Ana Sayfa Blog Sayfa 1708

İBB’nin soruşturmasına mülkiye müfettişleri el koydu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) müfettişleri, belediye AKP yönetimindeyken tanıdık bazı isim ve vakıflardan kullanılamaz durumda milyonlarca liralık taşınmaz alındığını tespit etti. Bu binaların neden alındığına dair inceleme yapılırken soruşturmaya mülkiye müfettişleri tarafından el konuldu.

Sözcü‘den Özlem Güvemli‘nin haberine göre, İBB müfettişlerinin tespit ettiği belediyenin önceki döneminde kullanılamaz durumda alınan taşınmazların başında Fatih’deki Fatih İlim ve Kültür Vakfı‘na ait olan üç taşınmaz bulunuyor. Taşınmazlar 25 Ağustos 2015 tarihinde alınmıştı.

Şu an boş olan bin 207 metrekare alanı kapsayan vakfın Tuba Kuran Kursu olarak kullanılan üç parseline belediye yönetimi AKP’deyken toplam 10 milyon 365 bin TL ödendi. Yeni yönetim tarafından yapılan incelemelerde de binanın güçlendirme çalışması yapılarak dahi kullanılmasının mümkün olmadığı tespit edildi.

Avcılar’da Türkiye İlmi ve İçtimai Hizmetler Vakfı‘na ait riskli binanın 5,7 milyona alındığı fakat binanın kullanılamadan yıkıldığı belirlendi. Bu binaların neden alındığı incelenirken de soruşturmaya mülkiye müfettişleri el koydu.

Fatih Dönmez: Doğal gaz tüketiminde rekor kırıldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 19 Ocak tarihinde 280 milyon metreküplük doğalgaz tüketimiyle yeni bir rekor kırıldığını açıkladı.

Twitter hesabından yaptığı paylaşımda ‘rekor talebin rekor arzla’ kısıntı olmadan karşılandığını ifade eden Dönmez en yüksek tüketimin olduğu illeri ise şu şekilde sıraladı:

  • İstanbul 51.6 milyon metreküp
  • Ankara 23.9 milyon metreküp
  • İzmir 13.9 milyon metreküp

Şahin: Doğal gaz masum değil

Türkiye’de yeni doğal gaz rezervlerinin açılmasına ilişkin Yeşil Gazete’ye değerlendirmede bulunan İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, doğal gazın ‘masum’ bir enerji kaynağı olmadığını hatırlatmıştı.

Şahin, “Doğal gaz sanki bir fosil yakıt değilmiş gibi iklim hedefleri için kömürün yerine konulacak bir geçiş gazı olarak pazarlanıyor. Bu Türkiye’nin yaptığının iklim ile alakası yok ama iklim açısından bakılınca sanki doğal gaz iklim dostu gibi sunuluyor. Böyle olmadığını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Doğal gazın elektrik üretiminde kullanıldığında kömürün yarısı kadar emisyon ürettiğini belirten Şahin “En önemlisi de temiz bir enerji seçeneği gibi sununca karbonsuzlaşma için asıl yapılması gerekenlerin önü tıkanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kaliforniya’da artık ‘yangın mevsimi’ değil ‘yangın yılı’ var

Olağandışı sıcaklıklar ve kuraklık güçlü rüzgarlarla birleştiğinde ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yeni bir orman yangını dalgasını ateşledi. Kaliforniya itfaiye teşkilatı Cal Fire bölgedeki bir düzineden fazla yangına müdahale ederken Santa Cruz dağındaki topluluklara salı günü tahliye emri verildi.

Ulusal Hava Durumu Servisi eyaletin büyük bir bölümünde orman yangını için en yüksek uyarı seviyesi olan kırmızı bayrak uyarısı çıkarmıştı. Yangınların henüz ocak ayındayken başlaması Kaliforniya’da artık bir yangın mevsiminden bahsedemeyeceğimizi gösteriyor.

‘Her an yıkıcı bir yangın çıkabilir’

2020 yılındaki yangınlarda yaklaşık 4,26 milyon dönümlük arazi yanmış ve 33 kişi yaşamını yitirmişti. The Guardian’ın aktardığına göre Cal Fire’dan tabur iletişim şefi Issac Sanchez, “Artık bir ‘yangın mevsimi’ görmüyoruz” ifadelerini kullandı.

Mevsim yerine büyük bir ‘yangın yılı’ olduğunu söyleyen Sanchez, “Biz de herhangi bir noktada çıkabilecek büyük yıkıcı bir yangının hazırlığında ve beklentisindeyiz” dedi.

Sıcak ve kuru hava yangının hızını artırıyor

Yılın herhangi bir döneminde yangın çıkmasının alışılmış dışında bir şey olmadığını belirten Sanchez, asıl sıkıntı yaratanın daha sıcak ve kuru havanın yangının hızla yayılmasına sebep olması olduğunu söyledi.

Yerel itfaiye departmanı, Los Angeles’ın yaklaşık 160 kilometre kuzeyindeki Kern ilçesinde bir bitki yangınının, saatte 80 kilometreye yaklaşan rüzgarların neden olduğu “hızlı yayılma” ile salı öğleden sonra 200 dönümlük alana çıktığını söyledi.

Trump’tan veda konuşması: Size hizmet etmek tarif edilmez bir onur

Görev süresi bugün dolacak olan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, dün Beyaz Saray’da yaklaşık yirmi dakikalık bir veda konuşması yaptı.

Trump, “Amerika’nın 45’inci Başkanı olarak görev süremin sonuna gelirken karşınızda birlikte başardıklarımızın haklı gururuyla duruyorum. Buraya gelme amacımızı hayata geçirdik hatta çok daha fazlasını yaptık” dedi.

Yeni yönetime şans diledi

Trump, kendisinden sonra göreve gelecek olan Joe Biden ve ekibine de şans diledi:

Bu hafta yeni bir yönetim yemin ederek göreve başlıyor. Amerika’yı güvende ve refah içinde tutmayı başarmaları için dua edeceğiz. Onlara en iyi dileklerimizi yolluyoruz ve şans diliyoruz. Bu çok önemli bir sözcük.”

Teşekkür etti

Trump, veda konuşmasında başta eşi Melania Trump ve kızı Ivanka Trump, damadı Jared Kushner ve tüm ailesine, Başkan Yardımcısı Mike Pence ve ailesine, yönetiminde ve kabinesinde görevli isimlere, Beyaz Saray çalışanlarına, gizli servise, orduya ve Amerikan halkına teşekkür etti.

Trump “Size hizmet etmek tarif edilmez bir onur. Bu olağanüstü ayrıcalığı bana verdiğiniz için size teşekkür ederim.” dedi.

‘Siyasi şiddet hoş görülemez’

Trump 6 Ocak’ta yaşanan Kongre saldırısına da konuşmasına şöyle değindi:

Tüm Amerikalılar Kongremize düzenlenen saldırıdan dehşet duydu. Siyasi şiddet Amerikalılar olarak kutsal gördüğümüz her şeye karşı bir saldırıdır ve hoş görülemez. Şimdi her zamankinden daha fazla ortak değerlerimiz etrafında birleşmeli ve partizan öfkeyi bir kenara bırakmalı ve kaderimizi çizmeliyiz.”

Trump, yönetimi sırasındaki başarıları sıraladı

Yönetimi sırasında dünyanın en büyük ekonomisini oluşturduklarını söyleyen Donald Trump, vergi reformu yasalarını, istihdam karşıtı uygulamaların kaldırılmasını, Trans Pasifik Ortaklığı ve Paris Anlaşması‘ndan çıkılmasını, NAFTA anlaşmasının değiştirilmesini, Çin’e uygulanan gümrük vergilerini de yönetimi sırasındaki başarılar olarak anlattı.

Ayrıca, Trump IŞİD’in halifeliğinin sona erdirilmesi, İran rejimine baskı uygulanması ve İranlı komutan Kasım Süleymani‘nin öldürülmesini de başarı olarak değerlendirdi.

Trump, koronavirüs salgını sırasında da ülke ekonomisinin diğer ülkeleri performans olarak geride bıraktığını iddia etti. Salgınla mücadeleyle ilgili de “Başka bir hükümet olsa aşı geliştirilmesi 3, 4, 5 hatta 10 yılı alırdı; bizse bunu dokuz ayda yaptı.” ifadelerini kullandı.

‘Ortadoğu’da bir dizi barış anlaşması yaptık’

Ortadoğu’daki izlediği politikalara da değinen Donal Trump şu ifadeleri kullandı:

Cesur diplomasimiz ve realist prensiplerimizle Ortadoğu’da bir dizi tarihi barış anlaşmasını başardık. İbrahim Anlaşmaları barış ve uyum içinde bir geleceğin kapısını araladı. Şimdi yeni bir Ortadoğu’nun şafağı ve biz askerlerimizi eve geri getiriyoruz. Onlarca yıldır yeni bir savaş başlatmayan ilk Başkan olduğum için de gurur duyuyorum.”

‘Başlattığımız hareket yalnızca bir başlangıç’

Trump son olarak başlattığı hareketin yalnızca bir başlangıç olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

Çarşamba günü öğlen yeni bir yönetime görevi devretmeye hazırlanırken bilmenizi isterim ki başlattığımız hareket yalnızca bir başlangıç. Daha önce bunun gibi bir şey görülmedi. Bir ülkenin halkına hizmet etmesi inancı artık azalmayacak; aksine günden güne büyüyecek.”

Trump’ın sabah saatlerinde Andrews Üssü‘nde düzenlenecek etkinliğin ardından Washington’dan ayrılması bekleniyor.

‘Kütahya’da topraklarını madencilere satmak istemeyen köylüler tehdit ediliyor’

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Avcılar ile Simav ilçesine bağlı Örencik köyü yakınlarında açılması planlanan altın ve gümüş madeni projesinin bölgenin havasını suyunu ve toprağını kirleteceğini ve köy sakinlerinin yerlerini yurtlarını terk etmelerine sebep olacağını söyledi.

Kasap, topraklarını maden şirketine satmak istemeyen köylülerin tehdit edildiğini de ifade etti.

ÇED süreci devam ediyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na 18 Kasım 2020 tarihinde konu hakkında yazılı soru önergesi verdiğini de hatırlatan Kasap, Bakanlığın önergesini şöyle yanıtladığını söyledi:

Kütahya İli, Simav ve Tavşanlı İlçeleri sınırları içerisinde yapılması planlanan ‘Altın-Gümüş Madeni/Açık Ocak Kapasite Arttırımı – Yığın Liçi ve Adr Tesisi Projesi’ ile ilgili olarak 13 Aralık 2019 tarihinde Bakanlığımıza başvuru yapılmış, 11 Şubat 2020 tarihinde de Halkın Katılım Toplantısı gerçekleştirilmiştir. Bakanlığımızca verilmiş herhangi bir ÇED kararı bulunmamakta olup ÇED süreci devam etmektedir.”

‘Köylüler tehdit ediliyor’

Bakanlığın ÇED sürecini iptal etmesi gerektiğini belirten Kasap, verilen cevabın gerçekleri yansıtmadığını belirtti. Bakanlığın cevabının aksine altın ve gümüş madenciliği faaliyeti yürüten şirketin şahıs arazileri üzerinde faaliyetini genişletmek istediğini belirten Kasap, Avcılar ve Örencik köyü sakinlerinin ilgili şirkete topraklarını satmak istemediği için tehdit edildiğini söyledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının daha önce de Kütahya’nın Gediz İlçesinde yer alan ve Gediz havzası için büyük bir öneme sahip olan Murat Dağı’nda altın madeni çıkarılması için “ÇED” olumlu kararı verdiğini belirten Kasap, hem bilirkişi raporu hem de açılan davalar sonucunda bölgede altın madeni çıkarılması kararının iptal edildiğini hatırlatarak aynı mücadelenin şimdi de Örencik ve Avcılar köyü için söz konusu olacağını da belirtti.

 

Şehir hastanelerinin maliyeti bir yılda 10 milyardan 16.7 milyar liraya çıktı

Sağlık Bakanlığı, tarafından yapılması planlanan 10 şehir hastanesinin devlete maliyeti bir yıl içerisinde 10 milyar 95 milyon liradan 16 milyar 718 milyon liraya çıktı.

2021 yatırım programında 10 bin 300 yataklı 10 şehir hastanesinin inşaatı için hazırlanan tutarın bu miktarda artmasının nedeninin maliyet farkının hesap hatasından mı yoksa  gerçek enflasyonun fiyatlara yansımasından mı kaynaklandığı ise açıklanmadı.

Enflasyon üzerinde artış

Şehir hastaneleri üzerine uzun yıllardır çalışma yapan CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin‘in resmi dokümanlar üzerinden yaptığı çalışmaya göre, enflasyon yüzde 14’ler düzeyinde gösterilmesine rağmen 10 hastanenin inşaat maliyeti yüzde 65.6 arttırılarak müteahhitlerin kamudan alacağı pay olağanüstü yükseltilmiş oldu.

Sözcü’nün aktardığına göre örneğin 2020 programında biner adet yatak kapasitesiyle yapılacak olan üç hastaneden Antalya ve Denizli şehir hastaneleri için 981’er milyon TL, Sakarya şehir hastanesi için de 976 milyon liraya mal olacağı belirtilmişti.

2021 programında ise yatak sayısı değişmediği halde Antalya hastanesi 1 milyar 220 milyon liraya, Denizli hastanesi 1 milyar 519 milyona ve Sakarya hastanesi de 1 milyar 862 milyon liraya yükseltildi. Aynı şekilde diğer şehir hastanelerinde de birbiriyle örtüşmeyen ve enflasyon rakamlarının en az 4 kat üzerine çıkan maliyet artışları yapıldı.

İhaleler kamudan değil şirketten yana

CHP’li Dr. Fikret Şahin, maliyetlerin bir yılda böylesine olağanüstü düzeyde artırılmasına anlam verilemediğini söyledi. Şehir hastanelerinin kamudan ziyade şirketlerin yararına olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını belirten Şahin şu ifadeleri kullandı:

İhaleler rekabetin olmadığı, davet usulüne dayanan, gizli kapaklı ve istisnai yöntemlerle gerçekleştirilmeye devam edildiği sürece her yıl şehir hastanelerinin maliyetleri katlanarak artmaya devam edecektir. Hastaneler adeta müteahhitlere para kazandırma aracına dönüştürülmüştür.”

Mersin Akkuyu Nükleer Santrali bölgesinde patlama: Evler hasar gördü

Mersin Akkuyu Nükleer Santrali bölgesinde dün saat 18.00 civarlarında bir patlama yaşandı. Patlama nedeniyle bölgedeki evlerde zarar meydana geldi. Bazı evlerin camları kırıldı.

Mersin Valiliği konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada patlamanın planlı olarak yapıldığı ve vatandaşların zararlarının karşılanacağı vurgulandı.

‘Vatandaşların zararları tazmin edilecek’

Mersin Valiliği’nin yaptığı açıklama ise şöyle:

İlimiz Akkuyu Nükleer Güç Santrali Bölgesinde bugün yapılan planlı patlatma sonucu patlamanın etkisiyle Büyükeceli bölgemizde ev ve seralarda meydana gelen zararların tespitine yönelik zarar tespit komisyonu kurulmuş olup gerekli çalışmalara başlanmıştır. Bu çerçevede vatandaşlarımızın zararları tazmin edilecektir.
Patlatma ile ilgili gerekli incelemeleri yapmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı’ndan bir ekip görevlendirilmiştir. Konu her yönüyle incelenecek ve sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

‘Mersinli nükleer santrali Akkuyu’da istemiyor’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, patlamayla ilgili bir açıklama yaparak santralle ilgili tehlikeleri ve sıkıntıları yaşamak istemediklerini belirtti:

Mersin Akkuyu’da yine bir patlama meydana geldi. Saat 18.20’de art arda gelen iki patlamada evler, binalar hasar almış durumda. Yöre halkı panik durumda. Biz artık orada nükleer santralle ilgili bu tehlikeleri, bu sıkıntıları yaşamak istemiyoruz.

Kaymakam bilgi vermiyor, jandarma bilgi veriyor. Şu anda olay yerindeler. İnsanların evlerinin kapıları, camları, duvarları çatlamış, kırılmış durumda. Çekebildiğimiz kadar videolarını çektik.

Mersin, hemşerilerimiz, bizler topraklarımızda bu tehlikeyle yaşamak istemiyoruz. Her hafta, her ay bir vukuat oluyor burada. Lütfen nükleer yapacaksanız, lütfen gidin deprem bölgesi olmayan, Mersin dışında, daha tehlikesiz bir coğrafyada yapın. Mersin, Mersinli nükleer santrali Akkuyu’da istemiyor.”

‘Onlarca ev hasar gördü’

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen de sosyal medya hesabından patlamanın ardından bir vatandaşın evinde meydana gelen hasarı gösterdiği videoyu yayımladı. Antmen, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

Mersin Büyükeceli’de Akkuyu Nükleer İnşaatının yanındaki yol yapım çalışmaları esnasında yaşanan dinamit patlamaları esnasında onlarca ev hasar gördü. Dinamit patlamalarını yapan Akkuyu Nükleer İnşaatını yapan taşeron firmalardan birisi olduğu bilgisi var.”

Antmen, ayrıca dinamit patlamaları esnasında 86 evin hasar gördüğünü de ileri sürdü.

90 yaş ve üzeri yaş grubuna koronavirüs aşılama çalışmaları başladı

14 Ocak’ta sağlık çalışanlarının aşılanmasıyla başlayan koronavirüs aşılama çalışmaları devam ediyor. Sabah saatlerinden itibaren huzurevleri, engelli ve bakımevlerinde kalan yaşlılar ve 90 yaş üstü vatandaşlar aşı olmaya başladı.

Ankara Gölbaşı İlçe Sağlık Müdürlüğü Aşı Uygulama Ekibi, ilk aşıyı 95 yaşındaki Rabia Yurtseven‘e evinde yaptı.

Vatandaşlara sağlık kontrolünden geçirildikten sonra aşılar uygulandı. Aşılanan kişiler de aşı sonrası en az yarım saat gözetim altında tutuldu.

Fotoğraf: AA

90 yaş ve üzeri aşılama kapsamında Ankara’da 11 bin 942, Türkiye genelinde 198 bin kişi bulunuyor.

Son altı ayda koronavirüs geçirenlere ise aşı uygulanmayacak. Bu yaş grubuna evde yapılacak aşılama çalışmalarının kısa sürede tamamlanması hedefleniyor.

Türkiye’de şu ana kadar 939.709 kişi koronavirüs aşısı oldu.

Sağlık Bakanlığı’nın dün açıkladığı verilere göre koronavirüs vaka sayısı toplam 2 milyon 392 bin 963’e ulaştı. Ağır hasta sayısı 2 bin 183 olarak açıklanırken, salgın sebebiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 24 bin 161 kişi oldu.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Riskler Raporu yayınlandı

Dünya Ekonomik Forumu‘nun (WEF) kısa ve uzun vadeli riskleri tespit etmek üzere Marsh & McLennan ve Zürih Sigorta Grubu‘nun katkısıyla hazırladığı Küresel Riskler Raporu 2021 yayımlandı.

Raporda, 841 küresel uzman ve karar alıcıdan, 2021’e ilişkin endişelerini olasılık ve etki açısından sıralamaları istendi.

Risklerin beş tanesini “doğal kaynakların tükenmesi”, “ekstrem hava olayları”, “iklim eyleminde yetersizlik” , “insan kaynaklı çevre zararı” ve “biyolojik çeşitlilik kaybı” gibi çevreyle ilgili sorunlar oluşturdu.

En büyük kısa vadeli risk salgın hastalık

Katılımcılar, kısa vadeli (iki yıl) en büyük risklerin, Covid-19 gibi “salgın hastalıklar” ve salgının ekonomik etkisiyle “geçim krizi” olduğunu belirtti.

Rapora göre, Covid-19’un insani ve ekonomik maliyeti şiddetli. Covid-19, yoksulluğu ve eşitsizliği azaltmada yılların ilerlemesini geriye götürmekle tehdit ediyor, sosyal uyumu ve küresel iş birliğini daha da zayıflatıyor.

Çevresel zarar ve aşırı hava olayları listede

Kısa vadeli risklerin üçüncü sırasında ise “ekstrem hava olayları” sunuldu. Geri kalan yedi risk arasında ise sırasıyla “siber güvenlik tedbirlerinin yetersiz olması”, “dijital eşitsizlik”, “ekonomide uzun süreli durgunluk”, “terörist saldırılar”, “gençlerde hayal kırıklığı”, “sosyal uyumun erozyona uğraması” ve “insan kaynaklı çevresel zarar” yer aldı.

En büyük orta dönem risk: Varlık fiyatlarında balon

Üç ile beş yıl arasında gerçekleşmesi beklenen ve etkisi en büyük risk olarak ise “varlık fiyatlarındaki balon” tanımlandı.  Rapora göre, büyük bir ekonomide konut, yatırım fonları, pay senetleri ve diğer varlıkların fiyatları reel ekonomiden giderek daha fazla uzaklaşıyor.

“Fiyat istikrarsızlığı”, “emtia şokları”, “borç krizi”, “devletlerin ilişkilerinde kırılma”, “devletler arası çatışma”, “siber güvenlikte başarısızlık” ve “teknik yönetişim başarısızlığı”, orta vadedeki  en yüksek riskler arasında yer alıyor.

En büyük uzun dönem risk: Kitle imha silahları

Uzun dönemde etkisi yüksek temel riskler ise “kitle imha silahları”, “devletlerin çöküşü”, “biyolojik çeşitlilik kaybı”, “doğal kaynak krizleri”, “sosyal güvenlikte çöküş”, “çok taraflılığın çöküşü”, “sanayide çöküş”, “iklim değişikliğiyle mücadelede başarısızlık” ve “bilime karşı duruş” olarak sıralandı.

Rapora göre, gençler son 10 yılda ikinci büyük küresel ekonomik krize şahit oldu. Bu nesil; eğitimleri, ekonomik beklentileri ve ruh sağlığı açısından ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldı.

 

Hrant Dink öldürülüşünün 14’üncü yılında anıldı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink öldürülüşünün 14’üncü yıldönümünde sevdikleri tarafından anıldı. Düzenlenen sembolik anma töreninde “Buradasın Ahparig” yazan pankart Dink’in öldürüldüğü Sebat Apartmanı önünde yere bırakıldı.

Canlı yayın üzerinden yapılan anma töreninde Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, tutuklu yargılanan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş ve Hrant’ın Arkadaşları’ndan Bülent Aydın konuşma yaptı.

Hrant Dink belgeselinin gösteriminin yapıldığı anma programı gün boyunca hranticinadaleticin.org adresi üzerinden devam edecek.

Rakel Dink: Siz hiç yorulmadınız mı?

Rakel Dink konuşmasında anma töreninin bu yıl ilk kez çevrimiçi olarak düzenlendiğini hatırlatarak “Biliyorum ki yürekleri burada çarpanlar çok çoktur. Burası unutturulmak istenen konuların hatırlatıldığı bir yer oldu. Burası acılarda kardeş olmayı öğrendiğimiz yer. Adalet ve doğruluk arayanların bir yer oldu. Bu alan devletin işlediği göz yumduğu sonuçsuz bırakılan cinayetlerin davaların dile getirildiği yer oldu” dedi.

Dink, konuşmasında “Bir kılıç artığı torunu olarak yüzyıldır yaşadığımız acıları inkar etmek yetmedi sözde soykırım diyerek yalanlarına tüy diktiler. Birilerini acıtıyoruz diye düşündünüz mü? Ermenilere kininiz gerçekten artık yoruyor. Siz hiç yorulmadınız mı, susmak utanç verici. Rab yardımcımız olsun” ifadelerini kullandı. Konuşmanın devamında ise şunları söyledi:

Tekrarlanmaması için sorumluluk, duyarlılık, adalet, doğruluk gerekiyor. İtiraf özür ve tövbe gerekiyor. O kadar çok yaslar, davalar var ki acımızı dile getirmekten utanır olduk. Vatandaşıyla sorunları bitmeyen bir devlet var maalesef. Halbuki öldürmekten kim kazanmıştır? Barış, esenlik, sevgi, iyilik, sevinç varken neden kötülük, neden düşmanlık, neden zulüm, neden savaşlar? Bunlar tanrıya da düşmanlıktır. Temiz eller böyle mi olur? Bu virüs hangi sabunla temizlenir? İnsan onuru böyle mi korunur?

’14 yılda bir davayı çözemediler’

Eşimin davası 14 yıldır devam ediyor. Bu 14 yılda bir cinayet davasını çözemediler. Çünkü maksat çözmek değil, nasıl kapatırız diye çabalıyorlar. Ama o kadar yere bulaşmış ki artık paketleyemiyorlar. Yakında davada bitti demeye çalışacaklar. Bittiğinden eminseniz avukatlarımız taleplerinden neden kaçıyorsunuz?

14 yıldır bu ülkede nice ittifaklar kuruldu, bozuldu ona göre bizim dava da renk değiştirdi durdu. İnsan düşünmeden edemiyor acaba bu sefer hangi ittifak kimlere dokunuyor? Basitçe Hrant’ı FETÖ öldürdü demek ‘Ben yapmadım elim yaptı’ demektir. Hrant’ı Ergenekon öldürdü demek ‘Ben yapmadım ayağım yaptı’ demektir.  Hangi duvar hangi bina yıkılırsa yıkılsın bu halk bundan iyisini inşa edecektir, inşa edemeyecekse zaten harabedir.

Demirtaş: Adalet arıyoruz

Rakel Dink’in konuşmasının ardından sözü eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş‘ın eşi Başak Demirtaş aldı.  Demirtaş konuşmasına “Asla kabullenmediğimiz yıllar geçse de alışmadığımız, alışamayacağımız, derin yaramız, dostumuz, abimiz, öz kardeşimiz, Hrant’ımız için yine bir aradayız” sözleriyle başladı. Konuşmanın devamında ise şu sözler yer aldı:

Siz, her yıl Agos’un önünde toplananlar, buraya gelemeyip de dünyanın dört bir yanında yüreği bizimle atanlar, sadece yitirdiğimiz bir değeri anmıyoruz, arıyoruz da aynı zamanda.

Adaleti arıyoruz, avuçlarımızdan kayıp giden barışı arıyoruz. Gülüşümüzü kaybettik. Neşemizi, yaşama sevincimizi… Yine toplandık işte, arıyoruz. Yaslıyız. Bitmiyor matemimiz. Bitmiyor çünkü cenazemiz halen yerde. Bunca omuz yan yana geldik de kaldıramadık cenazemizi. Çünkü ağır. Vebali ağır, mirası ağır, vasiyeti ağır. O nedenle arıyoruz.

Biliyorum, bulmadan durmayacağız. Biliyorum, çok yakınız.  Kaldıracağız cenazemizi. Düştüğü yerden kaldıracağız. Toprağa gömmek için değil, kardeşlik çınarı niyetine toprağa ekmek için.

Selahattin Demirtaş’tan şiir

Başak Demirtaş konuşmasını şu anda Edirne Cezaevi‘nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ın yazdığı bir şiir ile sonlandırdı:

Gümbürdüyor yerin altı.
Sarsılıyor gök kuleler.
Özgürlüğe gebe toprak,
Doğuracak bizi yeniden.

Ellerim ceplerimde, adımlarım minnetsiz.
Gamsız yürüyorum mezar diplerinden.
Ölülerimize yeminimiz var,
Dirilerimize müjdemiz.

Üşüyen çocuklar güneşten emsin.
Öksüz kalmış aşıklar kavuşsun.
Alın terine sevda karışsın diyedir, kavgamız.
Bir madalya takılmayacak göğsümüze.
Olsa olsa yağlı bir ilmek, boynumuza.
Belki kör bir kurşun, sırtımıza.

Ne adımız vardır bizim ne pasaportumuz.
Düştüğümüz yerden tanırsın bizi.
Kır çiçekleri biter toprağımızda.
Ya da bir gelincik, bütün kızıllığıyla.
Zulme isyan etmiş toprağın çocuklarıyız biz.
Geliyoruz olanca heybetiyle.
Az kaldı bak, gümbürdüyor yerin altı.
Sarsılıyor gök kuleler.
Özgürlüğe gebe toprak,
Doğuracak bizi yeniden.