Ana Sayfa Blog Sayfa 1806

Samsun’da yavru köpeğe işkence yaptıkları için gözaltına alınan üç kişi serbest

Geçtiğimiz günlerde Samsun‘un Havza‘ya bağlı Memduhiye Mahallesi‘nde patileri kesilmiş halde bulunan yavru köpek Pamuk‘a yapılan işkenceyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında köpeğin sahibinin komşusu olduğu söylenen üç kişi gözaltına alındı. Ancak serbest bırakıldılar. Pamuk ise bundan sonra yürüteç yardımıyla hayatını sürdürebilecek.

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Pamuk’a yapılan işkenceyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Havza İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri olayı incelemeye başladı.

Ekipler tarafından olay yerindeki çok sayıda güvenlik kamerasına el konuldu. Yaklaşık 100 saatlik kamera kaydının incelenmesinin ardından ekipler, Pamuk’un önce tüfekle vurulduğunu tespit ettiler. Ardından ise kopmak üzere olan bacaklarının köpeğin sahibi Hilmi Saatoğlu‘nun komşusu tarafından kesildiği belirlendi.

Olayla ilgili Saatoğlu’nun komşusu olduğu öğrenilen üç kişi gözaltına alındı. İkisi savcının talimatıyla Emniyet‘ten alınan ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, bir diğer şüpheli ise mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Pamuk’un sağlık durumu iyi

Olaydan sonra cerrahi operasyon geçiren Pamuk hayati tehlikeyi atlattı. Ancak tedavisi hala devam ediyor. Pamuk bundan sonra kendisine takılacak yürüteçle yaşamını sürdürecek. Pamuk’un tedavisi yapan Veteriner Hekim Mustafa Kanat, yavru köpeğin durumunun her geçen gün daha iyiye gittiğini ancak yeni bir ameliyat daha olması gerektiğini şöyle anlattı:

“Pamuk’un ön uzuvlarının olduğu kısma bir tekerlekli sandalye yapılarak kimseye muhtaç olmadan hayatını devam ettirebileceğini öngörüyorum ben. Pamuk’un durumu her geçen gün daha iyiye gidiyor. Kendi başına yiyip içmeye başladı. Pazar günü tekrar kan tahlilleri yapılacak, eğer sonuçlar iyi çıkarsa hafta içi yeniden bir ameliyat olacak. Bu ameliyatta geriye kalan kemik dokuları uzaklaştırılacak”

Kanat, Pamuk’un çok güçlü bir köpek olduğunu vurgularken, bu kadar dayanabilmesinin bir mucize olduğunu kaydetti.

Ne olmuştu?

Geçtiğimiz günlerde ön patileri kesilmiş olan bir köpek vatandaşlar tarafından fark edildi. Köpeğin fotoğraflarının Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Samsun Temsilciliği‘ne gönderilmesi üzerine olay yerine gelen HAYTAP Samsun Temsilcisi ve Hayvan Gönüllüleri Derneği Başkanı Semra Antep, köpeği alarak Samsun’a getirdi. Yavru köpek Pamuk, burada özel bir hayvan kliniğinde tedavi görürken, jandarma da konuyla ilgili soruşturma başlatmıştı.

Türkiye kömür üreticilerine 10 ayda 100 milyon TL destek verdi

Dünyanın en büyük ekonomilerinin trilyonlarca doları Covid-19 kurtarma paketlerine yönlendirdiği günümüzde Avrupa Birliği, Fransa ve Almanya gibi ülkeler desteklerde iklim değişikliğini hesaba katmanın önemini vurguluyor.

Türkiye ise kaynakların önemli bir kısmı iklim kriterlerini gözetmeden fosil yakıt sektörüne aktarılmaya devam ediyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede Covid-19 gölgesinde geçen 2020 yılının 10 aylık sürecinde ‘yerli kömür’e 100 milyon lira destek sunduklarını açıkladı.

Dönmez açıklamasında yerli kömür üretimini enerji bağımsızlığı ve istihdam açısından kritik önemde gördüklerini söyledi. 1000 MW’lık yerli kömür santralinin yıllık 1,24 milyar metreküp doğalgaz ithalatını önlediğini vurgulayan Dönmez, “Bu sayede cari açığımızın kapanmasına yıllık yaklaşık 240 milyon dolarlık bir katkı sağlanıyor” dedi.

Desteklenen işletme sayısı 44’e çıktı

2016-2019 dönemini kapsayan üç yılda 27 kömür madeni işletmecisine destek sağlanmıştı. Covid-19 etkisi altında geçen 2020 yılında yerli üretim desteğinden yararlanan kömür işletmecisi sayısı 44’e çıktı.

Son dönemde ödenen 100 milyon lira ile birlikte son dört yılda yerli kömür üreticilerine verilen destek tutarı 230 milyon liraya ulaşmış oldu.

95 kömür ruhsatı bulunuyor

Ülke genelinde halihazırda 85’i yer altı işletmesi, 250’si açık işletme, 60’ı hem açık hem yer altı işletmesi olmak üzere toplam 395 kömür ruhsatı bulunuyor.

Türkiye’nin 19,3 milyar ton linyit, 1,5 milyar ton taşkömürü rezervi bulunuyor. Elektrik üretiminin yaklaşık üçte biri ise yerli ve ithal kömürden sağlanıyor.

Karbona bağlı hale getirebilir

G20 ülkelerinde yer alan 14 düşünce kuruluşu ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde hazırladığı 2020 İklim Şeffaflığı Raporu hükümetlerin fosil yakıtlara sunduğu koşulsuz desteklerin, yenilenebilir enerjideki büyüme eğilimini sürdürmek yerine pandemi öncesi eğilimlerle kıyaslandığındaki ekonomileri karbona bağımlı hale getirme riskine karşın uyarıyorlar.

Raporda  AB, Fransa ve Almanya gibi G20 üyelerinin kurtarma paketlerinde iklim değişikliğini hesaba katmaya başladıkları belirtilirken diğer ülkelerin ise karbonsuzlaşmanın tersine adımlar attığı vurgulanıyor.

Konuyla ilgili bir paylaşım yapan 350 Türkiye “Dünyanın dört bir yanında hükümetler kömürden kurtulmak için tarihler veriyorlar; Covid-19’la mücadelede yeşil ekonomik toparlanma pakelerini tartışıyorlar. Dünyanın dört bir yanında krizlere karşı adil iyileşme talep ediliyor. Türkiye ise bir başkadır” diyerek bu durumu eleştirdi.

 

Başak Demirtaş’a cinsiyetçi saldırı için yedi yıla kadar hapis cezası istendi

Eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve eşi Başak Demirtaş‘la ilgili sosyal medyadan cinsiyetçi ve hakaret içerikli paylaşımda bulunan Vedat M. hakkında açılan davanın ilk duruşması 12.Ocak 2021’de yapılacak. Sanıkla ilgili  ‘suç işlemeye alenen tahrik’ ve ‘tehdit’ suçlarından dokuz aydan yedi yıl aya aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği davada, Selahattin Demirtaş ve Başak Demirtaş çifti müşteki olarak yer aldı.
 
İddianamede, Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü’nün, PKK ve KCK’nin ‘eylem ve faaliyetlerini deşifre etmek’ amacıyla yaptığı açık kaynak araştırmasında bir Twitter kullanıcısının ‘suç duyurusu’ ile başlayan paylaşım yapması üzerine Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın soruşturma başlattığı bilgisi verildi. Yapılan soruşturmada, Başak Demirtaş’a yönelik cinsiyetçi ve tehdit içeren paylaşımı yapan hesabın şüpheli Vedat M. tarafından kullanıldığının tespit edildiği kaydedildi.  

Şüpheli önce tutuklanmış, sonra da ev hapsi verilerek denetimli serbestlikle bırakılmıştı. 

‘Alkollüydüm’ savunması

Vedat M. iddianameye yansıyan ifadesinde şunları söyledi: 

“Suça konulu paylaşımla alakalı sosyal medyada gezerken Selahattin Demirtaş ile alakalı özgürlüğüne ilişkin kampanya başlatılması üzerine açılan hashtagin (konu başlığı) içeriğine girdim. Bu sırada iki şişe bira içmem nedeniyle alkollüydüm. Bu başlık altında yapılan yorumları incelediğimde askerimize, şehitlerimize hakaretler edildiğini gördüm. Bunun üzerine suça konu paylaşımı paylaştım. Paylaştığım sırada eşine hakaret içerikli olduğunu bilmiyordum. Dikkat etmemiştim. Bu paylaşımın sonrasında bu nedenle sildim. Okumadan paylaşım yaptığım için pişmanım. Benim hatam paylaşımın içeriğine dikkat etmemem oldu.”

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli Vedat M’nin İstanbul’da ikamet ettiği gerekçesiyle soruşturma dosyası için görevsizlik kararı vererek suçun işlendiği İstanbul’a gönderdi. Paylaşım yapıldıktan dört ay sonra soruşturmayı tamamlayan Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık hakkında “Suç işlemek için alenen tahrik etme” ve “Bir kişiye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde alenen hakaret” suçlarından  iddianame hazırladı.

Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği davanın ilk duruşması 12 Ocak 2021’de görülecek. Öte yandan, Vedat M. hakkında verilen ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması için yaptığı itiraz da reddedildi.

Bilecik Belediye Başkanı’ndan Muratdere’ye maden tepkisi: Burası canlıların evi

Bilecik iline bağlı Bozüyük, Muratdere Köyü‘nde Muratdere Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen bakır madeninin kapasite artırımı ve yeni tesisler yapılması geçtiğimiz günlerde Bilecik İl Genel Meclisi’nde 9’a karşı 12 oyla kabul edildi. Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin ise projeyle ilgili ‘İş başladığında nerelere doğru gittiğini hepimiz biliyoruz. Buralar sadece ağaçtan ibaret değil. Burası canlıların evi’ diyor.

Bölgedeki ilk maden arama çalışmaları MTA tarafından 1998 yılında başlandı. Daha sonra 2005 ve 2011 yılları arasında Stratex Madencilik San. ve Tic. A.Ş tarafından sahada arama çalışmaları yürütüldü.

Şirket, bu projeyi 2012 yılında henüz geliştirme aşaması devam ederken satın aldı. Bu satın almadan sonra sahada sondaj ve mühendislik çalışmalarını devam ettirdi.

2017 yılında ise bakır-molibden madeni açmak istendi ve  Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu (ÇED) başvurusunda bulunuldu. Hazırlanan ÇED raporunda madenin yerleşim yerlerine oldukça yakın olduğu gerekçesiyle olumsuz karar çıktı.

Molibden ise genellikle bakır madeninin yanında çıkan bir element. Ancak, Türkiye‘de molibdeni üretecek, ayrıştıracak bir sistem yok. Muratdere Madencilik, bu konuda ilk olacaklarını iddia ediyor. Ayrı bir molibden şirketi kuracaklarını ve bu şirketin de ekonomiye büyük fayda sağlayacağını öne süren şirketin projesi, 2017’de hayata geçirilemedi.

2020’de yeniden başvuru

Şirket, 2020 yılında yeniden Bilecik İl Genel Meclisi’ne başvuruda bulundu. Bu, ÇED raporu alma ya da madeni aktifleştirme değil, burada yapılacak olan bir çalışmanın bölgeden elektrik almaya uygun olup olmadığına dair resmi bir başvuru.

Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin, bu kısmın biraz karışık olduğunu, kimsenin de tam olarak ne olduğunu bilmediğini söylüyor:

“Niye bu komisyona geldi? Komisyon neden bunu yeniden değerlendiriyor? Yeni ÇED başvurusu değil. Bunun içinde bir numara var. ÇED yapımı için başvurulmasa bile sonuçta bu İl Genel Meclisi’nde nasıl bir maden olacağına dair bir sunuma dönüşüyor. O sunumda bir takım yeni düzenlemeler var. Yeniden bir ÇED başvurusu yapacaklar”

‘Eski başvuruyla yenisi arasında fark yok’

Başkan Şahin, şirketin yaptığı eski başvuruya da yenisine de hakim olduklarını, aralarında çok büyük bir fark olmadığını söylüyor:

“Yerleşim yerlerinden uzağa aldık diyorlar ama atık değerlendirme tesisleri Muratdere Köyü’nden üç kilometre uzakta. Erikli Köyü’nden de bir kilometre uzakta. Yine yerleşim yerlerine oldukça yakın”

Bölgenin orman örtüsü ise yaklaşık 100 yıllık.

Bölge halkında bölünme var

Şirketin açmaya çalıştığı madene bölge halkı 2017 yılında ‘Burada tahribat istemiyoruz’ diyerek karşı çıkmış. Şahin şimdi ise halkta bir bölünme olduğunu söyleyerek şunları anlatıyor:

“Şimdi ahalide bir bölünme de var. ‘Buraya ekonomi geliyor’ diyenlerle ‘Hayır istemiyoruz’ diyenler var. Bu bölünme çok güçlü değil. Yüzde 15-20’yi geçmez burada yapılsın diyenler. Ama açıkça karşı çıkanların sayısı düşük. Sessiz kalmayı tercih ediyorlar”

Başkan Şahin, Bilecik Belediyesi ve Bozüyük Belediyesi‘nin maden projesine karşı olduklarını anlatıyor. Fakat, bu tür büyük kararların il genel meclisinde alındığını hatırlatarak şunları söylüyor:

“Bilecik ve Bozüyük dışında kalan bölgelerde çoğunluk kimdeyse il genel meclisine o hakim oluyor. Orada da çoğunluk Cumhur ittifakında. Karar il genel meclisinde 12’ye 9 olarak çıktı”

‘Burası canlıların evi’

Semih Şahin, maden projesinin hayata geçmesi halinde bölgede yaşanacakları şöyle anlatıyor:

36 bin ağaç kesilecek. Bu resmi rakam. İş başladığında nerelere doğru gittiğini hepimiz biliyoruz. Buralar sadece ağaçtan ibaret değil. Burası canlıların evi. Sincabı, kurdu, kuşu, geyiği, ayısı yaşıyor. Bu ağaçları keseriz, başka yere dikeriz böyle bir şey olamaz. Bir insan kendine ev kurduysa, bir yerde yaşıyorsa o evi tuğla tuğla başka eve taşıdığında yeniden ev yapılmış olmuyor. O evde anıların, eşyaların var. Madenin kirletme potansiyeli yüzünden de karşı çıkıyoruz. Bölgenin bütün doğal sularının kirlenmesi tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bu tür madenlerin doğada yaptığı tahribatı biliyoruz. Bu madenlerin sadece arıza olduğunda kirletme potansiyeli yok, bunlar normal çalışırken kirletiyorlar zaten doğayı”

Maden projesine karşı bir imza kampanyası da bulunuyor. Kampanyaya buradan ulaşabilirsiniz.

Ankara’ya yürümek isteyen işçilere polis müdahalesi: 109 gözaltı

Sendika üyesi oldukları gerekçe gösterilerek işten atılan ve  ücretsiz izne çıkarılan Systemair HSK, Özer Elektrik ve Baldur fabrikaları işçileri Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu‘na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası ile birlikte Gebze‘den Ankara’ya yürümek istedi. Fakat, polis valiliğin pandemi tedbirleri kararını gerekçe göstererek yürüyüşe izin vermedi.

İşçilerin yürümekte direnmesi üzerine yaşanan polis saldırısının ardından aralarında Birleşik Metal-İş 1 No’lu Şube Sekreteri, desteğe gelen diğer sendika yöneticileri, siyasi parti üye ve yöneticileri ile işçilerin de bulunduğu 109 kişi gözaltına alındı. 

Birleşik Metal-İş polis müdahalesinin ardından 25 Kasım Çarşamba günü saat 10.00’da Gebze Şubesi önünde yeniden bir araya geleceklerini ve Ankara’ya yürümekte kararlı olduklarını duyurdu.

Adnan Serdaroğlu: ‘Biz haklıyız’

Müdahaleden önce işçiler adına konuşan Birleşik Metal-iş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, işten atılan işçilere sahip çıkmaya çalıştıklarını belirterek şunları söyledi:

Bizim derdimiz polis arkadaşlarla değil. Biz haklıyız şu anda. Biz işten atılan arkadaşlarımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz. İşverenlere karşı bir farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Biz haklı olarak yürüyüşümüzü yapmak istiyoruz

Elmacı: Yürüyeceğiz

Yasak kararına tepki gösteren Birleşik Metal İş Gebze Şube Sekreteri Fehmi Elmacı da şu ücretsiz iznin işçilere karşı bir sopa gibi kullanıldığını söyleyerek şöyle konuştu:

“Sendikalı ve toplu sözleşme düzeninde çalışmak isteyen arkadaşlarımız cezalandırılıyor. İşveren sendikalaşmaya karşı ücretsiz izni bir sopa gibi kullanmakta. Bin 168 lira ücretsiz izin ücretine mahkum ediliyor. Bu işçiler sokağa çıkma yasaklarının yoğun uygulandığı aylarda fazla mesaili çalışan ve işveren tarafından teşekkür belgeleri alan arkadaşlarımız. Systemair HSK, Baldur Süspansiyon ve Özer Elektrik’ten yasak olmasına rağmen işten çıkartılarak ücretsiz izne yollanan arkadaşlarımız ve sendika yöneticilerimiz ile birlikte Ankara’ya yürüyeceğiz. Çalışma Bakanlığı’nın önüne gideceğiz.”

İşçiler çıkan arbede sonrası sendika binası önünde oturma eylemi yaptı. Bu sırada Gebze Belediyesi’ne ait otobüsleri alana getiren polis işçileri ve alanda bulunan herkesi zor kullanarak gözaltına aldı ve otobüslerle Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü.

Valilikten eylem ve etkinlik yasağı

Kocaeli Valiliği ise işçilerin eylemi öncesinde il genelinde toplantı, gösteri ve yürüyüşleri koronavirüsü gerekçe göstererek 30 gün süreyle yasakladı. Valilikten yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: 

“2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesinde ‘Bölge valisi, vali veya kaymakam, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir’ hükmü gereğince; ilimiz genelinde bulaşın yayılmasını önlemek amacıyla; gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantıları; Kocaeli il sınırları içerisinde 22/11/2020 günü saat 24.00’ten 21/12/2020 günü saat 24.00’e kadar 30 gün süre ile yasaklanmıştır.”

ABD’de İklim Elçisi görevine John Kerry getirildi

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı ve 2004 yılında Demokrat Parti‘nin başkan adayı John Kerry, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden tarafından İklim Elçisi olarak görevlendirildi. Biden’ın ekibi iklim krizinin acil bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu her fırsatta vurguluyor. Öte yandan, kabinede yer alacak isimler de yavaş yavaş belli olmaya başladı.

Guardian‘ın aktardığına göre Biden’ın ekibi, İklim Elçisi olarak görevlendirilen John Kerry’nin ‘tam zamanlı olarak iklim kriziyle savaşacağını’ belirtti. İklim Elçisi ülkede ilk kez ulusal güvenlik konseyinde yer alacak. Paris İklim Anlaşması‘nın imzalanmasında önemli bir role sahip olan Kerry, Trump‘ın iklim konusundaki tutumlarını eleştiren de bir isimdi.

‘Gurur duyuyorum’

Konuyla ilgili Twitter hesabından bir paylaşımda bulunan Kerry, Amerika’nın yakında iklim krizini acil bir güvenlik tehdidi olarak gören bir hükümete sahip olacağını, Gelecek Dönem Başkanı, müttefikler ve iklim hareketinin genç liderleriyle bu krizi üstlenmekten gurur duyduğunu söyledi.

John Kerry kimdir?

John Kerry, 2004’te Demokrat Parti’nin başkan adayı olarak yarıştı. Aynı zamanda eski Massachusetts Senatörü olan Kerry, Dışişleri Bakanı olarak görev aldığı dönemde Paris iklim Anlaşması üzerinde büyük rol oynadı. Kerry, Donald Trump’ın iklim krizini yok sayan tutumunu eleştiren isimlerden biriydi.

Kerry, ABD adına Paris İklim Anlaşması’nı torunuyla imzalarken

Trump döneminde çıkılan Paris İklim Anlaşması, Biden’ın göreve başladığı zaman ele alacağı ilk konularda biri olacak.

Biden kabinesini belirliyor

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı görevine ise Antony Blinken getirildi. Blinken, aynı zamanda Senato Dış İlişkiler Komitesi‘nde Biden’ın yardımcısıydı. Barack Obama döneminde ise Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı görevlerinde bulunmuştu.

Joe Biden ve Antony Blinken

Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’na Sullivan getirildi

Biden döneminin Ulusal Güvenlik Danışmanlığı‘nı yapacak isim ise Jake Sullivan oldu. Biden’ın başkan yardımcısı olduğu dönemde de ulusal güvenlik danışmanlığı yapan Sullivan, Hillary Clinton ABD Dışişleri Bakanı‘yken siyaset planlama biriminin de başındaydı.

Linda Thomas Greenfield

Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği‘ne de Afro Amerikalı Linda Thomas Greenfield getirildi. Greenfield, 35 yıl boyunca ABD Dışişleri Bakanlığı‘nda kariyer diplomatı olarak görev yaptı.

İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas 

Biden, İç Güvenlik Bakanlığı‘na Latin Amerika kökenli Alejandro Mayorkas’ı seçti. Mayorkas, Obama döneminde İç Güvenlik Bakan Yardımcısı görevindeydi.

Joe Biden ve Alejandro Mayorkas

Biden, ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü için de Avril Haines‘i seçti. Haines, Barack Obama yönetiminde eski CIA Başkan Yardımcılığı ve Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcılığı görevlerindeydi.

Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı yedi köy karantinaya alındı

Çanakkale‘nin Biga ilçesine bağlı yedi köyde yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında karantina uygulaması başlatıldı. Karar, Biga Kaymakamı Mustafa Can başkanlığında toplanan İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurulu toplantısında alındı.

Toplantıda, ilçeye bağlı Ağaköy, Bozlar, Çelikgürü, Danişment, Yeniçiftlik, Kemer ve Kozçeşme köylerinde birden fazla kişide pozitif vaka tespit edilmesi nedeniyle salgının yayılımının önlenmesi amacıyla söz konusu köylerin karantinaya alınması kararlaştırıldı.

Köylerde bugün itibarıyla 14 gün süreyle tedbirlerin uygulanmasına, karantina kararına uymayanlar hakkında idari, gerekli durumlarda da adli işlemlerin başlatılmasına karar verildi.

Sağlık Bakanlığı 12 bin personel alacak

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca,  Sağlık Bakanlığı’na 7 bin hemşire,  1.700 ebe, 2 bin 864 sağlık teknikeri/teknisyeni olmak üzere toplamda 14 branşta 712 bin sağlık personeli alınacağını belirtti.

Atamalar, Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) puanıyla Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılacak.

Geçtiğimiz günlerde Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Bakan Koca, Sağlık Bakanlığı‘na personel alınacağını açıkladı. Bu açıklamanın ardından dün sosyal medya hesabından da bir paylaşımda bulunan Koca, atamaların mülakatsız bir şekilde gerçekleşeceğini söyledi.

Tercih kılavuzu ÖSYM sitesinde yayınlanacak

Koca, açıklamasında gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra tercih kılavuzunun ÖSYM’nin internet sitesinden yayınlanacağını söyledi. Adaylar tercihlerini kılavuzda belirtilen tarihler arasında yapacak. Tercih kılavuzu ise henüz yayınlanmadı.

Öte yanan atamalarda mülakat olmayacağı da paylaşılan bilgiler arasında.  Duyurular, Sağlık Bakanlığı’nın Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve ÖSYM’nin internet adresinde takip edilebilecek.

İBB: Pazartesi günü 201 kişi bulaşıcı hastalıktan öldü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Mezarlıklar Daire Başkanlığı bugün sadece İstanbul’da bulaşıcı hastalıklar nedeniyle 201 kişinin öldüğünü açıkladı.

Twitter üzerinden İBB Haber’in paylaştığı Mezarlıklar Daire Başkanlığı’nın verilerinde 23 Kasım tarihinde İstanbul’da 442 kişinin öldüğü belirtildi. Bu kişilerden 201’inin ölüm nedeni “bulaşıcı hastalık” olarak kayda geçti.

Sağlık Bakanlığı ne diyor?

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilerde ise 23 Kasım tarihinde Türkiye genelinde 153 kişinin Covid-19 salgını nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Açıklamada günlük hasta sayısı ise 6 bin 713 olarak verildi.

Pandemi döneminde derin yoksulluk araştırması: Çocuklar çalışıyor, ortalama gelir 700 TL

Derin Yoksulluk Ağı, Heinrich Böll Stiftung Derneği ve Açık Alan Derneği, Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görüldüğü dönemden haziran sonrasına kadar, pandemide yaşanılan yoksulluk tablosunu araştırdı.  “Pandemi Döneminde Derin Yoksulluk ve Haklara Erişim Araştırması” İstanbul’da pandeminin getirdiği yeni koşulların zaten geçinmekte güçlük yaşayan bireyleri açlık ve yoklukla baş başa bıraktığını gösterdi.

Çalışma kapsamında 103 haneyle görüşüldü. Bunlardan 38’inde bir ila dört  kişinin, 56’sında beş ila sekiz, dokuz hanede ise sekiz kişiden fazla yaşadığı ortaya çıktı.

Görüşme yapılan hanelerdeki yetişkinlerin yüzde 18’i düzenli bir işe sahipken, yüzde 64’ü ise günlük işlerde çalışıyor. Geri kalan yüzde 18 herhangi bir işte çalışmıyor. Görüşme yapılan bazı kişilerin isimleri değiştirildi.

Fotoğraf: Özge Ergin

Ortalama gelir 700-800 TL

Kişiler aylık gelirlerinin ortalama 700-800 TL civarında olduğunu söylüyor. Bunun yanında yüzde 82’sinin kira, fatura, gıda gibi sabit giderleri var.

Görüşmecilerden Meltem, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

Benim evde düzenli çalışanım olsa devletten niye yardım isteyim. Devlet bize erzak vereceğine iş imkanı sağlasın. Konfeksiyon olsa, iş alanları olsa çalışırlar. Çalışsalar devlete muhtaç olmazlar

Çalışanların çoğu da günlük kazançlı iş yapıyor. Bu tür işlerde de yetersiz ücret, uzun çalışma saatleri ve güvenlik ihlalleri birbirini izliyor.

Çalışan çocuklar

Görüşülen hanelerin yüzde altısında sadece çocuklar, yüzde yedisinde ise yetişkinlerle birlikte çocuklar da çalışıyor. Yüzde sekizinde sadece anne, yüzde 44’ünde sadece baba, yüzde beşinde hanedeki diğer yetişkin çalışırken, hanelerin yüzde yedisinde ise kimse çalışmıyor. Çocukların bazıları çalışan aile bireylerinin hasta olması veya yetersiz gelir sahibi olması sebebiyle çalışmak zorunda kalmış.

Melike, çalışması için çocuğunu okuldan aldığını anlatıyor:

Kocam kanser olunca çalışamadı. E napıcaz, okuldan aldık işe koydum biz kalabalığız. Koca çalışırken bile yetmiyordu. Ev kira her şey gider ne yapacak, oğlan büyüdü diye aldık koyduk işte işe.”

Fotoğraf: Özge Ergin

Pandemi döneminde çalışma

Görüşülen kişilerden yüzde 66,9’u günlük işlerde çalışıp pandemi döneminde çalışamadığını, yüzde 16,1’i işten çıkarıldığını, yüzde 10,1’i ücretsiz izne çıkarıldığını söylüyor. Yüzde 5,9’u ise bir değişiklik yaşamadığını belirtiyor.

Raporda değinilen bir diğer önemli bilgi ise kişilerin hiçbirinin evden, uzaktan çalışma imkanına sahip olmaması.

Pelin, pandemi süreciyle birlikte yaşadıklarını şöyle ifade ediyor:

Ben çocuklara bakıyordum, çalışıyordum. Sonra pandemi başladı o zamandan beri işe gidemedim. Eylüle kadar da iş olmaz dediler, bekliyoruz bakalım inşallah olur, kimse temizlikçi de almak istemiyor şimdi şu dönemde. Ben mesela Tüyap’ta temizlik görevlisi olarak da gidiyordum arada ama şimdi oralar da çalışmıyor ki…”

Fotoğraf: Derin Yoksulluk Ağı Gönüllüsü

Kişilerden yüzde 64’ü kirada otururken, yüzde 26’sı ev sahibi ya da oturduğu eve kira ödemiyor. Yüzde 10’u ise baraka, konteyner ya da çadırda yaşıyor. Pandemi döneminde evlerini kaybetme riski yaşayıp yaşamadıkları sorulduğunda kirada yaşayan kişilerin yüzde 38’i yaşadığını söylüyor.

Nurdan konuyla ilgili şunları söylüyor:

En azından kira sorunu olmasaydı çok iyi olurdu. Yemek bulamasan da idare edersin ama kirayı ödeyemeyince sokakta mı yatacaksın?”

Beslenme sorunu

Yapılan görüşmelerde ailelerin yeterli gıdaya ulaşamadıkları, bunun sonucunda vitamin eksikliği gibi sağlık sorunlarıyla karşılaştıkları da ortaya çıkıyor. Çocukların gelişimleri yetersiz beslenme sebebiyle olumsuz etkileniyor.

Pandemi döneminde gıdaya erişim sorulduğunda ise yüzde yedisi bir şeyin değişmediğini, yüzde 53’ü daha fazla öğün atladığını, yüzde 49’u bazı besin gruplarına hiç ulaşamadığını, yüzde 14’ü hiçbir gıdaya erişemediğini belirtiyor.

Fotoğraf: Derin Yoksulluk Ağı Gönüllüsü

Görüşülen 103 haneden 73’ünde okula giden çocuk bulunuyor. Bu çocukların yüzde 44’ü ilkokula devam ederken, yüzde 34’ü ortaokula, yüzde 22’si liseye gidiyor.

Pandemi dönemiyle birlikte başlayan uzaktan eğitim sistemini çocukların yüzde 57’si takip edemiyor. Tablet, bilgisayar ya da televizyonun olmaması yüzde 60’ı için engel. Ardından yüzde 54’ünün internet bağlantısı olmaması, yüzde 45’ini takip eden bir yetişkin olmaması, yüzde 39’unun yeterli bilgiye sahip olmaması, yüzde 18’i için isteksizlik ve yüzde yedisi için çalışmak zorunda olmak engel teşkil ediyor.

Çocukların yüzde 59’u bu engellerden en az ikisiyle karşı karşıya.

Fotoğraf: Özge Ergin

Ailelerde görüşülen kişilerin birçoğu pandemi sürecinde ev içindeki çatışmaların arttığını söylüyor. Bazı aileler pandeminin yarattığı korkunun, temek ihtiyaçları karşılayamama kaygısıyla birleştiğini, bazıları evde, küçük bir alanda bir arada kalmanın evdeki stresi artırdığını söylüyor.Ebeveynlerden bazıları çocuklara karşı öfkelerini kontrol edemediklerini anlatıyorlar.

Arife, şunları paylaşıyor:

Sakinleşemedim, çocuklara yapma etme dedim, sürekli bağırdım çağırdım.”

Araştırmanın tamamına ulaşmak için tıklayın