Editörün SeçtikleriKentManşet

‘Bomonti Bira Fabrikası’nı yıkarak kent belleğine büyük zarar verildi’

Diyanet İşleri Başkanlığı’na geçen yıl devredilen ve yıkımına karar verilen tarihi Bomonti Bira Fabrikası‘nda dün yıkım çalışmaları başlatıldı. İki hafta içerisinde bitirilmesi planlanan yıkım sonrası alanda mescit, yurt ve otopark olacak dini kültür merkezinin yapımına başlanması bekleniyor.

Yıkım şirketi yetkilisi Bülent Mendilli Fabrika’nın aynı mimariyle kültür merkezi olarak yeniden yapılacağını, mescit, yurt ve altlarında otopark olacağını söyledi.

Bomonti Bira Fabrikası’nın kent tarihi ve hafızası açısından önemini ve yıkımın anlamını TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Akif Burak Atlar ile konuştuk.

‘Yıkım hukuksuz’

Atlar, Bomonti Bira Fabrikası’nın bir bölümünü oluşturan söz konusu binaların 2019’da Diyanet’e devredilmesiyle birlikte gündeme geldiğini ve Mimarlar Odası‘nın Koruma Kurulu‘nun yıkımla ilgili kararını yargıya götürdüğünü hatırlattı. Yargı sürecinin hala devam ettiğini vurgulayan Atlar, buna rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın devreye girmesiyle yıkımın alelacele gerçekleştirdiğini belirtti. Yapılanın hukuksuz olduğunun altını çizen Atlar, gelecekte kararın iptal edilmesi durumunda dahi yapılara geri dönüşü olmayacak biçimde zarar verilmiş olduğunu vurguladı:

Dava süreci devam ederken yıkımın alelacele başlatılmış olması kent kimliğinin bu şekilde zarar görmesi bizim açımızdan kabul edilebilir değil. Yasal sürecin beklenmesi ve sürecin bundan sonra başlatılmasını daha doğru buluyoruz.

Evrensel koruma ilkeleri gereği de buranın korunması gerekliydi diyor ama Diyanet ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu konudaki tutumu bu evrensel koruma ilkelerini ve İstanbul’un önceliklerini gözardı etti.

‘Kent belleğine geri dönüşü olmayan bir zarar verildi’

Atlar’a göre yıkımda önemli olan ikinci husus bölgenin korunmasıyla ilgili. Atlar, Fabrika’nın önemini şu sözlerle anlattı:

Bomonti Bira Fabrikaları’nın olduğu alan İstanbul’un önemli endüstriyel miras alanlarından biri. Bu alanların korunup geleceğe taşınması ve bir miras olarak aktarılması çok önemli, ancak ne yazık ki yıkılmak suretiyle kent belleğine geri dönüşü olmayan bir zarar verilmiş oldu.

Bölgenin bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Atlar, Diyanet’in bir kurum olarak bölgeye getireceği fonksiyonlar arasında dini tesisin olmasının, çevredeki yapıların da fonksiyonlarını etkileyeceğini belirtti.

Atlar, Bomonti Bira Fabrikası’nın dini merkeze dönüştürülmesinin, tıpkı Taksim ve Çamlıca tepesine yapılan camiler gibi,  “hegemonyanın kentte daha görünür, mekansal biçimde karşımıza çıkmasının bir örneği” olarak okunabileceği görüşünde. Atlar’a göre, Bomontiada gibi bir kültür ve eğlence merkezinin bölgede bulunduğu düşünüldüğünde, burada bir mekansal çatışma ve baskı oluşacağını öngörmek çok da haksız sayılmaz.