ManşetTürkiye

Demirtaş: Artık AKP elitinden olmayan herkes ötekidir

Edirne Cezaevi‘nde tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahatin Demirtaş,  Cumhuriyet’ten Enver Aysever’in sorularını yanıtladı. Muhalefetin AKP gündemine fazla enerji harcadığını kaydeden Demirtaş, “Bize Kürt milliyetçisi denildiğinde kendimi George Floyd gibi hissediyorum. ABD’deki siyahlar eşitlik istedikleri için ne kadar milliyetçiyse Türkiye’deki Kürtler de o kadar milliyetçidir” ifadelerini kullandı. 

Demirtaş’ın sorulara verdiği cevaplardan satırbaşları özetle şöyle: 

  • AKP elitinden olmayan herkes, artık ötekidir. Hatta AKP seçmeni bile potansiyel ötekidir. Bir süre sonra artık AKP’ye oy vermeyecekler ve onlar da ötekileşecekler. Tüm ötekilerin duyguda ve itiraz noktasında birleştikleri düşüncesindeyim. Halka güveniyorum” 
  • (HDP’nin milliyetçilik ve laiklikle ilgili tavrı sorusuna yanıt olarak) Anayasanın 66. maddesi aynen şöyle der: “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Şimdi, ben milliyetçilik meselesinin Türkiye’deki tarihsel gelişimini bir yana bırakıyorum. Sadece yukarıdaki anayasa maddesine bakarak Türkiye’de Kürt halkı başta olmak üzere diğer bütün kimliklerin bizzat anayasa tarafından inkâr edildiğini söylemek Kürt milliyetçiliği yapmak değildir.
  • “Denilecek ki Türklük üst kimliktir, bu tartışmaya da çok fazla girmek istemiyorum. Ancak Türklük, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar için bir üst kimlikse nasıl oluyor da Bulgaristan’daki Türkler soydaşımız oluyorken İran’daki Kürtler soydaşımız olmuyor? Azerbaycan ile neden tek millet iki devlet olabiliyoruz da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle olamıyoruz? Anayasanın 42. maddesinde neden “Türkçeden başka hiçbir dil anadili olarak okutulamaz ve öğretilemez” deniliyor?
  • Bugün HDP’de 15 farklı kimlikten, inançtan ve ideolojiden gelen milletvekilleri bulunmakta. Bu açıdan, parlamentonun milliyetçi olmayan partileri HDP ile TİP’tir. Geri kalanların hepsi Türk milliyetçiliğinin farklı versiyonlarını savunan partilerdir. O nedenle HDP’ye haksızlık etmemek gerekir. 

‘Floyd’un boynuna diziyle basan polisin hizasından bakmayın’ 

  • Bize Kürt milliyetçisi denildiğinde kendimi George Floyd gibi hissediyorum. ABD’deki siyahlar eşitlik istedikleri için ne kadar milliyetçiyse Türkiye’deki Kürtler de o kadar milliyetçidir işte. Ve lütfen kimse, Floyd’un boynuna diziyle basan polisin hizasından bakmasın konuya. Bir defacık olsun eğilip asfalta yatırılmış Floyd’un hizasından ve gözleriyle bakmaya çalışsın. O zaman bizi daha iyi anlayacaklardır.
  • Milliyetçiliğe karşı milliyetçilikle mücadele edilmez. Sağcılığa karşı sağcılıkla, gericiliğe karşı gericilikle mücadele edilemez.

‘HDP, Millet İttifakı’nın ortağı değil’ 

  • “Ben parlamento seçimleri için HDP’nin bir ittifaka ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. HDP, tek başına rahatlıkla yüzde 15’i geçebilecek güçtedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi içinse zaten resmi olarak ittifak mümkün değil. Fakat bu konuda demokratik ilkeler etrafında işbirlikleri yapılabilir. Yeni anayasa, demokratik parlamenter sistem, örgütlenme özgürlüğü, ifade ve basın özgürlüğü, bağımsız ve tarafsız yargı konularında ilkesel uzlaşma sağlanması yeterlidir bana göre. Bu ilkeler etrafında HDP ile yan yana gelemeyenler ne iktidara alternatif olabilirler ne de seçilseler bile ülkenin sorunlarını çözebilirler. Kaldı ki bugün HDP’lilerin dik duruşu, cezaevlerindeki ve dışarıdaki direniş olmasaydı kimse umuttan ve AKP’nin gerilemesinden söz edemezdi.

‘Bize parmak sallayanlar hadlerini bilmeli’  

  • O nedenle bize parmak sallayıp söylem dayatan bazı muhalefet sözcülerinin hadlerini ve hudutlarını bilmelerinde fayda var. Biz zulme karşı direnirken bunlar devlet imkânlarının tadını çıkarıyordu. Şimdi bize vebalı muamelesi yapmaya kalkmasınlar. HDP’yi istediğiniz kadar eleştirebilirsiniz. HDP’den uzak durabilirsiniz. Siz bilirsiniz. Ama HDP’yi aşağılamaya, HDP’ye hakaret etmeye devam ederseniz cevabınızı vermekten çekinmeyiz.

Kapitalizmin panzehiri sosyalizm

  • Gerek Türkiye’nin gerekse tüm dünya halklarının başındaki en büyük bela kapitalizmdir. Bugün yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, sefaletin, doğa kıyımının, savaşların ve sömürünün en büyük sebebi neo-liberal kapitalist sistemdir. Kapitalizmin biricik panzehiri ise sosyalizmdir.  Emek sömürüsünün ve işsizliğin bunca yoğun olduğu bir toplumda sol hareketler büyüyemiyorsa bunun birinci nedeni elbette bu hareketlerin kendi yetersizliğidir. İkincisi ise etnik ve dinsel kutuplaşma. Sınıf hareketleri ve sınıf çelişkisinin öne çıkarılabilmesi için öncelikli olarak toplumda felç duygusu yaratan tüm kimlik sorunlarını demokrasi ve eşit yurttaşlık çerçevesinde çözmeliyiz. Bu yönlü derin kamplaşmaların sönümlenmesini sağlamalıyız. Sonrasında tüm sol ve sosyalist hareketlerin birleşerek kuracakları bir “sol blok” ile ortak mücadeleye girişebilmeliyiz. Sol, Türkiye’de yönetime gelmeden ne işsizlik ne sömürü ne açlık ne de yolsuzluk bitecektir. 

Kategori: Manşet