Ana Sayfa Blog Sayfa 2005

Türkiye’de koronavirüs: 917 yeni tanı, 17 can kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 17 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 919 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 630’a, vaka sayısı 227 bin 19’a yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

Test sayısı 45.000’in üstünde. Son 3 gün yoğun bakım sayısı oransal olarak en çok artan iller: İstanbul, Ankara, Konya, Gaziantep, Diyarbakır. En az artan iller: Sivas, Isparta, Muğla, Balıkesir, Bayburt. 21 ilimizde son 3 gün yoğun bakım hastamız olmadı.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm (48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)
14 Temmuz: 992 vaka, 20 ölüm (43.231 test)
15 Temmuz: 947 vaka, 17 ölüm (42.320 test)
16 Temmuz: 933 vaka, 21 ölüm (42.411 test)
17 Temmuz: 926 vaka, 18 ölüm (41.215 test)
18 Temmuz: 918 vaka, 17 ölüm (40.943 test)
19 Temmuz: 924 vaka, 16 ölüm (41.310 test)
20 Temmuz: 931 vaka, 17 ölüm (43.404 test)
21 Temmuz: 928 vaka, 18 ölüm (42.846 test)
22 Temmuz: 902 vaka, 19 ölüm (43.404 test)
23 Temmuz: 913 vaka, 18 ölüm (43.343 test)
24 Temmuz: 937 vaka, 17 ölüm (42.986 test)
25 Temmuz: 921 vaka, 16 ölüm (43.312 test)
26 Temmuz: 927 vaka, 17 ölüm (40.016 test)

 

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı O’Brien’ın koronavirüs testi pozitif çıktı

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien yeni tip koronavirüse (Covid-19) yakalandı.

Bloomberg ve Politico gibi ABD merkezli gazetelerin üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayandırarak geçtiği haberlerde O’Brien’ın Covid-19 testinin pozitif çıktığı belirtildi.

ABD Başkanı Donald Trump ile de yakından çalışan O’Brien, bugüne kadar Beyaz Saray’da Covid-19’a yakalanan en üst düzey isim oldu.

Beyaz Saray’dan açıklama

Çıkan haberlerin ardından Beyaz Saray’dan da bir açıklama yapıldı. Açıklamada haberler doğrulanarak “O’Brien orta belirtiler gösteriyor, kendini izole ediyor ve Beyaz Saray dışında güvenli bir yerden çalışıyor” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, O’Brien’ın çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünün altı çizilerek, Başkan Trump ya da Başkan Yardımcısı Mike Pence ile temas etme riski olmadığı vurgulandı.

Türk-İş Temmuz ayı açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın Temmuz sonuçlarını yayınladı.

Araştırmaya göre, mevsim koşullarına bağlı olarak yaş sebze ve meyve fiyatlarında bu ay görülen gerileme, mutfak harcamasını olumlu etkiledi ve dört kişilik ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı günlük 80 kuruş azaldı.

Bir kişinin yaşama maliyeti 2 bin 919 lira

Temmuz ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2 bin 406 lira 46 kuruş olarak belirlendi.

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 7 bin 838 lira 62 kuruş oldu.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” ise aylık 2 bin 919 lira olarak hesaplandı.

 Son 12 ayın gıda enflasyonu yüzde 15,96

Araştırmaya göre, süt, yoğurt, peynir grubunda önemli bir fiyat değişikliği saptanmadı. Et, tavuk, balık, sakatat, bakliyat ürünlerinin bulunduğu grupta, Kurban Bayramı öncesi et ve sakatat (dana yürekteki artış dışında) fiyatı değişmedi.

Ağırlıklı olarak kültür balıklarının satışının yapıldığı tezgâhta fiyatlar aynı kaldı. Tavuk fiyatı da değişmedi ama yumurta fiyatı arttı. Kuru fasulye, kırmızı-yeşil mercimek, nohut, barbunya gibi bakliyat ürünlerinden barbunya ve kuru fasulye fiyatında artış belirlendi.

Gıda enflasyonunda son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 15,96 olarak belirlendi. Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 12,47 olarak hesaplandı.

Meyve ve sebze fiyatlarında gerileme

Mevsim koşulları nedeniyle sebze-meyve ortalama fiyatı geriledi.  Sebze-meyve ortalama kilogram fiyatı, geçen ay 8,45 lira olarak hesaplanırken bu ay 7,23 lira oldu. Gerilemede özellikle meyve fiyatlarındaki gerilemenin etkisi fazla oldu. Meyve ortalama fiyatı, geçen ay 10,73 lirayken bu ay 8,04 liraya geriledi.

Geçen ay 6,97 lira olan sebze ortalama kilogram fiyatı da bu ay yine gerileyerek 6,63 lira olarak hesaplandı. Araştırmada, bayram öncesi son haftada, pazardaki fiyatların önceki haftalara göre daha fazla artmasının dikkati çektiği kaydedildi.

Ekmekte değişiklik yok

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta bu ay, undaki ayarlama dışında, önemli bir fiyat değişikliği tespit edilmedi.

Son grup içinde yer alan gıda maddelerinden tereyağı, zeytinyağı ve ayçiçeği yağı ve fiyatında değişiklik olmazken, margarin fiyatı arttı. Açık satılan siyah ve yeşil zeytin fiyatında değişiklikler görüldü ve ortalama fiyat biraz düştü.

Ceviz, fındık, fıstık, ay çekirdeği gibi yağlı tohum ürünlerinde, bayram öncesi indirim dikkati çekti. Baharat ürünleri ile çay ve ıhlamurun fiyatı değişmedi. Bal fiyatı artarken, reçel, pekmez, şeker, tuz ve salça fiyatı aynı kaldı.

 

ABD’de ırkçılığa ve polis şiddetine isyan dinmiyor: Bir kişi hayatını kaybetti

ABD’nin Oregon eyaletine bağlı Portland kentinde bir süredir devam eden ırkçılık karşıtı gösteriler, hafta sonu boyunca ülkenin diğer bölgelerine de yayıldı. Ülkenin pek çok kentinde, Portland’a destek gösterileri yapıldı, polis şiddeti protesto edildi.

Teksas eyaletinin Austin kentinde yapılan Black Lives Matter (Siyahların Hayatı Değerlidir) yürüyüşü sırasında çıkan olaylarda bir gösterici hayatını kaybetti. Polis, söz konusu kişinin omzunda tüfek olduğunu ve bir araca yaklaştığı sırada başka bir kişinin kendisini vurup öldürdüğünü belirtti.

Seattle’da da federal güçler görevlendirildi

Ülkenin diğer bölgelerinde de Portland’da ırkçılığa karşı günlerdir sokaklarda olan protestoculara destek amacıyla binlerce kişi yeniden sokağa çıktı. Seattle’da polis göstericilere karşı gaz bombası kullandı, kentte çıkan olaylarda 21 polis yaralandı, 45 kişi gözaltına alındı.

Cumartesi yapılan olan gösteriler öncesinde, Trump yönetimi Portland’a olduğu gibi Seattle’a da federal polis güçlerini gönderilmiş, Seattle Belediye Başkanı Jenny Durkan ve Seattle Polis Şefi Carmen Best ise binaların korunmasında hiçbir şekilde federal yetkililerle birlikte çalışmayacaklarının altını çizmişti. Dışarıdan yardım istemeyen yerel yetkililer, federallerin varlığının kentte tansiyonu arttırmasından endişeli.

Denver’de bir kişi vuruldu

California eyaletine bağlı Los Angeles kentinde de yüzlerce kişi ülkede yükselen ırkçılığı ve polis şiddetini protesto etmek amacıyla bir araya geldi. Belediye binası önünde başlayan başlayan barışçıl eylemler kısa süre içinde polis ve göstericilerin çatışmasına dönüştü, olaylarda çok sayıda gösterici gözaltına aldı.

Colorado eyaletine bağlı Denver kentindeki protestolarda ise bir kişi vuruldu. Emniyet yetkilileri, Denver’in banliyösü Aurora‘da bir kişinin aracını protestocuların üzerine sürdüğünü, bunun üzerine protestoculardan birinin, bir kişiyi silahla vurarak yaraladığını ifade etti. Açıklamada, hastaneye kaldırılan yaralının, aracı kalabalığa süren kişi olup olmadığı belirtilmedi.

Portland’da devam eden protestolar, son dönemde etkisi azalan ırkçılık ve polis şiddeti karşıtı protestoların yeniden alevlenmesine yol açmış, ABD Başkanı Donald Trump, yerel yetkililerin itirazlarına rağmen eylemleri bastırmak için bölgeye federal polis göndermişti.

Gösterici yanlışlıkla üç kişiyi yaraladı

Öte yandan, Kentucky eyaletinin Louisville kentinde yalnızca siyahlardan oluşan NFAC (Şakası Olmayanlar Koalisyonu) bir grup ağır silahlarla yürüyüş yaptı. Yarı otomatik tüfekler ile av tüfekleri taşıyan milisler, martta evinde polis tarafından öldürülen siyahi Amerikalı Breonna Taylor için adalet istedi.

BBC’nin haberine göre, siyah milislerden birinin yanlışlıkla silahını ateşlemesi sonucu yaralanan üç kişi hastaneye kaldırıldı.

26 yaşındaki Afro-Amerikalı Breonna Taylor, mart ayında polisin evine yaptığı baskında yatak odasında vurularak hayatını kaybetmişti.

BM’den İstanbul Sözleşmesi uyarısı

Birleşmiş Milletler Türkiye ülke ekibi, Pınar Gültekin, Bahar Özcan, Fatma Altınmakas ve diğer kadınların korkunç bir şekilde öldürülmesini ve kadınların trajik bir şekilde hayatlarını kaybetmesine neden olan tüm kadın cinayetlerini kınadı. “Türkiye’de kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi ve sonlandırılması için çalışan ve şiddetle mücadele eden tüm kadın ve erkeklerle yine dayanışma içindeyiz” ifadeleri kullanılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: 

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet bugün dünyamızda en yaygın, süregelen ve yıkıcı insan hakları ihlali olmaya devam ediyor. Kadınlara yönelik şiddet tüm dünyada milliyet, etnik köken, nesil ve hiçbir toplum kesimini ayırt etmeksizin gerçekleşmekte, hayatlara mal olmakta ve toplumları parçalamaktadır. Her gün, tüm dünyada 137 kadın, eşleri, partnerleri veya diğer aile üyeleri tarafından öldürülmektedir. Kadınların eş ve partnerleri tarafından öldürülmesi, çoğu zaman uzun süredir devam eden şiddetin sonucudur ve önlenmesi mümkündür.”

Türkiye’nin kadınlara yönelik şiddetle mücadeleyi hedefleyen yasalar konusunda gerçekleştirdiği kayda değer ilerlemenin farkında olunduğu belirtilen açıklamada, 2012 yılında Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni  ilk onaylayan ülke olduğuna dikkat çekildi: 

“İstanbul Sözleşmesi olarak anılan bu Sözleşme, Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) küresel standartları ile uyumlu olarak şiddetin önlenmesi, şiddete maruz bırakılmış kişilerin korunması ve faillerin mahkeme önüne çıkarılması için kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Sözleşme kapsamlı politikalar ve kaynaklarca desteklenmektedir.”

İstanbul Sözleşmesi sürekli, tam ve etkin şekilde uygulanmalı

BM’nin Türkiye Ülke Ekibi adına yapılan açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin sürekli, tam ve etkin bir şekilde uygulanması için olan çağrı yinelenerek, “Türk hükümetinin, kadın örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm ilgili paydaşların kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi çabalarına desteğimizi devam ettirmeye hazırız” denildi. 

Açıklamada Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın “kimseyi geride bırakmama” taahhüdü de hatırlatıldı: 

Kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddet tüm toplumlarda bir hastalık ve sıklıkla sessiz bir kriz olarak devam etmektedir. Ancak bu durum önlenebilir. Türkiye’de kadın cinayetlerine ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete son verme çağrısında bulunan pek çok kurum, organizasyon ve bireylerin yanındayız. 2030 Gündemi’nin “kimseyi geride bırakmama” taahhüdünü içeren Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmaya 10 yıl kala ve Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu’nun 25’inci yıldönümünde toplumun tüm üyeleri olarak her birimiz, bu önlenebilir küresel musibeti durdurmaya, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin tüm biçimlerinden arınmış bir dünya oluşturmaya yardım edebiliriz.”

Bursa’da üç saatlik şiddetli yağış ve dolunun bilançosu 227 milyon lira

Bursa’da 22 Haziran günü Kestel, Yenişehir, Orhangazi ve İznik ilçelerinde etkili olan ve 4 bin 500 çiftçiyi etkileyen sel ve dolu felaketinin bilançosunun 227 milyon 361 bin lira olduğu ortaya çıktı.

Şiddetli sağanak yağışa bağlı olarak meydana gelen sel felaketi sebebiyle altı kişi yaşamını yitirmişti.  Dudaklı köyünün üst kısmındaki bir evde kalan 24 yaşındaki engelli Kader Akbaba sel sularından dışarı çıkamayarak hayatını kaybetmişti.

İki günlük inceleme gezisi

Büyükşehir Belediyesi Tarım Hayvancılık ve Orman Komisyonu üyeleri, 3 saat boyunca sel felaketinin yaşandığı Kestel’in Dudaklı ve Narlıdere ile Yenişehir’in Marmaracık köylerinde inceleme yaptı.

Bursa Muhalif’te yer alan habere göre iki günlük inceleme gezisinin ardından Komisyon Başkanı Selahattin Külcü komisyonun raporunu Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde açıkladı.

Fotoğraf: Bursa’da Bugün

Üretim kaybı 155 milyon 36 bin lira

Bursa İl Tarım Orman Müdürlüğü’nün 9 Temmuz genel değerlendirme raporuna göre, il genelinde 4 bin 500 çiftçi sel ve doludan zarar gördü. Zarar miktarı 72 milyon 325 bin lira, üretim kaybı 155 milyon 36 bin lira olarak tespit edildi.

Raporda ayrıca meteorolojik olayların afete dönmemesi için alınması gereken önlemler de yer aldı. Bu çerçevede tarım sektöründe meteorolojik verilerin alınması için tüm Bursa’yı kapsayacak ağ kurulması, çiftçi ile online olarak anında paylaşılması konuşuldu.

‘Ürün çeşitliliği güncellenmeli’

Raporda iklimsel değişimlere göre ürün çeşitliliği güncellenmesi ve çiftçilerin buna göre yönlendirilmesi gerektiği de belirtildi.  Ayrıca “Meyve bahçelerinin korunması için dolu topu teknolojisinin yaygınlaştırılması faydalı olacaktır” denildi.

Külcü son olarak “Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım AŞ. Ziraat Odaları tarafından ortak çalışma yapılarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na rapor sunulmalıdır Tarımsal sigortanın yaygınlaştırılması, Tarsim’in çiftçiyi bilgilendirmesi gerekmektedir” dedi.

Öte yandan Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır da bakanlık tarafından yaşanan olayla ilgili genel afet kararı alınmasının beklendiğini, kararın kısa sürede ellerine ulaşacağını bildirdi.

 

Ayasofya’nın kedisi Gli’den mesaj var: Getirdiğiniz mamaları sokak kedilerine verin, flaşsız fotoğraf çekin

Geçen Cuma ibadete açılan Ayasofya‘nın simgelerinden Kedi Gli, aşırı kalabalığın yarattığı izdiham ve vatandaşların aşırı ilgisinden mustarip. Yapıyı ziyaret eden birçok kişi, onunla fotoğraf çektirmek için yarışıyor, yiyecek vermeye ve sevmeye çalışıyor. Ancak bu aşırı ilgi hayvanı huzursuz ediyor ve sağlığı için tehdit oluşturuyor.  

Bu nedenle Gli için açılan ve 70 bin takipçisi olan Instagram hesabından paylaşılan bir mesajla Ayasofya’ya gelenlerin yaşlı kediyle ilgili uyması gereken hususlara dikkat çekildi. Mesajda Gli’nin 16 yaşında olduğu ve kalbinin eskisi kadar güçlü olmadığı belirtilerek, flaşsız ve uzaktan fotoğraf çekilmesi, hayvana maskesiz yaklaşılmaması istendi.

Ayrıca özel diyet mama verilmesi gereken Gli’nin dışarıdan gelen mamaları yiyemediği, bu yüzden mama getirmek isteyenlerin sokak hayvanlarını beslemesi çağrısı yapıldı. 

https://www.instagram.com/p/CDG8jdZgxJN/?utm_source=ig_embed

CHP kurultayı tamamlandı

25 Temmuz Cumartesi sabahı “Hedef iktidar” sloganıyla başlayan CHP 37’nci Olağan Kurultayı Pazar gecesi Parti Meclisi, Bilim, Kültür ve Sanat Platformu ve Yüksek Disiplin Kurulu seçimlerinin tamamlanmasıyla sona erdi.

İzmir Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkan seçildi. Böylece Kılıçdaroğlu katıldığı seçimli kurultaylarda 7’nci kez genel başkan seçilmiş oldu. Sonuçlara göre, seçime tek aday olarak katılan Kılıçdaroğlu, oy kullanan 1318 delegeden 1251’inin oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi.

13 maddelik hedef

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından konuşma yapan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin beş temel sorunu olduğuna dikkat çekti. Bunlar arasında konu başlıkları olarak demokrasi, ekonomi, siyasi bağımsızlık ve dış politika, eğitim ve toplumsal barış yer aldı.

Bu sorunları önceki seçimlerde oluşturulan Millet İttifakı ile birlikte iktidara gelerek çözeceklerini belirten Kılıçdaroğlu ,13 maddelik hedeflerini şu şekilde açıkladı:

  • Birinci hedef yeni anayasa. Yeni anayasa ile güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme geçeceğiz. Güçlü demokratik parlamenter sistem için geniş toplumsal mutabakat sağlanacak. Darbe hukukundan arınmış, yeni bir anayasa yapılacak. Bütün tarafların katılımıyla, darbe hukukundan arınmış bir anayasa yapacağız. Cumhurbaşkanının tarafsız olması sağlanacak, partili cumhurbaşkanlığı uygulamasına son vereceğiz. Kuvvetler ayrılığı olacak.

Tüm sorunlar Meclis’te çözülecek

  • Başta Kürt sorunu olmak üzere tüm toplumsal sorunlar, demokrasi temelinde ve TBMM öncülüğünde çözülecek. Türkiye’nin tam bağımsızlığı ve demokrasisi güçlendirilecek. Kürt sorununu egemen güçlerin manivela olarak kullanmasına asla izin vermeyeceğiz.
  • Liyakat sistemi… Devlet hizmetlerinin partizanca, çıkar amaçlı olmasının önüne geçilecek. İşi ehline vermek devlet politikası olacak. Güreşçiler, banka yönetim kurulusu üyesi, akademik hırsızlar rektör, rüşvetçiler büyükelçi olmayacak.

‘Baraj kaldırılacak, cinsiyet kotası getirilecek’

  • Seçim yasası değişecek. Milletin vekili millet seçecek. Seçim barajı kaldırılacak. Genel başkanlar değil, vekili millet seçecek. Cinsiyet kotası getirilecek, kadınların parlamentoda temsili yasal güvenceye alınacak. Bütün partiler bu kotaya uymak zorunda kalacak.
  • Siyasi ahlak yasası çıkacak. Vatandaşla, siyasetçi arasındaki güven inşa edilecek. İş takipçisinden milletvekili mi olur? Kendisi hacdayken pusula ile oy kullanan adamdan vekil mi olur?

‘Sayıştay işlevine kavuşacak’

  • Kamu ihale kanunu yeniden düzenlenecek. Halkın iktidarında hastanenin kaça yapıldığını vatandaş bilecek. Kamu özel yatırımları ile vatandaşın parasını alan bütün yatırımları inceleyeceğiz, düzenleyeceğiz.
  • Sayıştay gerçek işlevine kavuşacak, Ulusal Vergi Konseyi kurulacak, TBMM’de Kesin Hesap Komisyonu oluşturulacak. Ulusal Vergi Konseyi’nin raporları Resmi Gazete’de yayımlanacak, TBMM’de kesin hesap komisyonu kurulacak. Başkanı muhalefetten olacak. Biz iktidar olacağız ama bu komisyonun başkanını muhalefetten seçip, hesap vereceğiz.
  • Stratejik Planlama Teşkilatı kurulacak.
Fotoğraf: CHP

‘Gelecek nesiller için yaşanabilir bir ekosistem’

  • Eğitim sistemi tüm bileşenlerin ortak çabasıyla yeniden yapılandırılacak.
  • Gelecek nesiller için yaşanabilir dünya teslim etmek için ekosistem kurulacak.
  • Aile destekleme sigortası olacak, asgari gelir desteği sağlanacak. Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Hiçbir baba çocuğuna pantolon alamadığı için intihar etmemesi lazım.
  • Yeni merkez-yerel dengesi oluşturulacak. Yerel yönetimlerin gelirleri arttırılacak, kayyum uygulamalarına son verilecek, seçimle gelen başkanlar ancak seçimle gidecekler.
  • Ortadoğu barış ve işbirliği teşkilatı kurulacak. İran, Irak, Suriye ve Türkiye kurucu ortak olacak.

Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri

Kurultay’da Yüksek Disiplin Kurulu içerisinde yer alacak isimler de belli oldu. 554 oy alan Bülent Yücetürk ile 526 oy alan Yiğit Acar cinsiyet kotası dolayısıyla YDK’ya giremedi. YDK’a dahil olan isimler ve aldıkları oylar şu şekilde:

Mahir Polat (796), Saniye Barut (778), Süleyman Bülbül (774), Uğur Bayraktutan (771), Gülsün Filorinalı (682), Sezgin Kaya (649) Cem Arstantaş (637), Ahmet Ersen Oysoy (630), Garip Erdoğan (630),  Doğuşcan Aygün (621), Mustafa Serdar Soydan (593), Bülent Maraklı (574), Gülşah Atalar (539) Tuğba Torun (476), Gonca Yelda Orhan (465).

52 kişilik Parti Meclisi

Kurultay’da ayrıca 52 kişilik Parti Meclisi (PM) listesi de belirlendi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak en çok oyu alarak listeye ilk sıradan girdi.  Yeterli oyu alamayan mevcut genel başkan yardımcıları Ünal Çeviköz, Yıldırım Kaya ve Tuncay Özkan yönetime veda eden isimler oldu.

CHP Tüzüğü’nün 56. maddesi gereği Parti Meclisi’ne seçilecek adaylara yüzde 33 cinsiyet kotası, yüzde 20 de gençlik kotası uygulanıyor. Listede bu kotaya takılan aralarında Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu‘nun bulunduğu dokuz erkek adayı liste dışında kaldı.

Dokuz kişi Kılıçdaroğlu’na rağmen listeye girdi

Altıncı kez CHP Genel Başkanı seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, toplamda 222 kişinin aday olduğu Parti Meclisi için delegenin önüne 80 kişilik bir anahtar liste koymuştu.

Seçimler sonucunda, Kılıçdaroğlu’nun bu 80 kişilik listesinde olmayan isimler de delegeden yüksek oy alarak Parti Meclisi’ne girmeyi başardılar. Anahtar Listeyi delip PM’ye giren isimler Gürsel Erol, Gaye Usluer, Gökhan Günaydın, Eren Erdem, Müslim Sarı, Aylin Nazlıaka, Erbil Aydınlık, Ahmet Hakan Uyanık ve Sema Dinçer oldu.

Mehmet TümHakkı Akalın ve Mehmet Ali Çelebi de Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer almayıp ilk 52’ye girmeyi başardılar ancak bu üç isim cinsiyet kotasına takıldığı için PM dışında kaldı.

52 kişilik Parti Meclisi

Yapılan oylama sonucunda 52 kişiden oluşan parti meclisi yönetiminin son hali şu şekilde oldu:

1-Faik Öztrak
2-Bülent Kuşoğlu
3-Ali Öztunç
4-Rıfat Nalbantoğlu
5- Oğuz Kaan Salıcı
6-Onursal Adıgüzel
7-Umut Akdoğan
8-Deniz Demir
9- Gürsel Erol
10- Erdoğan Toprak
11-Selin Sayek Böke
12-Veli Ağbaba
13-Ahmet Akın
14-Hakkı Suha Okay
15-Ednan Arslan
16-Gamze Akkuş İlgezdi
17-Zeynel Emre
18-Murat Emir
19-Tekin Bingöl
20-Ulaş Karasu
21-Gamze Taşcıer
22-Gökan Zeybek
23-Bülent Tezcan
24-Orhan Sarıbal
25-Seyit Torun
26-Tahsin Tarhan
27-Özgür Karabat
28-Nurhayat Altaca Kayışoğlu
29-Gaye Usluer
30-Muharrem Erkek
31-Gökhan Günaydın
32-Eren Erdem
33-Hasan Baltacı
34-Devrim Barış Çelik
35-Gülizar Biçer Karaca
36-Nevaf Bilek
37-Müslim Sarı
38-Ali Mahir Başarır
39-Aysu Bankoğlu
40-Yaşar Seyman
41-Candan Yüceer
42-Aylin Nazlıaka
43-Pınar Uzun
44-Ayça Taşkent
45-Sevgi Kılıç
46-Erbil Aydınlık
47-Gökçe Gökçen
48-Ahmet Hakan Uyanık
49-Neslihan Hancıoğlu
50-Semra Dinçer
51-Gizem Özcan
52-Hasan Efe Uyar

 

MHP el yükseltti: VPN erişimi de engellensin

Sosyal ağ sağlayıcılarının şu ana kadar Türkiye’de hukuki ve mali temsilcisi bulunmadığını, hakları saldırıya uğrayan kişilerin müracaat edeceği veya cevap alacağı bir merci bulunmadığını ifade eden Yıldız teklif ile bu kanalların oluşturulacağını söyledi.

Kanuna karşı çıkanları eleştiren Yıldız yeni önerilerde de bulundu:

Erişim engeli koyulan platformlara, yasaklı sitelere VPN (sanal özel ağ) üzerinden de erişimin önlenmesi için yeni ve köklü tedbirler alınmalı, uluslararası işbirliği geliştirilmelidir. Söz konusu platformlar, topluma haber ulaştırmaktan ziyade, kullanıcı sayısını artırmak uğruna kendilerini hiçbir disipline bağlı görmemektedir.”

Düzenlemenin internet ve sosyal medya mecralarının Türkiye’de hukuki ve mali muhataplık tesis etmeleri için yapıldığını belirten Yıldız, “Cumhur İttifakı, sosyal medya bataklığını ıslah edecek, sosyal medyada da insanın onuru korunacak, özel hayatın gizliliğine saygı duyulacak, lekelenmeme hakkı gözetilecektir” dedi.

VPN nedir? 

Ağlara uzaktan erişim sağlayan Virtual Private Network (VPN) Türkçede Sanal Özel Ağ olarak adlandırılıyor. VPN ile kullanıcı, internete başka bir IP adresi üzerinden bağlanarak, engellenmiş sitelere de girebiliyor. Oluşturulan ağ sürücüsü şifreli olduğu için ağdan iletilen veriler tanınmazken, üçüncü şahıslar kullanıcının ne yaptığını göremiyor. 

Osman Kavala 1000 gündür Silivri’de: Tutukluluk süreci işkence halini aldı

Hak savunucusu ve iş insanı Osman Kavala’nın tutuklu olarak Silivri Cezaevi’nde bulunduğu süre 1000 günü geçti. Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra ve avukatları haftasonu bu vesileyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Buğra toplantıda, Osman Kavala’nın tutukluluk sürecinin “işkence sözü kullanılarak tarif edilebilecek bir hal aldığını” söyledi.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Şubat ayında Gezi Parkı Davası‘nda tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermişti. Davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala’nın tahliyesi beklenirken 15 Temmuz darbe girişimi ile alakalı bir başka dosyadan hakkında yeniden tutukluluk kararı verilmiş ve bu nedenle tahliye gerçekleşmemişti.

1000 gün içerisinde eşinin dört kez tutuklandığını, üç kez tahliye ve bir kez beraat ettiğini hatırlatan Prof. Buğra, “Beraat ettiği gün onu karşılamayı beklerken cezaevinden adliyeye götürüldü ve tutuklandı. Bu bizim için korkunç bir deneyimdi” diyerek şunları söyledi: 

Ben bütün bu yaşananları ne hukuki mülahazalarla ne de akıl ve mantık çerçevesinde anlamlandırabiliyorum. Osman Kavala’nın yaşadıkları, yaşadıklarımız bana Türkiye’de gerçeklik algısının kaybolmuş olduğunu düşündürüyor. Gerçek olanla gerçek olmayan arasındaki farkla fazla ilgilenilmiyor. Gördüğümüz şey aslında bunun yargıdaki yansımaları.”

“Bu ortamda makul şüphe, kanıt gibi kavramlar anlamını kaybetti” diyen  Buğra sözlerini şöyle sürdürdü:

Bin gündür özgürlüğünden yoksun olan Osman Kavala ne yapmış diye somut fiillere dayanan bir cevap yok. Bununla birlikte bu soruyu önemli bulmayan, ‘mutlaka bir şey yapmıştır da tutuklanmıştır’ diye düşünen bir kesim de var. Tutuklamalar sürecinde yaşanan acayipler böyle bir ortamda oluyor.”

Tutukluluk sürecinde bazı medya organlarında “asılsız ve kişiliğe saldırı niteliğinde haber ve yorumlarla” karşılaştıklarını söyleyen Buğra, bu konuda yaptıkları hukuki girişimlerin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.

‘Tutukluluk süreci işkence halini aldı’

“Bizim hayatımızdan çalınan 1000 gün telafisi imkansız bir kayıp oluşturuyor” diyen Buğra şöyle konuştu:

“Eşimin annesi 90 yaşını geçmiş bir insan ve oğlunu bir daha görüp göremeyeceğini düşünüyor. Yargı sürecindeki acayipliklerinden rahatsız olmayanlar bunlardan vicdani bir rahatsızlık duyabilirler mi bilmiyorum. Ama bu 1000 günlük tutukluluk süreci artık işkence sözü kullanılarak tarif edilecek bir hal almış durumda.”

Avukatlar: Hukuki değil, siyasi bir süreç

Kavala’nın avukatları ise  bu tutukluluk sürecinin hukuki olarak yorumlanamayacağını, Kavala’nın siyasi gerekçelerle mahkûm edildiğini iddia etti. Avukatları, Kavala’nın mahkûm edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce (AİHM) hak ihlali olarak tanımlandığını ve hakkında derhal tahliye edilmesi kararı verdiğini, bu anlamda Kavala’nın tahliyesinin durdurulmasının suç teşkil ettiğini söyledi.

Casusluk suçlamasıyla ilgili olarak da bu anlamda somut bir delil olmadığını, bu suçun AİHM’in tahliye talebini aşmak için ortaya atıldığını ifade edildi. 

Osman Kavala’nın tutukluluğun 1000 gününde arkadaşları, sevenleri, sayanları onu bir sözcükle tarif etti. En çok kullanılan sözcükler; “Vicdan ve Vicdanlı” (48), “Mütevazı ve Tevazu” (44), İyilik ve İyi (30), İnsan (28), Nezaket (19), Umut (17), Diğerkâm (14), Dayanışma (13), Zarafet (11) ve Özgürlük (11) oldu.

İnsan hakları örgütlerinden çağrı

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Direktörü Kenneth Roth da Osman Kavala’nın 1000’inci günü sebebiyle bir mesaj yayımladı.

Roth açıklamasında, “Osman Kavala’nın tutukluluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gitgide otokratikleşen yönetiminin arkasındaki kurguları özetler nitelikte. Erdoğan Gezi Parkı protestolarında insanların kendiliğinden ona karşı ayaklanmış olabileceği gerçeğini kabul edemiyor. Dolayısıyla gülünç bir şekilde elebaşı Kavala’ymış gibi davranıyor” ifadelerini kullandı.