Ana Sayfa Blog Sayfa 1877

Ücretsiz izne çıkarılanların sayısı 2 milyonu geçti, işsizlik fonu eriyor

Koronavirüs salgını nedeniyle kısa çalışma ödeneğiyle çalışanların sayısı 1 milyon olurken, nisan ayından bu yana ayda 1178 TL’lik nakdi ücretle ücretsiz izne çıkarılan kişi sayısı 2 milyonu geçti.

Ücretsiz izne çıkarılanlar 2 milyonu aştı

Öte yandan işten çıkarma yasağı nedeniyle ücretsiz izne çıkarılan çalışan sayısı da nisan-eylül ayları döneminde 2 milyon 45 bin 139 kişiye ulaştı. Ücretsiz izin döneminde çalışanlara aylık 1178 TL nakdi ücret ödemesi yapılıyor. Bu kapsamda işsizlik sigorta fonundan şu zamana kadar 5 milyar 116 milyon 119 bin TL nakdi ücret ödemesi yapıldı.

İşverene destek de işsizlik fonundan

Kısa çalışmadan çıkan işverenlere ‘normalleşme’ döneminin başladığı aydan itibaren 90 günü geçmemek şartıyla, işçi ve işveren prim ödemeleri işsizlik sigortası fonundan karşılanıyor. 1 Ağustos’tan itibaren 159 bine yakın işverene 1.2 milyonu aşkın çalışan için bu destek verildi ve toplam tutar 950 milyon lira oldu.

Böylece kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği ve işsizlik maaşı ödemelerinin yapıldığı İşsizlik Sigorta Fonu, eylül ayında 109 milyar TL’ye geriledi. Fon dokuz ayda 21 milyar TL erimiş oldu.

Tropikal Mavi Spix Papağanı’nın soyu tükendi

2011’de yayınlanan animasyon filmi Rio ile tanınan tropikal Mavi Spix Papağanı‘nın soyunun tükendiği onaylandı. Uzmanlar neslinin tükenmesinin sebebi olarak dünyanın bu bölgesinde görülen yüksek ormansızlaşma oranını gösterdi.

Bird Life tarafından yayınlanan rapora göre, tropikal Mavi Spix Papağanı’nın son örneği 2000 yılı civarında görüldü ve türün soyu tükendi.

Kuşları, yaşam alanlarını ve küresel biyolojik çeşitliliği korumaya çalışan küresel bir koruma organizasyonu BirdLife International’in sekiz yıl süren çalışmasında soyu tükenme tehlikesinde olan 51 kuş türü incelendi.

Sekiz türün daha soyu tükendi

Euronews’ten Burak Ortahamamcilar’ın haberine göre soyunun tükendiği doğrulanan veya şüphelenilen sekiz türün dördü Brezilya’da olmak üzere beşi Güney Amerika kıtasında yaşıyordu.

Poo-uli

Yalnızca Brezilya’da yaşayan şifreli ağaç avcısı (Cryptic Treehunter) ve Alagoas yeşillik temizleyici (Alagoas Foliage-gleaner) ile Brezilya’nın Kuzey Doğu’sunda yaşayan orman ötleğengili ailesinden iki kuş türü (overnbird) ve Hawaii’den Poo-uli türü nesli tükenmiş olarak kabul edildi.

Çalışmada dört kuş türü ise Kritik Olarak Tehlike Altında (Muhtemelen Soyu Tükenmiş) olarak yeniden sınıflandırıldı. Rapora göre bu sekiz türün soyunun tükenmesi, dünyanın bu bölgesindeki yüksek ormansızlaşma oranının yıkıcı etkilerini yansıtıyor.

‘Bir yokoluş dalgası’

BirdLife direktörü Dr. Stuart Butchart çalışma sonuçlarını “Son yüzyıllarda kuşların yok oluşlarının yüzde doksanı adalardaki türlerde görülüyor. Bununla birlikte, sonuçlarımız, esas olarak habitat kaybı ve sürdürülebilir olmayan tarım ve ağaç kesimi nedeniyle oluşan bozulmanın, kıtaları kaplayan büyüyen bir yokoluş dalgası yarattığını doğruluyor”. sözleriyle değerlendirdi.

 

Atlı polislerin ardında yürütülen genç Teksas yönetimini dava ediyor

ABD‘de atlı polisin halatla bağlayıp yürüttüğü siyah vatandaş, olayın yaşandığı doğu Teksas kentine ve polis departmanına dava açtı. Donald Neely isimli vatandaş gözaltına alınırken “köle gibi” küçük düşürüldüğünü ve büyük korku yaşadığını ifade etti.

Texas’ın Galveston ilçesinde Neely adına aılan davada polis memurlarının davranışlarının “abartılı ve kabul edilemez” olduğu belirtildi. Suç duyurusunda memurların Neely’yi hem fiziksel olarak sakatladığı hem de ciddi anlamda psikolojik olarak rahatsız ettiği belirtildi.

Davada şehir ve polis teşkilatının suçlu bulunması durumunda Neely’ye bir milyon dolar ödenecek.

Olayın fotoğrafı geçen yıl sosyal medyada dolaşıma girmiş ve kölelik dönemini hatırlattığı için büyük tepki çekmişti. Galveston Polis Şefi Vernon Hale, konuyla ilgili açıklama yapmış ve “polislerin niyetinin kötü olmadığını ama yine de bu tekniğin uygulanmasını önlemenin yeni politikaları haline geldiğini” söylemişti.

İBB Şehir Tiyatroları’nda sergilenecek ilk Kürtçe oyuna kaymakamlık yasağı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları tarafından pandemi döneminde özel tiyatrolara destek olmak için sahnesini tiyatro oyunları için açtığı projesi kapsamında yer alan “Bêrû” (Yüzsüz) isimli Kürtçe tiyatro oyunu yasaklandı.

Gaziosmanpaşa Emniyet Müdürlüğü tarafından ve 5442 sayılı Kamu Güvenliği Kanunu ve 2911 sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet gerekçesi ile yasaklama talep edilen kararı, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı İBB Şehir Tiyatrosuna iletti.

Açıklamada kararın gerekçesi  “Yapılmak istenen tiyatro etkinliğinin genel kamu düzenini bozabileceği değerlendirildiğinden, ilçemiz sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kişi ve dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması amacıyla” olarak belirtildi.

Şahin: Yasal haklarımızı kullanacağız

TJN tiyatro topluluğundan Ömer Şahin bianet’ten Ferid Demirel’e yaptığı açıklamada, bu karara karşı hukuk ve yasal bütün haklarını sonuna kadar kullanacaklarını söyledi.

Şahin daha önce de TJN’nin bir oyununun yasaklandığını bu yasaklama kararına karşı hukuki süreci başlattıklarını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından Türkiye’nin yasaklamadan dolayı kendilerine tazminat ödemek zorunda bırakıldığını belirtti.

Nazmi Karaman‘ın yönetip Rugeş Kırıcı, Ömer Şahin, Rewşan Apaydın ve Cihat Ekinci ile birlikte oynadığı oyun eğer yasaklanmasaydı Şehir Tiyatroları’nın 106 yıllık tarihinde bilinen ilk Kürtçe oyun olacaktı.

İmamoğlu: Daha önce de oynandı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise yasağa tepki gösterdi ve Dario Fo’nun oyununun daha önce Devlet Tiyatroları’nca da sahneye konulduğunu hatırlattı:

Kırmızı bülten ile aranan bir terör örgütü üyesinin televizyonda çıkıp açıklama yapması serbest. Kürtçe bilen vatandaşlarımızın gidip izleyeceği bir oyunu oynatmak yasak, suç. Böyle bir şey olmaz. Devlet aklı, devleti yönetenlerin ortaya koyduğu bu akıldır.

(…) Aynı oyun, Devlet Tiyatroları tarafından oynanmış 2014 yılında. Bu oyun, Kürtçe olarak aynı grup tarafından en az 20-30 kez oynanmış. 3-4 yıldır oynuyorlar. Dario Fo’nun, bu oyunu, Devlet Tiyatroları tarafından oynanmış. Türkçe oynanmış. Şimdi Kürtçe oynanacak. Ne farkı var? O bakımdan, çok yanlış bir iş, çok kötü bir tarif yapılmış. Yargıya gidecekmiş. E gitsin. Yargıda göreceğiz bakalım ne olacak?

Anayasa Mahkemesi ve İçişleri Bakanlığı arasında ‘yanan ışık’ polemiği

Bir süredir İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun kararlarını eleştirerek hedef gösterdiği Anayasa Mahkemesi üzerine olan tartışma giderek derinleşiyor. Son yaşanan tartışmanın fitilini ise “yanan ışıklar” ateşledi.

AYM üyesi Engin Yıldırım, İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin milletvekilliği düşürülen Enis Berberoğlu hakkında AYM’nin verdiği ‘yeniden yargılama’ kararını tanımamasına ve verilen 5 yıl 10 aylık hapis cezasında direnmesinin ardından bir paylaşım yaptı. Yıldırım, AYM’nin fotoğrafını “Işıklar yanıyor” notuyla paylaştı.

İçişleri Bakanlığı da Yıldırım’ın paylaşımına gönderme yaparak, “Işıklarımız hiç sönmüyor” mesajıyla bakanlığın fotoğraflarını paylaştı.

Yıldırım: Hukukun ışığını kast ettim

Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, geçmiş dönemlerde Genelkurmay Başkanlığı’nın mesaj vermek istediğinde ışıklarının yandığını hatırlatarak, paylaşımın ‘mesaj’ olduğu yorumunu yaptı.

Yıldırım, paylaşımına gelen tepkilerin ardından “‘Işıklar yanıyor’ derken hukukun ışığını kastettim, başka ışıkları değil” ifadesiyle yeni bir paylaşım yaptı. Daha sonra da hesabını kapattı. 

AYM’den olağanüstü toplantı

Yıldırım, hesabını yeniden açarak gece yarısı yaptığı paylaşımda, “Şahsi twitter hesabımda yaptığım paylaşımda kullandığım ibare maksadı aşan bir şekilde yorumlandı ve bundan büyük bir üzüntü duymaktayım. Gayem, AYM’nin bir hukuk ışığı olduğuna vurgu yapmaktı. Demokrasi dışı tüm oluşum, araç ve teşebbüsleri ima etmem asla söz konusu değildir” açıklamasını yaptı.

Yaşanan bu tartışmanın ardından Anayasa Mahkemesi’nden olağanüstü toplantı kararı geldi. Yüksek mahkemenin tüm üyeleri  saat 14.00’te gündemsiz şekilde toplanacak.

Tartışma nasıl başladı?

Anayasa Mahkemesi ile hükümet arasındaki gerginlik İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yüksek mahkemeyi “Barış için Akademisyenler”in “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildirisine yönelik verdiği karara yaptığı eleştiri üzerinden görünür hale gelmişti.

Soylu alınan karara”Bir terör örgütü, bir PKK bildirisi bu. AYM bu bildiriye düşünce özgürlüğü diyor. AYM’nin aldığı bir kararı eleştirmek benim hakkım” cümleleriyle tepki göstermişti.

AYM Başkanı Zühtü Arslan ise “Kararlara yönelik bazı eleştirilerden görüyoruz ki kararlarımız okunmadan, bazen de okunduğu halde yeterince anlaşılmadan eleştirilmektedir. Sağlıklı bir eleştiri, okumayı ve okunanı doğru anlamayı gerektirmektedir” yanıtı vermişti.

‘Polis koruması alma, bisikletinle git’

Tartışma sonrasında AYM’nin “Şehirler arası kara yollarında gösteri ve yürüyüş düzenlenemez” hükmünü iptal etmesi ile devam etmişti. Kararı eleştiren Soylu, “Madem özgür bir ülkeyiz, ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım” ifadelerini kullanmıştı.

İki isim arasında yaşanan gerginlik devam ederken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den AYM’nin kaldırılmasına yönelik bir açıklama gelmişti.

Türkiye’de koronavirüs: 62 kişi daha yaşamını yitirdi, toplam can kaybı 8 bin 957

Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 62 kişi daha hayatını kaybetti, 1632 yeni hasta (semptom gösteren ve Koronavirüs testi pozitif çıkan kişi) tespit edildi. Böylece toplam ölüm sayısı 8 bin 957’ye, hasta sayısı ise 338 bin 779’a yükseldi.  Sağlık Bakanlığı ‘vaka’ sayısı bilgisi paylaşılmadı.

Bakan Fahrettin Koca’nın paylaşımı şöyle:
 

Bugün tespit edilen 1.632 yeni hasta var. Ağır hasta sayımız 1.416. Ağır hasta sayımız durağan seyrediyor. Ağır hasta sayısını azaltmak elimizde. Tedbirlere birlikte uyarak virüsün önüne geçebiliriz. Birlikte başaracağız, güvenin.”

Bakanlığın verilerine göre, yoğun bakımda tedavi gören ağır hasta sayısı 1.416 hastalarda zatürre oranı ise yüzde 5.9. Bakan Koca, bugün 114.992 koronavirüs testi yapıldığını açıkladı.  

Çevre örgütlerine Maden yasası için toplanan komisyon toplantısında yer yok!

Çevre örgütleri, aktivistler ve maden açılmak istenen bölgelerin yerel halkının maden yasasında şirketler lehine önemli değişiklikler içerdiği için karşı çıktığı ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ alt komisyonda görüşülmeye başlandı.
 
Duvar‘ın aktardığına göre, komisyon toplantısına çevre örgütleri ve yerel halkın temsilcileri davet edilmediği gibi komisyona girebilenlerin de görüşmeyi izlemesine izin verilmedi. Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri temsilcisi avukat İsmail Hakkı Atal, alt komisyon toplantısından çıkarıldı.
 
Komisyon başkanının toplantıdan çıkmasını istemesi üzerine tepki gösteren Atal, “Burada termikçiler, doğalgazcılar, petrolcüler, madenciler konuştu; halk konuşmadı. Bu komisyon, bu toplantı terk taraflı bir toplantıdır” dedi. Komisyon üyesi HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise o anları cep telefonuyla görüntüledi. 
 

 

Ali Kenanoğlu, komisyonda yaptığı konuşmada, kanun tasarısının şirketler lehine, adrese teslim bir düzenleme olduğunu söyledi. Maden açılmak istenen bölgelerde yaşayan yerel halkın dinlenmemesini ve çevre örgütlerinin söylediklerinin dikkate alınmamasını eleştiren Kenanoğlu, Atal’ın toplantıdan çıkarılmasıyla ilgili de şunları söyledi: 

Maden kanunlarının görüşüldüğü bir yerde çevre örgütlerini ilgilendirmediğini söylemek mümkün değil. Madenler şu an alanlarından, yaşam alanlarından hatta çoğu yerde insanların kutsal saydıkları mekanların altından çıkarılıyor. Çevre örgütlerinin maden yasalarına ilişkin eleştirileri ve önerileri var. Buna rağmen hiçbir çevre örgütü buraya davet edilmedi. Sadece yazılı görüş istendi, onlar da zaten burada okunmayacak” 

Kanun teklifine göre maden şirketleri arama izninden sonra faaliyete hemen geçebilecek ve alanı istedikleri şekilde izinsiz büyütebilecekler. Ruhsat süreleri bitmiş olsa bile alanı terk etmelerine gerek olmayacak, yeni ruhsat alana kadar maden alanında faaliyetlerine devam edebilecekler. 

Sözcü davası: Yedi gazeteciye hapis cezaları onandı

Aralarında Emin Çölaşan ve Necati Doğru‘nun da bulunduğu yedi Sözcü gazetesi çalışanı hakkında verilen hapis cezaları, istinaf mahkemesince onandı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi, “Kararda usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuksuzluk” bulunmadığını gerekçe göstererek sanıkların istinaf başvurularını oy birliğiyle esastan reddetti.

Sanıkların avukatı İsmail Yılmaz, kararı Yargıtay’a taşıyacaklarını söyledi.

Ne olmuştu?

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay, yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz‘ın da aralarında bulunduğu dokuz sanık hakkındaki davada kararını 27 Aralık 2019’da açıklamıştı.

Yurt dışında bulunan gazetenin sahibi Akbay hakkındaki davanın dosyasını ayıran mahkeme, Emin Çölaşan ve Necati Doğru’yu, “FETÖ silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan üçer yıl altışar ay 15’er gün hapis cezasına çarptırmıştı.

Mahkeme, aynı suçtan, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz ile internet sitesinin yönetmeni Mustafa Çetin‘i üçer yıl dörder ay, sanıklar Yücel Arı, Yonca Yücekaleli ve Bekir Gökmen Ulu’yu ikişer yıl birer ay hapis cezasına çarptırmıştı. Sanık Mediha Olgun‘un ise beraatine karar verilmişti.

Hatay’daki orman yangıyla ilgili gözaltına alınan iki kişi tutuklandı

Hatay’da 9 Ekim’de başlayan ve ancak iki gün sonra kontrol altına alınabilen orman yangının failleri olarak gözaltına alınan iki şüpheli tutuklandı.
 
Belen ilçesine bağlı Sarımazı Mahallesi‘nde, 9 Ekim Cuma günü başlayan orman yangını, şiddetli rüzgarın da etkisiyle İskenderun ve Arsuz ilçelerinde yerleşim yerlerindeki konutlara da sıçradı. İki gün boyunca havadan ve karadan müdahale edilen, orman ve itfaiye ekiplerine vatandaşların da destek verdiği yangın, ancak cumartesi günü akşam saatlerinde kontrol altına alınabildi.
 
Sekiz ayrı yerde başladığı ifade edilen yangınla birlikte gözaltına alınan iki şüphelinin sorgusu tamamlandı. Adliyeye sevk edilen iki şüpheli, tutuklanarak cezaevine konuldu.

Pakdemirli: Yanan yerler ağaçlandırılacak

En büyük tesellisinin can kaybı yaşanmaması olduğunu dile getiren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de yanan alanların tamamının yeniden ağaçlandırılacağını söyledi. Pakdemirli, “Yanan orman alanları Anayasa’mızın 169’uncu maddesi gereği yeniden ağaçlandırılmak zorunda ve Anayasal koruma altındadır. Hatay’da 2020 yılında yanan alanlarda bir yıl içerisinde yaklaşık 5 milyon fidanın toprakla buluşturulması sağlanacaktır” dedi.
 

Ne olmuştu?

Belen ilçesine bağlı Sarımazı Mahallesi’nde cuma günü saat 10.30 sıralarında başlayan orman yangını şiddetli rüzgarın da etkisiyle İskenderun ve Arsuz ilçelerine sıçramış; alevlerin tehdit ettiği yerleşim yerleri ise boşaltılmıştı.
 
Yangınların birçok noktada benzer zamanlarda başlaması sabotaj ihtimalini akıllara getirdi. Sosyal medyada PKK sempatizanı bir grubun yangını övmesine rağmen, yangını çıkaran kişilerin görüntüleri olduğu iddiasıyla yayınlanan videoların gerçek olmadığı ortaya çıktı. Hatay Valiliği ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de şüphelerin bulunduğunu ancak sabotaj ihtimalinin kesin olmadığını belirtti. 

 

Ulaşımda hangi araç ne kadar emisyona yol açıyor?

Koronavirüs salgınıyla birlikte bir süreliğine boşalan yollar yeniden insan ve araçlarla dolmaya başladı. Hatta yollardaki trafik miktarı insanların bireysel araçlara yönelmesiyle birlikte her zamankinden de yoğun. Bir süre askıya alınan uluslararası uçuşlar da tekrardan eski haline dönüyor.

Ancak karşı karşıya olduğumuz tek kriz koronavirüs değil. Biz yaşamlarımızı ‘normalleştirmeye’ devam ederken iklim krizi de varlığını artan sel felaketleri ve rekor sıcaklıklarla hatırlatmaya devam ediyor.

Ulaşım, iklim krizine yol açan küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık beşte birini oluşturuyor. Peki şehir içinde veya uzun mesafeli yolculuklar yapmamız gerektiğinde bunu yapmanın en düşük karbonlu yolu ne? Hangi araç ne kadar emisyona yol açıyor?


Yeşil Gazete olarak Birleşik Krallık İş, Enerji ve Endüstriyel Strateji Bakanlığı tarafından hazırlanan ve birçok sanayinin temel aldığı sera gazı metodoloji raporundan yola çıkarak hazırladığımız grafik, hangi aracın ne kadar emisyona yol açtığını gösteriyor.

Sunulan verilere göre kısa yolculuklarda araba yerine bisiklet kullanmak seyahat emisyonlarınızı yüzde 75 oranında azaltıyor. Orta uzunlukta mesafeler için araba yerine tren kullanmak ise emisyonları yüzde 80 oranında azaltıyor. İç hat uçuşları yerine tren kullanmak da emisyonlarda yüzde 84 azalmayı beraberinde getiriyor.

Bununla birlikte, emisyonlar  seyahatinizin uzunluğuna, yerel şebekenizdeki elektrik kaynağına, araca ve yolcu sayısına bağlı olarak büyük farklılıklar gösterebiliyor.