Ana Sayfa Blog Sayfa 1953

Geçmişten günümüze sokak çeşmeleri

İstanbul’un tarihi boyunca suyu hep eksik kalmış. Üç tarafı sularla çevrili ve ortasında deniz geçen bir kent olmasına rağmen büyük su kaynakları tarihi kent merkezinden uzakta olduğu için kente hep su taşınmış. Örneğin o zaman Bizans başkenti olan bu topraklara su getirmek için kurulan ve kaynağını Istranca Dağları’ndan alan Trakya su sistemi,  antik ve geç antik dönemdeki en uzun sistem olarak biliniyor[i]. Osmanlılar şehri ele geçirdiklerinde bu su altyapısının bir kısmını tamir edip kullanmaya devam ettiler. Ancak en büyük yatırımı Belgrad Ormanı ve civarındaki kaynaklara yaptılar. Kanuni döneminde inşa edilen İstanbul Halkalı ve Kırkçeşme sistemini düşünmezsek, aslında antik dönemden kalan sistemlerin geliştirmesiyle yetinildi bile diyebiliriz.

Osmanlı Dönemi’nde sokak çeşmeleri

Elbette ki sokak çeşmeleri bu suyollarının kentteki uzantıları olarak en görünen kısımlarıydı. Osmanlı döneminde insanların su temin etmesinin iki yolu vardı. Su ihtiyacı ya kuyulardan ya da sokak çeşmelerinden karşılanıyordu. Evlere su şebekesi sisteminin kurulması ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmeye başladı. 1870 yılında Dersaadet adlı bir şirket Terkos Gölü’nün sularının tamamını kullanma imtiyazına sahip oldu. Şirket, yangın musluklarına, çeşmelere, kamu kurumlarına ve askeri birliklere ücretsiz veya ucuz su vermeyi taahhüt etmişti. Sonra bu şirketle yapılan anlaşma diğerlerine de bir model oluşturdu. 20 yıl sonra Anadolu Yakası‘na, Elmalı bendinden su sağlamaya yönelik bir anlaşma yapıldı. Modern sisteme geçiş devam ederken suyollarıyla başlayıp sokak çeşmeleriyle biten geleneksel su temin sistemi de yaşamaya devam etti.

Eski sokak çeşmelerinden akan suyun tadı farklı farklı olurdu. Çünkü bu çeşmelerden doğrudan kaynağından gelen sular akardı. Kaynağın olduğu havzanın toprak yapısı, bitki örtüsü ve iklimi gibi pek çok özelliğine göre suyun içeriği ve lezzeti de değişirdi. Sokak çeşmeleri ve sebiller genelde devlet erkanı ve varlıklı kişiler tarafından kurulurdu. Ancak her çeşmeden su almak da ücretsiz değildi. 

Suyun teminin zor olduğu yerlerde içme suyunu evlere “saka” denilen kişiler taşırdı.  Sakalar 15. yüzyılda kendilerine bir meslek loncası bile kurmuş önemli bir mesleki topluluktu. Her sakanın su alacağı çeşme belliydi. İzin belgesi olmadan herhangi bir çeşmeden su alıp satmak mümkün değildi.  Evlere, kırba denilen 50 litre hacmi bulan su geçirmez torbalar içinde getirip para karşılığında sattıkları suyu kimi yaya kimi de eşekler, atlar üzerinde taşırdı. Hatta evlerin sokağa bakan cephelerinde saka delikleri olur ve sakanın eve girmeden suyu buradan dökerek kaba aktarması sağlanırdı.  Tabii yoksul kesim evlerine suyunu kendisi taşırdı. 

Sakalar insanlara su taşırdı.

Çeşmeler en temel yaşam hakkının temin edildiği yerler olduğu kadar insanlar için buluşma noktası görevi de görürdü. İnsanlar çeşmelerin başında birbirleriyle karşılaşır, hal hatır sorar,  hatta genç erkekler ve kadınlar çeşme başlarında birbirlerini görüp beğenirdi. Yani sokak çeşmeleri halkın en önemli sosyalleşme yerlerinin başında geliyordu.

Ayrıca bir yeri bulmak için en sık kullanılan referans noktası da çeşmelerdi. Örneğin bulunduğu sokağa ve semte de adını vermiş olan Ayrılık Çeşmesi, doğu yönüne sefer düzenleyen Osmanlı padişahlarının son sefer hazırlıklarının tamamlandığı ve yola koyulmak için toplandığı yerdedir. Bunun dışında Mekke‘ye gitmek için yola çıkan Hacı kafileleri de bu noktada toplanıp uğurlanırdı. İstanbul’dan ayrılan kafilelerin son uğurlanma yeri olduğu için de sokak çeşmenin adı Ayrılık Çeşmesi olarak kalmıştır. Çeşmeler  ayrıca sokak hayvanlarının da suya erişebilmesine imkân sunardı.

Günümüzde Tophane Çeşmesi.

Çeşmeler toplumu dönüştürme aracıydı

Çeşme yaptırılan yerin yaşam kalitesi de yükselir ve orada bir dönüşüm başlardı. Ayrıca hali vakti yerinde hayırseverlerin ya da devlet erkanının toplum üzerindeki gücünü artırmanın belki de en garanti yolu çeşme açtırmaktı. Buna örnek olarak İstanbul’un Karaköy semtinde Emetullah Gülnüş Valide Sultan tarafından 17. yüzyılda yaptırılmış ve adları da banisiyle birlikte anılan üç adet Emetullah Gülnüş Valide Sultan Çeşmeleri verilebilir. O dönemde Müslüman olmayan halkların yerleşim yeri olarak bilinen Galata semti, 1696’daki büyük yangının ardından demografik ve dini bir dönüşümden geçmeye başlamıştı.

Semtin en önemli Katolik yapısı olan San Francesco Kilisesi de bu yangından büyük ölçüde zarar görmüş fakat yeniden yapılmasına izin verilmediği gibi, yerine Osmanlı padişahı II. Mustafa’nın annesi Gülnuş Valide Sultan tarafından Galata’nın ilk ve tek valide sultan camisi olan Yeni Cami, 1698’de inşa edilmişti. Bu inşaatla, Galata semti Müslümanlar için de çekici bir hâle getirilmeye çalışılıyordu. Bu süreçte cami kadar ve hatta belki daha fazla önem verilerek inşa edilen yapılar bu bahsi geçen üç çeşmeydi. Galata, çeşmelerden akan suyun gücüyle Müslümanlaştırılmaya çalışılmış ve bu misyon büyük ölçüde gerçekleşmişti[ii].

İstanbul’un tarihi çeşmelerine tekrar hayat verme çalışmaları

1984-1986 yıllarında gerçekleştirilen Tarihi İstanbul Çeşmeleri Kurtarılmalıdır Kampanyası, dönemin Milliyet ve Güneş gazetelerinin katkılarıyla basın, kamu, belediye, özel ve sivil toplum kuruluşları işbirliği ve finansmanında, bir yılda 50 tarihi çeşmenin onarımını ve suya bağlanarak tekrar canlanmasını amaçlıyordu. Sokak çeşmeleri tarihin tozlu sayfalarında birer fotoğraf ya da gravür olarak kalmasın, günümüze kadar kalanları da sadece bir mimari süs objesi olmasın ve içinden tekrar sular aksın denilerek yola çıkılmıştı. Bu sürecin mimarlarından Avniye Tansuğ, projenin sonunda halkın da katkılarıyla 70’in üzerinde tarihi çeşmenin restore edildiğini ve içlerinden su akmaya başladığını söylüyor. Maalesef proje yerel yönetim değişikliği başta olmak üzere çeşitli nedenlerle günümüze kadar süremedi. 

Tarihi III. Ahmet Çeşmesi.

Son dönemde ise Covid-19 pandemisi sürecinde İstanbul’un tarihi sokak çeşmelerinin restore edilip içlerinden tekrar su akması için çok önemli çalışmalar başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü yaşadığımız Covid-19 kriziyle mücadele esnasında ücretsiz su sağlamak amacıyla tarihi sokak çeşmelerinin restorasyonunu hızlandırdı. Artık on yıllardır atıl halde bulunan çeşmelerden temiz şebeke suyu akıyor. Açılışı III. Ahmet Çeşmesi ile yapılan 23 tarihi çeşme artık herkes için su akıtıyor. Ayrıca 55 tarihi çeşmenin daha işler hale gelmesi için planlama yapılıyor[iii].

Sokak çeşmelerinden akan suyu kıymetini bilmek

Kriz boyunca dışarıda çalışanların, evsizlerin ve hatta kent hayvanlarının içme ve hijyen ihtiyaçlarını karşılamada restore edilen bu sokak çeşmelerinin katkısı büyük olacak. Ancak, yapılan bu önemli çalışmalar toplum nezdinde ne kadar önemli görüyor? Bun dair bir durum tespiti araştırması yapmak şart. İnsanların şebeke suyuna dair algıları burada önemli bir rol oynuyor. Evlerimizdeki musluklardan akan suyla ilgili ne düşünüyoruz? Yaklaşık 3000 İSKİ abonesiyle yapılan anket çalışmasının sonuçlarına göre İstanbul’da şebeke suyunu içme oranı sadece yüzde 16,54. [iv]. Halkın yüzde 83,46’sı çeşitli nedenlerle musluk suyunu içmemekte, yerine ambalajlı su kullanmaktadır. Hal böyleyken insanların sokak çeşmelerinden akıtılan şebeke suyunun önemini anlamasını beklemek gerçekçi olmayacaktır.

Nüfusu 16 milyonu bulan İstanbul’da sokak çeşmelerinden eskiden olduğu gibi doğrudan kaynağından su akıtmak artık mümkün değil. Dolayısıyla günümüzde olabilecek en makul yöntem bu çeşmelerden şebeke suyu akıtmak. Ancak suyun lezzeti kabul görmediği ve temizliğine olan güven tam olmadığı sürece sokak çeşmeleri daha çok hijyen amaçlı olarak kullanılacak gibi görünüyor.

İstanbul’un şebeke suyunun temiz olduğunu ve içilebileceğini insanlara anlatacak ve her köşede rahatlıkla bulabilecekleri ambalajlı sudan vazgeçirecek toplumsal bir kampanya yürütülmesi gerekiyor. Bu kampanyada İBB, İSKİ, sivil toplum, akademi ve medya beraber çalışmalı. Ancak uzun erimli ve çok yönlü bir kampanyayla bu olumsuz algı değişebilir. Böylece insanlar beraberinde şebeke suyu taşımayı ve mataraları boşaldığında çeşmelerden doldurmayı alışkanlık haline getirebilir. Sokak çeşmeleri bu şekilde geçmişten bugüne ve yarına taşınabilir.   

*

Notlar

[i] James Crow et al. The Water Supply of Byzantine Constantinople (Londra: Society for the Promotion of Roman Studies, 2008), 1-24.

[ii] Muzaffer Özgüleş (2014). “Belgeler Işığında Gülnuş Emetullah Sultan’ın Galata’da Yaptırdığı Çeşmeler”. Tasarım + Kuram 17: 27-38.

[iii] Sudan Gelen (Açık Radyo) “İstanbul’un çeşmelerinden yıllar sonra yine su akıyor”, (Yayınlanma tarihi: 27 Mayıs 2020) 

[iv] İSKİ 2016-2020 Stratejik Plan 

İçişleri Bakanı Soylu: IŞİD’in sözde Türkiye Emiri yakalandı ve tutuklandı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, IŞİD’in (DEAŞ) Türkiye Emiri Mahmut Özden’in önemli planlarla yakalandığını ve tutuklandığını duyurdu.

Twitter üzerinden bir paylaşım yapan Soylu “DEAŞ’ın sözde Türkiye Emiri önemli planlarla yakalandı ve tutuklandı. Teşekkürler, tebrikler Emniyet Teşkilatı” ifadelerini kullandı.

‘Bağlantılı kişilerin listesi elimizde’

Daha sonrasında basın açıklaması düzenleyen Soylu, konuyla ilgili detayları paylaştı. AA’nın aktardığına göre Soylu, açıklamasında Mahmut Özden’in önemli planlarla yakalanıp tutuklandığı bilgisini paylaştı.

Bu kişiyle bağlantılı kişilerin bilgisinin de kendilerinde olduğunu belirten Soylu,  “Evinde yapılan aramalarda dijital materyal ve bilgisayarlara el konuldu” dedi.

İçişleri Bakanı Soylu, “Elde edilen bilgilere göre gerek Irak ve Suriye’den sürekli talimatlar aldığı, 10-12 kişilik gruplar oluşturmak suretiyle Türkiye’de eylemler ve hareketlilik ortaya koyacağı belirlendi” ifadesini kullandı.

 

Milas İkizköy’de ‘susuz yaz’

Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de yaşayan halk bir kez daha susuzluk ile karşı karşıya. Sebebi ise köyün yakınında bulunan Yeniköy ve Kemerköy termik santralleri.

Yaz boyunca suların pek çok defa kesilirken, kesintilerin salgın koşullarında olması İkizköy halkının sağlığını daha ciddi ölçüde tehdit ediyor. Üstelik İkizköylülerin anlattığına göre, köyde koronavirüs vakası da tespit edildi.

Yeşil Gazete, İkizköylülerin ve MUÇEP Eş sözcüsü Avukat Güngör Erçil’in aktarımlarını derledi.

Tarihi Hititlere uzanan Yesemek Açık Hava Müzesi’ne baraj inşaatı

UNESCO Dünya Geçici Mirası Listesi’nde bulunan ve Hititler tarafından inşa edilen Yesemek Açık Hava Müzesi yapılmak istenen sulama barajı yüzünden tehlike altında.

Gaziantep Kent Konseyi bünyesinde kurulan Yesemek Komisyonu, Gaziantep ilinin İslahiye ilçesinde devam eden sulama barajı inşaat faaliyetlerinin eserlere zarar vereceğini ve 1’inci Derece Deprem Bölgesi üzerine baraj kurulmasının sorunlara neden olacağını belirtiyor.

‘Kültür turizmi açısından çok önemli’

Ekspres Gaziantep’in aktardığına göre Kent Konseyi’nden yapılan yazılı açıklamada, “Gaziantep Kent Konseyimiz, Gazi Şehrimizin her türlü değerleriyle yakından ilgilenmekte ve misyon olarak Kentimizin tarihi, kültürel, sosyal ve doğal zenginliklerini sahiplenmektedir. Bugüne kadar İslahiye’de bulunan Yesemek Açık Hava Heykel Atölyesi olarak bilinen alanda, bir Hitit kentinin varlığının ortaya çıkması ile Yesemek, kültür turizmi açısından çok daha önemli bir hale gelmiştir” denildi.

Sulama göleti sebebiyle ciddi kaygı duyduklarını belirten Kent KonseyiAlan planı, ilgili raporlar, tespitler alan fotoğrafları ve yerinde yapılan incelemeler kaygılarımızı artırmıştır” ifadelerini kullandı.

İnşaat uyarılara rağmen devam ediyor

Açıklamanın devamında “Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) İslahiye’de Yesemek Sulama Barajı çalışmalarına devam ederken, Yesemekte yeni bir antik kentin varlığı bilimsel raporlarla ortaya çıkmıştır, bu fiili durum nedeniyle inşaatın yapımından vazgeçilmelidir” denildi.

Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün yazılı olarak çalışmaların kurul kararına kadar durdurulması uyarısı verdiğinin de hatırlatıldığı açıklamada “Bunlara rağmen inşaata başlanılma ihtimali kaygı vericidir” ifadeleri kullanıldı.

‘UNESCO listesine alınmasını engeller’

Gaziantep 7’ye görüşlerini paylaşan Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr Atilla Engi ise eserlere verilen zararların yanı sıra birinci derece SİT alanının hemen bittiği bir sınırda 36 metre bir gölet duvarının yükselmesinin kabul edilebilir olmadığını söyledi.

Bu çalışmanın bölgenin UNESCO geçici listesine alınmasının da önüne geçeceğini belirten Prof. Dr. Engi, “Diğer taraftan bu gölet tesbit ettiğimiz kentin kuzey yamaçlarını sular altında bırakacak ve dolayısıyla henüz bu alanda arkeolojik çalışmalar yapılmadı. Arkeolojik çalışmalar yapılmadan bu alan sular altında kalacak. Bu nedenle gölet Yesemek miras alanına çok büyük zarar verecektir” dedi.

Dokuz kişilik komisyon

Gaziantep Kent Konseyi bünyesinde kurulan Yesemek Komisyonu dokuz kişiden oluşuyor: B.Sıtkı Severoğlu (Komisyon Başkanı), Tarık Aytekin (Komisyon Sekreteri), Aslı Tezel, Gökhan Çeliktürk, H.Özgür Girişken, Hasan Yelken, Dinçer Uğurluer, Sibel Gürsel ve Erkan Özsavaş.

19 Ağustos tarihinde çalışmalara başlayan komisyon, inşaat faaliyetlerini yakından izlemeyi, durdurmak için mücadele etmeyi ve bu süre zarfında kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlıyor.

 

Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Haldun Boysan yaşamını yitirdi

Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Haldun Boysan dizi çekimleri için bulunduğu Nevşehir‘in Ürgüp ilçesinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Boysan, “Maria ile Mustafa” isimli dizinin set çalışanlarının haber vermesi üzerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ünlü oyuncu hastanedeki müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Haldun Boysan kimdir?

6 Temmuz 1958 tarihinde Ankara‘da doğdu. TED Ankara Koleji ve Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümünden mezun oldu.

Ankara Sanat Tiyatrosu ve İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda görev yaptı. İngilizce-Türkçe dublaj yaptı.

1999 yılında 11’inci Ankara Film Festivali’nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü Gemide adlı filmdeki performansıyla kazanmıştır.

Boysan, Kara Melek, Gemide, Çılgın Bediş, Kurtlar Vadisi gibi birçok film ve dizide rol aldı.

Mansur Yavaş’ın aşure gönderdiği hemşireyi tehdit eden Kaan Altınok gözaltına alındı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aşure gönderdiği Büşra hemşireyi taciz ve tehdit eden Kaan Altınok, sosyal medyada artan tepkilerin ardından gözaltına alındı.

EGM’den yapılan açıklamada Sosyal medyada bir hemşireye karşı hakaret ve tehditte bulunan @SKaanaltnok1 rumuzlu hesabın yöneticisi Süleyman Kaan Altınok isimli şahıs, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerimizce gözaltına alınmış olup hakkında adli işlem başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadeleri kullanıldı. 

Neler yaşandı?

Büşra hemşire, sosyal medya hesabı üzerinden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan, “Başkanım bana bir tabak aşure gönderebilir misiniz teşekkür ederim” paylaşımıyla aşure istedi.

Yavaş sosyal medya hesabı üzerinden, “Sevgili kızım Büşra, senin nezdinde Şehir Hastanesi’nde çalışan tüm sağlık personelimiz için aşurelerimiz yola çıkıyor. Afiyetle yiyin, iyi ki varsınız” ifadelerini paylaştı.

Kaan Altınok isimli bir kullanıcı ise ikili arasında geçen diyaloğa atıfta bulunarak Büşra hemşireyi tehdit ve taciz etmiş ve mesajına Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘yı ekleyerek hemşirenin işten çıkarılmasını istemişti. Bu yazışma üzerine paylaşımını silen Büşra hemşire, kullanıcı adını da değiştirdi.

Yavaş’tan suç duyurusu

Mansur Yavaş, söz konusu kişi hakkında suç duyursunda bulunduğunu duyurmuş, “İyi niyetle bizden talepte bulunan kızımız Büşra’ya hakaret eden kişiler hakkında hem şahsım hem de Büşra adına Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Kadınların korunmaya değil, korunmaya ihtiyaç duymadığı bir geleceğe ihtiyacı var” ifadelerini kullanmıştı. 

Söz konusu konuşmaya dahil olan Fahrettin Koca ise “Büşra kızımızla telefonda görüştüm. Sağlık çalışanlarımızın ve tüm kadınların haklarının sonuna kadar yanında olduğumuzu herkes bilsin. Aşure bizim birlik, paylaşma ve dayanışma sembolümüzdür. Bu geleneği yaşatan herkese sonsuz teşekkürler” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de koronavirüs: 1.587 yeni tanı, 44 can kaybı

 

“Bugün en yüksek günlük test sayısına ulaştık. 110.000’den fazla test yapıldı. 1.587 yeni hasta tespit edildi. Can kayıplarımızın üzüntüsünü sözcükler de rakamlar da ifade edemez. Gücümüz tedbir almaya ve sevdiklerimizi korumaya yeter. Güç tedbirde.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm (48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)
14 Temmuz: 992 vaka, 20 ölüm (43.231 test)
15 Temmuz: 947 vaka, 17 ölüm (42.320 test)
16 Temmuz: 933 vaka, 21 ölüm (42.411 test)
17 Temmuz: 926 vaka, 18 ölüm (41.215 test)
18 Temmuz: 918 vaka, 17 ölüm (40.943 test)
19 Temmuz: 924 vaka, 16 ölüm (41.310 test)
20 Temmuz: 931 vaka, 17 ölüm (43.404 test)
21 Temmuz: 928 vaka, 18 ölüm (42.846 test)
22 Temmuz: 902 vaka, 19 ölüm (43.404 test)
23 Temmuz: 913 vaka, 18 ölüm (43.343 test)
24 Temmuz: 937 vaka, 17 ölüm (42.986 test)
25 Temmuz: 921vaka, 16 ölüm (43.312 test)
26 Temmuz: 927 vaka, 17 ölüm (40.016 test)
27 Temmuz: 919 vaka, 17 ölüm (45.283 test)
28 Temmuz: 963 vaka, 15 ölüm (47.412 test)
29 Temmuz: 942 vaka, 14 ölüm (45.712 test)
30 Temmuz: 967 vaka, 15 ölüm (43.236 test)
31 Temmuz: 982 vaka, 17 ölüm (46.492 test)

1 Ağustos: 996 vaka, 19 ölüm (44.846 test)
2 Ağustos: 987 vaka, 18 ölüm (40.287 test)
3 Ağustos: 995 vaka, 19 ölüm (41.301 test)
4 Ağustos: 1083 vaka, 18 ölüm (46.249 test)
5 Ağustos: 1178 vaka, 19 ölüm (53.842 test)
6 Ağustos: 1153 vaka, 14 ölüm (54.494 test)
7 Ağustos: 1185 vaka, 15 ölüm (56.726 test)
8 Ağustos: 1172 vaka, 16 ölüm (63.842 test)
9 Ağustos: 1182 vaka, 15 ölüm (61.446 test)
10 Ağustos: 1193 vaka, 14 ölüm (62.219 test)
11 Ağustos: 1183 vaka, 15 ölüm (61.716 test)
12 Ağustos: 1212 vaka, 18 ölüm (66.892 test)
13 Ağustos: 1243 vaka, 21 ölüm (66.892 test)
14 Ağustos: 1226 vaka, 22 ölüm (70.192 test)
15 Ağustos: 1256 vaka, 21 ölüm (67.214 test)
16 Ağustos: 1192 vaka, 19 ölüm (65.956 test)
17 Ağustos: 1223 vaka, 22 ölüm (74.846 test)
18 Ağustos: 1263 vaka, 20 ölüm (82.318 test)
19 Ağustos: 1303 vaka, 23 ölüm (87.223 test)
20 Ağustos: 1412 vaka, 19 ölüm (92.301 test)
21 Ağustos: 1203 vaka, 22 ölüm (92.227 test)
22 Ağustos: 1309 vaka, 22 ölüm (93.007 test)
23 Ağustos: 1217 vaka, 19 ölüm (80.302 test)
24 Ağustos: 1443 vaka, 18 ölüm (95.943 test)
25 Ağustos: 1502 vaka, 24 ölüm (98.231 test)
26 Ağustos: 1313 vaka, 20 ölüm (100.109 test)
27 Ağustos: 1491 vaka, 26 ölüm (106.111 test)
28 Ağustos: 1517 vaka, 36 ölüm (107.814 test)
29 Ağustos: 1549 vaka, 39 ölüm (101.414test)
30 Ağustos: 1482 vaka, 42 ölüm (91.302 test)
31 Ağustos: 1587 vaka, 44 ölüm (110.102 test)

 

Musa Orhan Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ihraç edildi

Cinsel saldırı zanlısı uzman çavuş Musa Orhan Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ihraç edildi.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Nitelikli cinsel saldırı suçundan hakkında kovuşturma yürütülen Musa Orhan isimli şahıs, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu‘nun 31.08.2020 tarihli “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası verilmesi kararıyla Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ihraç edildi” denildi.

Görevden uzaklaştırılmıştı

Orhan, 17 Temmuz’da tutuklama istemiyle Siirt Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiş, hakkında adli kontrol verilmişti. Orhan hakkında 27 Temmuz’da “nitelikli cinsel saldırı” suçundan iddianame tanzim edilerek kamu davası açılmış, kendisi bir hafta süren tutukluluğunun ardından avukatının talebi üzerine serbest bırakılmıştı.

Jandarma Genel Komutanlığı, hakkındaki iddiaların duyulmasının ardından Orhan’ın görevden uzaklaştırıldığını, hakkında adli ve idari işlemlerin yapıldığını bildirmişti.

RTÜK yayın sırasında ‘Anıtkabir’ yerine ‘Anırkabir’ yazan Akit TV hakkında inceleme başlattı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 30 Ağustos’ta Akit TV’de yayınlanan ve çok fazla tepkiye yol açan KJ/kuşak metniyle ilgili olarak inceleme başlatıldığını duyurdu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda devlet erkanının Anıtkabir‘e gerçekleştirdiği ziyareti yayınlarken KJ/Kuşak metninde Anıtkabir yerine ‘Anırkabir’ yazan Akit TV hakkında inceleme başlatıldığını duyurdu.

Söz konusu açıklamada “30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları çerçevesinde devlet erkanının Anıtkabir ziyaretine ilişkin yayında Akit TV’nin kullanmış olduğu KJ/KUŞAK metni ile alakalı Üst Kurulumuz tarafından inceleme başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

Akit TV: Kasıt yok, yazım hatası

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyetin Anıtkabir’e çıkışını canlı yayınlayan kanal ekrana ‘’Devletin zirvesi Anırkabir’de” yazısını getirmişti.

Tepkilerin ardından açıklama yapan Akit TV bir kastın bulunmadığı ve yapılan yazım hatasından ötürü üzgün oldukları belirtti.

İlhan Taşçı şikayette bulundu

Alt yazının bir harf hatası olduğu biçimindeki savunmanın gerçeklikten uzak olduğunu belirten RTÜK üyesi İlhan Taşçı ise Akit TV hakkında RTÜK’e şikayette bulundu.

Taşçı, başvurusunda “Bu yayın kuruluşunun her milli bayramda Atatürk’e ve “En Büyük Eserim” dediği Cumhuriyet’e saldırmayı alışkanlık haline getirdiği bilinmektedir” ifadelerini kullanıldı.

Bu davranışın incelemeye alınmamasının benzer davranışları teşvik edeceğini belirten Taşçı “Tersi durumda, RTÜK Anayasa’dan aldığı güç ve yasanın kendisine verdiği televizyonları denetleme görevini yerine getirmemiş olur. Bunun da hukuki sonuçları olması kaçınılmazdır” dedi.

 

Barış Yarkadaş: Gazeteciler ağustos ayında da nefes alamadı

Eski CHP milletvekili, gazeteci Barış Yarkadaş, gazetecilere yönelik hak ihlallerini kayıt altına aldığı ağustos raporunu yayınladı. “Gerçeklerin duyulmasını istemeyen AKP iktidarı, çareyi gazetecileri susturmakta arıyor” diyen Yarkadaş “Meslektaşlarımız, sıcaklar yüzünden değil, baskılar yüzünden Ağustos ayında da nefes alamadı” ifadesini kullandı.

Raporda ağustos ayına ilişkin veriler şöyle özetlendi:  

  • İki gazeteci tutuklandı, iki gazeteci gözaltına alındı, dört gazeteci hakim karşısına çıktı.
  • Üç gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı, altı televizyon kanalına para cezası verildi, bir gazeteci silahlı saldırıya uğradı.
  • Bir gazeteci hakkında dava açıldı, bir gazetecinin evi polis tarafından basıldı, bir internet sitesine 10’uncu kez erişim engeli getirildi.
  • Bir televizyon kanalı hakkında yasal işlem başlatıldı, dört gazeteci saldırı ve darba maruz kaldı. Yüzlerce internet sitesindeki haberlere erişim engeli getirildi.

Ağustos’ta yaşanan hak ihlalleri 

Barış Yarkadaş.

Raporda ağustos ayında yaşanan hak ihlalleri ise şöyle sıralandı: 

5 Ağustos 2020: Gazeteci Gökhan Özbek’in İstanbul’daki evi sabaha karşı polis ekipleri tarafından basılarak arandı.

6 Ağustos 2020:  Batman’da 17 yaşındaki bir kız çocuğunun, bir uzman çavuşun cinsel istismarı sonucu intihara sürüklenmesine ilişkin haber yayımlayan Jiyan Haber’in İmtiyaz Sahibi İdris Yayla hakkında soruşturma açıldı.

11 Ağustos 2020: Kapatılan Taraf gazetesinin eski yöneticileri Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur ile muhabir Mehmet Baransu’nun “Egemen Harekât Planı” adlı Genelkurmay’a ait gizli belgenin yayımlanması iddiasıyla ilgili olarak yargılandıkları davanın görülmesine 11-12 Ağustos 2020 tarihlerinde devam edildi.

13 Ağustos 2020: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, JinNews’in internet sitesine 10. kez erişim engeli getirdi.

13 Ağustos 2020: RTÜK, KRT‘de “Gündem Özel” programında Serdar Savaş’ın koronavirüs salgınıyla ilgili yorumlarına ve Radyo Harman‘da HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç‘un Suriye politikasına yönelik eleştirilerine ceza verdi.

15 Ağustos 2020: Gazeteci Hakan Aygün, Muğla’nın Datça ilçesinde gözaltına alındı.

17 Ağustos 2020: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Salih Mirzabeyoğlu’nun mezarını ziyaret ettiği iddialarına yer verilen haberlere erişim engeli getirildi.

18 Ağustos 2020: RTÜK, Sözcü TV’nin logo ve isim değişikliği için yaptığı başvuruyu 60 gün içinde karara bağlaması gerekirken, aylardır gündemine dahi almadı.

20 Ağustos 2020: TLC’de yayımlanan “Sıradışı Hamilelikler” programı nedeniyle kanala idari para cezası kesildi. RTÜK, karara gerekçe olarak ise programın “toplumsal yapıyı bozucu nitelikte” olduğunu iddia etti. RTÜK, TLC’nin yanı sıra Sözcü TV, Akit TV, TV 8 ve TELE 1’e de çeşitli nedenlerden para cezası verdi.

Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Murat Ağırel.

21 Ağustos 2020: Bursa Karacabey Yörem Gazetesi İmtiyaz Sahibi Şaban Önen, AKP’li Belediye Başkanı Ali Özkan’ın yakınlarının saldırısına uğradı.

24 Ağustos 2020: Kocaeli’de gözaltına alınan Erkan Akkuş, sevk edildiği mahkeme tarafından “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

24 Ağustos 2020: Ordu’nun Ünye ilçesinde “Haber Ünye Portalı” adlı internet gazetesinin sahibi Samet Girmeç, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler aleyhindeki yazıları nedeniyle iki kişi tarafından darp edildiğini söyleyerek Ünye Polis Merkezi’ne başvurdu.

24 Ağustos 2020: MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin görüntüleri yayınladıkları iddiasıyla tutuklanan gazeteciler Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç‘ın tutukluluğuna itirazları reddedildi.

25 Ağustos 2020: Antalya’da Dim Medya Gazipaşa Temsilcisi gazeteci Yakup Kocabaş’ın ikametine 25 Ağustos gece saat 03:30 sıralarında silahlı saldırı düzenlendi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken Kocabaş’ın evinin camları kırıldı. Kocabaş, yaptığı haberler nedeniyle tehdit edildiğini belirtti.

Aynı tarihte Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti binası önünde park halinde duran cemiyete ait araç sabaha karşı kimliği belirsiz kişi veya kişilerce kundaklandı.

25 Ağustos 2020: Evrensel gazetesi, Diyarbakır temsilcileri Cengiz Anıl Bölükbaş’ın 24 Ağustos’ta kentte kendisini istihbaratçı olarak tanıtan üç kişinin ajanlık dayatması ile karşılaştığını duyurdu.

25 Ağustos 2020: YouTube’daki ‘İlave TV’ kanalındaki sokak söyleşileriyle tanınan gazeteci Arif Kocabıyık gözaltına alındı.

Evrensel muhabiri Cengiz Anıl Bölükbaş.

26 Ağustos 2020: İçişleri Bakanlığı, Siirt’te İ.E’ye nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklanan Musa Orhan’ın tahliye edilmesi hakkındaki haber nedeniyle Tele 1 hakkında yasal işlem başlatılacağını duyurdu.

“Soylu’nun sahip çıktığı uzman çavuş Musa Orhan tahliye edildi” başlıklı haber, Tele 1’in web sitesi tele1.com.tr’de 26 Ağustos 2020 tarihinde yayımlandı.

26 Ağustos 2020: Gazeteci Can Ataklı hakkında bir televizyon programında deprem vergileri üzerine kullandığı ifadeleri nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan yürütülen soruşturma tamamlandı. Savcılık, Ataklı hakkında 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle dava açtı.

26 Ağustos 2020: Adıyaman’da Gerger Fırat gazetesi Haber Müdürü Özgür Boğatekin, altı yıl önce yargılandığı davadan aldığı hapis cezasının onanması üzerine tutuklandı.

27 Ağustos 2020: RTÜK, Evrensel gazetesinin 25. yıl videosunda yer alan sarı, kırmızı ve yeşil renklerde bir tülbent tutan kız çocuğu görüntüsünü gerekçe göstererek TELE1’e para cezası verdi.

28 Ağustos 2020: Elazığ, Hozat Garajı bölgesinde Evrensel gazetesi abonelerine dağıtmak üzere bayiden gazeteleri alan Evrensel okurları polisin sorgu ve tacizine maruz kaldı.

29 Ağustos 2020: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Sabahattin Önkibar hakkında soruşturma başlattı.

29 Ağustos 2020: CHP İzmir Gençlik Kolları Kongresi‘nde iki grup arasında çıkan arbedede darp ve gasbedildiklerini belirten gazeteciler şikayetçi oldu. Bornova ilçesindeki Aşık Veysel Rekreasyon Alanı Tiyatrosu’ndaki kongrede elektronik eşyalarının zarar gördüğünü ve darbedildiklerini belirten muhabirler Oktay Güçtekin ve Tenzile Aşçı, 100. Yıl Polis Merkezine başvurdu.

30 Ağustos 2020: ÇGD Rize Şube Başkanı, Nabız Gazetesi sahibi ve Artı Gerçek sitesi muhabiri Gençağa Karafazlı’ya, AKP Rize İl Genel Meclisi Başkanı İbrahim Türüt’ün eşi Ennur Türüt’ün, ”FETÖ”den yargılandığını yazdığı için 50 bin TL’lik tazminat davası açıldı.