Ana Sayfa Blog Sayfa 3995

Deniz Kuvvetleri personeline fişleme iddiası

Gölcük Komutanlığı’nda dört subayın çok sayıda subay ve astsubayı mezhep ve din farklılıkları, katıldıkları etkinlikler ve okudukları gazeteleri gerekçe göstererek fişlediği iddia edildi.

deniz-kuvvetlerinde-deprem-8087

 Fişlemelerde göze çarpan sebeplerin arasında, Alevi, Ermeni, Çağdaş Yaşamı Detekleme Derneği (ÇYDD) üyesi olmak, cemevi yönetimlerinde olmak ve Hacı Bektaş etkinliklerine katılmak yer alıyor. Fişleme belgelerinde ailevi bilgilere de yer verildiği görülürken bazı isimler hakkında ‘kullanılabilir‘ notunun düşülmesi dikkat çekti.

Cumhuriyet gazetesinden Canan Coşkun‘un haberine göre Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı’nda görevli Yarbay İ.G., Üsteğmen T.A., Yüzbaşı T.G. ve Yarbay K.S.’nin çok sayıda subay ve astsubayın fişlediği iddia edildi. Elde edilen fişleme sayfalarında kişinin rütbesi, ad ve soyadı ile “gözlemler” adı altında kişiyle ilgili fişlemeler yer alıyor.

‘Alevi, Ermeni, Hacı Bektaş etkinliklerine katılmış’

Genelkurmay Savcılığı’nın fişleme skandalına el koyduğu, ismi geçen kişilerin askeri ve sivil makamlara hukuksuzluğun ortaya çıkarılması için dilekçe ile başvurdukları öne sürüldü. Elde edilen görüntülerde Astsubay Başçavuş S.Y’nin Alevi olduğu, Hacı Bektaş etkinliklerine katıldığı ve maddi durumundan dolayı kullanılabileceği göze çarpan ayrıntılardan biri. Bilgi notlarında yer alan bir başka fişlemede ise Astsubay Başçavuş E.T’nin ise Ermeni olduğu, yetiştirilip kullanılması tavsiye ediliyor.

Ailevi bilgiler de var

Fişleme belgelerinde subay ve astsubayların yalnızca kişisel bilgilerine değil ailevi bilgilerine de yer verildiği görülüyor. O.Ü’ye ait bilgilerde eşinin TÜBİTAK’ta çalıştığı, babasının 12 Eylül devrimcilerinden olduğu kaydediliyor. Diğer subaylara ilişkin de uzak aile üyelerine kadar mesleklerinin irdelendiği göze çarpıyor.

Fişleme yeni değil 

Geçtiğimiz şubat ayında da kamu kurumlarında fişleme skandalı ortaya çıkmıştı. Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK) Başkanlığı’nın müfettiş alım sınavlarına ilişkin bulunan değerlendirme notunda müfettişlerin kırmızı ve mavi renklerle kodlandıkları, ‘Kürt’, ‘ulusalcı’ veya ‘Alevi’ gibi bilgi notlarıyla fişlendikleri ortaya çıkmıştı.

(Cumhuriyet/Yeşil Gazete)

16 Nisan 2014

Mahkeme Samast’ın terör örgütüne üyelik suçuyla yargılandığı davayı ana dava ile birleşmesini istedi.

Bianet’in haberine göre Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i öldüren Samast’ın ”terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılandığı davada mahkeme, savcının davayı ana davayla birleştirme talebini kabul ederek İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılmasına karar verdi.

Mansur Yavaş 30 Mart yerel seçim itirazları için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor

30 Mart seçimlerine CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak giren Mansur Yavaş, Yüksek Seçim Kurulu’nun seçimlerdeki usulsüzlük başvurularını reddetmesinin ardından, Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağını açıkladı.

Dolar/TL 2,14 seviyesine yükseldi

ABD verilerinin beklentilerden iyi gelmesinin ardından doların diğer gelişmekte olan para birimleri karşısında değer kazanmasıyla dolar/TL 2,14 seviyesine kadar yükseldi

“Gül ile Erdoğan henüz Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini konuşmadı”

Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever, basında çıktığı gibi Cumhurbaşkanı Gül’ün Başbakan Erdoğan ile cumhurbaşkanlığı seçim sürecini konuşmadığını ancak kısa sürede konuşacaklarını söyledi.

Benzin ve motorin litre fiyatına 5 ve 3 kuruş zam

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, tavan fiyatı uygulamasında baz alınan İstanbul Avrupa Yakası’nda 15-18 Nisan arasında benzinin tavan satış fiyatını 5,04 lira, motorinin tavan satış fiyatını 4,33 lira olarak belirledi. Böylece benzinin litre fiyatı 5 kuruş, motorinin litre fiyatı 3 kuruş arttı.

HDP Eş Genel Başkanı Kürkçü: “Cumhurbaşkanlığı seçiminde asıl mesele kalıcı barışın nasıl sağlanacağı”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) grup toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ise Kürkçü, “Asıl mesele Cumhurbaşkanlığı koltuğuna kimin oturacağı değil, kalıcı barış ve çatışmasızlık ortamının nasıl gerçekleştirileceğidir. Bu ülkenin, Çankaya yolunda koltuk sevdası için terleyenlere ihtiyacı yok. Çözüm süreci nasıl ilerletilecek esas üzerinde durmamız gereken bunlar. Çözüm isteyen hükümet, kalekol yapmaz, parlamentoda, demokratik, yasal adımlarla halkın karşısına çıkar” dedi.

Güney Kore’de 470 kişiyi taşıyan feribot battı

Güney Kore’de 470 kişi taşıyan feribot, henüz bilinmeyen bir sebeple battı. Kurtarma ekipleri yaklaşık 164 yolcuyu kıyıya çıkarttı. 3 yolcunun öldüğü teyit edilirken 300 kişi halen aranıyor.

indir (2)

Olay, Kore yarımadasının güney kıyılarının 100 kilometre açığında meydana geldi.Jeju adasına gitmekte olan feribotun büyük kısmını tatile giden öğrenci ve öğretmenler oluşturuyordu.

Feribotun batma sebebi henüz bilinmiyor fakat kurtarılan kazazedelerden bazıları, ‘çarpma sesi ve gürültülerin’ ardından feribotun batmaya başladığını söyledi

cegrab-20140416-060129-139-1-522x293

Geminin imdat sinyali göndermesi üzerine bölgeye onlarca helikopter ve kurtarma gemisi gönderildi.

Yolculardan en az 325’inin öğrenci ve öğretmenlerden oluştuğu açıklandı.

(CİHAN/skynews/Yeşil Gazete)

‘Sakız ağacı eylem planı’ devrede

0

Dünyada sadece Sakız Adası’nın güneyinde yetiştirilen sakız ağacının yeniden Türkiye topraklarında yeşermesi için harekete geçildi.

fft81_mf2089410

Bianet’ten Nilay Vardar‘ın haberine göre, gıda, sağlık ve kozmetik gibi pek çok alanda kullanılan sakızın Türkiye’de yetişme alanı bulunmasına rağmen üretimi neredeyse yok olmaya yüz tutmuş durumda.

İzmir’in Çeşme ilçesinde bulunan ve damla sakızı üretimi için önemli bir gen kaynağı olan Sakız ağaçları da turizm ve beraberinde gelen yapılaşma baskısı nedeniyle tehlike altında.

Sakız ağacı ile ilgili çalışmalar TEMA Vakfı’nın yürütücülüğünde başlamıştı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ysa 2014-2019 döneminde Sakız Eylem Planı Kapsamında, 150 bin sakız ağacı dikmeyi planlıyor.

“Rumlar gitti, ağaçlar da”

TEMA Vakfı Orman ve Kırsal Kalkınma Bölüm Başkanı Dr. Hikmet Öztürk’ün aktardığına göre sakız ağacının iki türü var. Esas kıymetli olan ve damla sakızı (Pistacia lentiscus türünün chia varyetesi) da diyebileceğimiz sadece Sakız adasında yetişen türü. Diğer sakız ağaçları (Pistacia lentiscus) ise mesela Türkiye’de Kayseri’den İstanbul’a kadar her yerde var ve tehlike altında değil.Tadı da farklı olan damla sakızı ağacın gövdesinden akarken donmuyor, diğerleri ise donuyor.

Peki eskiden tıpkı Sakız adası gibi Çeşme’de olan sakız ağaçları şu anda neden bu kadar az ?

Çünkü mübadele esnasında topraklarını terk etmek zorunda kalan Rumlar, ağaçlarını bıraktı ancak yerlerine gelenler bu ağaçların yerine başka şeyler ekti.

Öztürk, geriye kalan sakız ağaçlarının da turizm sahasında yer alan Çeşme’nin yüksek rantı nedeniyle yapılaşma tehdidi altında olduğuna dikkat çekiyor.

1133 ağaç var

Proje çerçevesindeki araştırmalarına göre Çeşme’de şu anda 1133 sakız ağacı var. Bunların 489’u kamu arazinde kalanı özel arazide.

Sakız ağacının tarihi M.Ö: 2500 yıllarına dayanıyor. Çeşme’deki ağaçların ne kadar yaşlı olduklarını bilemiyoruz.

Çünkü 40 yaşında bir ağaç diğerine tohum verdiğinde yenisi fizyolojik olarak 1 yaşındadır ancak aslında 41 yaşındadır. Öztürk, fizyolojik yaşlarının 100-200 olduğunu ancak köklerinin çok daha eski olduğunu söylüyor.

Klon parkı hem koruyacak hem çoğaltacak

Öztürk, bu ağaçları koruma altına almak, genetik çeşitliliği muhafaza etmek ve sakız üretimine ilişkin materyal için altyapı oluşması adına proje kapsamında klon parkı kurduklarını belirtti.

“Varolan ağaçları etrafına tel çekerek korumak bir işe yaramıyor. Biz proje kapsamında aşı aldığımız ağacı bir yıl sonra yerinde bulamadık. Bu ağaçlar birbirinden ayrı ve kopuk durumda. Zamanla da ölecekler. O yüzden bu ağaçlara birbirlerine yakın, yeni jenerasyon üretecek alan oluşturmak gerekiyordu. Çünkü koruma yeni çocuklarla olur.

Gen alışverişi sağlayacak

“İzmir’de Orman Bakanlığı’nın tahsis ettiği 2,5 hektarlık bir arazideki klon parkı neredeyse bitti. 2013’te mevcut ağaçlardan genetik yapıları farklı olan 92’sinden aşı yapılarak 617 dikim yapıldı. Bu klon sayısı 100’e ağaç sayısı da 1000’e çıkacak.

“Klon parkı gen alışverişi yaratacak ortak alan yaratacak. Yani bizim esas amacımız sakız üretimi değil ağaçların korunmasıydı. Ama burası aynı zamanda aşı kalemi için materyal bahçesi olacak. Çünkü sakız aroması ve verimliliğinde farklılıklar var. Bu parktan en verimli ve istenen aroma seçilip çoğaltma yapılabilecek. Yani bu fidanlar garantili.”

Kalkınmak için fırsat

“Gözyaşı damlayacak, kuruyacak, toplanacak” diyerek sakız ağacı işinin çok zahmetli olduğuna dikkat çeken Öztürk, köylülerin kalkınmasına büyük katkısı olacağını söyledi.

Öztürk, Türkiye’nin yılda 18 ton sakız ithal ettiğini hatırlatarak Bakanlığın sakız eylem planını çok olumlu bir adım olduğunu belirterek sakız üreticileri birliği oluşturulmasının da şart olduğunu vurguladı.

(Bianet)

Marksizm 2014 başlıyor

Bu sene 22. yaşına basan Marksizm toplantıları yarın başlıyor. İki gün sürecek ‘Marksizm 2014’te Ermeni Soykırımı’ndan Kürt özgürlük mücadelesine, neoliberal sisteme karşı gezegeni savunmaktan yeni muhalefet pratiklerine 20’nin üzerinde farklı konu konuşulacak.

marksizm2014

1914-2014 Savaş, Kriz ve Devrimler Yüzyılı

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nin (DSİP) düzenlediği Marksizm toplantılarında bu sene, Birinci Dünya Savaşı’nın 100, 1964 Rum sürgünün 50, 1974 Kıbrıs işgalinin 40, ve Tiannanmen’in 25. yıl dönümü vesilesiyle  “1914-2014 Savaş, Kriz ve Devrimler Yüzyılı” üst başlığıyla krizler ve devrimler yüzyılı konuşulacak.

Toplantıda ayrıca kentsel dönüşüm, iklim değişikliği, LGBTİ ve kadın hakları, Suriye Devrimi,  Kürt sorunu ve Ermeni soykırımının 100. Yıl dönümüne yaklaşırken soykırım ile yüzleşmenin yolları gibi konular konuşulacak.

soykirim2014

16 Nisan sabah Taksim Hill Otel’de başlayıp beş gün sürecek olan toplantıların  yurt dışından iki önemli konuğu var. Daha önce de ‘Marksizm’ kapsmında İstanbul’a konuk olmuş Marksist edebiyat kuramcısı Terry Eagleton ve siyaset teorisyeni, aktivist Alec Callinicos. Eagleton, çarşamba akşamı ‘Karl Marx’ın Devrim ve Özgürlük Perspektifi’ başlıklı bir konuşma yapacak; Callinicos’u ise cumartesi günü 21. yüzyılda antikapitalist alternatifi nasıl inşa edeceğimizden bahsedecek.

Toplantı çağrısında şöyle deniyor:

‘Gelin, küresel mücadelenin derslerini birlikte tartışalım. Kapitalizmin hayatı cehenneme çeviren politikalarına karşı güçlü bir alternatifi birlikte kuralım. Barışı, çözümü, halkların kardeşliğini savunan, yolsuzluğa, cunta girişimlerine, diktatörlük eğilimlerine karşı, milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı mücadele etmek isteyen aktivistlerin bir araya geldiği, birlikte tartıştığı, birlikte mücadele ettiği bir solu yaratalım!’

Program: 

16 Nisan ÇARŞAMBA:

17.00-18.15: Antonio Gramsci’nin Devrimci Geleneği
Can Irmak Özinanır, Sinan Özbek
19.00-20.15: Karl Marx’ın Devrim ve Özgürlük Perspektifi
Terry Eagleton

17 Nisan PERŞEMBE:
17.00-18.15: Neoliberalizm Kıskacında Gezegen
Nuran Yüce, Pelin Cengiz, Ömer Madra, Akgün İlhan
19.00-20.15: Kitlesel Özgürlükçü Muhalefeti Nasıl İnşa Edebiliriz?
Çağla Oflas, Zişan Tokaç, Eli Haligua, Boysan Yakar, Cihan Erdal, Reşit Elçin, Seyhan Alma, Dengtaf Özbadem

ahmetumit2014

18 Nisan CUMA:
15.00-16.15: Türcülük: Hayvan Hareketini Anlamak
Berk Efe Altınal, Gülce Özen Gürkan
17.00-18.15: Polisiyede Mülkiyet ve Suç İlişkisinin Evrimi
Ahmet Ümit
19.00-20.15: Çözüm Süreci Barışın Baharı mı?
Seydi Fırat, Şenol Karakaş

19 Nisan CUMARTESİ:
11.00-12.15: 1979 İran Devrimi ve Siyasal İslam *
Alev Erkilet, Yüksel Taşkın, Yıldız Önen
13.00-14.15: 21. Yüzyılda Sol Hareketler ve Antikapitalist Alternatif
Alex Callinicos
15.00-16.15: 1. Dünya Savaşı’ndan Cumhuriyete: Kim Kazandı, Kim Kaybetti? *
Ferdan Ergut, Arus Yumul, Kerem Kabadayı
15.00-16.15: FORUM: Yetti Artık! Devlet, Yolsuzluk, Çeteler
Ümit İzmen, İştar Gözaydın, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ferhat Kentel
15.00-16.15: Kadınların Kurtuluşu ve Cinsiyetçiliğe Karşı Mücadele
Yasemin İnceoğlu, Meltem Oral
17.00-18.15: Irkçılık, Faşizm, Direniş *
Ömer Laçiner, Tolga Tüzün, Mithat Sancar
17.00-18.15: ’64 Rum Sürgünü: “20 Kilo+20 Dolar”
Rıdvan Akar, Salih Erturan
17.00-18.15: LGBTİ Mücadelesi ve Sosyalizm
Şevval Kılıç, Canan Şahin
19.00-20.15: 1914-2014 Savaş, Kriz ve Devrimler Yüzyılı *
Alex Callinicos

neoliberalizmgezegen2014

20 Nisan PAZAR:
11.00-12.15: Ütopyalar ve Gelecek
Bülent Somay, Roni Margulies, Mustafa Arslantunalı
13.00-14.15: 1989: Tiannanmen’den Berlin Duvarı’na Stalinizmin Çöküşü
Kemal Başak, Ferda Keskin
13.00-14.15: İşgalin 40. Yılında Kıbrıs’ta Özgürlük Mücadelesi
Niyazi Kızılyürek, Murat Kanatlı, Volkan Akyıldırım
15.00-16.15: Arap Baharı, Devrim ve Karşı devrim
Ghayath Naisse, Yasin al Haj Saleh, Şenay Özden, Mete Çubukçu, Ozan Tekin
15.00-16.15: Kentsel Dönüşümün Perde Arkası: Zorunlu Göçler
Hacer Foggo, Korhan Gümüş
17.00-18.15: Forum: 100 Yıllık İnkarın Sonu: Ermeni Soykırımı ile Yüzleşme
Ufuk Uras, Levent Şensever, Ohannes Kılıçdağı, Eren Keskin, Ferhat Kentel, Özgür Sevgi Göral, Murat Çelikkan, Garo Paylan
19.00: Seçimlerin Ardından “Antikapitalist Sol Muhalefeti Örmek”
Meltem Oral, Şenol Karakaş

*Bu toplantılar, 1914-2014 Savaş, Kriz ve Devrimler Yüzyılı teması altında düzenlenmektedir.

Adres: Taksim Hill Hotel, Gümüşsuyu Mh., Sıraselviler Cd No:5

(Yeşil Gazete)

Kars peynirine tarihi bakış

Kars peynirinin İsviçre’nin Gruyère kentiyle ne alakası var?  Bu lezzetli yiyecek hangi toplulukları birbirine bağlıyor? Peki günümüzde peynirciliğin yaşadığı sorunlar nedir? Bu hafta gerçekleşecek bir panel ve sergide bu ve bunun gibi soruların cevabını bulmak mümkün olacak.

kars_peynirciligi_gorsel_1

Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği ile Tarih Vakfı ortaklığında yürütülen “Kars Peynirciliğinin Tarihinin Araştırılması ve Yazımı Aracılığıyla Bölgenin Eko-Kültür Turizminin Desteklenmesi Projesi’ bu Perşembe (17 Nisan) Levent Kültür Merkezi’nde görücüye çıkıyor.

Kars Peynirinin 150 yıllık tarihi 

Türkiye’ye Kars’la özdeşleşen gravyer peynirinin İsviçre’den yola çıkıp Balkanlar’dan ve Karadeniz’in kuzeyinden geçerek önce Rusya, Kafkasya ve son olarak da Anadolu’ya ulaşan yolculuğu “Alplerden Kafkaslara – Kars Peynirciliğinin 150 Yıllık Tarihi” sergisinde izleyiciye ulaşacak. Sergide, Kars peynirinin hikayesinin yanı sıra Kars’ın insanları, mandıracılık ve sütçülük kültürü ve Kafkasya’nın isimleri pek az duyulan halklarını tanımak mümkün olacak.

kars_peynirciligi_gorsel_4

Sergi açılışından önce düzenlenecek “Kars Peynirciliğinin Dünü, Bugünü ve Geleceği” panelinde konunun uzmanı tarihçiler, gastronomlar, mandıracılar ve müzeciler eşliğinde Kars peynirciliğinin tarihi konuşulacak. Kars peynirinin üretim ve pazar bağlamında günümüzde karşılaştığı sorunlar masaya yatırılacak ve geleceğine dair öneriler sunulacak. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sanat Yönetimi Bölümü Direktörü Deniz Ünsal’ın moderatörlük yapacağı panelde, Tunceli Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Candan Badem, Sabah Gazetesi Köşe Yazarı Ahmet Örs, Emmental Peynir Müzesi girişimcisi Andreas Bigler, SERKA Genel Sekreter Vekili Mehmet Özdoğan, Gürcistan’da Rus Dili ve Edebiyatı öğretmeni ve bağımsız araştırmacı Tamaz İskandarov, SERKA Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Tutar ve Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı İlhan Koçulu konuşmacı olarak yer alacak.

17 Nisan Perşembe günü saat 14:00 – 18:00 arası gerçekleşecek panelin ardından 18.00’de sergi açılacak. “Alplerden Kafkaslara – Kars Peynirciliğinin 150 Yıllık Tarihi” sergisini 1 Mayıs’a kadar görebilirsiniz.

Yer: Beşiktaş Belediyesi Levent Kültür Merkezi (Çalıkuşu Sk. No: 2 Levent, İstanbul)

(Yeşil Gazete)

Global Witness: Doğayı korumak hiç bu kadar ölümcül olmamıştı

Bugün yayınlanan ‘Deadly Environment’ (Ölümcül Çevre) isimli rapor, dünyadaki doğa mücadelesinin, artık nasıl aynı zamanda bir ölüm-kalım mücadelesi haline geldiğini gösteriyor. Rapora göre son 11 yılda 908 kişi doğanın haklarını koruduğu için öldürüldü.

Ekran Resmi 2014-04-15 15.31.46.png

Global Witness örgütünün yayımladığı rapora göre 2002-2013 yılları aarsında 908 kişi doğa mücadelesine katıldığı için öldürüldü. Maden, toprak hakkı ve ağaç katliamlarıyla ilgili mücadelelerde şiddetin dozu yükselirken Latin Amerika ve Asya Pasifik ülkelerinde ölümle sonuçlanan şiddet sayısı fazlalığı dikkat çekiyor .

1988 yılında öldürülen doğa ve insan hakları savunucusu Chico Mendes’in 25. ölüm yıldönümnde yayınlanan ‘Ölümcül Çevre’ isimli raporda öldüren çevre hakkı savunucularının sadece yüzde birininin failinin cezalandırıldiği dikkat çekiyor.

Ekran Resmi 2014-04-15 15.30.02.png

Toprağını koruduğu için öldürülen sıradan insanlar

Global Witness’tan Oliver Cortney, ‘bu durum çevreyi korumanın hiç bir zaman bu kadar önemli ve ölümcül olmadığını ortaya koyuyor’ diyor. ‘Sıradan insanların sadece topraklarını korudukları için öldürülmesi kadar küresel çevre krizini daha iyi ne açıklar bilemiyorum. Yine de problem gittikçe büyüyor ve sorumlular suçtan sıyrılmayı başarıyor. Umarız rapordaki bulgular hükümetler ve uluslararası toplum için bir uyanış çağrısı olur’

Rapordan bazı bilgiler şöyle: 

– Son 11 senede 35 ülkede 908 kişi çevreyi ve toprağını korumaya çalışırken öldürüldü.

– 2012 çevre mücadelesi adına en kötü yıldı; 147 kişi öldürüldü.

– Ölümlerim 656’sı faili meçhul olarak kalmaya devam ederken, 38 kişinin katiliyle ilgili bilgiye ulaşıldı. Sadece 6 kişinin ölümüyle ilgili sanıklar cezalandırıldı; yani ölümlerin yüzde 90’ıyla ilgili hiçbir ceza verilmedi. 

– Çevrecilerin en çok tehlike altında olduğu yerler arasında Latin Amerika ve Güneydoğu Asya geliyor. Brezilya’da 448 kişi çevre mücadelesinde öldürüldü; ardından Honduras ve Filipinler geliyor.

Raporda ayrıca, doğa mücadelesinin insan hakkı dahilinde görülmediği, mağdurların da kendi hakları konusunda bilgi eksikliği olduğu vurgulanıyor.

indigenous-woman-of-Brazi-007

Cinayetlerin üçte birinin nedeni toprak kullanımı 

Global Witness raporu yerli halkların toprak hakkına bir bölüm ayırmış, zira yaşanan şiddet olaylarının büyük bir kısmı şirketlere karşı kendi toprağını korumak isteyen yerli halkın başına geliyor. Yerlilerin hakkının hukuki olarak korunmaması, onları ekonomik büyüme karşısında savunmasız bir konuma getiriyor. Cinayetlerin üçte biri toprak kullanımı nedeniyle gerçekleşmiş.

‘Hükümetler çevre için mücadele edenleri koruyamadı’

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan 5. Hükümetlerarası İklim Paneli (IPCC) raporuna da atıfta bulunan Global Witness, ‘son raporlar da ortaya koyuyor ki hükümetler iklim değişikliğini önlemek için gereken karbon emisyonunu azaltma hedefinde başarısız oldu. Başarısız oldukları bir başka konu da iklim değişikliğinin nedenleri ve sonuçlarına karşı mücadele sıradan insanları ve aktivistleri de koruyamamaktır’ dedi.

(Yeşil Gazete)

 

 

Mudurnu’da taş ocağı inşaatı başladı, köylüler yürütmeyi durdurma davası açıyor

Bolu Mudurnu’ya bağlı Yeniceşıhlar ve Munduşlar köyü yakınında yapılması planlanan taş ocağı işletmesi yerel seçimlerin ardından inşaat faaliyetlerine başladı. İşletmeye giden yolu açabilmek için yaklaşık 200 çamın kesileceği iddia ediliyor. Daha önce işletmenin ruhsatının iptali davası açan Yeniceşıhlar köyü sakinleri bu perşembe yürütmeyi durdurma kararı için İdare Mahkemesi’ne gidecek. Mudurnu Kent Konseyi Başkanı ve doğa gönüllüsü Mehmet Cantürk ‘böyle devam ederse köylüler şiddet içermeyen pasif direniş başlatacak’ diyor.

unnamed (1)

Maden İşleri Genel Müdürlüğü, 2012 yılında 10 yıl geçerli olmak suretiyle “Köroğlu Beton” adlı firma kalker ocağı ruhsatı vermiş, geçtiğimiz ay köylüler ruhsat verildiğini tesadüfen duyunca hukuki yollara başvurmuştu. 

Yerel seçimlerin ardından inşaat sesleri

Mehmet Cantürk’ün verdiği bilgilere göre bölgede yaşanan son gelişme, yerel seçimlerin ardından maden ocağı inşaatının başladığı yönünde. Seçim sürecinde Orman İşletme Müdürü’nün ‘burada ne sizden ne bizden habersiz birşey yapılmayacak’ demesine rağmen, seçimden sonra inşaat araçları bölgeye geldi. ‘Kendi arazisi üzerinde kadim hakkı olması gereken köylüye bilgi verilmiyor’ diyen Cantürk, perşembe günü muhtarla birlikte yürütmeyi durdurma talebinde bulunacaklarını belirtti.

‘Su borusu zarar görecek, İstanbul’un marulları bitecek’

‘Taş ocağı arazisine girebilmek için yaklaşık 200 tane 80 yıllık çam ağacı var onların kesilmesi lazım. Ayrıca köyün hemen yanında su kaynağı var, herhangi bir patlama olursa köyün su borusu zarar görecek ve telafi etme imkanı yok. Bölgede meralar, ceviz bahçeleri var. Komşumuz olan Munduşlar Köyü İstanbul’un marullarını üretiyor, orası da zarar görecek.’

Firma ÇED’den muaf oldu

Firma ilk önce Enerji Bakanlığı’ndan 98.13 hektarlık orman alanı kiraladı, ÇED muaf olmak için 3 dönümde madencilik faaliyeti yapmak için izin aldı. Cantürk, maden çalışmasının 20-25 sene içinde ruhsat yenileyerek diğer alanlara da yayılacağını düşündüklerini aktarıyor.

Yürütmeyi durdurma kararı telafisi imkansız zararlara karşı öne alınabiliyor

Son yapılan yasa değişikliğinde durdurma kararının verilmesi için idarenin savunması koşulu getirildi. Fakat yürütme telafisi imkansız zararlar doğuracaksa savunma beklenmeden yürütmeyi durdurma kararı verilebiliyor. İdare Usülü Kanunu 27. maddenin düzenlemesi şöyle:

‘Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir.’

(Gözde Kazaz/ Yeşil Gazete)

Malta da LGBT evliliği tanıdı

Malta Parlamentosu’nda dün kabul edilen bir tasarıyla LGBT evliliği resmen tanındı. İşçi Partisi’nin çoğunlukta olduğu parlamento ayrıca LGBT çiftlere evlat edinme hakkı da tanındı.

think-tank-s-dampener-civil-unions-of-great-benefit-but-gay-marriage-step-too-far-20130517

Muhalefetteki Milliyetçi Parti milletvekilleri oylamada çekimser kalmayı tercşh ederken, Milliyetçi Parti lideri Simon Busuttil, LGBT evliliği onayladıklarını, ancak evlat edinme hakkına karşı olduklarını söyledi.

Avrupa Birliği’nin en küçük ülkesi Malta’da Katolik Hıristiyanlığı devletin resmi dini olarak kabul ediliyor.2011’de yapılan bir referandum sonucunda boşanma yasağı kaldırılmıştı.

‘Yasa LGBT çiftler e çocukların hakları için önemli bir aşama’

Karar ülkenin LGBT örgütleri tarafından sevinçle karşılandı. Mecliste kabul edilen tasarının katı sağlayan Malta LGBT Hareketi’nin koordinatörü Gabi Calleja, evlilik hakkını ‘LGBT çiftler ve onların çocuklarının eşit haklara sahip olması için büyük bir aşama’ olarak değerlendirdi.

Malta’ya birlikte dünyada LGBT evliliklerini yasal kabul eden 19 ülke oldu. Arjantin, Brezilya, Kanada, Fransa, İzlanda, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, İspanya, Güney Afrika, İsveç, İngiltere ve Uruguay’ın yanı sıra Meksika ve ABD’nin bazı eyaletlerinde de LGBT evlilikleri tanınıyor.

(DW/MaltaToday/ Yeşil Gazete)

Hayatı “Kut”layalım etkinliği bu haftasonu İzmir Şirince Tiyatro Medresesi’nde

Hayatı “Kut”layalım etkinliği bu haftasonu (19 – 20 Nisan) İzmir, Selçuk, Şirince’de bulunan Tiyatro Medresesi’nde. Burcu, Emre ve Özgür’ün kolaylıştırıcılığındaki etkinlik herkese açık olmakla birlikte kontenjanı 20 kişi.

Bir gece konaklama ve yeme-içme giderleri için etkinlik mekanının kolaylaştırıcılardan talep ettiği kişi başı 85 TL dışındaki tutarın armağan ekonomisi ya da kolaylaştırıcıların kullandığı şekli ile “gönül bedeli” ile karşılanacağı etkinliğin facebook adresinden detay bilgi edinmek mümkün.

Hayatı “Kut”layalım’da ne olacak?

31 hayatı kutlayalım...

Peki ne olacak Hayatı “Kut”layalım etkinliğinde? Bu sorunun yanıtını Burcu, Emre ve Özgür şu şekilde açıklamaya çalışmış

“Evrendeki her şey ahenkle birbirine bağlı. Bu ahengin bir parçası bozulduğunda evren bozulur. Bozulan parça tamir edilirse her şey düzelir!

Bozulan parçalar yok değil ancak ne mutlu ki bunları tamir etmek için bir sürü de güzellik filizleniyor Anadolu’nun ve dünyanın dört bir yanından.

Şimdi bizim için bu filizleri bulma, onları besleme ve çoğaltma zamanı…

Kendi gerçeğimize ve doğanın gerçeğine döndükçe bu güzellikleri yaratmaya, evrenin bozulan parçalarını tamir etmeye daha da yaklaşırız. Kalbimizle düşündükçe durduğumuz yeri, olaylara bakışımızı, algımızı değiştiririz; ve biz değişirsek dünya da değişir.

Görmek istediğimiz değişimin kendisi olalım ve hayatı kutlayalım!

Bu kutlamayı oyunlarla, masallarla, doğanın bize sunduklarıyla yapalım; içimize ve oradan bütüne bakalım; ilham ve cesaret alıp-verelim, bir “topluluk oluşturma deneyimi” yaşayalım istiyoruz.

Bunun için 2 gün boyunca yaşam yolculuklarımızı, yaptıklarımızı, yapmak istediklerimizi birbirimizle paylaşarak, ilham alıp verebileceğimiz bir alanı birlikte yaratacağız. Bu alanı, “konuşma çemberi” diyebileceğimiz kadim bir usül ile gerçekleştireceğiz. Çember şeklini kurmak, çemberde konuşmak, oynamak, paylaşmak için bir sürü sebep sayabiliriz; ancak belki de en önemlisi bu şeklin kutsallığı ve etrafına toplanan insanlara verdiği birlik ruhu. Atölye boyunca çember sayesinde hepimiz birbirimize aynı yerden sesleneceğiz, ne bir eğitmen ne de bir öğrenci olacak aramızda. ”

Kolaylaştırıcıları tanıyalım: Burcu, Emre ve Özgür

34 hayatı kutlayalım...

Burcu ve Emre’yi Yeşil Gazete’yi takip edenler Haftasonu Kitap ekinde yayınladığımız, “Bana bir masal anlat abla, içinde denizle balıklar, yağmurla kar olsun, güneşle ay” yazısından bir parça tanıyorlar. Etkinlik sayfasında ise bu üçlü kendilerini şu şekilde tanımlamış;

Burcu Ertunç
Burcu, iki buçuk yaşında. Nefes almayı, güzel yemek yemeyi, konuşmayı, dinlemeyi ve öğrenmeyi biliyor. Oyun oynamayı, toprakta bir şeyler yapmayı çok seviyor. Kuşlara, ağaçlara, mantarlara, yabani otlara, keçilere ve tavuklara bayılıyor. Küçük yaşta olsa da bir sürü bir sürü arkadaşı var. Büyüyünce orman insanı olmak istiyor, dostlarıyla birlikte bir orman ailesi kurmayı hayal ediyor.

Emre Ertegün
Emre, bir süre özel sektörde, bir süre sivil toplum örgütlerinde çalıştıktan sonra 2012 yazında kendini rüzgara bıraktı ve o günden beri göçebe olarak yaşayıp oradan oraya salınıyor. Evi, işi, -birkaç parça kıyafet ve kitap haricinde- eşyası yok. “Başka bir dünya”, “başka bir toplum” oluşturmanın rüyasını görmekte olup bunlarla ilgili bol bol okuyor, yazıyor, felsefe yapıyor.

Özgür Önal
Özgür iş hayatında tasarımcı olarak çalıştığı dönemleri uzun süre önce geride bıraktı, hiç bitmesin istediği seyahatlerine ve öğrenme yolculuğuna başladı. Tüm seyahatlerindeki ortak niyeti, o toprakların kadim şifa gelenekleriyle, ritüelleriyle, masallarıyla, kısaca atalarından getirdigi her türlü bilgiyle ve bu bilgiyi temsil eden insanlarla bir şekilde temas edebilmek. Bir süredir, yaratıcı faaliyet ve spontane yaratım gücümüzün şifalandırıcı tarafını araştırıyor ve gruplarla pratik ediyor. Bunun için hikayeler, masallar, resim, fotoğraflar ve oyunları birer kapı olarak görüyor. Hikaye, masal toplayıcısı ve anlatıcısıdır.

Hayatı “Kut”layalım facebook etkinlik sayfası: Facebook.com/Hayatı “Kut”layalım

(Yeşil Gazete)