Ana Sayfa Blog Sayfa 3882

“Dünyayı kurtarma planı” Pazar günü Moda’da anlatılacak

İstanbul Permakültür Kolektifi ve Anadolu Meraları‘nın 14 Eylül Pazar günü ortaklaşa düzenlediği söyleşide, Bütüncül Yönetim anlatılacak.

Savory Enstitüsü Anadolu Gözesi olan Anadolu Meraları’nın Türkiye’de ilk defa 40 dönüm arazide uygulamaya başladığı Bütüncül Yönetim’le ilgili yapacağı sunum ve söyleşi, İstanbul’da bulunan Halka Sanat Projesi mekanında gerçekleşecek.

bütüncül yönetim1

Zimbabweli biyolog Allan Savory tarafından yaratılan Bütüncül Yönetim, çölleşmeyle ve iklim değişikliğiyle mücadelenin ve Dünya’yı kurtarmanın “daha fazla sayıda ve ‘bütüncül yönetilen’ otçul hayvanlarla” kazanılabileceğini iddia ediyor. Geviş getiren hayvanların evcilleştirilmeden önceki hareket döngülerinin, sosyal ve ekonomik değişkenler de hesaba katılarak taklit edilmesi olarak kabaca özetlenen Bütüncül Yönetim, Allan Savory’nin 2 milyonu aşkın insan tarafından izlenen geçen yılki TED konuşmasının ardından gündem olmuştu.

Savory Enstitüsü’nün Türkiye ve Anadolu Gözesi olan Anadolu Meraları, Ormanevi Kolektifi kurucularından ve Yeşil Gazete ekibinden Durukan Dudu’yla Volkan Büyükgüngör tarafından, 4 yıllık bir ön hazırlığın sonucu olarak 2013 yılında kuruldu. Çanakkale Biga’da bulunan 40 dönümlük uygulama arazisinde  Geçtiğimiz ay Türkiye’nin ilk tam-müfredatlı Bütüncül Yönetim eğitimini veren Anadolu Meralan, 12 Ekim’de Allan Savory’yi IFOAM önkonferansları çerçevesinde İstanbul’da ağırlayacak.

bütüncülyönetim5

Pazar günü Moda’da gerçekleşecek söyleşiye katılım ücretsiz. Kayıt için ipermakulturkolektifi@gmail.com adresine bir email atılması istenilen etkinliğin programı şöyle tanımlanıyor:

Neden Bütüncül Yönetim?

– İklim Değişikliği
– Çölleşmeyle Mücadele
– Toprak Islahı
– Gıda Güvenliği ve Güvencesi
– Kırsalı/Toplulukları yeniden kurmak

Bütüncül Yönetim Nedir?

– Temel Bulgular
– Ekosistem Süreçleri ve Araçlar
– Finansal Planlama
– Otlatma Planı
– Arazi Planlaması

Anadolu Meraları ne işe yarar?

– Savory Enstitüsü modeli
– Anadolu Meraları eğitim ve eğitim sonrası süreç
– Türkiye’nin ilk Bütüncül Yönetim Uygulama Arazisi’nden bulgular, paylaşımlar

Etkinlikle ilgili bilgiye Facebook sayfasından ulaşılabilir. Anadolu Meraları hakkında daha detaylı bilgi, fotoğraflar ve makaleler ise web sitelerinde ve Facebook sayfalarında ve Twitter hesabında mevcut.

(Yeşil Gazete)

Melih Gökçek’le konuşanınız var mı? İshal olmuş mu?

11 Eylül’deki basın açıklamasında içtiği ambalajlı su iddia ettiği gibi Ankara’nın musluklarından akan suyun ambalajlanmış haliyse kendisinin sağlığından endişe ediyorum. Zira Ankaralılar bir haftadır komple ishal.

Ankara Tabipler Odası 8 Eylül’de yaptığı açıklamada geçen sene bu zamana göre Ankara hastanelerine gelen ishal vakalarının 2,5 kat arttığını söyledi. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi ve Çevre Mühendisleri Odası da bir basın açıklaması yaptı. Ankara’da suyun Kızılırmak’tan geldiğini, Kızılırmak’a onlarca kentin atık suyunun arıtılmadan verildiğini söyledi. Hatta Mogan’da ölen balıkların da nedeninin Kızılırmak’tan Mogan’a akıtılan su yüzünden olduğunu söyledi. “Bizim edindiğimiz bilgilere göre Ankara, 1 milyon metreküplük su tüketiyor. Bunun da 380 metreküpü Kızılırmak’tan geliyor”.

Bu sırada Ankaralılar ise bok üzerine açıklamalar yapıyordu:

Peki Ankara’da leblebi stoklarının tükenmesinin, Büyük Kıtlık’ta görülen benzer patates açlığı çekilmesinin nedeni ne?

Suçlu pet şişe lobisi!

Melih Gökçek ilk defa doğru bir şey söylüyor ama çok yanlış yerde söylüyor.

Pet şişe lobisi diye bir şey hakikaten var. Çok meşhur İsviçre doğumlu uluslararası bir marka bunun başında geliyor. Gelişmekte olan ülkelerin yeraltı kaynaklarını sömürüp, bu yeraltı sularını şişeleyip zaten su kıtlığı çeken ülkelerin daha da çok kıtlık çekmesine neden olup bu suları fahiş fiyatlardan satıyor bu lobi. Konuyla ilgili yapılmış bir sürü imza kampanyası, yazılmış onlarca makale bir de Bottled Life diye belgesel var.

Evet pet şişe lobisi var da bu lobi Ankara barajlarına sı.mıyor. O kadar da değil hani.

Zaten Melih Gökçek suçlayacaklarını pet şişe lobisiyle tutsa hadi inanacağız diyelim, arıtma tesisi lobisi ve CHP’yi de hedef gösterdi.

CHP’ye hadi neyse alıştık, kadrolu lobici ama arıtma tesisi lobisinin gerçekten güzel ülkemizin istikbalinde kötü emelleri olabileceğini düşünmek istemiyorum.

Zaten sular da tertemiz. Türk siyasetinin Çernobil’den beri en sevdiği kriz çözüm yöntemi olan gıda tüketiminin su ile olan imtihanını da basın açıklamasında gördük.

Çernobilli çay iç
Çernobilli çay iç

Melih Gökçek tüm sorularımızı yanıtlamak için 11 Eylül’de kameralar karşısına geçti ve ambalajlı Ankara Sular ve Kanalizasyon İdaresi’nin şebeke suyunu lıkır lıkır içti.

Boklu su iç
SU TEMİZ!

Afiyet olsun.

Melih Bey önümüzdeki günler için size tavsiyem kahveye limon sıkıp yutun. Yalnız kahve tadını geçirmek için musluktan su içmeyin. Boşa gider.

Anadilde Kürtçe okul geliyor

Çözüm sürecinin önemli bir ayağı olan anadilde eğitim tartışmaları sürerken, aralarında Diyarbakır’ında bulunduğu üç merkezde Kürtçe eğitim veren üç okul açılıyor. HDP’li belediyeler ile DTK, Kurdi-Der, Eğitim Sen gibi bazı sivil toplum kuruluşlarının (STK) girişimiyle açılacak okullar, Diyarbakır, Cizre ve Yüksekova’da olacak. Okulların açılması girişiminde bulunan STK’lar, “Kürt sorunu çözülecekse anadilde eğitim muhakkak olmalı. Çözüm sürecini provoke ediyor diyorlar. Aksine biz sürece yardımcı olmak istiyoruz” diyor.

kürtçe

Kürtçe eğitim verecek okullarla ilgili Taraf’a konuşan Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (Kurdi-Der) Başkanı Sabahattin Gültekin, “İlk okulda görülecek olan bütün dersler Kürtçe olarak verilecek. Okulda beş sınıf olacak. Altı yaşında olan öğrencilerin kaydı alınacak. Yüz öğrenci alıyoruz ilk etapta. Şu anda birinci sınıftan başlıyoruz. 20 kişilik sınıflar düşünüyoruz. Beş öğretmen görev alacak. Bunun yanında branş öğretmenleri ile birlikte sekiz öğretmen görev yapacak. 15 Eylül’de Bağlar Belediyesi Ferzat Kemanger Eğitim Destek Evi’nde eğitime başlayacağız” diye konuştu.

2014-2015 öğretim yılında hazır

Diyarbakır Eğitim-Sen Şubesi Eşbaşkanı Yıldırım Arslan, anadilde eğitim okulunun 2014-2015 eğitim öğretim yılında hayata geçirileceğini söyledi. Bu adımın provokasyon olarak ifade edilmesinin kendilerini incittiğini belirten Arslan, “Yeni bir hükümet kuruldu, anayasanın yeniden yapılması tartışmaları sürüyor. Bu süreçte en önemli konu dil ve kendini ifade etme konusudur. Diğer bir önemli nokta çözüm süreci ile ilgili açıklamalar. Hem hükümet hem de diğer taraf Eylül ayının önemine dikkat çeken açıklamalar yaptı. Buyurun mademki Eylül ayı çok önemli, buyurun anadilde eğitim ile ilgili bir adım atılmış durumda. Bu girişimi de bu temelde ele almak lazım. Bu kesinlikle üniter yapıya, Türkçeye yönelik tavır olarak algılanmamalı. Demokratik ve meşru bir talep olarak görülmeli” ifadelerini kullandı.

İlkokul düzeyinde olan okulun yapısı ile ilgili konuşan Arslan, “İlkokul formatında, anadilin öğretildiği bir okul olacak. Bundan sonraki yıllarda Türkçe dili de olacak ancak şu an için sadece Kürtçe eğitim-öğretim verilecek. Okulda pedagojik açıdan uzmanlardan kabul gören kaynaklar kullanılacak. Irkçı-şovenist kaynaklar olmayacak” dedi.

Bu adımın özerliğe hazırlık olup olmadığına ilişkin ise Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Ankara’nın merkezi yönetim sistemi sıkıntılı. Diyarbakır’daki bir problemi Ankara çözemiyor. Aksine daha sıkıntılı yöntem uyguluyor. Eğitimde AB yerel yönetim şartlarının esas alınması gerekiyor. Eğitimin yerel ağlara bağlanması gerekiyor. Bu yönetim şekli esas alınırsa özerlik veya başka bir isim olabilir. Ancak sistem bu olmalı” dedi.

(Taraf)

İnsan Hakları İzleme Örgütü, “İsrail savaş suçu işledi”

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Gazze’ye yönelik saldırılarında BM okullarını vuran İsrail’i savaş suçu işlemekle suçladı. İsrail, bu saldırıyı soruşturacağını açıklamıştı.

19 bm okuluna saldırıNew York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü, saha araştırmalarından toplanan kanıtlara ve yapılan mülakatlara dayalı kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre, İsrail’in, Gazze’ye yönelik 51 gün süren operasyonlarında 3 BM okuluna saldırı düzenlemesi savaş suçu kapsamına giriyor.Örgüt, raporunda, “İsrail’in Gazze’de evlerinden olan sivillerin sığındığı BM okullarını hedef alması savaş hukukunun ihlali anlamına gelen sayısız sivil ölüme sebep olmuştur” ifadelerini kullandı.

İnsan Hakları İzleme örgütü, 24 Temmuz’da Beyt Hanun’da, 30 Temmuz’da Cebaliye’de ve 3 Ağustos’ta Refah’ta hedef alınan BM okullarında 17’si çocuk 45 kişinin öldüğünü duyurdu. Örgüt, internet sitesindeki açıklamasında, İsrail’in bu saldırılar hakkında açtığı soruşturmaların güvenlirliğinden şüphe duyduğunu dile getirdi.Örgüt, İsrail’in daha önce güvenlilir soruşturma yürütemediğine dair örneklerin bulunduğunu da belirtti.

İsrail’den soruşturma kararı

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İsrail Genelkurmay Başkanı Binyamin Benny Gatz’ın, Gazze saldırısı esnasında yaşanan “istisnai” durumlar için soruşturma açılması talimatı verdiği bildirildi.

İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nin Refah kentinde sığınmacıların bulunduğu Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNRWA) ait bir okula 4 Ağustos’ta düzenlediği saldırıda 14 Filistinli hayatını kaybetmiş, 50’den fazla kişi yaralanmıştı.

İsrail aynı gün içinde ikinci kez saldırı düzenlemişti.

ABD yönetimi BM okuluna saldırıyı “utanç verici” olarak niteleyerek, saldırı karşısında “dehşete düştükleri” açıklamasında bulunmuştu.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Filistin’deki okula düzenlenen saldırının, uluslararası hukukun açıkça yeni bir ihlali olduğunu belirterek ”BM sığınakları güvenli alan olmalı, savaş alanı değil” ifadesini kullanmıştı.

(Al Jazeera Türkçe)

Vicdan Fimleri.org 11 Kasım’a kadar filmlerinizi bekliyor

Hrant Dink Vakfı, herkesi vicdanın sokakta ifade bulan yüzlerini kısa filmlerle anlatmaya davet ediyor. Filmleri 11 Kasım’a kadar yükleyebilirsiniz.

Hrant Dink Vakfı, bu yıl “Gelin Vicdanımızla Sokağa Bakalım” sloganı ile herkesi vicdanın sokakta ifade bulan yüzlerini kısa filmlerle anlatmaya davet ediyor.

Kamera bu sene Sokakta

18 vicdan-filmleriVakıf, 2009’dan beri “Gelin, Vicdanımızla Bakalım” çağrısıyla başlattığı kısa film projesinde bu yıl kamerayı sokağa çeviriyor.

Dünyanın her yerinden eli kamera tutan herkes 11 Kasım 2014 tarihine kadar www.vicdanfilmleri.org adresine filmlerini yükleyebilirler. En fazla beş dakika uzunluğunda olması gereken filmler için tür sınırlaması yok.

Projenin bu seneki jürisi Amat Escalante, Azize Tan, Ercan Kesal, Jay Weissberg, Rakel Dink, Şebnem İşigüzel, Tuğrul Eryılmaz ve Zeynep Özbatur Atakan’dan oluşuyor.

Vicdan Filmleri Projesi www.vicdanfilmleri.org sitesi aracılığıyla toplam 263 vicdan temalı kısa filme ev sahipliği yapıyor. Bu filmler binlerce kişi tarafından izleniyor, oylanıyor ve yorumlanıyor. Uluslararası jüri tarafından seçilen filmler birçok festivalde ve özel gösterimlerde izleyiciyle buluşuyor.

(Bianet)

Mersin Üniversitesi öğrencilerine Rektörlüğü İşgal davası

Mersin Üniversitesi’nde arkadaşlarının hayatını kaybettiği yurt yolunun düzeltilmesi için Rektörlük binasını işgal eden öğrencilere açılan davanın ilk duruşması dün (11 Eylül 2014) görüldü.

Bianet’ten Beyza Kural‘ın haberine göre Mersin Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve 40’ı aşkın öğrencinin ve avukatlarının katıldığı duruşmada öğrenciler suçlamaları reddetti. Mahkeme, rektörlük vekilinin katılma talebini sanık avukatların itirazına rağmen kabul etti. Bir sonraki duruşma 20 Kasım saat 10.00’da.

17 mersin-universitesi-nde-rektorluk-isgali-2-5445556_oÖğrenciler hakkında kamu kurumu faaliyetini engellemek, kamu malına zarar verme, tehdit ve hakaret gibi suçlamalar var. Öğrencilerin “Katil rektör/devlet/polis hesap verecek”, “Bahar’ın hesabı sorulacak”, “Polis defol üniversiteler bizimdir” gibi sloganları iddianamede “kamu görevlisine hakaret” olarak geçti.  “Rektörlük binasının kapısının kırıldığı” da iddianemede yer aldı.

Mersin Üniversitesi’nde 17 Aralık 2013’te Bahar Salim adlı öğrenci, yapımı tamamlanamayan yurt yolunda kendisine araba çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Öğrenciler yolun yapılması talebiyle yaptıkları eylemler sırasında Rektör ile görüşmeleri olumsuz sonuçlandı.

Hakkında dava açılan öğrencilerden Hakan Duran öğrencilerin bugünkü duruşmadaki savunmalarını şu şekilde aktardı:

“Suçlamaları kabul etmedik. Rektörlük binasına girme hakkımız olduğunu, özel güvenliğin müdahale ettiğini, öğrenci heyeti dikkate alınmayınca biz derdimizi anlatıp taleplerimizi dile getirmek istediğimizi söyledik.”

Hakkında uzaklaştırma kararı da verildiğini ve bu nedenle geçtiğimiz yılın ikinci döneminde derslere giremediğini belirten Duran, bu konuyla ilgili mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına da savunmalarında yer verdiklerini söyledi.

Duran, haklarındaki suçlamalar arasında eğitim öğretimi engelleme olduğunu ancak uzaklaştırma kararı nedeniyle eğitim öğretimlerinin engellendiğini söyledi.

“Bir dönem uzaklaştırma aldım, bir yılıma mal oldu. 2. sınıftaydım. Bu dönem 3. sınıfın ilk dönem derslerini alırken, yürütmeyi durdurma kararıyla elde ettiğim geçtiğimiz yılın ikinci dönemi giremediğim sınavlara da gireceğim. Nasıl olacak bilmiyorum.”

Duran, uzaklaştırma kararı nedeniyle aldığı Başbakanlık bursunu da kesildiğini, yürütmeyi durdurma kararının ardından yaptığı itirazın henüz sonuç vermediğini söyledi.

(Bianet)

Çarşı’ya darbe suçlaması yönelten iddianame kabul edildi

Gezi eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle taraftar grubu Çarşı’nın liderlerinin de aralarında bulunduğu 35 kişi hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.

13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede, 35 kişi “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmekle” suçlanıyor. Yargılama 16 Aralık’ta başlayacak.

16 Çarşı...

Beşiktaş ’ın taraftar grubu Çarşı’nın liderlerinin de aralarında bulunduğu 35 kişi hakkında ‘hükümeti yıkmaya teşebbüs’ suçlamasıyla iddianame hazırlanmıştı. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Adem Meral tarafından düzenlenen iddianamede, haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenenler, ‘hükümeti devirmeye teşebbüs ve darbe girişimi’yle suçlandılar.

Savcının ‘hükümete darbe’ olarak nitelendirdiği soruşturmayı başlatan savcı ise Muammer Akkaş’tı. Gezi eylemleri sonrasında Çarşı üyelerine ilk sorguyu yapan Akkaş, ‘paralel yapı’ soruşturması sonrasında Tekirdağ’a tayin edilmişti.

Gezi eylemleri nedeniyle Haziran 2013’teki operasyonda Çarşı grubu liderleri Numan Bülent Ergenç, Cem Yakışkan ve Halil İbrahim Erol’un da aralarında bulunduğu isimler gözaltına alınıp tutuklanmış, itiraz üzerine serbest bırakılmışlardı. Yaklaşık bir senedir devam eden soruşturma sonunda savcılık, 35 kişi hakkında 38 sayfalık iddianame hazırladı. 9 polisin müşteki olduğu iddianamede, şüpheliler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanı sıra 2 yıldan 50 yıla kadar ceza istendi.

Şüphelilerin hükümeti devirme amaçları olduğuna delil olarak telefon görüşmeleri gösterildi.

İskoçya’nın bağımsızlığına Kuzey Kore’den destek

0

Kuzey Kore’nin İskoçya’nın bağımsızlığına destek verdiği açıklandı.

Alex Salmond ve Kim Jong-un
Alex Salmond ve Kim Jong-un

Alex Salmond liderliğinde kurulacak bağımsız İskoçya’ya Kuzey Kore’den destek geldi. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un bağımsızlığa destek verdiği açıklandı.

Telegraph’ın haberine göre, Edinburgh’la ticareti geliştirmek isteyen Kim, özellikle viski ticareti yapmak istiyormuş. Choson Sinbo gazetesinden Choe Kwan-il, yaptığı açıklamada, “Bağımsızlık İskoçya için çok pozitif bir şey olur” ifadelerini kullandı.

Kadıköy Gitarcafe’de, Zar Uluslarası Müzik ve Dans Festivali

Zar Uluslarası Müzik ve Dans Festivali, 17-18 Eylül’de Kadıköy Gitarcafe’de düzenlenecek. Kökleri iki bin yıl öncesine kadar uzanan Güney İran müziğinin geleneksel ve çağdaş yorumcuları bu festivalde bir araya gelecek.

14 Shanbezadeh Saeid...

Festivalin önde gelen ismi müzisyen ve dansçı Shanbezadeh Saeid. Saeid’in grubu ve Fransız caz gitaristi Manu Codjia ile birlikte vereceği konser kadim bir uygarlığın melodilerinin çağdaş caz kompozisyonlarına taşıyacak. Saeid’in tulumu kadar enerjik dansı da görülmeye değer. Clara & Lou Tow festivale Fransa ’dan katılan diğer sanatçılar. İkili sadece İran değil geleneksel Yunan, Meksika, Rus, İspanyol şarkılarından da esinleniyor.

Portekiz’den Francisco Cordovil İran müziğinin caz yorumlarıyla, ney-jofti (çift kaval) virtiözü Majid Pakdel Basra Körfezi’nin bu antik ve sembolik enstrümanıyla, çağdaş Pers folk müziği grubu Hamnawa geleneksel ve klasik İran müzik formları ve çağdaş ritimlerle, Nozar Saadat & Hiroun Ensemble Güney İran’daki Boushehr şehrinden müzikler ve danslarla, Kerman’dan gelen Pasargad Ensemble geleneksel perküsyonlarla festivale katılıyorlar.

Ayrıntılı bilgi için

Festival facebook sayfası

Gitar Cafe web adresi

Türkiye’ye kadın güreşinde ilk dünya şampiyonası madalyası Elif Jale Yeşilırmak’tan

0

58 kiloda mindere çıkan Elif Jale Yeşilırmak, Özbekistan’daki Dünya Güreş Şampiyonası’nda üçüncü olarak bu turnuvalarda madalya kazanan Türkiye’den ilk kadın güreşçi oldu.

12 Elif Jale YeşilırmakÖzbekistan’daki Dünya Güreş Şampiyonası’nda 58 kilo kadınlarda mindere çıkan Elif Jale Yeşilırmak, bronz madalya alarak tarihe geçti. Dünya Güreş şampiyonalarında madalya kazanan Türkiye’den ilk kadın güreşçi olma unvanını elde eden Yeşilırmak, bu başarıya Ekvadorlu rakibi Lisset Antes’i 8-2 yenerek ulaştı.

58 kiloda mücadele eden Yeşilırmak, çeyrek finalde Rus Koblova’ya yenilse de repesaj sonunda Moğol Munkhtuya Tungalag’ı yenip 3.’lük-5.’lik maçına çıkmaya hak kazandı. Ve bu turda da Antes’i mağlup etmeyi başardı.

Milli güreşçi maç sonrası yaptığı açıklamada son derece mutlu olduğunu ve ülkesini temsil etmenin kendisine gurur verdiğini söyledi.