Ana Sayfa Blog Sayfa 3770

Asya Kupası’nın son çeyrek finalistleri belli oldu

0
0022190dec450e4c25fd05Asya Kupası D Grubu’nda adını çeyrek finale yazdıran iki takım belli oldu.

D Grubu’nda çıkacak son finalistleri belirleyecek maçlarda Japonya ile Ürdün, Irak ile Filistin karşılaştı.

İlk iki maçını da kazanan Japonya, Ürdün’ü Honda ve Kagawa’nın golleriyle geçip grubu lider olarak tamamladı. Grubun diğer maçında ise Irak, Filistin’i 2-0 mağlup etti. Irak bu sonuçla gruptan ikinci olarak çıktı.

Asya Kupası çeyrek final eşleşmeleri şöyle oluştu:

Güney Kore – Özbekistan
Çin – Avustralya
İran – Irak
Japonya – Birleşik Arap Emirlikleri

Taksim Dayanışması davasında üçüncü duruşma günü

26 kişinin yargılandığı Taksim Dayanışması’nın üçüncü duruşması görüldü. Dava 14 Nisan 2015 tarihine ertelendi.

Taksim Dayanışması’nın 26 üyesi hakkında Gezi direnişi sebebiyle “örgüt üyeliği” ve “örgüt yöneticiliği” iddialarıyla açılan davanın üçüncü duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nda görüldü.

14...

26 kişinin yargılandığı ve  ilk duruşması 12 Haziran 2014’te görülen Taksim Dayanışması davasının iddianamesinde, Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Mücella Yapıcı, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) üyesi Haluk Ağabeyoğlu hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 220/1. maddesi uyarınca “örgüt kurmak ve yönetmek” suçlamasıyla 17 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Diğer 21 şüphelinin ise 10’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Sanıklar ayrıca, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten de yargılanıyor.

İddianamede Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla insanların Taksim meydanına ve Gezi Parkı’na toplanması “halkı kışkırtmak” olarak değerlendiriliyor.

Taksim Dayanışması iddianameyle ilgili yaptığı açıklamada, “Gezi sürecinden suç ve suç örgütü çıkarma telaşı içinde olunduğunu” belirtmişti.

Mahkeme kararı ile 97 katır öldürülecek!

8173Hakkari Yüksekova 1. Asliye Mahkemesi, Yüksekova’nın Çobanpınar köyünde askerler tarafından el konulan 97 adet katır için “Orijini belli olmayan ülkemiz morfolojik özelliklerini taşımayan katıların insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturduğu” iddiasıyla “itlaf” kararı çıktı.

Hakkari Yüksekova 1. Asliye Mahkemesi, Yüksekova’nın Çobanpınar köyünde askerler tarafından el konulan 97 adet katır için “Orijini belli olmayan ülkemiz morfolojik özelliklerini taşımayan katıların insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturduğu” iddiasıyla “itlaf” kararı çıktı.

Hakkari Yüksekova 3’üncü Piyade Tümen Komutanlığı’na bağlı birlikler, 9 Kasım 2014 tarihinde İran sınırında bulunan Çobanpınar köyüne yaptığı operasyonda mazot kaçakçılığı yapıldığı iddiasıyla 97 katıra el koymuştu. Yediemine teslim edilen 97 katırın katledilmesi için açılan dava sonuçlandı. Yüksekova 1. Asliye Mahkemesi’nce açılan davanın sonucunda, “Orijini belli olmayan ülkemiz morfolojik özelliklerini taşımayan, insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturduğu, bu yolla egzotik karakterdeki hayvan hastalıklarının ülkemize girebildiği ve hayvanlar arasında yayılarak büyük kayıplara neden olabileceği bu nedenle hayvanların kaçakçılık döngüsü içine girmeden kaçakçılar tarafından yük hayvanı olarak ve kaçakçılık zannı ile yakalanan tek tırnaklı hayvanların derhal itlaf ve imha edilmesi uygun görülmüştür” kararına varıldı.

Mahkeme kararının, Yüksekova İlçe Tarım Müdürlüğü’ne gönderilmesiyle, hayvanların imha edilmesi için Esendere Gümrük Müdürlüğü’ne yazı yazıldığı öğrenildi. Ancak sene başında bölgede yağan yoğun kar ve tipi nedeniyle 97 katırın engellerden kurtularak sınırı geçtikleri, sınırın mayınlı olması ve İran askerleri tarafından engellendikleri için kimsenin katırların peşinden gidemedikleri belirtildi.

(Evrensel)

Kampüslerarası çevre yarışması “Students Go Green”de kazananlar belirlendi

ABD İstanbul Başkonsolosluğu sponsorluğunda, Yeşilist ve Koç Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleşen Türkiye’nin ilk kampüslerarası çevre yarışması ‘Students Go Green’in kazanan takımları Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) düzenlenen ödül töreni ile belli oldu.

Koç Üniversitesi ev sahipliğinde 29-31 Ağustos 2014’te başlayan yarışmada başlatılan yarışmada, öğrenciler dört aylık süre zarfında yeşil kampüs fikirleri yarattı ve projelerini uygulamaya koydu.

13...

Sürdürülebilir yeşil kampüsler yaratmak amacıyla biraraya gelen Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi ile Indiana University ve University of Chicago’dan öğrencilerin oluşturduğu takımlar içinde kazananlar ise Elektronik atık projesiyle Boğaziçi Üniversitesi’nden BounToGreen ve Sürdürülebilir ulaşım projesiyle Özyeğin Üniversitesi’nden katılan OzU Mobility takımları oldu. Birinciliği paylaşan iki takım, 2015 yazında University of Chicago’da sürdürülebilirlik üzerine yaz programına katılma hakkı kazandı.

Yarışmanın jürisi Change.org Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü ve ayrıca Greenpeace Akdeniz eski başkanı Uygar Özesmi, Sarıyer Belediyesi’nden Kübra Küçükerden, Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden Yardımcı Doçent Barış Gençer Baykan, sinema ve tiyatro sanatçısı Ayşe Tolga, CNN Türk Yeşil Doğa program yapımcısı Güven İslamoğlu, Hürriyet gazetesi köşe yazarı Gila Benmayor, Taraf gazetesi köşe yazarı Pelin Cengiz, Boyner Holding Sosyal Sorumluluk Direktörü Aysun Sayın, ABD İstanbul Başkonsolosluğu Basın ve Kültür Konsolosu Dr. Craig Dicker ve Yeşilist’in kurucusu Ergem Şenyuva‘dan oluştu.

Ödül töreninde konuşan Koç Üniversitesi Öğrenci Dekanı Dr. Bilgen Bilgin, “Bu projeyle, geleceğin lider, akademisyen ve işadamları arasında yer alacak gençlerin, bugünden daha duyarlı bireyler haline geleceğine inanıyoruz” dedi.

Students Go Green’in kazanan projeleri:

Özyeğin Üniversitesi  OzU Mobility’den Sürdürülebilir Ulaşım projesi

Onlarca şirket ve oluşumla görüştükten sonra, yardım etmek isteyen herkesle beraber çalışmaya karar veren takım, kampüs içinde Car Pooling’in (araba paylaşımı) şaşırtıcı derecede artmasını sağladı. Kampüsü donattıkları afişler ve dağıttıkları farkındalık yaratan broşür ve araba kokularıyla kitlelere ulaşmayı başaran takım sayesinde artık üniversitede dört farklı platform üzerinden yüzlerce kişi araba paylaşımı yapıyor. Takım ayrıca shuttle’ların pahalı olmasına tepki olarak İETT yetkilileri ile de görüşüp okula belediye otobüsü ile ulaşılmasını mümkün kıldı.

Boğaziçi Üniversitesi BounToGreen’den e-atık projesi

Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’ün yeşil kampüs kriterlerine uyması için eksik kalan son uygulama olan elektronik atıkların geri kazanımına yoğunlaşan takım, iki sponsor şirketle işbirliği yaparak okulun tüm kampüslerine elektronik atık toplama kutuları yerleştirdi. Sponsor şirketler, toplanan her ton atık için kampüsteki iki manuel musluğu, %60 su tasarrufu sağlayan sensörlü musluklarla değiştirmeyi kabul etti. BountoGreen elektronik atıkları dönüştürerek dünyanın karşısındaki en büyük tehlikelerden bir olan olan susuzlukla savaşıyor.

 

(Yeşil Gazete)

 

Eşbaşkanlık ‘resmen’ tıkandı

es-baskan_8444DBP’li belediyelerdeki eşbaşkanlık sistemi tıkandı. Resmi yazışmalarda eşbaşkan imzası kabul edilmedi, mahkemelerden yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Hizmetler aksayınca belediyeler çareyi tek imzaya dönmekte buldu.

Al Jazeera’dan Mahmut Bozarslan’ın haberine göre;

Bir kadın ve bir erkek yöneticinin görev aldığı eşbaşkanlık sistemi, Kürt siyasetinde ilk olarak  Demokratik Toplum Partisi’nde (DTP) ortaya atıldı. DTP’nin kapatılmasından sonra kurulan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de aynı sistemi sürdürdü.

BDP geçen yıl yapılan yerel seçimlerde eşbaşkanlık sistemini belediyelere taşıdı. Kazandığı 103 belediyede biri kadın, iki başkan seçildi.

Yeni seçilen belediye yönetimleri ‘Eşbaşkanlar Çalışma Yönetmeliği’ hazırlayarak, sistemi uygulamaya başladı.

Yazılar geri döndü, sistem tıkandı, 

Ancak Türkiye’de belediyelerde ilk kez BDP tarafından hayata geçirilen eşbaşkanlık sistemi kısa sürede tıkandı. Nedeni ise; kamu kurumlarıyla yapılan yazışmalarda iki imza kullanılması. Valilik ve kaymakamlıklara gönderilen yazılar bir süre sonra belediyelere geri gönderilmeye başlandı,

‘Eşbaşkanlar Çalışma Yönetmeliği’nin iptali için de mahkemelerde davalar açıldı. Kamu kurumları, belediyelerin çalışma şeklini düzenleyen 5393 Sayılı Yasa’da ‘eşbaşkanlık’ sistemi adı altında bir organ ve kadronun bulunmadığına dikkat çekerek, sisteme karşı çıktı.

Yaklaşık 10 aylık süre içinde İdare Mahkemeleri 40 belediyenin eşbaşkanlık sistemi hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu belediyeler arasında, Diyarbakır, Van ve Mardin gibi Büyükşehir Belediyeleri Cizre, Beytüşebap, Balveren gibi ilçe belediyeleri de bulunuyor. 63 belediye hakkındaki inceleme ve davalar ise sürüyor.

Aralarında Diyarbakır’ın Bismil ile Van’ın Edremit ilçelerinin de bulunduğu 4 belediye ise, mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararına karşı yönetmeliklerini değiştirdi. Ancak mahkemeler yapılan değişiklikleri kabul etmeyerek, 4 belediye hakkında 3 kez yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bunun üzerine parti yönetimi, belediyeleri yönetmeliklerini değiştirmemeleri konusunda uyardı. 

Çare tek imzalı yazışmalarda

Valilik ve kaymakamlıkların çift imzalı yazıları geri göndermesi hizmetlerin aksamasına neden oldu. Bunun üzerine belediyeler, yazışmalarda tek imza kullanmaya başladı. BDP’nin yerine kurulan Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) yerel yönetimlerden sorumlu birimi Demokratik Yerel Belediyeler Birliği üyesi Semira Varlı, başkanların tek imzalı yazıları ‘eşbaşkan’ sıfatıyla imzaladığını söyledi.

“Halkı mağdur etmemek için acil çalışmalarda tek imza olarak kullanıyoruz. Resmi olan başkanın adını ‘eşbaşkan’ olarak yazıyoruz. Şu anda çalışmayı böyle yürütüyoruz. Buna da sözlü olarak uyarılar geldi ama bunu durdurmak için girişim olmadı. Kanunları işletiliyor ama fiilyatta belediyeler çalışmalarını bu sistemle sürdürüyor. İç yazışmalarımız yine kendi sistemimiz işliyor.”

TBMM ve İmralı’ya taşıyacaklar

Varlı, çözüm bulunması için sorunu, hem TBMM hem de Öcalan ile yürütülen görüşmelerin gündemine taşımayı düşündüklerini söyledi. 

“TBMM gündemine taşıma çalışmalarımız var, meclis gündeminde ziyade müzakere sürecine taşımayı düşünüyoruz. Barış süreci müzakere sürecine döndüğünde, bunun (eşbaşkanlık) toplumsal bir çalışma olduğu ve gündeme oturması gerektiği, anayasa ve yasaların değişmesi gerektiği yönünde çalışma yürüteceğiz. Biz gündemde tuttukça oralarda da gündeme gelecektir.”

Varlı, parti olarak yaptıkları yazışmalarla ilgili sorun yaşamadıklarını dile getirerek, “Hatta bazen idari ve mülki amirler bizim yöneticilere ‘eşbaşkan’ olarak hitap ediyorlar” dedi. 

 

Çukurova’nın baş belaları: Kömür Santralleri – Yaşar Gökoğlu

Son yıllarda Akkuyu nükleer santraline dikkatimizi yoğunlaştırmışken, yanı başımızdaki bir başka büyük tehlikeye gereken önemi gösteremedik. Bölgemizdeki kömür santrallerinin ilki olan Yumurtalık – Sugözü santraline karşı gücümüz yettiğince mücadele etmiş fakat kaybetmiş, kurulmasını önleyememiştik. Şimdi anlaşılıyorki o santral ilkiymiş, sırada başkaları da varmış. Bunlardan bazılarına karşı hukuki mücadelenin sürdürüldüğünü biliyorum. Fakat şu sıralar Ceyhan ve Yumurtalık İlçeleri arasına kömür santrali kurmak için müracaatlar o kadar artmış görünüyor ki, takip etmek ve yetişmek iyice zorlaştı. Çevre Etki Değerlendirme yönetmeliğinin “yatırım en yakın yerleşim yerinde halka açıklanır ve ilan edilir” diye bir maddesi var da, bazılarından böylece haberdar olabiliyoruz. Üretilecek olan elektriğin devlet tarafından satın alınacağı garantisi ve bilemediğim başka tür teşvikler nedeniyle sermaye için bu işin tatlı kazanç kaynağı olduğu belli. Başka türlü olsa, sinekler gibi bu bölgeye aynı işi yapmak için üşüşmezlerdi herhalde.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Adana İl Müdürlüğü sitesinden edinebildiğim bilgilere göre liste şöyle:

Kömür santrallerinin kurulacağı İskenderun Körfezi'nin Yumurtalık tarafından görünüşü. Erzin, Payas ve İskenderun karşıda...
Kömür santrallerinin kurulacağı İskenderun Körfezi’nin Yumurtalık tarafından görünüşü. Erzin, Payas ve İskenderun karşıda…

Adana’nın Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerinde kurulmuş ya da kurulması için ÇED raporu hazırlanmış kömür santrallerinin listesi

— İSKEN A.Ş. – SUGÖZÜ TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – SUGÖZÜ KÖYÜ – İthal kömür – 2004 yılı başında çalışmaya başladı…

— IC İÇTAŞ A.Ş.– YUMURTALIK TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – İthal kömür – ÇED süreci devam ediyor.

— DİLER A.Ş. – AKDENİZ TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – İthal kömür – ÇED süreci devam ediyor.

— İPEKYOLU A.Ş. – SEDEF ENERJİ SANTRALİ – YUMURTALIK – DEMİRTAŞ KÖYÜ-İthal kömür –  ÇED süreci devam ediyor.

— SANKO A.Ş. -YUMURTALIK TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – GÖLOVASI KÖYÜ – KOCADAĞ BÖLGESİ –  İthal kömür – ÇED süreci devam ediyor.

— EMBA ELEKTRİK A.Ş. – HUNUTLU TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – SUGÖZÜ (HUNUTLU) KÖYÜ –İthal kömür – ÇED süreci devam ediyor.

— ÇELİKLER A.Ş. – GÖLOVASI KÖYÜ TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – GÖLOVASI KÖYÜ – İthal kömür – ÇED süreci devam ediyor.

— ÇALIŞKAN A.Ş. – TERMİK SANTRAL – CEYHAN – SARIMAZI BELDESİ –  İthal kömür– ÇED süreci devam ediyor.

— ASTORİA A.Ş. – TERMİK SANTRAL – CEYHAN – SARIMAZI BELDESİ – İthal kömür- ÇED süreci devam ediyor.

— ATAGÜR ENERJİ A.Ş. – KLİKYA TERMİK SANTRALİ – YUMURTALIK – SUGÖZÜ KÖYÜ – İthal kömür – ÇED süreci devam ediyor.

 Listenin daha uzun olma ihtimali var. Bunlar ÇED raporu hazırlayıp, ilan edilenler arasından benim tesbit edebildiklerim. Hepsi Ceyhan -Yumurtalık arasında uzanan deniz kıyısında, çünkü soğutma suyunu denizden alacaklar, sonra yine denize deşarj edecekler, birbirlerine 3-4 km. mesafedeler ve hepsi aynı iskelelere yanaşan tankerlerden kömürü alacaklar. Kapasiteleri 1.000 MW’ın üstünde, listenin sonundaki Klikya termik santralinin ise 600 MW. Hepsinin ÇED raporunda çalışma ömrü 49 yıl olarak belirtilmiş. Hergün on binlerce ton kömür yakılacak, bir o kadar kül çıkacak ve depolanacak, tonlarca gaz atmosfere salınacak, bazıları asit olup yeryüzüne inecek, on binlerce ton su denizden alınacak ve işlemden geçmiş ve ısınmış olarak tekrar denize salınacak ve de bu işlemler 49 yıl boyunca devam edecek. Deniz dediğimiz de okyanus değil, İskenderun Körfezi’nden bahsediyoruz, Körfezin öte yakasında kurulan veya kurulacak olanları da hesaba ilave etmek gerek.

Önüne geçilemezse manzara böyle görünüyor. Hükümet bu bölgeyi sanayi ve enerji bölgesi ilan etti ve gözden çıkarmışa benziyor. Oysa aynı hükümet, aynı zamanda Yumurtalık İlçesi’ni turizm bölgesi de ilan etti ve santrallere 30 km. mesafede koruma altındaki Akyatan ve Ağyapan lagünleri bulunuyor.

Kurulan ve halen çalışan İsken A.Ş. nin ÇED raporunun halka açıklanma toplantısına katılanlardan biriydim. 1990 ların sonu veya 2000 li yılların başındaydı. Yumurtalık İlçesi’nde büyük bir salonda yapılmıştı ve çok kalabalıktı. İtirazlarımızı seslendirmiş fakat katılan halkı pek ikna edememiştik. Bunun en önemli sebebi, şirketin köylülerin tarlalarını piyasa değerinden ve peşin para ile satın alıyor oluşuydu. Şirketler, köylüleri karşılarına almamak için aynı taktiği bugün de uyguluyorlar. Tarım ürünlerinin getirisinin çiftçiyi memnun etmediği gerçeğini hatırlamak gerek. Köylüleri işe alacakları palavrası da o zaman etkili olmuştu. Köylüler işe alınmamıştı ama o toplantıyı yöneten zamanın Yumurtalık Kaymakamı istifa edip, kömür şirketinde işe başlamıştı.

İncirli Köyü'ndeki toplantı
İncirli Köyü’ndeki toplantı

Geçtiğimiz Aralık ayında, yukarıdaki listede yer alan Çelikler A.Ş. Gölovası termik santrali ÇED raporu halka açıklanma toplantısına katıldım. Yine geçtiğimiz hafta 8 Ocak günü ise, sabah Sarımazı Beldesi’nde Çalışkan Enerji’nin, öğleden sonra da İncirli Köyü’nde Astoria A.Ş. nin kuracakları kömür santrallerinin ÇED raporu halka açıklanma toplantılarına katıldım. Toplantılar yine kalabalıktı. Özellikle Sarımazı’daki toplantı en kalabalık olanıydı, 300 kişi toplantının yapıldığı eski belediye kahvesini doldurmuştu. Atmosferin, köylülerin kömür santrallerine olan tavırlarının değiştiği, yeni santral istemedikleri hemen belli oluyordu. ÇED raporlarının açıklanmasından sonra söz alan köy sakinleri yeni kömür santrali istemediklerini, hem de oldukça öfkeli ses tonu ile, yükses sesle bağırdılar. Yakın akrabalarını kanserden kaybettiklerini, bölgede kanser hastalığının arttığını, özellikle zeytin üretiminin düştüğünü, balık tutmak için sahilden çok uzaklara açılmak zorunda kaldıklarını ifade ettiler. İncirli köyü’nden genç bir arkadaş cep telefonu ile çektiği resimleri gösterdi. Resimlerde İsken santralinin bacalarından körfeze doğru uzanan sarı renkli zehir bulutu açıkça görülüyordu. Resimleri sabah güneş doğarken çekmişti, çünkü geceleri filtre sistemi çalıştırılmıyordu, bu bilgiyi diğer köylerde konuşanlar da doğruladılar. Konuşan köylülerin cevapsız kalan şu sorusu ilginçti: 13 yıldır çalışan İsken kömür santralinin canlı hayata, insan sağlığına ve tarım ürünlerine etkisi konusunda devlet neden bir araştırma gereği duymuyor? Toplantılarda konuşan ve oralarda yaşayan bazı arkadaşların elektrik enerjisi üretmek için tek yolun kömür santrali olmadığını, rüzgar ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarına neden yatırım yapılmadığını sormaları hem ilginç, hem de sevindirici idi.

Katıldığımı söylediğim her üç toplantıda da konuştum. Adımı söyleyerek, Adana’dan geldiğimi ve Adana Çevre Platformu adına toplantıya katıldığımı belirterek başladım konuşmaya. Her üç toplantıda da konuşmam alkışlarla karşılandı. Nereden nereye? Seneler önce İsken toplantısında “nereden geldi, pişmiş aşa su katmak isteyen bu yabancılar?” gözüyle bakmışlardı bizlere. Hazırlıklı gitmiş, ÇED raporunu inceledikten sonra, konuşmamı bir sayfa halinde özetleyerek yazılı hale getirmiş, adımı, adresimi yazmış ve imzalamıştım. Konuşmamın sonunda yazılı itirazımı ilgililere vermeden önce, kalabalığa itirazı çoğalttığımı, isteyenlerin aynı şeyi yapabileceğini söylediğimde, elimdeki bütün kağıtları alıp tek tek imzalayıp yetkililere verdiler. Toplantıları yöneten Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Adana İl Müdür Yardımcısının tavrına da değinmek gerek. ÇED sunumu yapan firma yetkilileri her türlü konuşma özgürlüğüne sahipken, sorulara istedikleri gibi eğip, bükerek cevap verirken, bana sık sık “konu dışına çıkmayın” uyarısı yaparak sözümü kesmesi, toplantıya katılanların da tepkisini çekti.

Toplantılardan umutlu döndüm ama endişeliyim. Halkın görüşünü esas alacaklarını sanmıyorum. Şirketlerin bir bildiği vardır, “ya tutarsa” diye zar attıklarını sanmıyorum. ÇED raporu hazırlatmanın da yüklü bir faturasının olduğunu tahmin ediyorum, boşa para harcamazlar. Söz açılmışken, şu ÇED hazırlayan firmalar hakkında da bazı şeyler söylemek istiyorum. Sünnet olacak çocuğa “hiç acıtmayacak” derler ya, bu ÇED raporları da bilgi kirliliği yaratarak ve laf kalabalığı halinde “hiç kirletmeyecek” demekten öte bir iş yapmıyorlar. İsimlere ve toplantılarda gördüğüm kişilere bakıyorum, genç çevre, maden ve jeoloji mühendisleri imza atmışlar ve sunum yapıyorlar. Daha geride, orta yaşlı ÇED firması sahipleri görünüyor. Kömür santrali kuracak olan asıl şirket sahipleri ise hiç ortalıkta yoklar. Bu iş biraz şuna benziyor: İnşaatları denetlemekle yükümlü denetim firmaları parayı inşaat sahiplerinden alıyorlarmış. Bu yüzden para aldıkları inşaatı hakkıyla denetleyemedikleri söylenmekte. ÇED raporu hazırlayan firmalar için de aynı şey söz konusu değil mi? Para aldıkları firmanın yatırımı için nasıl olumsuz rapor hazırlayabilirler? Bu işin başka türlü bir çözümü bulunmalı. Yoksa bu çürümenin önü alınamaz. Düşünün, mühendis olmuşsunuz ama belki inanmadığınız gibi, kömür lobisi gibi rapor hazırlamak zorunda kalıyorsunuz ve işin sonunda bütün canlı hayat zarar görüyor, bunun sorumluluğundan nasıl kaçarsınız? “Naaparsın, geçinmek zorundayız” diye geçiştirilebilecek bir konu mu bu? İleride, mesela toplu ölümler olduğunda, açılacak davalarda ÇED raporu hazırlayanların sorumluluğu olmayacak mıdır?

Toplantılarda Tarım ve Sağlık Bakanlığı İl Müdürlüklerinden, DSİ Bölge Müdürlüğünden, Büyükşehir Belediyesinden yetkililerinin varlıkları anons ediliyordu. Onlar bu yatırımlara nasıl rapor verecekler merak konusu. Yeni Büyükşehir yasası gereği, ÇED olumlu kararı verilirse imar planları Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmak durumunda. En önemli sorulardan biri de şu: Bu tür yatırımlarda “toplam etki” hesaplanmalıdır, diyen yüksek yargı kararı hatırlanacak mı?

Adana için kömür santrali belası bu saydıklarımla bitmiyor. Tufanbeyli İlçesi’nde Sabancı Holding’e bağlı Enerji-Sa şirketi bir kömür santrali kurdu, önümüzdeki aylarda çalışmaya başlayacak. Aynı yerde Koç Holding te ikinci bir kömür santrali kurmak için harekete geçti. Bu santraller Tufanbeyli’de bulunduğu yıllardır bilinen, ticari değeri olmayan, yüzeye çok yakın kömürü yakacaklar. Karbon oranı düşük bu kömürlerin yıllar boyunca yakılmasının acı sonuçları Tufanbeyli’de yaşayanlarca da görülecek, ama şimdilik onlara bunu anlatmakta güçlük çekiyoruz.

ALTINCI ŞİRKET KOZA A.Ş. POZANTI’DA…

İncirli Köyü'ndeki toplantıda özellikle kadınlar aktif olarak karşı çıkıyorlar
İncirli Köyü’ndeki toplantıda özellikle kadınlar aktif olarak karşı çıkıyorlar

Bergama’da yaptıklarıyla meşhur KOZA şirketi Adana’nın Pozantı İlçesi’nde, iki ayrı yerde altın rezervi tesbit etmiş ve açık işletme kurmak için ÇED raporu hazırlatmış. Bunlardan biri Pozantı’nın içinde sayılır, 170 metre mesafede, diğeri de Kamışlı Köyü’nde. 7 Ocak tarihinde, Pozantı’da yapılan ÇED halkın katılımı toplantısına gittim, oldukça kalabalıktı. Belediye Başkanı, siyasi parti ilçe başkanları, mahalle muhtarları katılmışlardı. Önce ÇED firmasından projeksiyonlu sunumu dinledik. 53 hektar alanda ağaçları kesecekleri, toprağı sıyıracakları, patlayıcı kullanarak cevher ve kayaç çıkaracakları, 233.000 ton hafriyat yapacakları halde “kötü bir şey olmayacak” diyorlardı. Mülkiyet Orman Bakanlığı’nda olduğu, yani orası ormanlık bir tepe olduğu için bakanlıktan izin alacaklarmış. Tek teselli konusu, ayrıştırma işlemini orada yapmayacak oluşları idi. Çıkarılan cevheri önce depolayıp, sonra kamyonlarla en yakındaki (muhtemelen Kayseri’deki) işleme tesislerine götürecek, ayrıştırma işlemini orada yapacaklarmış. Yatırmın toplamı 924.000 TL. İmiş. 233.000 ton hafriyatın 78.000 tonu cevher olacakmış. 1 ton cevherden 1 gram altın elde edilecekmiş. Bu hesaba göre, işletme süresi olan 3 yıl sonunda 78 kilo altın elde edecekler. Diğer elde edilecek ürünler olan gümüş, bakır ve çinkoyu da hesap edersek 3 sene sonunda 10 milyon TL.nin üzerinde gelir elde edecekler. Ne güzel yatırım değil mi, 1 koyup, 3 senede 10 kazanıyorsun, daha ne olsun, hangi yatırım bu kadar getirir? Pozantı bölgenin yayla, sağlık ve turizm merkezi imiş, gerçek geleceği bu potansiyelini geliştirmekte imiş, Toros Dağları’nın tepesinde dört bir yanı ormanlık alan imiş, yeraltı ve yerüstü suları zenginmiş, bu sular işletmede patlatmalar sonucu ortaya çıkacak olan kayaların ve cevherin atmosferik şartlarda asitlenmesinden kötü etkilenirmiş, patlamalar ve harfiyat toz dumanı  çevreyi olumsuz etkilermiş, kimin umurunda?

Toplantıda Adana Çevre Platformu adına bulunmam, konuşmam ve yazılı itirazda bulunmam pek hoş karşılanmadı gibi bir izlenime kapıldım. Katılımcıların sorularından bazıları şöyleydi: “Benim benzin istasyonum var, mazotu benden alacak mısınız?” “Ben bin ortaklı kamyoncular kooperatifi başkanıyım, taşıma işini bize verecek misiniz?” Son konuşmacı olan Belediye Başkanı ise toplantıya son noktayı koydu: “Ben de çevreciyim ama ekonomi de önemli. Orada maden varsa bu çıkarılmalı elbette, başında durur, işletmenin zarar vermesini önlerim.” Oysa, ne yapacağını önceden ilan ediyordu şirket, ÇED firması ağzından.

Zayıf ta olsa bir umut var gibi görünüyor ama. Malum, KOZA cemaat mensubu olarak biliniyor, iktidar ise cemaata öfkeli. Bakalım, göreceğiz…

Yaşar Gökoğlu...

 

Yaşar Gökoğlu – Adana

Yemen’de Şiiler Başkanlık Sarayına saldırdı

0

932D68B1-0485-4387-88D6-7E93921F2B3F_w640_r1_sYemen’in başkent Sanaa’ da Cumhurbaşkanı Abed Rabbo Mansour Hadi’nin Sarayına saldıran Şii isyancılar ordu birlikleri ile çatışıyor. Yemen hükümetinin darbe girişimi olarak nitelediği çatışmada en az 5 kişinin öldüğü, 20 den fazla kişinin de yaralandığı bildiriliyor.

Görgü tanıklarına göre ağır silahların kullanıldığı çatışma bölgedeki sivillerin kaçmasına neden oldu.

Yetkililer tarafların ateşkes anlaşmasına varlığını belirtmesine rağmen silah sesleri duyulmaya devam ediyor.

Çatışmaların  Yemen başbakanı başkanlık sarayından ayrılırken konvoyuna İran tarafından desteklenen Şii isyancıların saldırmasıyla başladığı bildiriliyor.

Başbakanın saldırı sırasında yaralanmadığı belirtildi.

Eylül ayından beri başkent Sanaa’nın büyük bölümü Şii militanların kontrolu altında bulunuyor. Devlet televizyon kanalı ve haber ajansı halen isyancıların kontrolunda.

Sanaa ve diğer bölgelerdeki çatışmalar uzun süredir devam ediyor. Şii isyancılar Yemen ordusununyanısıra Sünni aşiretler veEl Kaide militanlarıyla da savaşıyor.

(VOA)

Beşiktaş’ta dört gözle beklenen sağ bek bulundu: Opare!

0

BJK600_LFBVLSezon başından bu yana yabancı bir sağ bek arayışında olan siyah-beyazlılar Porto’dan Daniel Opare ile el sıkıştı. 24 yaşındaki Ganalı futbolcu ile her konuda anlaşan yönetim kurulu, Porto’ya resmi teklifini yaptı. Beşiktaş ayrıca transfer için Opare ve Porto ile görüşmelere başlandığını borsaya bildirdi.

Opare’yi sezon sonuna kadar kiralamak isteyen Beşiktaş, Portekiz ekibinin onay vermesi durumunda transferi gerçekleştirecek. Opare, sağlık kontrolü için bugün İstanbul’a gelecek.

Belçika’nın Standard Liege takımından 3.5 milyon Euro bonservis bedeli ile sezon başında Porto’ya transfer olan Opare, bu sezon Portekiz ekibinin sadece rezerv takımında forma giyebildi. Standard Liege’de son 4 sezonda gösterdiği olumlu performans nedeniyle Porto’nun yatırım yaptığı 24 yaşındaki sağ bek, Gana Milli Takımı ile Dünya Kupası’nda ABD maçında oynadı.

Transferin gerçekleşmesi halinde Opare, Beşiktaş’ın Antalya kampına katılacak.

Hollande’ın popülaritesi arttı

0

0,,18192357_303,00Paris’teki terör saldırılarından sonra sergilediği kriz yönetimi Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Fransızların gözündeki popülaritesini arttırdı. Anketlere göre, Hollande halkın yüzde 40’ının desteğini alıyor.

 

Ekonomik kriz ve Fransa’daki rekor işsizlik nedeniyle seçmenlerin desteğini büyük ölçüde yitiren Cumhurbaşkanı François Hollande, terör saldırılarından sonraki tutumu ile Fransız halkını ikna etmişe benziyor.

Charli Hebdo dergisine düzenlenen terör saldırısından önce, Fransa’da halkın yalnızca yüzde 13’ü sosyalist Cumhurbaşkanı Hollande’a destek veriyordu. Ancak son yapılan kamuoyu yoklamaları, Hollande’a verilen desteğin gözle görülür bir şekilde arttığını ortaya koyuyor. Ifop kamuoyu araştırma enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, Hollande’ın şu anda Fransa halkının yüzde 40’ının desteğini aldığını gösteriyor.

Hollande 17 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan terör saldırılarından sonra yaptığı konuşmada Fransızların bam teline dokunmuş ve “Fransa bugün şokta” demişti. Diğer konuşmalarında da halkın duygularına tercüman olmayı başarabilen Hollande, birlik ve kararlılık çağrısında bulunmuş, özgürlük ve hoşgörü gibi değerlere vurgu yapmış ve hem Yahudilere hem de Müslümanlara devlet tarafından korundukları mesajı vermişti.

Dört eski bakan için Meclis’te karar günü

fezleke_mainAdalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) dört eski bakanla (Erdoğan Bayraktar, Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış) ilgili yolsuzluk iddialarını araştırmak üzere kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu’nun raporu bugün TBMM Genel Kurulu’nda oylanacak. Oylama ile eski bakanların Yüce Divan’a gönderilip gönderilmeyecekleri belli olacak.

15.00’te başlayacak Genel Kurul oturumunda önce Meclis Soruşturma Komisyonu’nun dört eski bakan hakkında hazırladığı rapor görüşülecek.

Görüşmelerde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) vermesi beklenen “Bakanların Yüce Divan’a sevki” yönündeki önergeler de gerekçeleriyle birlikte okunacak. Ardından her bakan için ayrı ayrı gizli oylama yapılacak.

Sınırsız konuşma hakkı

Genel Kurul’da, yedi milletvekili ve suçlanan eski bakanların konuşma hakkı bulunuyor.

Raporla ilgili olarak, Soruşturma Komisyonu’nun AKP’li Başkanı Hakkı Köylü veya onun görevlendireceği bir milletvekili 20 dakika, söz alacak altı milletvekili de 10’ar dakika konuşabiliyor.

Haklarında suçlama olan eski bakanların ise süre sınırlaması olmaksızın konuşma hakkı bulunuyor. Ancak eski bakanlar isterlerse konuşma yapmayabiliyor.

Genel Kurul’da Yüce Divan kararı için Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğu aranıyor. Bunun için en az 276 milletvekilinin oyu gerekiyor.

AKP’nin TBMM’de 312 sandalyesi bulunuyor. Bağımsızlar ve muhalefet eksiksiz oy kullansa dahi oyları 223’te kalıyor.

Kabul oyları ret oylarından fazla çıksa bile, 276’ya ulaşılamadığı sürece Yüce Divan’a sevk gerçekleşmiyor.

17-25 Aralık 2013 operasyonları sonrası “yolsuzluk ve rüşvet” iddiaları üzerine eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ve eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış) için Meclis’te Soruşturma Komisyonu kurulmuştu.

5 Ocak 2015’te son toplantısını yapan Komisyon, AKP’li dokuz üyenin “Hayır” oyuyla eski bakanların Yüce Divan’a sevkine gerek görmemişti.

CHP ve MHP’li üyeler ise 9 Ocak’ta Meclis Başkanlığı’na sunulan Komisyon raporuna tepki göstermişti.

Muhalefet, eski bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi için delillerin “yeterli” olduğunu savunmuştu.

(BBC)