Ana Sayfa Blog Sayfa 1850

Pandemiden kaçış raporu: Pandemiyi önlemek yüzleşmekten 100 kat daha az maliyetli

Dünyanın dört bir yanından 22 önde gelen uzmanın biyoçeşitlilik ve salgınlarla ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapora göre; bulaşıcı hastalıklarla mücadeleye yönelik küresel yaklaşımda köklü bir değişiklik olmadıkça, gelecekteki salgınlar daha sık ortaya çıkacak, virüsler daha hızlı yayılarak dünya ekonomisine daha fazla zarar verecek ve Covid-19’dan daha fazla insan öldürecek.

Rapor, doğa tahribatı ile artan pandemi riski arasındaki bağlantıları incelemek üzere, Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Üzerine Hükümetlerarası Bilim ve Politika Platformu (IPBES) tarafından hazırlandı.

Analiz, Covid-19 sebebiyle kaybedilen trilyonlarca dolarla kıyaslandığında önleme politikalarına bağlı maliyetlerin cüzi olacağını ortaya koyuyor.

Covid-19 altıncı küresel pandemi

Rapora göre, Covid -19, 1918 yılındaki Büyük Grip Pandemisinden bu yana görülen en azından altıncı küresel sağlık pandemisi. Kökeni hayvanlar tarafından taşınan mikroplara dayansa da, tüm pandemiler gibi Covid-19ortaya çıkışı da tamamen insan faaliyetleri kaynaklı.

Rapordaki tahminler, şu an memelilerde ve kuşlarda 1,7 milyon kadar daha “keşfedilmemiş” virüsün bulunduğunu ve bunun 850 bin kadarının insanlara bulaşma gücüne sahip olabileceğini gösteriyor.

Daszak: Pandemilere giden yol

EcoHealth Alliance Başkanı ve IPBES çalıştay başkanı Dr. Peter Daszak konuya ilişkin “Covid-19 pandemisinin veya çağımızdaki herhangi bir pandeminin nedenine dair ortada büyük bir sır yok” ifadelerini kullandı. Ortaya çıkışları hakkında bilgi veren Daszak şunları söyledi:

İklim değişikliğine ve biyoçeşitlilik kaybına yol açan aynı insan faaliyetleri, çevremiz üzerinde oluşturdukları etkiler yoluyla pandemi riskini de arttırmaktadır. Tarımın ve sürdürülebilir olmayan ticaretin yaygınlaşması ve yoğunlaşması da dâhil olmak üzere arazi kullanma biçimimizdeki değişiklikler, bu üretim ve tüketim biçimleri doğayı altüst etmekte ve yaban hayatı, besi hayvanları, patojenler ve insanlar arasındaki teması arttırmaktadır. Pandemilere giden yol budur.

Önleme maliyeti 100 kat daha az

Temmuz 2020’da Covid -19’un küresel düzeydeki olası maliyetinin $8-16 trilyon olacağı tahmin edilmişti. Yapılan daha ileri tahminler, sadece Amerika Birleşik Devletleri’ndeki maliyetlerin 2021’in dördüncü çeyreğine gelindiğinde $16 trilyona kadar çıkabileceğini ortaya koyuyor.

Uzmanlar, pandemilerin önlenmesi amacıyla risklerin azaltılmasının maliyetinin, pandemiler ortaya çıktıktan sonra mücadele vermenin maliyetinden 100 kat daha az olacağını öngörüyor ve bunun da “dönüştürücü adımlar atılmasına yönelik önemli bir ekonomik gösterge olduğunu” vurguluyor.

Politika önerileri

Bu öngörü, 2020 yılı boyunca iklim gündemine yön veren ve gelecekte iklim krizi kaynaklı riskleri en aza indirme çabaları kapsamında yeşil ekonomik iyileştirme paketlerine duyulan gereksinimin bir kez daha altını çiziyor.

Raporun pandemi riskinin azaltılmasına ve ele alınmasına yardımcı olacak sunduğu politika seçenekleri ise şu şekilde:

  • Karar vericilere yeni ortaya çıkan hastalıklara ilişkin en iyi bilimsel verileri ve kanıtları sağlamak, yüksek riskli alanları tahmin etmek; potansiyel pandemilerin ekonomik etkilerini değerlendirmek ve araştırma boşluklarını vurgulamak amacıyla hükümetlerarası üst düzey bir salgın önleme konseyi kurulması. Bu tarz bir konsey, küresel bir takip sisteminin tasarımını da koordine edebilir.
  • Uluslararası bir anlaşma veya birlik çerçevesinde ülkelerin; insanlar, hayvanlar ve çevre için açık faydalar sağlayan karşılıklı olarak mutabık kalınan amaçlar veya hedefler belirlemesi.

Tek sağlık yaklaşımının kurumsallaştırılması

  • Pandemiye karşı hazırlıklı olma, salgın önleme programları geliştirme ve sektörler arasında salgınları araştırmak ve kontrol etmek amacıyla ulusal hükümetlerde ‘Tek Sağlık’yaklaşımının kurumsallaştırılması.
  • Biyoçeşitlilik ve sağlığa yönelik fayda ve risklerin tanınması ve açıkça hedeflenmesi amacıyla arazi kullanımı için mali yardımlara yeniden şekillendirmek ve büyük kalkınma ve arazi kullanımı projelerinde salgın ve yeni ortaya çıkan hastalıkların yaratacağı risk için sağlık etki değerlendirme çalışmalarının geliştirilmesi.
  • Pandemilerin ekonomik maliyetinin tüketim ve üretimin yanı sıra hükümet politikaları ve bütçelerine de dahil edilmesinin sağlanması.

Yerli halkların bilgisine değer vermek

  • Pandemiye yol açan tüketim biçimlerini, küreselleşen tarımsal genişlemeyi ve ticareti azaltmak için değişikliklere olanak sağlanması -bu, et tüketimi, hayvancılık üretimi ve diğer yüksek riskli pandemi faaliyetlerinin vergi veya harçlara tabi tutulmasını içerebilir.
  • Yeni bir hükümetlerarası ‘sağlık ve ticaret’ ortaklığı aracılığıyla uluslararası yaban hayatı ticaretinde zoonotik hastalık risklerinin azaltılması; yaban hayatı ticaretinde hastalık riski yüksek türlerin azaltılması veya ortadan kaldırılması; yasadışı yaban hayatı ticaretinin tüm çeşitleri için kanun yaptırımının güçlendirilmesi ve vahşi yaşam ticaretinin sağlık riskleri hakkında hastalıkların yoğun olduğu noktalarda halkın eğitilmesi.
  • Yerli halkların ve yerel toplulukların salgın önleme programlarına katılımına ve bilgisine değer verilmesi, gıda güvenliğinin daha iyi şartlarda sağlanması ve vahşi yaşama ait canlı tüketiminin azaltılması.
  • Temel risk davranışları, hastalık riskinde yasa dışı yaban hayatı ticareti ile yasal yaban hayatı ticaretinin farkı gibi kritik bilgi eksiklerinin kapatılması ve ekosistem bozunumu ve restorasyonu, peyzaj yapısı ve hastalık ortaya çıkma riski arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılması.

‘Rapor yeni içgörüler sunuyor’

IPBES Yönetici Sekreteri Dr. Anne Larigauderie, çalıştay raporu hakkında “Covid-19 salgını, bilim ve uzmanlığın politika ve karar alma sürecine katkısının önemini ortaya koydu. Her ne kadar tipik IPBES hükümetlerarası değerlendirme raporlarından biri olmasa da, bu, dünyanın önde gelen bilim adamlarından bazılarının bakış açılarını en güncel kanıtlarla temsil eden ve önemli zaman kısıtlamaları altında üretilen hakemli, olağanüstü bir uzman yayınıdır” ifadelerini kullandı.

Larigauderie konuşmasının devamında “Dr. Daszak’ı ve bu çalıştay raporunun diğer yazarlarını tebrik ediyor ve pandemilerin ortaya çıkışı ve gelecekteki salgınları kontrol etme ve önleme seçeneklerine ışık tutan bu hayati katkıları için teşekkür ediyoruz. Bu rapor, karar vericilere pandemiye ilişkin riskleri azaltma ve önleme seçenekleri hakkında yeni içgörüler sunmanın yanı sıra, halihazırda devam etmekte olan bir dizi IPBES değerlendirmesine de katkı sağlayacak” dedi.

 

 

Yeşil Tarifler: Mercimek köftesi nasıl yapılır?

Yeşil Gazete olarak başladığımız “Yeşil Tarifler” dizisinin dördüncü bölümünde mercimek köftesi yapımına yer verdik.

Yeryüzü Kooperatifi’nden Hande Terzioğlu, hazırladığı mercimek köftesinin yapılışını görüntülü olarak anlattı.

Mercimek köftesi yapmak için gereken malzemeler ise şöyle:

Kırmızı mercimek
İnce bulgur
Biber salçası
Domates salçası
Zeytinyağ
Kur soğan
Taze soğan
Maydanoz
Tuz, karabiber, kırmızı biber
İsteğe göre baharat

Sahte içkiden ölen sayısı 89’a yükseldi

İzmir‘de sahte içki tüketimi sebebiyle hastanede tedavi gören iki kişi daha yaşamını yitirdi. Böylece 9 Ekim tarihinden bu yana sahte içkide bulunan metil alkol yüzünden hayatını kaybedenlelerin sayısı 89’a yükseldi.

Ölümlerin her geçen gün artması üzerine ekipler de sahte içkiyle beraber gümrükten kaçırılan içkiye ve sigaraya yönelik operasyonlarını sıklaştırdı.

Malatya’da 3 bin 880 litre içki

Son olarak Malatya‘nın Battalgazi ve Yeşilyurt ilçelerinde tespit edilen iki adrese baskın yapıldı. Bidon, kazan ve pet şişelerde 3 bin 880 litre sahte içki bulundu.

Adana‘da da Mısır Çarşısı‘ndaki iki işyerinde arama yapıldı. 450 litre etil alkol ve 4 bin 459 paket kaçak sigaraya el koyuldu. Antalya‘nın Manavgat ilçesinde ekipler, bir otelin deposuna operasyon düzenledi. Bin 108 litre sahte ve gümrük kaçağı içki ele geçirildi.

Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde ise bir bağ evinin imalathaneye çevrildiği bilgisine ulaşıldı. Adreste yapılan aramada 650 litre sahte içki bulundu. 4 kenteki operasyonlarda toplam 7 kişi gözaltına alındı.

18 yılda yüzde 1800 fiyat artışı

Alkole getirilen ÖTV zamları dolayısıyla insanlar her geçen gün daha fazla kaçak içkiye içkiye yöneliyor.  2002 yılında 70’lik rakının fiyatı 8.25 TL civarındayken aradan geçen 18 yılda fiyat yüzde 1800 artışla 152.50 TL’ye fırladı.

70’lik rakıdaki vergi oranı yaklaşık yüzde 72 seviyesinde. Yani bir şişedeki vergi miktarı 112 TL’ye denk geliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre, rakı üretimi ve tüketimi 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 29 geriledi. 2018’de iç piyasaya arz edilen toplam rakı miktarı 35 milyon 934 bin litre iken bu miktar 2019’da 27 milyon 763 bin litreye geriledi.

Mesut Yılmaz hayatını kaybetti

Eski başbakan Mesut Yılmaz hayatını kaybetti.

Yılmaz’ın geçen yılın Ocak ayında yaptırdığı rutin sağlık kontrolünde akciğerinde tümöre rastlanmış, 23 Ocak 2019’da yapılan operasyon sonucu kanserli tümör temizlenmişti.

Mayıs 2020’de bu defa beyin sapında tümör saptanan 73 yaşındaki Mesut Yılmaz, gerçekleştirilen ameliyat sonrası tedavi görüyordu.

Eski başbakan ve eski Anavatan Partisi Genel Başkanı olan Mesut Yılmaz 1991 ve 1999 yılları arasında toplam yaklaşık iki yıl boyunca üç kez başbakanlık ve çeşitli bakanlıklar yapmıştı.

Mesut Yılmaz kimdir?

6 Kasım 1947’de İstanbul‘da doğan Ahmet Mesut Yılmaz, ortaöğretimine Avusturya Lisesi’nde başladı ve İstanbul Erkek Lisesi’nde bitirdi. 1971 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nden mezun oldu. 1972-1974 yılları arasında Almanya‘nın Köln Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde yüksek lisans çalışması yaptı. 1975-1983 yılları arasında kimya, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde, çeşitli özel şirketlerde yönetici olarak görev aldı.

1983 yılının mayıs ayında kurulan Anavatan Partisi’nde kurucu üye ve Genel Başkan yardımcısı oldu. Aynı yıl Kasım ayında yapılan genel seçimde Rize milletvekili seçildi. Birinci Turgut Özal hükümetinde Bilgilendirmeden Sorumlu Devlet Bakanlığı‘na atandı ve hükümet sözcülüğü yaptı. 1986 yılında Kültür ve Turizm Bakanı oldu. Bu dönemde Türkiye-Federal Almanya ve Türkiye-Yugoslavya ekonomi karma komisyonlarının başkanlıklarını yürüttü.

1991’de başbakan

29 Kasım 1987 seçimlerinde yeniden Rize milletvekili seçildi. İkinci Özal hükümetinde Dışişleri Bakanlığı’na atandı. 1988 yılından sonra Avrupa Demokrasi Birliği genel başkan yardımcılığı yaptı. Yılmaz, Akbulut Hükümeti’nde de üstlendiği bu görevden 20 Şubat 1990’da istifa etti.

ANAP Genel Başkanı Yıldırım Akbulut‘un istifasının ardından 1991 yılında yapılan kongrede yeni genel başkan seçilerek başbakan oldu.

Eski başbakan Mesut Yılmaz, 1991 ve 1999 yılları arasında toplam yaklaşık iki yıl boyunca üç kez başbakanlık ve çeşitli bakanlıklar yaptı. 1991-2002 yılları arasında ise Anavatan Partisi genel başkanlığı görevini üstlendi.

Yüce Divan’da yargılanan ilk başbakan

1995 Türkiye genel seçimlerinin ardından kurulan koalisyon hükümetinde tekrar başbakan olarak görevlendirildi. 1997-1999 yılları arasında da başbakan olarak görev yaptı.

2000-2002 yılları arasında DSP-MHP-ANAP koalisyonunda devlet bakanı ve başbakan yardımcısı olarak yer aldı. Partisi 2002 Türkiye genel seçimlerinde Meclis’e giremeyince istifa etti. 2007 Türkiye Genel Seçimleri‘nde Rize’den bağımsız milletvekili olarak Meclis’e girdi.

15 Ocak 2009-2011 yılları arasında ANAP ve Doğru Yol Partisi’nin birleşmesi sonucu kurulan Demokrat Parti’de siyasi yaşamına devam eden Yılmaz, 2004 yılında Yüce Divan’da yargılandı. Cumhuriyet tarihinde Yüce Divan’da yargılanan ilk başbakan oldu.

Yılmaz 2020 seçimlerinde bağımsız Rize Milletvekili olarak Meclis’e girmişti.

Türkiye’de koronavirüs: 72 kişi daha yaşamını yitirdi, toplam can kaybı 10 bin 99

Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 72 kişi daha hayatını kaybetti, 2319 yeni hasta (semptom gösteren ve Koronavirüs testi pozitif çıkan kişi) tespit edildi. Böylece toplam ölüm sayısı 10 bin 99’a, hasta sayısı ise 370 bin 832’ye yükseldi. Bakanlık, asemptomatikleri de kapsayan ‘vaka’ sayısı bilgisini paylaşmadı.

“Bugün tespit edilen 2.319 hastamız var. Ağır hasta sayısı 1.916’ya ulaştı. Salgının mevcut durumu bizi hayatımızı yavaşlatmaya zorluyor. Teması üçte birine indirmek zorundayız. Birlikte mücadele edecek ve virüsü yeneceğiz. Güç verin, destek olun.”

Bakanlığın verilerine göre, yoğun bakımda tedavi gören ağır hasta sayısı 1.916’ya yükseldi, hastalarda zatürre oranı ise yüzde 5.0. Bakan Koca, bugün 134.416 koronavirüs testi yapıldığını açıkladı. 

Doğu Biga Madencilik: Kazdağları’ndan gitmiyoruz

Kazdağları’nda altın madeni için çalışmalar yürüten ve 13 Ekim 2019 tarihinde ruhsat süresi biten Kanada merkezli Alamos Gold‘un tazminat alarak sahadan çekilme kararı aldığına dair haberler, şirketin yerli iştiraki Doğu Biga Madencilik tarafından yalanlandı.

Açıklamada “Maden kanunu tarafından düzenlenmiş olan ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir. Şirketimizin bulup geliştirdiği bu yer altı kaynağı ile ilgili amacında ve hedefinde hiçbir değişiklik söz konusu değildir” denildi.

‘Şirket tazminat alarak gitti’ iddiası

Tarım Orman-İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada , “Ruhsat süresi bir yıl uzatılan ve ruhsatı yenilenmeyen şirket, sahayı teslim alırken taahhüt ettiği koşulları yerine getirmeden sahayı teslim etti” ifadelerini kullanmıştı.

Sonrasında basın açıklaması gerçekleştiren Su ve Vicdan Nöbeti ise şirketin 27 Ekim tarihinde işletme sahasını Orman Bölge Müdürlüğü yetkililerine teslim ederek Kazdağları’ndaki varlığını sonlandırdığını söylemişti.

‘Faaliyetlerini devam ettirmek için onay bekliyor’

Bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirten Doğu Biga Madencilik,  açıklamasında şirketin Türkiye Cumhuriyeti kanun ve mevzuatlarına uygun şekilde kurulmuş yerli bir şirket olduğu vurguladı.

Şirketin ruhsat başvurusunu beklediği belirtilen açıklamada “Şirketimiz ne tahkim süreci içerisine girmiş ne de başka bir hukuki yola başvurmuştur. Faaliyetlerini devam ettirmekle ilgili olarak birinci otorite kurum olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile MAPEG’in temdit işlemlerini tamamlamasını beklemektedir” denildi.

‘Haber asılsız ve gerçek dışı’

Açıklamada “Haberde yer alan, şirketimizin maden ruhsatlarının satışına dönük olarak yapılan haber asılsızdır, gerçek dışıdır” ifadeleri kullanıldı.

Açıklama “Bu ve benzer asılsız haberlerin neden olacağı bizim ve hissedarlarımızın uğrayacağı zararlara ilişkin tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu beyan ederiz. Kamuoyu ile paylaşmak isteriz ki; Haberde şirketimizin maden ruhsatı ile ilgili satışına dönük ifadeler tamamen gerçek dışıdır, yalandır. Şirketimizin uluslararası tahkim gereği devletten tazminat aldığına dair ifade gerçek dışıdır. Sahada Orman Bakanlığının yaptığı, tamamen mevzuattan kaynaklı bir uygulamadır” ifadeleriyle sona erdi.

Işık kirliliği hem cebe zarar hem gezegendeki canlı yaşamına

ABD‘nin Arizona eyaletinin Tucson şehrinde 14 bin sokak lambası 10 gece boyunca saat 01.30’da karartılarak yapılan araştırma, gece gökyüzünü kirleten yapay ışığın ana kaynaklarını ortaya çıkardı.

Fizikçi Dr. Christopher Kyba‘nın Lighting Research & Technology dergisinde yayımlanan “uzaydan ışık” deneyi, israf edilen yapay ışığın çoğunun aslında sokak lambalarından değil, gökyüzüne doğru bakan başka kaynaklardan geldiğini gösterdi.

BBC‘nin aktardığına göre, Almanya‘nın Potsdam kentinde çalışmalarını sürdüren Alman Yerbilimleri Araştırma Merkezi‘nden Dr. Kyba, “İnsanların uyuduğu gece geç saatler, büyük bir enerji tasarrufu yapabileceğimiz zamanlandır” diye konuştu. Dr. Kyba, reklam tabelalarının, projektörlerin, aydınlatılmış binaların, cephe aydınlatmalarının, otoparkların ve spor sahalarının ışık emisyonundan sorumlu tesisler olduğunu belirtti.

Tucson’da yapılan deney: Sokak lambalarının açık hali (solda) ve sokak lambalarının karartıldığı hali (sağda).

Bu çeşitliliğin durumu çözmeyi daha da zorlaştırdığını ifade eden Kyba, “Bu, geceleri hangi ışıkların ne kadar parlak yakılması gerektiğine karar vermek için herkesin bir araya gelmesi gerektiği anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Işık kirliliği sorununu çözmenin yolları hakkında aydınlatıcı bir TED konuşması yapan Virginia Üniversitesi’nden bir gökbilimci olan Prof. Kelsey Johnson ise konuya ilişkin BBC’ye “Uzaya giden ve kimseye bir faydası olmayan ışık için muazzam kaynakları israf ediyoruz” dedi.

Birleşik Krallık'ta yapılan bir araştırma, en parlak bölgelerin zamanla daha da parlak hale geldiğini gösterdi.
Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırma, en parlak bölgelerin zamanla daha da parlak hale geldiğini gösterdi.

Sadece insanları değil, hayvanları da etkiliyor

Işık emisyonlarının çok fazla kaynaktan gelmesi sebebiyle, verimsiz veya gereksiz yapay ışıkta boşa harcanan enerjinin kesin miktarını tahmin etmek zor. Ancak Uluslararası Karanlık Gökyüzü Derneği, yapay ışığın yüzde 35’inin kötü amaçlanmış veya korumasız olması nedeniyle boşa gittiğini tahmin ediyor. Bu, yalnızca ABD’de “gökyüzünü aydınlatmak” için harcanan yılda yaklaşık 3 milyar dolara karşılık geliyor.

Aşağı yukarı her yerde şahit olabileceğimiz bu kentsel ışıltı, dünyadaki çoğu insanın doğal olarak geceleri sadece karanlık bir gökyüzü görmediği anlamına geliyor. Ancak söz konusu kirlilik aynı zamanda aydınlık-karanlık döngüsüne sahip göçmen kuşları, böcekleri ve diğer hayvanları da etkiliyor.

Prof. Johnson, durumun dünya görüşümüz üzerinde derin bir etkisi olduğu inancında: “Bugün büyüyen ve gerçekten karanlık bir gökyüzünü asla deneyimlemeyecek olan tüm çocuklar için çok üzgünüm.”

2016 yılında yapılan bir araştırmaya göre, küresel nüfusun yüzde 80 kadarı hiçbir zaman doğal olarak karanlık bir gökyüzü görmüyor.

Akıllı aydınlatmalar

Işık kirliliğini önlemek ve artan ışık seviyelerini azaltmak için yasa çıkaran Slovenya‘da ışıklandırılmış bir kiliseyle yakın zamanda yapılan bir proje, sorunun çözülmesinin nispeten basit olduğunu ortaya çıkardı.

Bir aydınlatma şirketi bir kiliseyi, ışık için güç tüketimini yüzde 96 oranında (1,6 kW’dan yalnızca 58 W’a) azaltacak şekilde yeniden aydınlattı.

Önce ve sonra: Slovenya'daki bu kilisenin yeniden aydınlatılması, yüzde 96 tasarrufa sebep oldu.
 Ayrıca, ışığı doğrudan kiliseye parlatmak için basit maskeler kullanarak toplam atık ışık emisyonunu da azalttı. Şirket ışığı doğrudan kiliseye yansıtmak için basit filtreler kullanarak toplam atık ışık emisyonunu da azalttı.

İnsanların iklim krizinden bahsederken ışık kirliliğinden bahsetmediğini aktaran Dr. Kyba, “Bu önemli bir kısım. Geceleri çoğumuz uyurken ışıklandırmaya harcadığımız enerji başka işlere de yarayabilir. Mesela elektrikli araçlarımızı şarj edebiliriz. Biraz zekice ve harekete geçme isteği ile yapılabilecek türden bir şey” dedi. 

Bakan yardımcısının küfürlü Charlie Hebdo paylaşımına Fransa’dan erişim engeli

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam‘ın Fransız siyasi mizah dergisi Charlie Hebdo‘nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı konu alan karikatüründen sonra dergiyi etiketleyerek yaptığı küfürlü sosyal medya paylaşımına karşı Fransa hükümeti harekete geçti.

Hükümete bağlı Irkçılık, Anti-Semitizm ve LGBT Karşıtı Nefretle Mücadele Bakanlıklararası Heyeti‘nin (DILCRAH) yaptığı başvuru sonucunda söz konusu paylaşıma Fransa’da engellendi.

Türkiye’den erişilebilen paylaşım Fransa’dan erişilemiyor ve “Bu tweet Fransa’daki yerel yasalar uyarınca askıya alınmıştır” mesajı görülüyor.

Savcılığa ve Twitter’a başvuru

Sputnik Türkiye’nin aktardığına göre DILCRAH Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Çam’ın Charlie Hebdo için “P..siniz. O…u çocuklarısınız” dediği tweete karşı savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve bunun yanı sıra Twitter’a başvurduğunu açıklamıştı.

DILCRAH’a başkanlık eden hükümet yetkilisi Frederic Potier “Türk devletinin bu yüksek makam sahibinin mide bulandıran mesajı, kullanım şartlarınıza uyuyor mu? DILCRAH kendi adına adalete başvuracak. Bu gözdağı teşebbüslerine boyun eğmeyeceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.

‘Yangına körükle gitmek’

Potier, sonrasında AFP’ye yaptığı bir açıklamada  “Charlie Hebdo saldırılarına ilişkin dava sürerken ve Samuel Paty’nin kısa süre önce cinayete kurban gittiği bir dönemde, Charlie Hebdo’nun editoryal ekibine tehditler savurarak yangına körükle gitmek çirkinliktir” ifadelerini kullandı.

​Potier’in 28 Ekim’de Twitter’a şikayetinin ardından Çam’ın 27 Ekim’deki paylaşımı dün öğleden sonra Twitter’da ‘yerel yasalar gerekçesiyle’ askıya alındı.

Neler yaşandı?

Yayınladığı Muhammed peygamber karikatürü sebebiyle 2015’te öldürülen Charlie Hebdo’nun davasının başlaması öncesinde karikatürü yeniden yayınlayan dergiyi sınıfta gösterdiği iddia edilen tarih öğretmeni Samuel Paty 16 Ekim’de kafası kesilerek öldürüldü.

Öğretmenin öldürülmesi ülkede geniş çaplı protestolara sebep olurken Fransa Başbakanı Emmanuel Macron‘un saldırıyı kınarken kullandığı dil ve “Fransa karikatürlerinden vazgeçmeyecek” demesi diğer Müslüman ülkelerin tepkisine yol açtı.

Yaşanan bu gerginlikler üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fransa mallarını boykot etmeye çağırması üzerine Charlie Hebdo Erdoğan’ı karikatürize ettiği başka bir sayı yayınladı.

Erdoğan‘ı iç çamaşırlarıyla bir koltukta oturduğu sırada elindeki tepside iki şarap kadehi bulunan tesettürlü bir kadının eteğini havaya kaldırırken resmedilen karikatürde “Erdoğan özel yaşamında çok matraktır” ifadeleri yer alıyordu.

Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, derginin Erdoğan‘ın karikatürüne yer verdiği sayıyla ilgili derginin yöneticileri hakkında soruşturma başlattıklarını açıkladı.

 

 

Kobani’de çektiği fotoğrafı paylaşan gazeteciye dava açıldı

Almanya’da yaşayan gazeteci Burhan Ekinci hakkında Twitter’dan Kobani sınırındaki sivilleri çektiği bir fotoğrafı ve Abdullah Öcalan‘a ait sözleri paylaşması nedeniyle “örgüt propogandası” suçlamasıyla dava açıldı.

Ekinci’nin çektiği fotoğrafta sivil halkın yakınlarında meydana gelen patlamaları izlediği görüntüleniyor.

bianet’in aktardığına göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Burhan Ekinci’nin örgüt propagandası suçunu düzenleyen Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/1 maddesi gereğince cezalandırılması istendi.

Sosyal medya paylaşımları delil olarak sunuldu

İddianamede Ekinci’nin sosyal medya paylaşımları delil olarak sunuldu. Bu paylaşımlardan biri Ekinci’nin PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 8 Temmuz 2019’da avukatları aracılığıyla yaptığı görüşmede söylediği “Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım diyorum, ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım…” sözlerini yazdığı paylaşım oldu.

Bir diğeri ise Ekinci’nin Ekim 2014’te Kürt güçlerinin IŞİD direnişi sırasında Kobani sınırında çektiği sivillere ait bir fotoğrafı yine Twitter sayfasından paylaşması iddianamede delil olarak gösterildi.

İddianameyi hazırlayan savcı bu fotoğrafla birlikte Ekinci’nin yazdığı “Tarihi Kobane direnişi. Unutulmadı, unutulmaz da. Herkes gördü, tanık oldu o güzel yürekli gençlerin direnişini. Sınırda çektiğim fotoğraflardan biri…#1KasımDünyaKobanêGünü” paylaşımı suç saydı.

Ekinci hakkında yakalama karara çıkarıldı. Almanya’da ikamet eden gazeteci Ekinci’nin davası İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

‘Yaptığım paylaşımlar suç değil’

Ekinci hakkında hazırlanan iddianameyi değerlendiren Ekinci, davanın düşünce ve ifade özgürlüğüne tahammülsüzlüğün bir sonucu olduğunu söyledi. 2010’lu yıllarda yaptığı haberlerden dolayı hakkında birçok kez dava açıldığını hatırlatan Ekinci sözlerini şöyle sürdürdü:

Hakkımızda açtıkları davalarla bizleri susturmaya, sindirmeye, Saray’a bağlı üç maymunu oynayan tiplere dönüştürmeye çalışıyorlar. Saray’ın maymunu çok kalem var, biz Saray’ın maymunu olmayacağız, hakikatin kalemi olacağız. İnandığımız gerçek gazeteciliğimizi her koşulda ve mekanda yapmaya devam edeceğiz. Yaptığım paylaşımların hiçbiri suç değil. Ancak mevcut rejimin hoşuna gitmediği için bunları suç sayıyor. Savcıya ve Türkiye yargısına göre yazdıklarım suçsa onları yormaya, bu suçu işlemeye devam edeceğim.

Üç hekim daha koronavirüs yüzünden yaşamını yitirdi: Bir günde dört kayıp

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hemşire olarak çalışan Leyla Çiçek‘in sabah saatlerinde koronavirüs yüzünden hayatını kaybetmesinin ardından, gün içinde sağlık çalışanlarından üç acı haber daha geldi. Türk Tabipler Birliği (TTB) İstanbul, Sakarya ve Eskişehir‘de üç hekimin daha Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

İstanbul’da özel bir hastanede Başhekim Yardımcısı olan Uzman Doktor Engin Türkmen 50 yaşında koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Türkmen’in bir süredir yoğun bakım ünitesinde tedavi olduğu öğrenildi.

TTB’nin sosyal medya sayfasından bildirdiğine göre, Sakarya ili Akyazı ilçesinde çalışan Dr. Hasan Tepeçınar da bugün tedavi gördüğü hastanede vefat etti. 

Bir günde koronavirüs yüzünden hayatını kaybeden dördüncü sağlık çalışanı olarak kayıtlara geçen, Dr. Burhan Yürütücü‘nün de tedavisinin sonuç vermediği belirtildi. Yürütücü Eskişehir Acıbadem Hastanesi’nde Diş Hekimi olarak görev yapıyordu.