Ana Sayfa Blog Sayfa 1876

Babacan: AYM’nin kararını tanımamak kimsenin haddi değil

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti (DP) lideri Gültekin Uysal‘ın partisini ziyaretinde, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu’yla ilgili verdiği kararla ilgili konuştu. 

Görüşmenin ardından yapılan basın toplantısında kararı değerlendiren Babacan, şu ifadeleri kullandı: 

“Bir ülkenin hukuki güvenliği, o ülkenin istikrarı açısından en önemli unsurlardan bir tanesidir. Anayasa Mahkemesi, anayasal sistemimizde en üst yargı organıdır. Bu yargı organının aldığı kararlar, bütün organlar için geçerlidir. Tüm yargıyı da bağlar, yürütmeyi de bağlar, hatta TBMM’nin çıkarttığı yasalarda Anayasaya aykırılık varsa, Meclis’i bile bağlar.

Böylesine son derece önemli bir kurumun aldığı kararın, Anayasa’ya ve yasalara aykırı olarak alt mahkeme tarafından tanınmaması ve uygulanmaması kabul edilemez. Hiç kimsenin haddine değil. Bu ülkenin anayasal düzenini bozmaya çalışan, bu ülkenin istikrarına zarar verir. Alt mahkemenin bu kararı kendi inisiyatifiyle, hür ve bağımsız olarak alıp almadığını da ayrıca masaya yatırmak lazım.”

‘Işık’ polemiği eski Türkiye’nin kalıntısı

Babacan, Anayasa Mahkemesi ile İçişleri Bakanlığı arasındaki “ışık” tartışmasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Dün akşamdan beri yaşanan polemiklere bakacak olursak, bunlar memleketin sorunlarını çözecek işler değil. Bunlar boş işler, eski Türkiye’nin kalıntıları. Bu ülkenin sorunları büyük. Ben herkesi hukuk sınırlarının içinde kalmaya davet ediyorum. Sistem örselenirse, bu ülkenin istikrarı bozulursa dikiş tutturmak çok zor olur. Herkese yazık olur.

Yargı, hükümetin elinde kullanacağı bir araç değildir, olamaz. Hukuk devletinde Anayasa Mahkemesi bağımsız ve tarafsız hareket eder. Verdiği kararlar nihaidir ve herkes için bağlayıcıdır.”

‘Vatandaşının dilinden korkan anlayış kabul edilemez’

Dario Fo’nun ‘Yüzsüz’ adlı oyununun Kürtçe uyarlaması olan ‘Bêrû’nun yasaklanması üzerine gelen bir soruyu ise DEVA lideri şu sözlerle yanıtladı:

“Bu tiyatro oyunu, Nobel Ödüllü bir sanatçının eseri. Detaylarına tabii ki bakmak lazım ama ilkeler üzerinden gitmek istiyorum. Kürt vatandaşlarımızın dilinin bu kadar mesele olması kabul edilebilir bir durum değil. Kürtçe, Kürt vatandaşlarımızın anadilidir. Türkiye’nin en parlak döneminde bu tip meseleler aşılmıştır. Kimse Türkiye’yi 1990’lı yıllara geri döndürmeye çalışmasın. Kendi vatandaşlarının kullandığı dilden korkan bir yönetim anlayışı kabul edilemez. Özgüvenli, çoğulcu ve katılımcı demokrasiye inanan hiçbir yönetim bu meselelerle uğraşmaz.”

Erdoğan TTB’ye yüklendi: ‘Çoklu baro’ gibi bir çalışmayı burada yapmalıyız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koronavirüs salgını nedeniyle yedi aydır yapılamayan AKP Meclis grubu toplantısında Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve diğer muhalif meslek örgütlerine ilişkin “çoklu baro” düzenlemesi gibi bir yasal değişiklik yapılacağını açıkladı.

‘Bunlara hastalarımızı nasıl teslim edeceğiz?’

Konuşmasında TTB’ye büyük yer ayıran Erdoğan, kurumun ‘terörle ilişkili olduğunu’ iddia etti. Cumhurbaşkanı şunları söyledi:

Meslek kuruluşlarının artık sürdürülemez hale gelen çarpık yapısıdır. Barolarla ilgili yaptığımız kanun değişikliğiyle önemli adım atmıştık. Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere, ne zamandan beri terörle iç içe olanlar Tabipler Birliği gibi bir kuruluşun başına geçebiliyor? Bunun adı terör örgütlerinin sivil toplum kuruluşlarına adet el koyması hadisesidir.

(…) Biz bunlara hastalarımızı nasıl teslim edeceğiz? Teröristten bu beklenir mi? TTB başta olmak üzere meslek kuruluşlarındaki sorunlar da tahammül edilemez seviyeye ulaşmıştır. Anayasa‘da amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının organlarının görevine mahkeme kararıyla son verileceği de hükme bağlanmaktadır. TTB, bunun gibi kimi meslek kuruluşları açıkça Anayasa’ya aykırı faaliyet içindedir. “Çoklu baro” gibi çalışmayı burada da yapmalıyız. Cumhur İttifakı olarak bu çalışmayı başarılı bir şekilde yürüteceğimize inanıyorum.

‘Vakit kaybına tahammülümüz yok’

Erdoğan çoklu baro benzeri uygulamaların yalnızca TTB’yi hedeflemediğinin sinyalini de “hepsi için bu çalışmalar yapılmalı” sözleriyle verdi ve konu ile ilgili diğer partiler arasında uzlaşma aranmayacağını kaydetti:

Süratle bu adımı atmalıyız. Diğer partiler katılır katılmaz ayrı konu. Vakit kaybına tahammülümüz yok. Önce meslek kuruluşlarıyla ilgili düzenleme, sonra tek tek Meclisimiz harekete geçmelidir. MHP grubuyla da istişare halinde gereken hazırlıkları süratle istiyorum. Bütçenin hemen ardından Meclisimizin ilk işi bu olmalı. (…) Kimsenin patırtısına aldırmadan ülkemiz ve milletimiz için en doğrusu neyse hayata geçireceğiz.

AYM’de değişiklik yorumu: İnşallah

Toplantı sonrası gazetecilere açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, soru üzerine AYM Üyesi Engin Yıldırım‘ın “Işıklar yanıyor” paylaşımına da şu sözlerle değindi:

Burada özellikle bireysel bir tweet olarak değerlendirmek doğru olmaz. Çalışıyoruz, ışıklarımız yanıyor ifadesiyle bir bütünü ifade eden kollektif yapıyı ifade eden bir yaklaşım söz konusu. Talihsiz bir paylaşımdı, keşke yapmasaydı. … Çok arzu ediyorsan istifa edersin siyasete girersin, bunu ve daha ötesini da söyleyebilirsin. Özür yeterli mi? Başkan ve heyeti değerlendirsin.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AYM yapısında değişiklik olacak mı?” sorusuna ise “İnşallah” yanıtını verdi. Erdoğan geçen hafta “Parlamento, Anayasa Mahkemesi’yle ilgili yeni bir yapılanmaya giderse seve seve ben de buna katılırım” demişti.

Konuşmasında Suriye’de yaşanan çatışmalara, sınır güvenliğine, Doğu Akdeniz‘de Yunanistan‘la yaşanan gerilime de değinen Erdoğan, küresel ekonomi değerlendirmelerine atıf yaparak, “Türkiye’nin dünyadaki pastadan aldığı payın yükseldiğini” öne sürdü.

Kavala, tahliye edildiği davadan ‘sehven’ tutuklanmış: Karar bozuldu

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi, TCK’nin 309. maddesindeki “Anayasal düzeni değiştirmek” suçundan daha önce tahliye olmasına rağmen “tutukluluk halinin devamına” karar verdiği hak savunucusu ve iş insanı Osman Kavala hakkındaki kararı kaldırdı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun aktardığına göre, mahkeme yeni kararı, konunun haber yapılması ve avukatlarından gelen açıklamalar sonrasında dosyayı yeniden inceledikten sonra verdi. Böylece iki tahliye, bir beraat ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına rağmen serbest bırakılmayan Kavala için bir de tahliye olduğu suçtan tutuklamaya devam kararı verilip, sonra bu karar kaldırılmış oldu.

Osman Kavala, ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı Gezi olayları davasından beraat ettikten sonra, önce “Anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmak” suçlamasıyla tutuklanmış,  bu suçtan tahliyesine karar verilmeden hemen önce, aynı iddialarla bu kez hakkında “casusluk” suçlamasıyla tutuklama kararı verilmişti.

Anayasa Mahkemesi’nin, “hak ihlali” iddialarını görüşeceği gün hakkında ikinci iddianame hazırlanan Kavala’nın “casusluk” ve “Anayasal düzeni değiştirmek” suçundan cezalandırılması talep edildi.

‘Karar sehven alındı’

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi de Kavala için, bu suçlardan tahliye olmasına rağmen, tutukluluğunun devamına karar verdi. Mahkeme, konunun haberleştirilmesi ve avukatların konuyla ilgili açıklamalarından sonra dosyayı yeniden inceledi ve “tutukluluk halinin devamına” kararının, sehven alındığı gerekçesiyle kaldırılmasına hükmetti.

Böylece, Kavala için tahliye olduğu suçtan tutukluluğunun devamına karar verilip, sonra da bu karar kaldırılmış oldu.

Geçen hafta Osman Kavala ile Lehigh Üniversitesi uluslararası ilişkiler uzmanı Profesör Henri Barkey hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan ikinci iddianame İstanbul 36’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edilmişti. Kavala 1079 gündür Silivri Cezaevi‘nde tutuluyor. 

 
 

Rusya’da çevre felaketi: Kamçatka’daki deniz yaşamının yüzde 95’i yok oldu

Rusya‘nın Kamçatka bölgesi açıklarında ‘gizemli’ bir çevre felaketi yaşanıyor. İlk bulgular, sudaki kirletici maddenin “endüstriyel yağ veya yağ içeren bileşenler içeren diğer maddelerin” olabileceğini gösteriyor.

Euronews‘in aktardığına göre, yetkililer, pestisitleri depolamak için kullanılan yakındaki bir tesis ve yerel atık depolama sahaları dahil olmak üzere tüm olası kirlilik kaynaklarının araştırıldığını ifade etti.

Bu ayın başlarında Pasifik sahillerini ziyaret eden Kamçatka sakinleri hastalıktan şikayet etmeye başladı. Özellikle sörfçüler, ateş, kusma, kornea yanıkları ve kızarıklıklardan musdarip olduklarını belirtti.

Benzersiz bir ekosistem

Rusya’nın doğusunda bulunan 1250 km uzunluğunda yarımada soğuk iklimi ve sağlıklı aktif yanardağ kaynağı sayesinde “ateş ve buz ülkesi” olarak adlandırılıyor.

Pasifik Okyanusu ve Ohotsk Denizi’ni çevreleyen Kamçatka, dünyadaki en bol Pasifik somonu stoğunu içeren benzersiz bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Sudaki yaban hayatı, yarımadanın biyolojik çeşitliliğinin ve ekonomisinin önemli bir parçası.

Havadan çekilen fotoğraflar Kamçatka’nın doğu kıyısı etrafındaki bir tür zehirli sızıntıyı gösteriyor. Kesin nedeni hala bilinmemekle birlikte, konu sosyal medyada gün ışığına çıktıktan sonra küresel olarak dikkat çekti.

Zehirli maddelerin nereden geldiği hala belirsiz, ancak bazı uzmanlar bunun yakındaki bir askeri test sahası ile bağlantılı olabileceğini düşünüyor.

Deniz biyoloğu Vladimir Burkanov, Novaya Gazeta gazetesine verdiği demeçte, kullanılmayan roket yakıtı depolarının yakındaki derelere sızmış olabileceğine inandığını söyledi. En son ağustos ayında tatbikatlar için kullanılan, okyanustan yaklaşık 10 km uzakta Radygino adında bir test alanı bulunuyor.

https://twitter.com/dolcevendettax/status/1312342775749373952

Soruşturma başlatıldı

Rusya’nın Kamçatka bölgesi açıklarındaki kirlilik nedeniyle cezai soruşturma başlatıldı. Rusya’nın Soruşturma Komitesi, Avacha Körfezi‘ndeki “çevreye zararlı maddelerin ve atıkların dolaşımı” nedeniyle kirlenmeyi araştırdığını doğruladı.

Kirlilik nedeniyle Avacha Körfezi’ndeki deniz tabanında, deniz yaşamının yüzde 95’inin yok olduğunu belirten bilim insanları, bu organizmaların ölümlerinin yiyecek için onlara bel bağlayan hayvanların da ölümüne neden olacağı konusunda uyardı.

https://twitter.com/greenpeaceru/status/1315701652452708356

Greenpeace‘ten çevre aktivistleri durumu “ekolojik felaket” olarak nitelendirdi ve su yüzeyinde “sarımsı köpük” olduğunu duyurdu. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ise, kirliliğin büyük olasılıkla yüksek derecede toksik çözünür bir maddeden kaynaklandığını kaydetti.

 

Göl sıcaklıklarının yükselişi, yaban hayatını tehlikeye atıyor

Yaban hayatının pek çok türüne ev sahipliği yapan göllerin çoğu şimdiden iklim değişikliğinin etkilerini yaşıyor. ZME Science‘da yer verilen yeni bir araştırmaya göre, bilim insanları göllerin kırılganlığını ve bunun tatlı suda yaşayan canlılar üzerindeki sonuçlarını uydu verilerinden hareketle ele aldı.

Tatlı su türlerinin dağılımı ve bolluğu, iklim değişikliğinin göl sularına yansıması olan sıcaklık artışından etkilenir. Göl yüzey suyu sıcaklığının gelecekte değişeceğini öngören yeni çalışma, bu durumu türlerin daha soğuk alanlara hareket etme becerisiyle mukayese ederek değerlendirdi.

İklim değişikliği hızı artacak

İklim değişikliği hızı olarak bilinen bu durum, bilim insanlarının iklim değişikliğinin etkilerini anlamasına yardımcı oluyor.

Araştırmacılar, 1979 ile 2018 arasında göllerin yüzde 99’unun on yılda ortalama 0,13 ° C daha sıcak hale geldiğini ortaya koydu. Ancak daha da önemlisi, iklim değişikliği hızının, tatlı su türleri üzerindeki sonuçlarıyla birlikte bu yüzyılda artmasının olası olduğunu keşfettiler.

AFP PHOTO / SUPARTA

Çalışma, 1861-2005 yılları arasında iklim değişikliği hızının 2,3 km standart sapma ile on yılda 3,5 km olduğunu gösterdi. Bu rakam, bazı hareketli türlerin göç etme oranlarına yakın, hatta daha düşük; ancak yüzyılın sonuna kadar artacağı sanılıyor.

Sıcaklık değişimi hızı, türlerin hareket hızından daha fazla

Eğer sera gazı salımı düşük seviyede kalırsa, araştırmacılara göre iklim değişikliği hızı 5.5’lik standart sapma oranıyla on yılda 8.7 km’ye çıkabilir. Sera gazı salımının yüksek olması halinde ise hız 17 km standart sapma ile on yılda 57 km’ye çıkabilir.

Çalışmanın yazarlarından Iestyn Woolway şu yorumda bulundu:

Göl sıcaklıkları, türlerin daha soğuk yerlere hareket etme hızına göre hızlı yükseliyor. Bu durumun, özellikle tatlı su yumuşakçaları gibi hareket etmek için hazırlıksız olan türler üzerinde ciddi sonuçları olacak; fakat bazı balıklar gibi hızlı göç edebilen ve hareketli türler dahi muhtemelen fiziksel engellerle karşılaşacak.

Her ne kadar iklim değişikliği hızının göllere yansıması, denizlere olduğunun yarısı kadar olsa da, araştırmacılara göre, göllerin yapısı gereği dağınık ve izole yapıda olması, tatlı su türlerinin yaşam alanlarının ve besin kaynaklarının daha kısıtlı olmasına, dolayısıyla da üzerlerinde daha fazla baskı olmasına yol açıyor.

Hollanda da pandemi kısıtlamalarını yeniden başlattı

Koronavirüs vaka sayılarındaki artış üzerine, Britanya‘daki Liverpool‘dan sonra Hollanda‘da da, bu kez tüm ülkede kamusal hayata yeniden kısıtlamalar getirildi. Hollanda Başbakanı Mark Rutte, dün televizyondan yaptığı açıklamada “Çok üzgünüz ancak tek yol bu. Daha sert olmalıyız” dedi.

Rutte çarşamba gecesinden itibaren ülkedeki tüm bar, kafe ve restoranların kapatılacağını, sadece paket servislere izin verileceğini duyurdu. Ayrıca kapalı alanlarda da 13 yaşından büyük herkese maske takma zorunluluğu getirildi.

Alkol ve esrar satışı, takım sporları da yasak

Saat 20.00 ile 07.00 arasında da alkol ve esrarın satışı ve kamusal alanda tüketimi yasaklandı. 18 yaşından büyükler için takım sporlarının yapılması yasak kapsamına alındı. Ayrıca Hollanda’da eve gün içerisinde üçten fazla ziyaretçi kabul etmek de yasaklandı. Tüm bu kısıtlamalar çarşamba saat 22.00’de yürürlüğe girecek ve iki hafta boyunca yürürlükte kalacak. Hükümet bu süre içinde yasakların ne ölçüde etkili olduğunu inceleyecek.

Hollanda aylar boyunca komşusu olan diğer Avrupa ülkelerine göre daha yumuşak bir salgın politikası izlemişti. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin verdiği bilgilere göre ülke, 100 bin kişide görülen yeni vaka oranı bakımından Avrupa’da üçüncü sırada. Hollanda sağlık makamları geçen hafta 43 bin 903 kişinin daha koronavirüse yakalandığını ve 150 kişinin Covid-19 hastalığından hayatını kaybettiğini açıklamıştı.

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson da geçen gün, yeniden artan vakalar yüzünden ülkeyi orta, yüksek ve çok riskli bölgelere ayırıp önlemler açıklamış; yüksek riskli bulunan Liverpool‘daki bütün bar, pub ve bahis dükkanlarının kapatılacağını açıklamıştı. 

Kadir Şeker’e 12 yıl 6 ay hapis cezası

Geçen Şubat ayında Konya’nın Selçuklu ilçesinde bir parkta Ayşe D.,’yi şiddete maruz bırakan Özgür Duran adlı kişiyi engellemek isterken ölümüne yol açan 20 yaşındaki Şeker, tutuklu yargılanıyordu.

Savcı üst sınırdan ‘tahrik indirimi’ istedi

Soruşturma sonunda Kadir Şeker hakkında, ‘kasten öldürme’ suçundan yazılan iddianamede, yargılamanın ömür boyu hapis cezası istemiyle yapılması, verilecek cezanın ise tahrik indirimiyle 12 yıldan 18 yıla kadar olması talep edilmişti. Ayrıca, ‘yasak bıçaklar ve diğer aletlerle ilgili suçlar ve cezaları’ kapsamında 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi.

Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi‘nde yargılanan Şeker hakkında Cumhuriyet Savcısı da mütalaasında iddianameye bağlı kalarak suçun ağır tahrik altında işlendiğini belirterek, ‘kasten adam öldürme’ cezasının en alt sınırdan, tahrik indiriminin de en üst sınırdan verilmesi talep etti.  Şeker, suçu haksız tahrik altında işlediği gerekçesiyle ‘kasten öldürme’ suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Utah’ta anne pumayla karşılaşan yürüyüşçü: Hadi dostum, bugün ölmek istemiyorum

Amerika Birleşik Devletleri’nin Utah eyaletinde yürüyüş yapan Kyle Burgess, Slate Kanyonu’nda bir anne pumayla karşılaştı ve hayatının belki de en zor geçen altı dakikasını videoya aldı.

Videoda Burgess’in puma tarafından takip edilirken geri geri adımlarla ondan uzaklaşmaya çalıştığı görüntüleniyor. Bu sırada yürüyüşçünün puma ile konuşmasına da şahit oluyoruz.

Zaman zaman küfürler eden zaman zaman da pumayı geri dönmesi için ikna etmeye çalışan Burgess, “Git buradan! Ben büyük ve korkutucuyum” diyor.

Ancak puma, yavrularından uzaklaştırmaya çalıştığı yürüyüşçüye doğru birkaç ani atlama hareketinde bulunuyor. Bu sırada yürüyüşçünün “Tamam, bu benim öldüğüm zaman olacak. Hadi dostum, bugün ölmek istemiyorum” dediğini duyuyoruz.

Yürüyüşçünün umutsuzluğa kapıldığı ve “ne yapmamı istiyorsun?” diye sorduğu altıncı dakikanın sonunda ise puma ani bir hareketle geri dönerek yoluna devam ediyor.

Puma ile karşılaşınca ne yapmak gerekir?

Utah Vahşi Yaşam Kaynakları Bölümü videoyu “Utah puma ülkesidir!” uyarısıyla birlikte paylaştı. Paylaşımda ayrıca bir pumayla karşılaşıldığında neler yapılması gerektiği de anlatıldı.

  1. Dur. Asla pumadan kaçmayın ve pumaya yaklaşmayın.
  2. Hayvanla göz temasını koruyun.
  3. Dik durun.
  4. Çömelmeyin veya eğilmeyin.
  5. Kollarınızı veya ceketinizi başınızın üzerinde kaldırıp sallayarak kendinizi daha büyük göstermeyi sağlayın.
  6. Yüksek sesle sertçe konuşun, yavaşça uzaklaşın ve alanı terk Utedin.
  7. Çocuklarınızı ve evcil hayvanlarınızı kucağınıza alın veya onlara çok yakın durun.
  8. Saldırıya uğrarsanız karşılık verin! Başınızı ve boynunuzu koruyun.

10 Ekim katliamı sanıklarının cezaları onandı

İŞİD’in düzenlediği saldırı sonucu 103 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davası kararları onandı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’nci Ceza Dairesi, 3 Ağustos 2018 tarihinde Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dokuz sanığa 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet, dokuz sanığa da örgüt üyeliğinden ve başka maddelerden verilen cezalar kesinleşti. 

Kararda, katliamın firari IŞİD emiri İlhami Balı’nın onayı ile gerçekleştirildiği, canlı bombaların ilk hedefinin ise HDP Genel Merkezi olduğu anlatıldı. Katliamın İlhami Balı dahil planlayıcıları hakkında açılan, sanıklar bulunamadığı için karara bağlanamayan dava ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

İstinafın onama kararının ardından açıklama yayınlayan 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, istinafa taşınan taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini belirterek şunları söyledi:

Söz konusu karar, ne adaletin tecellisi ne de suçluların hak ettiği cezaları aldıkları bir karardı. Sadece katliam sorumlusu IŞİD’li sanıkların bir kısmının yargılandığı, kamusal sorumluluğun üzerinin örtüldüğü, insanlığa karşı suçun yok sayıldığı bir yargılama ve bunun sonucunda verilmiş olan karar adaletin tesisi anlamına gelmiyordu.”

Mağdur avukatları Yargıtay’a gidiyor

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21’nci Ceza Dairesi’nin kararında hiçbir hukuki tartışmaya girmediğini ve onama kararını kopala yapıştır yöntemle hazırlandığını ifade eden avukatlar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

10 Ekim Davası Hukuk Komisyonu olarak bundan sonra Yargıtay düzeyinde hukuk mücadelemize devam edeceğiz. Ancak geldiğimiz noktada kararın biz hukukçuların, katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve yaralıların adalet duygularını derinden yaraladığını belirtmek ve yargı makamlarınca cevaplandırılmak üzere kamuoyu önünde şu soruyu sormak isteriz: 10 Ekim Katliamı’nın ardındaki gerçeklerin açığa çıkarılmasına karşı gösterilen bu direnç ve ısrar nedendir?”

Katliam emrini veren, aralarında İlhami Balı’nın da bulunduğu 16 sanık hakkında açılan, sanıklar bulunamadığı için halen karara bağlanamayan dava ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.

Avustralya sigarayı tamamen yasaklama yoluna girdi

Avustralya hükümeti, ülke genelinde yüzde 15 olan sigara kullanım oranını 2025 yılına kadar yüzde ona düşürmeye hedefliyor. Bu nedenle Queensland Üniversitesi ve Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Konseyi tarafından finanse edilen Araştırma Mükemmelliği Merkezi, sigara kullanımını neredeyse ortadan kaldıracak yeni bir plan hazırladı.

Merkezin, “Tütün Oyununu Sonlandırmayı Başarmak” (CREATE) teması altında hazırladığı yol haritası kapsamında, gelecek beş yıl boyunca sigaranın doktor reçetesiyle sadece eczanelerden temin edilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Satışlar aşamalı olarak kalkacak

Plan çerçevesinde ilk hedeflerinin tütün mamullerinin tedarik edilmesinin zorlaştırılması olduğunu belirten CREATE Direktörü Doç. Dr. Coral Gartner, yol haritasında önerilen sigara tedarikini azaltma stratejilerinin, tütün perakendecilerinin sayısını azaltmaktan başlayacağını ve eczaneler gibi belirli tedarikçilerle satışları kısıtlamaya kadar gideceğini söyledi.

Diğer hedefler arasında, belirli bir yıldan sonra doğanlara sigara satışının sona erdirilmesi ve ticari sigara satışlarının aşamalı olarak kaldırılması yer alıyor. Bu, sigaralara yalnızca doktor reçetesiyle erişilmesine izin verilmesi anlamına geliyor.

‘İyi bir final stratejisi şart’

Yol haritasında uygulanmak istenen bir başka hedef ise tütün ürünlerinin içeriğini ve emisyonlarını bağımlılık yapmayacak, daha az lezzetli hale getirecek veya en zararlı ürünleri piyasadan tamamen kaldıracak şekilde düzenlemek.

Merkezin masadaki tüm seçeneklere bakarak tütün kullanımının sona erdirilmesi için uygun bir ‘‘final’’ hedefinin ne olması gerektiğini hesaplayacağını belirten Gartner, “Etkili bir tütün final stratejisi, hükümetlere, perakendecilere ve sigara içenlerin dumansız bir topluma geçişine yardımcı olurken, sigara içme yaygınlığındaki düşüşü de hızlandırmalıdır” ifadelerini kullandı.

Avustralya’nın sigarayla mücadele önlemlerinde halihazırda dünyaya liderlik yaptığını hatırlatan Gartner, şunları söyledi:

Avustralya’da sigara içme oranı yüzde 15’in biraz altında, fakat sıfıra yakın sigara içme oranı yakalamak istiyorsak iyi tasarlanmış bir final stratejisine ihtiyacımız var. Avustralya, tütün ürünleri için düz paketi zorunlu kılan ilk ülkeydi, bu şu anda 17 farklı ülkede de uygulanmaktadır.