Ana Sayfa Blog Sayfa 3888

Kamil’in hiç mi suçu yok?

Orta-üst sınıf Türk gençlerinin en sevdiğim toplumsal bozukluklarından biri karşı cinsi Kamil ve Kezban diye adlandırmaları. Ne de güzel hepimiz birer psikolog, sosyolog ve daha nice -log olmuşuz da insanları gereksiz sınıflara böyle incelikle ayırabiliyoruz. Akıl sağlığımı korumak için artık bu tarz sınıflandırmaları okumuyorum. Cinsiyetçiliğe höşt diyemeyen erkek ve kadınların Kezban vs. Kamil sınıflandırmaları üzerinden de işi kadın ve erkek nefretine dökmelerini de mümkün mertebe görmezden gelmek istiyorum. Emekçilerin artık iş cinayetlerine kurban gitmediği, kadın katillerinin evlilik programlarına çıkarılmadığı, nefret cinayetlerinin bittiği bir Türkiye’de bu konulara da değineceğim. O zamana kadar delirin çocuklarım ve birbirinizi delirtin.

Yalnız bu Kezban muhabbetini taciz edilmiş bir kadını “suçlu” göstermek için yapmaya çalışmayın işte. Onu yapma artık.

Cumartesi gece 2’de İstiklal’de yürürken bir kadın tüm sokağı inleterek tacizci var diye bağırıyordu. Hemen size gelen tepkileri yazayım:

  • Ne böğürüyorsun deli gibi?
  • Ne var yani adam seni takip ettiyse?
  • Seni mi takip etti Kezban? Adam evine dönüyordu?
  • Öyle giyinirsen, bu saatte İstiklal’de gezersen, içki içersen olacağı bu?
  • Elledi mi? Eli çarpmıştır
  • Kezban, Kezban, Kezban

Yok tacizciye pek tepki gelmedi. Kadın ısrarla bağırmasaydı adamı yakalamaya sivil polis bile gelmeyecekti.

Polis abilerim tacizciyi salın gitsin, hatta şu kadını alın atın nezarete de aklı başına gelsin. Şu güzel ortamı bozdu.

Cumartesi gece daha erken saatlerde ise bir kadın verdiği pizza siparişini getiren pizzacının mesajıyla taciz ediliyordu.

Kadının ne Kezbanlığı kaldı, ne çirkinliği, ne orospuluğu, ne egoistli, ne sınıf ayırımcılığı. Bir sürü kişi mağduru suçlamak için üşüşürken taciz olayı için mazeretler sıralandı:

Ne var pizzacı iltifat etmiş

Capture3

Eğer mağdur bir sürü internet vasıfsızının kendisi hakkında sayfalarca yazı yazmasını, binlerce tweet atmasını, tacizlerini ve hakaretlerini göze alarak bu mesajdan rahatsızlığını bildirdiyse bunu iltifat olarak almadığı çok açık.

E ne yani flört de mi etmeyeceğiz?

Capture2

E edeceğiz herhâlde, kuruyup kalmayacağız. Yalnız flörtleşmek işteş bir eylemdir, dilbilgisi dersini hatırlayın, minimum iki kişi gerektirir. Eğer bu örnekteki gibi flörtleşme aracı kişinin paylaşmadığı cep telefonu numarasıysa, hatta kişinin paylaşmadığı ev adresini dahi biliyorsa durum biraz korkutucu oluyor, kabul edelim.

Ne olacak canım, altı üstü bir mesaj atmış, gülüp geçseydin

Capture

Tacizci için gülüp geçilebilir de -deneyim konuşuyor- taciz edilen o kadar da eğlenmiyor.

Başka ülkelerde bundan film çekilirdi

Capture4

Yahu ne zamandır masallar tacizle başladı? Böyle bir romantik komedi gördünüz mü siz? Sapık gibi telefon numaranızı edindim, adresinizi de biliyorum, çok romantik değil mi? Mum ışığı?

Ne yapsın çocuk, sevmiş işte

Ya biraz radikal bir fikir ama uygun ve hatta yasal olmayan bir şekilde edindiği cep telefonu numarasını kullanarak bir kadını taciz etmesin mesela?

Kimse tacizi çağırmaz. Ne giymiş olursa olsun, ne kadar içmiş olursa olsun, saat kaçta, nerede kimle olursa olsun kimse tacizi davet etmez. İnsanlar taciz vakalarını normalleştirdikçe veya savundukça mağdurların “bağırması” daha da zor oluyor. Ama yeter, Kezban, Kamil ayırımınızı da yemezler.

Sağlık için ‘bir gün ver’

İstanbul Greenpeace Akdeniz, Rainbow Warrior Türkiye turu kapsamında, kömürlü termik santrallerin sağlık etkileri konusunda Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçmeye çağıran yeni bir kampanya başlattı.

YGZ5835

Kampanyaya imza verenler, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na gönderdiği çağrı metninde, halk sağlığını tehdit eden enerji projelerinin planlanma, izin ve denetim süreçlerinde Sağlık Bakanlığı’nın karar verici bir kurum olmasını talep ediyor.

www.birgunver.org üzerinden yürütülen kampanyada, kömürlü termik santrallerin, yarattığı hava kirliliğiyle insan ömründen çaldığı hatırlatılarak, insan hayatında bir günün bile değerli olduğu vurgulanıyor.

Ekran Resmi 2014-09-08 22.19.46

Greenpeace İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, kampanyayı tanıttığı açıklamasında hava kirliliğine neden olan faktörler arasında fosil yakıt kullanımın önemine vurgu yaptı,  “Sağlık Bakanı’ndan halk sağlığını tehdit eden enerji projelerinin planlanma, izin ve denetim süreçlerinde karar verici bir kurum olmasını talep ediyoruz. Aynı zamanda mevcut ve potansiyel hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunları ile mücadele için acil eylem planının oluşturulmasını istiyoruz” dedi.

Üç gündür İstanbul’da olan Rainbow Warrior gemisi, kömürlü termik santrallerin sağlık etkilerine dikkat çekmek için Karadeniz, Çanakkale ve İzmir turuna yarın başlayacak.

(Yeşil Gazete)

Küçük Ada Ülkeleri Konferansı’na iklim değişikliğinin sorumluluları katılmadı

Geçtiğimiz hafta düzenlenen 3. BM Küçük Ada Ülkeleri konferansına Çin ve Hindistan’ın Başbakan düzeyinde katılmaması ada devletlerinin eleştirisine neden oldu. Zira iklim değişikliğinin ada devletleri üzerindeki etkilerinin konuşulduğu bu konferansa devlet düzeyinde katılmayan Çin ve Hindistan, gezegene karbon salınımı konusunda birinci ve üçüncü sırada bulunuyor.

nauru

1-4 Eylül tarihleri arasında Samoa’da gerçekleşen 3. Küçük Ada Devletleri Konferansı’nın konusu iklim değişikliğiydi. BM iklim direktörü Christiana Figueres ve WMO’dan Michel Jarraud’nun katıldığı konferansa Çin ve Hindistan’ın katılmaması tepki çekti.

Marshall Adaları Cumhuriyeti konuyla ilgili yaptığı açıklamada “iki ülkenin de katılmamasının şok edici ve hayal kırıklığına yol açıcı” olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanı Tony de Brum, “Şimdiye kadar iklim değişikliğiyle ilgili okuduğum tüm makaleler Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin iklim krizine etkisini ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ülkelerden bahane değil, dayanışma bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklamayı yapan Marshall Adaları’nda iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesi yaklaşık 210 santimetre kadar yükseldi. Beklenmeyen seller nedeniyle tehdit altında yaşayan, yükselen tuzlu su nedeniyle de tarım arazileri, dolayısıyla ekonomileri büyük zarar gören Marshall Adaları Cumhuriyeti için iklim krizi ‘yarınéın değil, bugünün sorunu olmuş durumda.

(rtcc / Yeşil Gazete)

22 Yaş Altı Tekerlekli Sandalye Basketbol Avrupa Şampiyonu Büyük Britanya

İspanya, Zaragosa’da oynanan final maçında rakibi Almanya’yı 51 – 40 maplup eden Büyük Britanya, 22 yaş altı Erkekler Tekerlekli Sandalye Basketbolu Avrupa Şampiyonası’nı zirvede tamamladı.

29 tekerlekli sandalye basketbolu...
Şampiyon Büyük Britanyalı gençler İsrail karşısında

Maça savunma güvenliğini önde tutarak başlayan Büyük Britanyalı sporcular ilk çeyreği 16 – 4, ikinci çeyrekte Almanya’nın kendilerini yakalama çabasına rağmen ilk devreyi 31 – 11 önde tamamladı.

Almanya’nın momentumu yakaladığı tek devre ise 8-0’lık bir avantaj yakaladığı son çeyrek oldu. Almanya’nın son nefesteki bu çabası yeterli olamadı ve George Bates’in 16 sayılık performansının da etkisi ile Büyük Britanya 10 yıl sonra bir kez daha 22 yaş altı Erkekler Tekerlekli Sandalye Basketbolu’nda Avrupa’nın en iyisi ünvanını kazandı.

Türkiye şampiyonayı 4. sırada tamamladı

Bronz madalya mücadelesinde İtalya karşısına çıkan Türkiyeli basketbolcular ise turnuvanın en çekişmeli maçını çıkardılar İtalyan rakipleri ile birlikte. 10 defa üstünlüğün el değiştirdiği maçta ilk devre 26-26 eşitlikle geçildi. İkinci devresi de büyük mücadeleye sahne olan maçı tek sayı farkla 52 – 51 İtalya kazandı ve bronz madalyanın sahibi oldu.

İtalyan skorer Filippo Carossino attığı 20 sayı ile madalyayı ülkesine getiren isim oldu.

(Yeşil Gazete, Paralympic.org)

 

 

 

[Dünya Organik Kongresi] Orta Afrika Çiftçi Örgütleri Başkanı Elisabeth Atangana da İstanbul’da

13-15 Ekim 2014 tarihlerinde, Buğday Derneği ev sahipliğinde İstanbul’da yapılacak olan Dünya Organik Kongresi’nin (IFOAM Organic World Congress) katılımcılarında biri de kadınların aile çiftliklerinin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği, çevre ve beslenme açısından üretimde de aktif rol oynaması için 30 yılı aşkın süredir çaba gösteren Elisabeth Atangana.

Elisabeth-AtanganaCamerun’un başkentine 30 kilometre uzaklıkta muz ve sebze yetiştiren bir çiftçi olarak hayatını devam ettiren Atangana, 2005’ten bu yana PROPAC’ın (Orta Afrika Çiftçi Örgütleri Bölgesel Platformu) başkanlığını yürütüyor. 2012’de FAO’nun Kooperatifler Özel Elçisi olarak atandı. Sürdürülebilir kalkınma ile ilgili politika ve stratejilerde kırsaldaki kadınlar ve gençlerin durumunun da dikkate alınmasına öncelik veriyor.

Bağımsız ve kendi kendine yetebilen kooperatifler,kadınlar ve gençler, Atangana için tarım ve üretimde kilit rol oynuyor. Özellikle kadınların siyasi arenanın yanı sıra aile çiftliklerinin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği, çevre ve beslenme açısından üretimde de aktif rol oynaması gerektiğini savunuyor.

Tarım ve üretim denince kadınların ve gençlerin öncelikle kendilerini ifade edebilmeleri ve kendi pozisyonlarını tayin edebilmeleri için eğitimin şart olduğuna dikkat çeken Atangana, daha sonraki süreçte  hükümetler,yönetimler ve karar vericilerle diyaloğa geçebilmeleri, seslerini duyurabilmeleri için ortam yaratılması gerektiğini düşünüyor.

Birleşmiş Milletler, açlık-yoksullukla mücadele ve doğal kaynakların korunması, kırdan-kente göçün azaltılması ve sürdürülebilir tarımsal üretim açısından “Aile Çiftçiliği”nin öneminin vurgulanması amacıyla 2014 yılını “Uluslararası Aile Çiftçiliği” yılı olarak ilan etti. Ve Atangana’ya göre; sürdürülebilir tarım, ancak küçük ölçekli üreticinin desteklenmesiyle mümkün.

The harvest of wheat

 

Elizabeth Atangana’yı dinlemenin belki de tam zamanı!

13-15 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek Dünya Organik Kongresi (IFOAM 2014) ile ilgili detaylı bilgi ve kayıt için remi web adresi ww.owc2014.org

(Yeşil Gazete, Buğday)

Halkalı’da yüzlerce işçi yol kapatma eyleminde

Halkalı’da bir site inşaatında çalışan yüzlerce işçi, çalışma koşullarının kötü olduğu gerekçesiyle eylem yapıyor. İş bırakan işçiler şantiye önünde toplandı. Pankart açan işçiler, ateş yakıp yol kapattı.

29

İstanbul Halkalı’da bulunan Temapark Mesa Blokları şantiyesinde çalışan yüzlerce inşaat işçisi, çalışma koşullarının kötü olduğu gerekçesiyle iş bırakıp eylem yaptı.

İş bırakan emekçiler, şantiye önünde toplantı. İnşaat işçileri pankart açıp, yol kapattı.

(Cumhuriyet)

İpek Soylu, ABD Açık’ta genç çift kadınlar şampiyonu

İpek Soylu, ABD Açık’ta genç çift kadınlar kategorisinde partneri Teichmann ile birlikte şampiyon oldu.

ABD Açık Tenis Turnuvası

ABD Açık Tenis Turnuvası’nda genç çift kadınlar mücadele eden İpek Soylu, finalde partneri Jil Belen Teichmann ile birlikte, Belaruslu Vera Lapko ve Slovak Tereza Mihalikova ikilisini yenerek, Türkiye’ye ilk Grand Slam şampiyonluğunu getirdi.

Sezonun son Grand Slam turnuvasında başarılı maçlarla finale gelen Soylu-Teichmann ikilisi, rakiplerini tie-break sonucu 2-1 yenerek şampiyonluğa uzandı. Karşılaşmanın 13. dakikasında şiddetli yağış nedeniyle mücadeleye yaklaşık 1 saat ara verildi.

İlk seti 7-5 kaybeden Soylu-Teichman çifti, 2. seti 6-2 kazanarak durumu eşitledi. 3. seti süper tie-break sonucu kazanan Soylu – Teichman çifti şampiyonluğa ulaştı. Bu sonuçla İpek Soylu, bir Grand Slam şampiyonluğu kazanan ilk Türkiyeli tenisçi oldu.

Türkiye daha önce Grand Slam’lerdeki en büyük başarısını Wimbledon ve ABD Açık’ta çiftlerde 3. tur oynayan İpek Şenoğlu ile yaşamıştı.

 

Adalar’da “Fayton” üzerinden oyunlar (1)

fayton1Adalar’daki “Fayton” sorunu uzun yıllardır gündemde. Adalıların ulaşım, dışardan gelen yerli ve yabancı turistlerin gezinti ve eğlence aracı olarak kullandığı faytonlar “ulaşım aracı” olarak sınıflandığı için, tüm yetki ve sorumluluk İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘ne bağlı UKOME adıyla bilinen Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’nün elinde. Sorunu çözmek hiç de zor olmadığı halde, yapılması gerekenler bir rant yaratmadığı için çözülmüyor. Ya da çözümsüzlükte bir rant olduğu için sorun çözülmüyor da diyebiliriz.

Adalar’daki fayton ve ulaşım sorunu hakkında Adalar Belediyesi‘nin girişimi ile 2012 yılında UKOME bir çözüm planı hazırladı. Plan, Ada yaşamından habersiz olanlara ilk bakışta sempatik bir plan olarak görünüyordu. Oysa ayrıntılı incelendiğinde, UKOME’nin hazırladığı bu planın, sit alanı olan Adalar için felaketin başlangıcı olacağı kolaylıkla anlaşılabiliyordu. Bu nedenle de yeterince destek bulamayan bu plan gerçekleştirilemedi. Planın en sakıncalı tarafı, faytonların kaldırılması, yerine İSPARK’ın kontrolünde motorlu taşıtların getirilmesiydi.

Adalar sit alanı

Adalar, 1984 yılından bu yana birinci derece tarihi ve kentsel sit alanı olarak korunuyor. Bu yasal korumaya rağmen, imar rantı kaynaklı baskı tüm adalarda hissediliyor, tarihi ve kültürel varlıkların korunması her geçen gün zorlaşıyor. İmar rantının toplumun bazı kesimlerinin, özellikle de AKP’li büyük şehir belediyesinin yaşam kaynaklarından biri olduğunu biliyoruz. Ayrıca AKP hükümetinin sürdürülemez nitelikteki ekonomi politikaları, en çok eleştirilen yanlarından biri.

Büyükada'da motorlu taşıtlardan arınmış sokaklar
Büyükada’da motorlu taşıtlardan arınmış sokaklar

“Faytonlar kaldırılsın, motorlu taşıtlar gelsin” söylemi de Adalar’ı imar rantına açmanın sihirli formüllerinden biridir. Ada halkının çoğunluğu bu tehlikenin farkındadır.

Adaları, içinde golf arabalarının dolaştığı para basan beş yıldızlı otellerle dolu görmek isteyen bir grup sermaye sahibi olduğunu biliyoruz. Aynı zamanda bu hayali paylaşan, bu otellere müşteri olmak isteyen, parayla şımartılmış diğer bir grup sonradan görmenin de farkındayız.

Oysa Adalar’ın kendine ait bir yaşam kültürü vardır.

Sokakları otomobiller tarafından işgal edilmemiştir.

Adalar’ın, yayaların ve bisikletlilerin otomobiller tarafından tehdit edilmeden hareket edebildiği sokaklarında çocuklar rahatlıkla oyunlarını oynarlar.

Doğal yaşamın ve sağlığın en büyülü temel ilkelerinden birisi aktif yaşamdır. Motorlu taşıtların yokluğu Adalıları hem aktif yaşama teşvik eder, hem de bu tarz yaşamın olanaklarını sağlar. Aktif yaşam sağlığın korunmasında o kadar önemlidir ki, bu tarz yaşam olanaklarını sağlamak ve teşvik etmek, kamu kurumlarının hem görevi, hem de sorumluluğudur.

Adalar, insanların hem yürüyerek, hem de bisikletle ulaşım haklarının görece sağlandığı ülkemizin nadir yerlerinden birisidir.

Açıkça anlaşıldığı gibi, “Faytonlar kaldırılsın, yerine motorlu taşıtlar gelsin” söyleminin sonuçlarından biri, yayaların ve bisikletlilerin haklarının yok edilmesi, bir diğeri de çocukların evlere hapsedildiği sıkıcı bir şehir yaşamıdır.

“Atlar ölüyor, faytonlara binmeyin” kampanyası

Atların ve atçılığın uygarlığımızın en temel tarihsel değerlerinden biri olduğunu ihmal ederek Adalar’daki atlar ve faytonlar hakkında hüküm verilmesini de anlamakta güçlük çekiyorum.

trafik_kazasiHayvansever olduklarını düşünen bir grup insan Adalar’da “atlar ölüyor, faytonlara binmeyin” diye bir kampanya başlatmışlar. Yaptıkları basın açıklamalarında faytonların kaldırılmasını talep ediyorlar. Görünen o ki, bir kısmı samimi duygularla hareket eden bu insanlar ciddi bir yanılgı içindeler.

Faytonlar kaldırıldığında mevcut atların ne olacağını sanıyorlar? Hepsinin birden öldürüleceğinin çok da farkında olmadıklarını düşünüyorum? Üstelik atların ölümünden en çok rahatsız olanların, hepimizden daha çok üzülenlerin, at sahipleri, faytoncular olduğunu anımsatmak isterim. Batı’da buna benzer örnekler yaşanmış ve tüm girişimlere rağmen hikaye, atların öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. Bu kampanya açıkça bir katliama davetiyedir.

Faytonlara binmemek kişisel bir seçimdir ve haktır. Ancak faytonlar kaldırılsın demek, yerine motorlu araçlar gelsin demektir. Motorlu araçların da ister elektrikli ister benzinli olsun ekolojik bir ulaşım aracı olmadıkları ve Adalar’ın kendine özgü yaşam tarzını yok edeceği ortadadır. Adalar’da yayalar, bisikletliler ve faytonlar arasındaki hassas dengeyi koruyan bir ulaşım yöntemini desteklemek yerine motorlu araçlara kapı açan anlayışların bizi götüreceği yer, ada yaşam ve kültürünün son kalan güzelliklerinin de yitirilmesidir. Adalar ölçeğinde bakarsak, bir mikro ekolojik felakettir.

Kuşkusuz atlar ve atların bakımıyla ilgili birçok sorun yaşanıyor. Ama bu sorunların hiçbirinin çözümü faytonların kaldırılması değil. Yetki alanında olduğu için İBB’nin kaynak aktarıp faytonculara ve atlara destek sağlaması ve denetlemesi ile sorunların çözümü mümkün. Oysa bugüne kadarki uygulamalarından gördüğümüz kadarıyla, Büyükşehir Belediyesi’nin tutumu hem destek sağlamamak, hem de denetlememek şeklindedir.

Göründüğü kadarıyla, Adalar’ı imar rantına açmanın ilk adımı olarak sokakların motorlu taşıtlara teslim edilmesi için kimileri (İBB ve yerel işbirlikçileri) bilerek, kimileri de bilmeyerek (hayvanseverler) ellerinden geleni yapıyorlar. Oysa Adalar’ın sokaklarını motorlu taşıtlara terk etmenin ne insanlara ne de atlara bir faydası olacaktır.

Buna rağmen sürdürülen bu tutumun açıkça bir manipülasyon olduğunu düşünmek için yeterince neden var. Bir sonraki yazıda biraz daha ayrıntıya gireceğim.

Savaş Çömlek – Yeşil Gazete

Haftasonu Türkiye sele teslim oldu

Haftasonu Türkiye’nin birçok bölgesinde etkili olan yağışlar selleree neden oldu. İstanbul, Karabük, Bursa, Uşak, Tekirdağ, Ankara, Düzce gibi birçok ilde yağışlar etkisini gösterdi. Pek çok ilde yağış sonrası sel felaketi yaşandı.

İstanbul, Karabük, Bursa, Uşak, Tekirdağ, Ankara, Düzce gibi Türkiye’nin pek çok ilinde yağışlar etkili oldu, birçok ilde sel meydana geldi.

9 türkiyede sel...

İSTANBUL’DA ŞİDDETLİ YAĞIŞ SONRASI SEL

Alibeyköy’de yağan kısa süreli şiddetli yağmur, bölgede bazı cadde ve sokakları göle çevirdi. Rögar kapaklarının taşması sonucu kapanan yolda uzun süre minibüste kurtarılmayı bekleyen yolcular, itfaiye ekiplerinin yardımıyla tahliye edildi.

KARABÜK YAĞMURA TESLİM OLDU

Karabük’te akşam saatlerinde aniden bastıran yağmur sonrası yollar göle dönerken, çok sayıda işyeri ve araç sular altında kaldı.

Karabük’te saat 19.30 sıralarında başlayan şiddetli yağış, bir anda yolları göle çevirdi. Araç trafiğinin bazı bölgelerde durma noktasına geldiği kentte, yağmura yakalanan vatandaşlar zor anlar yaşadı. Sağanak yağış sebebiyle kent merkezinde birçok iş yeri sular altına kalırken kenar mahallelerde de bazı evlerin bodrum katları yağmur sularıyla doldu.

BURSA HAZIRLIKSIZ YAKALANDI

Bursa’da etkili olan yoğun yağış sırasında rögarların taşması sonucu bazı cadde ve sokaklarda su birikintileri görüldü. Osmangazi ilçesi Haşim İşcan Caddesi’ndeki Demirtaşpaşa Köprüsü’nün alt yolunda oluşan büyük su birikintisi, bazı vatandaşların araçlarıyla mahsur kalmasına yol açtı. Hafif raylı sistem hattındaki duraklarından birkaçı da sular içinde kaldı..

Bursa’da sağanak yağışa hazırlıksız yakalanan Bursalıların, alt geçitlere ve bazı iş yerlerine sığınırken, elinde şemsiye olmayanların ise koşturduğu görüldü.

UŞAK MERKEZDE SEL FELAKETİ, OLTALI FOTOĞRAFLAR İLE TEPKİ

8 türkiyede sel

Uşak’ta Cuma günü saat 16.30’da aniden bastıran ve 45 dakika süren sağanak yağmur cadde ve sokakları dereye döndürdü, İzmir- Ankara karayolu, Orhan Dengiz Bulvarı, Zübeyde Hanım, Hakkı Yağcı ve İsmetpaşa caddelerini suyla doldurdu. Araçlar ve yayalar yolda ilerlemekte güçlük çekti.

Bir esnafın, yağmur sularıyla dolan sokakta yağmurluğunu giyip, bir tabureye oturup, işyerinin önünde “Rastgele” diyerek olta attığı görüntüler tıklanma rekoru kırdı. Çevre esnafı tarafından cep telefonuna kaydedilen görüntülerde, temsili olarak oltasına balık bekleyen esnaf, arkadaşlarını akşama balık yemeye davet etti.

 

Sağanak yağışın etkisini azaltmasıyla kentte durum normale dönerken, yağışların önümüzdeki 3-4 gün daha ara ara etkili olacağı belirtildi.

TEKİRDAĞ’DA ALTGEÇİTİ SU BASTI

Tekirdağ’da etkili olan sağanak yağışın ardından Altınova Altgeçidi sular altında kaldı. Tekirdağ’da öğle saatlerinde başlayan sağanak akşam saatlerinde etkisini arttırdı. Sağanak nedeniyle Altınova Altgeçidini su basarken, bazı araçlar mahsur kaldı. Suda bozulan araçlar olay yerine gelen itfaiye ile mahsur kaldıkları altgeçitten çıkartıldı. Polis ekipleri altgeçidi trafiğe kapattı ve güvenlik önlemi aldı. İtfaiye ekipleri önlemlerin ardından altgeçitteki suyu tahliye ederek trafiği ulaşıma açtı.

Polisin uyarıyla yol güzergahlarını değiştiren vatandaşlar ise, her yağmurda Altınova geçidini su bastığını belirterek, “Yetkililer bu işe bir çözüm bulmalıdır. Her yağmur yağdığında böyle oluyor” dedi.

ANKARA SİNCAN DA SELE TESLİM

Ankara Sincan’da yoğun yağışlar sonrası meydana gelen sel baskınında 15 kişi yaralanarak hastanelere kaldırıldı. Bir vatandaş sel sonrası devrilen elektrik direğinden akıma kapılarak yaralandı. Çok sayıda ev ve iş yeri ile araçlar ve bir park sular altında kaldı, cadde ve sokak aralarında çamur yığınları oluştu.

Akşam saatlerinde aniden bastıran yağmur sonrası Sincan ilçesi Saraycık ve Çimşit Küme Evleri mevkisinde sel meydana geldi. Yağışlar nedeniyle oluşan sel baskınında bazı vatandaşlar araçlarıyla birlikte suya kapıldı. Meydana gelen sel sonrası Saraycık, Çimşit ve Küme Evleri mevkisine çok sayıda ambulans, itfaiye ekibi, UMKE ekipleri ve polis ekipleri sevk edildi. Oluşan sel baskını sebebiyle birçok ev ve işyerinin yanı sıra birçok otomobil de su altında kaldı.

DÜZCE’DE YAĞIŞ SONRASI KAZA

Düzce TEM Otoyolu Gümüşova rampalarında yağmur sonrasında zincirleme trafik kazası meydana geldi. Otomobilin yoldan çıktığı başka bir kazada ise 5 yaralandı.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul’dan Ankara istikametine gitmekte olan otomobiller yağışla birlikte kayganlaşan yolda bir anda kaymaya başladı. Hızla gelen diğer araçlarda duramayarak kazaya karıştı. Kazada 5 otomobil birbirine girerken kazalarda şans eseri yaralanan olmadı.

(CNN Türk, Zaman, Radikal, Samsun Haber)

“Asansör mesai saati dışında kullanılıyordu”

Mecidiyeköy’deki ‘Torun Center’ inşaatında asansörün 32. kattan zemine çakılması ile 10 işçinin hayatını kaybetmesini protesto etmek isteyen göstericilere polis müdahale etti. Olayla ilgili gözaltına alınan 8 kişi ise ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Mecidiyeköy’deki Torun Center şantiyesinde cumartesi akşamı saat 19:45’te işçileri taşıyan asansörün 32. kattan düşmesi sonucu 10 işçi hayatını kaybetti.

rezi3

Bugün, Torun Center’da düşen asansörü monte eden firmadan yapılan açıklamada sözleşmlerinde işletim görevi olmadığı ve asansörün mesai dışı saatte kullanıldığı için bakım elemanlarının kaza anında şantiyede olmadığını açıkladı.

Geda-Majör Limited Şirketi, bu sabah yaptığı açıklamada, “Montaj, periyodik bakım/onarım ve demontajdan sorumluyuz. Asansör sisteminin işletilmesi ise sözleşme kapsamında değildir” dedi.

Firmadan yapılan açıklama şöyle:

“Torunlar GYO-Torun Yapı ve Kapıcıoğlu proje ortaklığı ile Geda-Majör arasında 31 Mayıs 2013 tarihinde insan ve yük taşıma asansörleri kiralama sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme sonrasında parçalarının tamamı Almanya’dan ithal edilen asansörler, şantiyede kiracı tarafından gösterilen yere kurulmuş, eksiksiz ve hasarsız çalıştığının kontrolleri yapıldıktan sonra bir tutanak ile proje ortaklığına teslim edilmiştir.

İşletimi sözleşmede yok

“Anılan sözleşme uyarınca şirketimiz Torunlar İnşaat’a kiralanan asansörlerin güvenli şekilde montajı, periyodik bakım/onarımları ve demontajından sorumludur. Asansör sisteminin işletilmesi ise sözleşme kapsamında değildir.

“Sözleşme kapsamındaki bu periyodik bakım hizmeti için iki uzman personelimiz mesai saatleri içinde sürekli inşaat alanında bulundurulmaktaydı. Cumartesi günü ve mesai saati dışında meydana gelen bu kazanın oluş şekli hakkında şu aşamada bir bilgimiz bulunmamaktadır. Savcılık soruşturmasının sonucunu bizler de beklemekteyiz.”

İş cinayetini protesto etmek isteyen bir grup, dün akşamüstü Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla Cevahir AVM önünde buluşup Mecidiyeköy’deki Torun Center İnşaat’a yürümek isterken polisin müdahalesiyle karşılaştı.
Torun Center’daki olayla ilgili gözaltına alınan 8 şantiye görevlisi, polis merkezindeki ifadelerinin ardından bugün serbest bırakıldı.

torunun-insaati-erken-bitsin-diye-24-saat-calisma-izni-verilmisf08dd37f69d380150248

24 saat izinli şantiye

TOKİ ile yapılan sözleşmenin niteliği gereği Torunlar, inşaatı bir an önce bitirerek, yapılacak olan mağaza, konut ve iş merkezlerinin satışından yüzde 65 pay almayı planlıyor.

Hazırlanan Değerleme Raporuna göre mevcut hızıyla, projenin 2015 yılında satışa hazır hale geleceği öngörülüyordu. Rapor tarihi itibariyle projenin yüzde 35’lik kısmı tamamlanmış durumdaydı. Mevcut projenin tamamlanmamış yüzde 65’lik kısmının, 2014 yılında yüzde 70’i, 2015 yılında da geriye kalan yüzde 30’unun tamamlanacağı öngörülmüştü. Bu tahminlere göre de projenin Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı portföyünde yer alabileceği öngörülüyordu. Şirket projeyi ne kadar erken bitirirse kredi olanakları fersah fersah artacaktı. Hesap net buydu.

Torun: kaza sektörel bir vaka

Başbakan Davutoğlu, iş cinayetiyle ilgili idari soruşturmanın başlatıldığını, konunun yarınki Bakanlar Kurulu toplantısında konuşulacağını söyledi.

Düb sabah saatlerinde kameralar karşısına geçen Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı,Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imam hatip lisesinden sınıf arkadaşı Aziz Torun, asansörün bozuk olduğunu söyleyen işçilerin yalan söylediğini, etrafta işçi gibi dolaşan kişiler olduğunu iddia etmiş, kazaların ‘sektörel bir vaka’ olduğunu söylemişti.

Torun Nisan ayında şantiyede bir işçinin daha öldüğünün ve Ağustos alında yangın çıktığının hatırlatılması üzerine de işçileri suçladı: “Bu soruyu böyle sorduğunuz için sizi kınıyorum. Çok üzgünüz ama 1500 civarında işçi çalışan bir şantiyede her ne kadar eğitimler verilse de çalışanların aynı hassasiyeti göstermediğini de biliyoruz.”

(Bianet/ Evrensel / Yeşil Gazete)