Ana Sayfa Blog Sayfa 1798

Esnaftan ‘önlem’ protestosu: Yeme, içme, eğlence sektörüne ayrımcılık yapılıyor

İstanbul Kadıköy‘de bir araya gelen beş  esnaf derneği, koronavirüs salgını kapsamında alınan yeni önlemlere tepki göstererek ‘üvey evlat’ muamelesi gördüklerini söyledi. 
 
Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği, Kadıköy Esnaf Derneği, Beşiktaş Esnafı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Avcılar Kafe ve Bar İşletmecileri Derneği ve Kocaeli Eğlence Yerleri Yatırımcıları Derneği’nin yaptığı ortak açıklamada, pandeminin bütün yükünün yeme, içme sektörüne kesildiği vurgulandı.
 
Türkiye TEKEL Bayileri Platformu İstanbul Başkanı Birol Şeker‘in okuduğu açıklamada, alkol satan yerlerin 20.00’de kapatılmasına rağmen diğer market ve bakkalların daha geç saatlere kadar açık kalması “Bu ayrımcılık tesadüf değil. İçkili sektör ötekileştirilmeye çalışılıyor. Oysa biz belli bir toplumsal talebi karşılamak için varız” diyerek eleştirildi. 
 
İçki sektörün ötekileştirilmeye çalışıldığını belirten esnaf, sahte içki yüzünden yaşanan ölümleri hatırlattı. 
 
 
Koronavirüs önlemleri kapsamında İçişleri Bakanlığı lokanta, kafe, restoran gibi işletmelerin sadece paket servis ya da gel al şeklinde hizmet vermelerine izin verdi.

‘Pandeminin yükü yeme, içme sektörüne kesildi’

Kadıköy Esnaf Derneği (KADIDER) Başkanı Tuncay Savaş da şöyle konuştu: 

“Ülkemizin içinden geçtiği zorlu pandemi sürecinin tüm işletmeciler ve esnaflar olarak farkındayız. Ancak pandeminin yarattığı ağır koşulların faturasını sadece yeme-içme ve eğlence sektöründeki cafe, bar, restoran, içkili lokanta, kulüp, diskotek, TEKEL bayii ve nargile kafelere kesilmesine anlam veremiyoruz. Pandeminin yayılmasının tek sorumlusu bizmişiz gibi davranılarak, yalnızca bize ağır yaptırımlar uygulanırken diğer taraftan fabrikalar ve alışveriş merkezleri faaliyetlerine devam ederken, toplu taşımalarda yoğunluk sürerken, salgını kontrol altına almak adına adaletli davranılmamaktadır. Bu çifte standart ile birlikte sektörümüze uygulanan cezalandırmayı kabul etmiyoruz. Çözüm gibi sunulan gel-al, paket servisi veya online satışla binlerce çalışanı olan koskoca bir sektörün ayakta kalacağına inanmadığımız gibi, kafe, bar, restoran ve içkili eğlence yerlerinin paket servisi hizmetiyle alakası olmadığı da aşikardır.”

‘Batıyoruz’

Esnaf ayrıca mevcut kredilerinin ertelenmesi, kısa çalışma ödeneğinin sağlanması, kira ve ekonomik destek verilmesi, faturalardaki vergiden muaf tutulmasını talep etti. Hükümetin kendilerine destek vermediğini fakat vergi almaya devam ettiğini belirtilen açıklamada şunlar dile getirildi:

“AVM ve fabrika gibi işletmeler hala aynı şekilde çalışmaya devam ediyor. Kapalı olan işletmelerin hala kira stopajı alınıyor. Hükümet bize herhangi bir destek vermediği gibi bizden aldığı vergiden de vazgeçmiyor. Hükümetimiz ne yazık ki Avrupa’daki esnafa verilen ekonomik destekleri örnek almıyor. Esnaf destek bekliyor. Çünkü batıyoruz.” 

İkinci kez koronavirüse yakalanan Yılmaz Vural yoğun bakıma alındı

Teknik direktör Yılmaz Vural, yeniden koronavirüse yakalandı. Hastaneye kaldırılan Vural’ın yoğun bakıma alındığı ve entübe edildiği öğrenildi. 

67 yaşındaki teknik adam, daha önce haziran ayında koronavirüse yakalanmış ve devamındaki tedavi sürecinin ardından testleri negatife dönmesiyle sağlığına kavuşmuştu.

Hastaneden açıklama: Durumu ciddiyetini koruyor 

Acıbadem Altunizade Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, Vural’ın sağlık durumuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“19 Kasım’da Covid-19 tanısı alarak tedavisine başlanan Yılmaz Vural, ayaktan takip edilmekteyken nefes darlığı gelişmesi nedeniyle, 24 Kasım’da hastanemize yatırılmıştır. Hastanın oksijen ihtiyacının artması üzerine, bugün (27 Kasım) öğle saatlerinde yoğun bakım ünitesine alınarak ventilatör altında takibi devam etmektedir. Hastanın durumu ciddiyetini korumakta olup gelişmeler ailenin izniyle paylaşılacaktır.”

Ailesi: 19 Kasım’dan beri tedavi altında

Yılmaz Vural’ın ailesi de sosyal medyadan duyuruda bulundu: “Babamız COVID-19 tanısı aldığı 19 Kasım tarihinden itibaren tedavi altındadır. Bugün, oksijen ihtiyacının artması üzerine yoğun bakım ünitesinde solunum cihazına bağlı olarak takibi devam etmektedir. Durumu ciddiyetini korumaktadır.”

Kariyerinde 29 kulübü çalıştıran Yılmaz Vural, son olarak Akhisar Belediyespor’da görev yapmıştı.

 

CHP 20 ildeki bulaşıcı hastalık ölüm sayılarını paylaştı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Covid-19 Danışma Kurulu, 11 tanesi büyükşehir olmak üzere 20 kentin  ‘bulaşıcı hastalık’ ölüm verilerini paylaştı.

Verilere göre mart ayından 24 Kasım 2020 tarihine kadar bu illerde koronavirüs sebebiyle toplam 21 bin 84 kişinin hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı bu tarihler arasında Türkiye genelinde 12 bin 511 kişinin yaşamını yitirdiğini iddia ediyordu.

Beş başlıkta eylem planı

Vakalardaki artış sebebiyle eylem planı da oluşturan kurul, 14 gün tam kapanma çağrısında bulundu. Eylem planı beş ana başlıktan oluşuyor. Acil eylem planında kurumsal işleyiş, sosyal politikalar, sağlık politikaları, sağlık emekçileri ve aşı başlıkları var.

Acil eylem planında neler var?

Planın birinci başlığını oluşturan kurumsal işleyiş kısmında verilerin şeffaf bir şekilde paylaşılması, karar verme süreçlerinde meslek örgütlerinin, sağlık alanındaki sendikaların ve yerel yönetimlerin sürece dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Sosyal politikalar başlığında ise sosyal devlet gerekliliği olarak halka doğrudan ve karşılıksız gelir desteği verilmesi gerektiği söyleniyor. Kurula göre, bu şartın yerine getirilmesi durumunda ülkenin en az 14 gün boyunca kapanması gerekli.

Kapanmanın açık kalması zorunlu olan yerler dışında tüm özel sektör ve kamu kuruluşları kapsayacak şekilde oluşturulması gerektiğinin altı çiziliyor.

Ruh sağlığı koruyucu destek mekanizmaları olmalı

Raporda, hastalığın teşhis edildiği andan itibaren ilaçların temininin yapılması gerektiği belirtilerek, hastalar için ruh sağlığı koruyucu destek mekanizmalarının kurulmasına dikkat çekiliyor.

Tıbbi cihaz ve kişisel koruma ekipmanlarının devlet tarafından karşılanmasına da vurgu yapılıyor. Ayrıca, kurulun önerisine göre özel hastanelerin yoğun bakım merkezleri kamunun kullanımına açık olması ve risk altındaki kişilere düzenli test yapılması gerekiyor.

Atanamayan sağlıkçılar atanmalı

Eylem planının sağlık emekçileri kısmında atanamayan sağlık emekçilerinin atanmalarının yapılmasına vurgu yapılıyor. Ayrıca eylem planına göre sağlık çalışanlarının barınma ve ulaşım ihtiyaçlarının giderilmesi, koronavirüsün acilen meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerekiyor.

Aşı konusunda ise, aşı çalışmalarına gerekli desteğin sağlanması ve aşının ücretsiz olması gerektiğinin altı çiziliyor.

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Ahmet Davutoğlu koronavirüse yakalandı

Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu‘nun koronavirüs testi pozitif çıktı. Parti Sözcüsü Serkan Özcan, Davutoğlu’nun sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti.

Serkan Özcan yaptığı paylaşımda “Dün ortaya çıkan belirtiler üzerine Sn. Genel Başkan’ımız Ahmet Davutoğlu bugün Covid-19 testi yaptırmış ve sonuç maalesef pozitif çıkmıştır. Kendisinin sağlık durumu şu an iyidir ve evinde istirahat halindedir. Sn. Gnl.Bşk.’ımıza acil şifalar diliyoruz. Dualarımız kendisiyle” ifadelerini kullandı.

‘Çalışmaya evden devam edeceğim’

Ahmet Davutoğlu, da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Bugün yaptırdığım Covid-19 test sonucu pozitif çıktı. Allah’a şükürler olsun genel durumum iyi. Çalışmalarımızı karantina süresi boyunca evimden devam ettireceğim. Bütün hastalarımıza Rabbim’den acil şifa diliyorum. Lütfen önlemlere ve sağlığınıza dikkat edin.” ifadelerini kullandı.

Dr. Ömer Akalın koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Bursa‘da çalışan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Akalın‘ın yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

Akalın, yaklaşık 20 gün önce koronavirüse yakalanmıştı.

Dr. Akalın’ın vefatını sosyal medya hesabından duyuran TTB mesajında, “Bursa’da çalışan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Akalın’ı Covid-19 nedeniyle kaybettik. Ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz” denildi.

CHP’li Erbay Enerji Bakanı’na sordu: Muğla’nın yüzde 59’u maden sahası ilan edildi mi?

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Av. Burak Erbay, Muğla’daki maden sahalarını gündeme getirdi.

Muğla’nın yüzde 59’unun maden sahası ilan edildiği iddiasını söyleyen CHP’li vekil, Bakan Fatih Dönmez’e, “Muğla’da madenler için doğayı, çevreyi ve geleceğimizi daha ne kadar talan edeceksiniz?” diye sordu.

‘Tarım alanları ve doğal yaşam yok ediliyor’

Muğla’nın bütün doğal güzelliklerinin, yer altı ve yerüstü su varlıklarının maden için yok edildiğini söyleyen Erbay, “Atalarımız bu topraklara yıllar önce yerleştiler, buralarda çeşitli tarım ürünleri ektiler. Ama şimdi bütün doğal yaşam ve tarım arazileri madenler için yok edilmek isteniyor. Biz yatırımlara ve yeraltı zenginliklerimizin çıkarılmasına karşı değiliz. Ancak maden için doğal güzelliklerin yok edilmesini doğru bulmuyoruz” dedi.

CHP’li Erbay, TEMA Vakfı tarafından hazırlanan ve Muğla’nın yüzde 59’unu maden arama sahası olarak işaretleyen haritayı Bakan Dönmez’e göstererek şunları söyledi;

Biz yatırımların çevreyi gözetir bir şekilde yapılmasını ve enerji kaynaklarının doğru kullanılmasını istiyoruz. Bizim karşı olduğumuz durum, kısa vadede birilerinin zengin edilmesi pahasına Muğla’nın dağlarının, koylarının, ormanlarının, su kaynaklarını ve tarım arazilerinin yok edilmesidir.

Bu alanlar doğa harikası yerlerdir, sit bölgeleridir, göz bebeğimiz gibi baktığımız, koruduğumuz yerlerdir. Hâlbuki buralar kendi doğal akışına bırakılsa yüzyıllar boyunca atalarımızdan, dedelerimizden bize kalan miras, gelecek kuşaklara da aktarılacaktır.

‘Önemli bir tarımsal çeşitliliğe sahip’

Her ne kadar turizm kenti olarak bilinse de Muğla’da çam balı, fıstık çamı, portakal, mandalina, limon, domates, badem ve zeytinyağı gibi birçok tarımsal ürün yetiştirildiğini hatırlatan Erbay konuşmasına şu şekilde devam etti:

Ayrıca Muğla ülkemizdeki en önemli alabalık merkezidir. Turizm anlamında da ülkemize gerçekten büyük katma değer sağlıyoruz. TEMA Vakfı tarafından hazırlanan bir harita Muğla’nın yüzde 59’unun maden arama sahası ilan edildiğini gösteriyor. Bunun da doğru olup olmadığını sormak istiyorum. Zaten Muğla’nın dağlarının son durumu ortada.

Yatağan’ın, Milas’ın bütün dağları delik deşik edilmiş durumda. Buna rağmen ısrarla Muğla’da maden aramasına izin verildiğini görüyoruz. Bunlardan vazgeçilmesini istiyoruz. Bizler hem tarımımızla hem de turizmimizle madenin getirisinden çok daha fazlasını çok daha uzun yıllar elde edebiliriz. O yüzden bölge halkını yok saymadan, konunun uzmanlarından görüş alınarak, ortak akılla planlanma yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda hassasiyet bekliyoruz. Muğlamızın yaşam kaynağı, nefes kaynağı olan bu dağların koruma bölgesi ilan edilmesi doğamızı korumanın tek yoludur.

Artvin Yusufeli’nde HES karşıtı protesto: İzinsiz şekilde sekiz aydır çalışıyorlar

Artvin Yusufeli’nde yapılması planlanan iki farklı hidroelektrik santral (HES) projesine karşı yurttaşların tepkisi devam ediyor.

Demirdöven köyündeki Nuryol İnşaat’a ait Damla HES projesi ile Kılıçkaya Köyü’nde Ata HES Mühendislik Müşavirlik Enerji tarafından yapılması planlanan Aydın Regülatörü HES projesine karşı bölge muhtarları ve köylüler bir araya gelerek ortak basın açıklaması yaptı.

‘İzinler tamamlanmadan çalışmaya başladılar’

Birgün’den Dilan Şahinbaş’ın haberine göre yapılan açıklamada Yusufeli’nin HES’lerin kuşatması altında olduğuna dikkat çekildi. Şirketin Demirdöven Köyü’nde kanunsuz ve izinsiz şekilde yaklaşık 8 aydır çalışmalarını yürüttüğünü belirten Boyalı Köyü Muhtarı Muzaffer Tunç açıklamada şunları söyledi:

Barhal Vadisi’nin sonunu getirecek Damla HES’ler için 16 Kasım’da uygulama imar planı ve nazım imar planın oylaması Artvin İl Genel Meclisi’nde yapıldı. Şirket izinlerini tamamlamaya çalışıyor olmasına rağmen 8 ay önce şahsa ve hazineye ait arazilerde ve 4 ay önce de kamulaştırma yaptıkları alana şantiye kurarak çalışmalarını başladı.

Dava süreci devam ediyor

Hukuki süreç tamamlanana kadar şirketin doğaya geri dönüşü olmayan tahribatlarda bulunacağını aktaran Tunç, “Şu anda Rize İdare Mahkemesi’nde bulunan dava neticesinde bu projenin iptal edilmesi söz konusu ancak proje hakkında yürütmeyi durdurma kararı olmadığı için şirket çalışmalarına devam ediyor” dedi.

Tunç konuşmasını “Hukuki sürecin ne zaman sonlanacağı belli olmadığından bu süre zarfında şirket doğaya geriye dönüşü olmayan tahribatlar verecektir. Bıçakçılar Vadisi, Kılıçkaya Deresi ve sonrasında diğer dereleri aynı akıbet bekliyor” sözleriyle sürdürdü.

‘Canlıların yaşam alanına yapılıyor’

Yusufeli’nin geleceği şirketlere bırakılıyor diyen Tunç “Çoruh tabanında bulunan verimli arazilerimiz sular altında kaldı ve kalıyor. Barhal Vadisi’nde tespit edilen tehlike altında 21 tür bitki var” dedi.

Aynı şekilde ender hayvan popülasyonuna da ev sahipliği yaptığını belirten Tunç “Türkiye’nin çok az yerinde bulunan Dağ Keçileri, Dağ Horozu, Kafkas Semenderi ve ayrıca 12’si endemik 142 kelebek türü ve birçok başka türler yaşıyor. Doğayı tahrip eden HES’ler bu canlıların yaşam alanlarında yapılıyor” şeklinde konuştu.

Diyarbakır Barosu Dicle’deki toplu balık ölümlerine karşı suç duyurusunda bulundu

Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu, Dicle Nehri‘nin Bismil ilçe sınırları içerisinde kalan bölümünde yaşanan balık ölümlerine ilişkin ilgili kurumlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Balık ölümlerinin baraj kapaklarının kapatılmasından kaynaklandığını belirten komisyon yaptığı paylaşımda “Ilısu Barajı’nın kontrolsüz şekilde su tahliye etmesi sonucunda yaşanan çevre felaketinde sorumluluğu olan görevliler hakkında komisyonumuz tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur” denildi.

Yetkililer görmezden geldi

Aynı bölgede bugüne kadar milyonlarca balık ölümü yaşandığı belirtilen başvuruda yetkililerin ise bu duruma engel olmanın yanı sıra herhangi bir işlem başlatmadıkları söylendi.

Komisyon, Devlet Su İşleri 16’ncı Bölge Müdürlüğü, baraj yönetiminden sorumlu ilgililer ve İl Hayvanları Koruma Kurulu ilgili üyeleri hakkında görevi ihmal ve görevi kötüye kullanılması gerekçesiyle Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı’nda başvurarak, ilgili kurumlar hakkında dava açılmasını talep etti.

Dersim’de avcılar, koruma altındaki yaban keçisini öldürdü

Dersim’in Mazgirt ilçesinde, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan bir yaban keçisi avcılar tarafından öldürüldü.

İlçeye bağlı Kale bölgesinde ölü halde yaban keçisi bulan vatandaşlar, durumu jandarma ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne bildirdi.

Para cezası kesildi

Rudaw’dan Ali Haydar Gözlü’nün haberine göre bölgeye gelen ekipler, yaptıkları inceleme sonrası yaban keçisini avlayan kişi ya da kişilerin yakalanması için bölgede çalışma başlattı.

Öte yandan emniyet ekiplerinin çalışması sonucu yaban keçisini avladığı ileri sürülen bir kişi hakkında Kara Avcılığı Kanunu‘na muhalefetten idari para cezası uygulandığı öğrenildi.

Yaşlıların “Xızır’ın davarı” dedikleri dağ keçileri Kürt Aleviler için kutsal kabul ediliyor ve bu yüzden avlanılmıyor. Ancak bu kutsal hayvanlar her yıl kent dışından gelen avcılar tarafından öldürülüyor.

Erdoğan Kanal İstanbul’dan vazgeçmiyor: Projede sona yaklaşıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün cuma namazı çıkışında yaptığı açıklamalarda maddi ve çevresel sorunlara neden olacağı sebebiyle kamuoyunda tepkiye neden olan Kanal İstanbul Projesi’ne de değindi. Erdoğan, proje için ihale aşamasına gelindiğini açıkladı.

Boğaz’daki kaza riskini en aza indirmek iddiasıyla ortaya konan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın  ‘Çılgın Proje’ olarak adlandırıldığı  ‘Kanal İstanbul Projesi’nde artık sona yaklaşılıyor.

Erdoğan: ‘Yatırımlarda durma söz konusu değil’

Projeyle ilgili bilgi veren Erdoğan, artık ihale safhasına gelindiğini söyledi:

“Kanal İstanbul Projesi’nin mimari boyutu hazırdır. Bunun yanında teknik tüm boyutlar hazırdır ve artık işin ihale safhasına gelmiştir. Yatırımlarda herhangi bir durma söz konusu değil. Yatırımlarımız devam ediyor. Bunlar içerisinde bir numaralı proje Kanal İstanbul. Kanal İstanbul Projesi’yle İstanbul çok daha farklı bir görünüme ve uluslararası anlamda da çok daha farklı bir güce ulaşacaktır”

Gündeme geldiğinden beri çok tartışma yaratan proje, hem siyasilerin hem de kamuoyunun çevreye vereceği zararlar sebebiyle tepkisini çekti. Konuyla ilgili birçok eylem ve basın açıklaması gerçekleştirildi.

İmamoğlu’na soruşturma açılmıştı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu‘na Kanal İstanbul Projesi’ni eleştirdiği için devlete karşı çıkmaktan soruşturma açılmıştı. İmamoğlu ise projeyi devlet projesi olarak görmediğini dile getirmişti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da İmamoğlu’na soruşturma açılmasını eleştirerek ‘Proje eleştirilmezmiş. Tabii ki eleştireceğiz’ demişti.