Ana Sayfa Blog Sayfa 4093

1 Ocak 2014

İklim CO2 Emisyonlarına Sanılandan Daha Hassas

Nature dergisinde yayınlanan yeni bir makaleye göre karbon dioksit emisyonları atmosferde bulut oluşma sürecini olumsuz etkiliyor. Bulutlar güneş ışınlarını yansıtarak ısı artımını engellediği için daha az bulut oluşması iklimin daha fazla ısınması anlamına geliyor.

Suriye Kimyasal Silahlardan Arınma Tarihini Atladı

Suriye, kimyasal silahlardan vazgeçmek için kendisine tanınan süreyi 31 Aralık’ta aştı. Esad yönetimi güvenlik kaygıları ve bürokratik engelleri gecikmenin kaynağı olarak gösterirken uluslararası Suriye görev gücü tekrar Kıbrıs’a konuşlandı.

Güney Sudan’da Ateşkes Görüşmeleri

Güney Sudan hükümeti ve Asiler arasında haftalardır süren çatışmaları durdurmak üzere görüşmeler Etyopya’nın başkenti Adis Ababa’da bugün başlıyor.

Çin – Japonya Gerginliği Tırmanıyor

Çin ve Japonya arasındaki gerginlik Japonya Başbakanı Shinzo Abe’den sonra şimdi de İçişleri Bakanı Yoshitaka Shindo’nun Japonya’nın II. Dünya Savaşı dönemindeki liderlerinin de anıldığı Yasukini Adağına yaptığı ziyaret ile arttı.

Romanya ve Bulgaristan Vatandaşları Serbest Dolaşımda

Romanya ve Bulgaristan’ın AB üyeliğini takiben  her iki ülke vatandaşlarının başka AB ülkelerinde çalışmasının engellendiği geçiş dönemi 31 Aralık’ta sona erdi.

Pakistan’da Müşerref Yargılanıyor

Pakistan’da eski darbeci devlet başkanı Pervez Müşerref’in yargılanmasına başlandı. Müşerref, güvenlik kaygıları nedeniyle duruşmaya katılmadı.

Kuzey Kore’den Siyasi Tasfiyeler Sonrası İlk Açıklama

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, geçtiğimiz ay öldürttüğü amcası Jang Song Theak ve diğer parti mensupları hakkında ilk açıklamayı yaptı. Kim, partiden “fitneci pisliğin” temizlendiğini söyledi. Kuzey Kore lideri aynı zamanda Güney Kore’yle daha iyi ilişkiler çağrısı yaptı.

Dünya Barışına En Büyük Tehdit Anketi Sonuçlandı

Win/Gallup International tarafından gerçekleştirilen yıl sonu anketine göre dünya barışına en büyük tehdit, ankete katılanların %24’üne göre ABD. ABD’yi %8 ile Pakistan ve %6 ile Çin izliyor.

Fransa Mali’deki Asker Sayısını Azaltıyor

Fransa, Mali’deki 4500 askerinin %60’tan fazlasını üç ay içinde çekeceğini açıkladı.

Galapagos’un Kuşlarına Sıtma Tehdidi

İklim değişikliği nedeniyle daha sık rastlanan El Nino olaylarının kuş sıtması taşıyan parazitlerin yayılmasını kolaylaştırdığe ve bunun da Galapagos adasında yaşayan kuş türlerini tehdit ettiği açıklandı.

(Yeşil Gazete)

Cemaatin altın madenine durdurma

altın madeniİzmir İl Özel İdaresi “Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” olmadığı gerekçesiyle Koza Altıncılık şirketinin  Çukuralan Altın Madeni faaliyetini durdurdu. Çukuralan işletmesi aynı şirketin faaliyet gösterdiği 5 altın madeni sahasından biri.

Çukuralan sahasında açık işletme çalışmaları Nisan 2010’da başladı. Şirketin verdiği bilgiye göre yapılan sondaj çalışmalarına göre 2017 yılına kadar 3.5 milyon ton cevher çıkarılması planlanıyordu. Çukuralan madeni İzmir’in Dikili ilçesine bağlı Çukuralan Köyü’nün kuzeyinde yer alıyor.

Koza Altın’ın Kamuoyunu Aydınlatma Platformuna kapatma kararı duyurusunu yapmasının ardından hisselerinde de sert düşüş yaşandı. Koza Altın hisseleri yüzde 7,08 düşüş ile 22,30 liraya geriledi. Koza Madencilik hisseleri ise yüzde 7,17 düşüşle 2,46 liraya geriledi.

Koza madencilik şirketinin sahibi olan Akın İpek  aynı zamanda Bugün Gazetesinin de sahibi ve Gülen cemaatine yakınlığı biliniyor. Son zamanlarda Gülen cemaatiyle Hükümet arasındaki gerilime dikkat çeken kaynaklar yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla başlayan süreçte ilginç gelişmeler olabileceğini belirtiyorlar. Koza Altıncılığın işlettiği maden sahalarıyla ilgili çok sayıda dava sürüyor.

Kapatma kararının ardından Şirket bütün gazetelere açıklama göndererek haksızlığa uğradığını iddia ediyor. Oysa, şirketin faaliyetlerine karşı senelerdir tüm hukuksuzluklara rağmen mücadele eden doğa hakkı savunucuları karardan memnun.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi eski eşsözcüsü Av. Arif Ali Cangı izni olmadan çalışan altıncı şirket de suçlu, ona izin veren, göz yuman da diyor ve kararı 3 yıl gecikmeli de olsa olumlu olarak niteliyor.

Arif Ali Cangı’nın Yeşi Gazete’ye verdiği demeç şöyle: 

3 Yıl gecikmeli çünkü bu maden Nisan 2010 tarihinde faaliyete geçmiş. Bunun anlamı Nisan 2010’da İl Özel İdaresi’nden 1 yıllık deneme izni, 2011 Nisanında da 1.sınıf gayrisıhhi müessese işyeri açılma ruhsatı alması zorunludur. Bu izin ve ruhsatlar verilirken “Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” olup olmadığına bakılması gerekirdi.

Şirketin açıklamalarındaki “20.02.2014’e kadar geçici faaliyet belgemiz var” sözü doğru olamaz ya da yasal olmayan bir izin verilmiş demektir.

Çünkü Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik gereğince geçici faaliyet belgesi bir yıllığına verilebilir. Geçici izin belgesinden sonra altı ay içinde “Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” için başvurulması gerekir. Anlaşılan Nisan 2010’dan bu yana geçici belge ile faaliyet yapılmış. “Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” olmamasının nedeni işletmenin bir eksiğinin olduğunu göstermiştir.Madenin doğaya verdiği zararın dışardan görüntüsü yeter.

Çukuralan Madeni için Çevre Bakanlığı 02.09.2009 tarihinde ÇED izni, 03.11.2010 tarihinde kapasite artırımı ÇED izni, 11.03.2011 tarihinde ikinci kapasite artırımı ÇED izni verildi.

EGEÇEP ve TMMOB Odaları, Dikili Belediyesi açtığı davalarla 4-5 yıldan bu yana itirazını söylüyor, dinleyen olmadı.

Özet olarak; yaklaşık 3 yıldan bu yana “Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” olmadan madenin çalışmasına izin verilmiş, göz yumulmuş, İzmir Valiliği, İzmir İl Özel İdaresi, Çevre il Müdürlüğü, Çevre Bakanlığı görevini yapmamıştır.

Çukuralan’ madeni hepten kapatılmalı, alanın eski haline getirilmesi için şirkete süre verilmelidir.

Bu arada 3 yıldan beri lisanssız çalışan altın madenine göz yuman, izin veren kamu görevlileri hakkında idari ve cezai soruşturma açılmalıdır.

Yeşil Gazete

Yeni yılınız kutlu olsun

yg_2014Yeni yılı yeni tasarımımızla karşıladık. Beğendiğinizi umuyoruz.

Bütün okurlamızla 2014 boyunca yine birlikte olmak istiyoruz ve hepinize mutlu, keyifli, yeşil bir yeni yıl diliyoruz.

Yeşil Gazete

Likör fabrikası gökdelenine iptal

6. İdare Mahkemesi, yıkılan Şişli Likör Fabrikası’nın yerine inşa edilecek Quasar gökdelenlerini mümkün kılan imar planı değişiklikleri, kamu yararına ve şehir planlama ilkelerine aykırı bulunarak iptal edildi.

Kararda, tescilli eserlere zarar verildiği, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’ndaki hükümlere uyukmadığı, bodrum katlarının emsale (toplam inşaat alanını belirleyen katsayı) dahil edilmemesi gibi imar yönetmeliğine aykırı yollarla nüfus yoğunluğunun arttırıldığı, trafik yoğunluğunun çok fazla olduğu bir bölgede sıkışıklığın daha da artacağı belirtildi.

likör fabrikası

İşkencecilere zaman aşımı

bursa-iskenceBursa’da 12 Eylül darbesinde tutuklanan öğretmen Sait Özdemir’e işkence yaptıkları iddia edilen 5 sanığın davası, zamanaşımından düştü. Mahkeme, suç tarihi itibarıyla sanıkların o dönemde yürürlükte olan eski TCK’nın hükümlerine göre cezalandırılması gerektiğini ve o kanunda da işkence suçunun yer almadığını kaydetti.

Ordu’nun Aybastı ilçesi Sarıyer köyünde 1980’de 31 yaşında öğretmen olarak görev yaparken cezaevine düşen Sait Özdemir, 12 Eylül 2010’da yapılan anayasa referandumu sonrası darbe döneminde cezaevinde kendisine işkence yaptıklarını ileri sürdüğü Recep Ç., Nazmi B., Şemistan Ü., Galip Y. ve Zihni B. hakkında Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. 5 kişi hakkında Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘işkence yapmak’ iddiasıyla dava açıldı.

2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “işkence” suçundan 12 yıla kadar hapsi istenen ve şu an İmralı Cezaevi’nde başgardiyan olarak görev yapan Ş.Ü. (55), dün son kez hakim karşısına çıktı. Dönemin Bursa Özel Tip Cezaevi 2. Müdürü N.B. (54), dönemin diğer cezaevi müdürleri R.Ç. ve idari yöneticiler Z.B. ile G.Y. ise duruşmaya katılmadı. Mütalaasını veren savcı sanıkların afrada sui muamele suçundan zaman aşımı sebebiyle dosyanın ortadan kaldırılmasını istedi.

Sanık avukatları ise müvekkillerinin düzeni sağlamakla görevli olduklarını ifade ederek sanıkların beraatini talep etti. Davaya müşteki olarak katılan emekli öğretmen Sait Özdemir ve avukatı ise, mütalaaya katılmadıklarını kaydederek, sanıkların cezalandırılmasını istedi.

Kararını açıklayan mahkeme, suç tarihi itibariyle sanıkların o dönemde yürürlükte olan eski TCK’nın hükümlerine göre cezalandırılması gerektiğini ve bu TCK’da da işkence suçunun yer olmadığını kaydetti. Suçun eski TCK’nın hükümlerine göre “efrada sui muamele” olduğunu ifade eden mahkeme, bu yüzden de suçun zaman aşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına hükmetti.

Eşiyle birlikte geldiği dava sonunca, kararı değerlendiren davanın müştekisi Sait Özdemir, davayı açan savcının sevk maddesiyle, mahkemenin sevk maddesi arasında büyük bir çelişki olduğunu ifade ederek, “Davanın bu aşamaya gelmesi de önemlidir. Fakat dava burada bitmemiştir. Bunun nihai yolu Anayasa Mahkemesine gidecektir AİHM’e gidecektir. Burada insanlık suçu işlenmişti. Mahkeme, kötü muamele olduğunu söyledi. Zaman aşımına sarılarak davayı sonlandırdılar. Uygar ülkelerde kötü muamele hiçbir zaman zaman aşımına uğramaz. Demek ki uygar olamamışız. Ülkemizde de böyle değil. Ama Bursa’da bu böyle oldu. Bize yapılan küt muameleler yok edilmeyecektir. Dışkılar yendi, idrarlar içildi. Kötü muameleler yapıldı. Bu davaların mahkemeye gelmesi de çok önemlidir. Ben bu durumda bir adım atmamış olsaydım, tarih bizden hesap soracaktır. Ve adım atmayanlar tarih karşısında borçludur. Ben tarihe olan borcumu ödüyorum. Burada başladı. Darbeciler her yerde hesap veriyor” dedi.

Ankara’daki 12 Eylül davasının 21 Şubat tarihine atıldığını kaydeden Özdemir, “Orada çıkan sonuçlarla yerellerde durumlar kuvvetlenecektir. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ceza alırsa, onun alttaki bürokratları da, darbeye yataklık yapanlar da cezalandırılacaktır. Burada bir yıldızı yere indirmiştik şimdi yıldızların diğerlerini aşağıya indirme zamanıdır. Ben bir cezaevinde 3 yıl kaldım. 3 yıl kalmama rağmen savcı işkence yapan sanıklara ulaşamadı. Ben burada varlığımı kanıtladım. İlgili ağır cezaya başvurdum. Bunlar sabır işidir. Bir arkeolog gibi çalışıyoruz. Samanlıkta iğne arıyoruz. Aramaya de devam edeceğiz” diye konuştu.

Özdemir’e destek için gelen ve basın açıklamasına katılan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Bursa il sözcüsü Yüksel Akgün ise kararla hukukun çiğnendiğini sanıkların ceza alması gerektiğini ileri sürdü.

(Bursa Hakimiyet, Zaman)

Tarımda 2013′te neler oldu? – Ali Ekber Yıldırım

Gelenek oldu. Yılın son yazısında tarıma damgasını vuran gelişmeleri özetliyoruz:
1- Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2013′te bir önceki yıla göre tahıl ürünlerinde yüzde 12.3, sebzelerde yüzde 2.3 ve meyvelerde yüzde 1.2 oranında artış oldu. Baklagiller, Antepfıstığı, pamuk ve fındıkta ise üretim düştü.
2- Sektörün en önemli sorunu bu yılda yüksek girdi maliyetleri oldu. Gübre, mazot, ilaç, tohum ve diğer girdilerde fiyat artışı ürün fiyatlarından daha fazla oldu. Tarım Bakanlığı verilerine göre Ocak’ta mazotun litresi ortalama 4 lira 16 kuruş iken Aralık’ta 4 lira 46 kuruşa ulaştı. Geçen yılın ortalama fiyatı 3 lira 84 kuruş olduğu dikkate alındığında üreticinin üretim maliyetinin nasıl arttığı daha iyi görülecektir.
3- Tarımda 2013-2017 Stratejik Plan hazırlanarak kamuoyuna açıklandı. Ayrıca,2013-2016 dönemini kapsayan “Organik Tarım Ulusal Eylem Planı hazırlandı. Tarım ve gıda sektörünün 5 yıllık hedefleri 10. Kalkınma Planı’nda da yer aldı.
4- Tarım desteklerinde yüzde 20 destek artışı sağlandı. 2012′de tarıma 7.5 milyar lira destek verilirken 2013′te destekler 9 milyar lirayı aştı.
5-Devlet karkas ette ve çiğ sütte maliyetin altında fiyat uyguladı. hayvancılığa yatırım yapanlar ve sıfır faizli kredi kullananlar kredinin geri ödenmesinde büyük sıkıntı yaşadı.
6-Avrupa’ya süt ve süt ürünleri ihracatının yolu açıldı. İnek ithal eden Türkiye, ilk kez damızlık inek(düve) ihraç etti.
7- Hükümet, 2012′de yaşanan saman krizini çözmek ve saman ithalatını önlemek için yem bitkileri üretimine destek verirken, yem bitkisi üretimi yapacaklara sıfır faizli kredi verdi.
8-Et ve Balık Kurumu’nun adı “Et ve Süt Kurumu” olarak değiştirildi. Kuruma piyasaya müdahale yetkisi verildi.
9- Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Yasası’nın 10.maddesinin 6. fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. İptal edilen maddeler hayvan ıslahı ve hayvancılık yetiştirici birliklerinin kuruluşuna ilişkin düzenlemeyi kapsıyor.
10-Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tarımsal amaçlı kooperatifler aracılığıyla kullandırdığı krediler yeniden yapılandırıldı. Kredi borçlarının 2015’e kadar ertelenmesini ve 5 eşit taksitte ödenmesini öngören düzenleme yapıldı.
11-Amerika’dan ithal edilen pirinçte (çeltikte) Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) tespit edildiği iddiası uzun süre tartışıldı. Skandal üzerine skandal yaşandı. Bakanlar, siyasetçiler ve nihayetinde Başbakan olaya müdahil oldu. İnsanlar mağduriyet yaşadı. Bilim yara aldı. Zaten kafası karışık olan tüketicinin kafası iyice karıştı, güveni sarsıldı. Pirinç tüketimi düştü.
12-Danıştay, yem sektöründe kullanılmak üzere ithal edilen Genetiği Değiştirilmiş (GDO) 2 mısır geni ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi.
13-Üretim yapan, dürüst üreticilere değil ama “sahtekarlık” yaptığı iddiası ile haklarında soruşturma açılan ve tarımsal desteklemelerden yararlanması yasaklanan çiftçilere “Torba Yasa” ile af çıkarıldı. Yine Ziraat Bankası’ndan kredi kullanan ancak kredisini düzenli ödeyenlere değil, ödemeyenlere ve takibe düşenlere kolaylıklar sağlandı. Çeşitli afetler sonucunda üretimleri yüzde 30 zarar gören çiftçilerin kredi borçları yüzde 5 faizle 1 yıl ertelendi.
14-Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin 1 Mayıs 2000′den sonra aldıkları Destekleme Fiyat İstikrar Fonu(DFİF) borçları 15 yıl vadeli yeniden yapılandırılmasına ilişkin yasal düzenleme yapıldı.
15-Gezi olayları ile doğa, çevre, tarımsal üretimin önemi bir kez daha gündeme geldi. “Doğa için ses ver” diyen ve yaklaşık 100 örgütün yer aldığı Tabiat Kanunu İzleme Girişimi’nin çabaları ile “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı” geri çekildi.
16- Binlerce ziraat, gıda ve su ürünleri mühendisi bakanlıktan atama bekledi. Ancak Bakanlık sınırlı sayıda atama yaparak kulaklarını bu seslere tıkadı.
17-Avrupa Birliği’nin 2014-2020 bütçesinin yaklaşık yüzde 40′ı her yıl tarıma destek olarak verilmesi kabul edildi.2020 yılına kadar çiftçilere yılda ortalama 50 milyar Avro destek verilecek. Küçük çiftçilik, doğayla dost, çevreyi koruyan üretimin daha çok desteklenecek.
18-Polonya’da hayvancılık sektörü helal kesimin yasaklanması ile büyük bir krize girdi.
19- Avrupa Birliği at eti skandalı ile sarsıldı. Bazı işlenmiş hayvansal ürünlerde, köfte ve hazır dönerlerde at eti bulunması gıda güvenliği konusundaki katı tutumu ile bilinen Avrupa Birliği’nde deyim yerindeyse depreme neden oldu. Burger King ve Nestle milyonlarca ürünü raflardan geri çekti.
20-Fransız çiftçiler, reformlarla ellerinden alınmak istenen haklarını kaptırmamak ve getirilmek istenen ek vergileri protesto etmek için bir dizi eylem yaptı.
21- Birleşmiş Milletler 2014 yılını “Uluslararası Aile Tarımı Yılı” kısacası “Aile Çiftçiliği Yılı” ilan etti.
22-Yayın Yönetmenliği’ni üstlendiğimiz 4 Mevsim Tarım Dergisi tarım sektörüne yeni bir soluk getirdi. Sektör tarafından izlenen ve aranan bir dergi oldu. İlk ödülünü ise üreticilerden Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nden aldı.
Verimli, bereketli sorunsuz yeni bir yılda buluşmak dileği ile yeni yılınızı kutlar, sağlık ve mutluluklar dileriz.

Ali Ekber Yıldırım -www.tarimdunyasi.netali ekber yıldırım

Bu daha başlangıçtı – Ömer Madra

Başdöndürücü bir yıl geçirdik. Adetimiz olduğu üzere yine geride bıraktığımız yıl dünyada ve Türkiye’de neler oldu diye dönüp bakmak istedik. Önümüzdeki yılın bütün gezegene barış, iyilik ve güzellik getirmesi dileğiyle…

Bu daha başlangıçtı. Ama neyin başlangıcı?

Son büyük yokoluşun mu? Son büyük ayaklanmanın mı?

Yaklaşan yıkımın mı? Yükselen umudun mu?

Yoksa, hem o, hem de o mu? Aynı anda – ikisi birden?

 

2012 yılı Maya tarihçilerinin yanılmış olmasının rahatlığıyla kendisine atfedilen önemi ”zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü” hatırlatmasıyla bitirirken, dünya yeni bir başlangıç hevesindeydi. Öyle de oldu:  2013 yılı, iyisiyle, kötüsüyle birçok başlangıcı birden yaptı.

 


2012’yi kömür yılı ilan eden Türkiye yeni yıla kömür karası-kan kırmızısıyla girdi. İlk dakikalarını Enerji Bakanının doğalgaz üreten tesisin kurdelesini keserek girdiği yeni yılın ilk haftası, Zonguldak Kozlu’da 8 maden işçisinin metan gazı patlaması sonucu hayatını kaybetmesiyle son buldu. Ardından yine Zonguldak ve sonra Çanakkale madenlerindeki başka kazalarda yine işçiler hayatlarını kaybetti.

 

Yaşanmakta olan iklim değişikliğine katkısı en büyük fosil yakıt olan kömürün, dünya genelindeki kullanımında, yapımı planlanan 49 santralle 4.sırada yer alan Türkiye işçi ölümleriyle gelen uyarıyı görmüyor, Ocak Ayında yeni bir imza daha atarak Afşin-Elbistan kömür havzasında 8 bin MW kapasiteli elektrik santrali yapımı için BAE ile anlaşıyordu.

 

Halbuki dünyanın en büyük kömür üreticileriyle tüketicilerinin durumu ortadaydı. Kömür ihracat şampiyonu Avustralya’da sıcaklık derecelerini renklerle gösteren haritaya Ocak’ta 2 yeni renk eklenmesi gerekti. Tam o esnada ülkenin birçok yerinde yüzlerce orman yangını yaşanıyor, hava sıcaklığının bazı yerlerde 50.5 derece olarak ölçülüyordu.

 


Bir diğer kömür devi Çin’de ise son 28 yılın en soğuk Ocak ayı yaşanmaktaydı.  Ortalama sıcaklık -15’ti. Ülkede yüzlerce gemi donan göllerde hareketsiz kaldı. Aşırı kömür tüketimiyle ortaya çıkan sis yüzünden uçaklar iniş yapamadı, Fabrikalar kapandı, okullar tatil oldu.

Dünyanın geri kalanında da durum farksızdı. Moskova’da hava sıcaklığı -30 dereceyi görürken, 170’in üzerinden insan aşırı soğuklardan öldü. Almanya, Yunanistan ve Romanya tarihlerinin en soğuk kışlarından birini geçirmekteydi.

 


Gezegen, 2013’e acayip havalarla başlamıştı. Dünyada nehirler soğuklar yüzünden akamazken, artık başka bir dünya haline gelen Suriye’nin ikinci büyük şehri Halep’te bir nehir, elleri arkadan bağlanıp enselerinden vurularak öldürülmüş insanların cesetleri yüzünden akamaz oluyordu.

BM’nin barış elçisi Suriye’deki çatışmanın “benzeri olmayan korkunç bir düzeye” geldiğini söylerken, örgütü, 2011 Mart’ında başlayan iç savaşta 4 bin 303’ü çocuk 64 bin 207 sivilin öldürüldüğü açıklıyordu.

 

AB, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’a görevini bırakma çağrısında bulunurken, bunun cevabı Rusya dışişleri bakanından geldi.  Sergey Lavrov Esad’ın görevi bırakmasının krizin çözülmesi için önkoşul olamayacağını söyledi. Türkiye’nin, kimliği belirsiz bir düşmana karşı sınırlarını korumak için istediği Patriot füzeleri ülkeye ulaşırken, Ocak ayı sonuna kadar Suriye’de yaklaşık 5 bin kişi hayatını kaybedecekti.

 

Fransa Afrika’daki eski sömürgesi Mali’ye askeri operasyonlar düzenlemeye girişirken, Türkiye’nin gündemini Fransa’nın Başkenti Paris’te düzenlenen bir suikast alıyordu. Paris’te düzenlenen silahlı saldırıda aralarında PKK kurucularından Sakine Cansız ile Fidan Doğan ve Leyla Söylemez adlı genç kadın vahşice katledildi. Olay tam olarak açıklığa kavuşmadı. 3 Kadın’ın cenaze törenine Diyarbakır’da binlerce kişi katıldı. Törende konuşanlar barış mesajı veriyordu.

 

Ocak ayında dünyada da umutsuzluk, saçmalık ve kaos ağır basar haldeydi. Rusya biraya, Azerbaycan toplumsal gösterilere, Obama Sandy mağdurlarına, Milli Eğitim bakanlığı da, Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal’ın ardından Amerikalı yazar John Steinbeck’e savaş açmış durumdaydı.

 

Ülkesinin vatandaşlığından daha fazla vergi ödememek için çıkan Fransız aktör Gerard Depardieu, benim babam da komünistti diyerek Putin’le el sıkışıp önce Rus vatandaşlığı aldı, ardından da zalim Çeçen diktatör Kadirov ile dans ede ede Çeçenistan vatandaşlığını kaptı. Depardieu’nün tüydüğü Avrupa’nın eski gözdesi “örnek ülke” İspanya’da gençler arasındaki işsizlik oranı asrın rekorunu kırarak yüzde 55’e tırmanmıştı.

 

Türkiye’de ise hükümetten “her şey yolunda” mesajı geliyordu. AB Bakanı Egemen Bağış’ın, “Dünya’nın her yerinde parmakla gösteriliyoruz… Tarihimizin en özgürlükçü dönemini yaşıyoruz….” dediği Ocak ayında, Antalya’da 23 yaşındaki bir gence, 1972’de fiilen son bulan THKP-C örgütüne üyelikten 16 yıl 8 ay hapis cezası kesilirken, Mahkeme başkanının ”Taş atanlara 6 yıl ceza veriliyor. Taş atanı azmettirenlere daha fazla ceza vermemiz normal” gerekçesiyle açıkladığı KCK davasında BDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın da aralarında bulunduğu 55 kişinin yargılandığı davada 40 sanık 6 yıl 3 ay ile 17 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılıyordu.

 

Politik şarkılarıyla bilinen Grup Yorum’un bazı üyeleri ve Çağdaş Hukukçular Derneği Üyesi Avukatlarının gözaltına alınmalarına yönelik tepkiler sürerken, yaşanan olayları protesto eden avukatlara yapılan polis müdahalesi nedeniyle bir çok avukat hastaneye kaldırılıyordu. Üç kez beraat ettiği Mısır Çarşısı davasında yeniden ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Pınar Selek, “sonuçta beni katil yaptılar” diyerek durumun tuhaflığını dile getirirken,  Muğla E Tipi Cezaevi’nde tutuklu 5 mahkûm toplu intihar girişiminde bulunuyordu.

 

Ocak ayı iyi başlamamıştı ama içerilerden bir ses “umudunuzu kaybetmeyin” diye mesaj verir gibiydi.

***

Ayın Sözü:

“Dünyadaki bilim insanlarının büyük çoğunluğu küresel ısınma konusunda hemfikir: İki sene içinde doğru adımlar atılmazsa dünya geri dönülmez bir felakete gidiyor.”

ÖmerMadra – Açık Radyo

Dünyanın önde gelen düşünür ve aktivistlerinden Profesör Noam Chomsky, 2012 Hrant Dink’i Anma Toplantıları konuşmacısı olarak İstanbul’a geldiğinde Boğaziçi Üniversitesi’ndeki panelde Açık Radyo’nun “ne olacak bu dünyanın hali?” sorusuna verdiği cevaptan. (Kaynak: Milliyet)

31 Aralık 2013 – Türkiye

Bilgisayar, cep telefonu, gıda ve akaryakıt artık peşin

Hükümetin hem cari açığı hem de kredi kullanımını azaltmak için hazırladığı tedbirleri içeren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yönetmeliğinin Resmi Gazete’de bugün yayınlanmasıyla resmileşti. Buna göre 1 Şubat 2014’ten itibaren kredi kartı ve nakit çekimlerinde taksit sayısını 9 ayla sınırlandırırken; altın, pırlanta, cep telefonu, bilgisayar, gıda ve akaryakıtta taksit uygulamasını kaldırdı. Telekomunikasyon, kuyum, gıda ve akaryakıt alımları 2 Şubat 2014 ile beraber peşin olacak. Beyaz eşya, mobilya, tatil gibi harcamalar da en fazla 9 taksite bölünecek.

 

Şişli Likör Fabrikası yerine gökdelen planları iptallikör

Yıkılan Şişli Likör Fabrikası’nın yerine inşa edilecek Quasar gökdelenlerini mümkün kılan imar planı değişiklikleri, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin açtığı dava sonucunda kamuyararına ve şehir planlama ilkelerine aykırı bulunarak iptal edildi. Mahkeme kararında (yapının) yapı-trafik yoğunluğunun çok fazla olduğu ve boş alanın bulunmadığı Şişli bölgesini daha da kötü etkileyeceğini belirtti

 

Cezaevindeki hükümlüler oy kullanabilecekler

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 30 Mart’taki yerel seçimlerde cezaevindeki taksirli suçlardan hükümlü ve tutukluların da oy kullanabileceğini kararlaştırdı.

 

Biletsiz geçen gence metroda özel güvenlik şiddeti

Taksim metro istasyonunda akbilinde para kalmadığı için turnikelerden ücretsiz geçmek isteyen A.K.’ye metroda görevli özel güvenlik güçleri şiddet uyguladı. Maruz kaldığı darp nedeniyle A.K. hastaneye kaldırıldı. A.K.’ye yapılan darpı protesto etmek ve de Başbakan Erdoğan’ın karşılama törenlerinde uygulanan ücretsiz toplu taşımanın her zaman olmasını savunmak için 15.00’te Taksim metro istasyonundaki turnikelerden ücretsiz geçme çağrısında bulunuldu.

31 Aralık 2013 – Dünya

Çin’de Tarım Alanları Kirlilikten Kullanılamaz Halde

Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi tarafından bir açıklamaya göre ülkenin tarım alanlarının 3.3 milyon hektarı kirlenme yüzünden güvenli gıda üretemez halde. Ülkenin tarıma uygun toplam arazisi 120 milyon hektar civarında. Çin’deki kirlenmenin başlıca sebebi sayısı 2300’ü bulan kömürlü termik santraller.

 

Irak’ta İstifalar

Sünni Parlamento üyesi Ahmed Alwani’nin tutuklanmasını takiben 44 meclis üyesi protesto amacıyla istifasını sundu.

 

Meksika’da Göç Krizi

STK’lar, Orta Amerika’daki uyuşturucu çetelerinden kaçan ve Kuzey Meksika’ya yığılan göçmenlerin bölgede 1980’lerden beri yaşanan en büyük göç dalgası olduğunu açıkladı.

 

Afrika Birliği’nden Güney Sudan Çıkışı

Afrika Birliği, Güney Sudan’da şiddeti körükleyenlere yaptırım uygulanacağını açıkladı. Öte yandan Uganda Devlet Başkanı Yoweri Musevini de isyancıların ateşkesi kabul etmemesi halinde müdahale çağrısında bulundu.

 

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Saldırı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde başkent Kinshasa’daki televizyon binasına dün gerçekleştirilen saldırı sonucu 46 saldırgan öldü. Saldırganların genç ve tecrübesiz olduğu belirtildi.

 

Endonezya’da Volkan Patlaması

Batı Endonezya’da faaliyete geçen bir volkan 19 bin kişiyi evini terk etmeye zorladı.

 

 Akademik Shokalsky Kurtarılamadı

25 Aralık’tan beri Güney Kutbu’nda buzullar arasında sıkışan araştırma gemisi Akademik Shokalsky’nin yolcularının helikopterle tahliyesine karar verildi. Mürettebat ise gemide kalacak ve buzulların kırılmasını bekleyecek. Geminin iklim değişikliği nedeniyle denize karışan eski ve kalın buzullar yüzünden sıkıştığı yorumları yapılıyor.

 

 

 

Rıdvan’la Fener seyircisi ayrı takımda – Ümit Kıvanç

Ümit Kıvanç“Futbol zekası” diye bir şey var mıdır? Futbol denen oyunun içinde yaşamamış olanlar pek anlayamaz ama kesinlikle vardır. Kanıtı şudur ve pek çok futbolseverin başına pek çok defa gelmiştir: Ayağına topu aldığı zaman dünyanın en geniş perspektifli, en hızlı ve çok ihtimalli düşünen adamı olduğundan zerrece şüphe etmeyeceğiniz bir futbolcuyu saha dışında konuşurken izler ve şaşar kalırsınız: O keskin zekalı adam bu mudur?

Rıdvan Dilmen’e “şeytan” lakabı sadece ayağının hünerinden ötürü takılmadı; ‘zihni rakiplerinkinden hızlı çalışır, aklı rakiplerin öngörebileceğinden çok farklı ihtimaller üretir’ demekti bunun anlamı. Dilmen, futbol zekasının saha dışında da işgörebileceğini, yorumculuk yaptığı maçlarda, pozisyonun gelişinden olacak golü bilerek vs. gösterdi. Bir yere kadarmış.

29 Aralık Pazar günü Fenerbahçe seyircisi, yolsuzluk operasyonlarını es geçmek istemedi, hazır takım da rahat rahat galip geliyorken, memleket politikasına el attı. Ve Rıdvan Dilmen’den fena tokat yedi. Dilmen, NTV’nin Yüzde 100 Futbol‘unda, “başbakanımızın şahsına karşı yapılan tezahüratları kınadığını” belirtti. Olabilir, halihazırdaki rejimimiz, başbakanın aynı anda sekiz kanalda birden görünmesini, ekranlarda ağzını açan herkesin başbakanı savunmasını vs. öngörüyor. Fakat burada fazlasıyla tuhaf olan, Dilmen’in yolsuzluk üzerinden hükümeti ve başbakanı protesto eden Fenerlileri kınama gerekçesiydi. Bakın şimdi, Dilmen’in sözleri:

“3 Temmuz sürecinde Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan, herkesten fazla Fenerbahçelilik göstermiştir. Bildiğim için söylüyorum. Bu ayrıntıların hepsini Sayın Aziz Yıldırım biliyordur ve konuyla ilgili açıklama yapmasını bekliyorum. Bir Fenerbahçeli olarak gerçekten çok üzüldüm. Çok ciddi hizmetleri olan ülkenin Başbakanına haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Neden haksızlık yapıldığını da Başkan Yıldırım’ın açıklamasını bekliyorum. Beğenmeyebilirsiniz, oy kullanmayabilirisiniz. Zaten Fenerbahçe kulübüne siyasetin karışmaması lazım.”

Yani ne diyor? “3 Temmuz süreci”nde, yani ortaya çıkarılmış şike vakaları ve girişimlerine rağmen Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe Kulübü’nün cezadan kurtarılması operasyonunda, başbakan “herkesten fazla Fenerbahçelilik göstermiş”. Rıdvan Dilmen bunu “bildiği için” söylüyor. Aziz Yıldırım’ın da bildiğinden emin: “Sayın Başbakan herkesten fazla Fenerbahçelilik yapmıştır; hiç hak etmedi.” Dilmen’in temennisinin aksine, Aziz Yıldırım tek laf etmese daha iyi olacak sanırım. Çünkü Dilmen başbakanı savunacağım derken “3 Temmuz süreci”ne dair bilinip de söylenmeyeni ortaya dökmüş oldu.

“Kulübe siyaset karışmaması lazım” derken, başbakanın nasıl “Fenerbahçelilik yaptığını” anlatarak! Bütün Rıdvan’ları sahadaki halleriyle hatırlayabilsek ne güzel olurdu…

Ümit Kıvanç – riyatabirleri.blogspot.com