Başbakan Boris Johnson liderliğindeki hükümet, Birleşik Krallık‘ta bisiklet kullanımını yoğun şekilde teşvik edecek bir plan açıkladı. Söz konusu plan, yeni bisiklet yollarının yapımından, bisiklet tamiri için ödenecek teşvike kadar bir dizi yatırımı içeriyor.
Plan kapsamında “Bisiklet ve yürüyüş devrimi” hedefiyle 2 milyar pound (2,19 milyar euro) yatırım yapılacak. Bu kapsamda yurttaşları bisiklet kullanmaya teşvik etmek üzere, eski bisikletlerin tamiri için kişi başı 50 pound (55 euro) destek ödenecek.
DW Türkçe‘nin aktardığına göre, hükümetin, ulaşımda bisiklet kullanılmasını özellikle de halk sağlığı açısından önemli bulduğunu belirtti. Boris Johnson bisiklet ve yürüyüş yollarına yapacakları yatırımın hedefini, “daha sağlıklı ve aktif bir ulus” olarak açıkladı. Başbakanlığından önce, 2008-2016 yılları arasında Londra belediye başkanı olan Johnson, sekiz yıllık görev süresinde, kentte kapsamlı bir bisiklet kiralama sistemi oluşturmuştu.
Aşırı kiloyla mücadele planı
Johnson hükümetinin halk sağlığı konusundaki tek planı, bisiklet ve yürüyüş yollarıyla sınırlı değil. Pazartesi günü başlatılan bir kampanya ile aşırı kilo ve obeziteye karşı mücadele hedefi de duyuruldu.
Sağlık Bakanı Matt Hancock, aşırı kilonun koronavirüs enfeksiyonunun yol açtığı Kovid-19 hastalığında ölüm riskini artırdığına dikkat çekti. Bu kampanya kapsamında da sağlıksız yiyeceklerin reklamlarının televizyon ve internet üzerinden akşam saat 21.00’e kadar daha az yayınlanması kararlaştırıldı. Böylece, reşit yaşta olmayan kişilerin bu tarz yiyeceklere ilgisinin azaltılması planlanıyor.
Ayrıca büyük restoran ve kafeler, yiyecek menülerinde yemeklerin kalori değerlerini belirtme şartının getirilmesi de öngörülüyor.
Obezitenin koronavirüs riskini artırdığına dair araştırmalara işaret eden Johnson, diğer Avrupa uluslarından daha şişman olduğunu söylediği Britanyalılara ‘forma girme’ çağrısında bulunmuş; “Ben de çok şişmandım. Ama koronavirüsten kurtulduğumdan beri formumu sürekli geliştiriyorum” demişti.
‘Yeliz’ rumuzuyla açtığı fake hesapla yayın yapan AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, “Kadın-erkek eşit değildir. Eşitlik ancak hayvanlarda ve eşyalarda olur” dedi.
İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bir dizi paylaşım yapan AKP’li vekil, batılı ülkeler yönelik “İnsana verilmesi gereken fıtri değeri vermeyip sözde Erkek/Kadın eşit tutan Batı’daki durum açıkça ortada, Aile yok, ahlak yok, nesep hassasiyeti yok, ye, iç, yat, paranın yettiği ve canın istediğini yap,ruh yok, hesap kitap yok, derin boşluk ve intihar ve hayvani bir hayat” ifadelerini kullandı.
Kadın erkek eşitliğinin ‘koca bir tantana’ olduğunu öne süren Çamlı, şu paylaşımlarda bulundu:
“Kadın Erkek eşit değildir, bu husus telif hakkı sahibine (fıtrat) göre değerlendirilmezse çok konuşulan sıkıntılara çözüm asla bulunamaz!
“Eşitlik” koca bir tantanadır!
Eşitlik hayvan ve eşya da olabilir. İnsan eşrefi maluktur,eşi benzeri olmaz!
Paylaşımlarında İstanbul Sözleşmesini hedef alan Çamlı şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul Sözleşmesi, bir zamanlar, gerek kriz noktasına gelmiş bazı ailevi problemlerin, ve o sıkıntılara çözüm üretemeyen çevre, adliye ve polis uygulamalarının önünü açmak ve çözüm bulmak için ihdas edilmiş bir sözleşme idi. Şimdi anlaşılıyor ki, o da çare olamadı
Ve beklenmeyen başka toplumsal sıkıntıların kapısını araladığı güçlü bir şekilde ifade ediliyor!
Şimdi çözüm olsun diye gelen İstanbul Sözleşmesi, Başkanımızın talimatı ile gerçek ve samimi bir çözüm için masaya yatırıyor.
Ve gereken yapılacaktır!”
7. Ve beklenmeyen başka toplumsal sıkıntıların kapısını araladığı güçlü bir şekilde ifade ediliyor❗
Şimdi çözüm olsun diye gelen #İstanbulSözleşmesi, Başkanımızın talimatı ile gerçek ve samimi bir çözüm için masaya yatırıyor. Ve gereken yapılacaktır❗
— Ahmet Hamdi Çamlı (@ahmethamdicamli) July 26, 2020
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesini amaçlayan yeşil elektrik tarife uygulamasına dair kararını yayınladı.
Yeşil Ekonomi’nin aktardığına göre ilgili karar Resmî Gazete’nin 24 Temmuz 2020 tarihli sayısında yayınlandı. 23 Temmuz 2007 tarihli “Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar” kapsamında elektrik tüketicileri yazılı olarak başvuru yaparak bu tarifeyi seçebilecekler.
Yeşil Tarife
EPDK aynı zamanda 1 Ağustos 2020 tarihinden geçerli olmak üzere belirlenen Yeşil Tarife Tablosunu da yayınladı. Tabloya göre bu tarifeyi seçen tüketicilere kilovat-saat başına 69,9749 kuruş Yeşil Enerji Bedeli uygulanacak.
EPDK tarafından yayınlanan Yeşil Tarife
EPDK tarafından onaylanan ve 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren uygulananan standart elektrik tarifesi ise kilovat-saat başına 48,7941 kuruş olarak belirlenmişti.
Yeşil Enerji Tarifesi hakkında Resmi Gazete’de yayınlanan karar ise şu şekilde:
MADDE 1 – 31/12/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların 18 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
(5) Yeşil tarife: 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası kapsamında, yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi amacıyla Kurul tarafından belirlenen tarifedir.
(6) Yeşil tarife, ilgili tüketicinin Yeşil tarifeyi seçmesi durumunda tarife tablolarında yer alan birim fiyatlar üzerinden uygulanır. Tüketici Yeşil tarifeye geçme talebini yazılı olarak görevli tedarik şirketine yapar. Tarife değişikliği, talep tarihinin içinde bulunduğu dönem sonundaki endeks tespitleri ile çıkarılacak faturayı takip eden ilk fatura döneminde yerine getirilir. Yeşil tarifeye geçme talebi bir takvim yılında en fazla iki kez yapılır.”
MADDE 2 – Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3 – Bu Karar hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.
Yeni yapılan bir araştırmaya göre 2019-2020 orman yangını sezonunda yaklaşık üç milyar hayvan öldü veya yer değiştirmek zorunda kaldı.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yürütülen çalışmada beş farklı kurumdan 10 bilim insanı tarafından yapılan araştırma, daha önce bir milyar hayvanın etkilendiği yönünde yapılan tahminlerin oldukça iyimser olduğunu ortaya koydu.
Çalışmaya Sydney Üniversitesi, New South Wales Üniversitesi, Newcastle Üniversitesi, Charles Sturt Üniversitesi ve Birdlife Australia’dan bilim insanları katkıda bulundu.
143 milyonunu memeliler oluşturuyor
Guardian’ın aktardığına göre etkilenen canlıların yaklaşık 143 milyonunu memeliler, 180 milyonunu kuşlar, 51 milyonunu kurbağalar ve 2,5 milyarını sürüngenler oluşturdu.
Bilim insanları hayvanların hepsinin doğrudan sıcaklık veya alevlerle ölmediğini ancak yaşanan açlık, susuz kalma ve yaralanmalar sebebiyle durumlarının yangın sonrasında da çok iyi olmadığını düşünüyor.
Yangından kurtulan bir koalaya itfaiyeciler su veriyor.
‘Gezegendeki insan sayısının yarısı’
Sydney Üniversitesi’nde ekoloji profesörü ve projeyi denetleyen Avustralya Bilim Akademisi üyesi Chris Dickman, bulgunun araştırmacılar için bile bir şok olduğunu söyledi.
Dickman “Üç milyar yerli omurgalı çok büyük. Anlayamayacağınız kadar büyük bir sayı. Gezegendeki insan nüfusunun neredeyse yarısı” dedi.
Ayrıca, araştırmanın yangınların etkisinin uluslararası kamuoyunda gündeme gelen koala kaybından çok daha büyük olduğunu gösterdiğini vurguladı. Etkilenen sürüngenlerin çoğu, hektar başına 1.500’den fazla kişinin yoğunluğunda yaşayabilen, ten gibi küçük türlerdi.
120 milyon hektar orman alanı incelendi
Sydney Üniversitesi’nden baş araştırmacı Lily van Eeden, çalışmanın orman yangınlarının hayvanlar üzerindeki etkisinin kıta çapında değerlendiren ilk iş olduğunu söyledi.
Neredeyse İngiltere’nin büyüklüğündeki 11,46 milyon hektarlık alanın analiz edildiği çalışmada çoğunluğu güneydoğu ve güneybatıda olmak üzere 120 milyon hektar orman incelemeye alındı. 120 bin hektarlık alan ise kuzey yağmur ormanlarını kapsadı.
İklim krizini acilen ele alma ihtiyacı
Çalışma, mega yangınların ülkenin biyolojik çeşitliliğini ne ölçüde azalttığını göstererek iklim krizini ele alma ve tarım ve kalkınma için arazinin ormansızlaştırılmasını durdurma ihtiyacının altını çiziyor.
WWF destekli analiz, orman yangınlarının yıkıcı etkisini haritalamak için yazılan makalelerin sonuncusu. Haziran ayında üç ekoloji profesörü tarafından yapılan hakemli bir çalışma, yangınların “tehdit altındaki türler için en dramatik yaşam alanı kaybına ve ekolojik toplulukların tahrip edilmesine” neden olduğu sonucuna varmıştı.
Bu ay, 20’den fazla önde gelen Avustralyalı bilim insanının çalışmasına dayanan ayrı bir makale, şu anda tehdit altında listelenmeyen 49 yerli türün artık risk altında olabileceğini, hükümet verilerine göre 471 bitki ve 191 omurgasız türün acil dikkat gerektirdiğini tespit etmişti.
Mevcut çevre koruma yasası ve fonları yetersiz
Bilim insanları biyolojik çeşitliliğin daha iyi izlenmesi de dahil olmak üzere, orman yangınlarının ardından tehdit altındaki türlerin korunması için bir revizyon talep ediyor. Ayrıca, mevcut çevre koruma yasalarının yetersiz olduğunu belirtiyor.
Korumacılar, Avustralya’nın vahşi yaşamını sınırlı izlemesini muhafazakar Scott Morrison’un koalisyonunun seçildiği tarihten bu yana çevre programlarına yönelik fonun üçte birini kesmesiyle ilişkilendiriyor.
Türkiye‘nin müze statüsü kaldırılarak camiye dönüştürülen Ayasofya için UNESCO’ya (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) bazı taahhütlerde bulunduğu açıklandı. Buna göre Ankara, Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan Ayasofya’da bundan sonra yapılacak restorasyon çalışmalarında UNESCO ile işbirliğini kabul etti ve bir uzmanlar heyetini davet etme vaadinde bulundu. Hükümetin, restorasyon için bir bilim konseyi oluşturma taahhüdü verdiği de belirtildi.
Rusya’nın UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Aleksander Kuznetsov, Rus haber ajansı TASS’a 1500 yıllık yapının tamamının ibadete açıldığı cuma gününden önce Türkiye’nin UNESCO Daimi Temsilcisi Altay Cengizer’in bir mektubu dolaşıma soktuğunu söyledi. Rus yetkili, “Türkiye’nin UNESCO Daimi Temsilcisi kurumun genel direktörüne hitaben yazılmış bir mektup dolaşıma soktu. Bu mektupta, Ayasofya’nın namaz saatleri arasında tüm inançlardan insanlara açık olacağının güvencesini verdi” dedi.
Bilim kurulu ve davet güvencesi
Kuznetsov, Ankara’nın aynı zamanda, Ayasofya’da yapılacak bir dizi restorasyon ve altyapı projeleri için bir bilim kurulu kurma güvencesi verdiğini söyledi. Bu konuda UNESCO uzmanlarına da danışılacağını vurgulayan Rus yetkili, “Şimdi bize, UNESCO uzmanlarına danışmadan hiçbir şey yapmayacaklarına dair güvence ve kurumun uzmanlarını yakın gelecekte İstanbul’a davet etme sözü verdiler” diye konuştu.
“UNESCO için bu özellikle önemli çünkü Türk yetkililer uzun bir süre kurumun taleplerine yanıt vermedi ve mabedin statüsünü değiştirmeden önce UNESCO’yla istişarede bulunmadılar” diyen Kuznetsov, UNESCO’daki Türkiye delegasyonunun kısa süre önce Dünya Miras Merkezi Direktörü ve UNESCO’nun Kültürden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ernesto Ottone Ramírez de dahil, kurumun yetkilileriyle bir dizi toplantı yaptığını açıkladı
ABD Başkanı Donald Trump, bir kez daha sistematik ırkçılık ve polis şiddetine karşı organize edilen protestoları hedef aldı. Trump, Demokrat rakibi Joe Biden‘ın kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerini kazanması durumunda ise “şehirlerin yanacağını” söyledi.
Medyanın Portland ve Seattle‘daki protestocuları “dışarıya turlamaya çıkmış güzel, tatlı ve masum insanlar” olarak göstermeye çalıştığını iddia eden Trump, “Aslında onlar hasta ve gözü dönmüş anarşist ve saldırganlar. Kolluk kuvvetlerimiz onları kolayca kontrol altına alır ancak o zaman da şehirlerimizi yok etmeye başlarlar” diye konuştu.
….would destroy our American cities, and worse, if Sleepy Joe Biden, the puppet of the Left, ever won. Markets would crash and cities would burn. Our Country would suffer like never before. We will beat the Virus, soon, and go on to the Golden Age – better than ever before!
Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarda bir kez daha seçimleri kaybederse durumun kötüleşeceğini vurgulayan Trump, “solun kuklası” olarak nitelendirdiği Demokrat Parti’nin adayı olmasına kesin gözüyle bakılan Biden’ın seçilmesi durumunda “piyasaların çökeceğini ve şehirlerin yanacağını, ABD’nin hiç çekmediği acılar çekeceğini” savundu.
Trump, kısa süre içinde “virüsü yenip, altın çağa gideceklerini” de söyledi.
HDP Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Cudi Dağı‘nda yapılan operasyonlar sonucunda çıkan yangınları meclis gündemine taşıdı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yangınları niçin gündeme almadığını soran Kaçmaz, Bakan’a şu soruları yöneltti:
Müdahalede yaşanan aksaklıklar bakanlığınız tarafından araştırılıp sorumluları tespit edilecek mi?
Her yıl tekrar tekrar yaşanan orman yangınlarında müdahalelerde yaşanan problemler için bakanlığınızın bir tespit mekanizması var mı? Her yıl tekrarlanan bu yangınlar için neden önlem alınmıyor?
Şırnak’ta yaşanan bu orman yangınlarında yangınlarının tespiti ve erken-etkili mücadelesi için mevcut teknolojileriniz kullanıldı mı? Kullanıldıysa eğer ne tür teknolojiler kullanıldı?
Neden helikopter kullanılmıyor?
Dağlık ve ormanlık olan bu alanlarda ciddi şekilde ot var, en ufak bir kıvılcım bile düştüğünde büyük bir yangın çıkar ve alana ulaşılması çok zor. Bakanlığınız bu alanlarda helikopter imkanını neden kullanmıyor?
Bölgede yaşayan halkın yıl boyu çalışıp çabaladığı emekleri kaybediliyor, Bakanlığınız kalıcı bir çözüm bulmak ve bölgedeki yangınları hemen söndürecek şartlar oluşturmak için her hangi bir çalışma yürütmeyi planlıyor mu?
Hasar gören ve zarar eden vatandaşların devlet tarafından desteklenmesine ilişkin bir çalışmanız olacak mı?
Her operasyon sonucunda yangın çıktığı iddia edilmektedir, operasyon gerçekleştiren birimler ve ya yetkililer bu konu da Bakanlığınızı bilgilendirmiyor mu? Operasyon yapılan alanlara ilişkin yangın çıkmaması için ve ya çıkarsa müdahale edilmesi için Bakanlığınızla bir işbirliği yapılmakta mıdır?
Operasyonlar sonucu çıkan yangınları Bakanlığınız neden gündemine almamaktadır?
Çatışmalar bölgeye zarar veriyor
Şırnak’ın Silopi ilçesinde bulunan Botaş Karakolu’ndan, Cudi Dağı’na gece boyunca yapılan top atışları sonucunda, Cudi Dağı’nda yangın çıktı. Devam eden yangında birçok hayvan öldü.
Bölgede yaşanan çatışmalar insanlara zarar verdiği gibi doğayı da tahrip ediyor. Geçtiğimiz günlerde de köylüler Cudi Dağı’na kalekol kurmak için korucular tarafından ağaçların kesilmesine tepki göstermişti.MA kesilen ağaçların satılmak üzere korucular tarafından batıdaki illere gönderildiğini aktarmıştı.
Kurban Bayramı nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğü‘ne bağlı otoyollar, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçişleri ücretsiz olacak.
Konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararı, Resmî Gazete‘de yayımlandı. Kurban Bayramı tatili nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişler, 30 Temmuz Perşembe günü gece yarısından, 4 Ağustos Salı günü saat 07.00’ye kadar ücretsiz olacak. Aynı şekilde, belediyeler ve bunların kurdukları birlik müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetleri ile Başkentray ve Marmaray seferlerinden, 31 Temmuz Cuma günü gece yarısından, 3 Ağustos Pazartesi gece yarısına kadar ücret alınmayacak.
Uluslararası Af Örgütü, bir milyondan fazla kullanıcısı olan sosyal ağ sağlayıcılarına Türkiye’de temsilcilik açma zorunluluğu getirmek gibi düzenlemeler içeren kanun teklifine ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada “Bu zorunluluk, şirketlerin yasal temsilcilerinin yüksek miktarda para cezalarıyla, hatta cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor” denildi.
‘Şirketler verileri Türkiye’de depolayacak’
Türkiye Şubesi Kampanyalar ve İletişim Direktörü Tarık Beyhan tarafından kaleme alınan metinde şu ifadeler yer aldı:
Öngörülen değişiklikler, aynı zamanda, sosyal medya şirketlerinin kullanıcı verilerini Türkiye’de depolamasını gerektiriyor. Meclisten geçmesi halinde, yasada öngörülen değişiklikler, hükümetin uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına aykırı şekilde internetteki ifade özgürlüğü hakkını ihlal ederek sosyal medya şirketlerini online içerikleri sansürlemeye zorlama yetkisini büyük ölçüde artıracak.
Ayrıca, bu değişiklikler, sosyal medya platformlarını, online içerikler paylaşan kişilerin kimliğini açıklamaya zorlayarak, bu kişileri adil olmayan ve haklarını ihlal eden gözaltı, tutuklama, yargılama ve mahkumiyet riski altına sokacak.
‘Sansürü artıracak’
Hükümet, kanun teklifinin, insanların hakları, kamu düzeni ve ulusal güvenliğin korunması için gerekli olduğunu savunuyor. Uluslararası insan hakları hukuku gereğince ifade özgürlüğü hakkının belirli durumlarda kısıtlanması meşrudur; ancak benzeri her türlü kısıtlama, bu amaçlar doğrultusunda gerekli ve orantılı olmalıdır.
Buna karşılık, Uluslararası Af Örgütü, mevcut yasaların yetkililere, kişilerin internet ortamındaki şiddet ve istismara karşı korunması da dahil olmak üzere bu amaçları gerçekleştirebilmeleri için gerekli yetkileri tanıdığı kanaatinde.
Hükümetin, uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına aykırı şekilde internette ifade özgürlüğü hakkını ihlal ederek sosyal medya şirketlerini online içerikleri sansürlemeye zorlama yetkisini büyük ölçüde artıracak kanun teklifi meclisten geçmemelidir.
‘Yasalarında değişiklik yapmalı’
Türkiye yetkilileri, kanun teklifini yasalaştırmak yerine, mevcut yasaları internette şiddete ve istismara maruz kalan kişileri korumak için etkili bir biçimde uygulamalıdır. Yetkililer ayrıca, Türkiye’nin ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğine hükmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamak zorundadır.
Türkiye yetkilileri, İnternet Yasası’nda ve sıklıkla internette ifade özgürlüğü hakkını ihlal etmekte kullanılan son derece muğlak ve geniş kapsamlı terörle mücadele ve hakaret yasalarında değişiklik yapmalıdır.
‘Ayrımcılıkla mücadelede yetersiz’
Sadece ifade özgürlüğünü sınırlandırmak ve genel yasaklara bağlı kalmak, ayrımcılıkla mücadelede yetersiz kalan uygulamalardır. Ötekileştirilen ya da çevrimiçi şiddete veya istismara maruz kalan grupların etkin şekilde korunması ve sosyal açıdan kapsanması; kalıp yargılarla mücadele etmek, ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve daha kapsamlı eşitliği teşvik etmek için hoşgörü, eğitim ve diyaloğun geliştirilmesi de dahil olmak üzere geniş çaplı müdahaleler gerektirir.
Yetkililerin internetteki ifadeleri izleme ve sansürleme yetkisini artırmak yerine bu gibi adımların atılması, ifade özgürlüğü hakkını korunmak ve çevrimiçi şiddet ve istismarla mücadele etmek konusunda önemli bir ilerleme kaydedilmesini mümkün kılacaktır.
ABD Dışişleri Bakanlığı, yazılı bir açıklama yaparak cezaevindeki 1000’inci gününü geride bırakmış iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini belirtti.
Sivil toplum aktivisti, iş insanı ve Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, Gezi davasında beraat etmesinin hemen ardından üç yıldır açık tutulan, daha önce tahliyesine karar verilen soruşturma dosyası üzerinden yeniden tutuklanmıştı.
‘Davası hızlı, şeffaf ve adil biçimde sonlandırılsın’
Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin yapılan açıklamada ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye’nin ‘uluslararası sorumluluklarını hatırlatarak şu ifadelere yer verdi:
Bu hafta itibariyle Türk hayırsever ve sivil toplum lideri Osman Kavala hiçbir suçtan hüküm giymeden bin gününü hapiste geçirmiştir. ABD uluslararası sorumluluklara ve zorunluluklara saygı duymanın önemini hatırlatıyor. Türkiye’den adalet ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığına uyması, Osman Kavala’yı serbest bırakması, bu sırada davasının adil, şeffaf ve hızlı biçimde sonuçlandırılması için çağrıda bulunuyoruz.