Ana Sayfa Blog Sayfa 2015

Demirtaş: Artık AKP elitinden olmayan herkes ötekidir

Edirne Cezaevi‘nde tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahatin Demirtaş,  Cumhuriyet’ten Enver Aysever’in sorularını yanıtladı. Muhalefetin AKP gündemine fazla enerji harcadığını kaydeden Demirtaş, “Bize Kürt milliyetçisi denildiğinde kendimi George Floyd gibi hissediyorum. ABD’deki siyahlar eşitlik istedikleri için ne kadar milliyetçiyse Türkiye’deki Kürtler de o kadar milliyetçidir” ifadelerini kullandı. 

Demirtaş’ın sorulara verdiği cevaplardan satırbaşları özetle şöyle: 

  • AKP elitinden olmayan herkes, artık ötekidir. Hatta AKP seçmeni bile potansiyel ötekidir. Bir süre sonra artık AKP’ye oy vermeyecekler ve onlar da ötekileşecekler. Tüm ötekilerin duyguda ve itiraz noktasında birleştikleri düşüncesindeyim. Halka güveniyorum” 
  • (HDP’nin milliyetçilik ve laiklikle ilgili tavrı sorusuna yanıt olarak) Anayasanın 66. maddesi aynen şöyle der: “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Şimdi, ben milliyetçilik meselesinin Türkiye’deki tarihsel gelişimini bir yana bırakıyorum. Sadece yukarıdaki anayasa maddesine bakarak Türkiye’de Kürt halkı başta olmak üzere diğer bütün kimliklerin bizzat anayasa tarafından inkâr edildiğini söylemek Kürt milliyetçiliği yapmak değildir.
  • “Denilecek ki Türklük üst kimliktir, bu tartışmaya da çok fazla girmek istemiyorum. Ancak Türklük, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar için bir üst kimlikse nasıl oluyor da Bulgaristan’daki Türkler soydaşımız oluyorken İran’daki Kürtler soydaşımız olmuyor? Azerbaycan ile neden tek millet iki devlet olabiliyoruz da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle olamıyoruz? Anayasanın 42. maddesinde neden “Türkçeden başka hiçbir dil anadili olarak okutulamaz ve öğretilemez” deniliyor?
  • Bugün HDP’de 15 farklı kimlikten, inançtan ve ideolojiden gelen milletvekilleri bulunmakta. Bu açıdan, parlamentonun milliyetçi olmayan partileri HDP ile TİP’tir. Geri kalanların hepsi Türk milliyetçiliğinin farklı versiyonlarını savunan partilerdir. O nedenle HDP’ye haksızlık etmemek gerekir. 

‘Floyd’un boynuna diziyle basan polisin hizasından bakmayın’ 

  • Bize Kürt milliyetçisi denildiğinde kendimi George Floyd gibi hissediyorum. ABD’deki siyahlar eşitlik istedikleri için ne kadar milliyetçiyse Türkiye’deki Kürtler de o kadar milliyetçidir işte. Ve lütfen kimse, Floyd’un boynuna diziyle basan polisin hizasından bakmasın konuya. Bir defacık olsun eğilip asfalta yatırılmış Floyd’un hizasından ve gözleriyle bakmaya çalışsın. O zaman bizi daha iyi anlayacaklardır.
  • Milliyetçiliğe karşı milliyetçilikle mücadele edilmez. Sağcılığa karşı sağcılıkla, gericiliğe karşı gericilikle mücadele edilemez.

‘HDP, Millet İttifakı’nın ortağı değil’ 

  • “Ben parlamento seçimleri için HDP’nin bir ittifaka ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. HDP, tek başına rahatlıkla yüzde 15’i geçebilecek güçtedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi içinse zaten resmi olarak ittifak mümkün değil. Fakat bu konuda demokratik ilkeler etrafında işbirlikleri yapılabilir. Yeni anayasa, demokratik parlamenter sistem, örgütlenme özgürlüğü, ifade ve basın özgürlüğü, bağımsız ve tarafsız yargı konularında ilkesel uzlaşma sağlanması yeterlidir bana göre. Bu ilkeler etrafında HDP ile yan yana gelemeyenler ne iktidara alternatif olabilirler ne de seçilseler bile ülkenin sorunlarını çözebilirler. Kaldı ki bugün HDP’lilerin dik duruşu, cezaevlerindeki ve dışarıdaki direniş olmasaydı kimse umuttan ve AKP’nin gerilemesinden söz edemezdi.

‘Bize parmak sallayanlar hadlerini bilmeli’  

  • O nedenle bize parmak sallayıp söylem dayatan bazı muhalefet sözcülerinin hadlerini ve hudutlarını bilmelerinde fayda var. Biz zulme karşı direnirken bunlar devlet imkânlarının tadını çıkarıyordu. Şimdi bize vebalı muamelesi yapmaya kalkmasınlar. HDP’yi istediğiniz kadar eleştirebilirsiniz. HDP’den uzak durabilirsiniz. Siz bilirsiniz. Ama HDP’yi aşağılamaya, HDP’ye hakaret etmeye devam ederseniz cevabınızı vermekten çekinmeyiz.

Kapitalizmin panzehiri sosyalizm

  • Gerek Türkiye’nin gerekse tüm dünya halklarının başındaki en büyük bela kapitalizmdir. Bugün yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, sefaletin, doğa kıyımının, savaşların ve sömürünün en büyük sebebi neo-liberal kapitalist sistemdir. Kapitalizmin biricik panzehiri ise sosyalizmdir.  Emek sömürüsünün ve işsizliğin bunca yoğun olduğu bir toplumda sol hareketler büyüyemiyorsa bunun birinci nedeni elbette bu hareketlerin kendi yetersizliğidir. İkincisi ise etnik ve dinsel kutuplaşma. Sınıf hareketleri ve sınıf çelişkisinin öne çıkarılabilmesi için öncelikli olarak toplumda felç duygusu yaratan tüm kimlik sorunlarını demokrasi ve eşit yurttaşlık çerçevesinde çözmeliyiz. Bu yönlü derin kamplaşmaların sönümlenmesini sağlamalıyız. Sonrasında tüm sol ve sosyalist hareketlerin birleşerek kuracakları bir “sol blok” ile ortak mücadeleye girişebilmeliyiz. Sol, Türkiye’de yönetime gelmeden ne işsizlik ne sömürü ne açlık ne de yolsuzluk bitecektir. 

Greta Thunberg 1 milyon Euro değerindeki Gulbenkian İnsanlık Ödülü’nü kazandı

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg 1 milyon Euro değerindeki Gulbenkian İnsanlık Ödülü’ne layık görüldü. Ödül her yıl çevre koruma ve iklim değişikliği ile mücadelede faaliyet gösteren kişi ve gruplara veriliyor.

Sosyal medya hesabından ödül kazandığını duyuran iklim aktivisti, “Bu hayal edebileceğimden daha fazla bir miktar. Ancak tüm para vakfım aracılığıyla iklim ve ekolojik krizden etkilenen insanlara yardım etmek için çalışan farklı organizasyonlara ve projelere bağışlanacak” dedi.

Ödül farklı gruplara dağıtılacak

Ödül jürisinin başkanı Jorge Sampaio ödülün “İklim değişikliği nedeniyle genç nesilleri harekete geçirmek ve devam eden düzeni değiştirmek için verdiği inatçı mücadelesi nedeniyle” Thunberg’e verildiğini aktardı.

Ödülün ilk 100 bin Euroluk kısmı Fridays for Future Brezilya tarafından yürütülen ve Amazonlar’daki yerel halkın salgın koşullarında iyileştirme yapmayı hedefleyen “SOS Amazoniakampanyasına bağışlanacak.

100 bin Euro ise eko-kırımın uluslararası bir suç olarak tanımlanması için yürüttükleri faaliyetlere destek olmak için Stop Ecoside Foundation’a verilecek.

Daha önce Uluslararası Af Örgütü İnsan Hakları Ödülü’ne ve Alternatif Nobel Ödülü olarak da bilinen İsveç Doğru Yaşam Ödülü’ne layık görülen Thunberg, ilk kez bu kadar büyük çapta bir ödül kazanmış oldu.

 

Ayrımcılık ve nefret bitmiyor: Tatlıcıdan market çalışanına, LGBTİ+ fobi her yerde

LGBTİ+‘lara yönelik ayrımcılık ve nefret suçları bitmiyor. Son olarak Kaos GL.org‘da yayınlanan haberlere göre Osmaniye‘de Keyf-i Künefe adlı tatlıcı kapısına “LGBTİ+’lara kapalıyız” yazdı, Şişli Pangaltı’da ise bir market çalışanı, yoldan geçen trans kadını ölümle tehdit etti.

Habere göre ikinci olay Namlı Market‘te gerçekleşti. Market çalışanı Azmi Ateş, marketin önünden geçen trans kadın G.’ye, cinsiyetçi küfürler etti, ardından “Geçen haftaki ibnenin de fotoğrafını çektim, sizi tenhada kıstırır, karnınızı deşerim” diyerek ölümle tehdit etti. G. polisi ararken zorla fotoğraflarını çekmeye çalıştı ve ardından yumruk ve cam su şişesi ile saldırdı.

‘Lubunyalar stres topu haline geldi’

Nefret saldırısına maruz kalan G., yaşadıklarını KaosGL.org’a şu sözlerle anlattı:

Bu olay sadece transfobik bir olay değil kadın karşıtı bir olay. İki fobinin ikisi de var. Geçen haftalarda da başka bir saldırı yaşanmıştı. Bana laf attıktan sonra polisi aradım, beklerken fotoğraflarımı çekmeye başladı. Kalıcı görsel edinmeye çalıştı. Engel olmaya çalıştım. O esnada bana vurmaya başladı. Kafamda su şişesi kırdı. Cinsiyetçi küfürler etti. Ölümle tehdit etti.

Son günlerde lubunyalar stres topu haline geldi. Ülkenin başarısız gidişatında hedef saptırma olarak lubunyalar gösteriliyor. Son dönemde artan nefret söylemlerinin bir sonucu bu. Sistematik bir durum söz konusu.

Saldırganın ilk olayı değil

G.’nin avukatı Levent Pişkin de daha önce aynı kişinin göçmen bir çocuğa, geçtiğimiz hafta da başka bir LGBTİ+ aktivistine saldırdığını hatırlattı.

Saldırgan Azmi Ateş hakkında kasten yaralamadan soruşturma başlatıldı. G. hakkında koruma da talep edildi.

Yaşanan saldırının ardından LGBTİ+ aktivistleri market önünde eylem yaptı. Kurtuluş Komşu Dayanışma Ağı ile HDP Şişli ve Şişli Kent Konseyi‘nin de destek verdiği eylemde aktivist Şevval Kılıç basın açıklamasını okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Arkadaşımıza cam su şişesi ile saldıran manav Azmi Ateş’in bu ne yazık ki ilk saldırısı değildir. Geçen hafta da bir başka arkadaşımıza olay mahallinde “sizi yaşatmayacağız” diyerek ölüm tehdidinde bulunmuş, hakaret ederek saldırmıştır.

Biz bu zihniyeti tanıyoruz. LGBTİ+’lara, kadınlara, göçmenlere yönelik homofobik-transfobik-ırkçı-cinsiyetçi saldırılara göz yummayacağız.

Biz her yerdeyiz.

Olduğumuz her yerde örgütlü gücümüzle bu saldırılara karşı duracağız.

Korkmuyoruz, geri adım atmıyoruz, yılmıyoruz.

Vardık, varız, var olacağız.

Diyanet’in hutbesinin ardından arttı

LGBTİ+’lara yönelik saldırılar Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ramazan‘ın ilk haftasında okuduğu cuma hutbesinde LGBTİ+’ları hedef almasıyla birlikte katlanarak arttı. Siyasetçilerin LGBTİ+fobik açıklamalarını sosyal medyadaki nefret söylemleri izledi.

Onur Haftası‘nın hemen ardından Kızılay Başkanı Kerem Kınık LGBTİ+’ları pedofiliyle ilişkilendirdi, ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan toplumu “LGBTİ+’lara karşı tavır almaya” çağırdı. Bunu takiben, LCW giyim firmasının gökkuşağı ve tek boynuzlu at motiflerini LGBTİ+’larla ilişkilendirildiği gerekçesiyle kısıtlama yönünde çalışanlarına uyarılarda bulunduğu, Büyükada’da LGBTİ+’ların plaja alınmadığı, eşcinsel çiftin fotoğrafını paylaşan bir fotoğraf stüdyosunun tehditlere maruz kaldığı yolunda haberler medyada yer aldı.

Beş gündür kayıp Pınar Gültekin’in cesedi bulundu: Varilin içerisinde ormana gömülmüş

Muğla‘nın Ula ilçesinde beş gün önce kaybolan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin‘in cesedi ormanlık alanda bulundu.

Gültekin’i bulmak için yürütülen çalışmalar Menteşe ilçesi Gülağzı mevkisindeki ormanlık alanda yoğunlaştırıldı.  Arama sonucunda bir varilin içerisinde Gültekin’in cesedi toprağa gömülü halde bulundu.

AA’da yer alan göre Gültekin’in öldürülmesiyle ilgili Cemal Metin A. isimli erkek gözaltına alındı. Zanlının, Gültekin’i öldürdüğünü ve daha sonra da varilin içerisinde gömdüğünü itiraf ettiği belirtildi.

‘Bir anlık öfke ile öldürdüm’

Hürriyet’in edindiği bilgilere göre Cemal Metin A. verdiği ifadesinde şu açıklamada bulundu:

Pınar ile ilişkimiz vardı eşine söylerim diye sürekli tehdit ediyordu, para istiyordu. O gün de para istedi verecektim ama sinirlendim tartıştık. Bir anlık öfke ile öldürdüm.

Neler yaşandı?

Akyaka Mahallesi‘nde tek başına yaşayan 27 yaşındaki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin, 16 Temmuz’da Menteşe ilçesindeki alışveriş merkezine gitmek için evinden ayrılmıştı.

Aynı gün içerisinde ablası Sibel Gültekin ile telefonla görüştükten sonra bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Ailesi, genç kız için Akyaka Jandarma Komutanlığına kayıp ihbarında bulunmuştu.

TELE 1’e verilen beş günlük ekran karartma cezasına mahkeme engeli

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Tele 1’e verdiği beş günlük ekran karartma cezasının yürütmesi durduruldu. Mahkeme kararında yayın durdurma işleminin “telafisi güç zararlar doğabileceğini” değerlendirdi.

RTÜK 1 Temmuz’da gerçekeleştirdiği Üst Kurul toplantısında, TELE 1 ve Halk TV’ye beş gün yayın durdurma cezası vermişti. Karar oy çokluğuyla alınmış, RTÜK’ün CHP’li üyeleri İlhan Taşçı ve Okan Konuralp ise kararı yargıya taşımıştı.

‘Haber alma hakkına müdahale’

Karara ilişkin Taşçı, “Ankara 4. İdare Mahkemesi, cezanın doğrudan basın özgürlüğü ve yurttaşların haber alma hakkına müdahale niteliğinde olduğuna hükmederek cezanın yürütmesinin durdurulmasına oy birliğiyle karar verdi” dedi.

Ekran karartma cezası itirazlarının kabul edilmemesi durumunda 22 Temmuz çarşamba gecesi uygulanmaya başlayacaktı. Halk TV’ye verilen 5 günlük ekran karartma cezasının ise henüz kanala tebliğ edilmediği belirtiliyor.

 

Türkiye’de koronavirüs: Bir günde 931 yeni tanı, 17 can kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 17 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 931 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 508’e, vaka sayısı 220 bin 572’ye yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

SON ÜÇ GÜNDÜR ortalama günlük vaka sayısı EN YÜKSEK beş ilimiz: İstanbul, Ankara, Gaziantep, Şanlıurfa, Bursa. EN DÜŞÜK 5 ilimiz: Artvin, Bilecik, Tunceli, Edirne, Bayburt. Tunceli, Nevşehir, Kastamonu, Artvin ve Aksaray’daysa şu an pnömonili hastamız yok.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm (48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)
14 Temmuz: 992 vaka, 20 ölüm (43.231 test)
15 Temmuz: 947 vaka, 17 ölüm (42.320 test)
16 Temmuz: 933 vaka, 21 ölüm (42.411 test)
17 Temmuz: 926 vaka, 18 ölüm (41.215 test)
18 Temmuz: 918 vaka, 17 ölüm (40.943 test)
19 Temmuz: 924 vaka, 16 ölüm (41.310 test)
20 Temmuz: 931 vaka, 17 ölüm (43.404 test)

‘Bomonti Bira Fabrikası’nı yıkarak kent belleğine büyük zarar verildi’

Diyanet İşleri Başkanlığı’na geçen yıl devredilen ve yıkımına karar verilen tarihi Bomonti Bira Fabrikası‘nda dün yıkım çalışmaları başlatıldı. İki hafta içerisinde bitirilmesi planlanan yıkım sonrası alanda mescit, yurt ve otopark olacak dini kültür merkezinin yapımına başlanması bekleniyor.

Yıkım şirketi yetkilisi Bülent Mendilli Fabrika’nın aynı mimariyle kültür merkezi olarak yeniden yapılacağını, mescit, yurt ve altlarında otopark olacağını söyledi.

Bomonti Bira Fabrikası’nın kent tarihi ve hafızası açısından önemini ve yıkımın anlamını TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Akif Burak Atlar ile konuştuk.

‘Yıkım hukuksuz’

Atlar, Bomonti Bira Fabrikası’nın bir bölümünü oluşturan söz konusu binaların 2019’da Diyanet’e devredilmesiyle birlikte gündeme geldiğini ve Mimarlar Odası‘nın Koruma Kurulu‘nun yıkımla ilgili kararını yargıya götürdüğünü hatırlattı. Yargı sürecinin hala devam ettiğini vurgulayan Atlar, buna rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın devreye girmesiyle yıkımın alelacele gerçekleştirdiğini belirtti. Yapılanın hukuksuz olduğunun altını çizen Atlar, gelecekte kararın iptal edilmesi durumunda dahi yapılara geri dönüşü olmayacak biçimde zarar verilmiş olduğunu vurguladı:

Dava süreci devam ederken yıkımın alelacele başlatılmış olması kent kimliğinin bu şekilde zarar görmesi bizim açımızdan kabul edilebilir değil. Yasal sürecin beklenmesi ve sürecin bundan sonra başlatılmasını daha doğru buluyoruz.

Evrensel koruma ilkeleri gereği de buranın korunması gerekliydi diyor ama Diyanet ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu konudaki tutumu bu evrensel koruma ilkelerini ve İstanbul’un önceliklerini gözardı etti.

‘Kent belleğine geri dönüşü olmayan bir zarar verildi’

Atlar’a göre yıkımda önemli olan ikinci husus bölgenin korunmasıyla ilgili. Atlar, Fabrika’nın önemini şu sözlerle anlattı:

Bomonti Bira Fabrikaları’nın olduğu alan İstanbul’un önemli endüstriyel miras alanlarından biri. Bu alanların korunup geleceğe taşınması ve bir miras olarak aktarılması çok önemli, ancak ne yazık ki yıkılmak suretiyle kent belleğine geri dönüşü olmayan bir zarar verilmiş oldu.

Bölgenin bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Atlar, Diyanet’in bir kurum olarak bölgeye getireceği fonksiyonlar arasında dini tesisin olmasının, çevredeki yapıların da fonksiyonlarını etkileyeceğini belirtti.

Atlar, Bomonti Bira Fabrikası’nın dini merkeze dönüştürülmesinin, tıpkı Taksim ve Çamlıca tepesine yapılan camiler gibi,  “hegemonyanın kentte daha görünür, mekansal biçimde karşımıza çıkmasının bir örneği” olarak okunabileceği görüşünde. Atlar’a göre, Bomontiada gibi bir kültür ve eğlence merkezinin bölgede bulunduğu düşünüldüğünde, burada bir mekansal çatışma ve baskı oluşacağını öngörmek çok da haksız sayılmaz.

 

AKP’yi eleştirmenin cezası ihraç: MHP’li Cemal Enginyurt disipline sevk edildi

AKP’ye yönelik eleştirileriyle gündeme gelen MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt disipline sevk edildi. Konuyla ilgili açıklama yapan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay milletvekili hakkında kesin ihraç talep edildiğini duyurdu.

Enginyurt, disipline sevk edilmesinin ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Fındık üreticisinin hakkını savunmak, vatanı savunmak gibidir. Fındıkta oynanan oyunlara karşı durmanın bedeli ağır da olsa, bu bedeli ödemek Ordulular adına şereftir. Şerefin tavizi olmaz. MHP, vazgeçilmez sevdamdır” dedi.

‘Bizi her fırsatta yok sayıyorlar’

Enginyurt, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli‘nin fındık fiyatı açıklaması üzerinden AKP’yi eleştirmiş, AKP tarafının MHP’yi yok saydığını savunmuştu.

Kendilerinin Cumhur İttifakı dışında bir şey söylemediğini belirten Enginyurt AKP’nin ise kendilerini her fırsatta yok saydığını şu sözler ile açıklamıştı:

Tarım Bakanı ne istiyorsun sen bizden? Niye davet etmiyorsun bizi? AK Partililer niye çağırmıyorsunuz bizi? Ne yaptık size? Muhafet mi ettik? Her yerde savunuyoruz, her yerde anlatıyoruz. Cumhur İttifakından başka bir şey söylemiyoruz.

Biz her söze başladığımızda Sayın Cumhurbaşkanı diye başlıyoruz. Ama bu arkadaşlar bizi yok sayıyorlar. Her yerde yok sayıyorlar. Belediyelerde, sokakta, siyasette yok sayıyorlar. En son bugün tarım bakanı… Biz anlatamıyor muyuz projeleri. Muhalefet mi ettik size?

Enginyurt disipline sevk edildi

Tecavüz ile suçlanan milletvekili Tuma Çelik HDP’den ihraç edildi

Seçim çalışmaları sırasında düzenlenen dernek toplantısına katılan bir kadına tecavüz ettiği iddia edilen ve hakkında fezleke hazırlanan Mardin Milletvekili Tuma Çelik HDP’den ihraç edildi.

İhraç kararını HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, partisinin Merkez Disiplin Kurulu Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada duyurdu. Çelik daha önce, ‘Bir kadın bana yönelik iftiralarda bulunarak şantajlara başladı’ demiş ve ‘partinin zarar görmemesi için’ istifa ettiğini açıklamıştı.

Çelik: Tamamen komplo

Çelik, yaşananların kendisine yönelik bir komplo olduğunu belirterek, “Tüm bunlar bir kadının bana yönelik iftiraları. Madem böyle bir şey oldu, neden 1 yıl sonra savcılığa şikâyette bulundu? Çok yakında ben de delillerle bir basın toplantısı düzenleyeceğim. İddiaları çürüteceğim” demişti. Tuma Çelik HDP’den ihraç edildi. 

Tuma Çelik HDP’den ihraç edildi.

Şikayetçi kadın: ‘Bana bir şey olmaz, olan sana olur’ dedi

Öte yandan Çelik’in kendisine tecavüz ettiğini anlatan D.K. ise şikayeti sırasında verdiği ifadesinde yaşadıklarını şu şekilde anlatıyor:

‘Seni partiye şikayet edeceğim’ diye bağırdım. Bana, ‘Eğer bu duyulursa ben vekilim, dokunulmazlığım var. Olmadı siyasi hayatım biter, giderim Avrupa’da yaşarım. Yöre halkı benim için ‘Erkektir bir zamparalık yaptı’ der. Ama sen, eşin ve çocukların insan içine çıkamazsınız’ dedi.

Sonra beni Batman’a getirerek evime bıraktı. Bir ay sonra olayı kız kardeşime anlattım, sonra ailem öğrendi. Süryani Dernekleri Federasyonu Başkanı E.T.’nin yanına giderek, Çelik’in ihraç edilmesini ya da istifa ettirilmesini istedim. Ama E.T., ‘Seni öldürmekten beter ederim, ayaklarına sıkarım. Midyat topraklarında barındırmam’ diye beni tehdit etti. Bunun üzerine Süryani Derneği’ni taşladım.

Hakkımda ‘tehdit ve hakaret’ten soruşturma başlatıldı. Şikâyetten vazgeçmeleri karşılığında bana, ‘Partiye yönelik yıpratma çabalarıdır, Tuma Çelik ile hakkımızda çıkanlar dedikodudur’ şeklinde evrak imzalattırıldı. Evrakı imzaladıktan sonra şikayetten vazgeçtiler. Olay nedeniyle ruh sağlığım bozuldu, aile birlikteliğim sonlandı. Evi ve çocukları terk etmek zorunda kaldım.

 

AKP’li Ünal’dan Netflix’e: Türk kültürüne daha yüksek hassasiyet göstereceğine inanıyorum

 
 

Mahir Ünal, gazeteci Cüneyt Özdemir’in programında isim vermeden şu anda platformda yayınlanan ‘Aşk 101’ dizisinden bahsederek, yapımda Osman adında eşcinsel bir karakter olduğunu açıklamıştı. Netflix’te yayınlanan Aşk 101 dizisinin değiştirilmiş senaryosunda Osman karakteri eşcinsel değildi.

Netflix: Üyelerimize derinden bağlılığımızı sürdürüyoruz

İddialara ve Ünal’ın açıklamasına şirketten de yanıt geldi. Netflix’in Türkiye’den çekileceği iddialarına ilişkin Netflix Sözcüsü, bir açıklama yaparak şunları söyledi:

 “Netflix olarak Türkiye’deki üyelerimize ve kreatif camiaya derinden bağlılığımızı sürdürüyoruz. Birlikte çalıştığımız birbirinden yetenekli isimlerle gurur duyuyoruz. Şu anda yapım aşamasında olan ve yakında çekimlerine başlanacak projelerimiz için çok heyecanlıyız ve bu hikayeleri dünyanın her köşesindeki üyelerimizle paylaşmayı dört gözle bekliyoruz.”