Ana Sayfa Blog Sayfa 3996

Adana Tiyatro Festivali başlıyor

16. Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali 14 Nisan – 16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek. Bir ay boyunca Adanalı izleyicilerinin tiyatroya doyacağı festivale yurt içinden farklı şehirlerinin tiyatro ekiplerinin yanı sıra İspanya, İran, Azerbaycan, Romanya gibi ülkelerden farklı tiyatro topluluklarının oyunları da sahnelenecek.

tiyatro fest-adana

Festival Seyhan Nehri üzerinde başlıyor
Adana Tiyatro Festivali sürecinde 17 farklı oyun 39 kez tiyatro izleyicisiyle buluşacak. Festival biletlerinin satışa çıktığı tarih olan 2 Nisan’da bitmiş olması festivale yoğun ilgi olacağını gösteriyor.
Her sene olduğu gibi bu yılda tiyatro festivalinin açılış gösteri 14 Nisan 2014 Pazartesi günü saat 19:00’da Seyhan Nehri üzerinde Fransız Ilotopie’s Company’ grubunun “Suya Yansıyan Düşler” adlı gösterisi ile başlayacak. Festival boyunca Tarihi Taş Köprü, Seyhan Nehri ve Zübeyde Hanım Parkı’ında farklı etkinlikler gerçekleştirilecek.

Kafesten Bir Kuş Uçtu (Guguk Kuşu) / One Flew Over The Cuckoo’s Nest

2011 yılında ilk kez Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen Kafesten Bir Kuş Uçtu (Guguk Kuşu) gösterildiği her tiyatro festivalinde yoğun ilgi ile karşılandı. Milas Forman’ın unutulmaz filmi Guguk Kuşu/ One Flew Over The Cuckoo’s Nest adlı filminin tiyatro versiyonu olarak nitelendirilebilecek oyunda yer alan başarılı oyuncuların performansı şimdiden merak konusu. Kafesten Bir Kuş Uçtu (Guguk Kuşu) Adana Tiyatro Festivali’nin en çok izlenmek istenen oyunu olarak dikkat çekiyor.

Hamlet / Hamlet
William Shakespeare, en çok sahnelene eseri “Hamlet”, oyununun çevirisi yapan Selahattin Eyüboğlu, ve sahneleyen ise Semaver Kumpanyasının kurucu Işıl Kasapoğlu. Ülkemizde ilk kez tek kişilik oyun olarak sahnelecek oyunda, eserde yer alan tüm karakterleri canlandıran kişi ise usta oyuncu Bülent Emin Yarar. Sahnelendiği her şehirde kapalı gişe izlenen Hamlet oyununda Bülent Emin Yarar’ın performansı tiyatro izleyicisini oyuna çekmeye yetiyor.

12200835614_79c7648b7e_b

İkimiz / Two Of Us
Adana Tiyatro Festivalinde bu yıl Romanya’dan Passe – Partout Tiyatro ekibinin sahneleyeceği İkimiz / Two Of Us iki kişilik bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Tiyatro izleyicilerin alışık olduğu tarzın aksine sahnede oyunu farklı sanatsal davranışlarla izleyiciye anlatılmaya çalışıyor. İkimiz / Two Of Us oyunun konusu ise on derece duyarlı ve ifade gücü yüksek bir aşk öyküsü. Vivaldi ve Pierro dela Francesca’dan günümüz yaşam biçimine uzanan, duyuları ve sanatı aşkla birleştiren binyılın insanı varoluşu. Kadın ve erkek, insan varoluşu, dünya ve yaşam hakkında yalın, ama basite indirgenemeyecek bir oyun
“Yalın ve güçlü. Aynı anda hem klasik hem modern”

Önemli Not:
Adana tiyatro festivalinde bileti olmayan fakat oyunları izlemek isteyen tiyatro izleyicileri, izlemek istediği oyunun başlama saatinden 1 saat önce tiyatro salonunda bulunurlarsa, fazladan bileti olan kişilerden bilet temin edebilir ya da merdiven boşluklarında da oyunu izleme imkanları olabilir..

Adana Tiyatro Festivali ile ilgili ayrıntılı bilgiye ve oyunların sahneleneceği tarihlere http://www.adanadt.gov.tr/web/festival.html adresinden ulaşabilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

 

‘Suriye’nin “kayıp kuşağı”nın yaralarını sarmak için 3 yıllık eğitim fonu şart’

Binlerce ölü ve milyonlarca yerinden edilmiş vatandaşla 4. yılına giren Suriye iç savaşının en çok zarar verdiği kesim çocuklar. UNICEF,  ‘kayıp kuşak’ olma riskiyle yaşayan çocukların eğitimi için en az üç yıllık sürdürülebilir bir fon yaratma çağrısında bulundu.

03-05-unicef-zaatari

‘3 yıllık eğitim fonu olmazsa insani felaket derinleşir’

Dünyanın en büyük insani felaketlerinden olan Suriye iç savaşı süresince 3 milyon çocuk ülke dışında yerinden edildi; 1.2 milyon çocuk ise mülteci olarak yaşıyor. UNICEF, 5.5 milyon çocuğun acil eğitim ya da psikolojik destekten mahrum bırakıldığı savaşta uluslararası kamuoyu 3 yıllık garantili bir eğitim fonu bulamazsa daha büyük bir insani felaket olacağı konusunda uyardı.

’25 çocuğun 25’i psiko-sosyal desteğe ihtiyaç duyuyor’

UNICEF Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölge direktörü Maria Calivis, üç yıllık fonlamanın eğitiminin devamı olduğu için zaruri olduğuna dikkat çekerek durumun aciliyetini şöyle anlatıyor: ‘Üç yılın ardından, durumun geçen seneden bile farklı olduğunu görüyorsunuz. Geçen sene 25 çocuk arasından belki 10 çocuk psiko sosyal desteğe ihtiyaç duyarken şimdi bu sayı 25 çocuğa çıktı. Bu, durumun çocukları ne kadar derinden etkilediğinin bir göstergesi.’

Suriye’den giden mülteci çocuklar Ürdün ve Lübnan’da devlet okullarında okuyabiliyor. Bu önemli bir destek olmakla birlikte, kalabalıklaşan sınıflar, öğretmenlerin baskı altında olması ve yeni gelen çocuklara karşı olumsuz tavırlar eğitim sorununun halolmasının önünde engel olarak duruyor.

Calivis, ülkede krizi sona erdirecek siyasi bir çözüm olmadığı sürece UNICEF gibi örgütlerin yapacaklarının ancak büyük bir yarayı yara bandıyla sarmak gibi olacaığını da ekliyor.’Şiddet, intikam ve yerinden edilmeyle büyüyen bir nesil var. Ve bunun sonuçlarını sadece aileler ve Suriye değil, komşu ülkeler de yaşayacak’

(Guardian/ Yeşil Gazete)

15 Nisan 2014

Nijerya’da terörist saldırı

Nijerya’nın başkenti Abuja’daki bir otobüs durağında meydana gelen iki patlamada 70’i aşkın insan öldü, 124 kişi yaralandı. Saldırıyı militan İslamcı ‘Boko Haram’ grubunun yaptığı düşünülüyor. El Kaide bağlantılı Boko Haram, bu yıl ülkenin kuzey doğusundaki üç eyalette düzenlediği saldırılarla 1500’den fazla kişinin ölümüne neden oldu.

Washington Post ve Guardian’a Pulitzer Ödülü

ABD Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) eski çalışanı Edward Snowden’ın, ABD’nin telefon konuşmaları ve internet üzerinden yapılan iletişimi takibe aldığını gösteren belgeleri sızdırdığı The Guardian ve Washington Post gazeteleri, ABD’nin en saygın ödüllerinden Pulitzer ödülünün sahibi oldu. The Guardian ve Washington Post gazetelerinde yayımlanmıştı. Pulitzer ödülü komitesi ‘kamu hizmeti’ dalında ödüle layık gördükleri gazetelerin haberleriyle, ‘güvenlik ve özel hayat konusunda, hükümet ile halk arasındaki ilişkinin tartışmaya açılmasına yardımcı olduğunu’ söyledi.

Afganistan’da bir gazeteci öldü

Afganistan’da devlet başkanlığı seçiminin arifesinde bir polis komutanı 2 yabancı kadın gazeteciye ateş açtı.Associated Press’in (AP) 48 yaşındaki foto muhabiri Anja Niedringhaus hayatını kaybetti; 60 yaşındaki muhabiri Kathy Gannon ise hastaneye kaldırıldı. Ama Nakibullah adlı saldırgan sorguya alınırken görgü tanıkları saldırganın seçim yetkilileri konvoyuyla seyahat eden gazetecilerin arabasına yürüyerek ‘Allahu Ekber’ diye bağırdığını ve aracı taradığını söyledi.

ABD’de nefret cinayetleri

Yahudilerin Pesah (Hamursuz) bayramı öncesinde ABD’nin Kansas eyaletinde gerçekleşen ırkçı saldırılarda üç kişi hayatını kaybetti. Yetkililerin açıklamasına göre, saldırılardan ilki Overland Park kentindeki Yahudi Toplumu Merkezi’nde meydana geldi. Saldırganın burada açtığı ateşte biri 14 yaşında iki kişi can verdi. İkinci saldırı Leawood kentindeki Şalom Köyü Emekli Topluluğu tesislerinde meydana geldi. Saldırgan burada da bir kadını öldürdü. Yakalanan saldırganın Yahudi karşıtı sloganlar attığı belirlendi. Ku Klux Klan (KKK) örgütü olduğu öne sürülen 73 yaşındaki saldırganın ırkçı faaliyetlerinden ötürü 1979’da ABD Özel Harekât Kuvvetleri’nden ihraç edildiği duyuruldu.

Ay ‘kanlandı’

“Kanlı Ay” denilen Ay tutulması bu sabah, Ay’ın Dünya’nın yörüngesine girmesiyle gerçekleşti. Bu sabah 08:50’de başlayan Ay tutulmasının 1 saat 28 dakika sürdüğü tahmin ediliyor.NASA tutulmayı canlı yayında yayınladı.Son 500 yılda üç kez gerçekleşen tutulma Amerika kıtasından izlenebildi.Tutulma, Dünya’nın uydusu olan Ay’ın gezegenin gölgesine girmesi ile başlıyor.

Şirket liderlerinden “trilyon ton” bildirisi

coal
Fotoğraf: DIMITAR DILKOFF/AFP/Getty Images

İngiltere tahtının varisi ile bir araya gelen şirket yöneticilerinin oluşturduğu Galler Prensi’nin İklim Değişikliği Şirket Liderleri Grubu Cambridge Üniversitesi’nin yönlendirmesi ile hazırladığı Trilyon Ton Bildirisi’ni 8 Nisan’da yayınladı. Aralarında Shell, Adidas, Unilever gibi şirketlerin bulunduğu 70 şirket bağlayıcılığı olmayan bu bildiriyi imzalayarak, hükümetleri karbon emisyonlarını 1 trilyon ton seviyesinde tutma konusunda adım atmaya çağırıyor.

Eylül 2014’de BM Genel Sekreterliğinin dünya liderlerini bir araya getireceği İklim Zirvesi ve 2015′te Paris’te yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı öncesi, hükümetleri anlaşmaya zorlama amacında olan şirketler,  IPCC’nin son raporunda vurguladığı ısınmanın 2 °C altında kalması için emisyonların 1 trilyon tonu aşmaması gerektiğini baz alarak bu değerin aşılmasının yol açacağı felaketlere dikkat çekiyor. Bu karbon bütçesinin yarısından fazlasının (579 milyar) şimdiye kadar salındığı ve bu hızla gidildiğinde 30 yıl içerisinde 2 °C seviyesinin aşılacağı belirtiliyor.

Bildirinin, öne çıkarılmasını istediği hedefler şunlar;

1)      Hedefler ve zaman çizelgesi oluşturulmalı: Emisyonların net sıfır noktasına getirilmesi için zaman planı belirlenmeli ve küresel olarak bu azaltmanın sağlanabilmesi için her ulus net sıfır noktasına ulaşabilmek için kendi kısa yollarını geliştirmeli.

2)      Enerji sistemlerinde dönüştürülmesi : Enerji ile olan ilişkilerimiz yeniden formüle edilmeli ve enerji sistemimiz tamamen dönüştürülmelidir. Bu dönüşüm gerçekleşmezse net sıfır hedefine ulaşılması imkansızlaşır.

3)      Fosil yakıtlar için açık plan belirlenmeli : Enerji sistemlerinin dönüştürülmesinin bir parçası olarak fosil yakıtlar özel olarak incelenmeli ve emisyonlarla ilişkilerine bakılmalıdır. Fosil yakıtlara yönelik özellikle kömüre yönelik net planlar yapılmadığı sürece 1 trilyon ton hedefi yakalanamayacağı açıktır.

4)      Değişim büyüklüğü ve hızı arttırılmalı : İklim değişikliğinin riskleri ile baş edebilmek için değişimin ölçüsü ve hızı arttırılmalıdır.

Bildirinin sözcülerinden Unilever CEO’su Paul Polman’ın yaptığı konuşmadaki satır başlıkları ise şu şekilde;

Filipinlerdeki aşırı hava olayları nedeniyle gemi güzergahlarının iptal olması, aşırı soğukların ABD’de fabrikayı kapatmaya zorlaması, İngiltere’de sellerin dağıtım ağını bozması gibi doğal afetler, şu an Unilever’e yıllık 300 milyon Avro’ya mal olmaktadır.

İlk defa fark ettik ki, harekete geçmemenin maliyeti, harekete geçmenin maliyetinden daha fazla olmaya başlamıştır. Artık harekete geçmemenin bedelini ödeyemeyiz. Kelimenin gerçek anlamıyla bu bedeli ödeyemeyiz.

Tüm sorunları şirketler olarak tek başımıza çözemeyiz. Çerçeve sözleşmelerine ve politik sinyallere ihtiyacımız var.

Geçen yıl yapılan bir araştırma sadece 90 şirketin endüstri çağından bu yana üretilen sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte ikisini üreterek iklim krizine neden olduğunu belirtiyordu. Bu 90 şirket arasında Shell, Chevron, Exxon ile başka petrol ve gaz şirketleri bulunuyor.

(Yeşil Gazete)

 

Şili’deki yangın büyük oranda kontrol altına alındı

Şili’nin liman şehri Valparaiso’da geçtiğimiz hafta sonu boyunca devam eden ve pazartesi günü büyük oranda kontrol altına alınan yangında evlerini terk etmek zorunda kalan Şilililer hasar tespiti için yangın yerine geri dönmeye başladı.

Fotoğraf: REUTERS/IVAN ALVARADO
Fotoğraf: REUTERS/IVAN ALVARADO

13 kişinin hayatını kaybettiği 2000 evin yıkıldığı ve binlerce kişinin tahliye edildiği yangında söndürme çalışmaları devam ediyor.

Yüksek sıcaklıkların ve Pasifik rüzgarlarının güçlendirdiği yangın geçtiğimiz cumartesi başladı ve kontrolden çıkarak 700 hektarlık ormana ve La Cruz ve Las Canas gibi dağlık bölgedeki yoksul yerleşimlere yayıldı.

Yangının çıkış nedeni bilinmiyor

İçişleri Bakanı Rodrigo Penailillo’nun pazartesi günü yaptığı açıklamada ön incelemeler sonucunda yangının arkasında bir kasıt bulunamadığı, yangının sebebinin belirsiz olduğunu belirtiliyor.

Şili’nin merkezinde beş yıldır devam eden kuraklık, yangın tehlikesinin yükselmesi anlamına geliyor.

IPCC’nin geçtiğimiz pazar günü açıkladığı rapor hükümetleri küresel ısınmayı kontrol altına almaya yönelik hızlı eyleme çağırırken aksi halde daha fazla sıcaklık dalgaları, seller, kuraklık ve deniz seviyelerinin yükselmesi olayları ile karşılaşılacağını belirtiyor.

Devlet Başkanı’nın karşılaştığı ikinci acil durumu

Nisan ayında yaşanan 8,2 büyüklüğündeki depremden sonra Valparaiso şehrindeki yangın, Devlet Başkanı Michelle Bachelet’in yeni döneminde karşılaştığı ikinci acil durum oldu.

(Reuters,Yeşil Gazete)

15 Nisan 2014

Cumhurbaşkanlığı seçimi takvimi Resmi Gazete’de yayınlandı

Cumhurbaşkanının seçim tarihi, Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilk oylama 10 Ağustos 2014, seçimin ikinci oylamaya kalması durumunda ise ikinci oylama 24 Ağustos 2014 olarak belirlendi. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımın bulundukları ülkede oy kullanma tarihleri ise ilk oylama 31 Temmuz-3 Ağustos 2014, seçimin ikinci oylamaya kalması durumunda ise ikinci oylama 17-20 Ağustos 2014 tarihleri olarak belirlenmiştir.

Türkiye’nin askeri harcamaları senede 19.1 milyar dolar

İsveç Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) raporuna göre, Türkiye’nin askeri harcamalarında da artış görüldü. 2012’de 16’ncı sıradaki Türkiye, 19.1 milyar dolar harcamayla 14’üncü basamağa yükseldi.

Abdullah Cömert’in katil sanığı polise 20’yıldan başlayan ağır hapis istemi, amirlerine takipsizlik

Hatay’daki Gezi protestoları sırasında polis saldırısı sonucu hayatını kaybeden Abdullah Cömert’in katil sanığı bir polis hakkında dava açıldı. Olay sırasında Akrep’ten gaz fişeği atmakla görevli, çevik kuvvet polisi A.K. hakkında olası kastla adam öldürme iddiasıyla 20 yıldan 25 yıla kadar ağır hapis istemiyle dava açıldı, iddianame kabul edildi.

Adli Tıp raporunda fişeğin ateşlendiği ve maktulün vurulduğu mesafe ve fişeğin özellikleri değerlendirildiğinde gaz fişeğinin kalabalığa doğru ateşlendiğini ve bu nedenle kast ile ölüm olduğu tespit edilmişti.

Vali Mutlu “1 Mayıs’ta Yenikapı’ndan başka yer söz konusu değil”

DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) temsilcileri, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile 2 saati aşkın süren görüşme yaptı. Komite adına konuşan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “1 Mayıs’ı barışçıl şekilde ve hiç kimsenin burnu kanamadan Taksim’de kutlamak istiyoruz” dedi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise, “Şu anda Yenikapı dışında herhangi bir alternatif söz konusu değildir” dedi.

Manisa’da Kutlu Doğum Haftası’nda kız semazenlere yer verilmedi

Manisa’da Kutlu Doğum Haftası kapsamında Atatürk Spor Salonu’nda yapılan sema gösterisinde yaşları 7 ile 13 arasındaki 15 kız semazen yer almadı. Manisa Müftüsü Sinan Cihan, “Geçen yıl bazı kesimlerin tepkisi oldu. Bir sevap işleyelim derken, tepkilere neden olmak istemedik” dedi.

IPCC’nin son raporu yayınladı: İklim değişikliğini durdurmak için tek çözüm yenilenebilir enerji

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 5. Değerlendirme raporunun son bölümü pazar günü yayınlandı. İklim değişikliğiyle mücadele için yapılması gerekenleri araştıran rapordan çıkan sonuç, hükümetlerin en kısa zamanda yenilenebilir enerjiye yönelmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

_74217706_74217705

‘Yenilenebilir enerji santrallerinin 2050’ye kadar 4 katına çıkması gerekiyor’

194 ülkenin üye olduğu IPCC’nin, iklim değişikliğinin bilimsel verileri ve insan yaşamına etkilerini değerlendiren ilk iki raporunun ardından, bundan sonraki mücadele yöntemlerini masaya yatıran üçüncü raporu dün Berlin‘de açıklandı. 1250 biliminsanı tarafından hazırlanan rapora göre her on senede neredeyse ikiye katlanan karbon emisyonunu engellemek ve küresele ısınmayı 2 derecede tutmak için halen çok geç değil; bunun için yapılması gerekense küresele ölçekte 2050 yılına kadar düşük karbonlu enerji üretimini yaklaşık dört katına çıkarmak.

‘Yenilenebilir enerjiye dönmek ekonomik büyüymeyi baltalamayacak’

Raporda ayrıca, küresele ısınmayla baş etmenin en ucuz ve en az riskli yolunun fosil enerji üretiminden vazgeçmek olduğu da vurgulanıyor. Fosil yakıtın yerine geçecek yenilenebilir enerjinin ise uygun fiyatlı olduğu belirtiliyor. Rapor, böylece geçtiğimiz haftalarda Exxon Mobile‘nin yaptığı açıklamadaki gibi, ‘karbon emisyonlarını ve fosil yakıt kullanımını azaltmanın dünya ekonomisini baltalayacağı’ savını da çürütmüş oldu. Zira IPCC raporuna göre, devletlerin fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye dönmesi ve bu yönde yapacağı harcamalar yıllık ekonomik büyüme oranlarının sadece yüzde 0.06′sını kesintiye uğratacak. Raporun ekonomi bölümünün koordinatörü olan Dr. Ryer Gerlagh, ‘gelişmekte olan ülkeler her sene yüzde 5 değil, yüzde 4.9 büyüyebilir, örneği İngiltere (gibi gelişmiş olan ülkeler) de yılda yüzde 2 değil, yüzde 1.9 büyüyebilir. İstatistiksel olarak bu ikisi arasında bir fark olmayacak’ dedi.

_74217586_74217585

‘Eyleme geçme gecikirse maliyet artar’

Raporda ayrıca, hükümetler eyleme geçmeyi ertelerse maliyeti artacağı uyarısında bulunuldu.

Avrupa Birliği iklim değişikliği komisyon başkanı Connie Hedegaard raporla ilgili ‘beklemeye devam ettikçe bedeli daha fazla ve geri dönüşü daha zor olacak’ açıklamasını yaptı. ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry ise ‘rapor, iklim değişikliğini yönetebildiğimiz takdirde sahip olacağımız küresel ekonomik şans hakkında bir uyarı çağrısı’ dedi.

(Guardian/BBC/Yeşil Gazete)

 

Filmmor Adana – 12/13 Nisan 2014

12. Uluslararası Filmmor Gezici Kadın Filmleri Festivali’nin her sene uğramayı adet edindiği 3 il’den biri Adana olarak seçilmişti bu sene, diğerleri ise geçen hafta uğradığı Mersin ve haftaya uğrayacağı Muğla’nın Bodrum ilçesi

Mersin’de bir açılışta (İlk Yalan) bir de ilk gün tek film (Şimdiki Zaman) izleyebilmiştim. Bundan sebep hem melmeket ziyareti yapmak hem de izleyebileceğim tüm filmmor filmlerini “hacılamak” için Cumartesi toprağımın yolunu tuttum. Yeşil Gazete Haftasonu ve Kitap eki Ha-Ki hatrına 12:00’de başlayan kısa filmleri gene kaçırdım maalesef.

Filmmor Adana gösterimlerinin mekanı Tarihi Adana Kız Lisesi
Filmmor Adana gösterimlerinin mekanı Tarihi Adana Kız Lisesi (Foto: Alper Tolga Akkuş)

Bizim Mersin Mezitli’deki evden Filmmor Adana’nın ceyran ettiği Tarihi Adana Kız Lisesi’ne otobüs-tren-minibüs kombinasyonu ile gidiliyor. Kılpayı yakaladığım 13:30 treninde oturacak yer olmadığından basamaklara çöreklendim benden önce çöreklenmiş teyzemden yer isteyip. O 45 dakika boyunca Zeynep teyzenin oğlu Engin’in (43) kaçırdığı kısmetleri, kendinden büyük Pakize’yi isteyip kendini isteyen Pakize’nin kardeşi Hülya’yı da elinden kaçırmasını. Sonrasında Burçin’i “tiki var, saçı ile oynuyor vsr”  bahaneleri nedeniyle beğenmeyip Burçin başkası ile evlendikten sonra, “Ya anne niye bana baskı yapmadınız” diye dert yanmasını dinledim. Kendimi unutup Engin’e üzülecek hale geldim yolda, o derece.

Tarihi Kız Lisesi’ne vardığımda 13:30 filmi Şimdiki Zaman (Belmin Söylemez) bitmek üzere idi. Mersin’de olduğu gibi burada da salon hıncahınç doluydu ve gene Mersin’deki salonda olduğu gibi burada da salon çok ama çok sıcaktı.

Filmmor organizasyonunu Adana Kadın Platformu üstlendi
Filmmor organizasyonunu Adana Kadın Platformu üstlendi (Foto: Alper Tolga Akkuş)

Film bitince bizim ahaliyle lafladım. Yeni pek çok insan tanıdım. Kız Lisesi’nin bahçesi hem Taş Köprü’ye hem de Sabancı Camii’ne bakıyor. Film aralarında orda olmak festivale ayrı bir güzellik katıyor.

Filmler bitmeye yakın Adana Kadın Platformu’ndan Ülkü abla, “Sen Mersin’e mi döneceksin, istersen bizde kal” deyince içimden (allaahhh) dışımdan ise “Neden olmasın!” dedim. Ama sonrasında Filmmor İstanbul ile Adana Kadın Platformu ekibinin akşam yemeğindeki tek böcek olacağımı da bilmiyordum tabi. 20 feminist kadının arasında tek erkek olarak geçirdim o akşamı.

Adana Kadın Platformu üyelerinin gülümseyerek takip ettikleri Sara Koppel'in animasyon filmi "Küçük Vulva ve Klitoral Farkındalığı"
Adana Kadın Platformu üyelerinin gülümseyerek takip ettikleri Sara Koppel’in animasyon filmi “Küçük Vulva ve Klitoral Farkındalığı” (Foto: Alper Tolga Akkuş)

Pazar günü ise 12:00’de başlayan 5 kısa filmden son ikisine yetişebildim. Fulya Tokaoğlu’nun animasyon filmi “Teyze” izlediğim filmmor filmleri içinde en çok öne çıkan film oldu. Ülkemizde kadın yönetmenlerin aldığı mesafe gerçekten etkileyici. Filmmor’daki filmler “Gözetleme Kulesi” (Pelin Esmer), “Şimdiki Zaman” (Belmin Söylemez), “Hayatboyu” (Aslı Özge), “Koltuk” (Meltem Parlak), “Teyze” (Fulya Tokaoğlu) belli bir çıtanın üzerindeki yapımlar idi. Ama ben hep Ankara Büyülüfener Sineması’nda 1,5 ay önce seyredip çarpıldığım “Mavi Dalga” (Zeynep Dadak ve Merve Kayan) niye burada yok sorusunu sordum içimden.

Fulya Tokaoğlu ile röportaj… from canlandıranlar animators on Vimeo.

Pazar gününün son filmi Bal‘ı (Valeria Golino!f² kapsamında Mersin Üniversitesi‘nde izlediğim için onu es geçip döneyim dedim Mersin’e. Son anda Bal’ın ardına da bir sürpriz film koymaları, kapanış söyleşisinde de şarap ziyafeti vaad etmeleri bu kararımı zorlamadı değil ama önümde 2,5 saat süreceğini öngördüğüm ve fakat 3,5 saat süren bir eve dönüş yolculuğu vardı.

Bir hafta önce Mersin'deki gösterimleri organizasyonun içinde olduklarını izleyemeyen Mersin Kadın Emeği Kollektifi üyeleri de filmleri izlemek için Adana'ya gelmişlerdi. Yeşil Gazete olarak onlarla fotoğraf da çekindik
Bir hafta önce Mersin’deki gösterimleri organizasyonun içinde oldukları için izleyemeyen Mersin Kadın Emeği Kollektifi üyeleri de filmleri izlemek için Adana’ya gelmişlerdi. Yeşil Gazete olarak onlarla fotoğraf da çekindik (Foto: Muhittin Kurban)

Sözün özü hem Mersin hem de Adana; Filmmor’da benim indimde sınıfı geçti. Bu iki şehir de daha fazla festivali hakediyor. Yalnız her iki şehirdeki kültür sanat insanlarında “Büyükşehir Belediyelerini MHP kazandı, acaba bu sonuç bize olumsuz olarak mı geri döner” endişesi hakim. Ben kısmet olursa hem Mersin hem de Adana’daki Büyükşehir Belediye Başkanları ile görüşüp onlara bu çekinceyi iletmek ve cevaplarını da Yeşil Gazete ve kendi sosyal medya hesabım üzerinden paylaşmak düşüncesindeyim. Şu anki şahsi fikrim ise (umarım yanılmam) bu çekincelerin yersiz olduğu yönünde

#anavarrza

Meclis’e Nymphomaniac’la ilgili soru önergesi

Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu tarafından vizyona girmesi yasaklanan Lars Von Trier’in ‘Nymphomaniac‘ filmi için mecliste soru önergesi verildi.

nymphomaniac-4

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde filmin 18 yaş altına sınırlandırılması yerine yasaklanmasını sordu; ‘kurul değerlendirme ve sınıflandırma kurulu mu yoksa sansür kurulu mu olarak işlemektedir?’ sorusunu yöneltti.

Soru önergesi şöyle; “Sinema Filmlerini Değerlendirme ve Sınıflandırma Üst Kurulu 14 Mart 2014’te vizyona girmesi beklenen Lars von Trier’in ‘Nymphomaniac’ adlı filmi hakkında ‘ticari dolaşıma ve gösterime giremez’ kararı vererek filmi yasaklamıştır. Filmin yasaklanma gerekçesi ilgili yönetmeliğin 11. Maddesi’ne (“Bakanlık bünyesinde oluşturulan Kurullar sinema filmlerini gösterim ve iletim biçimlerini de dikkate almak suretiyle kamu düzeni, genel ahlak, küçüklerin ve gençlerin ruh ve beden sağlığının korunması, insan onuruna uygunluk ve Anayasada öngörülen diğer ilkeler doğrultusunda değerlendirir) dayandırılarak verilmiştir. Bu bağlamda;
-Filmin yasaklanma gerekçesinin dayandırıldığı madde Kurul üyeleri tarafından nasıl yorumlanmıştır ve filmin bu maddede belirtilen ilkelere aykırılığı nasıl tespit edilmiştir? Bu karar verilirken gözetilen ölçütler nelerdir?
-Filme +18 yaş sınırlanması getirilebilecekken filmin ticari gösterimi ve dolaşımı yasaklanmıştır. Kurul filmin reşit olan bireyler için hangi açıdan sakıncalı olduğuna karar vermiştir?
-Kurul’un sanatta ifade özgürlüğü hakkını korumak yükümlülüğü var mıdır? Varsa bu hakkı nasıl korumaktadır?
-Kurul bir değerlendirme ve sınıflandırma kurulu yerine bir sansür kurulu olarak mı işlemektedir?”

Türkiye’de yasaklanmıştı
Lars von Trier’in 14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi yasaklanmıştı.
Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bırakmıştı.Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar vermişti.

Sansür kararı verilen kurulda Kültür, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan birer temsilcinin yanı sıra bir psikolog, bir sosyolog, ve bir çocuk gelişimi uzmanı yer alıyor. Sektör adına ise Sinema Eseri Yapımcıları Birliği (SEYAP), Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) ve Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP) temsilcileri de yer alıyor.

(imctv/Yeşil Gazete)

Gezi Eylemleri’nde polis şiddetiyle felç kaldı

2 Haziran günü Eskişehir’de polis dayağı yüzünden kafatası kemiği kırılan Gürcü üniversite öğrencisi Akaki Avaliani‘nin sağ eli tutmuyor. Aradan bir yıl geçmesine rağmen Avaliani’yi döven failler de bulunmadı.

614542014041312275282133762

Sağ kolu felç oldu

Eskişehir’de okuyan ve evine giderken Üniversite Caddesi üzerindeki olayların ortasında kalan Avaliani, iddiaya göre bir polisin saldırısına uğradı. Başından aldığı darbeyle ağır yaralanan ve bayılan Avaliani, ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. 15 gün yoğun bakımda, 20 gün normal serviste kalan ve iki ameliyat geçiren Avaliani’nin kafatası kemiğinin kırıldığı, kırılan kemiğin beyne batarak sağ kolunun felç olmasına neden olduğu belirlendi.

‘Kafama darp aldım, bayıldım’

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi 4. sınıf öğrencisi olan Gürcistan vatandaşı Akaki Avaliani Konstantine, Eskişehir’de Gezi Parkı eylemlerinin yaşandığı gece arkadaşlarıyla çarşıda dolaştıktan sonra evine giderken yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Gezi olaylarının ilk gecesiydi Eskişehir’de. Espark’tan köprünün olduğu yerden eve geçiyordum. Arkadaşlarımla beraber eve dönüyorduk. Orada eylem vardı, biz de oradan geçmek zorunda kaldık. Oradan geçerken arkadan vurdular. Polisin vurduğunu, polis tarafından yaralandığımı hatırlıyorum. Kafama bir darp aldım. Sonra da bayıldım.”

Başına aldığı darbenin etkisiyle kafatasında çöküntü ve kırıklar oluştuğunu ifade eden Avaliani, sağ elinin felç geçirdiğini dile getirdi. Avaliani, “Kafatasında kırılan kemik parçası beyne batmış. Ondan dolayı da bir elim felç kaldı. Uzun süre serviste kalarak tedavi gördüm. İki kez ameliyat oldum. Sonra da sahte, yapay kemik taktılar. O bölüm yapay kemikle örtüldü” diye konuştu.

‘Şikayetçi olduyk ama hiçbir netice yok’

‘Ne polisten ne de savcılıktan sonuç çıktı’ Geçirdiği bu talihsiz olaylardan sonra babasının Gürcistan’dan gelerek kendisine yardımcı olduğunu anlatan Akaki Avaliani, şöyle devam etti: “Şu anda sağ elim işlevini yerine getiremiyor. Yazı bile yazamıyorum. Üniversite yönetimi sınavlarda görevli veriyor. Ben söylüyorum onlar yazıyorlar. Bana babam bakıyor. Babam Gürcistan’dan her şeyi bırakıp buraya geldi. Çünkü bana bakmaları gerekiyor. Yaşanan bu olay nedeniyle okulum da uzadı. ”
Olayla ilgili hem savcılığa hem de polise şikâyette bulunduklarını belirten Avaliani, “Şikâyetçi olduk ama hiçbir netice yok. Ne savcılıktan ne de polisten bir netice çıkmadı. Oysa o bölgede bir sürü kamera var. Suçlu kimse bir an önce bulunsun” dedi.

Baba Konstantine Avaliani de çocuğunun başına gelenlere bir anlam veremiyor: “Benim ona bakmam gerekiyor. Çünkü yemek yerken zorlanıyor, yazı yazmıyor. Hiçbir suçu yoktu. Suçlu kimse bir an önce bulunup adalete teslim edilmeli.”

(Radikal)