, müşterilerimiz gezi insanları olacak. Şirketlerimizi onlara emanet edeceğiz.

Özgürlüklerine canları kadar önem veren, değer odaklı, doğaya ve toplumsal olana saygılı, sanatla iç içe, yaratıcı dünya vatandaşları olan bu insanların sayısı ve etkinliği giderek artacak. Kâr odaklı anlayışlarla, sosyal yaşama ve doğaya yıkım getiren iş modelleriyle, hiyerarşik yapılarla, dayatmacı tarzlarla, kapalı sistemlerle bu insanlarla iş
yap­mak mümkün olabilir mi? İtibarlı marka, çalışılmak iste­nen şirket, etik ve kurumsal vatandaş olunabilir mi?

Zülfü Dicleli – Küyerel

Yeşiller/Sol eş sözcüsü Cangı’nın “Gaziemir’de nükleer atık için soruşturma” talebi reddedildi

İzmir’in Gaziemir ilçesindeki kurşun fabrikasının yaydığı radyasyon dolayısıyla sorumlular hakkında işlem başlatılmasıyla ilgili gelen başvuru reddedildi.

 

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi eş sözcüsü avukat Arif Ali Cangı, İzmir’in Gaziemir ilçesinde bulunan bir kurşun fabrikasının yaydığı radyasyon nedeniyle sorumlular hakkında soruşturma başlatılması istemiyle İçişleri Bakanlığına başvuruda bulundu. İzmir Valiliği’ne yapılan başvurunun reddedildiği belirtildi.

İçişleri Bakanlığı olayı soruşturmayı işleme koymama kararı verdiğini belirtti. Mahalli İdareler Genel Müdürü Yavuz Selim Köşger‘in imzasını taşıyan kararda, sorumluluğun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na ait olduğu açıklandı.

Yeşiller ve Sol Gelecek eş sözcüsü Arif Ali Cangı

Milliyet gazetesinde yer alan habere göre Valilik aldığı kararda, “İşletmenin sahasında gömülü halde bulunan ve bertarafı amacıyla tehlikeli atık bertaraf tesisine girişinde yapılan kontrolde radyoaktivite tespit edilmesi sonucu Türkiye Atom Enerjisi Kurumu sorumluluğu kapsamında kontrolü yapılması gereken atıklarla ilgili olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin herhangi bir ihmalinin bulunmadığı, suç oluşturacak unsurun olmadığı anlaşıldığından yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı belirtilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

İzmir Valisi Cahit Kıraç’ın ise kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin yapılan başvuruyu işleme koymama gerekçesinde, çalışmaların TAEK kontrolünde sürdürüldüğünü, bahse konu tesis dışında radyasyon değerinin doğal düzeyde olduğunu ileri sürdü. Kararda, “Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; iddiaların somut bilgi ve belgelere dayanmadığı, ilgililer açısından suç oluşturan ön inceleme yapılmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla, 4483 sayılı yasanın 4. maddesi gereğince İzmir Valiliği görevlileri hakkındaki şikayetin işleme konulmamasına karar verildi” ifadeleri kullanıldı.

 

 

Taksim Gezi Parkı Derneği’nin mahkeme kararı ile ilgili basın açıklaması

Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin 2 Temmuz tarihli basın açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.

“Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği olarak, Taksim Gezi Parkı üzerine Topçu Kışlası adı altında bir alışveriş merkezi yapılmasına olanak sağlayacak olan Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu’nun 27.02.2013 tarihli kararının iptali istemiyle açmış olduğumuz davada, İstanbul 6. İdare Mahkemesi 31.05.2013 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar vermişti.

Bu yürütmenin durdurulması kararı “davalı idarenin savunması alınıncaya veya bilgi ve belgeler gönderilip, yürütmenin durdurulması hakkında yeni bir karar alınıncaya kadar” verilmiş bir karardı.

Mahkeme, davalı idarenin savunması alındıktan sonra dosyayı yeniden incelemiş ve “iptali istenen Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının dayanağı olan Taksim Meydanı yayalaştırma projesine ilişkin planların, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 06.06.2013 günlü kararı ile iptal edildiği” bu sebeple “dava konusu işlemin açık bir şekilde hukuka aykırı olduğu” ve “uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğabileceği” gerekçesiyle, 2257 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, teminat alınmaksızın YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİNİN KABULÜNE oy çokluğu ile karar vermiştir.

Mahkeme heyetinin 19.06.2013 tarihinde toplanarak vermiş olduğu bu karar, gerekçesinin detaylı olarak yazılmasından sonra 02.07.2013 tarihinde taraflara tebliğe gönderilmiştir.

Karar, açmış olduğumuz davamızın seyri açısından son derece sevindirici ve olumludur.

Ancak, karara karşı tarafların kendilerine tebliğden itibaren 7 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açıktır ve itiraz edilmediği ya da itiraz Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildiği taktirde işbu yürütmenin durdurulması kararı dava sonuçlanıncaya kadar geçerli olacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği

(Yeşil Gazete / Türkiye)

Diyanet’in “Cami’de içki!” soruşturması’ndan başbakanın her mitingde yalan söylediği sonucu çıktı

Taksim Gezi Parkı Eylemleri sırasında yaralanan göstericilerin getirildiği Dolmabahçe Bezmialem Valide Sultan Camii’nde yaşananlarla ilgili iddiaları soruşturmak için görevlendirilen Diyanet İşleri Müfettişleri raporlarını tamamladı.

İstanbul Müftülüğü yetkililerinden alınan bilgilere göre Cami müezzini Fuat Yıldırım’ın, “Camide içki içildi mi? Camide içki içen gördün mü?” şeklinde sorulara “İçki içeni görmedim. Görmediğim şeyi de ‘Gördüm’ diye söyleyemem. Ancak olayların sabahında içki kutusu bulduk” yanıtını verdiği belirtildi.

http://www.youtube.com/watch?v=wp_iiQWq6Yk

Cami cemaatinden alınan değerlendirmelerin de yer aldığı raporda Müezzin Yıldırım’ın, yaralılar ile biber gazından etkilenenleri ilk, sağlık personeli ikinci, provakasyon amacı ile cami’ye girenleri üçücü grup olarak nitelendirerek, “Caminin Madımak gibi olmasından korktuk. Özellikle üçüncü grupta değerlendirilebilecek bazı kişilerin sarhoş olduğu görülüyordu. Hatta bana karşı da şiddet girişimleri oldu. Araya giren göstericiler bunu engelledi. ‘Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz’ diyerek beni korudular” bilgisinin yer aldığı belirtildi.