Ana Sayfa Blog Sayfa 3665

HDP Türkiyelileşiyor, ya siz? – Levent Gültekin

Geçtiğimiz günlerde Brüksel’de Kürt siyasetinin önemli iki ismi Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar’la görüştüm.

“Nasıl bir Türkiye istiyoruz? HDP Türkiyelileşiyor derken ne kast ediyorlar? PKK bundan sonra ne yapacak, ne yapmalı? Yaralar nasıl iyileştirilecek? Barış tüm topluma nasıl yayılacak?”

Tüm bu sorular etrafında uzun uzun sohbet ettik.

Çeşitli nedenlerle mesafeli durduğumuz kimselerle oturup konuştuğumuzda bir şey fark ediyoruz: Geçmişte bir tarafın değil hepimizin çok hatası olmuş. Hepimiz, kendi ideolojik kazanımlarımızı ülke kazanımı saydık. Hepimiz diğerinin derdine sağır kaldık.

Diğerinin acısını, sıkıntısını görmezden geldik. İktidarların bizi çatıştırarak ayakta kalma oyununa hepimiz yenik düştük. Bu sohbette bir şey fark ettim: Geldiğimiz noktada Türkiye için benzer şeyler istiyoruz.

Demokrat, özgürlükçü, eşitlikçi ve adil bir Türkiye.

***

HDP Türkiyelileşmekten ne kast ediyor?

Hem Brüksel’deki sohbetten hem de burada HDP’li yöneticilerle yaptığım sohbetlerden şunu anladım: “Biz etnik temelli siyasetten artık vazgeçiyoruz. Toplumun bütününün derdiyle ilgileneceğiz. Demokrasi, eşitlik, özgürlük temelinde hak mücadelesini herkes için vereceğiz. Türkiye’nin çıkarını, kazanımını kendi etnik kimliğimizin kazanımından daha üstün göreceğiz. Silah ve şiddete son verip hak aramayı barışçı yollarla yapacağız.”

Sadece HDP’nin Türkiyelileşmesi yetmez
Başarabilirler mi? Bilemiyorum. En azından niyet ve bu niyet doğrultusunda yoğun bir çaba var. Fakat bu çabayı kendi siyasi ve ideolojik çıkarına aykırı bulup, engellemeye çalışanlar da var. Daha önce de söyledim, bir kez daha söyleyeyim: Sadece HDP’nin Türkiyelileşmesi yetmez. MHP’nin de Türkiyelileşmesi gerek. AK Parti’nin de, CHP’nin de. Hatta hepimizin birey olarak da Türkiyelileşmemiz gerek.

Türkiye’nin kazanımını; partimizin, ideolojimizin, inancımızın, hatta kişisel kazancımızın üstünde görmemiz gerek. Huzurlu, eşit, özgür ve demokrat bir ülke istiyorsak herkesin Türkiyelileşmesi lazım. Çünkü Kürtçülük yapmak zararlı da, Türkçülük yapmak değil mi?

Etnik siyaset ülkeye zarar veriyor da, inanç temelli siyaset zarar vermiyor mu? Ya da inanç temelli siyaset zararlı da, ideolojik temelli siyaset değil mi?

Veyahut şehrin estetiğini, mimari zarafetini düşünmeden sırf cebini düşünen müteahhidin, yalan haber yapan medya mensubunun, işini savsaklayan öğretmenin verdiği zarar az şey mi?

Başörtüsüyle barışmayan solcunun, Atatürkçünün; Atatürk’le barışmayan dindarın Türkiyelileşmesi gerekmiyor mu?

Sadece HDP’yle olacak bir şey değil bu. Herkesin Türkiyelileşmesi gerek. Çünkü diğerleri Türkiyelileşmediği sürece tek bir tarafın Türkiyelileşmesi mümkün olmuyor. Başarıya da ulaşmıyor. HDP’nin çabalarına karşı çıkanların halini, tavrını incelediğimizde bunu daha iyi anlıyoruz.

Bırakın da demokratlaşalım
Eski İslamcı, eski Kürtçü, eski ülkücü, eski komünist, eski Kemalist… Hepimizin geçmişte farklı kimlikleri, ideolojileri vardı.

Dünya değişiyor. Hayat değişiyor. Buna bağlı olarak biz de değişiyoruz. Düşüncelerimiz olgunlaşıyor. Geçmişte yaptığımız hatalardan ders çıkarıp, daha barışçı ve özgürlükçü bir çizgiye gelebiliyoruz.

Fakat bırakmıyorsunuz. İlle eskiyi hatırlatacaksınız. İlle geçmiş hatalara mahkum edeceksiniz. Eski mahallemize, ideolojimize, siyasetimize dönelim diye elinizden geleni yapıyorsunuz. Üstelik bunu bir de ‘Türkiye’nin iyiliği için yaptığınızı‘ söylüyorsunuz. Bundan vazgeçin. Böyle yaparak işleri daha da zorlaştırıyorsunuz.

Mesela Tayyip Erdoğan İslamcı bir çizgiden, 2002’de demokrasiye yönelmişti. Bu çabasına destek verenler oldu, fakat şüpheyle yaklaşıp engelleyenler de oldu. Habire geçmişi hatırlatıldı. Afgan liderlerden Hikmetyar’la çekildiği fotoğraflar servis edildi. Geçmişteki sözlerine bakılarak “Hayır bu demokrat değil, takiye yapıyor” denildi.

AK Parti’nin demokratlaşma çabalarına ciddi bir direnç gösterildi. Ve günün sonunda Tayyip Erdoğan tam da o direnç gösterenlerin istediği türden biri olup çıktı. Bu durumda ne diyeceğiz? Erdoğan’a direnç gösterenler, inanmayanlar haklı mı çıktılar?

Tayyip Erdoğan, sık sık geçmişi hatırlatılıp oraya mahkum edildiği için mi eski çizgisine döndü, yoksa demokratlaşma çabasında samimi olmadığı için mi? Bunu ölçme, anlama şansımız var mı? Yok elbette. Fakat her koşulda demokrasiyi ve demokratlaşmayı desteklesek, bu karmaşa yaşanmazdı.

Senin mitinglerinde bayrak var, ama vicdan yok
Şimdi aynı şey HDP için yapılıyor.

HDP’liler “Biz Türkiyelileşiyoruz “ dedikçe, eski günahları hatırlatılıyor. Eski fotoğraflar servis ediliyor. Geçmişteki söz ve davranışları gözler önüne seriliyor.  Ve ille daha önceki ‘yanlış‘ çizgisine dönsün diye büyük çaba gösteriliyor.

Dönerse büyük bir gururla şöyle diyecekler “Biz dememiş miydik, bunlar samimi değil!” Ama Sen zorladın?  Sen öyle istedin? Böyle yol kat edemeyiz.

“Demokrat olacağım. Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü; herkes için özgürlüğü ve eşitliği istiyorum” diyen birine destek olmaktan, onun işini kolaylaştırmaktan başka bir şey yapamayız.

“Samimi değiller. Bak, mitinglerinde bayrak yok…”

Peki sen samimi misin? Senin mitinglerinde bayrak var, ama vicdan yok. Özgürlük yok. Eşitlik yok. Barışçı bir dil yok. Dostluk yok. Sadece bağırma, hakaret, tehdit, aşağılama ve dışlama var.

Sende bayrak var diye aklanmış mı oluyorsun?

Bir çocuk öldüğünde en çok HDP’lilerin gözlerinin içine bakacağız
Sosyal psikolojide “Kendini gerçekleştiren kehanetler” diye bir olgu var. “Olması düşünülen bir durum veya eylemin gerçekliğe dönüşmesi” durumudur. Öngörü değil, negatif duyguyla kötünün büyümesini, gelişmesini sağlıyoruz.  Demokratlaşmaya çalışanlara engel olmakla işte bunu yapıyoruz.

Diyelim HDP meclise girdi ve bugünkü çizgisinden vazgeçti.  Ne olur? Biz mi kaybederiz? Ne yapabilirler ki? Meclisten ülkeyi mi bölecekler Eğer verdikleri bu sözlerden vazgeçerlerse, bu onların ayıbı ve utancı olacak, bizim değil.

Kaldı ki bundan sonra PKK’nın silaha yönelmesi bizim değil, “Barışçı ve demokrat bir çizgiye geldim” diyerek desteğimizi alıp, meclise girmiş HDP’nin sorunudur. Çatışmalarda bir çocuk öldüğünde hepimiz önce bize barış sözü veren HDP’lilerin gözlerinin içine bakacağız.

Demek istediğim: İnsanları geçmişlerine mahkum etmekten vazgeçelim. İyi olanı desteklersek iyi büyür. Kötü olanı desteklersek kötü büyür.

HDP’ye oy verin, vermeyin. Bu sizin bileceğiniz bir iş. Fakat bu çabaya destek olacak bir cümle, bir söz, bir gülümseme, sıcak bir duyguyla ortak olmak hepimizin ve de ülkemizin hayrına.

 

Levent Gültekin – www.diken.com.tr

HDP’nin İstanbul mitingine izin yok

hdpmitingİstanbul Valiliği, HDP’nin 30 Mayıs’ta miting yapacağını duyurduğu Kazlıçeşme’nin 2911 sayılı yasa kapsamında belirlenen gösteri alanlarından olmadığını söyledi.

Açıklamada, seçimlere 10 gün kaldığı için izin yetkisinin Valilik’te olmadığı, yetkili İlçe Seçim Kurulu’nun ise Kazlıçeşme’de miting yapılmasına izin vermediği belirtildi.

Valilik, aynı gün Yenikapı’da yapılacak İstanbul’un fethi mitingi için başvurdukları İlçe Seçim Kurulu’ndan ise olumlu yanıt aldıklarını ifade etti.

Açıklamayı partisinin Antalya mitinginde değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş “Hepsi sizi kışkırtmak için. Samimiyetle söylüyorum, İstanbul’da miting yapmasak da İstanbul bizimle olacak. Oy patlaması yaşanacak. Orada seçim zaferi elde edeceğiz. Bundan kuşkumuz yok” dedi.

Demirtaş: Cumhurbaşkanına her yer serbest

Demirtaş, Antalya mitingindeki konuşmasına şöyle devam etti:

“Siyasi partisi için çalışmak herkesin hakkıdır, sadece bir kişinin, cumhurbaşkanının hakkı değildir. Ona yasaktır. Siyasi partiye oy istemek sadece cumhurbaşkanına yasaktır. Ama maşallah siyasi partilerden daha fazla miting yapan kendisidir. Her yer cumhurbaşkanına serbest. Ne yaparsanız yapın HDP barajı aşacak, parlamentoya girecek, sizin pinokyo gibi uzayan burnunuzu kısaltacak. Bizler güçlendikçe kibirlenmeyeceğiz

Valilik: Fetih şöleni için başvurduk

Valilik açıklamasına 30 Mayıs’ta Yenikapı’da Cumhurbaşkanı’nın da katılımıyla gerçekleşeceği duyurulan İstanbul’un fethi kutlamaları ile başladı. Bu şölenin “siyasi polemik konusu yapılmaya çalışılması” nedeniyle açıklama yaptığını belirtti.

“Seçimlerin son on günü alanların tahsis yetkisinin ilçe seçim kurullarında olması sebebiyle, Valiliğimizce 27 Nisan 2015 ve 5 Mayıs 2015 tarihlerindeki yazılarımızla Fatih İlçe Seçim Kuruluna başvurularak 29-30 Mayıs 2015 tarihlerinde Yenikapı Toplantı ve Gösteri Alanının Fetih Kutlamaları için tahsisi talep edilmiş ve Fatih ilçe Seçim Kurulunun 06 Mayıs 2015 tarihli kararı ile bu tahsis yapılmıştır. Ayrıca Yüksek Seçim Kurulundan görüş istenmiş ve olumlu görüş alınmış, vaki itirazlar da Yüksek Seçim Kurulu’nca reddedilerek alanın Fetih kutlamalarına tahsisi uygun bulunmuştur.”

“Valilikten izin alındığı doğru değil”

Valilik, 30 Mayıs’ta Kazlıçeşme’de yapılacak miting ile ilgili ise valilikten izin alınmadığını ve valiiliğin bu konuda yetkisi olmadığını söyledi:

“Kazlıçeşme Alanı 2911 sayılı yasa kapsamında belirlenen gösteri alanlarından değildir. İkinci ve daha önemli husus ise seçimlere on gün kala her türlü açık hava toplantıları ve gösteri yürüyüşlerine izin verme ve yer tahsis etme yetkisinin İlçe Seçim Kurularında olduğu ve Valiliğimizin bahsedilen tarihte yetkisinin olmadığı ve bu sebeple valilikten izin alındığı yönündeki açıklamaların doğruyu yansıtmadığıdır.

“Kaldı ki Halkların Demokratik Partisi İl yöneticileri 15 Mayıs 2015 tarihinde saat 15.30’da Valilik ziyaretinde bulunmuş ve kendilerine Fetih Kutlamaları ile ilgili süreç anlatılmış, miting alanı talepleri konusundaki yetkinin İlçe Seçim Kurulunda olduğu ve buraya müracaat edilmesi gerektiği bilgisi verilmiştir.

“Kamuoyuna yansıtılan 30 Mayıs mitingi talebi ile ilgili olarak izin verilmesi bu nedenle söz konusu bile olmamıştır. Ayrıca Zeytinburnu İlçe Seçim Kurulu’nca da Kazlıçeşme’de miting yapılmasına izin verilmediği bilgisi edinilmiştir.”

Demirtaş “kardeşçe selamlama” çağrısı yapmıştı

Dün Aydın mitinginde konuşan Demirtaş, 30 Mayıs Cumartesi günü Kazlıçeşme’de yapılacak miting için İstanbul Valiliği’nden çok önce izin aldıklarını söylemişti.

Daha sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı programın aynı gün ve saate denk getirildiğini ifade eden Demirtaş, “Milyonlarca HDP seçmenini ve milyonlarca AKP seçmenini aynı saatlerde aynı güzergahı kullanarak gidip gelecek şekilde çağrı yapmak ve hazırlık yapmak açıkça bir tahrik ve provokasyon girişimidir” demişti.

Demirtaş, “Lütfen hepsine kardeşçe selam verip hepsine kardeşçe dokunarak miting alanına gelip gidin” çağrısı da yapmıştı.

Bianet.org

Bilgi Üniversitesi’nde bu haftasonu “İklim Forumu” ilk hazırlık toplantısı var

Herkes geliyor.

İklim İçin kampanyası, Kasım’da yapılacak büyük İklim Forumu öncesinde 1. Hazırlık Toplantısı için 30 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00’de Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü Sosyal Kuluçka Merkezi’nde toplanıyor.

71

Herkes geliyor derken, herkes geliyor:

Prof. Dr. Raşit Tükel ve Dr. Ömer Madra açılış konuşmalarını yapacaklar. 350.org Küresel Organizasyon Direktörü Samantha Bailey Paris İklim Zirvesi’nden geçen yolda küresel iklim hareketlerini anlatacak.

Buluşmanın ikinci yarısında iklim adaleti forumunda hem iklim adalet(sizliğ)ini hem de bu durumu tersine çevirmek için neler yapabileceğimizi konuşacağız.

“30 Mayıs’ta yeni iklim hareketini yaratmak için ilk büyük buluşmamızı yapıyoruz. Gelin. Yeni bir hareket yaratmanın deneyimini birlikte yaşayalım. Yapılanları yetersiz buluyorsanız özellikle gelin.”

Cumartesi görüşmek üzere.

Facebook etkinlik sayfasına buradan erişim mümkün

Program:

72

Haber: Özgecan Kara

(Yeşil Gazete)

 

Futbolun tüm liglerinde bu sene şampiyonlar Sarı-Kırmızı

Türkiye’de bu sezon erkekler futbolunda tüm büyük liglerde şampiyonların rengi sarı kırmızı oldu.

Liglerin şampiyon sarı kırmızılıları, Süper Lig’de Galatasaray, 1.Lig’de Kayserispor, 2.Lig’in Kırmızı Grubunda Göztepe ve Beyaz Grubunda ise Yeni Malatyaspor.

Süper Ligin 4 yıldızlı şampiyonu Galatasaray
Süper Ligin 4 yıldızlı şampiyonu Galatasaray

Süper Ligde bitime bir hafta kala en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin Başakşehir deplasmanından 1 puanla dönmesi Galatasaray’ın şampiyonluğunu ilan etmesini sağladı.

1. ligde ipi en önde göğüsleyen Kayserispor oldu
1. ligde ipi en önde göğüsleyen Kayserispor oldu

1. Ligde ise Kayserispor haftalar önce şampiyon olmayı garantilemiş ve dolayısı ise önümüzdeki sene Süper Ligde yer alma hakkını kazanmıştı.

2. Ligde iki ayrı grubun da şampiyonları 2014-2015 sezonunun modası Sarı-Kırmızılı takımlardan çıktı. Kırmızı Grupta bir zamanların efsane takımı Göztepespor, Beyaz Grupta ise Yeni Malatyaspor sezonu en önde bitirdiler.

(Yeşil Gazete)

 

Mersin, Haziran’ın ikinci haftası “Onur Haftası” ile şenlenecek

Mersin’in ilk Onur Haftası 8-14 Haziran’da yapılacak.

63

Mersinlileri bu sene bAŞKa bir yaz bekliyor! Mersin 7 Renk LGBTİ öncülüğünde sivil toplum kuruluşları ilk onur haftasına çağırıyor.

Onur Haftası için Mersin Onur Haftası Komisyonu bir “But Tarz Benim” isimli bir tanıtım filmi de hazırladı

Mersin’in ilk Onur Haftası “başka bir hafta” temasıyla 8 Haziran’da başlayacak. Tam programı önümüzdeki günlerde açıklanacak hafta 14 Haziran’da Onur Yürüyüşü ve ardından kapanış partisiyle sonlanacak.

Haftanın sürprizlerini ve detayları Mersin Onur Haftası’nın facebook sayfasından takip etmek mümkün

(Kaos GL)

Batman’da nükleer karşıtı eylem

Batman Ekoloji Meclisi Girişimi, Haftasonu eşzamanlı olarak birçok ilde gerçekleşen nükleer karşıtı eylemlerin Batman ayağını organize etti. Eylemce Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yapılması planlanan nükleer santralleri tiyatro gösterisi ve basın açıklaması ile protesto edildi.

61
Basın açıklamasını Bahattin Göç okudu

 

Batman Ekoloji Meclisi Girişimi’nce, nükleer santrallere dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yapıldı. Atatürk Parkı önünde yapılan açıklama öncesinde, TOV tiyatro grubu nükleer santralin tehlikelerine dair skeçler sahneledi.

62

 

Ekoloji Meclisi adına açıklama yapan Bahattin Göç, “Dünyada nükleere yer yok” demek için bir araya geldiklerini belirterek, açıklamalarını İstanbul, Ankara, Sinop, İğneada, Samsun ve Diyarbakır’da eş zamanlı yaptıklarını ifade etti. Türkiye’de yapılması planlanan nükleer santrallerin eşsiz doğanın yok olmasına neden olacağına dikkat çeken Göç, “Bu ayrıca Türkiye topraklarını, Karadeniz ve Akdeniz ülkelerini radyasyon ve nükleer atıklarla zehirleyecek” dedi.

Mersin’deki nükleer karşıtı eylem haberini okumak için tklynz

İstanbul’daki nükleer karşıtı eylem haberi için tklynz

Adana’da Cumartesi gerçekleşen “Nükleer Karşıtı Forum” haberi için tklynz

(Milliyet)

Podemos, İspanya’da iktidara yürüyor

İspanya’da Pazar günü yapılan yerel ve bölgesel seçimlerde, kemer sıkma politikalarına karşı duruşlarıyla öne çıkan yeni siyasi hareketler önemli kazanımlar elde etti. İlk sonuçlara göre, daha geçen yıl kurulan Podemos Partisi yüzde 25 oyla, ülkedeki iki ana partiden biri olan Sosyalist Parti’yi geçerek ikinci sırada yer aldı.

Podemos lideri Pablo Iglesias'a göre, "İspanya'da geleneksel siyaset bitti"
Podemos lideri Pablo Iglesias’a göre, “İspanya’da geleneksel siyaset bitti”

2006 yılında Katalonya’da kurulan ve ilk kez ülke genelinde seçimlere giren bir diğer protesto hareketi olan Ciudadonos da iki büyük kentte, Madrid ve Barcelona’da dördüncü sırayı elde ederek yüzde 11 oy aldı.

İspanyolca’da Podemos “Yapabiliriz”, Katalanca da Ciudadonos “Vatandaşlar” anlamına geliyor. Elde ettikleri sonuçlar ise iki partiyi de Kasım ayında yapılacak genel seçimler için umutlandırdı.

Barcelona’ya kadın belediye başkanı

İspanya’da dün yerel seçimler ülkenin tamamında, bölgesel seçimler ise 17 bölgenin 13’ünde yapıldı.

Barcelona'nın yeni belediye başkanı Ada Colau
Barcelona’nın yeni belediye başkanı Ada Colau

İktidardaki muhafazakar eğilimli Halk Partisi yüzde 27 oyla ilk sırada yer almasına karşın, 2011 seçimlerindeki yüzde 37 oy oranına göre 10 puan kaybetmiş görünüyor.

Halk Partisi 20 yıl sonra ilk kez başkent Madrid’de muhalefete düşebilir, Valencia’da da sol partiler ittifak yaparak yerel yönetimi üstlenebilir.

Ayrıca Halk Partisi 12, Sosyalist Parti ise bir bölgede seçimi kazanmalarına rağmen, kan kaybına uğradıklarından küçük partilerle koalisyonlar kurmak zorunda kalacak.

İspanya’nın en büyük ikinci kenti Barcelona’da ise Podemos’un desteklediği “Barcelona en Comu” adlı sol siyasi oluşumun adayı, 41 yaşındaki Ada Colau belediye başkanı seçildi.

Barcelona’nın ilk kadın belediye başkanı olan Colau, kentteki ipotek mağdurları derneğinin kurucusuydu.

Iglesias, ‘Geleneksel siyaset bitti’

37 yaşındaki Podemos lideri Pablo Iglesias, seçim sonuçlarının İspanya’da geleneksel siyasetin bittiğini gösterdiğini söyledi.

Ülkede iktidar neredeyse 40 yıldır Halk Partisi ile Sosyalist Parti arasında gidip geliyordu.

Özellikle Yunanistan’da Radikal Sol Koalisyon’un (SYRIZA) iktidara gelmesi ile daha da cesaretlenen Iglesias, iktidara gelirlerse İspanya’nın borcunun bir kısmının silinmesi için çalışacaklarını söylüyor.

(BBC Türkçe)

Türkiye’nin ilk vegan festivali Haziran ayında Kocaeli’nde

Türkiye’nin ilk Vegan Festivali 13-14 Haziran tarihlerinde Kocaeli Kartepe’de düzenleniyor. Festivalin ev sahipliğini Raw Gourmets International (RGI) The Raw Culinary Arts and Hospitality Institute okulları yaparken, organizasyonunu ise Gaia Dergi üstleniyor.

56

Bütün etkinliklerin ücretsiz olacağı festivalde konaklama için çadırlarda kalınacak. Türlerin özgürlüğü teması, veganlar ve vegan olamayanlar arasındaki iletişimsizliklerin onarılması ve gezegenin tüm canlarıyla kucaklaşmak için festivali düzenlediklerini ifade eden vegan aktivistler Vegan Festivaline herkesi çağırıyor.

Festvial kapsamında ayrıca tüketim kültürü, yoga, kitlesel dans tiyatrosu, bibliyoterapi, vegan yemek, vegan sağlık ve müzik atölyeleri de düzenlenecek.

57

Ayrıntılı bilgi ve son dakika güncellemelerini takip etmek için www.vegfestturkey.org .

(Gaia Dergi, Jiyana Ekolojik)

HDP’ye oy vermeye eli gitmemenin anlamı – Ahmet İnsel

7 Haziran seçimleri öncesinde ortamın bu kadar gerilmesinin birbirine bağlı iki nedeni var. Birincisi, Tayyip Erdoğan’ın bu seçimleri başkanlık rejimi amaçlı anayasa değişikliğinin ilk turuna dönüştürmesi ve bu amaçla partisine üçte iki Meclis çoğunluğu hedefi koyması. Halbuki 13 yıllık tek başına iktidar olmuş bir partinin, yeniden yüzde 40-45 arasında oy alması dünyanın her yerinde büyük başarı olarak algılanırdı. Ama Tayyip Erdoğan’ın partisine dayattığı başkanlık rejimi hedefi, AKP’yi kırılgan hale getirdi.

Gerginliğin ikinci nedeni, HDP’nin seçimlere bağımsız adaylar yerine, parti olarak girme kararı alması oldu. Bağımsız adaylarla girse, HDP’nin destekleyeceği adayların 2011 seçimlerinde elde ettiği 36 milletvekilinden birkaç fazla veya birkaç eksik parlamentoda yerlerini almaları yüzde yüze yakın kesinlikte olacaktı. Bu durumda AKP’nin fazladan elde edebileceği milletvekili sayısı da 15’i geçmeyecekti.

HDP’nin seçimlere parti olarak girme kararı almasıyla birlikte, AKP için denklem değişti. Alacağı oy oranından çok daha güçlü değişken kazanacağı milletvekili sayısı oldu. Bunun esas nedeni, HDP’nin kitlesel oy desteğinin olduğu seçim bölgelerinin hemen hepsinde anlamlı oy alabilen diğer partinin sadece AKP olması. HDP barajı geçemezse, bu partinin hak etttiği milletvekillerinin takriben yüzde 90’ına AKP adayları el koyacak.

Radar Politik Analiz sitesinde 21 Mayıs’ta yayımlanan seçim sonuçlarının milletvekili sayısına yansıması simülasyonu, durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. AKP’nin yüzde 44, CHP’nin yüzde 25, MHP’nin yüzde 16 aldığı, HDP’nin yüzde 9.5’te kaldığı bir seçim sonucunda, AKP’nin alacağı milletvekili sayısı 333 olabilir. HDP barajı geçerse, yani yüzde 9.5 değil, yüzde 10 oy alırsa, yüzde 44 oy almış AKP’nin milletvekili sayısı 282’ye düşüyor! HDP’nin barajı geçmemesi durumunda CHP’nin payına ilaveten altı milletvekili düşüyor. MHP’ye ise sadece bir. Bu simülasyonu yapanlar, HDP’nin barajı geçememesi durumunda dokuz seçim bölgesinde bağımsız adayı destekleyen HÜDA-PAR’ın birkaç milletvekiliyle Meclis’e girme şansının çok artacak olmasını dikkate almamışlar.

Kısacası bugün farklı anketlere göre barajın biraz üstünde veya biraz altında olduğu tahmin edilen HDP’nin oy oranının yüzde 0.5 değişmesi, başka hiçbir partinin oy oranının Yüzde 0.5 azalması veya artmasıyla kıyaslanması mümkün olmayan sonuçlar doğruyor.
AKP’nin yüzde 44’ten biraz daha az oy alması ve HDP’nin yüzde10 barajını geçmesi durumunda, AKP’nin parlamentodaki milletvekili sayısı Meclis çoğunluğu için gerekli olan 276 sınırına yaklaşıyor. Yüzde 40-41 oy oranı ise AKP’nin 275’ten az milletvekiliyle seçimden çıkması anlamına geliyor. Buna karşılık HDP’nin yüzde 9.8 oy alması ve barajı geçememesi durumunda, yüzde 41 oy almış bir AKP 320 milletvekiline sahip oluyor.

Görüldüğü gibi, 7 Haziran seçimlerinde HDP’ye verilen veya çeşitli nedenlerle eli son anda gitmediği için HDP’ye verilmeyen oyların seçim sonrası Türkiye siyasal manzarasını belirleme gücü son derece yüksek olacak.

HDP, başkanlık rejimi merkezli bir anayasa değişikliği için AKP’ye Meclis’te destek vermeyeceğini açıkça ve ısrarla ilan etti. Tayyip Erdoğan’ın amacının gerçekleşmesi için AKP’nin hem en az yüzde 44 oy alması hem HDP’nin yüzde 10’un altında kalması gerekiyor. HDP’ye verilen her oy, AKP’nin üçte iki Meclis çoğunluğuna sahip olması şansını azaltıyor.

Diğer konu, Meclis’te 55 veya 60 milletvekiline sahip olan HDP grubunun, 275’e varamamış AKP’nin azınlık hükümetini, güçlü pazarlık sonrası dışarıdan desteklemesi ihtimali. Böyle bir olasılığın hem AKP hem HDP meclis gruplarında büyük kırılmalar yaratacak olması ihtimali çok güçlü. Ayrıca bugün HDP sözcüleri de böyle bir desteğin söz konusu olmayacağını, tek başına hükümeti kurarsa AKP ile Kürt sorununu müzakere etmek için masaya oturmakla AKP’nin hükümet kurmasına dışarından destek vermenin apayrı şeyler olduğunu haklı olarak vurguluyorlar. Şu açık ki HDP’nin AKP’yi destekleyeceği bahanesiyle HDP’ye oy vermekten son anda caymanın anlamı, AKP’nin Meclis’te 50 civarında koltuğa el koymasını kolaylaştırmak olacak.

2002’de Genç Parti, esas olarak DYP, MHP ve ANAP seçmenlerinde oy almış, bu üç partiyi barajın altına itmiş ama kendi de barajı geçemediği için AKP’nin yüzde 34 oyla Meclis’te üçte iki çoğunluğa sahip olmasına yol açmıştı. HDP’ye oy verme konusunda ikircikli olanlara hatırlatırız.

Bu yazı cumhuriyet.com.tr/ den alınmıştır

55

 

Ahmet İnsel

HDP Bursa’dan, “Termik santrale hayır, Metal işçisinin yanındayız” mesajı

HDP Bursa İl örgütü 22 Mayıs Cuma günü, Bursa Kent Müzesi önünde basın açıklaması yaparak “DOSAB Termik Santralına Hayır” dedi ve Bursa’da bir süredir devam eden metal işçilerinin direnişine destek verdi. Basın açıklamasına HDP Milletvekilleri Hasip Kaplan ve Altan Tan ile birlikte HDP Bursa İl eş başkanları, milletvekili adayları ve partililer katıldı.

53

Basın açıklaması İl Eş başkanı Yüksel Akgün’ün DOSAB’da ve her yerde termik santrallere karşı olduklarını bir kez daha vurguladığı ve metal işçilerinin direnişlerinin yanında olduklarını ifade etmesi ile başladı.

Daha sonra söz alan Altan Tan, AKP’nin “Ben yaptım, oldu” mantığı ile hareket ettiğine dikkat çekerek, “Termik santrallerin yapılması için dünya çapında standartlar var ve burada Bursa halkının fikri de sorulmak zorunda” dedi. Tan, direnişteki metal işçileri ile ilgili olarak da “Biz her zaman hakkın ve haklının yanındayız” diyerek destek mesajı gönderdi.

54

Hasip Kaplan, Bursa’dan yükselen metal direnişini selamladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın Bursa’dan milletvekili olduğuna dikkat çeken Kaplan, ancak kendi seçim bölgesinde yaşanan sorunları görmediğini belirtti. Kaplan, “Burada emekçilerin haklı bir direnişi var. HDP olarak 7 Haziran’da barajları yıkarken bir yandan da sendikaların TİS barajını yıkacağız” dedi.

Kaplan konuşmasına, DOSAB’da yapılması planlanan termik santralin yaratacağı doğa katliamına da dikkat çekti. Kömür ocaklarının sadece işçi katliamları ile değil, doğa katliamına da sebep olduğunu vurgulayan Kaplan, “Yaşama, doğaya, tarihe sahip çıkmak HDP’nin en başta ödün vermediği mücadele alanlarından biridir” dedi.

Açıklama, 27 Mayıs günü DOSAB’da yapılması planlanan termik santrale karşı yapılacak foruma çağrı ile sonlandı.

Haber: Serdar Esen

(Yeşil Gazete)