Ana Sayfa Blog Sayfa 1709

Dünya Sağlık Örgütü: 2017 yılında Türkiye’deki 20 binden fazla ölüm engellenebilirdi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanları tarafından yayımlanan bir makaleye göre, Türkiye’de 2017 yılında tütün ve tuz tüketimiyle fiziksel hareketsizliği azaltma hedefi tutturulsaydı 20 binden fazla ölümün engellenebileceği açıklandı.

Yayımlanan makalede uzmanlar, Türkiye’de 2017-2025 yılları için uygulamaya konan Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar (BOH) eylem planının olası sonuçlarını inceledi.

Türkiye’deki ölümlerin yüzde 89’unun bu hastalıklara bağlı olduğu belirtilirken, dünya genelinde BOH bağlantılı en fazla ölüm Avrupa’da yaşanıyor. Bu hastalıklardan dolayı ölenlerin yaklaşık beşte biri 70 yaşın altında bulunuyor.

Hükümet eylem planı hazırladı

Bilim dergisi Lancet‘te yayımlanan makaleye göre, Türkiye nüfusunun yaşlanmaya başlamasıyla bu hastalıkların sosyal ve ekonomik zorluklarını hafifletmek için hükümetin 2017-2025 yıllarını kapsayan bir eylem planı hazırladığı söyleniyor.

Eylem planında kalp damar rahatsızlıkları, kronik solunum hastalıkları, kanser ve diyabette tütün, alkol, beslenme ve hareketsizlik dört ana risk faktörü olarak sıralanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü uzmanları, Türkiye’nin tütün ve tuz tüketimini yüzde 30, hareketsizliği de yüzde 10 oranında azaltma hedefinin olası etkilerini hesapladı.

2017’deki verileri inceleyen uzmanlar, eylem planındaki hedefler tutturulabilseydi, sadece o yıl 20 bin 281 ölümün engellenebileceğini söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölge Direktörü Özel Danışmanı Dr. Joao Breda konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

WHO/Avrupa’nın bulgulara dayalı bu yaklaşımı sadece Türkiye’nin BOH’la ilgili eylem planının potansiyel etkilerini değerlendirmiyor. Bu yaklaşım, her yıl daha fazla hayat kurtarmak için bize en etkili önlemleri bulma konusunda bize yardımcı olabilir.”

Önlenebilir ölümler engellenebilir

Dünya Sağlık Örgütü, BOH’larda Türkiye için en önemli risk faktörlerini tuz tüketimi, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, sebze-meyve tüketimi ve alkol tüketimi şeklinde sıraladı.

Örgüte göre ülkede tuz tüketimi ve hareketsizliğin düşürülmesiyle önlenebilir ölümleri yüzde 50’den fazla azaltmak mümkün gözüküyor.

Trump, yemin töreni öncesi kendisine veda etkinliği hazırlıyor

Yarın Amerika Birleşik Devletleri‘nin seçilmiş Başkanı Joe Biden‘ın yemin etmesiyle başkanlık görevi bitecek olan Donal Trump, kendisi için bir veda etkinliği planladı.

Başkanlık uçağının bulunduğu Maryland eyaletindeki Andrews Üssü‘nde düzenlenmesi planlanan etkinlik için çok sayıda kişiye davetiye gönderildi. Davete Trump destekçileri ve Trump’ın yönetiminde görev alan isimler katılacak.

Veda töreni için davetiye alan kişiler beraberinde beş kişi daha getirebilecek. Medyaya yansıyan davetiyelere göre davetlilerden silah, cephane, patlayıcı, lazer işaretleyici ve oyuncak silah getirmemeleri isteniyor.

The Guardian‘ın haberine göre, veda etkinliğinin Biden’ın yemin töreninden dört saat önce sabah 08.00 sıralarında başlayacağı belirtildi. Ancak, güvenlik aramaları nedeniyle davetlilerin bir saat önce gün doğarken alanda olmaları istendi.

Trump’ın Air Force One uçağının halen kendi kullanımında olduğu sıralarda etkinliğin sonlanması bekleniyor.

Trump, askeri tören yapmak istedi

Trump’ın bu etkinliği görkemli bir askeri törene çevirmek istediği, ancak ABD Savunma Bakanlığı‘nın (Pentagon) bu talebi reddettiği iddia ediliyor.

Güvenlik ve istihbarat konularına yer veren Defence One isimli siteye konuşan Pentagon yetkilileri, önceki beş başkana yapılanın aksine Trump için askeri veda töreni düzenlenmeyeceğini belirtti.

Trump yönetiminin askeri uçaklarla geçit yapılması için nabız yokladığı belirtiliyor.

Biden’ın yemin törenine katılacağını açıklayan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence‘in Trump’ın bu etkinliğine katılıp katılmayacağı ise henüz bilinmiyor.

Donald Trump, rakibinin yemin törenine katılmayan ABD tarihindeki dördüncü başkan olacak.

Sağlık çalışanları için yıllık izin ve emeklilik yasağı kaldırıldı

Koronavirüs sebebiyle Sağlık Bakanlığı’nın  27 Ekim 2020’de sağlık çalışanları için getirdiği yıllık izin ve emeklilik yasağının kaldırıldığı açıklandı. Ancak, istifa ve muvaffakiyet yasağı ise devam edecek.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın imzasıyla 81 ilin sağlık müdürlüğüne gönderilen yazıya göre, sağlık personeline kamu sağlık hizmeti aksamayacak şekilde yıllık izin ve ücretsiz izin verilebilecek ve emeklilik talebinde bulunan sağlıkçıların da işlemleri yerine getirilebilecek.

Yıllık izin talepleri Bakanlık merkez teşkilatında birim amirleri, Bakanlığın ilgili ve bağlı kuruluşları, kuruluşun en üst amiri, illerde il sağlık müdürü, ilçelerde il sağlık müdürü ile istişare ederek sağlık müdürü veya toplum sağlık merkezi başkanı ve sağlık tesislerindeki başhekimler tarafından değerlendirilip yerine getirilebilecek.

Şua izni de kullanılabilecek

657 sayılı Kanun’un 103. maddesinin son fıkrasına göre radyoaktif ışınlarla çalışan personele verilmekle yükümlü olunan bir aylık sağlık izni (şua) kurum amirlerinin uygun görecekleri zamanlarda kullandırılacak.

Sağlık tesislerinde görev yapmakta iken, başka kamu kurum ve kuruluşlarına atama talep edip de ataması yapılan personelin ayrılışı yapılmayacak. Başka kamu kurum ve kuruluşlarına atanma talep eden personele bu süreçte muvafakat verilmeme uygulamasına devam edilecek.

Bunun yanında, özel ve vakıf grubuna dahil üniversitelerin öğretim üyesi kadrolarına atanacak personel ile kamu kurum ve kuruluşlarının idareci pozisyonuna atanacak personele onay verilebilecek.

Bu durumlar haricinde, Bakanlığın 27 Ekim 2020 tarih ve 3137 sayılı yazısının 1, 4, 6, 10 ve 12’nci maddelerinin uygulanmasına devam edilecek.

HDP’li Ali Kenanoğlu Kayseri OSB’deki yolsuzlukları Meclis gündemine taşıdı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile ilgili yolsuzluk raporuna yönelik yanıtlanması istemiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a soru önergesi vererek konuyu Meclis gündemine taşıdı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı 408 sayfalık yolsuzluk raporunda 73 bin TL’ye alınan yüzlerce tespih, 23 bin TL’lik tuğralı fincan takımı, 1,1 milyon TL’ye döşenen makam odası harcaması için israf yorumu yapıldı.

Raporda ikisi dışında 57’sinin demirbaş listede yer almadığı toplam 59 cep telefonunun 350 bin liraya mal edildiği belirtildi.

Ayrıca, raporda yerel gazetelere 15 Mayıs-25 Eylül 2019 tarihlerinde 1 milyon 484 bin 348 liralık ödeme yapıldığı kaydedilirken, bazı ödemelerin OSB seçim sürecinde rakip adaylara karşı yapılan haberler olduğuna da dikkat çekildi.

Oda için yapılan toplam harcama 1 milyon 459 bin 839 TL

Kenanoğlu, tarafından verilen soru önergesinde incelemeye alınan yerlerden biri olan yönetim binası içine yapılan Osmanlı odası için harcanan miktarlarda gündeme getirildi. Soru önergesinde konuyla ilgili şu ifadeler yer aldı:

104 metrekarelik oda rapora göre bir müze olarak düzenlenmiş. Oda ziyaretçilere açık değil. Oda için yapılan toplam harcama 1 milyon 459 bin 839 TL. Odada tablolar, el yazmaları, kılıçlar ve antika sanat eserleri sergileniyor. Tanesi 2 bin 900 TL olan II. Abdulhamit Tuğralı 8 fincan ve çerezlik için ödenen para 23 bin 200 TL. Antika bir obje için 5 bin TL ödenirken, bir bileklik için ödenen para ise 7 bin 500 TL. 4 bin TL değerindeki II. Abdulhamit tuğralı zemzemlik gülabdan ise odada bulunan ürünler arasında yer aldı.” Müfettişler, söz konusu odaya yapılan harcama için “OSB’nin kuruluş amacına aykırı” değerlendirmesinde bulunmuştur”

Makam odası için yapılan harcama 1 milyon 132 bin 569 TL

Kenanoğlu, önergede OSB Başkanı Tahir Nursaçan‘ın makam odasına yaptığı harcamaları da gündeme taşıdı:

Rapora göre Nursaçan’ın, yönetim binasının birinci katında 74 metrekarelik bir çalışma odası bulunuyor. Bu odanın dışında bir üst katta ise 406 metrekareden oluşan bir makam odası bulunuyor. Bu oda için yapılan harcama ise 1 milyon 132 bin 569 TL. 500 bin lira değerindeki 9 metrelik dev ekran, 33 bin liralık televizyon makam odasında yer alan eşyalardan birkaçı. Makam odasının nadiren kullanıldığı belirtilen raporda “Kaynaklar etkin kullanılmadı. İsraf…” denilmektedir.”

İçinde 1200 sanayi kuruluşunu barındıran Kayseri OBS için yapılan soruşturmayı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor. 200’ü aşkın sanayici de soruşturmaya müdahil.

Ali Kenanoğlu’nun soruları

Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun yanıtlaması istemiyle Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a yönelttiği sorular ise şöyle:

1- OSB’nin kuruluş amacına aykırı hareket eden, kaynakları etkin ve verimli kullanmayan, etik dışı harcamalar ile israfa neden olan Kayseri OSB Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, Bakanlığınız Müfettişlerince tespit edilen usulsüzlükler nedeniyle işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi haklarında işlem yapılacak mıdır?

2- Kayseri OSB’deki usulsüz harcamalar ilgililerden faizi ile birlikte tahsil edilecek midir?

Çanakkale Orman Müdürlüğü: Doğu Biga’nın altın aradığı bölge rehabilite edilecek

Ruhsatı bitmesine rağmen sahada varlığını sürdüren Doğu Biga Madencilik için Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi‘ne (CİMER) yapılan başvuruya Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’nden cevap geldi.

Cevapta, Doğu Biga Madencilik için verilmiş izinlerin 27.10.2020 tarihinde geri alınarak iptallerinin yapıldığı belirtildi ve “İzin sahalarına ait bölgeleri rehabilitasyon eylem planı kapsamında tekrar doğaya kazandırılmak için gerekli çalışmalar başlatılacaktır. Bilgilerinize sunulur” ifadeleri kullanıldı.

Şirket sahadan çekilmedi

Duvar‘dan Eren Aşnaz‘ın haberine göre, Çanakkale’de Atikhisar Su Havzası‘nda Kanadalı Alamos Gold‘un iştiraki Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından yürütülen siyanürlü altın madeni işletmesi ruhsatının iptal edilmesine rağmen şirketin bölgedeki varlığını sürdürmesine siyasiler ve çevre örgütleri tepki göstermişti. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne CİMER üzerinden alanın durumuna dair dilekçe verilmişti. Dilekçede şu ifadeler yer almıştı:

Orman izninin bitim tarihi itibariyle izin iptal işlemlerine başlanıp başlanmadığı, başlandı ise hangi aşamada olduğu, başlanmadı ise yasal gerekçelerini, söz konusu maden sahasında, doğal yapısı bozulan orman alanları üzerinde ne gibi rehabilitasyon (iyileştirme) işlemlerinin yapıldığı, sahada varolan tesislerle ilgili olarak ne tür idari kararların verildiğini, izin iptali ve sahaların geriye alınması işlemi yapıldı ise sahada işgalin neden sona erdirilmediğinin bildirilmesini 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca talep ediyorum.”

[Kadın aktivistler konuşuyor-2] Fatma Biltekin: Barınaklarda taciz var

İklim, çevre ve ekoloji hareketlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ne kadar etkili? Buna karşı savunma mekanizmaları neler? Yeşil Gazete, kadın aktivistlere soruyor.

Buğday fiyatları son altı yılın zirvesine çıktı

Çin ve diğer ithalatçıların artan talebi ve en büyük ihracatçı Rusya‘nın getirdiği ek gümrük vergileriyle buğday fiyatları altı yıldan fazla bir sürenin en yüksek kapanışına ilerledi.

Çin’in artan talebi, önemli ekim alanlarındaki kuraklık, hükümetlerin iç tedariği sağlamak için ihracatı kısıtlama çabaları küresel tahıl fiyatlarının 2014’ten beri en yüksek seviyeye çıkmasında etkili oldu.

Bloomberg HT’nin aktardığına göre pandemi döneminde dünyada açlığın da arttığı bir dönemde yaşanan bu fiyat artışı, gıda enflasyonuna dair endişelere de yol açıyor.

25 yılın en büyük buğday alımı

Çin’in tarım emtialarına olan talebi bu sene oldukça arttı. Soya fasulyesi, mısır ve et ithalatında rekorlar kırılırken 25 yılın en büyük buğday alımları gerçekleşti. Azalan arzla ülkenin mısır ithalatı 11 milyon tonu aştı.

Chicago emtia Borsasında işlem gören Mart vadeli soya fasulyesi kontratı yüzde 1.4 düşüşle bushel başına 13,97 dolar oldu. Mart vadeli buğday kontratı ise yüzde 1.3 artışla yaklaşık 12.7 kilo başına 6.84 dolardan işlem gördü.

Nesli tükenme tehlikesi altında olan Akdeniz foku Antalya’da ölü bulundu

Sualtı Federasyonu Antalya İl Temsilcisi İsa Alemdar, teknesiyle Antalya Körfezi’ndeyken su üzerinde nesli tükenme tehlikesi altında olan Akdeniz fokunu ölü buldu.

AA‘nın aktardığına göre, durumu Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bildirdikten sonra Alemdar, teknesine aldığı foku karaya çıkardı.

İsa Alemdar, Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu (SAD-AFAG) Koordinatörü Cem Orkun Kıraç’ın yönlendirmesiyle otopsi yapılması için foku iki gönüllü veterinere teslim etti. Akdeniz foku daha sonra Akdeniz Üniversitesi’ne gönderildi.

Geçen yıl da aynı foku görmüştü

Ölen fokla geçen yıl da dalış sırasında karşılaştıklarını belirten Alemdar şunları söyledi:

İlk karşılaşmanın ardından iki defa daha dalışlarımıza eşlik etmişti. Dalışta canlı gördüğümüz fokun ölüsünü bulmam benim için çok üzücü oldu. Otopsi sonucuna ilişkin bilgi gelmedi ancak inşallah insan kaynaklı bir ölüm değildir.”

Balıkçı ağlarına takılıyorlar

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu bu tür fokların genelde balıkçı ağlarına takılarak hayatlarını kaybettiğini belirtti.

Bu fokun da aynı şekilde öldüğünü düşündüklerini söyleyen Gökoğlu, balıkçıların özellikle mağaraların etrafına ağ atmaması gerektiğini kaydetti.

Dünyada sayıları 600-700’e kadar düştüğü tahmin edilen Akdeniz folklarının yüzde 75’inin Türkiye ve Yunanistan kıyılarında yaşam mücadelesi verdiği vurgulandı.

Türkiye’yi kadınlar yönetse nasıl olurdu?

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği, kadın liderliğinde bir ülkenin nasıl olacağını ortaya koymak amacıyla Ülkemi Ben Yönetsem adıyla bir web sitesi geliştirdi.

Siteye giren kadınlar, kendilerinin seçilmiş veya atanmış yöneticiler olmaları durumunda Türkiye’yi nasıl yöneteceklerini bir cümleyle paylaşıyor.

Proje; Türkiye’de ve dünyada ülkeleri kadınların yönetmeleri halinde neler yapabileceklerini ve kadın liderliğinin Türkiye ve dünyayı nasıl yaşanılır bir yer haline getirebileceklerini göstermeyi amaçlıyor.

‘Sadece 25 devlet başkanı kadın’

SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Gülseren Onanç, pandemi döneminde kadınların yönettiği ülkelerin süreç yönetiminde başarılı olmalarının kendilerine ilham verdiğini belirtti. Onanç, şu açıklamada bulundu:

Dünyada sadece 25 ülkede hükümet ya da devlet başkanı kadın. Oysa kadın politikacılar pandemi sürecini başarıyla yönettiler ve örnek bir liderlik sergilediler. Biz kadın liderliğinin eşit olarak politikada ve karar mekanizmalarında var olduğu bir ülkenin ve dünyanın daha yaşanılır olduğuna inanıyoruz. Bu amaçla #ÜlkemiBenYönetsem web sitesini geliştirdik.

Kadınların kendilerini, ülkesini yöneten seçilmiş veya atanmış bir kadın olarak görmesini ve Türkiye’yi nasıl yöneteceklerini bir cümleyle paylaşmalarını istiyoruz. Karar mekanizmalarında seçilmiş veya atanmış olmaları durumunda; ne karar alırlardı? Neyi değiştirirlerdi? Nasıl davranırlardı? Eğer kadınlar ülkelerini yönetseydi Türkiye ve dünya nasıl bir yer olurdu? Kadınların katılımıyla ortaya çıkacak tabloyu herkese göstermek istiyoruz. Biz çok güzel olacağına inanıyoruz.

Malatya’da maden için 735 ÇED başvurusu yapıldığı ortaya çıktı

Malatya Çevre Platformu (MALÇEP) İstanbul Sözcüsü Hüseyin Çıplak, Malatya genelinde yürütülecek maden faaliyetleri için 753 Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusu yapıldığını tespit ettiklerini duyurdu.

Tüm Haberler’in aktardığına göre Çıplak yaptığı paylaşımda “Madencilik şirketleri tüm Malatya’yı kuşatmış durumda” ifadelerini kullandı. Paylaşımda yapılan başvuruların ilçelere göre dağılımına da yer verildi.

ÇED başvurularının ilçelere göre dağılımı

  • Akçadağ: 110 ÇED başvurusu, 33 adet madencilik faaliyeti var. Taş ocağı, Kum ocağı HES, Mermer ocağı dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Arapgir: 32 ÇED başvurusu 24 adet madencilik faaliyeti var. REJ, HES, Mermer, Taş ocağı, Kum ocağı, çimento, kuvars, demir, bakır, kurşun, ve altın dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Arguvan: 28 ÇED başvurusu, 13 adet madencilik faaliyeti var. HES, çimento, bakır, kömür, demir, kurşun, gümüş, altın, kuvars dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Battalgazi: 66 ÇED başvurusu var. 53 adet madencilik faaliyeti var Rej, Kum ocağı dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Darende: 38 ÇED başvurusu var. 34 adet madencilik faaliyeti var. Mermer, taş ocağı, kum ocağı, demir, HES, çimento dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.

  • Doğanyol: 4 ÇED başvurusu var. 4 adet madencilik faaliyeti var. Kum ocağı, kuvars ve diğer madenler dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Doğanşehir: 119 ÇED başvurusu var. 113 adet madencilik faaliyeti var. Mermer, taş ocağı, bakır, yakut, HES, demir ve genel maden aramaları dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Hekimhan: 71 ÇED başvurusu, 46 adet madencilik faaliyeti var. Demir, krom, kurşun, gümüş, altın, tuğla, çimento, kuvars, dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Kale: 8 ÇED başvurusu var. 4 adet madencilik faaliyeti var. Genel maden aramaları dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Kuluncak: 46 ÇED başvurusu var. 45 adet madencilik faaliyeti var. Krom, demir, mermer ve diğer madenler dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Pütürge: 39 ÇED başvurusu var. 35 adet madencilik faaliyeti var. Barit, mermer, taş ocağı, altın, bakır, çinko, kurşun dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Yazıhan: 43 ÇED başvurusu, 11 madencilik faaliyeti var. Kömür, taş ocağı, kum ocağı, HES dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.
  • Yeşilyurt: 209 ÇED başvurusu var. 81 adet madencilik faaliyeti var Taş ocağı, kum ocağı, krom, mermer, altın, kuvars, çimento dahil olmak üzere bir kısmına ÇED gerekli değil raporu verilmiş.