Ana Sayfa Blog Sayfa 3666

Atlar da tıpkı insanlar gibi duygularını “sesleriyle” ifade ediyor

Macrina Cooper-White tarafından Huffington Post‘ta yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Nazlı Deniz Sarıyıldız’ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Bir at kişnemesi nedir ki? Düşündüğünüzden çok daha fazlası…

atkisnemesi

İsviçreli araştırmacıların yaptığı yeni bir araştırmaya göre atların kişnemesi olağan olmayan bir şekilde duygu durumlarını yansıtmakta. Aynı insan sesinin hisleri ele vermesi gibi. Aşağıdaki ses kaydında iki atı peşpeşe olumlu ve olumsuz duygularını ifade ederken dinleyebilirsiniz.

Bu son çalışma, at sesleri üzerine yapılmış küçük ama büyümekte olan araştırma havuzunu zenginleştiriyor. Bundan önceki araştırmalar, kişnemenin bir atın cinsiyeti, vücut büyüklüğü ve karakterine dair veriler taşımasına ek olarak heyecanlandıklarında veya strese girdiklerinde farklı tip sesler çıkardıklarını göstermişti.

Son araştırma duyguların seste nasıl kodlandığını anlamak amacıyla farklı parametreleri inceledi.

Birlikte ve yalnız. Araştırmacılar 20 atı diğer atlardan ayrılırken ve yeniden bir araya gelirken inceledi. Bu inceleme sırasında atların sesleri ve davranışlarını kaydederken, kalp atışları ve nefes alış-verişlerini ölçümlediler.

Sonuçlar gösterdi ki atlar diğerlerinden ayrılırken uzun, bir araya gelirken kısa kişnediler.

Kalp atış hızı ve nefes alış-veriş bilgisini de hayvanların uyarılma ve dolayısıyla duygusal durumlarını ölçümlemek için kullandılar. Sürpriz bir şekilde görüldü ki aslında her kişnemede her biri farklı bir duygusal veri içeren 2 belirgin frekans bulunuyor.

Zurih’de bulunan İsviçre Federal Teknoloji Enstütüsü’nde çalışmalarına devam eden doktora sonrası araştırma görevlisi Dr. Elodie Briefer, “Bu frekanslardan biri, atın duygu durumunun pozitif mi yoksa negatif mi olduğunu gösterirken diğeri bu duygunun yoğunluğunu belirtiyor.” dedi. Memeliler arasında -örneğin ötücü kuşların aksine- bu tip 2 temel frekanslı seslerin nadir olduğunu belirtti.

İyisi mi ilgilenin. Araştırmacılar bu verilerin, at sahiplerine ve veterinerlere, hayvanların duygu durumlarını daha iyi tercüme etmeleri için yardımcı olup, hayvan refahının arttırmasını umuyorlar. Çalışmanın, vahşi ve evcilleşmiş atların kişnemelerinde ve hatta diğer vahşi ve evcilleşmiş hayvan türlerinin seslerinde fark olup olmadığını anlamak üzere genişletilmesi düşünülüyor.

Önceki araştırmalar, ineklerin de sakin mi yoksa stresli mi olduklarını ifade eden sofistike sesler çıkardıklarını öne sürmüştü.

Araştırma 21 Nisan 2015 tarihinde, Bilimsel Raporlar dergisinde online olarak yayınlandı.

 

Haberin İngilizce Orjinali

Haber: Macrina Cooper-White

Çeviri: Nazlı Deniz Sarıyıldız

(Yeşil Gazete, Huffington Post)

Hindistan’da sıcak havalar : 500’den fazla ölü

india_heat_624x351_apHindistan’ı etkileyen sıcak hava dalgasında ısı yer yer 48 dereceye ulaşırken, en az 500 kişi öldü.

Güneydeki Telangana ve Andra Pradeş eyaletlerinde Cumartesi gününden bu yana 140’ı aşkın insan sıcaklar yüzünden hayatını kaybetti.

Uttar Pradeş’teki Allahabad kentinde hava sıcaklığı 48 dereceye ulaşırken, başkent Delhi’de 44 dereceyi buldu.

Güney eyaletlerinin ikisinde Nisan ortasından bu yana sıcak hava dalgası etkisini sürdürüyor.

Ancak ölümlerin çoğu son bir haftada meydana geldi. Sıcaklardan en fazla etkilenen Andra Pradeş eyaletinde yalnızca geçen hafta ve çoğu da son birkaç günde olmak üzere 246 kişi öldü.

Eyaletteki felaket idare merkezi yetkilisi P Tulsi Rani, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada “Ölenlerin çoğunluğu, doğrudan güneş altında kalan, yaşları 50’nin üzerinde, işçi sınıfından insanlar” dedi.

Yetkililer halka evden çıkmama, çıkılması gerekiyorsa da koruyucu önlemler alma ve bol miktarda sıvı tüketme çağrısında bulunuyor.

Hindistan haber ajansı komşu Telangana eyaletindeki 10 bölgede ise 186 kişinin öldüğünü, bunlardan 58’inin Cumartesi gününden bu yana hayatlarını kaybettiğini duyurdu.

Meteoroloji dairesi bunaltıcı sıcakların önümüzdeki birkaç gün daha devam etmesinin beklendiğini bildirdi.

Doğudaki Batı Bengal eyaletinde de en az 10 kişinin sıcaklar yüzünden öldüğü belirtiliyor.

Eyaletin yönetim merkezi Kalküta’da iki sürücünün güneş çarpması yüzünden ölmesi ardından klimasız taksilerin gündüzleri 5 saat boyunca trafiğe çıkmaları yasaklandı.

 

BBC Türkçe (http://www.bbc.co.uk/turkce )

Erdoğan’dan New York Times’a ayar: “Sen kimsin ya!”

Cumhurbaşkanı, New York Times gazetesinde Türkiye’yle ilgili çıkan bir yazıyı eleştirerek, “Adeta ABD’ye talimat veriyor. Niye duruyorsunuz diyor. Ya sen bir gazetesin haddini bileceksin” dedi.

newyorktimeserdoganSETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) tarafından düzenlenen panelde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York Times’da çıkan “Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar” başlıklı yazıyı eleştirdi. Erdoğan, “New York Times edep dışı bir yazı ile Erdoğan’ın Türkiye’sinde bunlar oluyor diye oradan göndermeyi yapmış adeta ABD’ye talimat veriyor. Niye duruyorsunuz diyor. Ya sen bir gazetesin haddini bileceksin. Bir defa sen bunu yazmakla böyle bir haberi yapmakla kendi özgürlük alanının dışına çıkmakla Türkiye’ye müdahale ediyorsun” dedi.

Cumhurbaşkanı sözlerine şöyle devam etti:

“Sen kimsin ya. Sen ABD yönetimine böyle bir şey yapabilir misin. Anında gereğini yaparlar. Böyle bir şey yok. Türkiye’deki malum medya grubu da, onlar da belli yerlerden destek almakla bu vesayeti sürdürmek istiyorlar. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi bu darbecilerin önlerinin ebediyen kesilişinin ilanı olacaktır.”

Söz konusu baş yazıda, ‘Erdoğan’ın Türk medyasını korkutması ve hakim olmasının uzun geçmişi’ne dikkat çekilmiş, hurriyet.com.tr hakkında başlatılan hukuki sürecin endişe verici olduğu belirtilmişti.

Yazıda “Türkiye daha önce de sert siyasi kampanyalarla karşılaştıysa da, bu özellikle kirli. Atmosfer alışılmadık şekilde karanlık ve korkutucu. Erdoğan, doğruların söylenmesine giderek daha fazla düşman oluyor. ABD ve Türkiye’nin NATO’daki diğer müttefikleri, onu bu yıkıcı yoldan geri dönmesi için uyarmalı” ifadelerine yer verilmişti.

(BBC)

Demirtaş: HDP Robin Hood hareketidir

11052482_1621610641387333_2788312574240788266_o7 Haziran 2015 genel milletvekili seçimleri öncesi Ege’de mitingler gerçekleştiren HDP lideri Selahattin Demirtaş dün İzmir’’den sonra bugün de Muğla ve Aydın’da coşkulu kalabalıklara seslendi. Son derece renkli görüntülere sahne olan ve Türk bayraklarının göze çarptığı mitinglerde Demirtaş kendi esprili üslubuyla AKP’yi eleştirerek Yeni Yaşam Çağrısını dile getirdi.

Partisinin Muğla mitinginde konuşan HDP Eşgenel Başkanı Selahattin Demirtaş, 7 Haziran seçimlerinin tarihi önemine dikkat çekerek, seçimlerde yurttaşların tarihi bir karar vereceğini söyledi. Parmağıyla üzerinde, “Bu ülkeyi birlikte kurduk kıymetini bilelim” yazan dövizi işaret eden Demirtaş, “Birbirimizin de kıymetini bilelim. Ülkenin bütün değerlerine birlikte sahip çıkalım. Tekçiliği dayatmayacağız. Ülkemiz çok kültürlü. Çok kültürlüğünü kuracağız bu da ancak demokrasiyi inşa etmekle olur” ifadelerinde bulundu.

‘AKP çok kültürlülüğü bitiriyor’

Türkiye’nin dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu vurgulayan Demirtaş, “Ancak bu sandığın üzerinde bir hırsız oturuyor. Sandığın anahtarı da bu hırsızda. Muğla’da aynı politika işliyor. Kıyıları, köyleri betonla kapatıyorlar. Modernleşme adına sizler kıyılarımızı batırdıkça bizler batırıyoruz. Onun adı modernleşme değil tarihin yok edilmesidir. Orada kültür yoksa dilinizi, geçmişinizi kaybedersiniz. Eğer o topraklarda üretim olmazsa, şiir yazılmaz, roman olmaz, türkü, halay, horon, zeybek olmaz. Bu çok kültürlülüğü bitiriyorlar” diye konuştu.

‘HDP sizlerle büyümeye devam ediyor’

“AKP’yi değiştirmek için sağ pencereden değil sol pencereden bakmamız lazım” diyen Demirtaş, “Öncelikli olarak sizlerin para göreceği bir ekonomik dağılımı yapmamız lazım. Bu ülkede bir kesim çok vergi ödüyor. Bu nedenle HDP Robin Hood hareketidir. Zenginden alıp fakire vereceğiz. Biz gerçekçi bir hareketiz. Halktan, ezilenden yana bir hareket olarak inşallah iktidara yürürken ortalıkta kibirli dolaşmayacağız. Kendimize saraylar yaptırırken, halkımız gecekonduda yaşamayacak. Hepimize onurlu bir yaşam için çalışacağız. HDP her gün sizlerle büyümeye devam ediyor” dedi.

‘Don Kişot’la Sanço Panço olmuşlar gece gündüz bize hareket ediyorlar’

HDP’nin ülkenin iç barışının teminatı olduğuna dikkat çeken Demirtaş, HDP’nin demokratik emniyet sübabı olduğunu ve kararlı bir şekilde ilerlediğini söyledi. Yüzde onluk baraj sorununa da değinen Demirtaş, Erdoğan’ın halkların başına bela ettiği ve kimsenin de kaldırmaya cesaret edemediği barajın HDP tarafından kaldırılacağını belirterek, “Bu barajı aşınca herkes anlayacak. Bu baraj sadece HDP’nin değil, tüm Türkiye’nin sorunudur. El verin, omuz verin özgür umutlu Türkiye’nin önünü açalım hep birlikte barajı aşalım. Her siyasi partinin parlamentoda olması lazım. Ben yürekten şuna inanıyorum; Saadet Partisi de Hüda-Par da halk ne kadar destek veriyorsa mutlaka parlamentoda olmalı. Orada birlikte çalışalım, birlikte çabalayalım. Kavga olacaksa, mücadele olacaksa orada olsun bizler hep birlikte Türkiye için en iyisini yapalım. Cumhurbaşkanı ve başbakan Don Kişot’la Sanço Panço olmuş, yola çıkmış bize hakaret ediyorlar. Başbakan ve Cumhurbaşkanı ülkenin 4. partisi baraj altında kalsın diye uğraşıyorlar. Bunlar şaka gibi 7 Haziran’da bunların şakalarına öyle bir gülün ki neye uğradıklarına şaşırsınlar” diye konuştu.

‘Lastiği patlamış AKP’nin freni biz olacağız’

Türkiye’nin lastiği patlamış bir kamyon gibi faciaya sürüklendiğini vurgulayan Demirtaş, HDP’nin Türkiye’nin demokrasisini koruyacak ve patlamış lastiği frenleyecek tek parti olduğunu dile getirdi.

Yeşil Gazete

Palmira – İoannis N Grigoriadis

Suriye iç savaşı, kritik dönemece doğru yaklaşmış görünüyor. Savaş başladığından beri dayanıklılığı ile herkesi şaşırtan Esad rejimi, son haftalarda ağır kayıp vermeye başladı. Önce ülkenin kuzeybatısındaki İdlib kenti ve birkaç gün sonra da stratejik konumu ile ilgi odağı olan Cisr eş Şuğur kasabası Nusra Cephesi ve diğer müttefik muhalefet gruplarının eline geçti. Geçen hafta, sıra IŞİD’e geldi. Sürpriz bir taarruz ile IŞİD kuvvetleri, Tedmur şehrini ele geçirip Esad rejiminin Suriye’nin doğusundaki son kalesi Deyr Ez Zor şehrini çember altına almaya yaklaşmış. Gelgelelim, Tedmur’un önemi sadece askerî değil. Tedmur, UNESCO tarafından Dünya Kültür Miras listesine eklenen Palmira’nın nam-ı diğerdir. Yani, Irak’ta Musul kütüphanesinde nadir el yazması evrakları yakan, Dünya Kültür Miras siteleri olan Nimrud veya Hatra antik ören yerlerini yerle bir eden IŞİD kuvvetleri, artık Ortadoğu’nun en güzide, en tarihî yerlerinden birini ele geçirdiler. Helenistik ve Roma dönemi kervan ticareti sayesinde zenginleşip bu dönemlerden kalma en etkileyici anıtları günümüze kadar sunan antik Palmira şehri, onu son tahrip eden Moğol ordusundan sonra, artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Çünkü IŞİD’in tutumu bu konuda bellidir. Bütün İslam öncesi anıtları ve harabeleri ‘İslam’a aykırı’ sayıp ve ‘put’ olarak adlandırıp imha edilmesi gerektiğini savunmaktadır: Ortadoğu’nun bütün İslam öncesi –hattâ IŞİD İslam öncesi– tarihi yok edilmelidir. Diğer deyimle IŞİD, insanlığın ortak kültür mirası olan bütün Ortadoğu anıtlarına karşı son yüzyıllarının en hayati tehlikesine dönüşmüştür.

Uluslararası toplum bu gelişmelere nasıl bir tavır aldı?

Son senelerde çeşitli konularda etki kazanmayı başaran uluslararası kurumlar ve uluslararası sivil toplum, insanlığın ortak değer bütününün sahibi olup onu korumaya çalışıyor. Temel insan haklarına dünyanın her yerinde saygı gösterilmesi, çevreye ortak insan değeri ve dünyaya insanlığın ortak evi olarak yaklaşılması, bu tavrın önemli göstergeleridir. Bu bağlamda, tarih ve tarihî eserler saygınlık kazanmaktadırlar. Tarihî eserler, artık bir millete, dine veya kültüre ait değil, dünya kültür mirasının bir payı olarak kabul edilirler. Bu tespitler, özellikle Palmira gibi görkemli ve önemli antik yerler için geçerlidir.

Oysa dünyamızda bu değerlere herkes sahip değil. IŞİD’in antik eserleri tahrip etmesi bunu çok acı bir şekilde hatırlattı. Ayrıca da uluslararası toplumun Palmira konusunda gösterdiği tavır, ne etkileyici ne de inandırıcı oldu. Sadece UNESCO Başkanı Irina Bokova, derin endişesini ifade ederek, yerel halkın ve tarihî eserlerin güvenliğinin sağlanması çağrısında bulundu. Ancak hiçbir somut adım atılmadı. Kobani’de olduğu gibi, Palmira’nın IŞİD eline geçmesini önleyecek hava saldırıları olmadı. Palmira’da IŞİD rakibi Suriye Kürtleri değil, Esad rejimi olması, bu kararda önemli rol oynamış. Ancak her yanından haklı olarak eleştirilse bile Esad rejiminin, dünya kültür mirasını koruma konusunda küresel değerlere sahip çıktığını kabul etmek lazım. Yakında da Palmira’nın tahribatını gösteren video görüntüleri veya fotoğraflar ortaya çıkarsa, dünya tarihine yeni bir yüzkarası daha eklenecektir. Çünkü Palmira, Suriye’nin değil, hepimizin ortak mirasıdır.

İoannis N Grigoriadis – Taraf

Nükleer Karşıtı Aktivistler İstanbul’da biraraya geldi

İstanbul, Ankara, Mersin, Sinop, İğneada, Samsun, Diyarbakır, Batman, Kıbrıs, Gürcistan ve Yunanistan’da eş zamanlı olarak gerçekleştirilen eylemlerde AKP’nin nükleer santral projeleri protesto edildi. Ortak açıklamada bu eylemin bir başlangıç olduğu ve herkesin bu mücadeleye desteğe çağrıldığı belirtildi.

52

Gaia Dergi’den Erdem Şimşek’in haberine göre Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nin temel atma töreninin ardından, Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santral anlaşması ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. İktidarın tüm tepkilere rağmen ülkenin en bakir noktalarında ısrarla sonuca vardırmaya çalıştığı nükleer santral projeleri İstanbul, Ankara, Mersin, Sinop, İğneada, Samsun, Diyarbakır, Batman, Kıbrıs, Gürcistan ve Yunanistan’da eş zamanlı olarak gerçekleştirilen eylemlerle protesto edildi.

Eş zamanlı eylemlerin İstanbul’daki ayağı Beşiktaş Çarşısı’ndaki kartal heykelinin önünde yapıldı. Eyleme katılanlar arasında CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, İstanbul Nükleer Karşıtı Platform, Kuzey Ormanları Savunması, Karadeniz İsyandadır Platformu ve Anadolu Partisi temsilceleri vardı.

Basın açıklamasını Karadeniz İsyandadır Platformu’ndan Zümra Yıldırım okudu
Basın açıklamasını Karadeniz İsyandadır Platformu’ndan Zümra Yıldırım okudu

 

Ortak basın açıklaması öncesinde söz alan Karadeniz İsyandadır Platformu’ndan Eren Dağıstanlı, Türkiye’nin nükleer felakete sürüklenmek istendiğini belirterek, “Türkiye’nin altına nükleer santrallerle birlikte dinamit atılmak isteniyor. Akkuyu’da sahte ÇED raporlarıyla, halktan gizlenen belgelerle bir süreç işletiliyor. Bizler biliyoruz ki Akkuyu Nükleer Santrali hukuksuzdur ve yalanlarla doludur. Bugün iktidar Akkuyu Nükleer Santrali’nin ihalesini hepimizin yakından tanıdığı Mehmet Cengiz’e vermiştir. Cengiz İnşaat Türkiye’de doğa katliamı varsa oradadır. Karadeniz Sahil Yolu’ndadır, Kuzey Ormanları’ndadır ve şimdi Akkuyu’dadır. Mehmet Cengiz’e verilen ihale oldu bittiye getirilerek sahte bir açılış töreni düzenlediler. Bizler bugün başta Mersin olmak üzere, Sinop’ta, İğneada’da, Batman’da, Diyarbakır’da Ankara’da, Kıbrıs’ta, Gürcistan’da, Yunanistan’da eş zamanlı olarak sokaklardayız. Ve diyoruz ki, Nükleere İnat Yaşasın Hayat!” diye konuştu.

Dağıstanlı’nın ardından ortak basın açıklamasını da yine Karadeniz İsyandadır Platformu’ndan Zümra Yıldırım okudu.

“Dünyada nükleere yer yok” demek için bir arada olduklarını söyleyen Yıldırım, “Yapılması planlanan nükleer santrallerin; Karadeniz, Akdeniz ve Trakya’nın eşsiz doğasının yok olmasına sebep olacağı gibi başta tüm Türkiye topraklarını, Karadeniz ve Akdeniz ülkelerini radyasyon ve nükleer atıklarla zehirleyeceği ve tüm dünyayı tehdit edeceği bilinciyle eş zamanlı olarak sokaklardayız. Halkların, bilim ve hukuk insanlarının tüm itirazlarına rsğmen anti demokratik, şeffaf ve katılımcı olmayan sahte ve halktan gizlenen rapor ve süreçlerle nükleer santral projeleri dayatılmaktadır. Doğa ve yaşam savunucuları, bu hukuksuzluğun ve yaşanlarla işleyen sürecin muhatabıdır ve ‘ben yaptım oldu’ denilerek nükleer kirliliği dayatanlara izin vermeyecektir” diye konuştu. Ortak açıklamanın son sözlerinde ise “Bugün bu eylemi bir başlangıç sayıyor ve dünyadaki nükleer karşıtı hareketten dostlarımızı bizlerle dayanışmaya çağırıyoruz” denildi.

Mersin’deki nükleer karşıtı eylem haberi için tklynz

Adana’da Cumartesi gerçekleşen “Nükleer Karşıtı Forum” haberi için tklynz

Fotoğraflar: Erdem Şimşek

(Gaia Dergi)

Bisikletle çıktığı dünya turu, Marmaris’te kendisine çarpan araba ile son buldu

Muğla’nın, Marmaris ilçesinde bir otomobilin emniyet şeridinde arkadan çarptığı Fransız bisikletçi 59 yaşındaki Christian Jean Auguste Niaffe yaşamını yitirdi. Niaffe, bisikletle çıktığı dünya seyahatinin Türkiye ayağını tamamlamak için Marmaris’te pedal basıyordu.

47

Paris’te yaşayan 59 yaşındaki Niaffe, Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nde bilgisayar eğitimi veriyordu. Şu zamana kadar beş ayrı kıtada 40 ülke gezen Fransız gezgin, kişisel sayfasında içlerinde Özbekistan, Bolivya, Kamboçya, İran gibi ülkelerin de olduğu 16 ülkeyi daha gezmek istediğini yazmıştı.

Olay dün (24 Mayıs pazar) 17:00 sıralarında Marmaris- Muğla Karayolu üzeri Taşhan Mevkii’nde meydana geldi. . Bundan önce 40 ülke gezen ve son olarak Türkiye’de bisiklet turuna çıkan bilgisayar mühendisi Christian Jean Auguste Niaffe, Gökova’da mola verdikten sonra Marmaris ilçe merkezine hareket etti.

48

İlçe merkezine 15 kilometre kala Taşhan Mevkii’nde rampa çıkan Niaffe’ın bisikletine, virajda 48 SK 338 plakalı otomobil arkadan çarptı. Ağır yaralı Niaffe ambulansla Marmaris Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

49

Yapılan ilk müdahale sonrası Muğla Sıtkı Koçman Araştırma ve Eğitim Hastanesi’ne sevk edilen Niaffe, tüm çabalara karşın kurtarılamadı. Otomobil sürücüsü, jandarma tarafından gözaltına alındı. Niaffe’ın cenazesinin bugün uçakla ülkesine gönderileceği öğrenildi. Jandarmanın kazayla ilgili soruşturma başlattığı açıklandı.

(Ajanslar)

 

 

Mersin’de nükleer karşıtı eylem

24 Mayıs Pazar günü saat 12:30’da birçok ilde eş zamanlı olarak gerçekleşen Nükleer Karşıtı Eylemler’in biri de Akkuyu Nükleer Santral tehdidi ile yaşayan Mersin’de gerçekleştirildi.

Nükleer Karşıtı Platform ,HDP, 10dan Sonra ve Mersin Cemevi’nin içlerinde bulunduğu grup Saat 12:30’da Forum Havuzbaşı’nda toplandı. “Nükleere inat yaşasın hayat”, “Nükleer Santral İstemiyoruz” sloganlarını atan grup içerisinden KESK’den Gazi Düz basın bildirisini okudu.

45

İstanbul, Ankara, Mersin, Sinop, İğneada, Samsun, Batman, Diyarbakır, Kıbrıs, Yunanistan ve Gürcistan’da eylemin aynı saatte yapıldığını belirten Düz;

“ Halkların bilim ve hukuk insanlarını, tüm itirazlarına rağmen anti-demokratik, şeffaf ve katılımcı olmayan, sahte  ve halktan gizlenen rapor  ve süreçlerle nükleer santral projeleri dayatılmaktadır. Bu kirli süreç seçime giden Türkiye’de Akp iktidarı tarafından bir propaganda malzemesi olarak kullanılmakta, dünyadaki nükleer santrallerin kaza ve olumsuz etkilerini halktan gizlenerek nükleer felaket insanlara şirin gösterilmek istenmektedir.”  şeklinde konuştu.

44

Bizler ne Metsamor ne de başka nükleer santrallerin çalıştırılmasını yada yeni den inşasını istemiyoruz diyen Düz, “Taner Yıldız, Ermenistan Metsamor Nükleer Santrali’ne  karşı insanları eyleme çağırarak, kendince nükleer karşıtları ile dalga geçtiğini düşünmektedir. Bizler ne Metsamor ne de başka nükleer santrallerin çalıştırılmasını ya da yeni den inşasını istemiyoruz.”  dedi.

Türkiye’de yeni Çernobil ve Fukuşima’nın olmasına, Akdeniz, Karadeniz ve Trakya’nın nükleer atık çöplüğüne döndürülmesine izin vermeyeceklerinin altını çizen Gazi Düz, “Bu vesileyle bugün bu eylemi başlangıç sayıyor ve Dünya’daki nükleer karşıtı hareketten dostlarımızı bizlerle dayanışmaya çağırıyoruz” sözleriyle açıklamayı sonlandırdı.

46

Eylem, 10’dan Sonra Mersin grubunun “Seni başkan yaptırmayacağız” sloganına eşlik edilmesinin ardından sona erdi.

 İstanbul’daki nükleer karşıtı eylem haberi için tklynz

Adana’da Cumartesi gerçekleşen “Nükleer Karşıtı Forum” haberi için tklynz

Haber ve Fotoğraflar: Özgecan Aşlamacı Şahin

(Yeşil Gazete)

Orhan Veli’ye Carol Ann Duffy’den nazire, “İnan ceketim, artık inan, kuşların doğru söylediğine!”

The Guardian’da bir süredir fosil yakıtların yeryüzüne çıkarılmasına son verilmesini destekleyen “Bırak yerinde kalsın!” (İng. Keep it in the ground) sloganıyla bir kampanya yürütülüyor. 2014 yılında Pulitzer ödülü kazanan gazete bu kampanya kapsamında İskoç şair ve oyun yazarı Carol Ann Duffy‘nin bir şiirini (İng. Parliament) yayınladı.

Küresel ısınma nedeniyle erime sürecine giren turbalar, petrol sızıntıları, okyanuslardaki plastik adaları gibi bir çok farklı çevre felaketini bunların mağduru canlıların gözünden veren bu şiiri, ben de sizler için Türkçe olarak yeniden ifade etmeye çalıştım, bir nev-i Orhan Veli ustanın “İnanma ceketim, inanma/ Kuşların söylediklerine” şiirine nazire mahiyetindeki Carol Ann Duffy şiirini

Peli Kan
Peli Kan

Meclis

Ve üşüştü yazarların ormanına
bir adı olan tüm kuşları dünyanın…
Bazısının narin ıslıkları
kiminin bednam vıraklamaları…
Söz alırken sırayla bu mahlukatın sesleri
bozdu yapraksız tenhalığını ağaçların…
Baykuş yeislendi meşenin birinde.
Saksağan taklitten geri kalmadı elbette.
Karga lanet okurken bir çınarın tepesinden,
Karabatak söze girdi derinden:
“Hastalıklı rüzgârlar eserken üzerinden
çürümüş kokular yükseliyor denizlerden…
Hiçbir şey yüzmüyor göz alabildiğine
petrolün haceti ki binlerce kilometre
plastik bir çorba hakim olmuş enginlere…”
Bir söğütten ağladı Cennet Kuşu.
Broşa dönmüş iken Sinek Kuşu’nun bedeni
havada çınlattı o zayıf sesini
Leylek, bir dul şalına sığınır gibi, sararken kendini
Martı inledi:
“Gördüm ki solmuş kızıllığı mercanların,
ölmüş yatıyor altında hareketsiz suların…
Balıklar nutuksuz okyanus sessiz
Meksika Körfezi’nde petrole bulanmış
artık dilsiz…”
Ağaçkakan gagaladı kendini.
Akbaba göğsünü iğneledi.
Horoz bile üç tüyünü koparırken
Papağan izin istedi:
“Sayarsam adlarını bildiklerimin bir bir
Yağmur, orman, ateş ve kül ilkleridir.
Hızarlar, sürüler, kokain ve paralar,
bir yanda gecekondular bir yanda oduncular…
Çiftlikler ve tüm bunların yağmacıları
ve de baronlarla eli silahlıları…”
Şahin okkalı bir küfür salladı.
Bülbül’ün sedası gırtlağını yaraladı.
Bir Karatavuk’un gagasından
Kurtçuk uzattı başını:
“Gördüklerim turbalardı.
Buzları çözülürken kırık toprakların
çamur ve kömür lapası olmuş
kötü nefesiyle metanın…”
Yarasa astı kendini
intihara meyilli…
Kuzgun’un eğeye dönmüş kanatları,
kana bulanmış Kızılgerdan balıkçılı,
daha pek çoktu ormanın yazdıkları…
Ve düşerken kar ve karanlık üzerlerine
Kartal’ın tarihi silüetinin
Yağmurkuşunun altın renginin
ve Albatros’un kutup buzlarına dair sözlerinin,
Sert ve soğuk bir ay doğuyordu
toprağın rahminden…

 

Barış ve sanatla kalın…

 

Ek okumalar için:

Parliament by Carol Ann Duffy

Carol Ann Duffy

Atmosferde sıcak bir nokta tespit edildi

John Abraham tarafından the Guardian‘da yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Ezgi İnanç‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Tropik atmosferdeki sıcaklık, yeryüzündeki sıcaklığa oranla %80 daha hızlı artıyor.

Tropikal bölge üzerindeki atmosferde sıcak noktanın tespit edildiği White Beach, Filipinler. Fotoğraf: Alamy.
Tropikal bölge üzerindeki atmosferde sıcak noktanın tespit edildiği White Beach, Filipinler. Fotoğraf: Alamy.h

Steven Sherwood ve Nidi Nashant tarafından Environmental Research Letters’da yayınlanan yeni bir araştırma, Dünya’nın ısınma hızı hakkında pek çok soruyu yanıtlıyor. Atmosferin ısındığı bir kez daha kanıtlanmış görünüyor. Araştırma aynı zamanda atmosferin farklı yerlerindeki ısı değişimleri konusundaki tartışmalara da çözüm getiriyor.

“Dünya ısınıyor” dendiğinde akla gelen ilk soru: Dünya’nın hangi bölgeleri ne zamandır ısınıyor? Dünya, okyanusları, atmosferi, kara ve buzulları kapsayan oldukça geniş bir iklim sistemine sahip.

Bilim insanları, “küresel ısınma” ifadesini okyanuslarda biriken enerjinin artışından veya yeryüzüne yakın atmosferdeki sıcaklık artışından bahsederken kullanıyorlar. Her iki ölçüye göre de iklim değişikliği geçtiğimiz 40 yılda sıcaklığın gittikçe artmasına sebep oldu. Peki, iklim sisteminin diğer bölümlerinde başka neler meydana geliyor?

İlki, hava olaylarının gerçekleştiği atmosferin en alt katmanı olan troposfer. Troposferdeki ısı uydularla, balonlarla veya başka cihazlarla ölçülebilir. Daha önce uydular ve balonlar herhangi bir ısınma veya soğuma tespit etmemişti. Ancak yanılmış olacaklar ki şu anda en çok kuşku duyanlar bile troposferin ısındığını kabul ediyorlar. Yine de ısınma hızı hakkında tam olarak doğru bir tahmin elde etmek zor. Kullanılan cihazların değişmesi, hatalı ölçekler ya da kısa süreli dalgalanmalar “gerçek” ısının tespit edilmesini zorlaştırabilir.

İşte araştırma burada devreye giriyor. Yetkililer doğal değişikliklere ve ısı ölçümlerine açıklık getirecek bir yöntem geliştirdiler ve üç farklı sonuca vardılar.

Bunlardan ilki, tropikal bölgelerdeki atmosfer ısınmasının 1950lerden beri çok da fazla değişiklik göstermemiş olması. Sıcaklık düzenli ve nem oranına uygun olarak arttı. Bu sonuç iklim modelleriyle örtüşürken, iklim değişiminde bir yavaşlamanın da söz konusu olmadığını gösteriyor.

İkincisi, ısınan tropikal bölgelerin yüksekliği modellerin tahmininden daha düşük. Son olarak, stratosferde gözlemlenen soğumada bir değişim söz konusu.

Bütün bu sonuçlar gösteriyor ki yıllar önce bilim insanlarının öngördüğü gibi troposferdeki ısınma devam ediyor.

Bu “sıcak nokta” küresel ısınmanın ilerlediğini gösterirken troposferin yeryüzünden daha hızlı ısınacağına da işaret ediyor. Sıcak noktayı tespit etmek oldukça zor, hem troposfer hem de yeryüzü için yüksek donanımlı ölçüm cihazları gerekiyor. Daha önce yapılan ve sıcak noktaları tespit edememiş olan araştırmalar sık sık iklim karşıtları tarafından akla simülasyon modellerini ve hatta atmosfer hakkındaki temel bilgilerimizi sorgulatacak sorular getirmek için kullanılıyordu.

Ancak bu yeni araştırma açıkça bir sıcak noktanın varlığına işaret ediyor. Troposfer, yeryüzünden %80 daha hızlı ısınıyor. Bu bulgu, %64 fark tespit eden iklim modelleriyle de örtüşüyor.

Modeller ileride meydana gelecek değişiklikleri tahmin etmede kullanılabilirler. Ölçüm yapıldıktan sonra modellerle karşılaştırma yapılabilir. Sonuçlar uyuşmazsa, bu ölçümlerden ya da modellerden birinin veya her ikisinin birden yanlış olduğu anlamına gelir. Ancak sıklıkla modelin verdiği sonuç doğru kabul edilmektedir.

Haberin İngilizce Orjinali

Haber: John Abraham

Yeşil Gazete için çeviren: Ezgi İnanç

(Yeşil Gazete, the Guardian)